Jump to content

Getaf

Normal Üye
  • İçerik sayısı

    279
  • Katılım

  • Son ziyaret

Getaf kullanıcısının paylaşımları

  1. Getaf

    GÖLGEDEN MEDET UMAN ALLAH

    Dediğiniz gibi Mısırlılar güzel okumada, Türkler ise Kuran'ı güzel yazmada mahirdi. Malum süslü yazı çok gelişmiştir bize. Hat sanatı zirveye çıkmıştır. Tabii resim yasak olunca adamlar ne yapacak hat, minyatür, ebru!! Daha önce de söylemiştim. Abdussamed'i yıllar önce şarkı, bir müzik eseri dinler gibi dinlerdim. Zaten okuduklarınin anlamını bilmezdim. Harika bir gırtlak. Şimdi diyorum da keşke gerçekten şarkı söyleseydi. Kulağımızın pasını alır atardı valla. Mısırlılarda şarkıcı olarak bir Ümmü Gülsüm varmış. Efsane. Bi kere dinlemiştim. Ama unuttum gitti..
  2. Getaf

    GÖLGEDEN MEDET UMAN ALLAH

    He videosu var. Adın gibi saf misin, yoksa şaka mı yapıyorsun! Önemli olan burdan ders çıkarmak. Videosu olsa nolur sanki.
  3. Getaf

    Zeyd meselesinde tek anlayamadığım kısım ?

    Hasan Akçay ben konuyu dağıtmıyorum, ben bir mantık yürütüyorum. Bu tartışmanın, ayette geçen kelimelerin ekine köküne bakarak çözümlenemeyeceğini biliyorum. Dikkat ederseniz ben o toplara hiç girmiyorum. Diyeceksiniz, afaki mi konuşalım? Elbette kastım o değil. Ben size ormana bakın diyorum, siz bana ağacı anlatıyorsunuz! Siz ne kadar ekini kökünü anlatsanız da ben İslam'ın kadını nereye konumlandırdığına bakıyorum. O yüzden kapıyı tıklayana bakmıyorum. Kapıdakinin kim olduğuyla değil nezaket sahibi olup olmadığıyla ilgileniyorum. Hak, hukuk, ahlak prensiplerimi belirleyen de yalnızca budur. Evrensel olan da budur, akılcı olan da insani olan da. Tabii bu benim iddiam. Ama böyle düşünmem için çok sebebim var. Ne gramer, ne koca koca yasalar, ne hukuk kitapları ne de hiçbir kutsal kitap bu sadeliği, bu gerçekliği, bu özgürlüğü sağlayamaz bana. Yasaların ayırıcı bir özelliği vardır; en güncel olmaları ve maddi bir yaptırım uygulamaları. Ama hayatımı değiştirmek için ben yasaların değişmesini beklemem! Yaşam hiçbir yazılı kurala sığmayacak kadar canlı, esnek ve değişkendir. Afaki olmasın diye hemen somutlaştıralım. Farz ederek konuşacağız elbette. Diyelim bu akşam oğlunuz geldi ve size dedi ki baba ben eşcinselim! Ne yaparsınız? Kuran'ı mı açarsınız, yasalara mı bakarsanız? Bunu yaparken de acaba kanun maddesinde geçen bir kelimenin eki neydi kökü neydi, ayetteki kelimenin kastı neydi diye kafa mı yorarsınız. Yoksa işe bir gerçeği kabullenmekle mi başlarsınız? Tabii yöntemlerimiz farklı? Ama emin olun acılar da evrensel, tıpkı sevinçler gibi. Dünyanın her yerinde bir baba, oğlu eşcinselim dediği zaman üzülür. Ama tepkileri farklı olur! Afganistan'da kendi öldürür, Türkiye'de doktora götürür, Norveç'teki baba bu gerçeği kabullenir! Sonra oğluyla ne yapabileceklerini düşünür. Biliyorum siz diyeceksiniz ki konuyu nerelere götürdün! O yüzden soruma cevap vermeyeceksiniz. Ama ben yine de soracağım: Hasan Bey, yıllardır sizden sakladıktan sonra gelip 'baba ben eşcinselim' diyen oğlunuza ne söylersiniz?
  4. Getaf

    Zeyd meselesinde tek anlayamadığım kısım ?

