Jump to content

bilgivehis

Sadece Ateistler Grubu
  • İçerik sayısı

    2.271
  • Katılım

  • Son ziyaret

Topluluk Puanı

0 Neutral

2 Takipçiler

bilgivehis Hakkında

  • Derece
    Advanced Member

Güncel Profil Ziyaretleri

2.611 profil görüntüleme
  1. İşte sorunun cevabını kendin vermişsin, din avutur. Din elbette avutacak, işin içinde trilyonlar dönüyor, sermayesi avutmaktan ibaret, böylesi bir ticaret ortamı kolay bırakılmaz. Aslında yükselişte olan dinlerin ticari gelirinin yüksek olması, yoksa bir avuç geri zekalıdan başka kimsenin dinleri taktığı yok.
  2. bilgivehis

    "Our Boys have done it" yalanı

    12 Eylül darbesini ABD yaptı diye iftira atıyorlar, gerçekte ise Ameriga yaptı.
  3. bilgivehis

    CHP, gerçekten de HDP'ye muhtaç mı?

    Cehalet, salaklık değil, günlük kişisel çıkardan ibaret. Bütün akplileri profesör yapsan yine günlük çıkarı kimdeyse ona oy verirler. Aynısı milliyetçiler dışında herkes için geçerli. Seçim, parti, ideoloji, din, ülke değerleri hepsi hikaye, herkesin yaptığı tek şey kişisel çıkar. Yani senin eleştirdiğin halk veya kişiler ortamı senden benden iyi biliyorlar ama çıkarları ön planda. Seçimdir, partidir, ideolojidir falan hepsini unut, bu ülkede artık onur ve değer kalmadı. Cumhuriyetin yıkıldığı, Atatürk'ün bitirildiği, ülkenin peşkeş çekildiği ve en büyük pay da halkın olduğu bir ülkeden bahsediyoruz, daha neyi neyde arıyorsun?
  4. bilgivehis

    CHP, gerçekten de HDP'ye muhtaç mı?

    Daha önce de çok söyledim, bu ülkede siyasetin belirleyici gücü Kürtlerdir, Kürtler istediğini iktidar yapar, istediğini muhalif yapar, siyaseti istediği gibi dengeleyen Kürtlerdir. Türk'ün hiç mi rolü yok dersen, rolü elbette büyük, AKP'den başkasına oy vermezler, en büyük rolleri budur.
  5. bilgivehis

