Jump to content

nogodbutAllah

Normal Üye
  • İçerik sayısı

    126
  • Katılım

  • Son ziyaret

Topluluk Puanı

0 Neutral

nogodbutAllah Hakkında

  • Derece
    Advanced Member

Güncel Profil Ziyaretleri

Güncel ziyaretçiler bloku aktif değil. Diğer kullanıcılar son ziyaretçilerinizi aktif edene kadar göremezler.

  1. hatem kardeş Allah kimseye taşımayacağı yükü yüklemez dahası din kolaylıktır teyemmüm de var su bulunmadığı ve çok soğuk olduğu zarar vereceği durumlarda:) yani samimiyet ve ihlas yetmez hakikatin bilgisi ve doğru ilimde samimiyete eşlik etmeli bu gün budistler de bir çok şeye katlanıyor aç kalıyor meditasyon yoga yapıyor ateş üstünde geziyor bizde de şişçiler var:) ama budistler samimiyeti yanında doğru bilgiye sahip değiller batıla sapmışlar hind mistisizmide böyledir peygamberler hem samimi ihlaslı hemde hakikatın ilahi ilme vahiye muhataplar o yüzden çift kanat uçurur diğeri düşürür cahil bir annenin samimiyeti ile şeker hastası evladına bal yedirmesi buna benzer samimi ancak hakiki ilim sahibi değil
  2. temel olmadan duvar olmaz imanın en temeli esası Allaha imandır sonra melekler peygamberler kitaplara imandır Allaha inanan diğer tümüne inanır Allaha inanmayan daha diğerlerine inanmaz Allah kilit merkez noktadır Allaha inanmayana peygamberi ve dahası ikisi arasındaki ilişkiyi anlatmak mantıksızdır bu yine kuantum u dar newton kanunları ile açıklamaya benzer paraokstur. paradigma ve boyut farkı var. yani 3 boyutluyu iki boyut ile ifade etmeye benzer ki boyut kaybı yaşadığı için 3 boyutlu sandığın 2 boyutludur. önce sizin deyiminizle tanrı ile probleminizi çözün gerisi zaten gelir.
  3. varlıkta tanımlanamaz felsefi mantık açısından varlık en külli en tümel en açık bir şeydir ki onu tanımlamakla en açık olan şeyi daha kapalı bir şey ile tanımlamaya benzer ki bu muhaldir. islam felsefeside bu paraleldedir. yani ben suyu tanımlamak için h2o desem h2o yu sadece kimyacılar anlar ki bu özel ve dar bir kesimdir ancak su desem köylü mehmet ağada anlar kimya profesörü de anlar dolayısı ile varlık en genel en külli kavramdır bedihdir ve apriori dir o yüzden tanımlanamaz yani tür sınıf gibi parçalara bölünmez. varlık tanımlanamıyor ken bütün varlığı kainatı yaratan vacibul vucudu tanımlamaya ispata görmeye çalışanlarada sadece gülünür. yani bir damla su tanımlanamıyor ken o damlanın düştüğü deryayı tanıma koymak ta pek bir mantıklı.
  4. ateist kardeşlerimizinde kuantumu savunmaları dahası delil olarak kullanmaları hayli ilginç:) zira kuantum determinizmi yıkıyor bu katiline aşık olmak sendromunu çağrıştırıyor zira materyalist bilim gözümle görmeden ölçmeden tartmadan 2+2=4 derecesi kesinlik arzetmeden inanmam demekte katı kesin maddi şeyleri delil kabul eder kuantum adeta maddenin kaybolup bir nevi mananın kanunun metafiziğin devreye girdiği alandır ancak bu alan asıl maddi olanı temelini oluşturan ona hükmeden kısımdır yani pozitivist fizik adeta bedenle uğraşırken kuantum bir nevi bedeni aşıp ruhu ve bedene etkilerini araştırmaya başladı ve gördüğü şey bu alanın maddi alanın kanunlarına tabii olmadığı tam tersi maddi alanı bu manevi alandan beslendiği ve yönlendirildiği gerçeğidir haydi hayırlısı umarım bu durum bakışlarını değiştirir.
  5. nogodbutAllah

    İnsan Aklını Dumur Eden Ayetler

    hatem sen ironi mi yapıyorsun anlamadın mı anlamadım:) evliyaya çok meraklı olan tiplerden ürkerim aklıma yakmaz kefenli cübbeli ve taifesi geliyor hurafe ve şirk ten çok korkarım. bunun dışında tüm görüşlere saygımız vardır.
  6. nogodbutAllah

