Jump to content

Emre_1974tr

Üyeliğini Sildirmiş Kullanıcı
  • İçerik sayısı

    348
  • Katılım

  • Son ziyaret

Emre_1974tr kullanıcısının paylaşımları

  1. Ayrıca 1965 tarihli Yıldırım Harekatı (Thunderball) filminden bir SPECTRE toplantısı sahnesini de verelim:
  2. Ekşi Sözlük'e şöyle yazmıştım: Spectre ian fleming'in muhtemelen illuminati örgütünü anlattığı temsili teşkilatın adı. dünyayı ele geçirme planları içerisinde olan spectre'nin başındaki blofeld tek gözünden yaralıdır. ayrıca bond filmlerinde diğer kötü adamlar da genelde illuminati'nin tek göz işaretini taşır. ve yine eski bond filmlerinde açılış sahnesinde bond tek gözü anımsatan bir objeye ateş eder ve kana bulardı. eğer durum böyleyse ian fleming illuminati karşıtı idi ve insanlığı uyarmak istiyordu bu zalim teşkilat hakkında denilebilir. ama fleming'in vefatından sonra çekilen bond filmlerinde işler tersine dönmüş gibi gözüküyor. hollywood ve ingiliz sinemasını ele geçiren illuminati bond filmlerine de hakim olup bu sefer tam tersine kendine hizmet eden bir maşa haline getirmeye çalışmış olabilir.
  3. Emre_1974tr

    Lüks israf değildir

    Bir inancını yani bilgini değiştirip yeni bir bilgi yani inanç edindin. Selam
  4. Emre_1974tr

    Lüks israf değildir

    Hayır işte bu kabulünüzün yanlışlığını anlatıyorum. Zanla inancı birbirine karıştırıyorsunuz. Gözünüzle gördüğünüz şey sizin inancınızdır, hem de çok kuvvetli bir inancınızdır. Onun gerçek olduğuna tüm kalbinizle inanıyorsunuz. Ama belki yarın elde edeceğiniz delil o gün gördüğünüz şeyin öyle olmadığına ikna edecek size bu sefer inancınız başka yönde olacaktır. Bir şey kanıta dayalı olunca inanç olmaktan çıkmıyor, tam tersine , çok daha kuvvetli bir inanç oluyor. Artık çok daha şiddetli bir şekilde inanıyorsunuz demektir. Tabii yarın deliller tersini gösterirse bu inancınızı bırakıp başka bir inanca sahip olursunuz. Selam
  5. Emre_1974tr

    Lüks israf değildir

    Hacı'nın kusuruna bakmayın arkadaşlar, birkaç gün saçmalamasa dili şişer zaten... Dediğim gibi lüks aşırılık falan değildir, bu hastalık görüş insanların zihinlerine bilinçli olarak yerleştirildi. Dünyada kimlerin bunu sistemli bir şekilde gerçekleştirdiğini ise yazılarımı takip edenler bilir. Sadece mallarda değil, yemekten sağlığa, karakterden insan ilişkilerine kadar her alanda lükse, zirveye ulaşmak en güzelidir. Zaten cennet de lüksün zirvesidir her anlamda ve açıdan. Ve her dilde aynı anlamda kullanılmaz, bunu da unutmayın. fakat öyle bile olsaydı değişen bir şey olmazdı, insanların yanlış bir inanç üzerinde olduğunu gösterip doğrusunu yazıyorum. Bilgi konusuna gelecek olursak, isterse bilimsel olsun, isterse adınızın ne olduğu olsun, tüm bilgiler istisnasız inançtır. Ya da gözünüzle tanık olduğunuz bir olay olsun yine ortada inançtan başka bir şey yok. Eldeki delil sizin o yönde inanmanızı sağlamıştır. Bakın bir şeyin inanç olması onun gerçek dışı olduğu anlamına falan gelmiyor, alakası yok. Gerçeğe iman da inançtır. Elinizdeki deliller tersini gösterinceye kadar o yönde inancınızı sürdürürsünüz. Deliller zıttını gösterirse bu sefer inancınız ters yönde olur. Bilim kurulu denilen topluluk da kendi inançlarını paylaşır sizinle. Ama o bilimadamları size bilerek yanlış düşünceler de aşılayabilir veya eldeki verileri yanlış yorumladıkları için yine yanlış inançlar aktarabilirler. Kısacası ne alanda olursa olsun bilgi inançtan başka bir şey değildir. Onun gerçek olduğunu düşünmeniz, kabul etmeniz veya ret etmeniz inancınızdır. Selam
  6. Emre_1974tr

