Jump to content

Emre Karaköse

Normal Üye
  • İçerik sayısı

    426
  • Katılım

  • Son ziyaret

Emre Karaköse kullanıcısının paylaşımları

  1. Emre Karaköse

    TÜM BEYAZ BATI HALKLARI TÜRKTÜR

    İtalya ve İspanya'da da var Türk köyleri Tolonbey, İtalya'daki Türk köyü Moena;
  2. Emre Karaköse

    TÜM BEYAZ BATI HALKLARI TÜRKTÜR

    Tüm batı ülkeleri Orta Asya'dan geldiklerinin öğrenmenin şokunu yaşıyorlar. Ama Macarlar bunu çoktan kabul etmişti ve hatta artık Türk olduklarını açıkça söylüyorlar: https://hungarytoday.hu/orban-hungarians-are-late-descendants-of-attila/ "he said.”Hungarians consider themselves late descendants of Attila, of Hun-Turkic origin, and Hungarian is a relative of Turkic languages,” Orbán said." Hungary Today
  3. Emre Karaköse

    ORTALAMA BİR BULUT YÜZLERCE TON AĞIRLIĞINDADIR

    İşte böyle kıvranırsınız...:)))
  4. Emre Karaköse

    ORTALAMA BİR BULUT YÜZLERCE TON AĞIRLIĞINDADIR

    Yine kelimenin açık anlamını inkar edip çarpıtmaya çalışan eleman da gelmişken tekrarlayalım: Sikal "ثِّقَالَ" ağır anlamına gelir. Neymiş, ağır bulutlar diyor... Hadi geçmiş olsun size...
  5. Emre Karaköse

    ORTALAMA BİR BULUT YÜZLERCE TON AĞIRLIĞINDADIR

    Alın işte "ağır olsalar uçmazlardı" kara cahalettine yöneliş başladı. Kıvırma derken bu kadar kıvrak ve ani dönüşler de beklemiyordum açıkçası ahahaha
  6. Emre Karaköse

    ORTALAMA BİR BULUT YÜZLERCE TON AĞIRLIĞINDADIR

    Yine ağlamalar ve kıvırmalar başlamış. Sikal "ثِّقَالَ" ağır anlamına gelir. Açıkça ağır bulutlar diyor... Hadi geçmiş olsun size... *** Bu arada Anibal maceralarını anlattığım linki istemiş: http://vekilsizmeclis.com/viewtopic.php?f=6&t=1438
  7. Bulutlar öyle birçoğunuzun zannettiği gibi hafif yapılar değildir, tam tersine oldukça ağırdırlar: "ortalama bir kümülüs bulutunun ağırlığı : 500 000 000 (beş yüz milyon) gram = 500 000 ( beşyüz bin) kilogram = 500 (beşyüz) tondur." http://www.hayretedeceksin.com/bulutlar-ne-kadar-agirdir/ Ama Kuran'da bu bilgi de asırlar önce verilmişti: 13:12 O, size korku ve umut olarak şimşeği gösteren ve ağır bulutları oluşturandır.
  8. Emre Karaköse

    BİZLER TANRIYIZ....

    http://www.mucizeler.com/ http://emre1974tr.blogspot.com/ http://www.dinicevaplar.com/
  9. Emre Karaköse

    BİZLER TANRIYIZ....

    Ayetlerle ilgili sorularına cevap vermiştim. Sanırım iyice robota bağladığından yine tekrarlamışsın ) Diğerleri ise kitap dışı yani din dışı kaynaklarla ilgili muhabbetler. Yani dinimizle ilgili bir durum değil. Bunu sen de gayet iyi biliyorsun zaten. Umarım takılmış plağı değiştirebilirsin
  10. Emre Karaköse

    BİZLER TANRIYIZ....

    Kendilerine Müslüman diyenlerin yaptıkları dini bağlamaz Tolonbey ve sen de bunu gayet iyi biliyorsun. Dinin kaynağı sadece Kuran'dır. İbrahim Peygambere gelince, Kuran'da öyle bir olay yok. Ancak sahte Tevrat ve sahte İncil gibi din dışı , insan yazımı kaynaklarda bulabilirsin öyle hikayeleri. Şu an elimizdeki tek gerçek Kutsal kitap Kuran'dır.
  11. Ve bu da cevapların olduğu yazının 2. bölümü: https://hubeyb.blogspot.com/2019/04/ateistlerin-kurandaki-problemler-baslkl_10.html
  12. Tüm eleştiri maddeleri ve cevapları, verdiğim linkteki yazıda var. Yani ayrıca maddeleri aramaya pek gerek yok.
  13. Ayrıca benim yazılarımda da bir çok cevap var eleştirilere yönelik. Bugün Tolonbey'e yazdığım cevaba da bakın lütfen.
  14. Sanırım şu yazıyı diyorsun: https://hubeyb.blogspot.com/2019/04/ateistlerin-kurandaki-problemler-baslkl.html?m=1&fbclid=IwAR12qxfNSolKVuwhIvPLLoI9HFu2N8q_kR9ojYaAgypuRNY-_739NCLO7Vw Kuran'a yapılan eleştirilere cevap veren bir yazı. Yani Kuran'ın kusursuzluğunu gösteren....
  15. Emre Karaköse

    TÜM BEYAZ BATI HALKLARI TÜRKTÜR

    National Geographic Channels da Türk kökenlerini algılamaya başlamış:
  16. Emre Karaköse

    TÜM BEYAZ BATI HALKLARI TÜRKTÜR

    Sümerler Türkçe konuşuyordu. ve tüm batı dilleri de Türkçe kökenlidir. http://sumerianturks.org/sumerian_turkish.htm
  17. Emre Karaköse

    BİZLER TANRIYIZ....