    İnsan Aklını Dumur Eden Ayetler

    bu görme gösterme merakını materyalistler pek meraklı Kur'an da görme gösterme manasında rae basar nazar gibi kelimeler geçer. nazar bakmak basar görmek ancak maddi manevi görme leri kapsar rae daha çok rüya gibi görmedir. arapçada ayna mirat tır yani gösteren rae den türemiştir.malum dur ki bakmak ile görmek farklıdır rae farklıdır idrak bambaşka bir şeydir. hz musa araf 143 te kendini göster sana bakayım der. rae et nazar edeyim der. yani adeta aynada göster kendini ama bende aynanın camına bizzat cama bakayım malum cama bakan bir şey görmez camdan bakan bir şey görür. aynaya bakan yani maddi camına sırrına bakan bir şey görmez aynadan bakan görür. hz musa Allahın sesini işitince görmek te istedi.ama dağa tecelliye bakamadan bayıldı. daha tecelliye dayanamayan zatı nasıl görsün aslınd yahudiler hz musaya :Allahı açıkça görmeden inanmayız dediler şu an ki materyalistlerin temel mantığı yahudi mantığıdır. hz musa birazda yahudilerin bu sorularına cevap olsun diye demiş diyenler de var zira Allah ile konuşmasının yahudilerinde dinlediği söylenir. bakma nazar maddi gözle olan şeydir rae gözle olmayan görmedir. yani gözün açık şelayeye baktın nazardır rüyada göz olamdan şelale gördün rae dir. göz ile olan görme göz olmadan olan görmeyi göremez. Allahın zatı zaten görünmez. sıfatları sonsuz olan ihata edilip kavranılmıyor ki görülsünde bana 100 rakamını yaz desem yazar gösterirsin ama sonsuzu göster desem basit bir şekil çizersin oda sonsuzun zatı ve kendisi değil insanca verilmiş simgedir. hayali ölü bir semboldür. zaten bir şey görülüyorsa ihata edilmiş demektir sınırlıdır sonsuzun görülmesi demek sınırlı sonsuz gibi bir paradox doğurur ki buda yuvarlak kare gibidir. islamda göz ve görme bilgi kaynağı değildir zira yanılır serabı su sanır sudaki kaşığı kırık sanır ayı güneşten büyük sanır yıldızları aydan küçük sanır ama akıl düşünce devreye girip gözün hatasını düzeltir der ki yıldız aydan küçük değil uzak olduğu için küçük ayda yıldızdan büyük değil yakın olduğu için büyük yani gözle görme çocukçadır olgun ilim sahibleri aklını kullanır akıl derken pozitivist maddi akıl değil vahiy ile aydınlanmış kalbin bir fonksiyonu olan akıldır.
  7. mantıkta bir kaide vardır teselsül yani silsile zincirleme imkansızdır. mutlaka bir noktada bitmesi icab eder yoksa sonsuza gider yani muhaliyete gider. eskiler buna vagonu öndeki vagon çeker onu diğer vagon en sonda lokomotife gelir orda biter durur. artık orda çekilen değil çeken vardır. yani hareketi bizzatihi kendindedir. yoksa lokomotifi de vagon gibi çekilen kabul etsen onu .çeken başka vagon başka vagon diye diye sonsuza gider ancak insan aklı yine şöyle karar verir: demek en başta öyle bir şey var ki görünmezse bile kendi kendini çeken ve diğer şeyleri çeken ve vagonlara benzemeyen bir şey vardır deyip lokomotif fikrine varır bu her şeyde böyledir. işte sen kimden doğdun anne baba onlar anne babalarında derken sonsuza gider oysa hz adem de olay bitiyor.o doğmamıştır lokomotif gibidir yaratılmıştır hususi bir yaratılış ki aynen lokomotifin vagondan farkı gibidir. misal: meyve nerde durur dalda dl nerde durur ağaç gövdesinde gövde kök ile toprağa bağlı dünya çekim ile güneşe galaksi diğer galaksilere nereye varır son bir noktaya çıkması icab eder. o yüzden vücüd çeşitleri vacib mümkün mümteni diye sıralanmış Allah vacib varlık varlığı kendinde olan ezeli ebedi diğer tüm varlıklar mümkün yani olması ile olmaması eşit olan ve olması için şuurlu iradeli hikmetli bir kuvvet ona tesir edecek ki olması yönünde kefe ağır gelsin ve varlık oluşun yani boş terazi gibidir. iki kefe de aynı seviyede duruyor.bir kefe olması diğer kefe olmaması şayet var olması kefesinin ağır gelmesi istenirse mutlaka birinin o kefeye bir şey koyması veya bastırması icab eder eşitlik bozulsun mümteni ise mümkün olmayan varlık muhal olandır yani kulukçaya yatmış tavuğun altına yumurta şeklinde olan bir taş konulsa ondan civciv çıkmaz ama gerçek yumurta konsa civciv çıkma ihtimali en baskın olduğu halde bazı yumurtalarda çıkmaya bilirde. atomun hücrenin dokunun organın sistemlerin moleküllerin hepsi birer tuğla hükmündedir rüzgar la depremle tesadüfe bir ev olması mümkün değildir şuurlu bir plan hikmetli bir proje iradeli bir inşa ile ancak ev meydana gelir nasıl ki basit bir evin camları kapı yerleri bacaları hususi akıllı şekilde boş bırakılır oraya tuğla konmaz cam kapı vb şeyler konur insan bedeni dahi böyledir. embriyolojik gelişmelere bakın tek bir zigot hücresi nasıl kar topu gibi büyür gelişir gözler kalp ağız burun vb boşluklar oluşur o taş gibi sert kuru kafatası kemiği nasıl da nazik yumuşak hassas gözlerin hacmine boyutuna göre boşluklar bırakır burun delikleri ağız boğaz kulaklar nasıl boşluk bırakır gözler cam gibi nasıl şeffaf tabaka ile kaplanır kulaklar nasıl ince bir zar ile örtülür burun ve ağız nasıl açık kalır bu hayretengiz olaylar karşısında insanın gerçekten ağzı açık kalır ince bir plan dakik bir proje şuurlu bir kalem hassas bir kantar ile tüm bunlar meydana geldiği açıktır
  8. nogodbutAllah