    Hasan Akçay foruma dönmeyeceksin sandım. Sinir krizi mi geçirdin, iyi misin? İyi değilsen bir doktora git. Ciddi söylüyorum. Ha yok iyiysen o kadar soru sordum/sorduk, mantıklı cevaplar ver ki biz de gerçekten senin iyi olduğundan emin olalım! Hurma senin iyi olduğunu biliyorum. Senin doktora gitmene gerek yok. Çok sağlıklısın! Mutluluğunu ve enerjini neye borçlusun bilmiyorum ama lütfen kendini hiç değiştirme hep böyle kal!
  5. Getaf

    Zeyd meselesinde tek anlayamadığım kısım ?

    Yasaklanması değil be ne yasaklanması! Nezakettir bu nezaket! Kim yasaklıyor? Bir odaya girmek ne kadar da belirleyiciymiş! Şaka mısın nesin? Birincisi, ayetlere zorlama anlamlar yüklüyorsun! İkincisi, velev ki senin dediğin gibi olsun. Yahu ben çıplakken ne öz evladım, ne evlatlığım, ne cariyem, ne kölem ne de karımın kapıyı tıklamadan odaya dalmasını istemem! Soyunup dökünürken kimse yanıma gelmesin arkadaş! Ha yanlışlıkla geldiyse n'olacak, kapıyı çeker gider! Gelen ister karım olsun, isterse komşum olsun! O kapı çalınacak! Çünkü ben normal bir insanım! Normal olmayan sizsiniz! Bu nasıl bir pusuladır, nasıl bir mihenk taşıdır! Sen çamaşırlarını değiştireceğin vakit karının yanında mı soyunursun? Anadan üryan mı olursun! Her soyunduğunda seks mi yaparsın?! Sizdeki marjinallik Eskimolar'da yok valla! Eskimoların adı çıkmış!!
  6. Getaf

    Zeyd meselesinde tek anlayamadığım kısım ?

    O kadar yazdığım şeyden aklınızda bir tek bu mu kaldı; "tonla ilahiyatçı!" Hasan Bey siz karıştırdınız galiba! Aklı savunan biziz! Siz vahyi savunuyorsunuz!! O tonla ilahiyatçı da vahye göre konuşuyor!.. Doğrusu, gün gibi açık bir olayı aksi yönde savunurkenki azminiz, hangi ayetten farklı ne çıkarırım yollu ısrarlı gayretleriniz ve okuduğunuz bir romandan da kendinize argümanlar geliştirmeniz hakikaten dikkate şayan, övgüye mazhar bir çabadır! Çalıkuşu örneğini vererek @democrossian'ı ters köşe edişiniz, @Türk Ateist'in bir cümlesini alarak Hayrullah Bey'i örnek gösterişiniz şaşırtıcı ve hayret vericidir! Hayret verici olan, böyle bir romandan sadece Hayrullah Bey'in görev addederek Feride'yle evlenmesini bulup çıkarmanızdır! Hem devamını görmezden gelmeniz hem de Çalıkuşu'nun bize verdiği çok önemli dersleri ıskalamanızdır! Çalıkuşu romanında kadın karakterlerin kocalarının eline bakması, evlenmek için kadının iznine bile gerek duyulmaması, çalışan ve yalnız kadına farklı gözle bakılması, kız çocuklarının okutulmaması gibi birçok yanlış anlayış ve düşündürücü vaka bulunur. Ben size önceki iletilerimde bir şey sormuştum: Medeni Kanunu biz neden İsviçre'den aldık diye! İşte toplum bu haldeydi ve biz bu yüzden 1926'da Medeni Kanunu kabul ettik! Hasan Bey, Atatürk milli mücadele döneminde Büyük Taarruz öncesi Akşehir’deki evinde dinlenirken ne okuyordu biliyor musunuz? Çalıkuşu'nu! İhmal edilmiş Anadolu’yu ve genç bir hanım öğretmenin yaşadığı zorlukları o kadar gerçekçi bulmuştur ki "Bitirince İsmet’e vereceğim!" demiştir. Emin olun bu roman yaptığı inkılaplara da ilham olmuştur! Çalıkuşu'ndan çıkarılacak o kadar ders varken siz ise çıkara çıkara Hayrullah Bey'in görev addederek Feride'yle evlenmesini çıkardınız! Diyeceksiniz ki @Türk Ateist'in sorusuna cevaben ben bu örneği verdim! İyi güzel de, sizin yaptığınız ağaca bakarken ormanı görmemek...
  7. Getaf

    Zeyd meselesinde tek anlayamadığım kısım ?

