Emre_1974tr

Normal Üye
  • İçerik sayısı

    121
  • Katılım

  • Son ziyaret

Topluluk Puanı

0 Neutral

Emre_1974tr Hakkında

  • Derece
    Advanced Member

Contact Methods

  • Website URL
    http://emre1974tr.blogspot.com.tr/

Profile Information

  • Gender

Güncel Profil Ziyaretleri

243 profil görüntüleme
  1. http://emre1974tr.blogspot.com.tr/2011/07/kuranda-sadece-nefsi-mudafaya-izin.html Selam
  2. Bu arada Big Crunch'dan bahsetmişken: http://emre1974tr.blogspot.com.tr/2016/05/goklerevrenler.html Selam ve sevgiler
  3. Populer Science Nisan sayısında bilimadamlarının Big Crunch şıkkı üstüne yeniden yoğunlaştıkları tekrar görülmekte. O sayıdan bazı notlar ve özetler. *** Temple ve Smoller gördüklerimizi yanlış yorumladığımızı düşünüyor. Bulunduğumuz yerden herşeyin artan hızda bizden uzaklaşması yanılgı. Big Bang "yoğunluk dalgaları" adı verilen bir etki yaratmış olabilir. Başlangıçta oluşan bu dalgalar zamanla evrene yayılarak arkalarında daha düşük yoğunluklu dalgacıklar bıraktı. Bunlar milyonlarca ışık yılına yayılıp bazı galaksileri kuşattı. Bizim galaksimiz Samanyolu da böyle bir dalganın içine hapsoldu. Biz ilerlemeye devam eden bu dalganın içinden baktığımız için , dalganın tam önünde bulunan maddelerin dışa doğru itilmesini görüp; her şeyin bizden uzaklaştığını, dolayısıyla tüm evrenin her yerinde böyle olduğunu düşünüyoruz.Dalganın tam önünde bulunup dışa itilerek etrafa saçılan içerik de gördüğümüz uzak galaksi ve yıldızları oluşturmuş olabilir. Ve bu dalganın hiç dokunamadığı bölgeler de mevcut. Biz hareket eden bir dalganın içinde olduğumuz için onlardan uzaklaşıyor, bunu yanlış yorumluyoruz. Geçtiğimiz yıllarda ortaya atılan bir alternatif yaklaşım da kozmolog Christos Tsagas'dan geldi. Aslında evrenin genişleme hızının kütleçekim etkisiyle azaldığını ama bizim bulunduğumuz bölgenin uzay-zamanda sürüklendiğini ve nihayetinde genleşmenin tamamen duracağını söylüyor. Ardından küçülmeye başlayacak ve içe çöküş evresi yaşanacak. Bu yaklaşımı yeni bir keşfe dayanıyor. evrenin bizim de içinde bulunduğumuz 2,5 milyar ışık yılına uzanan muazzam büyüklükteki bölgesinin , diğer yerlerine oranla daha hazlı haraket ettiği saptandı. Bu duruma "karanlık akış" adı verildi. Tsagas'ın teorisi evrenin genişleme hızının git gide yavaşladığı ama karanlık akışın bizi yanılttığına odaklanıyor; "öylesine büyük ölçekli bir karanlık akışın içindeyiz ki bu durum bulunduğumuz yerdeki uzay-zamanı hızla genleştiriyor. Ve biz de bunu görüp her yerde aynı durumun geçerli oldupunu sanıp, evrenin hızını arttırarak genişlediğini düşünüyoruz." Süpernovalardan elde edilen bulgular da bu teoriyi destekliyor. Elde edilen veriler evrenin belli bir yöne doğru genişlemeyi tercih ettiğini gösterdi. Bu akış Yelken ve Erboğa takımyıldızlarına doğru gerçekleşiyor. Çin Bilimler akademisi Teorik fizik Laboratuvarı da bu belli bir yönde gerçekleşen genleşme eğilimini doğruladı ve tuhaf genleşme davranışının ardında karaketeristik bir işaret olmalı denildi. *** Özellikle ateizm gözlüğüyle bakan bilim insanlarını şaşkına uğratan sorular: *** KARANLIK MADDE - KARANLIK ENERJİ İLİŞKİSİ Kendilerini ve beraberinde sırlarını da gizleyen bu 2 tuhaf oluşum nasıl ortaya çıktı, nerden geldi, neden burdalar? Onları neden göremiyoruz? Hiçbirinin cevabı bilinmiyor. Bu da yetmezmiş gibi zaman içinde evrenin dengeli bir yapıya bürünmesine yardımcı olup yaşamın ortaya ortaya çıkabilmesine müsaade edecek şekilde , en doğru oranlarda bir araya gelmeyi başardılar. EVREN NİYE BELLİ BİR YÖNÜ SEÇTİ? Evren, belli bir yöne doğru hareket etme eğiliminde. Güneş sistemimizin sürüklendiği yönden galaksilerin hareketine, spiral galaksilerin kollarından kozmik genleşmeye dek her şey tek bir yönü işaret ediyor. Gökbilimcilerin "şeytan ekseni" olarak adlandırdıkları bu tuhaflık, 2005 yılında çıkarılan kozmik mikrodalga arka plan haritasında açıkça görülüyordu. Büyük Patlama'nın ekosu olan ışıma haritası, her şeyin rastgele olduğunu görmeyi bekleyen bilim insanlarına belli bir yönü işaret edip büyük şaşkınlık yarattı. İMKANSIZ DENGE: Ucu sivriltilmiş bir kurşun kalemi tam da sivri ucu yere değecek şekilde tutup, bir anda bıraktığınızda dümdüz bir şekilde dengede kalmasını sağalayabilir misiniz? Bunu başarsanız bile dengesini tekrar yitirmesi bir saniyeden uzun sürmez. Evren, zor kazanılan, kolayca yitirilen böyle bir kütleçekimsel dengeyi 13,8 milyar yıldır korumayı başarmış görünüyor. UFUK PROBLEMİ Evren her yerde aynı ışınım sıcaklığına sahip. Aralarındamuazzam mesafeler bulunan yerler neden birbirine bu kadar yakın sıcaklıklara sahio olsun ki? Ortak bir başlangıç noktasından doğdukları için sıcaklığın ortak bir özelliği dönüşmesi beklenebilir. Ancak bunu koruması beklenemz. Tek bir koşulda beklenebilir, aralarındaki teması yani bilgi akışını korumaya devam ediyorlarsa. HİGGS'İN MARİFETİ Uzay-zaman yapısı istikrarsız olabilirdi. Ve bu da bir anda çöküp herşeyi sonlandırabileceği anlamına gelir. Standart Model'e göre, istikrara sahip olmasını Higgs parçacığına borçluyuz. Ama onda da tesadüfi bazı özellikler var ki her şey pamuk ipliğine bağlıymışcasına gelişmiş görünüyor. *** POPULAR SCIENCE TÜRKİYE NİSAN SAYISINDAN...
