Jump to content

Emre_1974tr

Üyeliğini Sildirmiş Kullanıcı
  • İçerik sayısı

    348
  • Katılım

  • Son ziyaret

Emre_1974tr kullanıcısının paylaşımları

  1. Emre_1974tr

    Sadece Kur'an diyenler

    Bir mezhep-hadis inanırına cevabım Bir forum'da mezhepleri savunan katılımcı, Kuran'da namazın, abdestin ve diğer ibadetlerin ayrıntısının olmadığını iddia etti. Bense ona durumun tam tersini olduğunu, Kuran'ın tüm ibadetlerin ayrıntılarını içerdiğini delilleriyle gösterdim. Örneğin abdestin ayrıntısıyla anlatımı şöyledir Kuran'da: NAMAZ ABDESTİ Ey iman edenler! Namaza kalktığınızda; Yıkayınız: yüzlerinizi ve dirseklere kadar ellerinizi. Sıvazlayınız: başınızı ve topuklara kadar ayaklarınızı. Eğer cünüp iseniz temizlenin. Eğer hasta veya yolculukta iseniz, veya biriniz ayak yolundan geldi ise, ya da kadınlara dokunduysanız, ve de su bulamamışsanız: Temiz bir toprakla yüzünüzü ve ellerinizi sıvazlayın. Allah size zorluk çıkarmak istemez. Allah sizi temizlemek ve üzerinizdeki nimetini tamamlamak istiyor. Umulur ki; şükredersiniz. 5- Maide Suresi 6 BOY ABDESTİ Ey iman edenler! Sarhoş iken ne söylediğinizi bilinceye kadar, cünüp iken de -yolculuk hali müstesna- yıkanıncaya (gusül edinceye, boy abdesti alıncaya) kadar namaza yaklaşmayın. Eğer hasta veya yolculuktaysanız, biriniz ayak yolundan gelmiş, yahut kadınlara dokunmuş da su bulamamışsanız, temiz bir toprakla teyemmüm edin: Yüzlerinizi ve ellerinizi sıvazlayın. Allah affedici, bağışlayıcıdır. **************** İşte Rabbimizin abdestte belirlediği ve bildirdiği tüm ayrıntılar bunlardır. Bunun dışında ayrıntı ilave etmeye kalkmak, Rablik taslamaktır. Ya da Allah'ın sözlerinin dışında dini hüküm verici kaynak edinmek, Allah'a ortak koşmak demektir. Tabii tartıştığım mezhep-hadis inanırı katılımcı ezberine devam etmeye kalktı ve ayetlera karşı şunları söylemeye kalktı(aklı sıra ayetlerin yetersiz olduğunu savunuyordu); Cübbeli nikli katılımcı söyledi: "Nasıl temizleneceğim? Mendille mi su ile mi? ? Cünüplük ne demek? "kadınlara dokunduysanız" ne demek? Otobüste kadına değersem cünüp müyüm? Kadın bana değerse o da cünüp mü? BEN DE ONA ŞU ŞEKİLDE CEVAP VERDİM Bak Kuran senin bu yaptığının aynısını yapmaya kalkanları(apaçık ve detaylı ayet bilgilerine iman etmek istemeyenleri, olmayan ayrıntılar eklemek isteyenleri), senin gibileri bir örnekle ne güzel anlatıyor: BAKARA 67 Mûsa, toplumuna dedi ki: "Allah size, bir inek boğazlamanızı emrediyor." Dediler ki: "Sen bizimle alay mı ediyorsun?" Dedi ki: "Cahillerden biri olmaktan Allah'a sığınırım." 68 Şöyle konuştular: "Çağır Rabbine bizim için, açıklasın bize neymiş o!" Cevap verdi: "O diyor ki, bahsettiğim ne yaşlıdır ne de körpe. İkisi arası bir inektir." Hadi size emredileni yapın! 69 Şöyle dediler: "Çağır Rabbine bizim için, neymiş onun rengi açıklasın bize." Cevap verdi: "O diyor ki, bahsettiğim, sarı, rengi parlak bir inektir; seyredenlere mutluluk verir." 70 Şöyle dediler: "Dua et Rabbine, açıklasın bize neymiş o! Çünkü bu inek, bizim gözümüzde başkalarıyla karıştı. Ve biz, Allah dilerse, doğruya ve güzele elbette kılavuzlanacağız." 71 Cevap verdi Mûsa: "Allah diyor ki, bahsettiğim, boyunduruk yememiş bir inektir; toprağı sürmez, ekini sulamaz. Salma hayvandır. Alaca yoktur onda." Dediler ki: "İşte şimdi gerçeği getirdin." Ve ardından onu boğazladılar, az kalsın yapmayacaklardı. -------------------------------------------------------------------------------- Selam. http://emre1974tr.blogspot.com.tr/2011/07/bir-mezhep-hadis-inanrna-cevabm.html
  2. Emre_1974tr

    Sadece Kur'an diyenler

    Bak, Hıristiyan bir misyoner olan Desert Wind'ın seni desteklemesi kafanda birşeylerin uyanmasına vesile olmalı. İslam'a yönelme diye bir Hıristiyan misyoner hemen damladı ve sana arka çıktı Buradan uyanmaya başlamalısın cevap veren nikli arkadaş. Gerçek islam sadece Kuran'dadır. Videomuz: Ayrıca tasavvufun içyüzünü anlattığımız videomuz: Selam
  3. Emre_1974tr

    Lüks israf değildir

    Sadece Kuran'ın dinin kaynağı olduğunu Rabbimiz diyor. Umarım bir gün zincirlerini kırarsın ve gerçeğe , İslam'a yönelirsin kardeşim: http://www.kurandakidin.com/ Selam
  4. Emre_1974tr

    Lüks israf değildir

    Hayır kılınışı da sadece Kuran anlatıyor. Okursan öğrenirsin. Zaten rivayet yani dedikodu denilen şeylere bırakacak değildi dini Rabbimiz. Sadece Kuran dinin kaynağıdır dünyada. Selam
  5. Emre_1974tr