    Hasan Bey, @Türk Ateist yukarıda tonla ilahiyatçıdan görüşler vermiş, üşenmedim okudum hepsini, siz aksini iddia ediyorsunuz. Elbette farklı düşünebilirsiniz. Burada önemli iki husus var: Birincisi pek çok ilahiyatçının bu konuda fikir birliği etmesi, ikincisi ve daha önemlisi de toplumun bu konudaki algısı! Yani uygulamada nasıl? Çünkü İslam'ın ilk döneminde evlatlığa haremine katılacak potansiyel biri olarak bakılmış, bu durum günümüzde aşılmışsa da dinin korkutmasıyla mahremiyet algısı maalesef olduğu gibi kalmıştır! Yani cinsi bir yönelimle evlatlığına bakmayacak adam bile, "mahremiyet" konusundaki çekincelerini dile getirebiliyor! Dediğim gibi buradaki çekince, acaba niyeti bozar mıyım çekincesi değil, dinen mahremiyet çok önemli, acaba bu konuyu ihlal eder miyim endişesi! İşin bir de miras yönü var.. Ancak evlat edinenler zaten çocukları olmadığı için bütün servetlerini bırakacak bir çocuk arıyorlar. Yani sadece sevgilerini değil her şeylerini veriyorlar. İyi de yapıyorlar. Siz onu evladınız gibi sahiplendikten sonra her şeyinizi de verirsiniz. Yalnız dini hassasiyetleri yüksek ailelerde durum farklılaşıyor. Zaten ellerinde olsa dinen sakıncalı bu işe hiç el sürmeyecekler! Fakat evlat özlemine dayanamadiklari için bu aileler, malım mülküm yabancıya da gitmesin diyerek, @democrossian'ın da üzerinde çokça durduğu gibi, Anadolu'da yeğenini evlat edinmek yaygındır! Sadece bizim akrabalarda bunun iki örneği var. Birinde üçüncü çocuğu da kız olunca, kızın halası evlatlık istedi, anne babası da verdi. Diğerinde ise, doğan çocuğu dayısı istiyor, onlar razı gelmeyince, dayı daha yeni doğmuş bebeği kaçırıp götürüyor! Durum bir kere çok dramatik. Neresinden bakacağını bilemiyorsun! Çocuğu olmayan çiftler bunun eksikliğini derinden hissediyor ve o hastane bu doktor derken tonla para harcayıp eli boş dönmenin büyük üzüntüsünü yaşıyorlar. Üzüntünün nedeni para değil elbet, bir aileyi aile yapan çocuktur inancı. Çevrenin baskısı ve özellikle kadının en tabii özelliği olan doğurganlığını sergileyememesi onları tarifsiz bir çaresizliğe sürüklüyor. Oysa meselenin en basit ve güzel yolu @Türk Ateist'in de söylediği gibi yurtlardaki sahipsiz bir çocuğu evlat edinmektir! Ama işte orada da din ve çevre baskısı bunu engelliyor! Bugün miras meselesini sorun yapanlar, açık söyleyelim o çiftin yakınları! Ama daha önemli ve en önemli sorun, yıkılamayan tabu "mahremiyet" meselesi! Hani ahlak denince akla gelen ilk konu! Mahremiyet de mahremiyet! Neden? Meselenin nirengi noktası: Kan bağı yoksa namusu helaldir! Buyur burdan yak! Diyeceksin be hey sapıklar.. diyemiyorsun! Yukarıda anlattığım hani halasını annesi bilen, öz annesini yengesi bilen kızcağız! Büyüdü genç bir kız oldu. Tabi öğrendi gerçekleri ama içinde ne fırtınalar koptu siz düşünün! Şimdi o kıza ne diyorlar biliyor musunuz? Yıllarca ona, eniştesini babası olarak kakalayanlar ve bunda hiçbir beis bulmayanlar şimdi diyor ki sen çocukluktan artık çıktın, genç kız sayılırsın.. Eee?.. Artık ona fazla yakınlaşma, sarılma! Diyeceksin be hey sapıklar.. diyemiyorsun! O kız daha altına s.çarken eniştesi ona babalık yapmadı mı? Sümüğü akarken eliyle silmedi mi? Okulda arkadaşıyla kavga ettiğinde gelip evde babasının dizinde ağlamadı mı? Bakın babası diyorum artık, eniştelikten çoktan çıktı! Şimdi de bu adama potansiyel sapık muamelesi yapıyorlar! E bu toplumda damacanaya bile hallenen olursa neler olmaz ki?!.
  8. Getaf

    Zeyd meselesinde tek anlayamadığım kısım ?