  4. Afferin Hacı, 16 yıl boyunca ilk defa internet dünyasında doğru bir söz söyledin.
  5. İslam`da insana ait ölümsüz ve tanrısal parça ruh inancı yoktur. Yaratılan her şey maddidir. Hatta cinler ve melekler bile (örneğin cinler ateşten yaratılmışlardır). Cennet ve cehennem de farklı fizik yasalarına sahip diğer evrenlerdedir ve sapına kadar maddedir. Ruhçu öğretinin İslam dünyasına uydurma hadisler ve tasavvuf öğretileriyle sızması sonucunda bugün Müslümanlar uydurma ruhlar âlemine iman ettirilmektedir. Hatta Kuran`ı tercüme derken ayetlerde "nefs, can" geçen yerlerde "ruh" denilerek çeviriler bile çarpıtılmıştır. Kuran`da gerçekten ruh diyen ayetler "vahiy"den ve de bu vahyi ileten Cebrail adlı vahiy meleğinden bahsetmektedir. Yani Kuran`da; Ruh = Vahiy Ruh = Vahiy meleği Kuran`a göre kabir azabı veya mükâfatı yoktur. Hemen hemen herkes kıyamet sonrası, mahşer gününde tekrar yaratılacak ve sonsuz yaşamlarına kavuşacaklardır. Yalnız dikkat ederseniz hemen hemen herkes dedim. Çünkü Kuran`a göre istisna insanlar var. Bu konuda bazı yazarlar güzel tespitlerde bulunmuşlardır. Kimdir bu ayrıcalıklı insanlar? Bunlar Firavun gibi günahkârlıkta çok aşırıya giden büyük günahkârlarla, şehitler gibi sevap kazanmada çok ileri seviyede olan cennetlik insanlardır. Firavun gibi günah işlemede çok aşırı bir seviyede ileri giden insanlar daha kıyamet beklenmeden cehennemde yaratılarak daha şimdiden ateşte yanmaya başlamışlardır. Ahirette ise cezalarını daha şiddetli bir şekilde çekmeye başlayacaklardır: - Ateş; onlar, sabah akşam ona karşı sunulur dururlar. Kıyamet kopacağı gün de: "Tıkın firavun ailesini en şiddetli azaba!" (denilir). (Mümin Suresi 46. Ayet ) Burada firavun ve ailesinin şimdiden sürekli ateşe atıldığı, kıyamet sonrası ise asıl azaba atılacağı söyleniyor. Yanı bunlar şimdiden beden olarak cehennemde yaratılmışlardır. Diğer uç gurup ise iyilikte çok ileriye gidenlerdir. Bunlar da kıyamet beklenmeden şimdiden cennette bedenen tekrar yaratılmışlar ve mükâfatlandırılmaya başlanmışlardır. Bunlara örnek olarak şehitleri verebiliriz: -Sakın Allah yolunda öldürülenleri ölmüşler sanmayın! Aksine onlar hep hayattadırlar, Rablerinin katında rızıklandırılırlar. -Allah’ın kendilerine lütfundan verdiği mutlulukla sevinç duyarlar ve arkalarından şehit olarak kendilerine katılmamış olan mücahitler hakkında: "Onlara hiçbir korku yok ve onlar üzüntü de duymayacaklardır. " müjdesinde bulunurlar. (Ali İmran suresi 169-170) Burada da açıkça ayetler, şehitlerin kanlı ve canlı bir şekilde yani bedenen cennette şimdiden yaşamaya başladıklarını ve nimetler içinde olduklarını söylüyor. Sakın Allah yolunda öldürülenleri ölmüşler sanmayın! Aksine onlar hep hayattadırlar, Rablerinin katında rızıklandırılırlar. -Allah’ın kendilerine lütfundan verdiği mutlulukla sevinç duyarlar ve arkalarından şehit olarak kendilerine katılmamış olan mücahitler hakkında: "Onlara hiçbir korku yok ve onlar üzüntü de duymayacaklardır. " müjdesinde bulunurlar. (Ali İmran suresi 169–170) Bu ayetler bile ruhlar âlemi safsatasını yerle bir etmeye yeterlidir. Eğer insanların ruhu olsaydı, tüm insanlar öldükten sonra yaşıyor olacaktı ve ayet "herkes canlıdır aslında " falan derdi. Ama öyle demiyor. Şöyle diyor: -Sakın Allah yolunda öldürülenleri ölmüşler sanmayın! Aksine onlar hep hayattadırlar, Rablerinin katında rızıklandırılırlar. Yani "sadece şehitler gibi istisna insanlar kıyamet öncesi yaşayabiliyorlar. " Çünkü diğer insanlar ölüler ve kıyameti bekliyorlar ikinci yaratılış için. Ve ruhları olmadığından cansızlar. Ama şehitler şimdiden cennette yaratıldıklarından (Rabbin katı), diğer insanlardan farklı olarak şimdiden ikinci yaşamlarına başlamış bulunuyorlar. Kıyametten sonra kendilerine katılacak diğer insanları da bekliyorlar. Yine insanların ruhu olmadığına Kuran`dan delil vermeye devam edelim: Yasin 51–52: Sûra üfürülmüştür! Bak, işte kabirlerden, Rablerine doğru akın akın gidiyorlar. Şöyle diyecekler: "Vay başımıza gelene! Kim kaldırdı bizi mezarımızdan? Rahman`ın vaat ettiği işte bu! Peygamberler doğru söylemişler. " Eğer bu insanlar öldükten sonra ruhlar âleminde yaşamaya devam etselerdi, bu âlemde yaşayacakları binlerce ve hatta belki de milyonlarca yıl boyunca ahiretin gerçek olduğu acı gerçeğini yudum yudum özümsemiş olacaklardır. Ama hayır, bu insanlar dünyada öldükten sonra ilk defa kendilerine geliyorlar ve büyük bir şaşkınlık içinde "meğerse doğruymuş" gibilerinden bir şeyler söyleyerek büyük bir şok yaşıyorlar. Çünkü ruhsal yaşam diye bir şey yok. Onlar vefat ettikten sonra kıyamete kadar cansız bir şekilde beklediler ve uyandıklarında yani ikinci yaratılışlarında da acı gerçeği gördüler. Bazı insanların şimdiden cennete girdiğine bir diğer delil olarak şu ayetleri de verelim: Yasin Suresi(20-29): Kentin öbür ucundan