Jump to content

Emre_1974tr

Üyeliğini Sildirmiş Kullanıcı
  • İçerik sayısı

    350
  • Katılım

  • Son ziyaret

Topluluk Puanı

0 Neutral

Emre_1974tr Hakkında

  • Derece
    Advanced Member

Contact Methods

  • Website URL
    http://emre1974tr.blogspot.com.tr/

Profile Information

Güncel Profil Ziyaretleri

641 profil görüntüleme
  1. ÜYELİĞİ SONLANDIRILAN KULLANICILAR

    Eğer yazımı foruma geri almıyorsanız üyeliğimi silin. Selam
  2. Ruhçu öğreti "ateizmin açık yöneticisi olmak için" atakta

    Hayır , burada söyledim bitti.
  3. Ruhçu öğreti "ateizmin açık yöneticisi olmak için" atakta

    Dediğim gibi eğer başlığı foruma geri almıyorsanız üyeliğimin silinmesini istiyorum.
  4. Ruhçu öğreti "ateizmin açık yöneticisi olmak için" atakta

    Bu başlık Tavanarasından geri alınmazsa üyeliğimi silin. Ya başlığı geri alın, ya da dediğim gibi üyeliğimi silin. Selam
  5. Ruhçu öğreti "ateizmin açık yöneticisi olmak için" atakta

    Evet tasavvufçular Darwin'den önce evrimi kaleme aldılar. Çünkü tasavvuf ruhçuluğun İslam dünyasına sızmaya çalışan Truva atı. Yani aslında İslam'ın tam tersi bir öğreti sufizm/tasavvuf. Kabala da yine ruhçuluğun, Yahudiliğe sızmaya çalışan Truva atı. Bu bağlamda Kabalacılar da asırlar önce evrimi kaleme aldılar. Çünkü ruhçu öğretinin temellerinden, panteizm ve evrim. Bu arada Kabalacılar reenkarnasyonu da dine sokuşturmaya çalıştı. Tasavvufdan bahsetmişken konuyla ilgili videomuz:
  6. Ruhçu öğreti "ateizmin açık yöneticisi olmak için" atakta

    ABD'de binlerce giyotinin gizlice kurulduğu iddiaları vardı bildiğiniz üzere. Ve şu şansa bakın ki yine ABD'de yetkililer giyotinle ilgili açıklamalara başladılar bile: http://www.washingtonpost.com/news/morn ... ral-judge/
  7. Ruhçu öğreti "ateizmin açık yöneticisi olmak için" atakta

    ABD'de İlluminati'nin sapkın totaliter sosyalist sisteme geçiş evresi için binlerce giyotini kurduğu iddia edilmekte: https://www.youtube.com/watch?v=_G3g1o3uHFE https://www.youtube.com/watch?v=q-jRUaClYcM
  8. Ruhçu öğreti "ateizmin açık yöneticisi olmak için" atakta

    11 sayısı onlar için önemli ve ikizkuleler saldırısını da 11 Eylül'de gerçekleştirdiler. 11 Eylül İkiz kuleler 11 Mart Japonya depremi ve nükleer felaket (kombine edilmiş felaket) Ayrıca birçok şeyi bu sayı doğrultusunda gerçekleştirmeye devam edeceklerdir. Bu arada;ikiz kulelerle ilgili kartta 11 var mıydı diye sorarsanız kulelerin kendilerine bakın derim. İkiz kulelerin kendisi " II " şeklinde 11'i anlatmaktaydı zaten.
  9. Ruhçu öğreti "ateizmin açık yöneticisi olmak için" atakta

    Evet bu kart 11 Mart 2011 Japonya Depremini anlatıyordu ve başlığında "çifte, kombine edilmiş felaket" diyerek buna nükleer felaketinin de eşlik edeceğini ima etmişlerdi. Resim Fakat bu belirtilen "kombine felaket" ayrıca başka bir şeye de işaret olabilir. Yine Japonya'da ama daha ileri tarihde gerçekleşecek olan başka korkunç bir olay olabilir. Şimdi düşüncek olursak, 2020 olimpiyatları Tokyo'ya verildi. Ve bu kartın alt kısmındaki panik halindeki 5 kişinin giysilerinin renklerine bakın. Sonra bir de ünlü olimpiyat halkalarının renklerine bakın
  10. Ruhçu öğreti "ateizmin açık yöneticisi olmak için" atakta