    Bunların hepsinin cevabı verildi bol kepçe bey. Kuran tamamen bilimli ayetleri içeren tek kitap olduğu gibi, bahsettiğin konulardaki ayetler bile birçok bilimsel mucize içermektedir. Benim yazılarımda da bunun örneklerini görebilirsin. Örneğin yıldızların atış yerleri olması mucizesi: Şöyle yazmıştım: Burada şuna dikkat edilmelidir; yıldızların üzerindeki bu ateş ve ışınların, içinde bulunduğumuz imtihan dünyasında bile şeytanlara azap edici ve engelleyici olduğu açıklanmaktadır. Yani bazı kimselerin iddia ettiği gibi yıldızlar taşa falan benzetilmiyor veya meteorlardan bahsedilmiyor, yıldızların üzerlerindeki ateşten, sıcaklıktan ve ışıktan bahsedilmektedir. Ayrıca yıldızların üzerindeki bu ateş ortamının Cehennemi andırdığına da vurgu var . Zaten konuyla bağlantılı diğer ayetlerde olay açıklığa kavuşmakta: CİN SURESİ 8. "Biz göğe gerçekten dokunduk da onu titiz ve güçlü bekçilerle ve kayıp giden ışınlarla/alevlerle doldurulmuş bulduk." 9. "Biz eskiden, onun, dinlemek için oturulan yerlerinde otururduk. Ama şu anda kim dinlemeye kalksa kendisini gözetleyen bir alev/ışık bulur." Saffat Suresi 6. Biz o yakın göğü bir süsle, yıldızlarla süsleyip donattık. 7. Ve her türlü inatçı-âsi şeytandan koruduk. 8. Onlar ne kadar çırpınsalar da o yüce konseyi dinleyemezler. Ve her taraftan atışa tutulurlar; 9. Kovulurlar. Ve onlar için, yakalarını bırakmayan bir azap vardır. 10.Bir söz kapan olursa, onu, delici bir ışın izler. Görüldüğü üzere atıştan kastedilen ışık/alevdir. *** Yazımda bahsettiğim ayetlerde anlatılan; yıldızların ışıktan/alevden atışlar yapması olayı artık keşfedilmiş/görüntülenmiş olabilir: https://www.upi.com/Science_News/2016/10/06/Hubble-sees-star-shooting-cannonballs-into-space/9071475783632/ph2/ ............ Güneşin batması ise tıpkı güneşin doğması gibi halk deyimidir. Nasıl ki güneşin doğması deyince anne karnından doğmasını da değil de gündüz olmasını anlıyorsan batması da bunun tam tersinedir. Ben hergün denizin içine battığını görüyorum güneşi. -............... Hayır, evren ve diğer evrenler daha önce yaratıldı diyor ayetler. Son 2 günde ise dünya yaratılırken yine son 2 günde var olan evrenler de düzenlendi diyor. Şöyle yazmıştım: Yemin olsun, biz gökleri, yeri ve bunlar arasındakileri altı günde/evrede yarattık. Ve bize hiçbir yorgunluk dokunmadı.(Kaf Suresi 38. ayet) De ki: "Siz, yerküreyi iki günde/evrede yaratana gerçekten nankörlük edip O'na ortaklar mı koşuyorsunuz? Âlemlerin Rabbi'dir O."(Fussilet Suresi 9. ayet) Ayetler evrenlerin ve evrenimizin 6 günde/evrede, dünyamızın ise 2 günde/evrede yaratıldığını söylüyor. Yani evrenin yaşı veya yaratılış evresi, dünyamızın yaşından veya yaratılış evresinden 3 kat fazla demektir. Günümüzde bilim de benzer bir bilgi veriyor: evrenimiz 13,5 milyar yaşında iken dünyamız 4,5 milyar yaşında diyor.... Diğer bir deyişle bilim de evrenimizin yaşının dünyamızın yaşının 3 katı olduğunu belirtiyor (4,5 X 3 = 13,5 eder). Bana "ama bu oran sadece günümüzde geçerli" diyerek itiraz edenlere cevabım: Evrenimiz/evrenler 6 günlük evredeyken, dünya 2 günlük evredeymiş, Kuran'ın indiği dönemde evrenin yaşı dünyanınkinin 3 katı. Ve bilimin de aynı şeyi söylemesi yeni bir mucizeyle tanıştırıyor bizi. ..... Tarık Suresi’nde Meninin Bel ile Kaburgalar Arasından Çıktığı Mı Söylenmektedir? Bazı ateistler, Tarık Suresi 7. ayette, meninin “bel ile kaburgalar arasından çıktığı”nın ifade edildiğini dile getirmekte; bunun ise meninin testislerde üretildiği bilgisi ile çelişmekte olduğunu söyleyerek, Kuran ve modern bilimin birbiriyle ters düştüğü iddialarını kanıtlamaya çalışmaktadırlar. Söz konusu iddiayı analiz etmeden önce Tarık Suresi 5-8’e göz atalım: 5. İnsan, neden yaratılmış olduğuna bir baksın. 6. Atılan bir sıvıdan yaratıldı. 7. Bel ile kaburgalar arasından çıkar. 8. Kuşkusuz O, onu yeniden döndürmeye gücü yetendir. (Tarık 5-8) Ayetlere dikkatli bakarsak; 5, 6 ve 8. ayetlerde insandan bahsedildiğini göreceğiz. 