Jump to content

Borri

Normal Üye
  • İçerik sayısı

    21
  • Katılım

  • Son ziyaret

Topluluk Puanı

0 Neutral

Borri Hakkında

  • Derece
    Member
  • Doğum Günü 27-03-1985

Profile Information

  • Gender
    Male
  • Location
    İstanbul

Güncel Profil Ziyaretleri

74 profil görüntüleme
  1. Maalesef bir çok ülkenin ihracatına bagimliyiz. Ekonomimiz imar ve rant üzerinden gelir elde ettiği sürece, zihne ve bilme sermaye yaratılmadığı sürece, sözler havada uçar milletim buna inanir biz de boyle bakariz.
  2. Borri

    AKP'liler nasıl bu kadar gerizekalı olabiliyor?

    Konuyu bir kitleye dağıtmak yerine zihniyeti paylaşanlara yönlendirmek daha mantıklı olur. Bunun seçilen inanış ile değil de daha çok yobazlik ile alakası olduğunu düşünüyorum. Maalesef kovan-zihin uygulamasına sahit olduğumuz için toplum bunu sorgulamıyor bile. Sen ben görüyoruz lafta kaldığını. Gel de bunu millete anlat. Yine de her şey değişir. Kim bilir? Belki...
  3. Borri

    Sosyalizm Hakkında Bir Soru

    Makul bir değerlendirme fakat bende yanlış buluyorum. Sosyalizmin saldırı amacı güden bir ideoloji olduğunu da düşünmüyorum. Söylemek istediğim şey var olan liberal düzeni yıkmak adına bir proleterya diktatörlüğünün kaçınılmaz olduğudur. Buna karşı çıkanların ise sonu zaten bellidir. Kastedilen mevzu budur. Fiziksel şiddeti meşru bulur. Bu meşruiyeti kabul buyuranlar ise çoğunluktadır. Sosyalizm, liberalizme yönelik haklı eleştirileri sebebiyle taraftar toplamıştır. Bu doğrudur. Fakat marksizme baktığımızda sosyalizm bir aşamadır. Komün düzeninin bir parçasıdır. Bunu gerçekleştirmek için de bir takım fiziksel zorlamalar kaçınılmaz hale gelir. Sonuç olarak liberal bir dünyada yaşayan ve bununla geçimini sağlayan insanları karşınıza alıyorsunuz. Denmek istenen "sosyalizm bir saldırı ideolojisidir" değildir. Saldırı veya savunma olduğunun da ayrım vurgusu tarafımca yapılmamıştır. Sosyalizmin haklı gördüğüm düşünüşleri vardır. Fakat sorunları başka türlü çözen siyasi bir ideoloji niteliğine bürünme özelliği vardır. Bunlar ideolojinin değil, uygulayıcıların sorunudur. Fakat ideoloji der ki; proleterya! Kapitalizm ise ekonomik liberalizm olarak literatürde geçer. Savunulacak bir yanı da yoktur. Zira herhangi bir ideoloji de savunmuyorum yanlış anlaşılmasın
  4. Borri

    Kurancı ateistler

    Düşünceleri vahşi yapan şeylerin çoğu düşüncenin kendisinden değil, düşüncenin çarptırılmasından kaynaklanır. Mevzu bahis islam değil, herhangi bir ideoloji de olabilir. Dolayısıyla düşünüşün kendisine bakmadan önce uygulayıcının kendisine bakıp yorumlamakta fayda var. Zira boşluğun olduğu her yerde bir ses yükselir. Boşluğun olduğu her yerde bir kişi kendini katarak yorum yapar. Önemli olan bu yorumun doğruluğu veya yanlışlığıdır.
  5. Borri

    Sosyalizm Hakkında Bir Soru

    Sosyalizm her ideoloji gibi özünde mutluluğu hedefliyor. Fakat karşı çıktıkları düzeni değiştirmek için bunu yıkmaları gerektiğini biliyorlar. Bu yüzden de fiziksel şiddeti esas alan görüşleri çoğunlukta. Bu yüzden de bakıldığında eleştiriye açık olan bir yönü her zaman olacak diye düşünüyorum.
  6. Borri