    Lüks israf değildir

    Ve tekrarlayalım, bilgi denilen şey deneyler veya diğer kanıtlarla oluşan kuvvetli inançtır. Mesela adınız Tarkan diyelim. Adınızın bu olduğuna inanıyorsunuz demektir. Hem de kuvvetli bir imanla. Ama yarın belki aileniz size falanca sebepten dolayı gerçek adınızı sizden sakladığını açıklayıp, isminizin aslında Mahmut olduğunu söyleyecektir. Bu sefer de delillere bakıp inancınızı yine belirlersiniz (Tarkan veya Mahmut). Veya yarın falancanın size yemeğe geleceği söylense, bu haberi veren kaynak sizi ikna etmişse (mesela anneniz söylemiştir veya gelecek kişinin kendisi telefon açıp söylemiştir size vs.), bu sizin için bilgidir, yani delile dayalı inandığınız şey haline gelir. Tüm bilimsel bilgi denilen inançlar da böyle. Kurulun size söylediğini kabul edersiniz, inanırsınız veya inanmazsınız. Deliller sizi ikna eder veya etmez. Sonuçta inançtan başka bir şey yok ortada. Siz zan tahmin, veya hüsnü kuruntu ile inancı birbirine karıştırıyorsunuz. Hayır inanç inanmaktır, kabul etmektir. ister delile dayalı olsun, ister olmasın. Tüm bilgiler de inançtır. Selam
  7. Emre_1974tr

    Lüks israf değildir

    Hayır her dilde lüks bu anlama gelmiyor. Kaldı ki öyle bile olsaydı, tıpkı "bilgi ve inanç" kelimelerinde veya "kıyamet" kelimesinde olduğu gibi sözlüklerde evrensel bir hata sözkonusu olurdu ve onu düzeltmeye çalışırdık. Lüks aşırılık veya gösteriş değildir. Kimi namazı bile gösteriş için kılıyor olabilir ve Kuran böyle yapanı eleştirir. Amaç başka birşeydir. Ama namaz veya lüks, veya insanlara yardım etmek gösteriş değildir aslında. Selam
  8. Emre_1974tr

    Kim demiş cennet yan gelip yatma yeridir diye?

    Hepsi benim kendi yazı ve görüşlerim Kavak. Delilleriyle bilgileri sunuyorum. Size de okuyup öğrenmek veya böyle vızıklamak düşüyor. Selam
  9. Eğer evrende 4 boyutlu şekiller varsa, işte kübünün 3 boyutlu gölgesini görebilirsiniz. Ama dikkat edin ekranınız 2 boyutlu. Yani 4 boyutlu bir şeklin, 3 boyutlu gölgesini sizin 2 boyutlu ekranınızda, 2 boyutlu olarak görüyorsunuz. Yani gölgenin gölgesi... Bu teorik hiperkübü internette ilgili sitelerde görüp inceleyebilirsiniz. Eğer bizler iki boyutlu olsaydık, üç boyutlu bir topun veya kürenin sadece 2 boyutlu bir gölgesini görebilecektik ki bu da bir daire olacaktı bizim için. Ama 3 boyutlu bir topun 2 boyutlu daire şeklindeki gölgesini de tam olarak göremiyecektik. Şimdi biz 3. boyuttan baktığımız için rahatça topun 2 boyutlu daire şeklindeki gölgesini görebiliyoruz. Ama 2 boyutlu canlılar yukarıdan bakamıyacağı için gölgenin yalnızca bir kısmını görecekler arkasını göremiyeceklerdir. Daha doğrusu gölgeyi bir "dışbükey çizgi" şeklinde görecekler ve tam olarak algılayamayacaklardır 2 boyutlu olarak bile... Bunu engellemek için bizim hiperküp de yaptığımız gibi şekli "şeffaf" hale getireceklerdir. Bu sefer de şekli(2 boyutlu gölgeyi) tam olarak görebilecekler ama birbirleriyle bağlantılı bir dışbükey ve bir içbükey çizginin içiçe geçtiği ve karıştığı izlemine kapılacaklardır. Kaldı ki şeklin 3 boyutlu asıl orjinal halini hayal bile edemeyeceklerdir. Bu arada Kabe arapça "küp" anlamına geliyor. Kabenin şekli bir küpü anımsatıyor hatta milimetrik olmasa da şekil itibariyle küp olduğu söylenebilir. (bir dikdörtgen prizma olduğu da söylenebilir tabii) Ve bu yüzden bazı kimseler Kabe ile hiperküp arasında bağlantı kurmak istiyor ama bu özellikle ruhçuların yaptığı biraz zorlama bir zihin jimnastiği. Bunun dışında başka bir tespiti sunmak istiyorum. İki boyutlular dünyasında hiçbir canlı, 3 boyutlu canlılardan kaçamaz, saklanamaz. Evinin içine saklandığını zanneden ve 3 boyutlu varlığı göremeyen iki boyutlu canlının evine yukardan hiçbir engele takılmadan girebilir. Çünkü onun 2 boyutlu dünyasında yükseklik diye birşey olmadığından örneğin çember şeklindeki bir duvarın onu koruduğunu zannederken yukarıya doğru tamamen savunmasızdır. Sadece bununla da kalmıyor. Bedeninin içi, hatta organlarının içini bile görebilir ve dokunabilir bir üst boyuttaki varlık. Aynı şekilde 4 boyutlu veya daha fazla boyutlu bir canlı olsaydı o da 3 boyutlu varlıkları her yerde rahatça bulabilecek, hatta isterse iç organlarına bile müdahale edebilecekti. Örneğin (eğer üst boyut diye birşey varsa tabii) 4. boyutta yaşayan bir meleğe karşı ne durumda olduğumuzu daha iyi anlayabiliriz artık sanırım. Selam ve sevgiler. http://emre1974tr.blogspot.com.tr/2011/07/dort-boyutlu-bir-sekil-hiperkup.html
  10. Emre_1974tr