5. ayette “neden yaratılmış olduğuna bir baksın” denilen insandır. 6. ayette “atılan bir sıvıdan yaratılan” da insandır. 8. ayette “yeniden döndürülme”sinden bahsedilen insandır. Pek, o zaman 7. ayette “bel ile kaburgalar arasından çıkar” denilenin insan olduğunu düşünmüyoruz? Bizce önceki iki ayette ve sonraki ayette “insan”a atıf yapıldığı için bu ayette de atıf yapılanın “insan” olduğunu düşünmek daha uygundur. Dolayısı ile 7 ayette meniden ziyade, bel ile kaburgalar arasından çıkan şey insandır. Her ne kadar bazı tefsirler bunu bu şekilde anlamış olsa da, bize göre bu anlayışlar hatalıdır. Ayetin hem öncesinde hem de sonrasında “insan”a atıf yapılması, bu dediğimizi desteklemektedir. Ayrıca 7. ayette geçen “çıkar” fiilinin Arapçası “yahrucu”dur; bu fiilin aynısı 40. sure Mumin Suresi’nin 67. ayetinde “Sonra sizi bebek olarak çıkardı” ifadesinde geçmektedir. Görüldüğü gibi buradaki “çıkmak” ifadesi insanın doğumu için kullanılan fiildir ve insan bebekken bulunduğu bölge herkesin gördüğü gibi “bel ile kaburgaların arası”dır. Bu da “çıkmak” ile insanın doğumunun kastedildiği görüşünü desteklemektedir. Bizim görüşümüz yukarıdaki gibidir. Fakat ayetten “meni”nin çıkışını anlayanların bir görüşünü de aktararak, siz okuyucularımızla paylaşmak istiyoruz: “Meni bildiğimiz gibi testislerde oluşur. Testisler ise Mesonephrosdan gelişirler. Mesonephros’lar anne karnındayken bebeğin sağ ve sol tarafında bel kemiği ile kaburga kemikleri arasında yer alırlar. Bebek doğmadan önce Mesonephroslar testislere dönüşürler ve inguinal kanal denen kanaldan testis torbasına inerler. Hatta nadir durumlarda bazı çocuklar testisleri aşağı inmeden doğabilirler. Özetlersek, meniyi üreten testisler, ilk aşamada, bel kemiği ile kaburga arasında oluşmakta, sonra aşağıya inmektedirler.” (Kuran temelli dini cevaplar sitesinden) .......................... Çiftler halinde yaratlıştan kasıt kadınlı erkekli yaratılış değil, herşeyin birden fazla sayıda yani eşli yaratılştır. Örneğin evren bile tek başına yaratılmamış birden fazla evrenler yaratılmıştır yani evrenin bile eşleri vardır. Tek ve eşsiz olan sadece yüce Allah'dır. .......... Kuran düşünme organının beyin olduğunu söylüyor. Şöyle yazmıştım: Ayetlerde Beynimizden Bahsediliyor Kutsal Kitabımızda beyin organından bahsedilmediği iddiası dile getirilir, ama gerçekte ise Kuran'da beyin organından açıkça bahsedilmektedir: Alak Suresi 15 İş, sandığı gibi değil! eğer vazgeçmezse yemin olsun, o alnı mutlaka tutup sürteceğiz! 16. Oyalancı, günahkâr alından (perçemden), Ayetlerde "günahkar alın" denilmekte. Yani günahı işleyen/planlayan organın baş kısmında, alın hizasında olduğu vurgulanmakta. Bu yüzden "alın", günahkar ilan edilmiş... Düşünce ve sorumluluğun beyin organında (alın hizasında/kafada) olduğu net bir şekilde anlatılmakta Kuran'da. Bunun yanı sıra; günümüzde biliminsanları, yalan söyleme olayından beynin ön kısmının sorumlu olduğunu belirtiyorlar. Bu bilgi de ayetlerdeki ifadelerin kusursuzluğunu bir kez daha gözler önüne sermekte. ................. Bir diğer çelişki iddiası da Rahman Suresi 19. Ayetinde iki ayrı denizin özelliklerinin anlatıldığı duruma aittir. Bu ayetin orijinalinde asla olmayan ( SULARI ACI VE TATLI ) kelimesi başta Diyanet’in mealinde olmak üzere birçok meal çalışmasında parantez içinde verilmiş , böylece madem bu iki denizden biri tatlı suya sahip ise , nasıl olur da ardışık ayette anlatıldığı gibi bu suda inci ve mercan yetiştiği söyleniyor. Bilimsel bir gerçektir ki, suni olarak inci yetiştirilse de tatlı suda asla mercan yetişmez, demek ki HAŞA Kuran’da iki ayet arasında ve bilimsel bir çelişki var diye düşünülmesine yol açılmıştır. Oysa , ayetin orijinalinde olmayan bu parantez içi bilgi, Kuran’ın Furkan suresi 53. ayetinde başka bir olayı anlatan durumla karıştırılmaktadır… Bu tarz meal hataları, son yıllarda hızla düzeltilmeye çalışılsa da özellikle Diyanet çevirilerinde sıkça karşılaşılmaktadır.. Bu çok net çevirim hatasını ayetin orijinalini inceleyerek görelim…. Rahman Suresi 19 Merecel bahreyni yeltekıyân(yeltekıyâni). 