    Atatürk düşmanlığının asıl sebebi

    Din, ideoloji veya daha başka şeyler sadece bir bahanedir, Atatürk düşmanlığı çıkara dayanır. Bugün masum insanlara tecavüz ediliyor, tecavüzcüler serbest bırakılıyor, tecavüzcüleri koruma kanunu çıkarılıyor, "cinsel istismar" kanunuyla tecavüz suç sayılmıyor. Atatürk buna izin verir mi, elbette vermez, o yüzden Atatürk'e düşmanlar. Ülkede fabrikalar, şirketler, bankalar, madenler, kıyı şeritleri ve taşınmaz bütün değerler yabancılara imtiyazsız satılıyor. Atatürk buna izin verir mi, elbette vermez, o yüzden Atatürk'e düşmanlar. Yerli üretim savsaklanıyor, hayvancılık bitiriliyor, her şey ithale bağlanıyor. Atatürk buna izin verir mi, elbette vermez, o yüzden Atatürk'e düşmanlar. Ülkenin mafyaları ülke yönetimine gelerek resmi mafya yapılıyor, medya tamamen kendi çıkarlarına göre yayın yapıyor. Atatürk buna izin verir mi, elbette vermez, o yüzden Atatürk'e düşmanlar. Halkın milli şuuru öldürülüyor, yalanlara kolay inanması için sürüleştiriliyor, iş ortamı resmi mafyanın tekeline göre işliyor. Atatürk buna izin verir mi, elbette vermez, o yüzden Atatürk'e düşmanlar. Kısacası din, ideoloji falan bahane, asıl düşmanlık bu yazdıklarıma dayanıyor. Halkın psikolojik tedavisi Atatürk ile mümkündür gerisi hikaye.
  6. Sen beni bahsettiğin gruplarla karıştırıyorsun, yanılıyorsun.
  7. Milliyetçilik, Türkçülük, dincilik en kısa tanımla "değer korumadır", hepsi kendi değerini korur. Hepsinin değer farkı ve değer önceliği vardır. Türkçü için öncelik Türklüktür, önce Türk sonra Türk değerleri ve daha sonra vatan gelir. Dinci için öncelik mensubu olduğu dindir, önce dini sonra dini ve sonra yine dini gelir, din dinci için tek değerdir. Milliyetçi için önce vatan sonra vatan değerleri daha sonra toplum gelir. Atatürk'ün "Söz konusu vatansa gerisi teferruattır" sözü sadece milliyetçilikle uyuşmaktadır. Türkçü için bu söz "Söz konusu Türk ise gerisi teferruattır" şeklinde geçerlidir. Çünkü vatana yapılan saldırı Türk'e herhangi bir zarar vermiyorsa o saldırı Türkçü için sadece teferruattır. Yetmişlerde on binlerce Türk öldüren Türkçüler, Türklere zarar geleceğine inandırılarak katliam yapmışlardı. Bugün ise yine aynı Türkçüler, İslamı Türkçülükle bağdaştırdığı ve İslamı yaymak için vatana, vatan değerlerine, Atatürk'e, Cumhuriyete saldıran iktidarla birlikte olmuşlardır. Türkçüler hiç bir zaman Atatürkçü, Cumhuriyetçi, Laik olmamışlardır, Atatürk'e Mustafa Kemal derler, sadece kurtuluş tarafı için komutan derler ama hiç biri Atatürk'e Atatürk demez, Başbuğ demez, kurtarıcı demez. Laik Cumhuriyeti ret ettiklerinden dolayı Atatürk'ün bir Türk devleti kurduğunu bile savsaklarlar. Oysa milliyetçi aksine vatanı, vatan değerlerini, Atatürk'ü, Cumhuriyeti koruma anlayışına sahiptir ve bugün Türkçü MHP ile birlikte dincilerin saldırısına uğrayan bu değerleri korumak milliyetçilere düşmüştür.
