Jump to content

HM28000

Yeni Üye
  • İçerik sayısı

    1
  • Katılım

  • Son ziyaret

Topluluk Puanı

0 Neutral

HM28000 Hakkında

  • Derece
    Newbie
  1. Kütleçekim Fenomeni ve Gizemi ..

    Benim de bu konuda bir hipotezim vardı. Bir çok yere bunu iletsemde tabi ki akademik ünvanım olmadığı için kaale alınmadım. İlginç bir şekilde ilk metinde bazı noktaların benim hipotezimle benzerliklerini gördüm. Ben uzayın elektronu oluşturan leptonlardan oluşmuş 3 boyutlu bir yapıya sahip olduğuna inanıyorum. Tüm evrenin big-bang ile aslında bu yapıyla oluştuğuna ve tüm evren bu yapının üzerinde genişlediğine, kütle çekiminin maddelerin bu yapı içinde oluşturduğu meşhur uzayın bükülmesi olduğuna inanıyorum. Bunun için kendimce kanıtlarım: 1-Işık, diğer ışınımlar ve radyo dalgaları bu yapının içinde oluşan dalgalanma. Bu yapı elektromanyetik dalgalanmaya sadece tepki vermiyor onu oluşturuyor. manyetik alanlarda değişime uğrayabiliyor. Elektrik üreten jeneratörlerde oluşan elektronlar elektronların oluşması bu sebebten, jeneratör döndükçe uzayı elektrona dönüştürmeye devam edecek. Aynı şekilde piezoelektrik kristallerin sonsuza dek elektron çıkarması eğer mümkünde bu yapıyla açıklanabilir. 2-ışık hızının sabit olması yine dalga olmasından. 3-Tek bir kaynaktan çıkan ışığın zeminlere çarparak dağılması ve her yöne dağılarak çoğalması, çift yarık deneyindeki davranışı. 4-Karadeliklerin çevresinde bu yapı sıkışarak ışığın dalgalanmasına izin vermiyor. Yapı ne kadar sıkışırsa o kadar ışık ve diğer dalgaları engelliyor. 5-Işık hızına çıkmanın zorluğu da yine bu yapıyla açıklanabilir. Çünkü hızlandıkça öndeki uzayın yoğunluğu da artacak ışık hızı aşamasında katı gibi bir hale gelecek ve yıkılmaz bir katının içinde ilerlemeye çalışmak zorunda kalınacak. 6-Yapı aynı zamanda kuantum fiziğini anlamlı kılacak bana göre. Işık, elektron, foton, uzay hepsi birbirine bağlı. Eğer bu düşüncelerim ilginizi çekerse tüm sorularınızı yanıtlamak ve düşüncelerimi bilimsel anlamda savunmak isterim. Bana göre tüm evreni açıklayabilir bu yapı. Başlangıçta zamanın ve sabit hiçbir maddenin olmadığı bir evren düşünün. Çeşitli atom altı parçacıklar sınırsız hareket içinde. Birkaç leptonun birbirleriyle etkileşime girip bir örüntü oluşturduğunu düşünün ve birleştikçe ortamdan yeni parçacık çekip genişlediğini. Bana göre big bang bu. İğne ucu kadar bir ortamda sonsuz yoğunlukta bir maddenin patlamasına inanan bilim adamları bunu daha mantıklı bulacaklar. Uzayımız ve belkide diğer kardeş uzaylar başka bir uzayın içinde bu şekilde oluşup genişlerken içinde atomları yıldızları galaksileri oluşturacak zemini yaydılar. Başlangıç noktasında hammadde kalmadığında oluşan boşluğa alt uzaydaki karmaşa içindeki partiküller dolmaya başladı. Öyle ki uzayı her geçen an daha fazla bir hızla genişletip yaymaya başladılar. Bir zaman sonra bu örüntü dağılacak ve alt uzaya geri dönmüş olacak. Yine evrenin bu gün elde edilen temsili görüntülerinde benim dediğim yapıyı düşünerek baktığınızda taşlar yerine oturuyor. bu yapının kusursuz yapıda olmayıp bazı alanlarda boşluk oluşturması durumunda meşhur solucan delikleri bile gerçek oluyor, çünkü alt uzayda zaman ve mekanı oluşturacak yapı yok. Bir de zaman konusu var. Benim fikrim bu örüntüyle zamanı açıklamak içinde kullanılabilir. Zaman atomların çevresindeki elektronların hareketi diye düşünürsek; Örüntünün elektrona müdahalesi zamanı etkileyecek. Hızlandıkça zaman yavaşlayacak çünkü örüntü atomun çevresinde elektronu yavaşlatacak. Uzayda örüntü sıkıştıran cisimlerin etki edecek kütleleri oranında zaman yavaşlıyor. Jüpiterin çekim alanında daha yavaş akan zaman bir karadelik çevresinde haliyle donmuş oluyor.
×