Jump to content

HATEM

Normal Üye
  • İçerik sayısı

    727
  • Katılım

  • Son ziyaret

HATEM kullanıcısının paylaşımları

  1. HATEM

    Ateistlerin de Kabul Edebileceği Bir Tanrı Modeli

    Mantık hatâlarınızı göstermekten Bezdim. Saçma sapan cevaplar vermeyi bırakın yoruldum artık.
  2. HATEM

    Kader ve Özgür İrade

    İnsân ile Allah'ı veyâ Kâinât ile Allah'ı mutlak sûrette birbirinden ayırdığınız için mevzûyu çözemiyorsunuz. Kader mevzûsu iki müstakill varlık anlayışıyla çözülmez. Çözüm; tek varlık içindedir. Çünkü varlık tektir. Meselâ; Benim karnım doyduğu zamân Beni doyuran Allah'tır. Fakat Benim doymamda Fırın, market, toprak ateş, yağmur, güneş ve birçok unsur etkendir. Allah (c.c.), bu unsurlardan ayrı olarak değil, O unsurlarda açığa çıkarak beni doyuruyor. Her insânın Hem Cennet'te Hem de Cehennemde ulaşması muhtemel iki mekânı vardır. Her İnsânın Ya Cennette ya da Cehennemde varacağı iki menzîli vardır. Her insânın, Cennette veyâ Cehennemde varacağı muhtemel iki mekânı yaratılmışsa, Bunlardan her birine varması, gitmesi mümkündür. Mümkün olduğu için bu iki mekân vardır. Her insân için geçerli iki yerden birisine gitmesi, kulun irâdesine, tercîhine bırakılmıştır. "İşte yaptıklarınıza karşılık size miras verilen cennet budur." (Zuhruf) 72 Rasulullah Sallallahu Aleyhi Vesellem şöyle buyurdu: “Herkesin hem Cennette hem de Cehennemde yeri var. Kafir müminin Cehennemdeki yerine mirasçı olur. Mümin ise kafirin Cennette ki yerine mirasçı olur. Donanımımın dışına çıkamayacağım durumlar elbette var. Şu ânım için Donanımımın dışına çıkamayacağım durumlar elbette var. Fakat Ebedî saadetim veyâ bunun zıddı gibi ewn önemli husûslar benim irâdeme, tercîhime bırakılmıştır. Allah (c.c.) İnsânı böyle yaratmış. İki Eliyle yaratmış. İnsânı, Allah'ın ilminden başlayarak sonsuza kadar varacak ömrüyle hesâb edebiliyorsan,, Belki de Donanımım bütünüyle benim iştirâkimle oluştu... Bütünüyle insânın kendisinden kaynaklanır. Çünkü İnsânın çevresi de kendisidir. Çevresi kendi içindedir. (Muhteşem konu, hatırlatın da anlatayım) Daha önce yazdım. Doğum târihini Cinsiyetini Ebeveynlerini bile sen belirledin İstihkâkın ne ise O şekilde doğdun. Tesâdüfen doğmadın. Kâinâtta tesâdüf te yoktur, Hatâ da yoktur. Dünyâdaki doğumundan sonra da bu yaşına kadar biriktire biriktire geldin. Ne kadar evrimleşebildiysen o kadarsın. Elbette kendi sürecinde ilerlerken Allah'tan hâriç bir yolculuk içinde değilsin. Ya'nî seni değiştiren hem kendinsin hem de Allah... Çünkü Onun varlığında yüzüyorsun. O yüzden, Evrim yolu ile yaratılış Allah'ın bir yaratmasıdır demiştik. Bu yaratmada her birey kendi görevini yapmaktadır, sen bireyin fonksiyonunu inkâr ediyorsun etme. Daha önceki mesajlarımda birkaç kere bahsetmiştim. Allah'ın "Ol" emrinde, sen bu emri işitmessen veyâ işittikten sonra imtisâl etmessen (harekete yönelmessen) Allah'ın yaratması gerçekleşmez. Çünkü Yaratılışın bir yanı Allah'a bir yanı da yaratılana âiddir.
  3. HATEM

    Ateistlerin de Kabul Edebileceği Bir Tanrı Modeli

    "Buyrun arkadaşlar, Şeytânın Tanrılığını kabûl etmeye doğru gidelim" Demeye çalışıyorsun.
  4. HATEM