1. merece : akıttı 2. el bahreyni : iki deniz 3. yeltekıyâni : ikisi karşılaşacak, birbirine kavuşacak Rahman suresinin ilgili ayetlerine diyanet mealinden bakalım: 19. (Suları acı ve tatlı olan) iki denizi salıvermiştir; birbirine kavuşuyorlar. 20. (Fakat) aralarında bir engel vardır, birbirine geçip karışmıyorlar. 21. O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? 22. O denizlerin her ikisinden de inci ve mercan çıkar. 23. O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? Parantezle anlamı bozulmamış doğru meal ise ; 19. İki denizi salmıştır; birbirlerine kavuşuyorlar. 20. Aralarında bir engel vardır; birbirinin sınırını aşıp karışmazlar. 21. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz? 22. İkisinden de inci ve mercan çıkar. 23. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz? İki denizin karışmaması gibi son yıllarda bilimsel olarak, sıvılardaki yüzey gerilimi bilgisine işaret eden bu ayette asla çelişki yoktur. Hatta bu ayet böyle bir bilgiye o dönemde ulaşılamaması gerçeği düşünüldüğünde tam bir Kuran mucizesidir….. Karıştırılan Furkan Suresi 53.ayeti ise başka bir durumu anlatır. Ve ayette tatlı suda inci mercan yetiştiğiyle ilgili herhangi bir bilgi yoktur. Olması da düşünülemez.Çünkü Allah’ın kelamı Kuran’da çelişki olmaz….. Furkan Suresi 53.ayet O, iki denizi salmıştır; bu taze ve tatlıdır, şu tuzlu ve acıdır. Her ikisinin arasına, karışmalarını engelleyen sağlam bir engel koymuştur. (Kuranda Çelişki Olmaz sitesinden) .............................................. Miras ayetlerinin kusursuz biçimde paylaştırdığını ispatıyla şu yazımda göstermiştim: Miras Ayetlerinin Çözümü Miras ayetleri olan Nisa 11, 12 ve 176'nın her biri, gerçekte ayrı ayrı ayrı durumlar için ayrı formüller sunuyor. Hatta bu ayetlerdeki her cümle de kendi içinde ayrı durum ve formülden bahsetmekte... İnternette araştırırken, bu 3 ayetin kendi içinde ayrı formül verdiğini farkedip söyleyenlerin olduğunu gördüm. Fakat dediğim gibi sadece ayet değil, ayetlerdeki her cümle de ayrıca kendi içinde farklı bir durum ve paylaşımdan bahsetmekte. Her cümle ayrı bir mirasçılar listesi ve alacakları oranları vermekte. Cümlede kimlerden bahsediliyorsa, sadece onlar mirasçı demektir.Yani ya sırf onlar varlar hayatta, ya da başkaları da olsa da yine de sırf onlar miras almaya hak kazanıyor durumdalar. Bundan dolayı da, aslında mezheplerin uyguladığı gibi birbirlerine karşı oran , ortak formül, avliye falan yok. Mesela Nisa 11'de " İkiden fazla kadın iseler ölenin bıraktığının üçte ikisi onlarındır. " ifadesi tek başına ayrı bir formül (sadece kız çocukları varis ise ve ikiden fazla kız iseler bu oran geçerli, yoksa diğer şık ve şartlarda sözkonusu değil). Ve böylece taşlar yerine oturuyor. Her durumda miras yetiyor. Sadece bazı durumlarda artan miras sözkonusu, ama yine ayetler ışığında bu artan miktarın kimlere verileceği de bulunur. (Mesela Nisa 8. ayet...) Şimdi bu bahsettiğimiz miras paylaşımını anlatan Nisa 11, 12 ve 176. ayetleri yazıp sonra da bir tanesi üzerinden çözümleme örneği sunalım: Nisa 11. Allah size çocuklarınızla ilgili olarak şunu öneriyor: Erkek için, iki dişinin payı kadar. İkiden fazla kadın iseler ölenin bıraktığının üçte ikisi onlarındır. Eğer çocuk sadece bir kadınsa, mirasın yarısı onundur. Ölenin çocuğu varsa, geriye bıraktığından ana-babanın her biri için altıda bir hisse olacaktır. Ölenin çocuğu yoksa ve kendisine ana-babası mirasçı olmuşsa bu durumda anasına üçte bir düşer. Eğer kardeşleri varsa, anasının payı, yapacağı vasiyetten ve borcundan arta kalanın altıda biridir. Babalarınız var, oğullarınız var. Siz bunlardan hangisinin yarar bakımından size daha yakın olduğunu bilemezsiniz. Allah'tan bir buyruğu önemseyin. Hiç kuşkusuz Allah herşeyi bilir, tüm hikmetlerin sahibidir. 