Burakey

Normal Üye
  • İçerik sayısı

    78
  • Katılım

  • Son ziyaret

Topluluk Puanı

0 Neutral

Burakey Hakkında

  • Derece
    Advanced Member

Güncel Profil Ziyaretleri

367 profil görüntüleme
  1. Kendisinin varolduğuna inanan insan tanrının da varolduğunu düşünür. en duru tanım bu bence. başka deyişle ;ben varolduğuma göre tanrıda olmalı. bunca şey nasıl olur? biri yaratttı. tanrı. ateizmin içi boş değil aksine doludur. nasıl varoldum? sorusuna yaratıcıdan başka cevap arıyor. bunun ne kadar zor ve karmaşık olduğu ortadadır. ateizmin mücadelesi saygıyı hak ediyor. Bir barış ve sevgi tanrısı olsaydı ateizmde bu kadar güçlü olmazdı sanki... yıllardır burada (dünyada) neler olduğunu anlamaya çalışıyorum. dünyaya bakıp nasıl bir tanrı tasvir etmeliyiz? hala başaramadım.. her topluluğun/toplumun kendi tanrısını yaratması ve ona inanması Tanrı tasvirine yapılmış en büyük kötülüktür. ama böyle olmak zorundaydı. toplulukların birbirlerinden haberleri yoktu ve herkes kendi tanrısını yarattı. sonrada o tanrılar birbiri ile çatışıp tanrı inancına zarar verdiler işte..
  2. Yanlış hesaplıyor öyleyse önermeniz geçersizdir diyorum. başka bir deyişle; önermeniz kendi içinde çelişiktir ve mantıken geçersizdir. sizde geçersiz bir önermeden mantıksal doğru bir sonuç çıkardığınızı iddia ediyorsunuz. Evrenin deterministik olması bir şey ifade etmez. varlık deterministik diyebilirmisiniz? sonsuzluk problemini unutmayınız. zaman ve madde yoktur. herşey özneye bağlıdır. fenomenler ancak zamansız/şimdi içinde tezahür edebilirler. dersem ki diyenler var. maddeciler maddelerinin varlığı reddedilmez biçimde nasıl ispatlayacaklar. ki zaten ispatlayamazlar. gerçek olduğu için inanılan şeyler vardır ve inanıldığı için gerçek olacak şeyler. demişler iki taraftan hangisi doğrudur? reddedillemez delilleri olmadığını görüyoruz öyleyse agnostik duruş en iyisidir denebilir. ve evet kusura bakmayın maddecilere bindireyim derken size yönelmiş gibi olmuş sözlerim. ruhu bilmem ama ruha ihtiyacımızda yok. bende sizle aynı görüşteyim özgür irade vardır. zorunluluk ve olabilirliğin sentezi biçiminde vardır.
  3. abartmışınız dostlar. inandım anlamında söyleniyor. bana gelen bilgi,rivayet,çağrı ,tebliğ vs artık ne derseniz buna inandım anlamında. mümin; inanan ve güvenen demek zaten. şehadet kelimesinden olaya orantısız güç uygulamışınız
  4. Bilgisayar 30 saniye sonra sizin ne yapacağınızı hesaplıya biliyor ve size bunu 30 saniye önceden söylüyor. sizde bilgisayar ne söylerse tersine hareket ediyorsunuz. bu durumda bilgisayar yanlış hesap yapmış oluyor dostum. 30 saniye sonrasını falan göremiyor yani. eğer doğru hesap yapabilseydi sizin dediğini yapmayacağınızı da bilirdi. herşeyi hesaplıyormuş madem sizin söylenenin tersini yapacağınızda hesaplardı nörönlarınızdan. bilincin bu kadar hafife alınmasını anlamıyorum. geçmiş zaman-şimdiki zaman-gelecek zaman ayrımını yapan bizleriz. bunlar zihinsel ayrımlar. esas olan sadece ''an''dır. an geçmişin ve ebediyetin birbirine dokundukları yerdir. burada yani ''an'da herşey muğlaktır. geçmişten gelen veya maddeden kaynaklı zorunluluklar tabiki olacaktır ancak ebediyetin zamana dokunduğu bu 'an'da olabilirlikte vardır. ve bunun belirleyicisi bilincimizdir. başka deyişle söyle düşünün geçmiş zaman yok oldu gitti gelecek zaman(ebediyet) ise henüz oluşmadı biz burdayız yani 'an'dayız. bir geleceğin olduğunun garantisi nedir? her 'an'ebediyetten bir parça kopartırız. geçmişe; tarihsel bilgi diyelim. ebediyete ne diyeceğiz? şu an MS 2017 dediyiz ve tüm bilgimiz bu tarihsel bilgi ile sınırlı. ebedi bilgi nerde? tarihsel bilgiye bakıp ebedi bilgiyi hesaplıyabileceğimizi söylemektir determinizm. neymiş bu zorunlulukmuş biz maddeymişiz falan filam. ya bırakın bu isleri devlet su işleri. şimdiki zaman bakıp tüm sonsuz geçmişi çözdük bi de ebediyeti çözüyoruz. bu ne materyalist bir kibirdir ya. neyin kafası bu bea:)