bir adam koşarak gelip şöyle dedi: "Ey topluluk, bu elçilere uyun!" "Sizden herhangi bir ücret istemeyenlere uyun. Onlardır doğruyu ve güzeli bulanlar. " "Beni yaratana ne diye kulluk etmeyecek mişim ben? Ve sizler de O`na döndürüleceksiniz. " "O`ndan başka tanrılar mı edineyim ben? Eğer Rahman bana bir zorluk/zarar dilerse onların şefaati benden hiçbir şeyi savamaz; beni kurtaramazlar. " "Bu durumda ben elbette ki açık bir sapıklığın içine düşerim. " "Ben, sizin Rabbinize iman ettim, artık dinleyin beni!" "Gir cennete!" denildi. Dedi: "Kavmim bir bilebilseydi? Ki Rabbim beni affetti; beni, ikram edilenlerden kıldı. " Biz onun ardından kavmi üzerine gökten bir ordu indirmedik, indirecek de değildik. Olan, sadece korkunç titreşimli bir sesti. Ve bir anda sönüverdiler. ************* Eğer kıyametten sonraki cennete girişten bahsetseydi, o zaman o adamın toplumu zaten onu görüyor olurdu. Ama hemen ölümünden sonra bedenli olarak cennete giriyor, diğerleri ise daha yeryüzünde olduğundan ve/veya henüz dirilmediğinden, "kavmim, Allah`ın beni affedip cennetine aldığını bilebilseydi" demekte. ************* RUM 55. Saat gelip kıyamet koptuğu gün, günahkârlar dünyada bir saatten başka kalmadıklarına yemin ederler. Onlar işte böyle çevriliyorlardı. 56. İlim ve iman verilenler ise şöyle dediler: "Yemin olsun, siz, Allah`ın Kitabı gereğince yeniden dirilme gününe kadar kaldınız. İşte bu, yeniden dirilme günüdür. Fakat siz daha önceden bilmiyordunuz. " Eğer bu günahkarlar ruhlar aleminde binlerce veya milyonlarca yıl azaplar içinde yaşamış olsalardı, o zaman onlara bekleme süresi kısa gelmek bir yana dursun tam tersine olduğundan da uzun gelecekti. Ama görüldüğü üzere, dirildikleri andan itibaren kendilerine ilk defa geliyorlar ve dünyadaki bekleme sürelerinin çok kısa olduğuna yemin ediyorlar. Ayrıca ilim ve iman içinde olanlar onlara şöyle diyor: "Yemin olsun, siz, Allah`ın Kitabı gereğince yeniden dirilme gününe kadar kaldınız. İşte bu, yeniden dirilme günüdür. Fakat siz daha önceden bilmiyordunuz. " Yani hem "siz kıyamet gününe kadar beklediniz" diyorlar hem de "siz daha önce bunu bilmiyordunuz" diyerekten onların bilinçlerinin ilk defa yerine geldiğine vurgu yapıyorlar. Bu arada Kuran'da ruh kelimesi sadece tekil olarak geçmektedir. Ruhun çoğulu olan "ervah" kelimesi ayetlerde asla geçmez. Bu da ruhların olmadığına dair bir başka sağlama, kanıt daha sunmaktadır bizlere. İNSANA AİT RUH İNANCININ YAPTIĞI BOZGUNCULUKLAR 1.İnsana ait tanrısal parça ruh inancı insanların rableştirilmesinin kapısını ardına kadar açıyor ve bunun sonucunda kutsal insanlar, tapınılan sefil ruhbanlar ortaya çıkıyor. 2.İnsana ait ruh inancından dolayı çoğu insan tekâmül safsatasına inanıyor. Ve bu yüzden acı çekip olgunlaşacağına inandığından kendine zulmediyor veya başına bir musibet geldi mi bunu iyi bir şey zannedip kurtulmak için şevkli davranmayabiliyor. Hâlbuki Kuran'a göre başımıza gelen musibetler hiç de hayra alamet değildir ve günahlarımızdan dolayı bir uyarıdırlar. 3.İnsana ait ruh inancından dolayı insanüstü bir varlık olabileceğine inanan ruhbanlar dünya nimetlerine sırt çevirerek kutsallaştığına inanıyorlar. Bu sapkınlığı bir erdem olarak görüyorlar. Hatta kimisi cennet nimetlerini bile istemiyor ve ilahlaşmaktan başka bir şeyi gözü görmüyor(birlenme inancı). 4.İnsana ait tanrısal parça ruh inancından dolayı ölümün güzel bir şey olduğu zannediliyor. Çünkü bu inanca göre ruh bedene hapistir ve ölüm ruhun özgürlüğüne kavuşması-birlenmesi demektir. Bu hastalıklı düşüncenin sonucunda ne yazık ki insan hayatına verilen önem azalabiliyor ruhlara inanan insanlarda. 5.Yine insana ait ruh inancından dolayı birçok insan reenkarnasyona inanıyor. Bu da her dirilişte bambaşka bir yaratık olunacağı anlamına geliyor. Ve bu da farkında olunmasa da ölen kişinin bir daha geri gelmemek üzere yok olması demektir. Çünkü başka bir bedende başka bir kişilikte hatta başka cinsiyet veya türde dünyaya geleceksen sürekli, ölünce şu anki sen bir daha oluşmamak üzere yok olacak demektir. Yani tam bir materyalist inanca bürünüyor işin derinine inince. 6.Ruh ikizi inancı görülüyor birçok ruhçu öğretide... Bunun sonucunda yalnızca ruh ikiziyle birlikte olan insanın tekâmül edip mutlu olabileceği safsatasına inanılıyor. Bu da cinselliği çaktırmadan yasaklama-kısıtlama hinliğini içeriyor. 7.İnsana ait ruh inancı ve tekâmül safsatası aslında günah işlemenin gerekli olduğu yanlış inancına da götürüyor insanları. Çünkü tekâmül için dünyaya gelen ruh günah işleyip acı çekmeli ki mükemmelliğe giden yolda olgunlaşabilsin deniliyor. Bu inanç kabala öğretisiyle Museviliğe, tasavvuf öğretisiyle de İslam dünyasına sokuşturulmuştur. 8.