  8. Bunu anlatmak için Türkçülükle milliyetçiliğin arasındaki uçuruma değinmek gerekir. Türkçülük lanse edildiğinin aksine milliyetçiliğin tersi bir kavramdır, birbiriyle çatışır. Türkçülük ırkçılığa dayalı iken milliyetçilik çeşitli halkları da barındıran toplumculuğa dayalı bir duruş biçimidir. Türkçü diğer halklar üzerinde egemenlik kurmak ister, milliyetçi eşitliği ister. Türkçü ırkçılığından dolayı kendi ırkının asimile olmasına neden olur, Türklerin arapçılığa kayarak asimile olmasını getiren bizzat Türkçülük olmuştur. Milliyetçi aynı zamanda toplumcu, halkçı, yurtçu olduğu için birlik-dirlik-eşitlik denen yaşam biçiminden dolayı kendi değerlerinin devamlılığını sağlar. Bugün Türkler üzerinde yürütülen operasyona dikkat edin. İktidar bütün gücünü kullanarak Türklerin değerlerini, milli reflekslerini öldürmeye çalışırken, onun en büyük yardımcısı yine MHP yani Türkçülerdir. Oysa bu saldırılara karşı gelen bizzat milliyetçilerdir ve milliyetçilerin sığınacağı tek durak Atatürk kalmıştır, Atatürk'e saldırılar da yine bu nedenledir. Kısaca Türkçülüğü milliyetçilikle bağdaştırmak, öyle lanse etmek, kavramını bozmak, Atatürk'ten sonra yürütülen milliyetçi şuuru öldürmek için yapılmış bilinçli bir operasyondur. Bu operasyonda en büyük rolü AKP'den ziyade MHP yürütmüştür, AKP son vuruş olarak piyasaya sürülmüştür. Kısaca milliyetçilik Türkçülük değildir, Türk'e ve değerlerine saldırı olduğunda onu koruyacak olan Türkçüler değil milliyetçilerdir. haci nerede yanılıyor? Diğer bir çok inanç, ideoloji ve yaşam biçiminin bir sonu olduğu gibi elbette milliyetçiliğinde bir sonu vardır. Lakin milliyetçilik ömrünü tamamlaması için onu dayatan koşulların da ömrünü tamamlaması gerekir. Günümüzde ise milliyetçiliğe en çok ihtiyaç duyulduğu bir dönemdeyken ona sarılmak yerine "nasıl olsa ömrünü tamamlayacak" deyip de saldırganla aynı görüşü paylaşan bir haci elbette Atatürkçü olamaz,
  9. Bence ondan ziyade tolonbey'in eleştirisi çok doğru. Türklerin ulus süreci çok farklı olarak aksi yönde seyretmiş. Devletçilik geleneğiyle ulus olma yolunda dünyaya örnek olan Türkler, İslamdan sonra bu vasfını yine süreç içinde kaybetmeye başlamış, örneğin bin yıl önceki Türkler ulus olmaya en yakın halk idi. Bugün Türklerin büyük çoğunluğunda ulus bilinci diye bir şey kalmadı ama MEB'in iddiası Türklerin tarihi süreci ile uyuşmuyor, yanlış bir iddia. Ayrıca bu iddiayı bir başka yanlışlayan durum da bu anlamda gelişmiş ülkelerle aramızda öyle çok bir mesafe yok. Hemen hemen aynı süreçte feodalizmi yaşadık ve aynı süreçte kapitalizme geçtik. Üstelik kapitalizme öyle başkalarının dayatmasıyla değil, bizzat onu hak ederek geçtik. Kısaca Türkler ulus bilincine en geç ulaşan halk değil, ulus bilincini en erken yakalayan ama malum sebeplerden dolayı sonradan kaybeden bir halktır. Ayrıca ulus için de şunu söylemekte fayda var. Milliyetçilik olmazsa ulus olunamaz, çünkü halkı ulus olmaya götüren koşullardan biri milliyetçiliktir. Milliyetçilik demek milli şuur demektir, işte Türkler milli şuuru kaybettiği için bugün yerlerde sürünüyor.
  10. bilgivehis