    Lüks israf değildir

    Hatanda artık ısrarcı olmayacağını ve gerçeğe yöneleceğini düşünüyorum. Kibir yapmadan yazılanları oku, araştır ve üstünde derince düşün. Tüm konulardaki kabullerin hatalı, artık düzeltme vakti. Başkalarının sana öğrettiği şey gerçek din değildi. Gerçek İslam sadece Kuran'da:
  6. Emre_1974tr

    Lüks israf değildir

    Namazın da diğer ibadetlerin de gerçek ve eksiksiz anlatımı sadece Kuran'da kardeşim: http://www.kurandakidin.com/2011/10/36-kuranda-inanc-konulari-namaz-zekat-oruc-ve-hac/ Selam
  7. Emre_1974tr

    Lüks israf değildir

    İşte yapma bunu yalan yanlış bilgiyi insanlara din diye sunmayın artık(cevap veren nikli arkadaş). Bak sadece bu konularda değil, diğer konularda da hatalarını düzeltmelisin. Mesela İslam'a göre ruhlar yoktur: http://emre1974tr.blogspot.com.tr/2011/07/islamda-canllarn-ruhu-hayaleti-yoktur.html
  8. Emre_1974tr

    Lüks israf değildir

    Tek kaynağım Kuran din alanında, Ve gördüğün üzere kıyamet ayağa kalkış anı, Lüks de güzel olan, hedeflenen şey. Dogmalarını bırakıp ayetlere ve gerçeğe yönel , Selam
  9. Emre_1974tr

    Lüks israf değildir

    Bilgivehis nikli arkadaş, Hayır karıştıran ve saplantılı olan sensin, yazdıklarımı dikkatli oku. Ayrıca şu yazımı da: http://emre1974tr.blogspot.com.tr/2011/07/eger-herkes-ayetlerin-dedigini-yapsayd.html Bahsettiğin engel olucu unsur liberal özgürlükler değil, tam tersidir. Selam
  10. Emre_1974tr

    Lüks israf değildir

    Cahilliğinde ısrarı bırakıp, yazdıklarımı okuyup doğrusunu öğreneceksin. Bir daha batıl inançlarını dinmiş gibi sunmaya da kalkmayacaksın (cevap veren nikli arkadaş). Kıyamet yok oluş değil gerçekte gördüğün gibi. Lüks de israf değil, lüks her alanda en mükemmele ulaşmadır. Selam
  11. Emre_1974tr

    Lüks israf değildir

    Hayır işte yanlış (cevap veren nikli arkadaş), kıyamet evrenin yok oluşu falan değil, gerçeğini yazdım. Tıpkı lüksün israf olmaması gibi, kıyamet de yokoluş değil. Ayağa kalkış anıdır. Fakat halkın diline bu şekilde girdiği için bizim de yazılarımızda kıyameti zannedilen anlamında kullandığımız oluyor. Fakat gerçekte yanlış. Kuran'da yok oluş anı için saat vb. ifadeler kullanılır. Bu arada yazılanları dikkatli bir şekilde oku, verdiğim tartışmayı da oku ve lüksün helal olmanın da ötesinde, her alanda istenen şey olduğunu öğren. Selam
  12. Emre_1974tr

    Lüks israf değildir

    Selam dostum; Kuran'da kıyamet ayağa kalkış, adı üstünde kıyam - et. Selam
  13. Hala arsızca, utanmadan dini inancınız olan evrimi bilim dergi ve kitaplarında görmek istediğinizi söylüyorsunuz yani. Hani arsızlığı geçtim, insanlıktan da nasip olmayınca bu halde olunuyor demek. Selam
  14. Emre_1974tr

    ÇEKİRGELER GİBİ

    Yok, sende en ufak bir empati parçası olsaydı bu halde olmazdın democrossian. Selam
  15. Emre_1974tr