    Kader ve Özgür İrade

    Senin elinde kalabilir çünkü anlama özürlüsünüz. Sana göre tezat içinde olmam benim için kötü değil iyi bir şey. Dedim ya Ateistsiniz ve anlama özürlüsünüz. Senin görevin, Benim İslâm bakımından tezat içinde olduğumu gösterebilmek. Nutuk çekmeyi Nâra atmayı bırak, Buyur göster. Fakat Nedense, her seferinde ben sizin anlama özürlü olduğunuzu gösteriyorum. Sen belki yenisin, okumamış olabilirsin, buradaki yazılarımda birçok defâ söylemişliğim var; Ben değil peyganberi,, Kâinâttaki her güç odağını Tanrı olarak görüyorum. En küçük bir varlık, Hidrojen atomu bile buna dâhildir. Varlığın en küçüğü bile bu tanrısallığı ile Öldüren ve diriltendir. Bunları daha önce bu forumda değişik biçimlerde yazdım. Aslında ben her Tanrıyı ya'nî her varlığı bir mazhâr olarak görüyorum. O yüzden diyorum ki, Bu tanrıların hiç biri, Kendi zât'ı ile kâim değildir. Kendi Zât'ı ile Kâim ancak Allah (c.c.) Vardır. Allahtan başka Tanrı (ilâh) yoktur. Ya'nî Tanrılar vardır, bunlar Tek Tanrının (Allah) görünümleridir. Yazılarımı okusaydın, Peygamberi Tanrı yaptığım için değil Allah yaptığım için eleştiride bulunman gerekirdi. Ben bunu da düzelterek cevâbıma devâm edeyim. Benim kimseyi bişey yapmak gibi bir kudretim yok, Bilerek yalan da söylemem, çarpıtma da yapmam. Bak Kur'ân ne buyuruyor: ZÜMER-53. DE Kİ (Yâ Muhammed deki) : “EY KENDİLERİNİN ALEYHİNE AŞIRI GİDEN KULLARIM! ALLAH’IN RAHMETİNDEN ÜMİDİNİZİ KESMEYİN. ŞÜPHESİZ ALLAH, BÜTÜN GÜNAHLARI AFFEDER. ÇÜNKÜ O, ÇOK BAĞIŞLAYANDIR, ÇOK MERHAMET EDENDİR.” İlginç Değil mi? Heralde ben tutarlıyım değil mi? Her İnsân Allah'ın bir isminin,, Aynası, Gölgesi, Açılımı, Kulu, Tecellîgâhı, Mazhârı, Olduğuna göre, Elbette, Peygamber Efendimiz de, Hakk Teâlânın En câmi bir isminin bir kulu ve mazharıdır. Bunda şaşılacak bir şey yok. Hakk Teâlâ Peygamberimizi Kendi nûrundan,, Bütün Kâinâtı da Peygamberimizin Nûrundan yarattı. Bunu ben i'câd etmedim ki, sahîh bir hadîstir bu: Yukarıda yazmıştım.
  5. HATEM

    Ateistlerin de Kabul Edebileceği Bir Tanrı Modeli

    Dinlerken bile utanmıştım ama hazret (M. Özak) çok doğru söylüyordu, "Bizi Ümmet-i Muhammed den Yapan Allah'a sonsuz şükürler olsun" diyordu bir dûasında... "Kitapsız olsaydık, aile içi cinsel ilişkinin kötülüğünü nerden bilecektik" anlamına gelen iğrenç fiilleri hatırlatarak dûasına devâm ettmişti... Kâfirlerde ateistlerde akıl olmaz. Akıl,, kalpte olan bir Nûr'dur, İyiyi ve kötü'yü temyiz (ayırma) kâbiliyetine sâhiptir. Akıl, İbret alır, Akıbeti hesâb eder. Kalpte bir nûr olan Akıl,, ancak mü'minlerde bulunur. Mü'minlerde ki akla,, "Akl-ı Meâd" denir.. Kâfirlerdekine "akl-ı Maaş" derler. Akl-ı maaş a, Dünyevî akıl veyâ zekâ diyebiliriz. Şimdi gelelim, Ateist olmanızdan kaynaklı iğrenç durumunuza... Hâ bu arada, "Akıl, kalpte olan bir nûrdur" ve "yalnızca mü'minlerde bulunur" Açıklamasının içinde,, Bize iyiyi ve kötüyü bildiren kitabın (ışığın), aklımızın içinde gizli olduğunu ve kötü bir iş gördüğümüz zamân, Hâriçteki kitâbı incelemeden kötü veyâ iyi bir işi ÂNINDA aklımızla farkettiğimizi,, anlaman için bir kez daha altını çizerek ifâde ediyorum. Şimdi gelelim size, Senin, annenle ilişkiye girmeni engelleyen Bir kitabın var mı? Senin, annenle veyâ kardeşinle ilişkiye girmenin kötü olduğunu yazan bir kitabın var mı? "Kitabım, aklımdır" diyorsan, -Sizde akıl olmaz ama Beynini ve zekânı kastediyorsun ve buna akıl diyorsun, öyle kabûl edelim- "Bir ateist olarak aklım ve ateistlerin akılları, aile içi cinsel ilişkiyi kötü görür ve reddeder" Diyorsan bu iddiân doğru değildir. Sen özel olarak, aile içi cinsel ilişkinin çirkin ve kötü olduğunu düşünebiliyor seviyede olabilirsin. Müslümân bir çevrede doğduğun için (İçsel değil) Çevresel olarak nûr'lanmış olduğundan için böyle düşünme seviyesine ulaşmış olabilirsin. Eğer aklınız (ateistlerin akılları) bir kitap olsaydı, bu işin çirkinliği ve kötülüğü husûsunda bütün ateistler müttefik olurdunuz. Mâlesef bir kitâbınız yok. Aklınız da bir kitap değil.
  6. HATEM