    Hasan Bey, iyi niyetli varsayımlarınızla apaçık bir sapkınlığı tevil edip duruyorsunuz! Önünüzdeki ormana bir belgeselci objektifinden bakar gibi bakmadıkça yalın gerçeği görme olanağınız da olasılığınız da yoktur. Siz yemyeşil ağaçları, suyun sesinin güzelliğini ve güneşin parıldayan yüzünü anlatıyorsunuz. Bir şair gibi lirizm katıyor, bir romancı gibi renkli betimlemelerle süslüyorsunuz. Ancak canlıların huşu içinde yaşıyor gibi göründükleri bu doğa manzarasının gerisinde oldukça vahşi bir yaşam vardır! Bize o vahşilikleri de anlatın. Ormanın derinliklerine de inin biraz, sığ sularda kulaç atmayın! Orman karanlık, nehir göründüğünden daha derindir! Diplerde kimler ölüyor, hızlı koşamayan ceylan hangi köşede son nefesini veriyor? Orman kanunlarından kimler faydalanıyor? Bundan memnunlar ki pek bi ilişmemişler! Ne kölelik kalkmış, ne kadına hakları verilmiş ne de bu düzenin değişmesi için çaba gösterilmiş! Birkaç pansuman, bak ne kadar şefkatli ne kadar fedakâr ne kadar düşünceli! Kadını diri diri gömmek sadece toprağa atarak olmuyor! Yüzyıllardır İslam toplumlarında kadın gömülü zaten! Biz medeni kanunlarımızı neden İsviçre'den aldık Hasan Bey! Neden biz İsviçre'ye vermedik de, onlardan aldık? Bizdeki daha ileri olaydı da onlar bizden alalardı! Eğer ormanı bu şekilde resmetmeye devam ederseniz biz daha çok alır, hep alır, gene alırız! O yeşil ağaçların birer tuzak olduğunu, suyun boğduğunu, güneşin yaktığını görmez ve tedbir almazsanız daha çok canımız yanar, kanımız akar da akan şeyin kanımız olduğunu bile anlamayız. Siz dersiniz ki kırmızı da buraya çok yakışıyor!..
  9. Getaf

    GÖLGEDEN MEDET UMAN ALLAH

    Beni hem geçmişe götürdünüz, düşündürdünüz. Hem de son cümlelerinizle gülmekten kırıp gecirdiniz! Allah da sizi güldürsün diyeceğim ama!.. 😅 (Siz de bu espriyle idare edin artık!)
  10. Getaf

    Zeyd meselesinde tek anlayamadığım kısım ?

    Hasan Bey'in argümanlarını ezberledim. O zahmet etmeden yazayım. En azından giriş mahiyetinde.. Birincisi; şirk mevzuudur. Normal bir insan şunu sorar: Ne alaka yani?! Ama müşrikler öz evlatları olmayan evlatlıklarını öz evlatları sayarak Allah'a şirk koşuyorlarmış!! İkincisi; soyun karışmaması çok önemli(ymiş)! Sanki soyun karışmasını savunan var. Ama bu soy meselesini derinleştirdikçe işin çok daha iğrenç detayları ortaya çıkıyor. Tabii iğrenç dediysem insanların fantezi, adrenalin, orgazm arayışlarını peşinen yaftalamadan bir fotoğrafçının objektifinden bakar gibi nesnel bir bakış sergilemekte de yarar var! O dönem her bir erkeğin hareminde 20-30 civarında kadın olduğu için, kimin eli kimin cebinde belli olmadığı için nesebin değil karışması, karışmaması mucize!! Kölelerinizle de ilişkiye girebilirsiniz, onun çocuğuyla da girebilirsiniz! Araplar bilmeden arada kendi çocuklarıyla da ilişkiye girmekten korkmuşlardır! Doğal olarak. Fakat işin bu arka planı yani bu kaotik ortam anlatılmadığı için, sanıyorsunuz ki İslam çok iyi niyetli olarak soy bağının korunmasına önem veriyor! Oysa olayın arka planında çok renkli, çok sesli, bol sevişmeli, hiperaktif, süperaktif bir cinsel hayat var! Benim aktaracaklarım bu kadar. Evet söz sizde Hasan Hocam!..
  11. Getaf

    Zeyd meselesinde tek anlayamadığım kısım ?