    Lüks israf değildir

    Bu arada konuyla ilgili şu tartışmayı da verelim: http://www.vekilsizmeclis.com/viewtopic.php?f=4&t=1031 Selam
  11. Emre_1974tr

    Lüks israf değildir

    Kıyamet için de sözlüğe bakarsan evrenin yok oluşu falan yazıldığını görürsün. Ama ayetlerde kıyamet yeniden diriliş anına verilen isimdir. Lüks için de aynı şekilde hatalı tanım yapılmakta ülkemizde. Yani sözlüğe bakarsanız birçok hatalı kullanım, önkabul var. İşte bu yerleşmiş hatalı düşünceleri aşmak için gerçekleri anlatıyoruz burada. Başka bir örnek, "inanç" ve "bilgi" konusudur mesela... Gerçekte bilgi de inançtır. Ama sözlüklerde bunu gerçeği bulamazsın. Genelde "zan" hüsnü kuruntu" , "tahmin" ile karıştırılır "inanç". Ama bu durumun hiç de böyle olmadığını gösterdik: http://emre1974tr.blogspot.com.tr/2011/07/bilgiler-bile-birer-inanctr.html
  12. Emre_1974tr

    Kim demiş cennet yan gelip yatma yeridir diye?

    Hadi şimdi vızıklamaya devam...
  13. Emre_1974tr

    Kim demiş cennet yan gelip yatma yeridir diye?