  5. Buradaki diğer müminlerle karşılaştırısak başarılı bir çağrı. Kesin olarak diyorum ki, sahabe vefat ederken cevher, araz (madde ve ortaya çıkardıkları) nedir bilmezlerdi. Onlar gibi olmaya razı isen öyle ol. Eğer kelamcıların yolu Ebu Bekir ve Ömer’in gittiği yoldan daha iyidir görüşünde isen yazık sana. Kelam ilmi birçoklarını süpheciliğe götürdü. Birçoklarını da ilhada yaklastırdı. İBN AKİL. kısaca islama inanmanın tek yolu fideizmdir. dünyanın döndüğünden haberi olmayan bir tanrıya nasıl inanacağız başka? size tiyom şu; fideizmden yürüyün. saçma ,yanlış ama inanıyorum. akıl imani konularda söz sahibi değildir felan filan.(bunu temellendirmek için yeterince argüman var) başka yolunuz kalmadı. kutsal dediğiniz metinler başka temelde savunulacak gibi değil..
  6. Nisa 24 dinden çıkmak için haklı bir nedendir. bu da nefret etmek için haklı bir neden. (tüm kafirlerin eşleri cennettekilere verilecekmiş) gel de küfretme... ** iyi olansa şudur; halkımızın çoğunluğu bunları bilmiyor..
  7. Irvın yalom'un güneşe bakmak ölümle yüzleşmek diye bir kitabı var Paradoksiya. adam abd de ölüm psikiyatristi. yahudi kökenli bir ateist. ölüm korkusu yaşayan ve kendisine gelen insanlarla ilgili anıları felan var kitapta. bi bak istersen. bilimciler, maddeciler çok mağrurlar ama varlığın varoluşun gizemi çözülmüşte değil. ( metafizik alana bulaşmadıkları için haliyle diğerlerine göre ayakları yere sağlam basan görüşleri vardır ancak bu mutlak gerçegi söyledikleri anlamına gelmiyor) ) bilim madde dediği şeyin olduğunu bile kanıtlayamaz. sonuçta onlarda insan. ve yaptıkları şeyde insan ürünüdür/yaratmasıdır. kurumsallaşan/kamulaşan/sistemleşen şeyler gözümüzde büyürler hep. devasa hayaletler gibi..hiçbir şeyi fazla gözünde büyütmemeni tavsiye ederim..ve unutma bu gibi konularda tek başınasın . kendi duygu ve düşüncelerinle ve kendini ayakta tutacak olan sensin. ..ve yine unutma hiçbir düşünce biçimi veya bilgi sistemi senin üzerinde mutlak söz sahibi olacak güce sahip değildir.. sen biriciksin..
  8. Bilim diyeceğini demiştir.daha neyi anlamayı bekliyorsunuz??? insan evrim süreci ile türemiş ve tarihi bir benliğe sahip olan hayvandır. taş devrindeki insanlarda böyle düşünüyormuş. bilim bu düşünceyi kendi kavram ve metodu ile anlatıyor hepsi bu kadar. buradan varılabilecek bir yoktur . bu nesnel bilgiler DEĞERSİZDİR. insanın insani varoluşunu maddeye moneküle tepkimeye bağlayan bu düşüncenin varabileceği hiçbir yer yoktur.. kim ne derse desin insanın insani bir benliği vardır. bunlar insan yaratmasıdır. vicdan,ahlak,iyilik,akıl...insani BEN yapan bunlardır. insan yarattığı insani değerleri ile kendi benini yaratmaya müktedirdir..ki zaten yaratmıştırda bunları maddeye moneküle bağlamak DEĞERSİZLEŞTİRMEKTİR.. İnsan kendi yarattığı değerleri uluhiyete atıflaya bilir..bunun için illa bir dine veya dinin tanrısına inanması gerekmiyor..spinozanın tanrısıda olabilir bambaşka bir tanrı anlayışıda..kendimizi bilmek kendi benliğimizi var edebilmek BEN OLABİLMEK İÇİN için bu atıfı yapmak zorundayız...bunlar hayalcilik değildir.. insanda sonsuzluk öğesi vardır,mutlaklık ,yücelik ögeleri vardır..bunları şapka gibi çıkarıp atamayız bunların üstünü maddeyle monekülle örtseniz bile bunları yok edemessiniz..bunlar orada dururlar..sizde sadece görmezden gelirsiniz..bunları yok edip attım diyen insanlara inanasım gelmiyor..