    İhtiyarlık ötesi

    Özür diliyorum, yanlış anlamış olabilirim. Ölüm unsuru olmasaydı ben inanıyorum ki insanoğlu "Tanrısal irade" boyutuna ulaşırdı. Daha henüz güneş sistemi dışına 1 tek araç yollamışken görülebilir evren sınırlarını çizebiliyoruz. Bunları çark gibi üreten bilim insanları silsilesine borçluyuz. Hepsinin bir arada yaşadığını düşününce gerçekten çağ atlatacak devrimler yapmak, bir sonraki boyuta dair bilgi öğrenmek, evren hakkında tüm gizemleri çözmek, genom değiştirerek yeni insancıl varlıklar üretmek gibi şeyler ütopik gelmiyor. Zaten genel görüşte bu yöndedir. Ölüm olmasaydı ya topyekün yok olurduk ya da galaksiye yayılırdık..
  7. Borri

    Ahlak Hakkında

    Doğru ve yanlış kavramları coğrafya ve kültüre göre değişiklik gösterebilir. Ahlak da bu konuda yer alır. "Çağdaş" kavramı bile her insana göre değişiklik arz edebiliyor. Fakat ben bir yerde genel nitelikli olduğuna inanıyorum. En azından çoğunlukta olan bir genel ahlak söz konusu olabilir. Bu genel ahlak içerisinde "insan öldürmeyi" ele alabiliriz. Çoğu kişinin vicdan duygusu buna karşı çıkar. Meşru müdafa gibi olağan halleri de kabul eder. İşte bu genel ahlak olabilir. Bazı toplumlarda insan yemek ahlaki kabul ediliyor ama az öncede dediğim gibi "çoğunlukla" ifadesini tekrar vurgulamak isterim. Örf - geleneklere bakacak olursak evet, bu gerçekten çok değişiklik gösterebiliyor. Bir yerde birine el sallamak normal karşılanırken bir yerde de küfür manasına dahi gelebiliyor. Bu tamamen yaşayış ve "görgü" unsurlarından kaynaklı diye düşünüyorum. Nihayetinde ahlakın kendi içerisinde genel ahlak ve özel ahlak olarak ikiye ayrılıp irdelenebileceğini, karma bir nitelik arz ettiğini söylemek mümkün.
  8. Borri

    IŞİD'çi genç kızın hazin sonu ve ön tavsiyeler

    Bu konularda öncelikle düşünülmesi gereken şey eğitim düzeyidir. Eğitim insanı belirleyen en önemli faktörlerden birisidir. Eğitimde; 1- Anne - Babaya 2- Aile Büyüklerine 3- Devlete çok önemli görevler yüklenir. Bunlar ne kadar yerine getirilirse bir kişinin sapkın düşüncelerden arındırılması da sağlanır. Fakat eğitim eğitim diyoruz da, "hakiki eğitim" den bahsettiğimizin altını çizelim. Ezberci zihniyete dayalı çocukları yarış atı koştururcasına gereksiz bilgilerle kafalarını doldururcasına verilen eğitim eğitim değildir. Birilerini aşağıda bırakmak için kurulmuş bir düzenektir o kadar. İkinci olarak eğitimin ardından kültür gelir. Doğru ve yanlış kavramlarını kendi kültürümüze göre çocuklarımıza aşılama ödevi de gelir eğitimden sonra. Dinlerin de etkisi büyüktür. Uygulayıcılara bakılmalıdır, genel felsefesine bakılmalıdır ve doğru - yanlış kavramları iyice nitelendirilip aktarılmalıdır eğer dini bir aile kültürünü yansıtacaksa. Kelimeler her şeyi özetler, davranışlar da bunu pekiştirir. Gerçekten çok kötü bir çevre içerisinde yaşıyoruz. Televizyon haberlerinde gördüğümüz uçuk kaçık cinayet ve tecavüz haberlerine artık alıştık. Fakat yine de yapılması gerekenleri söylemeye devam etmeli, umut duygusundan mahrum kalmamak adına sürekli kendimiz ile bir fikir konsensusu yaparak doğruyu; yalnızca doğruya ulaşmayı hedeflemeliyiz. Belki o zaman "insanlık ölemez." dedirtebiliriz. Hem kendimize hem insanlara...
  9. Borri

    universiteler neden berbat ?