    Kader ve Özgür İrade

    Ek'in Eşş-EK liğini zekâ seviyesinin profil resmindeki gibi olduğunu bu sayfada ÖNCE ben belirttim. Ek-in H.Akçay'ın ya da No got'un İnancı irdelendiğinde,, İnançlarının Kur'ân'a uymadığını,, Düzgün bir Ehl-i Sünnet müslümânları olmadıklarını, Yarı kâfir veyâ bid''at ehli olduklarını görürüz. Sen beni onlarla aynı kefede yorumlayarak acizliğini,, Tartışmadaki âcizliğini örtemessin. Sen, Benle girdiğin hiçbir tartışmayı yürütebilmiş değilsin. Hâlbuki inkâr etmek, isbât etmekten çok kolaydır. Benim yapmaya çalıştığım tâmm da bu işte, Sizin insân olmadığınızı (İç Dünyânızda insân olmadığınızı) ve Akılsız olduğunuzu (Hayvânlar gibi akılsız olduğunuzu) göstermek. Ben bu noktada başarılı olduğumu düşünüyorum. İnsân, Ünsiyetten gelir. Hakk Teâlâ ile Ünsiyet kurabilme donanımına sâhip mahluğâ, İnsân denir. Ünsiyet kurabilsin diye,, Allah (c.c.), insânı "iki el"iyle yaratmıştır. Normal bir müslümân ile (Ehl-i Sünnet bir müslümân ile) İnsân-ı Kâmil arasında,, maymun cinsiyle insân cinsi arasındaki fark kadar fark vardır. Normal bir Müslümân ile sizin aranızda ise maymun cinsi ile insân cinsi arasındaki farktan daha fazla fark vardır.
  7. HATEM