    Peygamber döneminde inkarcılara gelen azap Rad Suresi 7 Küfre sapmış olanlar şöyle derler: "Ona Rabbinden bir mucize indirilseydi ya!" Sen sadece bir uyarıcısın ve her topluluk için doğruyu ve iyiyi gösteren bir önder vardır. Yunus Suresi 20 Şöyle derler: "Ona Rabbinden bir mucize indirilseydi ya!" De ki: "Gayb, Allah'ın tekelinde. Hadi bekleyin; sizinle birlikte ben de bekleyenlerdenim." Muhammed Peygamberin döneminde Kuran'dan başka mucize-kanıt olmadığını söyleyenler bu ve benzeri ayetleri getiriyorlar. Ama burada anlatılan; sırf inkarcılar istiyor diye o anda Allah'ın mucize göstermediği gerçeği. Bu sadece Muhammed Peygambere özgü değil, tüm peygamberlerde durum böyledir: İbrahim Suresi 11 Resulleri onlara dediler ki: "Biz de sadece sizin gibi birer insanız, fakat Allah, kullarından dilediğine lütufta bulunur. Allah'ın izni olmadan bizim size bir kanıt getirmemiz haddimize değil. İnananlar yalnız Allah'a dayanıp güvensinler." Rad Suresi 38 Yemin olsun, biz senden önce de resuller gönderdik, onlara da eşler ve evlatlar verdik. Hiçbir resul, Allah'ın izni olmadıkça herhangi bir mucize getiremez. Her süre için bir yazı vardır. Mümin Suresi 78 Yemin olsun, biz senden önce de resuller gönderdik. Onların bir kısmının hayat ve hatırasını sana anlattık, bir kısmının hayat ve hatırasından sana bahsetmedik. Hiçbir resulün, Allah'ın izni olmaksızın herhangi bir mucize getirmesi söz konusu olamaz. Allah'ın emri geldiğinde, hakla hükmedilir ve gerçeği hükümsüz kılmaya çalışanlar orada hüsrana uğrarlar. Hud 32. Dediler ki: "Ey Nûh! Sen bizimle uğraştın, bizimle mücadelede çok da ileri gittin. Eğer doğru sözlülerden isen bizi tehdit ettiğin şeyi ortaya getir." 33. Nûh dedi: "Onu size, dilediği takdirde ancak Allah getirir, siz de hiçbir engel çıkaramazsınız." 34. "Eğer Allah sizi azdırmak istiyorsa, ben size öğüt vermeyi gaye edinsem de öğüdüm size hiçbir yarar sağlamaz. O'dur sizin Rabbiniz ve O'na döndürüleceksiniz." Kitabı bütünlük içinde okuduğumuzda görüyoruz ki, çeşitli mucizeler sunan peygamberler her zaman bunu gerçekleştirmiyor. Çünkü bu bir çocuk oyuncağı değil ve Rabbimiz kimin ne zaman, nasıl delilleri görmesi gerektiğini en iyi bilen ve bu konuda özgürce dilediği gibi davranandır. Çoğu kez, mucize isteyenlere bu olumsuz cevabı veriyorlar elçiler ama sonra yeri geldiğinde de yüce Allah'ın dilemesiyle delil-mucize de geliveriyor. İşte son peygamberde de durum böyledir. Yani ayetlerde belirtilen asla Kuran'dan başka bir delilin olmayacağı değil, o anda sırf inkarcılar istiyor diye bunun gerçekleştirilmeyeceğidir. Nitekim ayetlerde belirtildiği üzere, peygambere ve kendisini izleyen müminlere savaşta meleklerle yardımda bulunuyor yüce Allah. Ve böylelikle inkarcılara bir çeşit gazap gelmiş oluyor.Daha önce de Firavunun toplumuna veya diğer inkarcı topluluklara gelen felaket, bu sefer savaş meydanında arap müşriklere geliyor biraz farklı bir şekilde. Ve yine ayetlerde anlatıldığı üzere, bir inkarcı topluluğun başına ani toplu azabın geldiği vakit, iyilerle kötüler birbirinden ayrılmış vaziyette bulunuyor: A'raf suresi 64 Onu yalanladılar. Bunun üzerine biz onu beraberindekileri gemi içinde kurtardık, ayetlerimizi yalanlayanları boğduk. Gözleri görmez bir topluluktu onlar. Hud suresi 58 Emrimiz gelince, Hûd'u ve onunla birlikte iman etmiş olanları bizden bir rahmetle kurtardık. Biz onları çok ağır bir azaptan kurtardık. Hud suresi 66 Emrimiz gelince sâlih'i ve onunla birlikte iman edenleri bizden bir rahmetle kurtardık. O günün rezilliğinden kurtardık. senin rabbin, evet o, kavî'dir, azîz'dir. Hud suresi 94 Emrimiz gelince şuayb'ı ve onunla birlikte iman edenleri bizden bir rahmetle kurtardık. Zulmedenleri o yüksek titreşimli sayha yakaladı da öz yurtlarında yere çömelmiş hale geldiler. Fussilet suresi 18 İnananları kurtardık, onlar korunuyorlardı. İşte dediğimiz gibi bu toplu cezanın daha değişik bir versiyonu Muhammed Peygamber döneminde de vücuda geldi. Yine öncelikle müminler ve inkarcıların birbirinden ayrılması için davet yapılıyor: Enfal Suresi 74 O inanıp hicret edenler, Allah yolunda didinenler, o barındırıp yardımcı olanlar var ya, gerçek müminler işte onlardır! Bir bağışlanma var onlar için, bol bir rızık var. Fetih 25 Onlar o kişilerdir ki, küfre sapıp sizi Mescid-i Haram'dan geri çevirdiler, bekletilen kurbanlık hediyelerin, yerlerine ulaşmasına engel oldular. Eğer kendilerini tanımadığınız için çiğneyeceğiniz ve bu bilgisizlik yüzünden üzüntü ve kınayışla karşılaşacağınız inanmış erkeklerle inanmış kadınlar olmasaydı, iş başka türlü olurdu. Böyle olması, Allah'ın, dilediğini rahmetine sokması içindir. Onlar birbirlerinden ayrılmış olsalardı, inkâra sapanları acıklı bir azapla cezalandırırdık. Enfal Suresi 32 Şunu da söylemişlerdi: "Allahımız! Eğer bu, senin katından gelmiş gerçeğin kendisiyse, gökten üstümüze taş yağdır. Yahut bize korkunç bir azap musallat et." 33 Oysaki, sen onların içinde iken Allah onlara azap etmeyecekti. Onlar, af dileyip dururken de Allah onlara azap etmezdi. Hicr Suresi 6. Şöyle haykırdılar: "Hey! Kendisine o zikir/Kur'an indirilen! Sen gerçekten tam bir delisin." 