    Kuran`da sadece nefsi müdafaya izin var

    Maide 33'te Bahsedilen Nefsi Müdafaa ve Kısastır Bu çalışmamda; Maide 33'de bahsedilen "çaprazlama" meselesinin ne olduğundan bahsedeceğim, ama ondan önce kısaca başka bir konuya değinerek giriş yapmak istiyorum; Kuran'a göre hırsızlığın cezasının ne olduğuyla ilgili de çok soru gelmekte. Kitapta ifade edilen el kesme cezasının eli tamamen kesmek mi yoksa çizdirip işaretlemek mi olduğu konusu üzerinde duruluyor özellikle. Kuran'ı bütünlük içinde ele alınca genel olarak hemfikir olunan sonuç şudur; Kitapta hırsızlık vakalarıyla ilgili el kesme ifadesi 3 anlamı da içermekte: 1- Elini kesme 2- Elini çizdirme (işaretleme) 3- İmkanını kesme, yani hapsetme ve buna benzer kısıtlamalar getirme. Dikkat edilirse ayetlerde anlatılan, Yusuf Peygamberin öyküsünde de hırsızın alıkonulduğunu yani hapsedildiğini görüyoruz. Hırsızlığın büyüklüğüne/derecesine ve hırsızın durumuna göre bu 3 uygulamadan birinin yapılması isteniyor ayetlerde diye düşünmekteyiz. Ayrıca mağdur yani mal sahibi isterse hırsızı affedebilir veya başka özel durumlardan dolayı hırsıza hiç ceza verilmediği vakalar da olabilir (örneğin açlıktan/mecburiyetten dolayı çalma, kleptomani/çalma rahatsızlığı yüzünden bunu yapma vs...). Zaten ayetlerde, birey hakkına yönelik en büyük ihlal olan cinayet suçu için bile mağdur yakınlarına affetme yani cezayı hafifletme yetkisi verildiği dikkate alınırsa, nisbeten daha hafif bir suç olan mal/para gasbında yine aynı af kapısı her zaman açık demektir. Ama ben yazımın başında da dediğim gibi asıl Maide Suresi 33. ayette bahsedilen "çaprazlama " konusuna değinmek istiyorum ve bu konuda yeni birşey söyleyeceğim. Durum zannedilenin tam tersinedir. El ve ayakları çaprazlama kesme uygulamasını aslında putperestler kendilerine boyun eğmeyenlere/Müslümanlara uygulamaktaydı ve ayette bahsedilen de, peygamber döneminde bundan vazgeçmeyen zalimlere karşı aynı şekilde karşılık vererek savunma mücadelesi yapılmasıdır. Öncelikle iyi anlaşılmalıdır ki ilgili ayet saldırganlara karşı Müslümanların yaptığı savunma savaşıyla ilgilidir. Zaten şu yazımda da belirttiğim üzere İslam'da sadece nefsi müdafa, yani savunma savaşına izin vardır: http://emre1974tr.blogspot.com/2011/07/kuranda-sadece-nefsi-mudafaya-izin.html Ve işte yine nefsi müdafadan bahseden bu ayet, o zamanlar imanlılara zulüm yapanlara ve bunu inatla sürdürenlere yaptıklarının aynısıyla karşılık verme, onlara yaptıklarını tattırmakdan/iade etmekten bahsetmektedir: Maide Suresi 33: "Allah ve resulüyle savaşanların ve yeryüzünde bozgunculuk yapmaya çalışanların cezası şudur: Öldürülürler yahut asılırlar yahut elleriyle ayakları çaprazlamasına kesilir yahut bulundukları yerden sürülürler. Bu onlar için dünyada bir rezilliktir. Âhirette de onlara büyük bir azap vardır. 34. Ancak onları ele geçirmenizden önce tövbe edenler bunun dışındadırlar. Artık Allah'ın çok bağışlayıcı, çok merhamet edici olduğunu bilin." Dediğim gibi, o dönemde durup dururken Müslümanlara saldıran ve bundan da, yani savaştan vazgeçmeyen, barışa yanaşmayan zalimlere karşı nefsi müdafa mücadelesi ve kısas istenmektedir sadece. Kuran'ın anlattığı üzere, Müslümanlara karşı putperestler bu çaprazlama uygulamasını gerçekleştirmekteydiler eskiden beri (özellikle Mısır Firavunları). Konunun anlaşılabilmesi için öncelikle şu çalışmam okunmalı: http://emre1974tr.blogspot.com/2011/07/msr-firavunlarnn-caprazlama-merak.html Texe Marrs'ın Codex Magica isimli kitabında da anlattığı üzere Antik Mısır dininde "X" yani "çaprazlama işareti" güneş tanrısı Osiris'in simgesiydi ve bu yüzden onlar için kutsaldı . Mısır kralları gömülürken elleri ve ayakları çapraz pozisyonuna getirilirdi. Eski Mısır medeniyetinden kalma yazıtlarda, tapınak ve piramitlerin duvarlarında da X sembolü sıkça görülmektedir. Ayrıca kendilerine karşı gelenleri cezalandırırken yine bu çaprazlama ritüelini kullanırlardı. Ayetler de; putperestlerin eski çağlardan beri, Müslümanlara karşı şiddet uygularken bile çaprazlama takıntılarını sürdürdükleri bilgisini vermektedir. Taha Suresi'nde anlatılan olayda, Firavunun Müslüman olanlara yönelik olarak el ve ayakları çaprazlama kesme yöntemine başvurmaya kalktığını görmekteyiz: Taha Suresi 63. Dediler ki: "Şunlar, iki büyücüden başka birşey değillerdir. Büyüleriyle sizi toprağınızdan çıkarmak ve sizin örnek yolunuzu silip yok etmek istiyorlar. 64. "Hemen hünerlerinizi birleştirin; sonra saf bağlamış olarak gelin! Bugün, üstün gelen kurtulmuş olacaktır. " 65. Dediler: "Ey Mûsa, ya hünerini ortaya at yahut da ilk hüner sergileyen biz olacağız. " 66. Mûsa dedi: "Hayır, siz atın!" Bir de ne görsün! Onların ipleri, sopaları, yaptıkları büyüler yüzünden, kendisine gerçekten koşuyorlarmış hayaline verdi. 67. Mûsa birdenbire içinde bir korku duydu. 68. Şöyle dedik: "Korkma, üstün gelecek olan sensin!" 69. "Sağ elindekini yere bırak! Onların, sanayi olarak ortaya çıkardıklarını yalayıp yutsun. Onların sanayi olarak ürettikleri sadece bir büyücünün hilesidir. Büyücü ise nereye gitse iflah etmez. " 70. Bunun üzerine büyücüler secdelere kapanıp şöyle seslendiler: "Hârun`un ve Mûsa`nın Rabbine inandık!" 71. Firavun dedi: "Ben izin vermeden ona inandınız öyle mi? O size, büyüyü öğreten büyüğünüzdür. Yemin olsun, ellerinizi, ayaklarınızı çaprazlama keseceğim ve yemin olsun sizi hurma ağaçlarına asacağım. O zaman iyice bileceksiniz, hangimizin azabı daha şiddetli ve sürekli. " 72 Dediler: "Biz seni, bize gelen açık-seçik kanıtlara ve bizi yaratmış olana asla tercih etmeyeceğiz. Verdiğin hükmü uygula. Senin hükmün olsa olsa bu dünya hayatında geçer. " Firavunların pagan, Spiritualist/Ruhçu temele dayalı, ve çapraz işaretini kutsal gören öğretisi antik Mısır dönemiyle sınırlı kalmadı elbette. Günümüze kadar varlığını çeşitli adlarla dünyanın dört bir tarafında sürdürdü( yahudi mistisizmi de bu öğretinin temeli üzerinde inşa edildi) ve hala da sürdürmekte(örneğin uzakdoğu meditasyonlarında bacaklar çapraz pozisyonuna getirilip transa geçilir vs.). Binlerce yıldır çeşitli versiyonlarıyla insanları şirke batırmayı sürdüren Ruhçuluk, elbette her dönemde olduğu gibi peygamberimizin döneminde de putperestler üzerinde etkiliydi. Ve dolayısıyla o zamanın çok tanrıcıları, Müslümanlara karşı aynı şiddeti ve yöntemi sürdürmekteydiler. Tıpkı daha önceki peygamberlerin dönemlerinde de olduğu gibi... Texe Marrs'ın Codex Magica isimli kitabından bazı resimler Ve tekrar belirtelim; böyle eskiden beri Müslümanların el ve ayaklarını çaprazlama kesen ve bu eylemlerini sürdüren paganlara/putperestlere karşı kısas olarak , yani onlara yaptıklarının aynısının uygulanması bir seçenek, bir savunma stratejisi olarak sunulmuş Maide Suresinde. Peygamberleri ve takipçilerini ülkelerinden çıkarınları aynı şekilde ülkeden sürmek, onlara saldıranlara aynı şekilde karşılık vermek, kısaca "göze göz, dişe diş" izninden bahsedilmiş. Ve dediğim gibi, kitabı bütünlük içinde okuyunca görmekteyiz ki bu, Müslümanlara verilen savunma savaşı izni, eğer saldıranlar müminlere bu yaptıklarından vazgeçip barışa yanaşırlarsa bitiyor. Başka bir deyişle burada bahsedilen çaprazlama olayının hırsızlıkla veya o kişinin inanıp inanmamasıyla hiçbir ilgisi yoktur. Sadece fiziksel olarak saldıranlara karşı savunma savaşı ve kısas isteniyor o dönemde hepsi bu. Yoksa herkes dilediği şeye inanmakta veya inanmamakta ve bu doğrultuda yaşamını yönlendirmede özgürdür. Kimseye inancından dolayı tokat dahi atılamaz Kuran'a göre. Selam ve sevgiler
  16. Emre_1974tr