    Kader ve Özgür İrade

    İzâhın birinci aşamasını bitirdim, mes'elenin mantığını gösterdim. Küfrederek tartışmadan kaçmıştın. Daha dikkatli oku Gösteriyorum. Bir İnsânın başına ne gelirse İnsân sebeyledir. Başına yıldırım bile düşse İnsân sebebiyledir. Başa Gelen her şey, insân sebebiyle dir. Âhirette ki konumumuzu da insânlara ve Peygamberlere karşı tutum ve davranışlarımız belirler. Ebedî hayâtımızın artı ya da eksi olmasının belirlenmesinde, 1450 sene önce Hicâz'da ortaya çıkmış bir insân, Nasıl oluyor da mutlak bir ölçü mutlak bir referans oluyor? Sorusu, Sana Daha önce vermiş olduğum cevâbın ardından sorman gereken soruydu. (Bunu ayrıca cevaplayacağım) Mes'elenin mantığını anlaman için daha önce verdiğim cevâbı tekrâr yazıyorum. Sorduğun soru şuydu: 1400 yıl kadar önce Muhammed "Allah adlı bir tanrı beni elçi seçti, bana inanmayan herkesi sonsuza kadar yakacak, bana inanın ve itaat edin, kurtuluşa erin." demiş. Şimdi böyle bir iddiaya insan neden inanır, nasıl bir mantık kurularak bu iddia doğru kabul edilir? Konuya bir de şu açıdan bakalım: Her şeyi bilen bir tanrının bir insanı elçi seçip "Şu insanlara söyle, bana inanıp ibadet etsinler, eğer sana inanmazlarsa onları sonsuza kadar yakacağım." der mi? Peygamber Efendimizin peygamberliği 1450 sene önce başladı gibi gözükse de, Hz. Âdem'e daha Rûh üflenmemişken, Rûh-u Muhammedî Peygamber idi... Hz. Âdem'den bu yana gelen bütün peygamberler, 124 bin küsûr peygamber,, aslında Allah elçisi Peygamberimiz s.a.v. in elçileridirler. Diğer bütün peygamberler Peygamber Efendimizin tafsîlâtıdırlar (Açılımıdırlar). Farklı coğrafya ve farklı zamâlarda zuhûr eden,, Rûh-u Muhammedîden başkası değildir. Hz. Îsâ'yı veyâ hz. Mûsâ'yı veyâ hz. Nûh'u inkâr eden, Hz. Muhammed'i inkâr etmiş olur. Mevzû nun başlangıcı 1450 sene önce değil, çok daha öncedir... Konuya bir de şu açıdan bakalım: Her şeyi bilen bir tanrının bir insanı elçi seçip "Şu insanlara söyle, bana inanıp ibadet etsinler, eğer sana inanmazlarsa onları sonsuza kadar yakacağım." der mi? Hakk Teâlâ, Kâinattan ayrı, Kâinâtın dışında, yanında veyâ ötesinde berisinde bir varlık değildir. Her varlıkta tecellî eden O'ndan başkası değildir. İsimlerinin tecellî etmesi yönünden,, Çağıran da O'dur, Çağrılan da... Allah Teâlâ Peygamberlerde Rahmetiyle ()Rahmân ismiyle) tecellî etmiştir. Diğer insânlarda farklı isimleriyle tecellî eder. Allah'tan bağışlanma, rahmet ve sığınma isteyenler, Hakk Peygamberin yoluna sevkedilirler. Allah'tan belâlarını cezâlarını isteyenler de şeytânın yoluna uyarlar. Fakat, Celîl olan da O'dur. Cemîl olan da... nasıl bir mantık kurularak bu iddia doğru kabul edilir? Resûlullah şöyle buyurdu: "Âdem Rûh ile cesed arasındayken ben peygamber idim" Ahmed b. Hanbel, Buharî, Ebu Nuaym, Tırmızî, Hâkim... 1450 sene önce bağımsız bir şekilde, bağımsız bilgilerle, bağımsız bir ibâdet şekliyle, müstakill arap örf âdetleri ile zuhûr etdiğini vehmettiğin bir peygamberden bahsetmiyoruz. Senin Domuz tasavvurundaki Bağımsız mantar gibi türemiş bir Peygamber algısının bir gerçekliği yoktur. Evet, 1450 sene önce, geçmiş peygamberlerden bağımsız, Geçmiş Peygamberlerin yaşadığı vâkıâlardan habersiz, Geçmiş ümmetlerin ibâdetlerinden ap-ayrı bir ibâdet şekliyle, Mantar gibi bir peygamberlik iddiâsıyla zuhur eden biri olsaydı, ona inanmayanlar değil "inananlar" yanardı. Kur'ân, Hristiyânların ve yahûdîlerin mevcûd bilgilerine ilâveten Tafsîlât (detay) veren, önceki kitapları tamâmlayıcı nitelikte bir kitaptır. Kur'ân,1450 sene önce zuhur etmiş, Önceki Hak kitaplardan bağımsız, müstakill bir kitap değildir. Ve bunun gibi sayılabilecek bir çok delîl, Hz. Muhammed'in Nûrunun en önce yaratıldığını, Bütün peygamberlerden önceliğini kanıtlar. İslâmın muhtevâsını, Hz. Muhammed'in (s.a.v.) Peygamberliğini,, Arap ırkı örf ve âdetleriyle sınırlı olduğunu düşünen,, 1450 sene öncesine hasreden her kimse,, Birçok ırka mebsûb müslümânları da "Arabcı" olmakla suçlayan kişiler, Ap-açık ahmaktır. Hz. Îsâ ve Hz. Mûsâ dâhil, 124bin küsûr peygamber aslında Rûh-u Muhâmmedî'nin Elçileridirler. Dolayısıyla bir insân, Diğer Peygamberlerden hangisini İnkâr ederse etsin, akîbeti Cehennem olur. Peygamberler, Allah'ın Rahmeti olduğu için, İnkâr eden kişi Kendi kendilerini Rahmetin kapsamının dışına çıkarmış olurlar. İyiliklerle dolu bir insân, Yaptığı iyiliklerin karşılığı olan "Akıl nûru" ile böyle bir yanlışa düşmez veya bu yanlıştan kurtarılır. Mes'ele, Çöl Ortamı Bedevî Deve falan değildir. Bataklıkta yeşillikte her yerde, İster Kudüste ister İstanbulda İster Münîhte ol,, seni âid olduğun yere postalar. Peygamberimiz (S.a.v.) Bir Ölçüdür, Referanstır. Peygamberimize karşı (veyâ hangi peygamberle muhatab olunmuşsa) Tutum ve davranışın. Senin Kâinâttaki konumunu belirler. Cevâp yazısının başında, 1450 sene önce zuhûr etmiş bir insânın nasıl mutlak bir ölçü,, Sonsuz saadet için mutlak bir ölçü ve kıstas olduğunu,, sonra açıklayacağımı belirtmiştim. Fakat bu tekrâr cevapta bu sorunun da özüne değindim. Son Peygamberin, "Rahmân" isminin mazhârı olduğunu belirttim. İşin ilginç tarafı, Her insân, Hakk Teâlânın bir isminin, muhtelif (birbirine karşıt, anlamları zıd) bir isminin mazhârıdır (aynasıdır, kuludur, tecellîgâhıdır.). Her insânın mazharı olduğu isim bilinirse, Diğer insânların o kişiye karşı tutum ve davranışları, Diğer insânların, o ismin niteliğine karşı âlemlerdeki konumlarını belirler. Her insân, Kulu olduğu isim hangisiyse, o ismin anlamı adına bir ölçü ve kıstastır, belirleyicidir.
  8. HATEM