    Eğitime verilen değer ile doğru orantılıdır bu sorunun cevabı. Maalesef eğitime ilme bilime uzaya bu kadar değer verilmiyor. Profesorluk unvanı almak birilerini tanımaya gidiyor. Halbuki yeni bir tez üretmek zorunda kalınmıyor, bu zorundalığa birakilmiyor insanlar. Her şeyden önce bir şey öğretmek için değil, para kazanmak için akademisyen olunuyor. Ben bir şey öğretebilir miyim denmiyor. Öte yandan konunun uzmanı iyi hoca olur diye profesorluk yapan da var. Öyle değil işte.. Her konu uzmanı öğretim görevlisi olamaz. Öğretmek ayrı bir sanat ister. Hal böyle olunca kadrolar kendi kafasına göre iş yapan, istediğinde bırakan istediğinde geçiren bir zihniyete bürünüyor. Devlet üniversitelerinde rektörlerde başa bağlılık aranırken vakıflarda paraya bağlılık aranıyor. Sadakat liyakati geçiyor. Bu da eğitimi kökten bozuyor. Ezberci zihniyeti türetiyor.. Eğitim reformu olmadan kültür ve ilimde ilerlemeyi bekleyenler daha çok beklerler..
  10. Borri

    Keşfedilen En Kuvvetli Zehirler !

    Botulinum toksini gıda zehirlenmelerinde duymuştum maalesef yakinen acısını çektiğim bir hastalık olduğu için araştırmama konu olmuştu. Panzehirini bulmak kolay diyorlar ne kadar doğrudur bilmem. Elinize sağlık.
  11. Borri

    BİLİMİZM

    Aslında çok sayıda ağızları açık bırakacak gelişmeler yaşanıyor fakat ülkece gündemimiz maalesef bunlardan çok uzak. E bize de yabancı kaynaklardan bakması icap ediyor. Zihniyet değişse de ilme bilime önem veren ve bunları konuşan bir çevre oluşsa diye düşünmediğim bir gün bile yok. Dedikodu sevdalıları olarak devam.
  12. Borri

    aklıma takılan sorular

    Bu konuda çok sık savunulan cevaplardan ilki Tanrısal iradenin kendi kudretini gösterme isteği oluyor. Nasıl ki insan makama mevkiye ulaşma arzusu varsa nasıl ki vücut geliştirip güçlü olduğunu hissettirme isteği varsa Tanrısal iradenin de bu isteğe sahip olduğunu söylüyorlar. Sahsen bunu makul ve mantıklı da buluyorum. Kendimi tanrısal ırade yerine koysam bende bana itaat edilmesini ister, bende gücümü tüm yarattıklarıma göstermek isterdim. Bunun bir gereksinimden ziyade istek / arzu olduğunu düşünüyorum. Evreni yaratma isteği duymasının da onun güçlerinin sınırlı olup olmadığı ile bir alakası olmadığı da kanısındayım. Yani bu olay tamamen tanrısal iradenin varlığının bilinmesi, kudretinin hissedilmesi isteğinden kaynaklanıyor. Özgür irade noktasına da seçim yapabilme yetisi olarak bakmak icap eder. Siz aldığınız ve alabileceğiniz kararlar noktasında tanrısal iradenin egemenliği altında değilsiniz. Secim şansınız var. Fakat onun doğrudan etkisi altında tuttuğu varlıkların böyle bir secim şansı olmadığına inanılıyor. En azından kuran böyle söylüyor. Cennet ve cehennem müessesesi ise çok derin bir konu kurana göre. Yani özetle biz bir iddianın ürünüyüz. Görmeden bile görebilir miyiz ve inanabilir miyiz iddiasının sonucuyuz. Çünkü kurana göre iblis en büyük ilim ehli ve Allah'ın varlığına en yakından tanıklık eden bunu hisseden bir varlık. Bu kadar materyal icinde ibadet etmemesi de bizim baslangicimizi olusturan silsileyi başlatıyor. Yani o görerek bilerek itaat etmedi, biz görmeyerek bilmeyerek ve buna imkan da olmayarak itaat edecek miyiz etmeyecek miyiz bütün bir iddia buna dayalı. Bu da varoluş amacımız diye geçiyor. Ibadet.
  13. Borri