    George Orwell ve romanı "1984" hakkında yazdığım entry " Bindokuzyüzseksendört" Romanının orjinal kapak resimlerinden biri Ekşi Sözlükte büyük harf yazımı olmadığından entrymin tüm harfleri küçük. Sözlük'teki başlık "George Orwell". Ve şöyle yazmıştım: george orwell özellikle "1984" adlı romanını ele alacak olursak; yazar george orwell bir komünist görüldüğü kadarıyla(ya da en azından bir zamanlar öyleymiş). ama şu kandırılan, materyalist/ateist solculardan olma ihtimali yüksek. ve illuminati ile vücuda getirdiklerini sonradan öğrenerek bunun şokunu yaşıyor gerçek hayatında da. öncelikle marks'ın ve diğer illuminati ajanlarının insanlara söylediği yalanları hatırlamak lazım. onlara göre üretim araçları birgün kimsenin elinde olmayacaktı ve ürünler/zenginlik eşit paylaşılacaktı.önce sosyalist dönem yaşanacaktı. bu, devlet eliyle kolektivizmin egemen kılınacağı dönemdi.yine onların yalanlarına göre daha sonra insanlar/toplum daha da evrimleşecek ve devlete de gerek kalmayacaktı.yani devletsiz/komünist döneme, nihai sona ulaşılacaktı. artık iktidarı ve serveti elinde bulunduran biri veya azınlık olmayacak, zenginler ve de yönetici bir iktidar söz konusu olmayacaktı. sınıfsız (hem mali hem de siyasi açıdan sınıfsız) bir dünya toplumu oluşacaktı. ülkeler, din, milliyetçilik gibi kavramlar da tarihe karışacaktı onların kaleme aldığı uydurmalara göre. tabii bu ruhçu öğretinin (şeytanların) insanların ayaklarını kaydırmak için ortaya attığı planın insanlara yutturulma çalışmasıydı. gerçekte ise insanlara ve onlara verilen nimetlere/hediyelere düşman olan iblis, insanların her 2 dünyada da ızdıraplar içinde kalmasını ve kaybetmesini hedefliyordu. bu sapkın kolektivist firavun öğretisini (komünizmi) gerçekte onları köleleştirmek, ızdıraba ve sefilliğe yuvarlamak ve dini de ellerinden alarak ahirette de sonsuza dek cehennemi yaşamalarını sağlamak için bir araç olarak ortaya çıkarmıştı. tek tanrı inancını ortadan kaldırmak, cinsellikle de dahil olmak üzere tüm nimetlere insanoğlunun da düşman olmasını ve onlardan uzaklaşmasını sağlamak, maddi ve manevi işkenceleri çeşitli maskelerle insanlara benimsetme ve iç dengelerini alt üst etme planlarını tarih boyunca uyguladılar. bu yüzden ruhçu öğretinin bulaştığı her felsefe veya din; sefillik, ızdırap ve komünizm unsurlarını temelinde barındırdı. tabii diğer temelleri arasında da evrim, panteizm, kutsal insanlar vs. bulunmakta... işte yazar orwell kafasındaki komünizm (ve ondan önceki aşama olan sosyalizm) ile gerçekteki arasındaki farkı, daha da kötüsü komünizmin içyüzünü görmeye başlayınca yıkıma uğramış gibi gözüküyor. ilk farkettiği, amacın özgürlük ve refah değil, tam tersi olduğu gerçeğidir. zaten kolektivist felsefenin bireyi hiçe saydığını ve sanki sosyalizm iyi birşeymiş gibi sunulan ambalajında bile bireylerin yani insanların kolayca harcanan fareler olarak görüldüğünü baştan fark etmesi gerekiyordu. dahası, bireyci yani liberal olmadan demokrasi diye birşeyin bile olmayacağını düşünememiş. hatta toplumcu da olunamayacağını...ve yaşadığı hayalkırıklığı gittikçe daha da derinleşmiş. illuminati hakkında çok şey öğrenmiş ve hatta onlardan bazı şeyler belleğine bile yerleşmiş gibi. ama tekrar belirtmek