12. Zevcelerinizin geriye bıraktığının yarısı sizindir, eğer onların çocuğu yoksa. Eğer onların çocuğu varsa, vasiyet ettikleri ve borçları ödendikten sonra geriye bıraktıklarının dörtte biri sizindir. Eğer sizin çocuğunuz yoksa bıraktığınızın dörtte biri zevcelerinizindir. Eğer sizin çocuğunuz varsa bu durumda, yaptığınız vasiyet ve borcunuz ödendikten sonra geriye kalanın sekizde biri zevcelerinizindir. Eğer miras bırakan erkek veya kadının ana-babası ve çocuğu yok da erkek kardeşi veya kız kardeşi varsa, bu kardeşlerden herbirine altıda bir düşer. Kardeşler bundan fazla ise bu takdirde onlar, yapılmış bulunan vasiyet ve borç ödendikten sonra üçte bire ortaktırlar. Kimseye zarar verilmemelidir. Allah'tan bir öneridir bu. Allah Alîm'dir, Halîm'dir. 176. Fetva istiyorlar senden. De ki: "Allah size, ana-babasız ve çocuksuz kişi hakkında şöyle fetva veriyor: 'Çocuğu olmayan, bir kız kardeşi bulunan kişi öldüğünde, onun terekesinin yarısı kız kardeşindir. Böyle bir kişi, çocuğu olmayan kız kardeşi öldüğünde, onun terekesinin tamamına mirasçı olur. Eğer ölenin iki kız kardeşi varsa terekenin üçte ikisi onlarındır. Eğer mirasçılar, kadın-erkek, birçok kardeşlerse bu durumda erkek kardeşe, iki kız kardeşin payı kadar verilir.' Allah size açık-seçik bildiriyor ki sapmayasınız. Allah, her şeyi gereğince bilmektedir. *** Örnek olarak mesela 11. ayetin verdiği bilgileri açalım. Bu ayetlerin her birinin, hatta onu da bırakın içlerindeki her cümlelerinin de ayrı ayrı durumlar içinde ayrı formüller sunduğunu söylemiştim. Çözümlemesini sunalım: Nisa 11. "Allah size çocuklarınızla ilgili olarak şunu öneriyor: Erkek için, iki dişinin payı kadar." Yani eğer mirasçılar sadece çocuklardan oluşuyorsa ve hem dişi hem de erkek çocuklar varsa , erkek çocuklar 2 birim alırken dişi olanlar ise 1 birim alacaklar. Kısaca bir örnekle 300 L. miras varsa ve bir erkekle bir kadın çocukları sözkonusu ise, erkek 200 L. alırken kadın 100 L. alacak. “İkiden fazla kadın iseler ölenin bıraktığının üçte ikisi onlarındır.” Yani eğer mirasçı olarak sadece kız çocukları varsa, ve sayıları da ikiden fazla ise mirasın üçte ikisi onlarınmış. Burada dikkatinizi tekrar çekmek isterim ki; burada istenen, kızların üçte iki alması sadece ve de sadece bu durumda geçerlidir. Yoksa diğer şart ve durumlarda böyle bir pay sözkonusu değil. (Bu arada 176. ayetteki ifadeyi de gözönünde bulundurunca, eğer varisler 2 kız çocuksa da yine üçte ikiye ortaktır bu 2 kişi). Yine 300 L. örneğinden devam edecek olursak, sadece kız çocukları var ve sayıları ikiden fazla ise 200 lirasını aralarında paylaşırlar. “Eğer çocuk sadece bir kadınsa, mirasın yarısı onundur.” Ayetin içindeki bu devam cümlesinde belirtildiği üzere eğer ölen geriye sadece tek bir kız çocuğu bıraktıysa (ya da başkaları olsa da mirasçı durumunda olan sadece o ise ), mirasın yarısını alabiliyormuş. Yine 300 Lira üzerinden gidersek 150 Lirası bu tek kız çocuğunun demektir. “Ölenin çocuğu varsa, geriye bıraktığından ana-babanın her biri için altıda bir hisse olacaktır.” Bu ifadeden anlıyoruz ki bu sefer mirasçının çocuklarının yanında anne ve babasını da geride bırakmış ve bu yüzden onlara da pay var ( her biri için altıda bir...). 300 Liranın 50 Lirası annenin, 50 Lirası babanın, geriye kalan ise çocuklarındır. “Ölenin çocuğu yoksa ve kendisine ana-babası mirasçı olmuşsa bu durumda anasına üçte bir düşer.” Nisa 11 ayeti içinde geçen bu cümlede ise “sadece anne ve babanın mirasçı olduğu” durumdan bahsediliyor. Yani bu sefer çocuklar falan yok, sadece vefat edenin anne ve babası mirasçıdır(eğer geride kardeşler falan kaldıysa bile onlar mirasçı durumunda değiller). Bu durumda anne üçte bir alıyormuş. Babadan cümle içinde bahsedildiği halde pay oranı verilmediğine göre geriye kalan yani üçte iki de babanın demektir. Bu vaziyette anne 300 Liranın 100 Lirasını alırken baba ise 200 Lira alır. “Eğer kardeşleri varsa, anasının payı, yapacağı vasiyetten ve borcundan arta kalanın altıda biridir.” Vefat edenin annesi var ama babası yoksa, ayrıca da kardeşleri varsa annenin payı altıda bire iniyor. Geriye kalanı kardeşler paylaşıyor. Ama tekrarlayalım, eğer baba da olsaydı , sadece anne ve baba terekeyi alacak, kardeşlere pay düşmeyecekti...