    michael sikkofield

    Arkadaşımın tespitine ilave olarak, üzerinde 19, altında da 1 rakamı var. Kubrick hem Kuran'ı hem de kendisini sembolize etmiş olabilir....
  17. Emre_1974tr

    michael sikkofield

    Bill morbiga gide Bill morga gider, ve görevli bayana görmek istediği kişinin, yani Mandy'nin ismini söyler. Amanda Curran. Görevli kadın "pardon ismi neydi" diye tekrar soruyor. Üstüne heceliyor... Israrla tekrar tekrar soruyor... 20 saniyede "Amanda Curran" tam 5 kez tekrar edildi. Özellikle Curran hecelerine dahi ayrıldı. Aklıma gelen şey sizin de aklınıza geldi mi? Curran -> Kuran? Olabilir mi? Filmi ilk seyrettiğimde yanımdaki arkadaşıma "ehehe karının ismi Kuran la" dedim, fakat bir sonraki sahneye bakınca benim "ehehe" oldu sana "ehehehhöaaskkkk". "Üzerinde on dokuz vardır" - Müddesir suresi, 30. ayet. Kuran'ın 19'a dayalı bir matematiksel düzen ile indiği söyleniyor son yıllarda, ve bu 19'daki sırdan etkilenerek müslüman olan birçok yabancı kişi var. Ben bu konuda agnostik takılıyorum biraz, yani olabilir de olmayabilir de, bilemeyiz. Neyse siktir edin şimdi beni, filme dönelim biz. Curran (Kuran)'ın defalarca tekrarlandığı sahneden sonraki sahneye bakalım, Bill morga girer... Yaklaşık 1 dakika boyuncao Curran'ın üzerindeki 19 kadrajda tutuluyor. Kubrick Kuran'la ilgili bir mesaj vermek istiyor olabilir mi? Ahaha kim bilir... Bu son gösterdiğim şey teoriydi işte, fakat tesadüf olması çok zor olan bir teori. Zira söz konusu yönetmen sembollerin ve detayların hastası olan Kubrick, bu film onun hayatına mal oluyor, ve Curran'ı ısrarla defalarca tekrar ettirdikten sonra, ayette de dendiği gibi üzerine 19'u yerleştiriyor. Amanda Curran... Ve "Amanda" ne demek biliyor musunuz? Latince Amanda; "fit to be loved, lovely" (sevmeye yaraşır, sevilmeye değer) demektir. Ehehe... Lady Gaga'nın "Kendi İsa'nızı bulun, kendi Kubrick'inizi bulun" demesinin tüm bunlarla bir alakası olabilir mi? Kubrick kendini onların arasından çekip çıkarmış olabilir mi? Bilemiyorum, elimizde bu gösterdiklerim var sadece, fakat bunları tesadüfe yorasım da gelmiyor pek. Kubrick'in sembolojiye ne kadar önem verdiğini daha net göstereyim şimdi size, hoş sıkı hayranları biliyordur zaten bunu. CRM 114 muhabbetini duymuş muydunuz Kubrick'le ilgili? Bu CRM 114, Kubrick'in birnevi imzası, entel deyimiyle "trademark"ı. Kubrick bu CRM 114'ü ilk önce Dr. Strangelove filminde kullanıyor, bir cihaza CRM 114 ismini veriyor. O filmin de sembolojiyle iç içe olduğunu söylemiştim. Ardından bunu Clockwork Orange filminde de kullanıyor ve hastaya verilen bir ilacın ismini "CERUM 114" olarak koyuyor, yani "CRM 114". Bu sembolojiyi son olarak Eyes Wide Shut'ta da kullanıyor. Nasıl mı? Curran ve 19 sahnelerinden hemen bir sonraki sahneye bakalım. IMDB'de de aynı bilgiyi bulabilirsiniz. Curran'ın yattığı oda, hastanenin C koridorunun 114 numaralı odasında. Yani C Room 114. Yani CRM 114. Size Kubrick detaylara ve sembollere hastalık derecesinde önem verir demiş miydim? Meraklısına, Kuran'da 114 sure vardır ve 114, on dokuzun katıdır. Ve bu CRM 114, iki buçuk saatlik filmin sadece "Curran ve 19"lu sahnelerine sıkıştırılıyor. Garip şeyler bunlar ehehe. Velhasıl kelam özet geçeyim size: Allah diyen Kubrick bulundu, Darwinciler panikte. Ben gözlemlediklerimi sundum size, isteyen istediği anlamı çıkarmakta serbest... Kubrick hacı oldu, geçen gün sabah namazını beraber kıldık gibi bir iddiam yok, fakat kendisinin Kuran'ı okumuş olması ve bize bir mesaj bırakmak istemiş olması muhtemel. http://michaelsikkofield.blogspot.com.tr/2011/07/stanley-kubrick-zihin-kontrolu-ve.html
  18. Emre_1974tr