gerekirse, olayı yine de tam çözememiş olabilir.belki de karşısındakileri(sosyalizmi vücuda getirenleri) hala materyalist/ateist, sadece iktidar düşkünü bir oluşum olarak tanımış ve algılamış olabilir(burası tartışılır). bunlar madolyonun veya buzdağının çok küçük bir parçası tabii. örneğin cinselliğe ve hazza neden düşman olduklarının felsefi temelini belki tam bilmiyor da olabilir(ya da tam tersi...). bu oluşumun kendini tanrı olarak görmesini sadece iktidar anlamında ele alıyor romanda. ama gerçekte ise onlar kendilerini panteist/ruhçu felsefede gerçekten tanrı olarak görüyorlar...(ya da dediğim gibi yazar bunları da biliyor belki ve sembollerle aktarıyor bilgilerini). farkettiği veya açıkça aktardığı hurafeler arasında; zıtlıkların birliği inancı, maddenin hayal olduğu kabulü, nimetlerden uzaklaşılıp ızdırabın hedeflendiği, kötülükle iyiliğin karışması, bireyin önemsizliği vs. var. bu arada 11 sayısını defalarca tekrarlamış romanında. ya "11 yıl" lafı geçiyor, ya 11 dakika veya kişi... baştan sona birçok kez bu sayıyı kasıtlı olarak kullanmış gözüküyor. yazarın iç dünyasına dönecek olursak, hayal kırıklığı ve öfke içindeki bir komünist (orwell) var demektir. eski topluma göre sadece iktidar/zenginlik el değiştirmekle kalmıyor, halkı/insanlığı bitirmeye niyetli bir şeytani oluşumla karşı karşıya olduğunu farkediyor. yarattığı 1984 dünyasında piramit şeklinde devasa yapıların bulunması da, yine orwell'in komünizmin; illuminati ve dolayısıyla kabalacı/ruhçu öğretinin maşası olduğunu bildiğini gösterdiği şeklinde yorumlanabilir. son olarak; çiftdüşün uygulaması her zaman insanlara uygulanmakta olan bir yöntem gibi gözüküyor. insanların kafası çeşitli yollarla karışık hale getirilmekte, robotlaştırılmakta ve çelişkilerle dolu düşüncelere/inançlara sahip olmaları sağlanmakta. direkt cinlerin zihne yönelik saldırılarında da buna benzer sonuçlar ortaya çıkıyor. yani tarih boyunca zaten var. geçmişi/kayıtları değiştirme muhabbeti, aynı zamanda incil ve daha eski kutsal kitapları değiştirme olayını da kapsar. yenisöylem denilen şey de daha çok değiştiremedikleri kitapları, örneğin kuran'ı etkisiz hale getirmeye çalışma, insanların onu anlamasını engellemeye çalışma planlarının parçası olabilir. eğer kullanılan dili değiştirirlerse, kitap aynı bile kalmış olsa, onu okuyunca farklı şeyler anlaşılmaya başlar...başka bir deyişle;kıyamete kadar dini kaynak olarak bir tek kuran korunduğundan bu dünyada, dili değiştirmek yoluyla kitabın anlaşılmasını engelliyor, daha da kötüsü yanlış anlaşılmasını sağlamayı hedefliyor olabilirler uzun vadede. ve big brother insanların gerçeğe imandan vazgeçip, hurafelere, onların hastalıklı öğretisine inanmasını hedeflemekte yine romanda. ve bu dünyadan öbür dünyaya da insanların böyle kafir bir şekilde gitmelerine çalışmakta. zaten bu da ruhçuluğun başlıca hedefidir maalesef. yazar bu konuda da çok şey biliyor veya en azından sezinlemiş durumda gözükmekte. insanlığı bu oluşum ve tehlikelerine karşı uyarmakta gibi... komünizmin kökenini oluşturan ruhçuluğun içyüzünü anlattığımız videomuz: http://emre1974tr.blogspot.com.tr/2013/10/george-orwell-ve-roman-1984-hakknda.html
  11. Ruhçu öğreti "ateizmin açık yöneticisi olmak için" atakta