    Bir sürü olasılık içinden en doğru senaryonun Kuran'da yazdığı şekilde olduğunu ileri sürüyor Hasan Bey. İşte inanmak böyle bir şey. Bir ateist bütün olasılıkları değerlendirir, bunu yaparken de ayı çıkabülü, taş düşebülü fıkrasına çevirmez işi! Rasyonel bakar. Gerçeği olduğu gibi görür, işi sulandırmadan varsa diğer olasılıkları da göz önünde bulundurur. Bu meziyet değildir. Ateistin yalın halidir.
  12. Getaf

    Zeyd meselesinde tek anlayamadığım kısım ?

    Türk Ateist'in "Evlilikte amaç sevişmek olmayacak da ne olacak?" demesine cevaben Çalıkuşu'ndan bir örnek vermeniz şaşırtıcı ve güzel bir buluştur! Bu tamam. Türk edebiyatının klasiklerinden hatırlatmalar yapmak oldukça ince ve estetik bir düşüncedir. Ancak edebi eserlerde uç örneklere özellikle yer verilir ve okuyucunun da bu sorgulamayı yapması istenir. Burada önemli olan olayın nereye bağlandığıdır. Hayrullah Bey Feride ile evlenmeyi görev addetmis, onu koruyup kollamiş, bu görevini de Feride'yi sevgilisiyle buluşturarak anlamlı kılmıştır. Hayrullah Bey zorda kalmış kadınları haremine alan bir karakter değildir. O yüzden yanlış örnek diyorum! Halit Ziya da toplumumuzdaki ikiyüzlülükleri Aşkı Memnu'da anlatmıştır. Romandaki çarpık bir ilişkiyi ele alarak biz bu durumu normalleştirmeyiz. Halit Ziyanın romanında da şu var deyip kendi çarpık anlayışlarımıza argüman olarak gösteremeyiz! Orada da yazar, aslında siz olsaydınız ne yapardınız diye sorar! Türk Ateist ise bir sanat eserindeki uç bir örneği değil ya da yaşamda karşılaşılan istisnai örnekleri degil hayatın doğasında olan bir evlilikteki olağan cinsel isteklere vurgu yapmaktadır. Yani olayı bu basitlikten çıkaran sizsiniz. Bir evlilikteki bu kadar basit bir isteği çürütmeye çalışarak işi karmaşık hale getiren sizsiniz! Basitliği, olağanlığı, normali savunan Türk Ateist'in kendisidir. Ama siz işin içine kutsiyet katarak şu misyonla bu misyonla yapmıştır diyerek, olmadı filmlerden romanlardan kesitler sunarak zorlama bir çabayla olayı başka bir yere taşıyorsunuz. Yani bunu da anlıyorum tabii. Peygamberinize başka türlüsünü de yakıştıramıyorsunuz!
  13. Getaf

    Zeyd meselesinde tek anlayamadığım kısım ?