(Ve ayetlerden anlaşıldığı üzere, eğer ölenin çocuğu varsa yine kardeşler pay alamaz). Aynı şekilde 12 ve 176. ayetlerde de cümle cümle ayrı özel durum ve formüllerden bahsedilmekte . Mesela 12. ayette ölen geriye eş bıraktıysa , 176. ayet ise geride sadece kardeş/kardeşler bıraktıysa taksimin nasıl olacağını anlatmakta ve dediğim gibi yine bu ayetlerin içindeki her cümle kendi başına birer mirasçı listesi ve de formül içermekte. Dilerseniz Nisa 176. ayeti de bu bağlamda kısaca inceleyelim: 176 Fetva istiyorlar senden. De ki: "Allah size, ana-babasız ve çocuksuz kişi hakkında şöyle fetva veriyor: 'Çocuğu olmayan, bir kız kardeşi bulunan kişi öldüğünde, onun terekesinin yarısı kız kardeşindir. Böyle bir kişi, çocuğu olmayan kız kardeşi öldüğünde, onun terekesinin tamamına mirasçı olur. Eğer ölenin iki kız kardeşi varsa terekenin üçte ikisi onlarındır. Eğer mirasçılar, kadın-erkek, birçok kardeşlerse bu durumda erkek kardeşe, iki kız kardeşin payı kadar verilir.' Allah size açık-seçik bildiriyor ki sapmayasınız. Allah, her şeyi gereğince bilmektedir. Burada da "sadece kardeşler mirasçı ise" oranların ne olduğu anlatılıyor ve tabii ki yine her cümle ayrı bir liste ve ayrı bir formül sunuyor : Eğer mirasçı sadece 1 kızkardeş ise mirasın yarısını, Eğer mirasçı 1 erkek kardeş ise mirasın hepsini alıyor, Eğer 2 kızkardeş mirasçı ise üçte ikisini almakta, Eğer yine sadece kardeşler mirasçı ise ve bunlar kadınlı erkekli yani her iki cinsiyetten ise terekenin tamamını bire(kadın) iki (erkek) şeklinde paylaşırlar. Bu arada geride kalan sadece birçok erkek kardeş varsa bu kardeşlerin mirasın tamamını alacağını, veya sırf ikiden fazla kız kardeş varsa (11. ayetten de işaret alarak) bu kızkardeşlerin mirasın üçte ikisini alacağını (kendi aralarında eşit bölüşerek) da dolaylı olarak anlamaktayız bu ayetlerden. Zaten Nisa 11 ve 176. ayetleri alt alta okursanız, 11. ayette sırf çocuklar mirasçı olduğunda erkek ve kız çocuklara verilen oranlarla, 176. ayette sırf kardeşler mirasçı olduğunda erkek ve kız kardeşlere verilen oranların birebir aynı olduğunu göreceksiniz. (Yeri gelmişken belirtelim; Nisa 12. ayetin bir cümlesinde bahsedilen kardeşlerle birlikte ölenin eşi de mirasçıdır. Ama bu 176. ayette ise “sadece kardeşler” mirasçıdır.) Özetle: 11. ayette eş yok, 12. ayette eş varken, 176. ayette ise yalnızca kardeşler varken taksimin nasıl yapılacağı anlatılmakta… *** Ve bilindiği üzere, ayetlere göre esas olan vasiyettir ve bu oranlar vasiyet yerine getirildikten ve eğer varsa borçlar ödendikten sonra geriye kalan malın paylaşımı içindir. Görüldüğü üzere mirasın yetmemesi , avliye gibi sorunların hiçbiri yok gerçekte. Ayetler kusursuz bir şekilde miras paylaşımını anlatıyor. Buradaki önemli nokta, her cümlenin ayrı bir mirasçılar listesine göre ayrı bir formül verdiğini görebilmektir. Yani ayetlerin içindeki her bir cümle, özgün bir mirasçı listesi vermekte ve bu durumda mirasçıların ne alacağını anlatmakta. Miras paylaşımıyla ilgili problemler çözülürken, kalan mirasçıların kim olduğuna bakılır ve bu tablonun mirasla ilgili ayetlerin hangi cümlesine denk geldiği belirlenerek miras taksimi yapılır. Bir örnek olarak şu meşhur 3 kız mirasçı içeren soruyu çözelim. “Bir adam ölür ve geride bir anne, bir baba, üç kız evlat ve bir de eş bırakır. Miras nasıl paylaşılacak?”