    Kader ve Özgür İrade

    Allah'ın irâdesi bilgisime tâbidir. Bilgisi de Bilinene tâbidir. Bilinen bu zamânlı Dünyâda biziz. Ezel dediğimiz zamânsızlık diyârında ise Bilinen, Allah'ın kendi isim ve potansiyel kemâlâtlarıdır. Bizler Dünyâda Allah'ın İsimlerinin tecellîsinde birer aynayız. Allah (c.c.), bütün insânların Cennete Girmesini ister ve Bunun için Kitap ve Peygamber Gönderiyor. Peki Bütün insânlar neden Cennetlik olmuyor? Dilediğini yaratan Allah'ın bu dileği neden gerçekleşmiyor? Çünkü, Allah'ın Bütün insânların Cennetlik olmasını istemesi, Allah'ın İrâde sıfatının bir gereğidir... Rahmetinin bir gereğidir. Bu istek, Rahmetin mazharı, Peygamberinin İrâdesidir. Bütün İnsânların Cennetlik olmaması, Çoğunun Cehennemi boylayacak olması ise Zât'î İrâdesinin ya'nî Meşiyetinin bir gereğidir... Önüne geçilemez olan, Zât'i İrâdedir. Allah'ın meşiyetinin dışında hiç bir iş gerçekleşmez. Allah'ın Zât'î irâdesi (Meşiyeti),, Allah'ın Bilgisine tâbidir. Allah'ın bilgisi ise ma'luma tâbidir ya'nî bildiği şeye. Allah'ın Ezelde Bildiği şey, Kendi isimleridir. Biz o isimlerin aynasıyız. Bizler Dünyâda o isimler açığa çıksın diye varız. Allah'ın bildiği şey (ma'lum), Biziz. Biz Bu Dünyâda iyi olursak, Allah bizi ezelde iyi bilir (bilmiştir), kötü oolursak kötü bilir (bilmiştir). Kullar burada bir fiil işlemek istediklerinde Meşiyet-i İlâhiye mutâbık düşüyorsa O fiil gerçekleşir. Meşiyeti ilâhî, en başta (Ezelde) Allah'ın İsimlerinin açığa çıkmasını dilemiştir. Meşiyeti ilâhî izin vermiyorsa kişi İntihâr etmek istese de ölmez. Meşiyet-i İlâhînin bağlı olduğu isimler izin vermezse kişi intihar etse de ölmez. Belirleyici olan biziz. Fakat biz, Allah'ın isimlerinin karakteri çerçevesinde dileyebiliriz. Aslolan Allah'ın isimlerinin zâhir olmasıdır. Meşiyet-i İlâhî, Zât'î irâdedir, sıfâtî bir irâde değil. Sıfâtî irâde gerçekleşmek zorunda değildir, Sürekli gerçekleşen ise Allah'ın Zât'î irâdesi olan meşiyet-i ilâhîdir. "İnsanı önünden ve ardından takip eden melekler vardır. Allah’ın emriyle onu korurlar. Şüphesiz ki, bir kavim kendi durumunu değiştirmedikçe Allah onların durumunu değiştirmez. Allah, bir kavme kötülük diledi mi, artık o geri çevrilemez. Onlar için Allah’tan başka hiçbir yardımcı da yoktur." (Ra'd 11)
  9. HATEM

    Kader ve Özgür İrade

    Çırpnıp durman faydasız. Ateistler, Kötü oldukları için ateist olmuşlardır Ateist olmak bir tercîh gibi gözüksede kötü birikimlerin netîcesi bir zorunluluktur. Kötü olduğunuz için Kalplerinizde ve kulaklarınızda perdeler var. Ancak iyi bir insân olursanız, Kalbinizden ve kulaklarınızdan perdeler kalkar (Aydınlanır ve işitirsiniz). "Eğer biz onlara melekleri indirsek, ölüler onlarla konuşsa ve her şeyi karşılarına toplasaydık, Allah dilemedikçe, yine de inanmazlardı; fakat onların çoğu bunu bilmiyorlar." (En'âm 111) "Onlardan seni dinleyenler vardır, Kuran'ı anlarlar diye kalblerine örtüler kulaklarına da ağırlık koyduk. Onlar her türlü mucizeyi görseler bile, yine de ona inanmazlar, nihayet sana geldiklerinde de seninle çekişirler..." (En'am 25)
  10. HATEM