    Hayır ilk insandan beri hep sadece İslam var. Sonra insanlar ve cinler dini değiştirip adını da Hıristiyanlık, Hinduizm gibi birşeyler uyduruyorlar. Ortada gerçek kutsal kitaplarınız da olmadığından değişmiş kitaplarınıza terimler ve olaylar yanlış giriyor tabii. Neyse ki elimizde gerçek bir kutsal kitap olarak Kuran var bugün. Terimlerin ve olayların gerçeklerini yazıyor. Dediğim gibi sizin hadis kitaplarınız olan İncillere falan Ruh kavramı da yanlış bir şekilde girdi. Putperest ruhçuluktaki ruhlar alemi, hayaletler hurafelerini size bir güzel yedirdiler. Tıpkı çok tanrıcılığı üçleme adı altında benimsetmeleri gibi (Hinduların da "333 in 1" demesi gibi). Buna karşılık Kuran gerçekleri yazarak gerçek dini sunar. Zaten hiç hadis kitaplarıyla kutsal kitap bir olur mu? Selam
  12. Ruhçu öğreti "ateizmin açık yöneticisi olmak için" atakta

    Kutsal Ruh da yine vahiy meleği. Sizin Hıristiyanlığa yine yanlış girdi bu terim tabii. Rabler edindiğiniz kişiler size ne ezberletiyorlarsa onu benimsiyorsunuz elbette. Kendinizin sorgulama, delillere bakma gibi bir huyu zaten olamaz. Selam
  13. Ruhçu öğreti "ateizmin açık yöneticisi olmak için" atakta

    Kuran bildiriyor işte ne olduğunu. Ve size verilen kadar biliyorsunuz diyor. Yani o ciltler dolusu kitaplar yazılan ruhlar alemi safsatasıyla ilgisi yoktur ruhun.
  14. Ruhçu öğreti "ateizmin açık yöneticisi olmak için" atakta

    Vahiy meleği anlamında kullanılan ayetlere de örnek verelim: Meryem 17. Onlarla arasına bir perde çekmişti. Biz de Ruhumuzu ona göndermiştik de o kendisine sapasağlam bir insan şeklinde görünmüştü. Meryem 19. Ruh dedi: "Ben, sadece Rabbinin elçisiyim. Sana tertemiz bir oğlan bağışlamak için buradayım." Vahiy kitabı olduğu için Kuran'a ruh diyen ayet: Şura Suresi 52 İşte böylece sana da emrimizden bir Ruh vahyettik. Sen, kitap nedir, iman nedir bilmezdin. Fakat biz onu, kullarımızdan dilediğimizi kendisiyle kılavuzladığımız bir nur yaptık. Hiç kuşkusuz, sen, dosdoğru bir yola kılavuzluk etmektesin.
  15. Kuran'a göre yıldızlar kayıyormuş.