    Değişimi amaç yapma yanılgısı

    Ezikler korosu ağlaşmaya devam ediyor. Hadi şimdi bızzıkk bızzıkk ötüşmeye devam....
  19. Emre_1974tr

    Gökler/Evrenler

    Delilleriyle gösterdiğim üzere peygamberler Rabbin Katı adı verilen Ahiret Evreni'nde, cennette yaşamlarını sürdürüyorlar. Peygamber eşlerinin başkalarıyla evlenme yasağının nedenlerinden biri de bu olabilir. Çünkü eşleri de biliyor ki kocaları yaşıyor...
  20. Emre_1974tr

    Değişimi amaç yapma yanılgısı

    Bilinçaltın gerçeği biliyor ve bu yüzden böyle rahatsızsın Hacı, Yanlış yolda olduğunu ve sürekli saçmaladığını, Kendine zulmettiğini..
  21. Emre_1974tr

    ÇEKİRGELER GİBİ

    ÇEKİRGELER GİBİ Hepsi de alçalmış bakışlarla mezarlarından çıkarlar. Tıpkı yayılan çekirgeler gibi. (54:7) Çekirgeler toprağın altından çıkmaları Kitabımızın buraya kadar olan bölümlerinde Büyük Patlama ile Evren’in oluşumundan kıyametin gerçekleşip Dünya’nın ve Evren’in son bulmasına kadar olan süreci anlatan Kuran ayetlerinin mucizevi açıklamalarını ve bize düşündürdüklerini aktarmaya çalıştık. Kitabımızın ilk kısmının bu son bölümünde ise kıyametin gerçekleşmesinden sonra başlayacak ahiret sürecini anlatan alıntıladığımız ayetin mükemmel benzetmesini inceleyecek ve daha sonra ahiretin varlığı hakkında Kuran’ın bize düşündürdüklerine değinip kitabımızın ilk kısmını noktalayacağız. Çekirge Yukarıdaki ayette inkârcılara ahirette diriltilecekleri hatırlatılmakta, sonraki ayette ise bu günün inkârcılar için zor bir gün olacağı belirtilmektedir. Milyarlarca insanın topluca dirilişi ne kadar da müthiş bir sahnedir! Şaşkınlık… Pişmanlık… Korku… Herkes yalnız başına… Bir tek Allah’ın yardımının faydalı olabileceği bir gün… Dünya’da çok itibar edilen mevkilerin, ailelerin, paraların, mülklerin fayda etmediği bir gün… Geriye dönüşün olmadığı bir gün… Çekirge sürüsü İşte o gün insanların mezarlarından çıkışı çekirgelere benzetilir. Peki neden çekirgelere? Allah neden bu örneği seçmiştir? Son yüzyılda haşereler üzerinde mikro kameralar ve sistemli gözlemle yapılan araştırmalar bize neden çekirgelerin örnek olarak gösterildiğini açıklamaktadır. Herşeyden önce çekirge sürüleri çok kalabalıktır. Milyarlarca çekirge bir araya gelerek kilometrelerce uzunluk ve genişlikteki kapkara bir yağmur bulutunu andırırlar. Bu sürülerin bazılarının 3-5 kilometre genişliğinde ve metrelerce derinlikte olduğu tespit edilmiştir. Çekirgeler yumurtalarını toprağın içine tohum gibi yerleştirirler. Çekirgenin yumurtasını bırakması Ayrıca çekirgeler yumurtalarını toprağın içine tohum gibi yerleştirirler ve çekirge larvaları uzun bir müddet toprağın altında kaldıktan sonra yeryüzüne çıkarlar. Nereden çıkarlar? Toprağın altından… Şimdi örnek olarak Amerika’nın New England bölgesinde yaşayan çekirgeleri inceleyelim. Bu çekirgeler 17 yaşına bastıkları yılın Mayıs ayında, uzun yıllardan beri yaşadıkları yer altındaki karanlık yarıklardan toprak üzerine çıkarlar. Eğer insanlara “Sizi karanlık bir yere kapatacağız ve saatiniz olmadan, dış dünyayla bağlantınız olmadan 17 gün sonra hep beraber dışarı çıkacaksınız” deseniz, emin olun birçok insan 17 günlük süreyi bile doğru tahmin edemez. Dünya’dayken maddi bedeni mezara konmuş insanların, ahirette topluca yaratılmalarına bundan güzel örnek olur mu? Kısacası çekirgeler ve insanlar benzer şekilde Yaprağın üzerinde bir çekirge – Toprağın altında – Uzun bir müddet kaldıktan sonra – Topluca – Çok kalabalık olarak – Yeryüzüne çıkarlar Kuran’da öğüt almamız için örnekler verilir. Bu örnekler üzerine düşünmemiz, hem Allah’ın verdiği örneklerin güzelliğini, hem de bu örneklerle kastedilen anlamları anlamamızı sağlayacaktır. Yaprağın üstünde rengarenk bir çekirge İşte bunlar bizim insanlara verdiğimiz örneklerdir. Ancak bilgi sahiplerinden başkası bunlara akıl erdirmez. (29:43) Gerçekten de insanlara, bu Kuran’da her türlü örneği verdik ki öğüt alsınlar. (39:27) KURAN MUCİZELERİ AHİRETİN VARLIĞINI İSPATLAR Kuran’ın çok büyük bir bölümü ahiretin varlığının anlatımına ayrılmıştır. Diyebiliriz ki; Allah’ın varlığı ve buna bağlı anlatımlardan sonra Kuran’ın en önemli haberi, ahiretin var olduğu, Dünya’da yaptıklarımızın, ahiretteki hayatımızı nasıl yaşayacağımızda etkili olacağıdır. Kuran 1400 yıl önceden, hiç kimsenin o dönemlerde bilmesine imkan olmayan bilgileri, fizikten embriyoljiye, jeolojiden zoolojiye kadar vermektedir. Tüm bu birbirinden farklı konulara giren Kuran, hiçbir konuda kendi döneminin yanlış inançlarını, yanlış bilgilerini içermeden, her konuda tam isabetli, tam mükemmel olarak doğruları ortaya koymuştur. İşte bu Kuran’ın en büyük iddiası, en büyük haberi Allah’ın varlığı, Allah’ın varlığının her şeyden daha önemli olduğu ve Allah’a ortaklar koşmamamızdır. İşte bu en önemli bilgi olan Allah’ın varlığını ortaya koyan Kuran’ın, yeryüzünde hiçbir alternatifi yoktur. Kuran, Allah’a inanç gibi en önemli konuyu ortaya koymuş ve insanların bu inancı kazanmasını sağlamıştır. Kuran, insanları inançsızlıktan, putperestlikten kurtarmış, aynı zamanda kendisinden önce gelen kitapları ve Peygamberleri de onaylamıştır. Kısacası Allah’ın varlığını ve Allah’ın varlığının önemini anlayanlar, bu konudaki inancı oluşturan Kuran’ın da önemini anlayacaklardır. Hiçbir kitapta, hiçbir eserde, hiçbir yerde görülmeyen mucizeleri oluşturan Kuran, aynı zamanda en önemli görevi yerine getiren kitaptır. Kısacası Kuran; 1- Allah’ın varlığı gibi en önemli konuyu insanlara duyurur ve insanları Allah’a yöneltir. 2- Dünya’da eşi ve benzeri olmayan mucizeleri sergiler. Böylece hem kendisinin Allah’tan olduğunu, hem mesajlarının doğruluğunu ispatlar. http://www.mucizeler.com/2011/03/cekirgeler-gibi/
  22. Emre_1974tr