İnsana ait ölümsüz ruh inancı, bedenli yeniden yaratılıp ahirette maddi yaşayacağımız gerçeğini bazı kimselere inkâr ettiriyor. Ruhçular maddeyi küçümsedikleri hatta bazıları iğrendikleri için sonsuz yaşamın bedenli değil de ruh olarak olabileceğini söyleyiveriyorlar. Kutsal kitaplardaki maddi sonsuz yaşamı anlatan ayetlere sembolik anlamlar yükleyerek dolaylı yoldan inkâr ediyorlar. 9.Yine bazı ruhçular Allah'ın yarattığı bu maddi evrene şükretmek bir yana dursun,ona "leş" diyerek hakaret ve nefretlerini kusuyorlar.Allah'ın bizim için yarattığı güzelliklere nefret ve hainlik içinde olabiliyorlar.Kendi uydurdukları madde ötesi aleme tapınıyorlar ve ona ulaşmak için çırpınıyorlar. 10.Ruhun tekâmülü inancı sonucunda kişisel ve toplumsal bazda ayrımcılık-üstünlük meselesi ortaya çıkıyor. Kimi insanlar kimi insanlardan üstün kabul edildiği gibi kimi ırklar da diğer ırklardan üstün tutulabiliyorlar. Bazı ruhçular sarışın renkli gözlü insanın tekâmül etmiş üstün insanı temsil ettiğine inanırlar. Hatta Hitler’in zalimliklerinin arkasında bile bu ruhçu-ırkçı sapma vardır. Büyük ruh adlı varlıktan medyumlar aracılığıyla aldığı direktifler doğrultusunda bilenen çılgınlıklarını yapmıştır Hitler. 11.Ruhlara inanan insan cinlerin aldatmalarına daha yatkın oluyor. Ruh çağırma seanslarında ya şarlatanların yalanlarına kanıyorlar ya da cinlerin ruh kılığında söyledikleri yalanlara... Yakınlarının veya hayatta olmayan ünlü insanların ruhlarıyla görüştüğünü sanan kimseler, bu celselerde aldıkları bilgileri mutlak doğru zannedip yoldan çıkabiliyorlar. Selam ve sevgiler. http://emre1974tr.blogspot.com.tr/2011/07/islamda-canllarn-ruhu-hayaleti-yoktur.html
  6. Bu arada gök cismi derken türünü kastettiğim anlaşılmıştır diye düşünüyorum.
  7. Hayır değişen bir şey yok jumanji, belli döngüler var ve onlar da dışarıdan bakıldığında sabit. Mesela küp veya üçgen biçiminde bir gezegen asla oluşmaz. Ya da gezegen, yıldız , karadelik, pulsar vs. gibi günümüze gelmiş gökcisimlerinin dışında başka bir gök cismi kıyamete kadar çıkmayacak. Sizin değişim olarak gördüğünüz şeyler de kendi içlerinde belli döngüler. Evrenlerin doğması, büyümesi ve sonra da ayetlerde anlatıldığı üzere içine çökmesi bile kendi içinde evreler. Kısaca evrim falan yok. Öyle kaos falan yok, tabloya bütün içinde bakarsan yaratılan herşey planlı ve sınırlı. Utanmadan bu pagan ve dogmatik inancı yani evrimi savunmaya devam etmeyin. Selam
  8. Bu hurafe evrim inancını dünyada ilk ret etmesi gerekenler zaten gerçek bilim adamları ile gerçek Müslümanlardır Bu arada sayın Sancar nazikçe ve politik bir üslupla evrime inanmadığını açıklamış, ve de Müslüman olduğunu açıkça doğrudan belirtmiş. Buna karşılık ateistlerin şok içindeki tepkileri şöyle: "yok canım aslında evrime inanıyor, yok canım aslında Müslüman değildir kendisi kem küm kem..." Ateistlerin her zamanki hali, gerçeklerden kaçıp hayali ateizm dinlerini ayakta tutmaya çalışmak. Selam
  9. Sorularınızın cevapları şu 2 yazımda var: http://emre1974tr.blogspot.com.tr/2011/07/kader-ve-ozgur-irade.html http://emre1974tr.blogspot.com.tr/2013/11/kotuluk-problemine-cevap.html
  10. Senin düşündüğün kadar değil, çok daha fazla ve gerçekten aydındılar.
  11. Bu arada başka bir yazımın bir kısmı bu konuda ışık tutabilir: Adem ve Eşinden Sonra Başka Kimseler de Doğrudan Topraktan Yaratılmış Olabilir Bakara 36. Bunun üzerine şeytan onların ayaklarını kaydırdı da onları içinde bulundukları yerden çıkardı. Biz de şöyle buyurduk: "Bir kısmınız bir kısmınıza düşman olarak aşağıya inin. Belli bir süre kadar yeryüzünde sizin için bir bekleme yeri, bir nimet/bir yararlanma imkânı olacaktır." 37. Bunun üzerine Âdem, Rabbinden bazı kelimeler öğrenip belledi de O'na yöneldi. O da onun tövbesini kabul etti. Gerçekten de O, evet O, Tevvâb'dır, tövbeleri cömertçe kabul eder; Rahîm'dir, rahmetini cömertçe yayar. 38. Hepiniz oradan aşağı inin. dedik. Benden size bir yol gösteriş ulaşır da kim bu yol gösterişime uyarsa artık böylelerine hiçbir korku yoktur. Onlar kederle de yüzyüze gelmeyeceklerdir. 36. ayette ilk insan olan Adem ve eşinin yasak ağaca yaklaşması sonucu aşağıya inmelerinden bahsedilirken, 38. ayetteki ifadeler ise , bu dünya için yaratılan bazı diğer insanların da topluca inmesine işaret ediyor gibi. Çünkü 36. Ayette zaten emir veriliyor, 38 ayette ise tekrardan hem de bu sefer “hepiniz inin” denilmesi ve ayrıca onlara elçiler geleceğinin de söylenmesi bu düşünceyi kuvvetlendiriyor. Yani; 1- Ayetlerdeki ifadeler Adem ve eşinden sonra daha başka insanların da doğrudan topraktan yaratıldığını gösteriyor gibi. Eğer durum öyleyse, insanlığın çoğalmasının nasıl gerçekleştiği konusu da daha bir netliğe kavuşur. 2- İnsanların dünyada imtihan edilmelerinin nedeni Adem ve eşinin işlediği günah değil(sadece Adem ve eşi bu işledikleri günahın ceremesini çeker). Herkes kendinden sorumludur ve zaten en başından evrenimizde imtihan(yani kendimizle yüzleşme) için yaratıldık. Şu yazımda da bu konuya felsefi açıdan ve delilleriyle değinmiştim: http://emre1974tr.blogspot.com.tr/2013/11/kotuluk-problemine-cevap.html ....................................................................................................................................... Şu yazımın parçasıdır: http://emre1974tr.blogspot.com.tr/2015/02/musa-peygamber-ile-buyuculer-arasndaki_6.html
