Jump to content

KuranMumini2698

Normal Üye
  • İçerik sayısı

    287
  • Katılım

  • Son ziyaret

KuranMumini2698 kullanıcısının paylaşımları

  1. KuranMumini2698

    Tevbe Suresi 5.ayet

    İblis İnsanın yaratılışına tanık olmuş. Kur'an bundan bahsediyor. İnsanı biz zayıf yarattık diye. Kur'an'da insanların kan dökeceği ile ilgili Melekler nerde tanık oldular?
  2. KuranMumini2698

    Tevbe Suresi 5.ayet

    3:7 ayetini kimden aldıysan yanlış çevirmiş ayet çok bir şekilde şunu diyor " Onların gerçek anlamını ise kimse bilmez, ancak istisnadır ALLAH ve derin bilgiye sahip olanlar." Ayette "ve" kelimesi var Yani Allah ve İlim sahipleri demektedir. Müteşabih en uygun neyse Kur'an'ın bütünlüğüne göre o anlam seçilir. Kalbinde/beyninde hastalık olanlar yanlış anlam seçerler. Bakara'daki o ayetlerde "ilk inasn" kelimesi geçiyor mu? Kur'an'da Melekler, "Dünya'da kan dökecek birisini mi yaratıyorsun?" diyorlar. Melekler geleceği bilemez nereden biliyor insanın kan dökeceğini çünkü Adem'den önce bir insan vardı ondan biliyorlar. 27:88-21:33-39:5-79:30 bu ayetleri meallerden kendin bak.
  3. KuranMumini2698

    Tevbe Suresi 5.ayet

    Gün diye kullandığın zamanda bir sıkıntı olmaz. Çünkü izafiyet teorisine göre zaman görelidir. Senin anladığın gün ile başka yerdeki zaman farklıdır. Bizim anladığımız gün değildir. 3:7 ayetinde "Allah ve ilim sahipleri bilir" demektedir. Ayetin neresinde "Sadece Allah bilir" yazıyor ? Müteşabih ayetler Kur'an'ın bütünlüğüne göre değerlendirilir ve en uygun anlam ona göre verilir. Sema kelimesininde en uygun anlamı "evren"dir. 27:88-21:33 ayetlerinde Dünya'nın yörüngesi olduğunu söylemektedir. Kur'an'da hiçbir ayette "Ademe ve eşine ilk insan" demez. Kur'an'da "Havva" kelimeside geçmez. Evren'deki ince ayarlar Tanrı'dan bir delildir. Kur'an'a göre Dünya yuvarlaktır.(39:5-55:33-79:30)
  4. KuranMumini2698

    Tevbe Suresi 5.ayet

    Kur'an'da Dünya düz mü adlı konumu oku. Ateistlerin getirdiği bütün argümanlara orada cevap veriyorum. Arapça'da geçen ifade olan "yevm" kelimesi aynı zamanda "çağ" anlamınada gelir. İzafiyet teorisine göre zaman görelidir. Bizim saydığımız "6 gün" değildir. Sema kelimesinde aynı zamanda "evren" anlamıda vardır. Bir de Fatiha Suresi'nde "الْعَالَمِينَ" diyerek aynı zamanda yine "evren"den bahsetmektedir. Kur'an'da "Dünya'nın yörüngesi vardır" (27:88-21:33) Kur'an'da Dünya'nın-Ay'ın ve Güneş'in yörüngelerinden bahsetmektedir. Kur'an müteşabih olduğu için "sema" kelimesi "evren/gök" olarak iki anlamda anlaşılır. Kur'an'da "evren yoktan var olmuştur." Bilimsel olarakta bu kitabı okuduğunuz zaman Evren'nin yoktan var olduğunu göreceksiniz. Kitabın adı "Hiç Yoktan Bir Evren" İnce ayarlar olayı Tanrı'nın var olduğunu kanıtlar. Kur'an'ın Tanrı kelamı olduğunu kanıtlamaz. Allah bütün canlıları sudan yaratmıştır. İnsanları'da su-sperm-embriyo-balçık(çamur)" yaratmıştır. Evrim teorisine göre İnsan'nın yaratılışının başlangıcı "çamur"dur. Sen küçük bır sıvıdan İnsan haline geldin bu bir mucizevi olaydır. Balığın içinde yaşaması ve Asanın yılana dönüşmeside mucizevi olaydır. Ben Kur'an Mümin-Kur'an Müslümanı bir monoteistim.
  5. KuranMumini2698