    İnsan Aklını Dumur Eden Ayetler

    Değerli kardeşim sizi ikna etme gibi bir durumum yok. aklen hür iradeniz ile neye inanırsanız inanırsınız ancak bu sözünüze sonuna kadar katılıyorum. samimi olanın eninde sonunda hakikati bulacağına inanıyorum iman zorla empoze ile olacak iş değildir hz peygambere önce yakınlarını imana davet et dendiğine yakınlarını sevdiklerini imana getirmek için o kadar canla başla çalıştı ki sonunda çok sevip imana gelmelerini istedikleri iman etmeyince Allah mealen sen sevdiğini hidayete erdiremezsin Allah dilediğine hidayeti verir diye teskin etti sen sadece tebliğ et dedi.zorlayıcı değilsin diğer inkar edenlere tebliğ de fayda vermeyince sizin dininiz size benim dinim de bana dedi yani artık yollar ayrıldı zorlamayı bırak tebliğ de fayda vermedi ve onlar kördür sağırdır kalbleri mühürlü anlamazlar diye ilahi hitap geldi yani hakikati çıplak şekilde görselerde büyüdür masaldır sihirdir deyip gidecekler anlatsan da bir anlatmasanda bir dendi iman her şeyden önce tadmin olmaktır kalbin aklın ruhun teskin edilmesidir. nasıl ki dişin ağırırsa uykun kaçar o diş ya çekilir ya tedavi edilir se ağrı tam gitse kişi artık rahatlar tatmin olur uykuya dalar veya ayağına bir diken batsa her yürümede o diken kanatır o diken çıksa tadmin olur huzur bulur şüphe de bir nevi ağrı gibi diken gibidir. hz ibrahim ölüler nasıl diriltir bana göster dediğinde yoksa inanmıyormusun dendi kalbim tadmin olsun dedi demek imanın en üst noktası zerre şüphe duymayacak hale gelmektir yakindir kalbin tatmin olmasıdır her kim neyi istiyor ve diliyor ise ne kadar ihlaslı ve samimi ise onun karşılığını kati şekilde görecektir Allah yürüyene koşarak geliyor. yeterki cehl ile nefis ve heva ile inat etmeyelim kalbmizi ruhumuzu hakikatlere kapatmayalım Allah her şeyi en iyi bilendir görendir işitendir.
  9. enerji denilen şeyde dönüşebilen bir formdur bir nevi suyun halleri gibi enerji de kanunlardan beri değildir.belli kanunlara bağlıdır. kanuna bağlı olan şey pasiftir bizzatihi aktif değil ki yönlendirme karar alma irade kullanma ilebir şeyler ortaya çıkarsın misal: yeldeğirmeni rüzgar ile döner su değirmeni su ile döner iki sinde de hareket enerjisi ile çalışır. ancak o enerjinin bizzatihi yeldeğirmeni düzeneğini kurma su değirmeni çarklarını taşlarını dönen millerini ve dahi buğdayı öğütüp unu çevirme ordan ekmek yapılması ordan insanların besşlenmesi fırında pişmesi filan belli zincirleme bir şuurlu iradeli hedef var rüzgarın bizatihi suyun aslı bunu beceremez. enerjiye maddeye böyle ezelliyet verme şuur verme asla bir yere götürmez kör kuyudur. yani onun yerine her türlü enerjiyi yerine göre yaratıp belli kanunara tabii kılan arkadaki iradeyi görmeliyiz güneş enerjisi ile suyun buharlaşması bulutların gökte rüzgarların tesiri ile denizlerden karalara taşınması yoğunaşması yağmur olarak düşmesi rüzgarın tek yönden değil çoklu yönlerde esmesi suyun üç halinin durumu sıcaklık ayarlar gazların oranları rüzgarlar ile polenlerin taşınması su ile her türlü hayatın devam etmesi tüm enerjilerin yerine göre