    Kader ve Özgür İrade

    Bu Dünyâ da, Her ân ki tutum ve davranışlarımız, Varlığımızda ve anlayışımızda kalıcı birikimler oluşturuyor. İnanç ve Anlayış seviyemizi de bu olumlu ya da olumsuz birikimler belirliyor. (Evrim gibi) “'Ey Allah'ın Rasulü, cahiliye devrinde sadaka vermek, köle azat etmek, sıla-i rahim yapmak gibi -kulluk adına yaptığım hayırlar var; bana bunlardan bir sevap gelecek mi?’ dedim." ‘Sen zaten, daha önce yaptığın bu iyiliklerin hayrına Müslüman olmuşsun.' dedi." (Buhari, Zekat 24, Edeb 16; Müslim, İman 194-196). Mevlâna Hüdâvendigâr hazretleri,, farsça yazdığı «.Mesnevî» sinin dördüncü cildinde şunları söyler . «Cansızken öldüm, uyur oldum. Uyurken de yine öldüm ve hayvan oldum. Hayvan iken de öldüm, insan oldum. İnsan iken de ölür ve sonunda melek olurum.» «Ademoğlu ilk önce cansızlar âlemine (iklim) geldi. Sonra bitki âlemine geçti, orada uzun müddet kaldı. Cansızlar âlemini ve orada meydana gelen kavgaları hatırlamadı. Biki âleminden hayvan âlemine geçti. Burada da bitkiykenki halini hiç hatırlamadı. Yüce yaratıcı onu hayvan âleminden insan âlemine çekti. Bir âlemden diğerine koştura koştura: Sonunda o âlim ve akıllı oluverdi..." Ayrıca, Tasavvufta, Mebde' ve Meâd konusuna bakabilirsin.
  11. HATEM

    Kader ve Özgür İrade

    İzâhın birinci aşamasını bitirdim, mes'elenin mantığını gösterdim. Küfrederek tartışmadan kaçmıştın.
  12. HATEM

    Kader ve Özgür İrade

    Ooo Alkış, Çok fecî bir hamle geldi...
  13. HATEM

    Kader ve Özgür İrade

  14. HATEM

    Kader ve Özgür İrade

    Ben sana mutlak özgürsün demiyorum ki, Çok özgürsün dedim. İntihâr etmek isteyen kişi Çok özgürlüğünü Az tutsaklığına fedâ edebilir. İntihâr edebilen kişi benim dediğim şekilde çok özgür olduğu için intihâr edebilir. Senin dediğin şekilde Özgür olmasaydı intihâr edemezdi. Bu kadar ders yeter.
  15. HATEM

    Kader ve Özgür İrade

    Nasıl Özgür olduğun mes'elesi, açıklamaya muhtâc bir mes'ele değil ki. Herkes,, yukarıda belirttiğim gibi Yüksek oranlardaki özgürlüğünün farkındadır. O yüzden kimse ölmek ve öldürülmek istemez. Çünkü özgürlüğü biter. Konunun başında da belirtmiştim. İnsânlar imtihâna müsâit olarak yaratılmış varlıklardır. Ma'denler ve Melekler gibi Allah'ın emrine kayıtsız şartsız itâate mecbûr değildirler. Bu noktada Bitkiler minerallerden daha özgür, Hayvanlar Bitkilerden daha özgür İnsânlar da hayvanlardan daha özgürdür. Sen kendini özgürlük noktasında Mineraller kategorisine mi indirgiyorsun? Eğer Kendini Mineral sanıyorsan ancak,, varlığımda birikimlerimde benim eserim değil" Diyebilirsin. Mirasyedi,, Sen ne mineralsin ne de Melek,, Evet Bir kısmın mineral,, O bir kısmın hürmetine, Cehennemlikler Cehennemde rahat ve huzûra kavuşacaklar. Yukarıda bahsetmiştim. Ama müsbet veyâ menfî tercîhlerinin sonucu oluşan birikimlerin seni ya Cennete ya da Cehenneme götürecek. Gittiğin Mekânlar senin tercîhlerine göre şekilleniyor.
  16. HATEM

    Kader ve Özgür İrade

    Özgür olduğun kadar ve bu Özgürlüğü Rahmân olan Allah'ın aleyhinde kullandığın kadar Azâba uğrayacaksın. Özgür olmadığın kadar ya'nî mecbûrî olarak Hakk'a kulluk ettiğin kadar da Huzura kavuşacaksın. Hem mecbûrî kulluğun ile ve hem de senin seçimine kalmış kulluğun ile yaşarsan tâmm huzura ya'nî Cennet'e ulaşırsın. Yok bana uymaz, Ben zarûrî kulluğumla birlikte tercîhimi gâvurluktabn yana kullanırım ve gâvurca yaşarım dersen, Cehenneme girer ve sonsuza kadar orda kalırsın. Senden İntikâm alındıktan sonra, ancak Cehennemde huzûr ve rahata kavuşabilirsin. Dünyâda İrâde hürriyetimiz olmasaydı Ne imtihân olurdu ne de Cehennem... Elbette Mutlak bir irâde hürriyeti (Bütünüyle her yönden irâde hürriyeti) insân için tasavvur edilemez. Fakat Emin ol ki, Allah (c.c.) korusun, âhirette Toprak olmayı isteyecek kadar bir irâde hürriyetimiz var. Hayâtım boyunca getirdiğim varlığımdaki birikimler, bunların baskısı altındayım ve bunlar benim doğru yola girmeme müsâde etmiyorlar. Bu kazanımlarım ve birikimlerim cennet yoluna girmeme izin vermiyorlar, bu noktada hür değilim (baskı altındayım) Hürriyeytim İstilâ edilmiş,, Ne yapabilirim? diye soruyorsan. Ateistler nasıl kurtulur diye başka bir başlıkta önerilerimi yazabilirim.
  17. HATEM