7. "Hadi getirsene bize o melekleri, eğer doğru sözlülerdensen!" 8. Biz o melekleri ancak ve ancak hak üzere, hak bir yolla indiririz. Ve o zaman inkârcılara göz açtırılmaz. Enam 47. Şunu da söyle: "Düşünün bakalım; Allah'ın azabı size ansızın, açıktan geliverse, zalimler topluluğundan başkası mı helâk edilecek?" Şu ayetlerden de, peygamberimiz dönemindeki inkarcıların başına tıpkı öncekilerin başına gelenin benzeri bir felaketin gelmek üzere olduğu izlenimini ediniyoruz: Yunus Suresi 102. Onlar, sırf kendilerinden önce gelip geçenlerin günleri gibisini bekliyorlar. De ki: "Bekleyin! Sizinle beraber ben de bekleyenlerdenim." 103. Sonunda biz, resullerimizi ve iman edenleri kurtarıyoruz. İşte böyledir. Üzerimize bir borç olarak, inananları kurtarırız. Nahl Suresi 33 Neyi bekliyorlar? Kendilerine meleklerin gelmesini mi, yoksa Allah'ın emrinin gelmesini mi? Onlardan öncekiler de aynen böyle yapmışlardı. Allah onlara zulüm etmemişti. Tam aksine, onlar kendi kendilerine zulüm ediyorlardı. Bakara Suresi 210 Onlar, Allah'ın ve meleklerin buluttan gölgeler içinde kendilerine gelmesini ve işin bitirilmesini mi bekliyorlar? Bütün iş ve oluşlar sonunda Allah'a döndürülür. En'am Suresi 158 Neyi bekliyorlar? Kendilerine meleklerin gelmesini mi, Rabbinin gelmesini mi, yoksa Rabbinin bazı mucizelerinin gelmesini mi? Rabbinin bazı mucizeleri geldiği gün, daha önce iman etmemiş yahut imanında bir hayır sahibi olamamış kişiye imanı hiçbir yarar sağlamayacaktır. De ki: "Bekleyin! Doğrusu biz de bekliyoruz." İşte iyiler ve kötüler birbirinden ayrıldıktan sonra karşı karşıya getirildiler ve inkarcıların sorup durdukları şey bir kısmına geliverdi: Enfal 9. Hani siz, Rabbinizden yardım ve destek diliyordunuz; O, sizin dileğinize şöyle cevap vermişti: "Hiç kuşkunuz olmasın, ben size, meleklerden birbiri ardınca bin tanesiyle yardım ulaştıracağım." Enfal 12. Rabbin, meleklere şöyle vahyediyordu: "Ben sizinle beraberim. İmanı olanları sağlamlaştırın. İnkâr edenlerin kalpleri içine korku salacağım; vurun boyunların üstüne, vurun onların her parmağına." Melekler ordusunun geldiğini görebilen şeytan onları görünce hemen olay yerinden uzaklaşıyor: 8: 48 Şeytan, işlerini onlara süslemiş ve: "Bu gün halktan kimse sizi yenemez, ben sizin yanınızdayım, " demişti. İki ordu yüz yüze gelince de, topukları üzerine geri dönüp, "Sizinle bir ilgim yok, sizin görmediğinizi görüyorum ve ALLAH`tan korkarım. ALLAH`ın cezası çetindir, " demişti. 8:50. Bir görseydin o küfre sapanları! Melekler canlarını alırken onların yüzlerine ve arkalarına vuruyorlardı: "Yangın azabını tadın." Ahzab 9 9 Ey iman edenler, Allah'ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın! Hani, üstünüze ordular gelmişti de biz onların üzerine bir rüzgâr ve sizin görmediğiniz ordular salmıştık. Allah, yapmakta olduklarınızı iyice görmektedir. TÖVBE 25. Yemin olsun ki, Allah size birçok yerde yardım etti. Huneyn gününde de. Hani, çokluğunuz sizi böbürlendirmişti de bu hiçbir işinize yaramamıştı. Tüm genişliğine rağmen, yeryüzü size dar gelmişti. Sonra da sırtınızı dönüp kaçmıştınız. 26. Sonra Allah, resulünün üzerine de müminlerin üzerine de sükûnetini indirmiş, ayrıca sizin görmediğiniz orduları göndermiş de küfre sapanlara azap etmişti. Kâfirlerin cezası işte budur. Bu sefer felaket melekler aracılığı ile geliyor. Burada diğerlerinden farklı olarak inkarcıların hepsi yok edilmiyor Allah tarafından. Ama meydandakilerin hepsi bir şekilde rezilliği ve cezayı tadıyor. Musa ve halkını kovalayan Firavun takipçilerinin başına gelen ızdırapla da paralel noktalar var. İyiler ve kötüler birbirinden ayrılmış durumda ve 2 taraf karşılaşınca iyiler kurtarılıyor. Selam ve sevgiler http://emre1974tr.blogspot.com.tr/2011/07/peygamber-doneminde-inkarclara-gelen.html
  14. Emre_1974tr