    Hasan Bey, size baltayı taşa vuruyorsunuz dediğim zaman kızıyorsunuz! Ama daha önce fonetik argümanlarınız nasıl arızalı idiyse (Bekke-Mekke bahsinde) bu defaki roman argümanınız da arızalı, yanlış bir örnektir. Mesele şu, dil ve edebiyata hakimseniz baltayı taşa vurmazsınız ama sizin uzmanlık alanınız değil ise bu durum pek olasıdır. Benim yaptığım da bu yanlışı göstermektir. Onun için kizmayin bana. Daha önce öğrenmek istedim ama mesleginizi de söylemediniz. Belki emekli öğretmensiniz belki de emekli bir memur. Her ne iseniz fark etmez, ama okuma-arastirma azminize hayran olduğumu söylemeliyim. Benim amacım sadece varsa yanlışınızı göstermek. Hasan Bey bir ara da iki kişi birbirini aşkla seviyorsa kimse buna engel olamaz kabilinden sözler söylüyordunuz. O zaman ben de olayın nihayet bir Türk filmi kıvamına getirildiginden dem vurmuştum. Şimdi de romanlardan medet umuyorsunuz. Ama bu nafile bir çabadır. Bize zaten peygamberin bu kadar çok evlilik yapması hep bu mazeretlerle anlatıldı. Elbette siz inanabilirsiniz. Ama bizim inanmamiz için çok saf olmamız gerekir. Romana gelirsek, Çalıkuşu'nda Dr.Hayrullah Bey, zorda kalmış genç bir öğretmene şefkat gösteren ve ona kol kanat geren bir karakterdir. Askeri doktor olan Hayrullah Bey cehaletin kol gezdiği bir toplumda aydın bir kişiyi temsil eder. Nihayetinde onun çabalarıyla Feride, Kamran'la buluşur ve Hayrullah Bey'in vasiyetini yerine getirmek için bir mektup verir. Mektupla gerçekleri öğrenen Kâmran, bir daha bırakmamak üzere Feride’ye sarılır. İki sevgili böylece birbirlerine kavuşurlar. Siz diyorsunuz ki, Hayrullah Bey nasıl ki bir görev addederek kağıt üstünde bir evlilik yapmış ve Feride'yi koruyup kollamissa peygamberin evliliği de görev icabıdır! Yani bunu demeye getiriyorsunuz. Şimdi Kuran'daki hikayeyle bu roman arasındaki benzerlikleri karşılaştıralım: 1) Hayrullah Bey bir peygamber değildir ve topluma örnek olmak iddiasıyla kağıt üzerindeki bu evliliği yapmamıştır. Çıkan dedikodulardan Feride'yi koruma amacını gütmüştür. 2) Yanında 14 karısı vardır da 15. olarak Feride'yi almamıştır! 3) Feride, evlatliginin karısı filan değildir. 4) Bu okumuş görmüş geçirmiş yaşlı adam tamamen baba şefkatiyle Feride'ye yaklaşmış, onu koruyup kolladigi gibi kalbi kırık olan Feride'nin ilk ve tek aşkına kavusmasi için çaba sarf etmiştir. 5) Bu roman mutlu sonla bitmektedir. Ve iki aşığın kavuşmasını sağlayan da Hayrullah Bey'in kendisidir. Kuran'daki öyküde ise Zeyd, democrossian'ın deyimiyle gittiği savaşta belki de kahrından ölümün kucağına atlamistir! Bilmiyoruz. Ama hikayenin bildiğimiz kısımlarının Hayrullah Bey'le Feride'yle uzaktan yakından bir ilgisi yoktur! Sizden ricam, eğer baltayı taşa vuran ben isem bunu bilimsel, ahlâki ve edebi argümanlarla bana ve arkadaşlarıma izah etmenizdir. Sadece görev icabı evlenmiştir demeniz tek başına ne yeterli ne de inandırıcıdır! Not 1: Bu romanda tesadüfe bakın ki dokunaklı bir evlat edinme örneği de vardır. Feride, Zeyniler köyünde, annesi kötü yola düşmüş olan Munise adlı küçük bir kızı evlatlık alır. Onunla beraber yaşar, büyük bir şefkat gösterir. Ancak çocukcağız on dört yaşındayken kuşpalazı hastalığından ölür.. Not 2: Kuran'daki öyküyü @democrossian'dan bir kez daha dinlemek ve Çalıkuşu ile kıyaslamak isteyenler için eski bir iletisine aşağıda yer verdim. "Öykü belli: İnsanlardan çekinip içindekini dışa vuramıyordun, evlatlığına eşini boşama diyordun yani ikiyüzlülük yapıyordun ama allahtan çekinmen lazımdı, biz isteğini yerine getirip evlatlığının boşadığı eşini sana nikahladık yazıyor. Biter yani... Bu ahlaksızlık. Bu allah diye uyduruk bir merciden sahte bir onay çıkarıp isteği doğrultusunda kullanmak. Allah ticareti. Zeyd'e boşadığı ve işi zorlaştırmadığı için minnettar kalma ve adını allah kelamı denilen şeye yazma var bir de üstelik, tüy dikiyor! Dört ilk ve önemli halifeler denilen adamların bile adı geçmiyor, karısını boşayıp işi zora sürmeyen Zeyd adı hiç çekinilmeden yazılıyor. Bu skandal. Hayır başka kim var adı anılan Kuran'da? Bu nasıl dikkat çekmez? Adamın bir kendi adı geçiyor, bir de canı çektiği fakat nikahlı olduğu için alamadığı karısını boşayıp engel çıkarmayarak büyük bir hizmet!!! gören adamın! Bu skandal bile değil, rezalet! Kuran'da yazmayan öykünün devamı daha da vahim! Zeyd başka da evlenmiyor! Gittiği savaşta belli ki kahrından ölümün kucağına atlıyor! Adam bitmiş yani, yıkılmış, çökmüş! Babası olarak gördüğü adam boşadığı karısını hemen havada kapmış, gıkını da çıkaramamış! Öykü maalesef bu."
  14. Getaf

    Sizin Cennet Hayaliniz Nasıl?