    Kader ve Özgür İrade

    Ben senin kendi kendini yakmandan niye zevk duyayım ki? Bilâkis Sürekli engel olmaya çalışıyoruz.
  18. HATEM

    Kader ve Özgür İrade

    Cehenneme doğru gidebilecek özgürlüğün var. Ve bunu dibine kadar da kullanıyorsun. Bye Bye...
  19. HATEM

    Kader ve Özgür İrade

    Yanlış kişiye soru soruyorsun, o sana sorduğun soruların cevâbını veremez. Önce sorundaki bir yanlışı belirteyim,, Sen, Hâkim derken Kuralsız bir Hâkimi kastediyorsun. Böyle kuralsız bir hâkim yoktur, Olamaz. Hâkim derken Allah'ı kastediyorsan, Allah'ın âdil olduğunu bilmelisin. Hem âdil, Hem âlim hem de hikmetlidir. Ve Bilmelisin ki, Âdil bir Hakim, senin anladığın anlamda kuralsız bir hâkim olamaz. Âdil bir Hâkim, Aslında Mahkûmdur. Âdil Hâkimin karşısındaki mahkûm,, Hâkimden daha çok hükümrândır. Çünkü âdil Hâkim, Bilgi ve hikmetinin yasalarına uymaya mecbûr ve mahkûmdur. Yargılanan mahkûm ise hâl diliyle; "Benim hâlim budur, Benim hâlime uygun karârı vermek zorundasın" diyerek Hâkime emreder. Mutlak Anlamda kimse özgür değil, Mutlak anlamda kimse de hâkim değildir. Allah'tan başka... Allah'tan başka diyoruz, Çünkü O'nu zorlayan kendinden başka bir varlık yoktur. Allah'tan başka varlık olmadığı için ve Allah'ı zorlayabilecek kendisinden başka bir varlık olmadığı için Allah'ın muhtelif isimlerinin ve kemâlâtlarının açığa çıkmasının bir gereği olarak kendi Hükmü altında ve kendi İzzeti içindedir.
  20. HATEM

    Kader ve Özgür İrade

    İnce ince yazıyorum ama gerçekten hiç anlamıyorsunuz. Dönün ve daha dikkatli okuyun. Başkalarına verdiğim cevapları da okuyun. Bu sayfada İslâm adına bilen bilmeyen herkes konuşuyor. Yazdıklarımı dikkatli okuyun. Şurası kesin ki, Allah bütün olacakları olmadan önce Biliyor. Bilmenin ötesinde Belirliyor. Ya'nî hükmediyor (Kazâ' anlamında hükmediyor). Ezelde her şey belirlenmiş ve bitmiştir. Bir şeyi bilmenin, Evvelden bilmenin olacak olaylara bir etkisi olmadığını anlattım. Çünkü ilim ma'lûma tâbidir. Dikkat edin daha ötesini söylüyorum. Ezelde bütün olaylar bilinmek şöyle dursun, "Belirlenmiştir, Kazâ' edilmiştir" diyorum. Yazdıklarımı anlayacak bir ateist çıkarsa Bunların savunmasını yapacağım ama tartışmalarda ilerliyemiyoruz. Müslümânım diyenler ayrı bir fâcîa... İslâmî sitelere ve özellikle Nurs'ist sitelere bakın, Allah'ın Ezelde her şeyi bilmesinin savunmasını yaparlar, Bunun da ötesine geçemezler. Türkiye'de Müslümân olduğunu söyleyip, Kazâ' ve Kaderi nkâr edebilen sapıklar bile türemiştir. Allah'ın ezelde her şeyi bildiğini inkâr etmek Allah'ı ink^r anlaına geldiği gibi Allah'ın Kazâ' ve kaderini inkâr etmek de Allah'ı inkâr anlamına gelir. Daha olmadan önce Allah ezelde olacakları nasıl biliyor? Ezelde Allah'ın bilgisi Ezelî ma'luma etki etmediğine göre. Ezelî ma'lumlarda nasıl bir tasarruf yapılıyor? Onların üzerine nasıl hükmedilebiliyor (Kazâ')? Sorulması gereken soru bunlar. Hz. Yûsuf'un başına gelen bu engel ve yönlendirme Her insânın da başına geliyor. Her insân, Kulu olduğu ismin zorlamasız! cebri ve hükmü altında yönlendiriliyor. Yûsûf âleyhisselâmı Rahmân İsm-i Şerîfi yönlendiriyor. Bir başka kişiyi Allah'ın başka bir ismi yönlendiriyor. Şeytân bile Allah'ın muhtelif bir isminin (El Mudill) Hükümranlığı altında. Elbette herkes, Allah'ın Kaderinin mahkûmudur... İşin İlginç tarafı; Hem Allah'ın Ezeldeki kaderinin mahkûmuyuz. Hem de İrâde hürriyetimiz var. Birleşemez zannedilen bu iki zıddı birleştiren gerçeğe ulaşır. İnsânların Özü, Doğum târihlerinde veyâ Doğum târîhlerinden 3-4 ay önce rûhlarının yaratılmasıyla yaratılmadı. İnsânların yolculuğu,, Allah'ın ezelî ilminden Doğum târihlerine kadar uzanan bir süreçtir. Ma'denleri bitkileri ve hayvânlar âlemini dolaştın. Bu dılaştığın vatanlardaki tavır ve tutumlarına uygun olarak nerede doğacağın tesbît edildi. doğum târihin, Yerin, Cinsiyetin Ebeveynlerin bir tesâdüf değildir. İstihkâkına göre bunlar gerçekleşti... Asıl sen geniş düşün, İyi insânlar ancak müslümân olabilir. Kötü insânlar Müslümân olamaz. (Müslümân olarak ölemez)
  21. HATEM