    Hayır, yıldızların düştükleri yere (mevkilerine) yemin ederim. (56:75) Eğer bilirseniz, gerçekten bu büyük bir yemindir.(56:76) 75. ayette yıldızların “düştükleri yer” diye tercüme ettiğimiz ifadenin Arapçası “mevki” kelimesidir. Aynı kelime 18- Kehf Suresi 53. ayette de geçer ve orada da suçluların cehenneme düşmesindeki “düşmeyi” ifade etmek için kullanılır. Bu kelimenin kökü Arapça “vakaa”dır ve Kuran’da “düşmek, vaki olmak, gerçekleşmek” anlamlarında kullanılır. Yıldızlar bünyelerinde hidrojen bombaları patlatarak yaşar. Bu patlamalarda bir kısım madde enerjiye dönüşür ve çok büyük bir sıcaklık açığa çıkar. İki milyon kilo kömürü yakarak elde edeceğiniz enerjinin tamamını sadece bir gram maddeyi enerjiye dönüştürerek elde edebilirsiniz. Örneğin orta boy bir yıldız olan Güneşimiz’de her saniye dört milyar kilo madde enerjiye dönüşür. Yani bir saniye gibi ufak bir zaman diliminde sekiz milyon kere trilyon ton kömüre eşdeğer sıcaklık ortaya çıkar. Bir yıldız bütün maddesinin az bir kısmını yakıt olarak kullanır ve bu yakıt bitince yıldızlar da ölür. Allah’ın canlılar için takdir ettiği doğum ve ölüm yıldızlar için de takdir edilmiştir. Her yıldızın muhakkak bir sonu vardır. YILDIZLARIN DÜŞÜŞÜ VE BÜYÜK YEMİN Kuran’da birçok varlığın, olayın üzerine yemin edilerek, bunlara dikkat çekilmiştir. Yıldızların düştükleri yerlere de böyle dikkat çekilmekle beraber, ilgili ayetlerde özel bir durum da oluşmuştur. Yıldızların düştükleri yerlere yemin edildikten bir ayet sonra bu yeminin büyük bir yemin olduğunun söylenmesiyle özel durum oluşmuştur. Çünkü Kuran’da bu tarzda birçok yemin olmasına rağmen bir tek burada bu yeminin büyüklüğüne dikkat çekilmiştir. Birazdan yakıtını tüketen yıldızların ölümünde ortaya çıkan müthiş sayısal değerleri göreceğiz. Evren’in en büyük sayısal değerlerinden bir kısmının yıldızların ölümünde ortaya çıkması ayette “Eğer bilirseniz, bu gerçekten büyük bir yemindir” denmesinin ne kadar anlamlı ve yerinde olduğunu ortaya koymaktadır. Karadelikler kendi dışındaki yıldızların da "düşme alanı" olmaktadır. Fizikle uğraşan herkes Evrendeki en ilginç olaylardan birinin karadelikler olduğunu bilir. Büyük yıldızlar (Güneşimizin 3 katından daha büyüklüktekiler) ömürlerini bir karadelik olarak tamamlarlar. Enerjilerini tüketen bu yıldızlar şiddetli bir şekilde büzüşür. Çok küçük bir hacme bürünen dev yıldız müthiş bir yoğunluğa ve çekim gücüne sahiptir. Bu çekim gücü o kadar şiddetlidir ki saniyede 300 bin kilometre hızla hareket eden ışık bile bu çekim gücünden kurtulamaz ve karadelikler yakınlarından geçen ışığı bile yutar. Bu çekim gücü bir yıldızın kendi üstüne düşmesi (büzüşmesi) sonucu oluşur; fakat daha sonra birçok gezegen, birçok yıldız da bu şiddetli çekim alanına düşer. Yani karadelikler kendi dışındaki yıldızların da “düşme alanı” olmaktadır. Teleskopla görülemeyen karadeliklerin varlığı, çevredeki yıldızların maddesini anafor gibi kendi içlerine çekmeleri; civarlarındaki her ışını, yıldızı yutmalarından anlaşılabilir. Yıldızların kendi içlerine çökmesiyle oluşan ve daha sonra diğer yıldızları da çekimleriyle içlerine düşüren müthiş çekim kuvvetine sahip karadelikler Vakıa Suresi’nin 75. ve 76. ayetleriyle tam bir uygunluk göstermektedirler. Kuran’ın indiği dönemde yıldızların sonu, yıldızların son bulup karadeliğe dönüşmeleri ve bunun önemi bilinmiyordu. Yıldızların son bulurken karadeliğe dönüşmeleri de, geçirdikleri tüm aşamalar da çok enteresandır. Bazı yıldızlar daha değişik süreçlerle son bulurlar. Bunların bazısı yakıtını bitirince önce büyümeye, şişip kabarmaya başlar. Önceleri 15 milyon derece olan sıcaklık yükselerek 100 milyon dereceye kadar varır ve yıldız kırmızı dev veya süper dev olur. Bir süper devin kapladığı alan o kadar büyüktür ki Güneşimiz gibi 60 milyon taneden fazlasını içine rahatlıkla alabilir. (Tüm bu büyüklükler, karadeliğin çekiminin büyüklüğü gibi Vakıa Suresi 76. ayette işaret edilen “büyüklüğü” hatırlatmaktadır.) Kırmızı devlerin bazıları sıkışır ve beyaz cüce olur ve bunların ufak bir parçasının ağırlığı milyonlarca kiloya denk gelmektedir. Daha büyük yıldızlar ise nötron yıldızlarına (pulsarlara) dönüşürler. Nötron yıldızlarında madde çok daha yoğundur, burada bir çay kaşığı kadar madde bir milyar ton kadar gelebilmektedir. Evren’deki tüm bu müthiş gelişmeler her an yaşanırken, biz Dünyamız’da ne müthiş patlamalardan, ne olağanüstü çekimlerden, ne de yüksek ısılı kaynamalardan zarar görmeden yemek yeriz, uyuruz, spor yaparız, koşarız, sohbet ederiz… Kısacası yaşamaktayız, daha doğrusu yaşatılmaktayız. Çok mükemmel bir şekilde ve çok ince hesaplarla… http://www.mucizeler.com/2011/03/karadelikler-buyuk-bir-yemin/
×