  12. Yazımın bu ilk bölümünde evrimsel yaratılışı savunanların iddialarına kısaca cevap vermeyi hedefledim. İlerideki günlerde kaleme alacağım devam yazımda ise bu evrim inancının içyüzünü, amacının ne olduğu konusunu ele alıp, buna karşılık Kuran`a göre canlıların yaratılışının nasıl olduğunu göstereceğim inşallah. Evrimci yaratılışçıların bir kısmı Adem`i birey olarak kabul etmeme eğilimi içindeyken, bir kısmı da Adem`i ilk insan olarak kabul etmeme eğilimindedir. Gerçekte ise Adem ilk insan ve ilk insan elçidir. Ve de tabiatıyla, bir bireydir de aynı zamanda. Elçi olduğunu hayat hikayesindeki ayrıntılarda görüyoruz zaten(Allah`tan doğrudan aldığı ayetler, özel görevi vs. ) Ayrıca şu ayet de bunu tamamlar: Ali İmran Suresi 33 Allah; Adem`i, Nuh`u, İbrahim Ailesi`ni, İmran Ailesi`ni seçerek alemlere üstün kılımıştır; İlk insan olduğu da yine ayetlerle çeşitli açılardan delilleriyle belirtilmektedir. Kendi tefsirini kendi yapan Kuran, Adem`in öyküsünü farklı surelerde ele alıyor. ÖRNEĞİN BAKARA VE HİCR SURELERİNE BAKALIM: BAKARA 30. Bir zamanlar Rabbin meleklere: "Ben, yeryüzünde bir halife atayacağım. " demişti de onlar şöyle konuşmuşlardı: "Orada bozgunculuk etmekte olan, kan döken birini mi atayacaksın? Oysa ki bizler, seni hamd ile tespih ediyoruz; seni kutsatıp yüceltiyoruz. "Allah şöyle dedi: "Şu bir gerçek ki ben, sizin bilmediklerinizi bilmekteyim. " 31. Ve Adem`e isimlerin tümünü öğretti. Sonra onları meleklere göstererek şöyle buyurdu: "Hadi, haber verin bana şunların isimlerini, eğer doğru sözlüler iseniz. " 32. Dediler ki: "Yücedir şanın senin. Bize öğretmiş olduğunun dışında bilgimiz yok bizim. Sen, yalnız sen Alim`sin, herşeyi en iyi şekilde bilirsin; Hakim`sin, herşeyin bütün hikmetlerine sahipsin. " 33. Allah buyurdu: "Ey Adem, haber ver onlara onların adlarını. "Adem onlara onların adlarını haber verince, Allah şöyle buyurdu: "Dememiş miydim ben size!Ki ben, göklerin ve yerin gaybını en iyi bilenim. Ve ben, sizin açığa vurduklarınızı da saklayageldiklerinizi de en iyi biçimde bilmekteyim. " 34. O vakit biz meleklere, "Adem`e secde edin" demiştik de İblis dışında tümü secde etmişti. İblis yan çizmiş, kibre sapmış ve nankörlerden olmuştu. ************* ŞİMDİ BU ADEM`İN İLK İNSAN OLDUĞUNU KESİN OLARAK BELİRTEN VE AYNI ÖYKÜYÜ DEĞİŞİK AÇIDAN ANLATAN HİCR SURESİNE BAKALIM: HİCR 26 Yemin olsun, biz insanı; kuru çamurdan, değişken-cıvık bir balçıktan yarattık. 27 Cini/İblis`i de daha önce kavurucu ateşten yaratmıştık. 28 Hatırla o zamanı ki Rabbin meleklere, "Ben, kupkuru bir çamurdan, değişken, cıvık balçıktan bir insan yaratacağım. " demişti. 29 "Onu, amaçlanan düzgünlüğe ulaştırıp öz ruhumdan içine üflediğim zaman, önünde hemen secdeye kapanın. " 30 Meleklerin tümü, toplu halde secde ettiler. 31 İblis müstesna. O, secde edenlerle beraber olmaya karşı çıktı. 32 Allah dedi: "Ey İblis! Sana ne oluyor da secde edenlerle beraber olmuyorsun?" 33 Dedi: "Kuru bir çamurdan, değişken-cıvık bir balçıktan yarattığın bir insana secde etmek için var olmadım. " Ayet cımbızlamaya çalışan evrimciler, ilk insan olan Adem`in yaratılış öyküsünü anlatan Bakara Suresini ele alıp, buna karşılık aynı olayı anlatan Hicr Suresini görmezlikten gelmeye çalışıyorlar. Böylece Bakara Suresindeki "atamak" ifadesini alıp "orada yaratmaktan değil atamakdan bahsediyor" diyorlar. Ama gerçekte ise Hicr Suresinde yaratmaktan da bahsediliyor. Ayetleri cımbızlamadan bütünlük içinde bakınca gerçek tablo ortaya kolayca çıkıyor. HİCR 26 Yemin olsun, biz insanı; kuru çamurdan, değişken-cıvık bir balçıktan yarattık. 27 Cini/İblis`i de daha önce kavurucu ateşten yaratmıştık. 28 Hatırla o zamanı ki Rabbin meleklere, "Ben, kupkuru bir çamurdan, değişken, cıvık balçıktan bir insan yaratacağım. " demişti. Yani ayetin birini görüp diğerini görmezlikten gelmeyeceğiz. Ve de ayetlere sembolik anlamlar yüklemeyeceğiz. Kuran apaçık ayetler içerdiğini defalarca vurgulamaktadır: Maide Suresi 15 Ey Ehlikitap! Resulümüz size geldi. Kitap`tan saklamış olduklarınızın çoğunu size ayan-beyan açıklıyor; çoğundan da geçiyor. Şu bir gerçek ki, size Allah`tan bir ışık ve apaçık bir Kitap gelmiştir. Yusuf Suresi 1 Elif, Lâm, Râ. O apaçık, apaydınlık Kitap`ın ayetleridir bunlar. Şuara Suresi 2 İşte sana gerçeği apaçık gösteren Kitap`ın ayetleri... Kuran bir sırlar-semboller kitabı değil, herkesin anlayabileceği ve bire bir