    30 Ağustos Zafer Bayramınız Kutlu Olsun!

    Milliyetçilik artık geçersiz diyenlerin 30 Ağustos milli bayramı kutlamasını mı bekliyorsun ama 15 Temmuza gelince halkın milli şuur kurtuluşu demeyi biliyorlar.
  11. bilgivehis

    Milliyetçiliği gericilik olarak görenler yanılıyor

    Yani sana göre Atatürk'ün Gençlik Nutku günümüzde değerini yitirmiş, yani sana göre günümüzde "memleketin içindeki güç sahipleri aciz, doğruluktan çıkmış ve hatta ihanet içinde" değiller, hatta sana göre "bu güç sahipleri kişisel çıkarlarını, işgalcilerin siyasi amaçlarıyla" birleştirmemişler.
  12. bilgivehis

    Milliyetçiliği gericilik olarak görenler yanılıyor

    Yani sana göre Atatürk'ün Gençlik Nutku günümüzde değerini yitirmiş, yani sana göre günümüzde "iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hatta hıyanet içinde" değiller, hatta sana göre "bu iktidar sahipleri şahsi menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit" etmemişler.
  13. bilgivehis

    Milliyetçiliği gericilik olarak görenler yanılıyor

    Hayatı Okyanus ötesinde geçen biri halen Türkiye ve Türküm diyorsa, ülkesi kötüyken üzülüp iyiyken mutlu oluyorsa, ülkesi için bir şeyler yapma ihtiyacı duyuyorsa işte bu milliyetçilik değeridir. Kendi ülkesi tarafından yağlı urgana gideceğini bile bile ülkesine yapılan yanlışlara karşı dik durabiliyorsa idam fermanına rağmen Samsun'a ayak basıyorsa işte bu milliyetçilik değeridir. Doğum yaptığı gün çocuğunu beşikte bırakıp düşmana karşı savaşıyorsa, bütün maddi zenginliğini bir kenara itip yurt dışından gelerek cepheye koşuyorsa işte bu milliyetçilik değeridir. Milliyetçilik, aile, toplum, vatan ve hepsinin değerlerini koruma zorunluluğuna dayanan milli bir şuurdur. Bu şuur olmazsa karışık milletlerden meydan gelmiş olmasına rağmen ABD, İngiliz işgalinden zaferle çıkamazdı, aynısı bizim kurtuluş zaferi için de geçerli. İşte Atatürk'ün Gençlik Nutku, bir milliyetçiliktir, onu bu nutku düşünmeye iten koşullardır, koşullar olmazsa o nutka ihtiyaç duymayacaktı. Milliyetçiliğin tanımını birilerinin yapması gerekmiyor, birilerinin ona değer atfetmesi gerekmiyor, yaşamın kendisi tanımı da değeri de doğal olarak oluşturuyor. Ne var ki, Norveç'teki Anders Behring Breivik katliamında, 80 öncesi ülkücülerin katliamlarında olduğu gibi ırkçılığı milliyetçilik ile bağdaştırma yanlışına düşüyorlar.
  14. bilgivehis