    Değişimi amaç yapma yanılgısı

    Nüans ince ayrım anlamında kullanılır daha çok ve "nüans farkı" ifadesi de bu yüzden vardır. Evrim konusuna gelince hala arsızca, pişkince bunu savunma yüzsüzlüğüne devam etmek durumundasınız, yoksa inancınız çöker. Ruhçuluğun temellerinden olan bu dogmayı size benimsettiler ve bırakmanıza da izin vermezler. Selam ,
  23. Mezhep-hadis takipçilerinde yaşlanmayla mücadele edilemeyeceği inancı hakim olmuştur. Bu inancın çıkış noktası uydurma rivayetlerdir elbette. Ayrıca yine hadis-mezhep ve tasavvuf öğretilerinde uzun ve sağlıklı ömür için çabalamak, yeryüzündeki sıkıntıları en aza indirgemek için mücadele etmek dünya düşkünlüğü gibi gösterilmeye çalışılmış çoğunlukla ve karşı çıkılmıştır. Ama Kuran, yani İslam öğretisinde durum çok farklıdır. Zaten mezhep ve tasavvuf öğretileri İslam dini ile zıt olduğunu yine burada da çek net bir şekilde gösteriyor. Ve bilindiği üzere hadis adı verilen dedikoduların veya mezhepsel, tasavvufi kabullerin hiçbir geçerliliği yoktur Allah'ın dininde. Rabbimizin söylediği üzere sadece Kuran dinin kaynağıdır. Bilinmeli ki İslam'a göre yeryüzü tekamül veya acı çekme yeri değil, imtihan yeridir ve bu imtihanı başarıyla geçme şartı da kendiniz ve tüm insanlık için güzellikler üretmek, yeryüzünü cennetimsi bir hale getirmeye çalışmaktır(şirkten uzak gerçek iman da bunun baş köşesindedir). Yine bu bağlamda hastalık, sakatlık ve yaşlanmayla mücadele de Kuran'ın hedeflediği amaçlar arasındadır. Kuran'da yaşlanma ve hastalıklar çaresizdir diyen, bunları önlemek için mücadele edilmemelidir diyen bir ayet yoktur. Tam tersini söylemekte ve istemektedir Rabbimiz. Ayetler asırlarca dinç kalan insanlardan bahsetmektedir. Ankebut Suresi: 14: Yemin olsun, biz Nûh'u toplumuna göndedik de o onların arasında bin yıldan elli yıl eksik kaldı. Sonunda onları tufan yakaladı. çünkü zalimlerdi onlar. Görüldüğü üzere Nuh peygamber dünyada "en az" 950 yıl yaşamış. Ayrıca Kuran'da anlatılan öyküsünde toplumunda bunu garipseyen kimseyi görmediğimize göre o medeniyette böyle asırlarca yaşamak sıradan bir olay olabilir. Yani ya genetik olarak yaşlanmaya karşı dirençliydiler ya da şifalı bitki ve gıdalarla, egzersizlerle gençlik formülünü biliyorlardı.Bir diğer şık da, çok ileri bir bilim-teknoloji seviyesine sahip olmaları ve bundan yararlanarak kolay kolay yaşlanmamaları (Bu ihtimallerin birden fazlası da birlikte etkili olmuş olabilir). Kaldı ki sadece peygambere özel bir durum bile olsa bu, yine bu dünyada da bir insanın çok uzun yıllar dinç olarak yaşayabileceğini göstermektedir. (Diğer bazı peygamberlerin ve başka kişilerin de çok uzun bir ömür yaşadığını iddia eden kaynaklar var). Bunun dışında mağara ehlinin yaşlanmadan uzun süre yaşamasından da bahseder ayetler(fakat oradaki mucize fizik yasalarının dışında da gerçekleştirilmiş olabilir). Günümüzde de özellikle genetik bilimi uzmanları insan ömrünün uzatılabileceği, asırlarca ve hatta binlerce yıl ihtiyarlıktan ve hastalıklardan uzak bir dünya serüveninin deneyimlenebileceğini belirtmekteler.Hatta kimi bilimadamları "Kutsal kitaplarda yazan uzun ömürlü insanlar yeniden gerçek olmak üzere" şeklinde cümlelerle bu gelişmeyi haber verdiğine göre, bu durumun dinin verdiği bilgilerle uyum içinde olduğu bu açıdan da görülebilir. Bir Müslümanın gayesi tabii ki Allah'ın rızasını kazanmasını sağlayacak güzel bir hayat yaşamaktır. Yani bu dünyada yaşamın uzunluğu değil, cenneti hakedecek amellerin gerçekleştirilmesi, imtihanı başarmak esas amaçdır. Ama yaşlanmayla mücadele de bu duruma aykırı değil, destekleyici bir durumdur. Bir insan hiç yaşlanmasa bile bu dünyada yine de ölümlü olacak. Sadece yaşadığı süre içinde dinç ve sağlıklı kalmayı başaracaktır. Yaşam kalitesi artacaktır. Bu durum da o bireyin hem daha mutlu olmasını, hem de daha sağlıklı düşünmesini, daha olgun