    İslam'a göre bir cennet tasavvuru var. Malum içinden ırmaklar akan, yakuttan kubbeler köşkler, huriler gılmanlar... Bir an için tanrının var olduğunu düşünelim. Fakat tanrının varlığı bile zihnimizdeki cennet hayalini mümkün kılmıyor! Çünkü hayaller sınır tanımıyor. Birinci sorum: Sizin cennet hayalinizde neler var? Öncelikleriniz neler, sadelik mi çeşit mi? Bağlılık mı eğlence mi?... İkinci sorum: İşte bu sınırsız isteklere bağlı olarak cennetin imkansızlığı! Yani sınırsız güçte bir tanrı olsa bile, bize yetecek bir cennet yaratma olanağı bulunmuyor! Neden mi, işte tam da bunu sormak istiyorum: Tanrıdan ne isterseniz cennette bile tanrı onu size veremez?
  15. Getaf

    Sizin Cennet Hayaliniz Nasıl?

    Bir yanlış anlaşılma var sanırım. Seni itham ederek söylemedim. Hayali şeylerden bahsettiğimiz icin ister istemez işin içine gırgır giriyor! Ben onu söylüyorum. Yeri geldi ben de işi şakaya vurdum, diğer arkadaşlar da.. Sen de esprili bir dille anlattın. Ben de tam bunu kastederek dedim ki evet saçmalamak serbest çünkü konu tanrı, cennet olunca bu kaçınılmaz! Yani saçma olan tanrının kendisi, cennetin kendisi.. Yani bu sözüm şahsına değil. Çünkü olmayan bir şeyi tartışıyoruz. Ha diyeceksin ki olmayan bir şeyi niye tartışıyorsun? E biz zaten Ateistforum'da sürekli olmayan şeyleri tartışmıyor muyuz? Dinin kendisi zaten tamamı masal değil mi? Sadece ateistcafe'de biz işi biraz da gırgıra döktük. Hepsi bu. Bilmiyorum anlatabildim mi? Ama sen son cümlende beni itham etmişsin!
  16. Getaf

    İslam öncesi islamın varlığına dair kanıt arıyorum.

    @democrossian Ah! Ömer Seyfettin demeyin bana. Ömer Seyfettin içimde bir yaradır! Tertemiz Türkçesi ve kusursuz kurgusuyla modern Türk hikayeciliginin babasıdır o. Ama baba dediğime bakmayın gencecik yaşta ölmüştür. 36 yaşında şeker hastalığı ilerlemişken gittiği doktor ona farklı bir teşhis koymuş ve toparlanması için bol bol üzüm hoşafı içmesi, portakal mandalina yemesini tembihlemis. Ve sonunda şeker komasına girmiş! İki yıllık kısa evliliğinden sonra yalnız yaşadığı için vefatından sonra da cenazesi kimsesizlerin cenazeleri gibi Haydarpaşa Numune Hastanesi'ne kaldırılmış ve orada görevli bir hademe tarafından karnı yarılarak otopsisi yapılmış! Cok sonra, kimsesiz muamelesi yaptıkları ve cenazesini kesip biçtikleri kişinin Ömer Seyfettin olduğu anlaşılmış. Ben bu şekilde öldüğünü daha geçen yıl öğrendim. Genç yaşında öldüğünü hatirliyordum da 36 olduğunu bilmiyordum. Üstelik şeker hastalığından. Adama boyuna şeker yuklemisler! Malum bizde romancılık, hikayecilik Tanzimat'la başlar. Ama Ömer Seyfettin'e gelene kadar kurgusu düzgün bir tek hikaye yoktur. Tıpkı Halit Ziya'ya gelen kadar düzgün bir roman olmadığı gibi. Kısa ömrüne neler sığdırmış neler...
  17. Getaf

    Sizin Cennet Hayaliniz Nasıl?

    Tamam anlaşıldı abicim senin cennet hayalin buymuş! Ayıp değil! İsteyenin bir yüzü, vermeyenin... 😅
  18. Getaf

    Sizin Cennet Hayaliniz Nasıl?

    @güven Konu tanrı, cennet olunca saçmalamak da serbest oluyor tabii! 😅 Ne yapalım, iki gülelim dedik...
  19. Getaf

    Sizin Cennet Hayaliniz Nasıl?