devreye girmesi(su güneş enerjisi ile yerden buharlaşır göğe çıkar gökte bulutu rüzgar enerjisi alıp hareket ettirir soğuk ile yoğunlaşıp yer çekim enerjisi ile yere düşmesi hep intizalım hkmetli yerine göre kasden şuurluc devreye giren enerjilerdir aynen domino taşı gibi sıra ile birbirini tetikley,p devreye giriyorlar.) madde de de durum böyledir.hücrenin ve atomun yapısında çekirdek var her şey onun etrafında toplanmış güneş sistemi gibi elektronlar çekirdeğin etrafında döner. belli atomların belli matematiksel formülle bir araya gelip hayati molekküler oluşturması kolekülü oluşturam atomlar arasındaki hususi bağlar bu bağların enerjileri v.s atomların son yörüngelerindeki elektron alma verme durumları ortak elektron kullanıp kararlı yapıya ulaşmaları hayret vericidir.tüm atomlar molekküler o kararlı yapıya o doygun asil gazlar daki ne elektron verir ne alır tokluğuna ulaşması için adet motive edilmiş.şevkle enerjilenmiş atom altı dünyada işler tamamen quantuma göre gidiyor kuantum ise belirsizliği esas alıyor her şey olabilir demektedir.kesinlik pozitivist dar demir şablonlar yerle bir oldu
  10. 32:12:"وَلَوْ تَرٰٓى اِذِ الْمُجْرِمُونَ نَاكِسُوا رُؤُ۫سِهِمْ عِنْدَ رَبِّهِمْۜ رَبَّنَٓا اَبْصَرْنَا وَسَمِعْنَا فَارْجِعْنَا نَعْمَلْ صَالِحًا اِنَّا مُوقِنُونَ " " Suçlular, Rablerinin huzurunda boyunlarını büküp, “Rabbimiz! (Gerçeği) gördük ve işittik. Artık şimdi bizi (dünyaya) döndür ki, salih amel işleyelim. Biz artık kesin olarak inanmaktayız” dedikleri vakit, (onları) bir görsen!" burda her türlü imkanı vermiş akıl vermiş kitab göndermiş resuller göndermiş dersine çalışıp sınavı geçen çalışkan öğrenci sınavın iptalini veya tekrarını istemez daha çok çalışmayanlar kurtarma yazılısı veya sınav tekrarı ister:) ancak burda bir çok kurtulma ve tekrar şansı var aslında. son nefese kadar tevbe kapısı açık daha ne olsun.
  11. "Nihayetinde size göre ilahi bir mesac söz konusu. HERKEZ ANLAYABILMELI bu ILAHI mesaci ama kimse ayni ANLAMIYOR?" ben arapça bilmediğim meal dönemimi ve arapça sonrası Kur'anı orjinalinden okuma sonrası değişikliği bizzat yaşadım adam benim yaşadığım nefsimde ruhumda yaşadığım bir şeyi reddediyor bu ne bağnazlık anlamış değilim hala tekrar soruyorum arapçasından Kur'anı oku dun mu? veya ondan önce arapçan var mı? yoksa senin ile neyi niye konuşayım? burda şahit olduğum olay da buna benzer: Kur'anı mealinden bir ayeti almış yapıştırmış onun üzerinde tepiniyor güya terslik çelişki görmüş bu çocukça bir şeydir nasıl tıpçılar latince terimleri bilir bir ilmi sahada araştırma yapıp yükselmek isteyen o sahanın önce dilini öğrenir dini saha da böyledir dilini terimlerini esasını temelini bilmeden yazmak ingilizce bilmeyen taksicinin ingiliz tursit ile konuşup adresi öğrenme çabasına benzer asla anlaşamazlar tabii ingiliz türkçe bilmiyorsa yani Kur'anın geldiği devirde kullanılan arapça kelimelerin manası ile şimdiki manası bile farklı veya Kur'an öncesi arap şiirlerinde kullanılan kelimelerin manası ile Kur'an geldiği zaman ki manası dahi farklı idi Türkçe de dahi böyledir misal: adi vaka desek adi sıradan normal alışmış bir olay adi adam dense burda alçak adam manasındadır mana kaymıştır. Kur'an da ay ışığı nur diye geçer güneş ışığı ziya diye geçer ama meallerde ikisinde ışık denmiş oysa arapça kadim sözlüklerde manasına bakarsanız nur akis eden yani yansıyan ışıktır ziya gerçek ışık kaynağının ışığıdır yani yanan bir mumun karşısına ayna konsa mumdan aynaya kadar olan ışık ziyadır zira gerçek ışık kaynağı ışığıdır aynadan yansıyan ışık nurdur Kur'an kaç asır evvel ayın yansıma ışık güneşin gerçek ışık yaydığını anlatıyor bu büyük bir mucizedir ben buna hayret ettim ve şaştım gerçekten bazı arap dilciler nuru yani ay ışığını ısısı alınmış ışık diyorlar o kadar harika bir tabirdir ki zira yansıma ışık ay ışığı bir nevi zayıflatılmış ışığı ve ısısı adeta filtrelenmiş ışıktır gece lambası gibidir adeta güneş Kur'an da sirac da deniliyor ki siraç hem lamba hemde soba gibi ısı ateş anlamı var. malum güneşte hem aydınlatma lamba özelliği hemde ısıtma soba özelliği var bir nevi. Kur'an-ı Kerim hem ilmen hem icazen hem belağatça hem fesahatça bir mucizi mutlaktır parlak bir güneştir semavi dinler semasında söndürülmez bir güneştir.
  12. antony flew genç iken ateşli bir ateistti hormonlar oturunca yaşlanıp ölüme yaklaşında aklı başına geldi yasakların hükmü kalmadı hemen :yanılmışım meğer tanrı varmış diye kitap yazdı adeta günah çıkardı zira yaşlılık bir nevi dünyanın caziblerinden mecburi bir el etek çekme bir emekli olma durumudur artık hiç bir maddi dünyevi şey size zevte vermez tatminde etmez huzur da vermez hz mevlana der ki: gencin aynada göremediğini yaşlı tecrübeli kişi tuğlada görür. ergenlik hormonlarının tesirinde olmak bir nevi sarhoşluktur ben kati eminim ki burda mutlak inkarcı yoktur mevsimsel modacı inanmayan vardır biraz yaş alınca fikir babaları gibi gerçeği görürler inanmayanlar buna dürüstçe cevap yazarlarsa sevinirim
  13. inkarda sanki inat vardır sanki iradenin özgürlüğün sonsuz olmasını istemenin tesiri vardır sanki dinler deki haram günah ceza nın engelleyici mahiyeti ile bu canımın istediğini yapma çatışıyor o yüzden inkar ilmi akli olmadan çok refleksidir protesttir adeta ergenlik çağında hormonların baskısı ile bir nevi geçici buhrandır zira o çağlarda insan bendini çiğnemiş yıkmış sel gibidir bir engel bir set istemiyor sonsuz hür ve serbest olmak istiyor acaba sonsuz özgürlük her istediğini yapmak huzur ve mutluluğu temin eder mi? hiç sanmıyorum bu gün batı da adeta sınırsız özgürlük demokrasi var her şeye izin var ancak pek huzur yok uyuşturucu hırsızlık fuhuş alkolizm öldürmeler başını almış gidiyor islam aklı gideren uyuşturan her şeyi yasaklar alkol de doğal olarak haramdır islam alkol alma dediğinde gerici olur modern batı araç sürerken sarhoş olanı tutuklar ehliyetini alır demek ki kökten çözüm esastır hiç bir ceza alkolü bıraktırmaz ancak islamda alkol haramdır emri geldiğinde içmeye alışmış o araplar tüm içkileri döktüler derler ki caddeler yollar günlerce şarablar içkiler aktı sarhoş sadece kendine zarar vermez masumların hayatlarınıda söndürür islam kökten çözer