    Kim demiş cennet yan gelip yatma yeridir diye?

    İbrahim Suresi 11 Resulleri onlara dediler ki: "Biz de sadece sizin gibi birer insanız, fakat Allah, kullarından dilediğine lütufta bulunur. Allah'ın izni olmadan bizim size bir kanıt getirmemiz haddimize değil. İnananlar yalnız Allah'a dayanıp güvensinler." Rad Suresi 38 Yemin olsun, biz senden önce de resuller gönderdik, onlara da eşler ve evlatlar verdik. Hiçbir resul, Allah'ın izni olmadıkça herhangi bir mucize getiremez. Her süre için bir yazı vardır. Mümin Suresi 78 Yemin olsun, biz senden önce de resuller gönderdik. Onların bir kısmının hayat ve hatırasını sana anlattık, bir kısmının hayat ve hatırasından sana bahsetmedik. Hiçbir resulün, Allah'ın izni olmaksızın herhangi bir mucize getirmesi söz konusu olamaz. Allah'ın emri geldiğinde, hakla hükmedilir ve gerçeği hükümsüz kılmaya çalışanlar orada hüsrana uğrarlar. Hud 32. Dediler ki: "Ey Nûh! Sen bizimle uğraştın, bizimle mücadelede çok da ileri gittin. Eğer doğru sözlülerden isen bizi tehdit ettiğin şeyi ortaya getir." 33. Nûh dedi: "Onu size, dilediği takdirde ancak Allah getirir, siz de hiçbir engel çıkaramazsınız." 34. "Eğer Allah sizi azdırmak istiyorsa, ben size öğüt vermeyi gaye edinsem de öğüdüm size hiçbir yarar sağlamaz. O'dur sizin Rabbiniz ve O'na döndürüleceksiniz." Nuh da dahil evvelki tüm peygamberler aynı şeyi söylüyor. İnkarcılar istedi diye mucize delil gelmez , Allah dilerse , dilediği zaman gösterir mucizeyi. Selam
  15. Emre_1974tr

    Kim demiş cennet yan gelip yatma yeridir diye?

    E işte yazımı okumuş olsaydınız aynı ifadeleri daha evvelki peygamberlerin de ilettiğini görecektiniz. Ve sonra vakti gelince de mucizenin de geldiğini. Son peygamberde de aynısı oluyor. Hala yazımı okumadan arsızca yorumlar devam ediyor. Bu ne yüzsüzlük böyle. Selam
  16. Emre_1974tr

    Kim demiş cennet yan gelip yatma yeridir diye?

    Abandone olunca iyice ne yapacağını şaşırdın değil mi:) Hadi şimdi duvarları tırmala.
  17. Emre_1974tr