. Burada hem eş hem de çocuklar miraçı olduğuna göre Nisa 12. ayetin dördüncü cümlesi ilgili taksimi anlatmaktadır (zaten bu ayetin her cümlesi, geride kalan eş varsa yapılması gerekenleri anlatmaktadır) : “Eğer sizin çocuğunuz varsa bu durumda, yaptığınız vasiyet ve borcunuz ödendikten sonra geriye kalanın sekizde biri zevcelerinizindir.” Adam geride eşini bırakıyorsa ve de çocukları da varsa sadece bu kişiler mirasçı olabiliyor bu cümleye göre. Eşi terekenin sekizde birini alır ve geriye kalan sekizde yedi de çocukların olur. Vefat edenin anne, babası veya kardeşleri varsa bile bu durumda pay alamaz. *** Dediğim gibi her cümle ayrı bir mirasçı listesi ve formül veriyor, ve her zaman miras yetiyor görüldüğü üzere. Sadece bazı durumlarda artan miras sözkonusu, yine yazımın başlarında belirttiğim üzere bu artan mirasın kimlere verilebileceğini gösteren işaretler içeren ayetler var... Örneğin: Nisa 8: Mirasın paylaştırılmasında hısım-akraba, yetimler, yoksul ve çaresizler de hazır bulunurlarsa, ondan onları da rızıklandırın ve onlara güzel ve hoş bir söz de söyleyin. ........................... Göğün düşmemesi ise Big Crunch'ın yani evrenin içine çökmesinin kıyamete kadar gerçekleşmeyeceği bilgisidir. Evrenimiz içine kapanırken dünyamız da her noktasından göğün üstüne kapanması olayını yaşayacak ve tabii ki gök cisimleri birbirine girecektir.. şöyle demiştim: EVRENLER "BÜYÜK ÇATIRTI/BİG CRUNCH" İLE SONLANACAK Evrenimizin ve diğer evrenlerin (Ahiret Evreni/Evrenleri hariç, çünkü o daima var olacaktır) sonlanışı aynı anda yani birlikte gerçekleşecektir. Daha önce de söylediğimiz üzere, Kutsal Kitabımızda belirtildiğine göre içe çökerek, "Big Crunch" ile meydana gelecektir bu durum: Enbiya 104. O gün Evren’i kitabın sayfalarını katlar gibi düreriz.Ve onu yaratılışa ilk başladığımız duruma iade ederiz. Bu, üzerimizdeki bir vaattir. Elbette, gerçekleştireceğiz. Zümer 67. Allah'ı, kadrine/şanına yaraşır şekilde tanıyamadılar. Oysaki kıyamet günü, yeryüzü tamamen O'nun avucudur/avucundadır; gökler de O'nun sağ elinde/kudretinde dürülmüş haldedir. Şanı yücedir O'nun; arınmıştır onların ortak koştuklarından. Kasas Suresi 88: Allah'ın yanında diğer bir tanrıya daha kulluk etme. İlah yok O'ndan başka. O'nun yüzü dışında herşey helâk olacaktır. Hüküm yalnız O'nundur ve O'na döndürüleceksiniz. Enbiya 104. ayette bizim evrenimizin çöküşü/preslenmesi anlatılırken, Zümer 67. ayette ise başka göklerin/evrenlerin de aynı akıbeti yaşayacağı belirtilmekte. Buna karşılık Kasas Suresi 88. ayette ise bizim evrenimizdeki her şeyin (evrenin kendisiyle birlikte) mutlaka yok olacağı vurgulanmakta. Hac 65: Görmedin mi, Allah yeryüzündekileri ve denizde O'nun emriyle akıp giden gemileri sizin hizmetinize verdi. O'nun izni olmaksızın yerkürenin üstüne düşmemesi için göğü O tutuyor. Allah, insanlara karşı elbette Raûf, Rahîm'dir, Fatır 41. Allah, gökleri ve yeri, yok olup gitmesinler diye tutuyor. Yemin olsun, eğer çöküp giderlerse, O'ndan başka hiç kimse onları tutamaz. Halîm'dir O, Gafûr'dur. Hac 65. ayette evrenimizin, Fatır 41. ayette ise tüm evrenlerin Big Crunch'a, yani içe çökerek yok olmaya karşı Allah tarafından korunduğu belirtilmekle birlikte, dilediğinde bu içe kapanmayı gerçekleştirebileceği de hatırlatılmakta. http://emre1974tr.blogspot.com/2016/05/goklerevrenler.html ........................................................................ Cennetin genişliği konusuna gelirsek; Kuran'a göre cennet Rabbin katı adı verilen Ahiret Evrenindedir ve kendi fizik yasalarına sahiptir. Yani Ahiret Evreni başlı başına evrendir. Ayetlerde gökler ifadesinin evrenler olduğunu ispatlarıyla göstermiştim: http://emre1974tr.blogspot.com/2016/05/goklerevrenler.html Evet bir cennet en az bizim evrenimiz kadar geniştir. O evrenin de gezegenleri vardır ve ona da yer demektedir ayetler. Yine yazımı okursan bunları ayrıntısıyla gösteriyorum. ................................. Güneşi ışık/kandil yaptık yani güneşi ısı ve ışık kaynağı yaptık diyor ayetler. Buna karşılık ayın ise sadece nur olduğunu belirtiyor. Yani güneş gibi ısı ve ışık kaynağı olmadığını belirtiyor. Sahte İncil ve Tevratta ay ışık kaynağı olarak anlatılırken, Kuran ise doğrusunu gösteriyor ve sadece yıldızların/Güneşin ısı ışık kaynağı olduğunu söylüyor. Burada bile bir Kuran mucizesi var : https://www.manyprophetsonemessage.com/2014/06/11/how-the-quran-corrects-the-bible/
  18. Emre Karaköse