    İhtiyarlık ötesi

    Güzel bir düşünüş, açıkçası zannetmiyorum. Oksijen aldığımız her saniye hücrelerin zarar gördüğü hakkında bir makale okumuştum. Ölüm her organik madde için kaçınılmaz bir gerçek oluyor şu noktada. Sizin dediginizi gerçekleştirmek için öncelikle organik bedenden kurtulmamız gerekiyor. Bu konu hakkında beyni sanal zekaya aktarma gibi teoriler var ve bunlar gerçekten makul teoriler. Şayet böyle bir şey olduğunda gerçek anlamda olumsuzluğu ve sınırsız bilgeliği sağlamış oluruz. Zira matrix evreni gibi şirketlerin böyle bir uygulama yapacağı da bir belgeselde geçiyordu şimdi hatırlamıyorum. Bulursam editleyip paylaşırım sizinle.
  14. Borri

    deniz gezmiş hakkında ne düşünüyorsunuz ?

    Umarım sevdiğiniz ve kavga etmediğiniz birisidir çünkü ben yeni birisiyim
  15. Borri

    deniz gezmiş hakkında ne düşünüyorsunuz ?

    Aslında bakarsanız her ideoloji mutlak bir sonucu amaçlar. Bu amaç kutsaldır; mutluluktur. Mutlu bir düzen inşa etmek ister. İnsanların huzurlu olacağı bir ütopya hedefler. Bu kutlu bir amaçtır. Fakat bu noktaya gelinene kadar kullanılan araçlar çok büyük bir tartışmaa konusudur. İnsan hakları bakımından tartışma konusudur, insan hayatı bakımından tartışma konusudur, özgürlük anlayışları açısından tartışma konusudur.. İşin içine bir de bireycilik - toplumculuk tartışması dahil olur. Hangisi daha önemlidir? Hangisi sağlanmaya çalışılmalıdır? Bireyi esas alırsak tam demokratik düzeni mi inşa etmeliyiz? Yoksa mutlak eşitliği mi sağlamalıyız? Galaktik düzeyde bir imparatorluk mu nihai mutluluğu pekiştirir? İnsanların hür ve eşit olduğu fakat sorunların da bini aşkın olarak vuku bulduğu demokratik cumhuriyet mi mutluluğu sağlar? Bu sorunsal zaten insanların mutluluğa ulaşma noktasında araçlarını birbirinden ayırır. En çok eleştirdiğim ve üzüldüğüm şeydir. İnsanoğlunun doğasıdır aslında. Farklı düşündüğümüz sürece bir gökkuşağıyız. Önemli olan tek şey birbirimizin renklerinin bir araya gelmesiyle oluşacak yelpazenin güzelliğini görmek diye düşünürüm.. Netice olarak söyledikleriniz tek bir perspektifi esas alıyor. Fanatizm size tek bir bakış açısı sunar. Bence bunu yapmayın, mutluluğa ulaşılacak yol birden fazla ve çok kafa karıştırıcı araçlarla sağlanabilir, fakat bir tek doğru yol yoktur diye düşünüyorum. Var olamaz da zaten.. Yanlış anlaşılan asıl şey, insanlığın birbirine yetememesidir. Herkesin bir şekilde çıkarı olmasıdır. Zedelenen çıkarlara karşı da bir tepkinin doğmasıdır..
×