  14. madde altı alemde newton fiziği işlemiyor.kuantum geçerli hem parçacık hem dalga özelliği hem gözlemciye göre davranışın değişmesi ilginçtir. elektronların konumlarının belirsizliği aynı anda iki yer de de bulunmaları normal fizik ile açıklanan bir olay değildir tasavvuf ta bir ermişin aynı anda bir den fazla yerde bulunması olayına hurafe deniliyordu ancak ışık hızına ulaşmış bir nevi maddeden somuta dönmüş parçacıkların aynı anda birden fazla yerde bulunması olayı artık kabullenmiş görünüyor yani ateizm demode oldu zira delilerini pozitivist determinist newton fiziğine dayandırıyordu bu fizik çöktü yeni kuantum fizik yasaları ise artık dinleri felsefeyi soyutu manayı daha çok kabullenir hale geldi dolayısı ile ateizm farklı bir boyutta kaldı artık tartışması bile gereksiz. kuantum bir nevi sufi meşreb bir noktaya geldi tarikatler bozuldu ancak o orjinal mevlana yunus sufi düşünceleri hala tazedir ve Kur'ana mutabıktır hz mevlana mesnevisi bir nevi Kur'anın sufice tefsiridir bir nevi kuantum gibidir.
  15. "Nihayetinde size göre ilahi bir mesac söz konusu. HERKEZ ANLAYABILMELI bu ILAHI mesaci ama kimse ayni ANLAMIYOR?" kardeş siz daha türkçe yazamıyorsunuz:) benim arapçamı sorguluyorsunz herkez değil o her kes olacak. siz galiba yabancısınız asıl milliyetiniz nedir diliniz ve dininiz nedir onu soralım yahudi veya hristiyan idiniz se Kur'an hakkında ahkam kesmeyiniz gidin kendi kitaplarınıza bakınız derim tabii ortada kitab kaldı ise. elmalılı seyyid kutub nasuh bilmen benim kriterim değildir bunlar nakilci rivayet tefsircileridir zemahşeri maturidi ve daha bir çok tefsirciyi beğenirim zira Kur'anın belağat mecazi yönlerinede eğilmişler akıl kelimesi arapçadır ve Kur'ani bir kelimedir şayet zerre arapça bilgin olsa iman akıl işi değil kelamını asla etmezdin zira Kur'an çok ayeti tezekkür-tedebbür-teakkul-tefakkuh-ve-tefekkür gibi kavramlara vurgu yapar hepsi de düşünmenin tefekkür etmenin idrak etmenin farklı varyaslonlarıdır burda açıklasam kitap olur. ve dahi her kes artık Kur'anı sadece akıldan akletmekten bahseder sanmaya başlar o derece akletmeye vurgusu yoğundur kin nefret kibir cehalet haset en büyük düşmanlarımızdır bunlar basiretimizi aklımızı bağlar bizi kör sağır eder hakikatler burnumuz dibinde dahi olsa görmez hale getirir Kur'an sık sık gözleri var görmezler kulakları var işitmezler demesi buna işarettir.bunlar gözlere perde kulaklara pamuk olu kör sağır eyler hakikat ve iman sadece akli bir şey olmadığı gibi inkar ve küfür de sadece bilgisizlikten değildir kin nefret nefis haset vb faktörlerinde çok etkisi var. öyle mesac la herkezle anlaşılaca şeyler değil ben bir çok tefsiri kaynağı arapçasından okumuş biriyim az çok türkçe meal ve tefsirleri orjinalleri ile karşılaştırıp ne olduklarını biliriz elmalılı derleme yapmıştır yani nakilcidir kendi düşünceleri pek yoktur.rivayet etmiştir. zemahşeri şöyle der maturidi böyle der ebu hanife şöyle dedi demektedir ama kendisi ne dedi pek yok. o yüzden orjinalden okumak daha mühimdir.
×
×
  • Yeni Oluştur...