    TÜM BEYAZ BATI HALKLARI TÜRKTÜR

    Çinliler biz Türkleri yani beyaz ırkı farklı ülkelere ayrıştırmada bir katalizör gibi etkendir. Türklerin Çinliler ve Hintliler başta olmak üzere diğer ırklarla etkileşimi yani gen alışverişi de bunda etken oldu. Örneğin Türklerle Çinlilerin etkileşimi sonucu Kazaklar gibi Türk boyları ortaya çıktı. Türklerle Hintlilerin karışımı sonucu ise Yahudiler gibi Türk boyları ortaya çıktı. Yok eğer Çinli geni ağır basıyorsa Koreliler gibi sarı ırk diyebileceğimiz melezler ortaya çıktı.
  19. Emre Karaköse

    BİZLER TANRIYIZ....

    Hayır değişik falan değil bol kepçe bey. Mış lı muş lu yalanlar mahvetti zihnini. Bu oyunu fark edip sıyrılman dileğiyle...
  20. Emre Karaköse

    TÜM BEYAZ BATI HALKLARI TÜRKTÜR

    Ve piramitler demişken: http://sumerianturks.org/egyptianpyramidsziggurats.htm
  21. Emre Karaköse

    BİZLER TANRIYIZ....

    Aklını iptal edersen bu hale gelirsin sevgili bol kepçe bey. Ayette hiçbir çelişki yok, her kavme kendi dilinde indirdik evrensel ayetleri diyor. Ugandaca dilinde indirilcek değildi herhalde... Ve hayır Kuran öncesi o sözler hiçbir şiirde geçmiyor. Caner de diğer arkadaşlar da bütün ilgili şiirleri inceledi, Kuran öncesi o sözler asla hiçbir şiirde geçmiyor. Ortaya atılan yalanları böyle güzel yuttunuz işte. Sanki Kuran öncesinde öyle bir sözün varlığına tanık olmuşsunuz gibi kanıverdiniz. http://www.canertaslaman.com/2019/09/12/cahiliye-siiri-ve-kuran/ ve diğer ilk verdiğim sitede yazanlardan bir bölüm: "İmrü’l-Kays’ın 81 beytlik Muallakatında “Kıyamet yaklaştı ve ay yarıldı.” manasına gelen hiçbir ifade yoktur. Biz söz konusu kasideyi baştan sona okuyup inceledik, öyle bir ifadeye rastlayamadık.[1] Öyle anlaşılıyor ki bu iddia, açıkça bir iftiradır. Mevcut olmayan bir beyit anlaşıldığı üzere Kuran karşıtları tarafından sonradan üretilmiştir (!) Aslında herhangi bir yazılı metinde bu Arapça deyim mevcut olsaydı bile , zaten Arapça konuşan insanlar arasında tekraren kullanılmasının bu şekilde yalan bilgilendirmeyi hak etmediği açıkken, yalan kaynak üretmek ve bu durumu bilerek yaymak en yumuşak deyimle iftiradır. Not: (Bu gerçeği öğrendikten sonra sitesinde düzeltme yapan dinsizdeist adlı blog sitesi yöneticisine teşekkür ediyorum. Fakat birçok İslam karşıtı gibi Arif Tekin’in de kaynak belirtmeden böylesi asılsız bir iddiayı “Bilinmeyen Yönleriyle Kuran: Kuran’ın Kökeni 2” adlı kitabında hala bulunduruyor olması, büyük bir akıl zafiyetidir. ) Kaynak 1: http://www.onlinearabic.net/forum/forum_posts.asp?TID=11141"
  22. Emre Karaköse

    BİZLER TANRIYIZ....

    Gördüğün üzere her topluma kendi dilinde gönderdiklerini söylüyor. Fransızca gönderilmesini istemiyordun sanırım? Ve yine ayet cımbızlama tekniğine devam etmişsin. Tüm kitaba bakınca tabloyu görebilirsin, Kuran tüm insanlığa gönderildi: Şura 7. İşte böyle! Biz sana Arapça bir Kur’an vahyettik ki, tüm şehirleri ve çevresindekileri uyarasın. Ve toplama günü konusunda da uyarıda bulunasın. Hiç kuşku yok o günde. Bir bölük cennettedir, bir bölük ateşte. Sebe 28. Biz seni, bütün insanlara bir müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik, başka değil. Ama insanların çokları bilmiyorlar. Ve diğer konuya cevabı da tekrar verelim: https://kurandaceliskiolmaz.com/kuran-islam-oncesi-yazilmis-siirlerden-etkilendi-iddiasina-cevap/ Kısacası, öyle bir ifade yoktur eski şiirlerde. Tamamen iftira...
  23. Türkler binlerce yıl önce her kıtadaydı. Piramitler, Türk Kurganlarıdır. Beyaz Türkler piramitleri Amerika, Çin ve Mısır'da yaptılar. Beyaz ırk denilen olgu Türklerdir. Almanlar, Macarlar, Bulgarlar, Tatarlar, Vikingler, kısacası tüm Batı halkları Türkler. Ve Amerikalı yazar Gene Matlock'a bakın: http://www.viewzone.com/rewrite.html Ve Yabancıların dilinden yeni bir keşif: " “Eski Mısırlıların şaşırtıcı soyları: Mumyaların ilk genom incelemesi, Afrikalıdan daha çok Türk ve Avrupalı olduklarını ortaya koyuyor”: https://www.dailymail.co.uk/sciencetech/article-4555292/Study-mummies-reveals-Turkish-European.html Ve Çin Piramitlerindeki mumyalar da beyaz/Türk https://owlcation.com/humanities/The-White-Tribes-of-Ancient-China Bu arada, Sümerlerin ve tüm Batı Medeniyetinin Türk olduğunu gösteren kanıtları sunan şu siteyi de paylaşalım: http://sumerianturks.org Ve Rufia Müslüman bir Türk kızı ve Türkçe konuşuyor. O bir Tatar Evet muhtemelen Çinliler gerçek tarihi değiştirdi. Ve beyaz ırkı yani Türkleri birbirine rakip sayısız ülke haline getirdi tüm dünyada.
  24. Emre Karaköse

    Forumun Ruhçusu Emre Karaköse

    Bu arada Ahiret Evreni konusunun daha iyi anlaşılabilmesi için şu yazımı tekrar veriyorum: http://emre1974tr.blogspot.com/2016/05/goklerevrenler.html
  25. Emre Karaköse

    BİZLER TANRIYIZ....

    Surede ayetleri bir şairin değil, çok şerefli bir elçinin iletttiği/söylediği söyleniyor. Yeter ki şu ayet cımbızlama hastalığına bir son verin, tabloyu net göreceksiniz.
×
×
  • Yeni Oluştur...