  9. Bilimin metodolojisi bellidir. bize ne demesini bekliyordunuz. tabiki; madde,monekül,kimya,hormon,,tuhaf güç sistemleri felam filam diyecek. başka bişi diyemez çünkü metodu budur. biz insanız ve gerçek anlamda kendi hayatımızı biliriz..bu nesnel bilgiler hayatımızda hiçbir işe yaramazlar. bunlar iyilik,vicdan,akıl gibi insani şahsiyette içermezler Bilim tıpta,tarımda,teknolojide vs harika işler başarıyor diye varlık ve varoluş konusunda da mutlak otorite olacak diye bir şey yok. bilim insanı değilim elbet ama söyledikleri şeyler aklıma yatmıyor. duyduk ve itaat ettik diyecekte değilim.. biyolojiden fizige, kimyadan astronomiye tüm bilim dallarına hakimmiş gibi konuşanlara da şaşıyorum! böyle bişi olabilir mi? ** Beynimizi bir tanrı yarattı ise tanrının verdiği beyinle tanrıyı kavrayamayız. Beynimizi madde yarattı ise de maddenin bir tezahürü olan beyinle maddeyi kavrayamayız. ki zaten ikisinide kavrayamadığımız ve paradoksa düştüğümüz açıktır.. sonuç olarak varoluş açıklanamaz ve inanca yer var diyorum..nihai kararlarımızın kökleri özneldir.. ve benim kararım şimdilik budur .
  10. İnanmayanlar kötüdür. sizlere öyle görünmeselerde siz bunu anlayamasanızda Allah bilir. o herşeyi hakkıyla bilendir çünkü. inananlarsa iyidir. Allahın sevgisini ve inancı hakederler. (Allah sonsuz ilmi ile bu kararı veriyor) yaratılan algı budur. hala müslümanlar inanmayanları böyle yaftalarlar..Allahın bir bildiği var ki bunu inançtan mahrum bırakmış.. iyi bir manipülasyon bence..başarılı...böylece inanan kişi seçilmiş/özel hissediyor kendini..
  11. provoke etmek yerine düşünce koymalısınız ortaya.. forumda bulunma amacımız bu olmalı..
  12. cahilliklerim ortaya çıksın diye yazışıyorum zaten..(forumda bulunma nedenlerimden biride bu yani)..eyvallah..
  13. Doğal değilizden kastım; farkındalığımızdır. ve farkında olduğumuzun farkında olmamızdır. bilincimizin alt tarafı (bilinç altı) tamamen doğal dizayn edilmiş olsa bile bir bilincimiz var. haliylede bir irademiz. istençlerimizi belirleyemesekte en azından seçme gücümüz var. kimyasallarla hareket etmiyosak neyle hareket ediyoruz sorunuzun cevabıda burada . bilincimizle hareket ediyoruz. aydınlatamadığımız bilinçaltımıza bağlı ve bağımlı olsakta bir bilincimiz var. ** Kendinin farkında oluşu insanı dünyadan kopuk, yalnız ve korkak bir yabancı yapmıştır. erich fromm Hiçbir hayvanın bizimkisi kadar fazla korkuları yok..eğer onlarda farkında olsalardı korkuları bizler kadar çoğalırdı..bu da Camusunkine benzer bir söz paylaşayım dedim:) ayrıca varoluşular nesneden değil özneden yola çıkarlar ve determinizmi reddederler, haliyle (daha çok varoluş konusunda) bilimide yadsırlar...bilime elbet saygım var ama varoluş konusundaki hükümranlığına hayır
  14. Peki filler bizler gibi farkında olduklarının da farkındalar mı? (bilmediğim için soruyorum) Bilim metodolojisi gereği insanıda ''nesne'' gibi incelemektedir. bu nedenle bizi hayvanlardan tabiki ayrı tutmayacak. bu metot ; insanı giysi (beden) olarak incelemektir. yani dışarda görünen şeyi ^^bedeni^^ incelemektir. peki o bedenin içi nolacak? yani özne ne olacak? bilim bedeni inceleyince içindeki ''ben'ide görebiliyor mu? içindeki 'ben'i dışındaki bedenin oluşturduğunu iddia edeceksiniz (ki ediyorsunuz). o zaman soruyorum; buna karar veren kim? başka deyişle; bedeninizi giysi olarak araştıran kim? (paradoksu anlatabildim umarım) biliminde inançları vardır..ispatlayamayacağı şeyler..örneğin dünyanın maddi bir dünya olduğuna inanır. bunu ispatı yoktur. çünkü bizler birer özneyiz.. öyleyse filozoflar niye sussun tüm yetki bilimin elinde değil.. .
  15. dinlerin zararlarıda var elbet..hemde küçümsenemeyek kadar çok. duygusal dalgalanmalar benimkisi... eyvallah..