gerçek bilgiler içeren net bir kitaptır. Zaten ayetlere sembolik anlamlar yükleyerek ve/veya ayet cımbızlayarak aklınıza gelebilecek her öğretiyi kitaba onaylatmaya kalkabilirsiniz. Kitabı bütünlük içinde ve apaçık birinci anlamında ele alacağız. **************** Önce ateşten cinler, sonra da topraktan ilk insan Adem yaratılıyor. Ayetlere sembolik anlamlar yükleyerek, ayet cımbızlayarak pagan evrim inançlarını kitaba yamamaya çalışanlar, çaresizliklerinden bir de şurda cımbızlama ve çarpıtma işlemi yapıyorlar: 2/213 "İnsanlar tek bir topluluktu. Daha sonra Allah onlara müjdeleyici ve uyarıcı peygamberler gönderdi. " Yine ayet cımbızlama ve hatta bununla da yetinmeyip anlamı eğip bükme işlemi yapanlar, bu ayette sanki insanlar tek bir ümmetken hiç elçi yoktu gibi bir anlam yüklemeye kalkıyorlar. Halbuki orada ilk elçiden bahsedilmiyor, sonra yapılan işlemden bahsediliyor. Benzer bir örnek şurada da var eğer kitaba bütünlük içinde bakılsa: HADİD 26 Yemin olsun, Nûh`u ve İbrahim`i de resul olarak gönderdik. Peygamberliği ve Kitap`ı bunların soyları arasına koyduk. O soylardan bir kısmı hidayete ermiştir. Ama onlardan çoğu, yoldan çıkmış olanlardır. 27 Sonra onların eserleri üzere, resullerimizi art arda gönderdik. Meryem`in oğlu İsa`yı da onların ardınca gönderdik. Ona İncil`i verdik; ona uyanların gönüllerine şefkat ve merhamet koyduk. Bir bid`at olarak ortaya çıkardıkları ruhbaniyeti, onlar üzerine biz yazmamıştık. Allah`ın rızasını kazanmak için ortaya çıkardılar. Ama ona gerektiği şekilde saygılı olmadılar. Onların, iman edenlerine ödüllerini verdik. Onlardan çoğu yoldan çıkmış olanlardır. 27. ayette yine "sonra resullerimizi art arda gönderdik" şeklinde ifade var. Ama neden sonra? Nuh ve İbrahim`den sonraki bozulmadan sonra... Yani bu ifadeyle anlatılan bu gönderilenlerin ilk peygamber oldukları değil, yine peygamberlerin gönderilmiş olduğu bilgisidir. Aynı şekilde 2/213 de de anlatılan ilk elçiler değil, yapılan işlemdir. "Bundan sonra şu sebepten dolayı elçiler gönderildi vs. " Evrimsel yaratılışı savunanların yine ayetlerin bir kısmını cımbızlayıp, diğer kısmını görmezden gelmeye çalıştığını görüyoruz. Adem`in eşi: 35 Ve Âdem`e şöyle buyurmuştuk: "Ey Âdem, sen ve eşin cennete yerleşin ve orada dilediğiniz yerde, bol bol yiyin. Ama şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zulme sapanlardan olursunuz. " Nisa Suresi 1 Ey insanlar! Sizi bir tek canlıdan yaratan, ondan eşini vücuda getiren ve o ikisinden birçok erkekler ve kadınlar üreten Rabbinize karşı gelmekten sakının. Adını anarak birbirinizden dilekler dilediğiniz Allah`tan korkun. Rahimlerin haklarına saygısızlıktan da sakının. Şu bir gerçek ki Allah, Rakîb`dir, sizin üzerinizde sürekli ve titiz bir gözetleyicidir. A`raf Suresi 19 "Ey Adem! Sen ve eşin cennette oturun, dilediğiniz yerden yiyin ama şu ağaca yaklaşmayın. Yoksa ikiniz de zalimlerden olursunuz. " Adem`i ve eşini birer birey kabul etmeyip onlara sembolik anlamlar yüklemeye kalkan evrimciler yine bu apaçık ayetlerin bir kısmını görmezden gelmeye çalışırlar. Örneğin sadece NisaSuresi 1. ayeti göstererek, Adem`in eşinden bahseden diğer 2 ayeti görmezden gelmeye çalışırlar ve aslında onun şahıs olmadığını iddia ederler. Zaten öğretilerini ayakta tutmalarının başka yolu da yok. Ya ayet cımbızlayacaklar ya da ayetlere temsili anlamlar yükleyecekler... Fakat kitaba bütünlük içinde baktığımızda Adem bir birey olduğu gibi, açıkça eşinden de defalarca bahsedilmektedir. Adem`den sonra yaratılan insanlar olduğuna ve Adem`den önce de cinler olduğuna göre tabii ki adem yaratıldıktan sonra yalnız başına değildir ve ilk yaratılan insan, ilk "insan elçidir. ". Adem`in birey olduğuna dair deliller vermeye devam edelim: Ali İmran Suresi 59 Allah katında İsa’nın durumu, Adem’in durumu gibidir. Onu topraktan yarattı, sonra ona “ol” dedi. Artık o, olur. (burada topraktan yarattı denilen Adem`dir). İsa da tıpkı Adem gibi cinsellik olmadan yaratılmıştır, birinde baba yoktur, diğerinde ise hem anne hem de baba yoktur, durumları benzerdir. Yani klasik "anne+baba(seks)=doğum" şeklinde dünyaya geliş değil de, cinsellik aracı edilmeden sıradışı yaratılmaları söz konusudur. Ayrıca İsa ve Adem`in isimleri Kuran`da 25`er kez geçmektedir. Bu da ikisinin yaratılışı arasındaki benzerliğe bir başka işarettir aynı zamanda. İkisi arasındaki diğer bir parelellik de içlerine doğrudan ruh üflenmesi yani temel vahyin işlenmesidir: Secde 7. O, odur ki, yarattığı her şeyi güzel yarattı. Ve insanın yaratılışına çamurdan başladı. 8. Sonra onun neslini bir üsareden, hor görülen bir sudan oluşturdu. 