    Lüks israf değildir

    Edip Yüksel benim bu yazıma şu karşılığı vermişti 19.Org forumunda: Sevdim bu "aykiri" yazini. Luks ve israf arasindaki fark ile ilgili benim bir sorum olacak. Aydinlatsan sevinirim. Diyelim ki Emre adinda yasalara uygun calisan zengin bir isadami bir sanatcinin bir haftada bitirdigi bir taploya bir milyon dolar oduyor (Pikasso'nun bir tablosu gecenlerde acik arttirmada yuz milyon dolardan fazlasina satti). Diyelim ki bu zengin isadaminin yasadigi kentte karinlarini doyurmak konusunda zorluk ceken aileler; ayakkabilari delik cocuklar; evinde yakit olmayan yaslilar var... Emre, bir sanatcinin bir haftalik emegini bir milyon dolar ile odullendirmekle ayni zamanda suna da sebep olmadi mi?: Omur boyu kazanamiyacaklari parayi bir haftada kazanma ihtirasiyla, bazi ciftcilerin ciftciligi terkederek, sanatci olmasina yol acarak ekmek fiyatlarinin artmasina ve ac insanlarin sayisinin artmasina yol acmayacak mi? Tabi, sanatci enflasyonunun bir sure sonra ciftcilere farkli bir mesaj verecegini ileri surerek bu olumsuz etkinin omrunun kisa olacagini ileri surebilirsin. Ne var ki, piyango biletlerine gosterilen ragbeti dusununce sanatci olma hevesiyle geleceklerini fakru zararete mahkum eden yuzlerce ciftci cocugu gozumun onune geliyor... Ote yandan: Gecim sıkıntısı icinde yari ac yari ciplak yasayan, hastalarini doktora goturemiyen, ilac bulamiyan insanlar Emre'nin bir milyon dolari bir tabloya harcadigini isitince ne olacak? Bu bir milyon dolarin en az on aileyi sefaletten kurtarabilecegini ve yirmi otuz cocuga saglikli bir ortamda ogrenim ve ogretim imkani bahsedebilecegini dusunduklerinde Emre'nin etrafindaki insanlara, topluma olan saygisini sorgulamayacaklar mi? Bu toplumda baris ve adaletin konumu ne olacak? Bu toplumda hirsizlik, soygun ve benzeri olaylar artmayacak mi? Bu toplumda "zenginler insafsiz. oyleyse fakirler nicin ahlakli davransin?" diye dusunen fakir cocuklari cogalmayacak mi? Yasadigi kentin banliyolerinde yasayan ailelerin sıkıntılarına arkasini donup duvarina asili bir milyon dolarlik tabloyu zevkle seyrederek rahat uyuyan isadami Emre'nin insafi ve vicdani sorgulanmaz mi? Senin laser isikli tuvalet musluguna diyecegim yok; zira yararli bir islevi var. Ama, laserli musluk ile bir miyon dolarlik tablo, saglam ve kullanisli bir mobilya ile kutuda saklanan mucevherat ayni kategoriye girmiyor gibi... Cevabini ve aciklamani merak ediyorum. Sorulari iyi ifade edemedim; ama umarim ne demek istedigimi anlamissindir. Selam ve sevgilerimle, Edip ********************* Benim ona cevabım şu şekilde olmuştu: "Omur boyu kazanamiyacaklari parayi bir haftada kazanma ihtirasiyla, bazi ciftcilerin ciftciligi terkederek, sanatci olmasina yol acarak ekmek fiyatlarinin artmasina ve ac insanlarin sayisinin artmasina yol acmayacak mi?" Bu mantıkla baktığımızda ,daha evvele gitmemiz gerekiyor;Emre'nin bu kadar çok parayı kazanması çiftçilerin çiftçiliği terkederek Emre'nin hayatta izlediği yolu izlemeye başlamasına vesile olması gerekiyor.Hatta tüm meslektekilerin bunu yapması gerekir o zaman.Ve yine bu mantığa(size) göre bütün kısa sürede insanı zengin eden meslekler veya oluşumlar(icadlar yapmak vb.) olumsuz olarak görülmeli.Örneğin Edip Yüksel insanlığı ebola ve aids gibi ölümcül hastalıklardan koruyacak,bu hastalıkları yok edecek buluşlara imza atar ve bu sayede trilyoner olur çıkar kısa sürede.Bu kötü müdür? "Gecim sıkıntısı icinde yari ac yari ciplak yasayan, hastalarini doktora goturemiyen, ilac bulamiyan insanlar Emre'nin bir milyon dolari bir tabloya harcadigini isitince ne olacak? Bu bir milyon dolarin en az on aileyi sefaletten kurtarabilecegini ve yirmi otuz cocuga saglikli bir ortamda ogrenim ve ogretim imkani bahsedebilecegini dusunduklerinde Emre'nin etrafindaki insanlara, topluma olan saygisini sorgulamayacaklar mi? Bu toplumda baris ve adaletin konumu ne olacak? Bu toplumda hirsizlik, soygun ve benzeri olaylar artmayacak mi? Bu toplumda "zenginler insafsiz. oyleyse fakirler nicin ahlakli davransin?" diye dusunen fakir cocuklari cogalmayacak mi?" Şimdi bu zengin işadamı,parayı harcamayıp kasasında tutunca veya banka hesabında tutunca birşey olmuyor da ,bir sanatçıya aktarınca yani zenginliğini başkasıyla paylaşınca mı kötü olacak?Burada Emre parayı yok etmiyor ki,sadece başkasına veriyor.Eğer bu parayı tablo karşılığında değil de,karşılıksız olarak verseydi alkışlayacaktınız.Bir emeği ve güzelliği ödüllendirdi diye daha da saygın olmuştur benim için.Bu bir ahlaksız değildir kesinlikle .Tersine güzel bir davranışta bulunmuştur. "Yasadigi kentin banliyolerinde yasayan ailelerin sıkıntılarına arkasini donup duvarina asili bir milyon dolarlik tabloyu zevkle seyrederek rahat uyuyan isadami Emre'nin insafi ve vicdani sorgulanmaz mi?" Tabii ki sorgulanır.Zaten böyle davranılmalı diyen yok ki....İnsan elinden geldiğince etrafındakilere, hatta günümüz teknolojisi sayesinde tüm insanlığa hizmet ve yardımlarda bulunmalı.Eğer müslümansa zekat ve benzeri hayırlarını işler,insanların sıkıntılarını gidermek ve/veya hafifletmek için herşeyi yapar.Ama bunları yaparken de tamamiyle elindekileri tüketmez.İşte bu noktadan sonra gücü yetiyorsa bahsettiğiniz pahalı tabloyu da alır.Dediğim gibi bu parayı kasasında tutmasından daha hayırlıdır. "Senin laser isikli tuvalet musluguna diyecegim yok; zira yararli bir islevi var. Ama, laserli musluk ile bir miyon dolarlik tablo, saglam ve kullanisli bir mobilya ile kutuda saklanan mucevherat ayni kategoriye girmiyor gibi..." Tabii lüks ve kullanışlılık göreceli kavramlardır.Bence bu saydıklarınız aynı kategorinin farklı örnekleri.Bundan 20 yıl önce bir evde(hatta çoğu kimseler için günümüzde bile) hem renkli televizyonun,hem internetin,hem arabanın ve diğer tüm teknolojik konforun birarada bulunması bir aşırılık olarak görülmekteydi.Ama bugün için neredeyse evlerde bilgisayarla yönetilen jakuzilerin olması bile normal kabul edilmeye başlandı.Hatta cep telefonları fakir insanların bile günlük ihtiyacı haline geldi. Mücevher ve sanat eserlerinin değeri de bence bize kattıklarıyla önemlidir.Yani bizi mutlu ediyorsa,bize birşeyler katıyorsa o parayı hakediyorlardır ve israf değildir. "Cevabini ve aciklamani merak ediyorum. Sorulari iyi ifade edemedim; ama umarim ne demek istedigimi anlamissindir. Selam ve sevgilerimle, Edip" Yo hayır, çok iyi ifade etmişsiniz. Selam ve sevgiler.
  18. Emre_1974tr

    Kim demiş cennet yan gelip yatma yeridir diye?