    Ateistlerin de Kabul Edebileceği Bir Tanrı Modeli

    Ağzından baklayı çıkardığın zamân Şeytânın programına (Küresel şeytânların programına) paralel düşeceğini seziyorum. Keşke Şeytânlardan bağımsız (Küresel Şeytânlardan bağımsız) bir Ateist olabilseniz...
  22. HATEM

    Ateistlerin de Kabul Edebileceği Bir Tanrı Modeli

    Ben size Ahlâksız şerefsiz namussuz, vicdânsızsınız demedim ki... "Bunların sizdeki varlığını kanıtlayın, buyrun nerde yazıyorsa kitabınızı getirin" dedim. İlk önce lâfı doğru anla... Tanrıyı inkâr eden bir kişi bu değerlerin kendindeki varlığını aslâ kanıtlayamaz, kanıtlamaya çalıştığı kadar, Tanrıyı kâbul etmiş olur. (Şapşallığınızı anlayın) Bak burda size şapşal dedim buna emîn olabilirsin. Sen ve Siz bu ahlâkî değerlerin sizdeki varlığını kanıtlayamassınız (Tanrıyı inkâr ederek kanıtlayamassınız) Sizin adınıza ancak ben bunu kanıtlarım. Sizi sizden çok savunabilirim (Çünkü size sizin kendinize acımanızdan daha çok acıyorum. (Kim daha çok merhâmetliyse o daha şereflidir)) Dikkat edin, ben konunun başında sizin kul olduğunuzu Zâten belirtmiştim. O'nu tesbîh ettiğinizi ve Övdüğünüzü de ilâve etmiştim. Siz İddiâ ettiğiniz gibi mutlak sûrette bir ateist olabilseniz, Mutlak sûrette kulluktan çıkabilmeniz gerekir. Çıkamassınız, Siz de O'nun kulusunuz, Şeytân da O'nun kuludur. O'na kulluk etmekten mutlak anlamda kaçamayacağınız için, Farkında olmadığınız bir şekilde Hakk'ı övüp tesbîh ettiğiniz için Cehennemde cezânızı çektikten sonra, Yine Cehennemde huzûra kavuşmanız Zarûrîdir. Ah bi anlasanız...
  23. HATEM

    Ateistlerin de Kabul Edebileceği Bir Tanrı Modeli

    Şöyle olabiliyor. Benim bir bedenim var, Fakat ben bedenden ibâret değilim. Bedenimdeki en küçük hücre bile bana âit olmasına rağmen. Ben bir çok yönden bedenimden içkin ve aşkınım.
  24. HATEM

    Ateistlerin de Kabul Edebileceği Bir Tanrı Modeli

    Siz de Ne vicddânı varmış kanıtlasana. Namus, Şeref, Ahlâk? Hangi kitabınızda yazıyor?
  25. HATEM

    Ateistlerin de Kabul Edebileceği Bir Tanrı Modeli

    Sürekli saçmalıyorsun, aslında ağzında bir bakla var, bir türlü çıkartamıyorsun. Yeni Dünyâ düzeni ile ilgili ağzındaki baklayı çıkarsan da millet bi rahatlasa. Her cümlendeki saçmalıklara yorum yapmaktan kurtuluruz. Fırsatı bulmuşken, Ben yine de bu cümlendeki yanlışı göstereyim. Âdil olmayan Bir Tanrı (Allah) olamaz. Âdil olmayan Tanrı, Tek bir hücre, tek bir atom bile yaratamaz. Söylediklerimi anlayabilmek için Matematik ve Fizik kurallarının ve hiç bir kuralın olmadığı bir âlem hayâl et. O zamân Böyle bir âlemin olamayacağını anlarsın.
×
×
  • Yeni Oluştur...