9. Sonra ona bir biçim verdi ve onun içine kendi ruhundan üfledi. Sizin için, işitme gücü, gözler ve gönüller vücuda getirdi. Ne kadar da az şükredersiniz! Tahrim Suresi 12. Ve Allah, ırzını bir kale gibi koruyan İmran kızı Meryem`i de örnek verdi. Biz onun içine ruhumuzdan üfledik. Ve o, Rabbinin kelimelerini ve kitaplarını tasdikledi de içten bağlananlardan oldu. Kuran`da "ruh" kelimesi 2 anlamda kullanıyor: ruh=vahiy(ilahi bilgi) Ruh=vahiy meleği Bu ruh yani vahiy ilk insana yüklendikten sonra, diğerlerine anne ve babadan aktarım yoluyla geçiyor. Ve İsa da babasız yani cinsellik olmadan dünyaya geldiği için(tıpkı Adem gibi) ona da bir kez daha özel olarak vahiy yani ruh işlenmesi söz konusu oldu: Enbiya; 91: Ve o, ırzını titizlikle koruyan kadın. Ona ruhumuzdan üfledik de onu ve oğlunu âlemler için bir mucize yaptık. Yine bu açıdan da Adem ile İsa`nın yaratılışı arasında bir parellilik vardır. YARATILIŞIN SÜRESİ Bu ol demenin vücuda gelmesi bizim açımızdan, yani zaman boyutumuzda trilyonlarca yıl da olabilir, bir salise de olabilir, fark etmez. Adem`in anne babasız direkt topraktan türediğini açıkça ve detaylı bir şekilde ayetler veriyor. Adem`i oluşturan toprak su ile bir araya gelip, isterse milyonlarca veya milyarlarca yılda son şekle gelmiş olsun fark etmez. Şekli tamamlanıp canlılık kazanınca Adem ilk insan Adem oluyor. Yani buradaki vurgu bizim açımızdan kısa veya uzun sürede oluşmuş olması değil, arada başka bir canlı türünün ve hatta anne ve babanın bile olmamasıdır. Yoktan yaratılış sadece Big Bang de(hatta belki ondan da öncesinde)... Ondan sonra eldeki malzemeler kullanılarak aşama aşama yaratma var. Ve geçen süreler var, devirler var. Ama bunu evrimle karıştırmamak için öncelikle evrimin ne olduğunun, derinliğiyle bilinmesi gerekiyor. Evrime göre tüm canlılar birbirinden türemek durumundadır ve sonsuza dek de sürekli değişmek zorundadır. Ve sürekli daha üst seviyeye doğru, mükemmele dolu yol almalıdır(tanrılaşmak). Bu bağlamda evren bile yoktan var olmaz evrime göre, malzemesi en başından beri vardı ve sonsuza dek tanrılaşma yolunda da ilerleyip duracaktır değişim. Bu inanç 19. yüzyıla kadar sadece ruhçu olarak hakimken, bu 19. asırdan itibaren de ustaca bilim ve materyalizm dünyasına sokuşturulmuştur(bir iki uyarlama-değişiklik ile tabii). Ayrıca komünizm de böyle evrim gibi ruhçuluktan gelme pagan bir inançdır. İşte Kuran`daki yaratılışın farkları burada kendini gösteriyor: 1- Madde sonsuzdan beri yoktur, yoktan yaratılmıştır. Allah`tan da ayrıdır. Hiçbirşeyden türememiştir. 2-Evrenin doğması, büyümesi ve yaşlanması bir tekamül evrim değildir. Sadece kendi içindeki evrelerdir. Zaten yaşlanması ve içine çöküp kapanması kıyamettir, yok oluştur. Tıpkı insanın doğması, büyümesi ve yaşlanması gibidir yani. Veya bir insanın anne karnında geçirdiği aşamaları anlatan ayetler evrimi değil, aynı canlının kendi içindeki evrelerini anlatmaktadır. 3- Hiçbir canlı başkasından türemek zorunda değildir. Allah evreni nasıl yoktan yaratıysa, Adem`i de hem de anne ve babasız yaratmıştır. Yani biyolojik big bang ler de vardır. Ve burada yaratılma süresi isterse milyonlarca yıl olsun fark etmez, atasız yaratılma var. 4- Evrime göre herşey sonsuza dek değişmek ve farklı bir yaratığa dönüşmek zorundadır. Kuran`a göre ise tam tersine Allah`ın yarattığı canlılar bir emir gelmedikçe sabittir. Hele ki ahiret evreninde(Rabbin Katı) o kadar sabittir ki, cennette yaşlanma bile yoktur sonsuza dek. Ve bu insanlardan evvel ateşten yaratılmış cinler var ayetlere göre. Melekler de böyle cinler gibi şuurlu ve imtihan içindeki varlıkların nasıl bozgunculuk yaptıklarını bildiklerinden, insanın ilk yaratılışında karşı çıkmaya kalkıyorlar(bakara). Bu geçmişteki olanlara bakıp bir yanlış tahmin yürütmedir sadece meleklerce. Adem`in de tıpkı İsa gibi cinsellik olmadan yaratılmasından tutun da, ahiretteki yaratılışın da ilk yaratılış gibi doğrudan topraktan olacağını söyleyen ayetler, ayrıca İsa`nın topraktan şekiller yapıp Allah`ın izni ile üfleyip yaratmaya vesile olması vs. hep paralel ifadelerdir. Adem`in bırakın atalarının olmasını, anne ve babası bile yoktu. Aynı şekilde, ilk yaratılış gibi olacağı belirtilen ahiretteki yaratılışın da doğrudan topraktan ve atasız bir şekilde gerçekleşeceği anlatılmaktadır ayetlerde. Bu yönde sayısız delil var Kuran`da. NUH SURESİ 17. Ve ALLAH sizi topraktan bir bitki olarak bitirdi. 18. Sonra sizi ona döndürecek ve sizi tekrar çıkaracaktır. Görüldüğü üzere bir bitki gibi ilk insan(veya insanlar) doğrudan topraktan yaratılıyor ve ahiret yaşamı için olan ikinci yaratılışta da yine atasız, bir bitki gibi doğrudan topraktan insanlar yaratılıyor. Ama işin ilginci, yine ayet cımbızlamaya kalkan evrimciler bu bitki gibi yerden bitirmekten bahseden ayeti tek başına ele alıp evrime delil gibi sunmaya çalışıyorlar. Ama görüldüğü üzere tam tersine, bu ayet evrim inancını bitirmektedir. Şimdi evrimcilerin aynı şekilde kendi görüşlerine delil gibi sunmaya çalıştıkları ama aslında yine tam tersine, evrimsel yaratılışın olmadığını kanıtlayan diğer ayet örneklerine bakalım: 29: 19 ALLAH’ın yaratılışı nasıl başlatıp, nasıl tekrarladığını görmediler mi? Bu, elbette ALLAH için kolaydır. 