davranışlar sergilemesini sağlayabilir. Hatta sağlıklı ve dinç bir insan başkalarına yönelik güzellikler üretmek için, sağlıksız ve çökmüş bir insana göre daha fazla güç ve imkana sahip demektir. Ayrıca sağlıklı ve uzun yaşayan bir insanın bilgeliğinin artma şansı da doğacaktır. Daha bilgili, tecrübeli, hayat ve ayetler hakkında çok daha uzun süre düşünmüş, ve hep bunu dinç bir beden ve zihinle yapmış bir insanın gerçek dine ve iyiliğe yönelme ihtimali de biraz artabilir. Zaten dediğim gibi; kutsal kitabımıza göre hayat kurtarmak tüm insanlığı kurtarmak gibi hayırlı bir davranış olduğuna göre yine ömrü uzatmak, yaşlanmanın getirdiği tahribatı engellemek için araştırmalar yapmak da bu kapsamdadır: -Ve kim bir kişiye hayat verirse insanlara toptan hayat vermiş gibidir. (Maide Suresi 32. ayetten alınmadır). Yaşlanmayla mücadeleye karşı çıkan bazı kişiler bunun Allah'ın yarattığını değiştirme, yasasına karşı çıkmak şeklinde algılıyorlar hatalı bir şekilde. Hayır, durum yine tam tersinedir. Bir insanın sürekli veya çok uzunca süre dinç ve sağlıklı kalmasının sağlanması Allah'ın yarattığını değiştirmek değil, korumaktır. Bir organın, örneğin gözün hep keskin bir şekilde görmesi mi yaratılışın korunmasıdır, yoksa dejenere olup işlevini yitirmesi mi? Ya da bir insanın saçlarının dökülmesi mi orjinal şeklinin değişmesidir yoksa hep gür saçlara sahip olması mı? Allah'ın yarattığı bedenin en sağlıklı halinin ve aynı zamanda da şeklinin korunmasıdır daimi gençlik. Zaten cennette de sonsuza dek sabit formu korunacaktır canlıların... Yeter ki Allah'ın yarattığı canlıların orjinal, sabit şekilleri üzerinde oynanmasın, farklı organlar veya canlılar yaratılmaya çalışılmasın bilim yoluyla. Gençliği korumak orjinal formu korumaktır. Yapılacak olan çalışmalar da bu sabitliği sağlamak için olmalıdır, yoksa değiştirmek için değil. Bir diğer dikkat edilmesi gereken husus da, Antiaging uygulaması adı altında uzakdoğu öğretilerinin benimsetilmeye çalışılması tuzağına düşülmemesi gerekliliğidir. Uzun yaşamı sağlayıcı egzersizler olarak bazen bazı pagan uygulamalar, panteizm ve reenkarnasyon gibi inançlar yani kısaca ruhçuluk insanlara aşılanmaya çalışılmaktadır bazı kesimlerce. Gerçekte ise bunların sağlıkla bir ilgisi yoktur. Allah'ın yasası sıkıntılarla ve ızdırapla mücadeleyi emreder. Sağlıklı ve genç kalmak için çalışmak, insanlığın mutlu olmasını sağlamak da bunu gerçekleştirmenin bir parçasıdır, sürekli belirttiğimiz üzere. Bu ama genetik bilimiyle olur, ama doğal gıda/şifalı bitki veya egzersizlerle... Bu arada dünyanın en uzun ömürlü insanlarının genelde Müslümanlar arasından çıkması da , gençliği ve sağlığı korumanın Allah'ın istediği bir şekilde yaşamakla nasıl kolkola gittiğinin bir başka sağlamasını sunmaktadır(örneğin bilinen en uzun ömürlü insanlardan iri Azeri Shirali Mislimov’dur). Zaten namaz kılmak, oruç tutmak, Allah'ın diğer emir ve yasaklarına uymak insanın daha uzun ömürlü olmasını sağlamaktadır birçok açıdan. Kısacası İslam dini yaşamı uzatma, gençliği sürekli veya daha uzun süreli yaşanır kılma çabasını zaten içermektedir. Ve sadece bu konuda değil, yaşamın her alanında kaliteyi ve mutluluğu arttırmanın, güzellikleri çoğaltıp cennetimsi bir dünya için çalışmanın Kuran ilkelerinden olduğu bilinmelidir. Bu dünyevileşmek falan değildir. Zaten Kuran'da dünya ve ahiret güzelliği bir bütündür.Bu dünyada kendiniz ve tüm insanlık için vücuda getirdiğiniz iyilik ve yardımlar aynı zamanda ahiretiniz için de yatırımdır. İkisi birbirinin destekleyicisidir, sanılanın aksine. Din dışı olan ise kötülük, sefillik ve ızdırabın peşinden gitmektir. Allah'ın dini kalıcı gerçek çıkarlarımızın ne olduğunu bize gösterir ve bu yolda yürümemizi hedefler. Selam ve sevgiler http://emre1974tr.blogspot.com.tr/2012/02/yaslanmayla-mucadele-uzun-omur-ve-islam.html
  24. Emre_1974tr