    Mucize olduğunu gösterdim. Yine okumadan yorum yapma illeti. Ayrıca diğer peygamberlerin de aynı şeyi söylediğini Allah dilemedikçe mucize gösteremeyeceklerini defalarca tekrarladığını da gösterdim. Ama vakti gelince mucize/delil geliveriyor. Kısacası Kuran'a göre Muhammed Peygamber de mucizelere/delillere sahiptir. Ve daha eski peygamberler de her istenildiğinde mucize göstermemişlerdir. Durumları aynı. Ve dediğim gibi 23 yıl falan diye bir şey yok. Selam
  19. Emre_1974tr

    Kim demiş cennet yan gelip yatma yeridir diye?

    Mucizeler diğer peygamberlerde olduğu gibi yine vardı: http://emre1974tr.blogspot.com.tr/2011/07/peygamber-doneminde-inkarclara-gelen.html İkincisi bu kadar yılda indi diye bir bildirim yok. Selam
  20. Emre_1974tr

    Kim demiş cennet yan gelip yatma yeridir diye?

    Hayır, kitabın tamamını okumuş olsaydın görecektin Allah'ın neyi dediğini. Yine okumadan anlamadan, akletmeden arsızca ve cahilce yorumlar. Zaten bu halde olmasan panteist veya ateist olamazdın öyle değil mi:) Cennette boş bir söz bile olmayacağını, herkesin kusursuz karakterde ve davranışta, arzularda olduğunu okuyunca öğreneceksin. Yine okumadan yorum yapma illetini sergiliyorsunuz utanmadan. Ve yine Kuran'ı bilmediğinden, hadis ile ayeti karıştırma şaşkınlığını sergiledin tabii. Bunu suratına çarpınca ne yapacağını şaşırdın, bu sefer alakasız bir ayeti getirdin afallayarak tabii ki. Ayet şöyle diyor: http://www.kuranmeali.org/68/kalem_suresi/42.ayet/kurani_kerim_mealleri.aspx Meallerden bacaktan bahsedeni alsan bile orada kullardan bahsettiği açık. Selam
  21. Emre_1974tr

    Her insan sorgulanmak için mi yaratılır?

    Dediğim gibi okuyamıyorsunuz bunu anladık, bunu yapabilecek ne zeka ne de sabır, ne de karakter var sizde. Ama peki....neden yazmaya çalışıyorsunuz? Selam
  22. Emre_1974tr

    Kim demiş cennet yan gelip yatma yeridir diye?

    Democrossian nikli klasik ateist veya panteist, düşünce ve bilgi yoksunu arkadaşa; 1- Sağlıklı ve iyi düşünceler, arzular olacak dedik. Hatta cennette boş bir söz bile olmayacağını anlatan ayetleri verdik diğer yazılarımızda. Ve de her insanın orada tıpkı elçiler gibi ruhla yani vahiyle destekleneceğini, bu yüzden en ufak bir yanlış ve sapkın düşüncenin bile olmayacağını, bu anlamda karakterlerin tek tip, yani iyi, ve kendi hedef ve şartlarında mükemmel olacağını anlattık. Allah sınırsız özgürlüğe sahiptir ama asla kötülük yapmaz, her zaman en mükemmeli ve iyiliği gerçekleştirir. 2- Baldırı açma ifadesi hadistir, ayet değildir. Selam
  23. Emre_1974tr

    Her insan sorgulanmak için mi yaratılır?

    Bu arada 3. olarak şu yazımı da okuyun: http://emre1974tr.blogspot.com.tr/2013/03/iyiler-mutlaka-kazanr.html Selam
  24. Emre_1974tr

    Her insan sorgulanmak için mi yaratılır?

    Okumadan zırvalamalara devam. Hadi zekanız yetmiyor okuyamıyorsunuz, niye yazmaya çalışıyorsunuz? Okuduğunuzda cevapları alacaksınız. Selam
  25. Emre_1974tr

    Kim demiş cennet yan gelip yatma yeridir diye?

    Senin gibi cimri ve dar beyinliler için israf gibi gelebilir, gerçekte ise mükemmelliğin ve iyiliğin tezahür etmesi. Selam
×
×
  • Yeni Oluştur...