29: 20 De ki, “Yeryüzünü dolaşın ve yaratılışın nasıl başladığını görün. ” Sonra, yine ALLAH (ahiretteki) son yaratılışı başlatacaktır. ALLAH’ın her şeye gücü yeter. 29: 19 ayetinde ilk insanın(ya da insanların) doğrudan topraktan(ve de sudan) yaratılışıyla işlemin başladığı, daha sonra ise doğum yoluyla sürekli olarak bu işlemin tekrarlandığına vurgu var. Ve tamamlayıcı olarak hemen ardından gelen 29: 20 ayetinde de "ilk insanın yaratılışı ile ahiret evrenindeki yaratılış arasında benzerlik olduğu" vurgulanmaktadır. Peki ahiretteki yaratılış nasıl olmaktadır? Doğrudan topraktan, atasız bir yaratılış şeklinde olmaktadır ayetlerde açıkça belirtildiği üzere. Yani sonsuz yaşam için olan ikinci yaratılışta; anne+baba(seks)=doğum şeklinde değil de birbirinden bağımsız olarak, ayrı ayrı bireylerin birden, topraktan doğrudan yaratılması söz konusudur. İşte ilk insan veya insanların yaratılışının da bu şekilde olduğu vurgulanmaktadır bu ayette. 29: 20 De ki, “Yeryüzünü dolaşın ve yaratılışın nasıl başladığını görün. ” Sonra, yine ALLAH (ahiretteki) son yaratılışı başlatacaktır. ALLAH’ın her şeye gücü yeter. Zaten Adem ile İsa`nın benzer olduğunu vurgulayan ayet de bunu anlatmaktadır. İlk insanın yaratılışında cinsellik aracı olarak kullanılmamıştır. Tıpkı İsa`da da olduğu gibi: Ali İmran Suresi 59 Allah katında İsa’nın durumu, Adem’in durumu gibidir. Onu topraktan yarattı, sonra ona “ol” dedi. Artık o, olur. Ve de tıpkı ahiret evreninde de olduğu gibi: NUH SURESİ 17. Ve ALLAH sizi topraktan bir bitki olarak bitirdi. 18. Sonra sizi ona döndürecek ve sizi tekrar çıkaracaktır. Adem, İsa ve ahiret evrenindeki insanların yaratılışı atasız yani anne+baba(seks) olayı olmadan doğrudan olmaktadır. Ve de olmuştur dedik. Yine cinsellik olmadan doğrudan topraktan yaratılışa bir başka örnek de, İsa`nın vesile olduğu canlı yaratma olaylarıdır: Ali İmran Suresi 49 Onu, Beniisrail’e şöyle konuşan bir resul yapacak: “Şu bir gerçek ki, ben size Rabbinizden bir mucize getirdim: Ben, çamurdan, kuş görünümünde birşey yapar, ona üflerim de Allah’ın izniyle kuş oluverir. Ben, körü ve abraşı iyileştirir, ölüleri Allah’ın izniyle diriltirim. Evlerinizde yemekte ve biriktirmekte olduklarınızı size haber veririm. Eğer inananlarsanız, bunda sizin için tam bir mucize vardır. ” Maide Suresi 110 Hani, Allah şöyle demişti: "Ey Meryem`in oğlu İsa! Senin ve annenin üzerindeki nimetimi hatırla. Seni Ruhulkudüs`le desteklemiştim, beşikte iken ve erginlik çağında insanlarla konuşuyordun. Sana Kitap`ı, hikmeti, Tevrat`ı, İncil`i öğretmiştim. Benim iznimle çamurdan kuş görünümünde bir şey yaratıyor, içine üflüyordun da o benim iznimle kuş oluyordu. Doğuştan körü, abraşı benim iznimle iyileştiriyordun. Benim iznimle ölüleri çıkarıyordun. İsrailoğullarını senden uzak tutmuştum. Hani, sen onlara açık-seçik ayetleri getirdiğinde, küfre sapanları şöyle deyivermişti: "Açık bir büyüden başka bir şey değil bu. " Görüldüğü üzere yine tıpkı Adem, İsa ve ahiretteki insanların yaratılışında olduğu gibi, bu ayetlerde anlatılan İsa Peygamberin mucizelerinde kuş ve benzeri canlıların yaratılması da doğrudan topraktandır. Başka bir canlıdan türetilme söz konusu olmadığı gibi, anne ve baba, yani cinsellik bile yoktur bu özel yaratışlarda. Ahiretteki yaratılışın da aynı bu şekilde olmakta olduğu da defalarca vurgulanmaktadır yine Kuran`da. (Birinci bölümün sonu)
  13. Kuran'a inanacaksın Burakey. Gördüğün gibi ruhlar alemi yok Kuran'da. Bahsettiğin kişinin mi yoksa benim mi doğru yorumladığımı Kuran'ı okuyarak göreceksin kısacası.
  14. Hayır Hacı, ilk Müslümanlar paganizmle ve dolayısıyla onun parçalarından olan evrim inancıyla felsefi olarak mücadele içindeydiler. Zaten Kuran bu ruhçulukla mücadele için geldi. Ama sonraları ruhçuluk tasavvuf yoluyla İslam dünyasına aşılanmaya çalışıldı. Yine evrim, komünizm, panteizm, çok tanrıcılık, çilekeşlik, kutsal insanlar, ruhlar alemi, reenkarnasyon ve diğer tüm unsurlarıyla birlikte. Gerek ayet cımbızlayarak gerekse ayetlere sembolik anlamlar yükleyerek ve de ayrıca Kuran dışı kaynakları dine ekleyerek bu putperest inançları dinmiş gibi sundular. Bu bağlamda Darwin'den çok daha önceleri sufi düşünürler evrimi kaleme aldı. Ondan asırlar önce de aynı şeyi kabalacı Yahudiler Yahudi dünyasında yaptı. Kabala da ruhçuluğun Yahudiliğe sızmış versiyonudur. Zaten bu putperest ruhçuluk ve uzantısı evrim gibi inançlar milyonlarca yıldır dünyada var.
  15. Evrimin paganizmden gelen hurafe bir inanç olduğunun farkında. Böyle gerçek bilim insanlarımızın çoğalması dileğiyle. Sadece ülkemizde de değil, tüm dünyada. Selam