    İslam`da canlıların ruhu-hayaleti yoktur

    Ruhla ilgili bir soruya cevabım İslam'da canlıların ruhu-hayaleti olmadığını çalışmamda ayetlerle göstermiştim. Şimdi bu konuyla ilgili bana gelen soruyu ve altına verdiğim cevabı da aktarıyorum; Başka bir forumda Shaban nikli katılımcı sordu: QUOTE Hocam, farzedelim dünyada mükemmel bir klonlama ve senin beynindeki hatıralarını vs yi içeren tüm bilgiyi başka bir beyne kopyalama teknolojileri olsun. Senin aynını klonladılar ve beynindeki bilgiyi aynen o klonuna aktardılar. Yani senin madde olarak aynını yarattılar. Sonra sana dedilerki, sen kopyanda zaten yaşamaya devam edeceksin." Kabul eder misin? Yerinde olsam ben etmem, çünkü o klon sen değilsin, tamamen başka biri. Ne onun yediği pirzolanın tadını alırsın, ne de onun etini yakan ateşin acısını hissedersin. İşte ruh kavramı bence burdan geliyor. Eğer Allah beni ödüllendirmek yahut cezalandırmak için tekrar diriltecekse, o ben olmalıyım, beni temsil eden başka bir varlık değil. Aksi durumda ben bugün, ahirette başka bir varlığın mutlu yaşaması için bir anlamda kendimi belli şeylerden mahrum eden bir enayi durumuna düşerim.İşte bu yüzden benim hiç yok olmayan bir parçam olmalı ki, yarın ahiretteki ceza yada ödülün muhatabı olsun. Keza İsra 85'te Allah peygabere "sana ruhtan sorarlar, deki bu konuda bana çok az ilim verilmiştir" diyor. Herhalde peygambere vahyi ya da cebraili sormuyorlar, bildiğimiz ruh olayını soruyorlar. Eğer ruh diye bir şey olmasa Allah, o eskilerin masalıdır der geçer, ama öyle demiyor. Bilmiyorum dediklerim hakkında ne düşünürsün ? vesselam CEVABIM Senin bahsettiğin "canının bedenle bütünleşmesi sonucu ortaya çıkan nefsin". Hayır, ahiretteki yaratılış senin kopyan değil, sen olacaksın. Ama bu nefsin, tek başına var olabilen ve düşünebilen varlık falan değil. Yaşam enerjisinin(ki o da elektrik gibi maddidir) bedenle buluşması sonucu yine sana özgü nefsin ortaya çıkacak. Senin sen olman için, içine bir hortlağın girmesi gerekmiyor. Tam tersine, onun olmaması gerekiyor. Yoktan nasıl yaratıldıysan ve bu "sen" olduysan, yine aynı şekilde olacak Verdiğin ayette vahiy ve ilgili melekten bahsediliyor. Ama yine ortada hortlakla ilgili bir soru falan yok. Fakat hadis veya İncil gibi başka kaynakların etkisi altında kalırsan, ruhları soruyor zannedersin. Kuran'da özel isim olarak Ruh(vahiy meleği) hep tek başına geçer. Hiçbir insana ait falan değildir. O da senin benim gibi bir kuldur ve görevi de vahyi iletmektir. Bir de şu ayetler de konuyla bağlantılı: KAF 2 İş sanıldığı gibi değil! Kendilerine içlerinden bir uyarıcı geldi diye şaştılar da şöyle dediler o küfre batanlar: "Acayip şey bu!" 3 Ölünce mi, biz toprak olunca mı? Çok uzak bir dönüştür bu." 4 Toprağın onlardan neyi eksilttiğini pek iyi bilmişizdir biz. Her şeyi saklayıp koruyan bir Kitap var katımızda. İnkarcılar, öldükten sonra bedenlerinin tamamiyle yok olacaklarını düşünüyorlar. Ama 4. ayette onlara gerekli cevap veriliyor. Parmak uçlarına kadar tüm bilgiler kayıtlıdır ve yeni yaratılışta yine "aynı insanlar" olarak var olacaklardır. ********* Bu dünyadaki bedenin de sürekli yenileniyor. Her 8 yılda bir falan tüm hücrelerin yenilenmiş oluyor. Son araştırmalarda, bugüne kadar yenilenmediği düşünülen beyin hücrelerinin bile yenilendiği iddiaları var. Yani 10 yıl önceki bedeninden hiçbir kırıntı yok şu anda. Seni sen yapan, senden bir parçanın kalması değildir. Seni sen yapan, Allah'ın gözünde senin sen olmandır. Allah'ın sana yüklediği değer ve bireyselliktir. Bir zaman makinasına atlayıp geçmişe gidebilsen kendinin eski haline ulaşacaksın. Ama ortada bir sorun olacak, 2 tane sen olmuş olacaksın. Bir zamanda yolculuk yapan, bir de geçmişe gittiğinde karşılaştığın sen.İki tane Şaban yanyana gelmiş olacak. Ama Allah seni birey olarak yarattığından, sen yine benliğinden birşey kaybetmemiş olacaksın. İkizler, kopyalama olayı başkadır, bu bambaşka... Allah seni birey olarak yaratmış ve seni biliyor. Seni sen yapan parçan-molekülün vs. değil, budur. Selam ve sevgiler. http://emre1974tr.blogspot.com.tr/2011/07/ruhla-ilgili-bir-soruya-cevabm.html
  25. Emre_1974tr

    Lüks israf değildir

    Yok gerçeği bu Mr. Spak, Bunu gösteriyorum. İnanç ile zannı birbirine karıştırmak ise akılsızlık, cahillik veya sapmadır. Ya da hepsi... Selam
×
×
  • Yeni Oluştur...