    Milliyetçiliği gericilik olarak görenler yanılıyor

    Bu onu tanımsız ve anlamsız yapmaz, aksine gerici ve dincilerin saldırısına uğradığı göz önüne alınırsa milliyetçilik doğal olarak ilericilik alanına girer. Başlık yazısında olduğu gibi milliyetçilik olmasaydı bugünkü Avrupa asla ileri bir kıta olamazdı. Irkçılık yapanların milliyetçi sıfatını kullanmaları nedeniyle insanların kafası karışabiliyor, ancak ırkçılık ile milliyetçilik asla bağdaşmaz. Bağdaşmış olsaydı bugün Avrupa'da ari ırktan başkası olamazdı. Demokrasinin, halkçılığın ülkemizde temelini atan Atatürk, milliyetçiliği Altı Ok'a koymazdı. Nereden bakarsanız bakın milliyetçiliğin tanımını olayların kendisi belirliyor ve bu da ilericilik tanımına giriyor.
  15. Her yerde koronalı etkinliğe izin veren iktidar, Cumhuriyet’in Zaferi’ne geçit vermedi. Bunun kabul edilebilir hiçbir gerekçesi yok ve olamaz. 949 yıl sonra Alpaslan’ın Malazgirt Zaferi’nin kutlamalarına izin var ama Mustafa Kemal’in 98 yıl önceki zaferinin anılmasına izin yok. Nisan 1916’da Osmanlı ordusunun; Irak’ta, Kut’ül Amare’de İngiliz ordusunu yenmesini kutlayan AKP, İngilizlere teslim olan Vahdettin’i sever ama İngilizlerle birlikte Fransa, İtalya ve Yunanistan’a karşı ‘zafer’ kazanan Mustafa Kemal’i unutturmaya çalışır. Alpaslan ve adamları olmasaydı, belki Türkler bugün bu coğrafyada olmayabilirdi ama Mustafa Kemal ve yoldaşları olmasaydı bugün kesin olarak bu topraklarda CUMHURİYET olmazdı ve belki de bu topraklar Yunanistan’ın bir parçası olacaktı. Başkaları da Anadolu’nun başka bölümlerinde çöreklenmiş olacaktı. Özetle bu topraklarda ya Türkler olmayacaktı ya da olanlar da köle ruhlu olacaktı. Hani şu “Keşke Yunan kalsaydı” diyen tipler gibi. Hikaye bu kadar yalın. Peki başka yalın olan ne var? AKP’nin, Mustafa Kemal’den hoşlanmadığı gerçeği. AKP’nin, Mustafa Kemal’in yaptığı hiçbir şeyden hoşlanmadığı gerçeği. AKP’nin, Mustafa Kemal ve yoldaşlarının önderliğinde Anadolu insanın mücadelesiyle kurulun bu CUMHURİYET’i içine sindiremediği gerçeği. AKP, bu CUMHURİYET’in tüm kurum ve kuruluşlarından kurtulmaya ya da tümünü kendi ideolojisine uygun biçimde yeniden dizayn etmeye çalıştığı ortada. Kanlı Arap Baharı’ndan sonra AKP iç ve dış politikada ne yaptıysa hep yönde hareket etti ve ediyor. AKP; devleti ve toplumu İslamlaştırmaya çalışıyor. Muhalefet hala bu gerçeği görmüyorsa bu işte bir iş var! Bu işin şakası yok. Konumuz CUMHURİYET! 18 yıldır iktidarda olan AKP’nin yaptıkları muhalefet için yeterli olmadıysa bir 18 yıl sonra muhalefetin kendisi de yok olacaktır. Bu ve buna benzer filmleri ben Ortadoğu ülkelerinde çok gördüm. Bu ülkelerin hali ortada. 50 yıl önce okumak için İstanbul’a geldiğimde bu ülkenin her şeyi ile Ortadoğu ülkelerinden faklı olduğuna inanıyordum. Zamanla bu inancımın doğru olduğunu gördüm ve bununla ilgili Arap ve batı medyasında çok makale yazıp program yaptım. Özellikle Mustafa Kemal’in ‘zafer’leriyle ilgili. O ‘zafer’ler benim de ‘zafer’lerimdi. Çağdışı, ilkel, bağnaz ve demokrasi düşmanı anlayışların egemen olduğu bir coğrafyada ‘çağdaş bir toplum yaratma’ mücadelesi hiç kolay değildi. Bu mücadelede kazanılan zaferler de doğal olarak çok önemliydi. Ama şimdi her şey tersine. AKP, bu ülkeyi tüm kurumlarıyla bir Ortadoğu ülkesi yapmaya çalışıyor. Bunun için Türkiye’yi Ortadoğu ülkelerinden farklı kılan Mustafa Kemal’den ve onun kurduğu “Laik CUMHURİYET”ten kurtulması gerekiyor. AKP, bunun için çalışıyor. Hepsi bu kadar. Osmanlı ile övünmek bunun içindir. Her fırsatta Vahdettin ve Abdülhamit’i anımsatmak bunun içindir. Filmler, diziler, okul müfredatı, dini tarikatlar ve benzeri tüm etkinlikler bunun içindir. Siz istediğiniz kadar Osmanlı’nın kötü tarafını anlatın işe yaramaz. Siz istediğiniz kadar Osmanlı sultanlarının ezici çoğunluğunun annelerinin Türk ve Müslüman olmadıklarını yazıp anlatın, işe yaramaz. Siz istediğiniz kadar Osmanlı sultanlarının büyük bölümünün kendi babalarını, kardeşlerini, çocuklarını ve yakın akrabalarını boğdurduklarını anlatın, işe yaramaz. AKP Mustafa Kemal’in tüm ‘ZAFER’lerini kıskanıyor. AKP bunun için dışardaki maceralarından vazgeçmeyecektir. AKP, kendince daha büyük ‘zaferler’ peşinde. AKP, içerde kendi ideolojik tercih ve saplantılarına teslim olmamak için direnen herkesi susturmak için demokrasi ve özgürlüklerin tümünü ortadan kaldıracaktır. AKP, bu yöndeki niyet ve kararlılığını gizlemiyor ama muhalefet ve muhalifler bunu anlamak istemiyor. AKP’nin geri adım atacağını düşünüyorlarsa yanıldıklarını çok yakında göreceklerdir. Ayasofya’nın cami yapılması bunun içindir. Ahlat’ta yazlık sarayın yapılması bunun içindir. Bilal Erdoğan’ın gidip de bu ‘otağı’ teftiş etmesi bunun içindir. 26 Ağustos 2020 Korkusuz Gazetesi
×
×
  • Yeni Oluştur...