    Bize Muhammed'in aslında pek esprili biri olduğunu anlatmak için iki anekdot anlatırlardı. Biri, "hayvan eti yemiş" sözünü söyleyip takılırmış güya. Bir de yaşlı bir kadın gelmiş, ben cennete girecek miyim demiş. Muhammed de yaşlılar cennete girmeyecek demiş. Kadın üzülmüş. Muhammed de yaşlılar cennete girmeyecek, çünkü cennette 33 yaşında olacaksın demiş! Hahaha!
  20. Getaf

    Sizin Cennet Hayaliniz Nasıl?

    Bence sen o tahta oturur oturmaz devrim yaparsın! Melekleri işten kovarsin! Şeytanı vezirin yaparsın! Kutsal kitap diye de fıkralarını yayınlarsın! Hahaha!
  21. Getaf

    Sizin Cennet Hayaliniz Nasıl?

    Tahtını sana vermez de belki bir kere oturmana izin verebilir! Hahaha!
  22. Getaf

    Sizin Cennet Hayaliniz Nasıl?

    @kavak Biz insanların kafasındaki cenneti konuşuyoruz. O yüzden iki soru sordum: 1. Sizin cennet hayaliniz nasıl? 2. Tanrıdan ne isterseniz cennette bile tanrı onu size veremez?
  23. Getaf

    Sizin Cennet Hayaliniz Nasıl?

    @deadanddark ne güzel anlatmışsın.. Biz her seyimizle dünyalıyız öyle değil mi? İnsana cennet olarak başka bir hayatı sunmak pek akıllıca değil. İnsanoğlu diğer gezegenleri de çok merak ediyor, zaten onların da bir parçasıyız biz. Ama uzak gezegenlere bile yaşamak için değil seyahat etmek için gitmek isteriz. Dünya bizim evimiz!
  24. Getaf

    Müslüman palavraları.....

    Güzel dostum, mutluluğu gökyüzünden bekleme! Bir tane hayatımız var ve onu doğru düzgün yaşayarak mutlu olabiliriz. Gerçeği olduğu gibi kabul ederek ve onu daha da güzelleştirmeye çalışarak.. Yok kısa yoldan mutlu olayım dersen uyuşturucu kullan! Karar senin!
  25. Getaf

    Sizin Cennet Hayaliniz Nasıl?

    Sen de filozof gibisin:) Bu arada uyuşturucu bildiğin gibi tarihte de tam da insanlara cennet hissini vermek için kullanılmıştır! Haşhaşiler böylelikle hem bu dünyada kendilerini cennette hissetmiş, hem de çok kanlı suikastlar için kendilerinde büyük bir güç bulmuşlardır. Nizamülmülk başta olmak üzere çok sayıda sansasyonel cinayete imza atmışlardır. Konumuz cennet tabii. İnsanların bu dunyadayken cennete gitme arzusuna hizmet etmiştir haşhaş. Tabii aşırı dozda alınca eşek cennetine ulaşmak da kaçınılmaz oluyor! Eski Yunanlılar, uyku, gece ve ölüm tanrısı Hypnos’u, başında haşhaş çelengi ya da elinde haşhaş demeti ile betimlemişlerdir. Tanrı Demeter, kızına acılarını unutturmak ve uykuya yatırmak amacıyla, çaresizlikten bir miktar haşhaş çalmak durumunda kalmıştır. Haşhaşın ağrı dindirici ve uyutucu olarak kullanımı, Eski Mısırlılara dek uzanır. Yunan arkeologlar, 1936 yılında Girit’teki Herakleion’un 6 km batısında Gazi beldesindeki bir kutsal mekânda, alnında, üzerine çizikler atılmış haşhaş kapsüllerinden yapılmış bir çember taşıyan ve vecd içinde dalgın/baygın yüz ifadesi ile açıkça trans durumunda görülen, pişmiş kilden yapılmış ve İÖ 1400 dolayına tarihlenen bir tanrıça heykelciğini bulmuştur. Bunun, bereket ya da şifa gücünün temsilcisi haşhaş tanrıçası ya da Girit’te Gazi beldesinin uyku tanrıçası olduğu ve haşhaşın Minos rahipleri tarafından âyin amacıyla kullanıldığı sanılmaktadır. Haşhaş kapsülü, aşk tanrısı Eros’un Aphrodisias’taki heykelinin elinde de görülür. Homeros'un (İÖ ~750-700) İliada'sında haşhaşın adı sık geçer. O çağlarda insanları savaşta yüreklendirmede haşhaştan sıkça yararlanılırdı. https://www.google.com.tr/amp/s/www.herkesebilimteknoloji.com/slider/bir-profesyonel-suikastciler-tarikati-hashasiler/amp
×