    Tevbe Suresi 5.ayet

    İlk başta ben atalarımın dinine inanmıyorum. Burada bilgi hatası yapıyorsun. Sünnilik ile Kur'an'ın farklı olduğunu bile bilmiyorsan tartışmaya gerek yok. Yedi gök ise yedi evrenden bahsetmektedir. Arapça'da "sema" kelimesi aynı zamanda "evren/uzay" anlamına gelir. Yani yedi evrenden bahseder. Ahirette 8. evren oluyor. Allah tahtada oturuyormuş bunlar yalandır. Arş=yönetim anlamına gelir. Biraz Arapça sözlük kullanın. Musa, ejderhayı değil yılanı dönüştürdü. Sen spermden meydana geliyorsun. Küçük bir sıvı parçası bunun İnsan haline alması bir mucize değil midir ? Tanrı her şeye gücü yettiği için asayı yılana çevirir. Yunusu balığın içinde yaşatır. Seni küçük bır sıvıdan İnsan haline çevirdiği gibi bir mucizevi bir olaydır. Tanrı'nın var olduğu ise kozmoloji biliminde "evrendeki ince ayarlar" vardır. Oradaki geçen olayların olma olasalığı imkansıza yakındır. Şimdi ateistler "evrende kaos" var diyorlar. Kaos dedikleri "karadelikleri yıldızları yutuyor-göktaşları gezegenlere çarpıyor" diyerek Evren'de "kaos" var demektedir. Kaos olan bir oramda formül-teknoloji üretemezsin. Çünkü kaos olduğu için nasıl formül üretirsin. O dedikleri "Kaos" ise tam tersi Evren'deki bir düzeni sağlıyor.
  6. KuranMumini2698

    Tevbe Suresi 5.ayet

    Tevbe 123 ayetinde "Kafirlerin kuşatıp Müminlere saldırıldığı ayeti vardır. Kur'an bunlarla savaşın demektedir. Bu ayetlere körseniz size yapacak bir şey yoktur ?
  7. KuranMumini2698

    Tevbe Suresi 5.ayet

    fitne/bozgunculuk bunlar daha fazla katliam olmasını sağlar. İslam, atalarının dinini araştırın. Bir şeye körü körüne inanmayın diyen bir dindir. Tur 21'de ataları doğru yolda ise bir sıkıntı yoktur. 2:170-5:103-104 bu ayetler Ataların dinini eleştiriyor. Bakara 193 ayetini vermişsin Bakara 190 ayetini okumamışsın. Bakara 190"Sizinle savaşanlarla ALLAH yolunda savaşın. Saldırgan olmayın. ALLAH saldırganları sevmez." bu ayete göre Müşrikler, Müminlere saldırmışlar ve Müminler kendilerini savunacak ayetin sonunda Allah "saldırganları sevmez." ayete göre saldırı savaşı yapanları Allah sevmez. Enfal Suresi 39 ayetinde "baskı ve zulüm kalkıncaya kadar" demektedir. Yani Müminlere "baskı ve zulüm yapıyorlardı." Kur'an ise kendinizi savunun demektedir. 8:61 ayetinde "Onlar barışa eğilim gösterirlerse sen de ona eğilim göster." ayeti vardır. İslam'da savaş kriteri (60:8)
  8. KuranMumini2698

    Tevbe Suresi 5.ayet

    Bakara 217'de geçen olayda Müşrikler, Müslüman olan insanlara saldırıyorlar. 2:190-191-192-193 ayetlerini okuyun. Savunma savaşı olduğunu görürsün. İslam'da savaş kriteri(60:8) Kur'an'a göre zalim olan insanlar fitnecidir(8:25) 4:75 ayetinde Müminler, zulüm ediliyor ve Kur'an'da kendinizi savunun demektedir. 4:90-9:4 ayetlerinde "anlaşma" yaptığın kişilere saldırmasına izin vermiyor. 4:90'da "barışı önerirlerse Allah sizin onlara saldırmasına izin vermez" ayeti mevcuttur. 9:123'de Müşrikler, Müminlerin yurdunu kuşatmışlar. Kur'an'da onlarla savaşın demektedir. Yani savunma savaşıdır. Kur'an'da İslam'ı eleştirenlere bir ceza yoktur. Allah'a inanmayan insanlarlada savaşmaşsın. Sadece sana saldırırlarsa öyle saldırırsın. 22:40 ayetinde Müminlerin haksız yere yurtlarından çıkarıldığı görülmektedir. 42:42 ayetinde insanlara saldıran insanlara karşı çıkılacağı yazmaktadır. Kur'an'ı bütünlüğüne göre okuyun ve ona göre değerlendirin. "İslam" kelimesi "selam" kelimesinden gelir ve anlamı "barış" anlamına gelir. Bir de başında "elif" harfi bulunarak barış olmasını emretmektedir.
  9. KuranMumini2698

    Tevbe Suresi 5.ayet

    yanlış meal.
  10. KuranMumini2698

    Tevbe Suresi 5.ayet

    "Bulduğunuz yerde öldürün"demiyor. Savaşın diyor ve hapsedin demektedir. Kendi yaşadığın yeri savunma savaşı ile savunacaksın. Öyle pasif olursan Kur'an onlarıda eleştriyor. Kur'an'da saldırı savaşı bulamazsın.
  11. KuranMumini2698

    Tevbe Suresi 5.ayet

    Hiçbir yerde önünuze geleni biçin demiyor. Kendiz savunun demektedir. Tevbe 111'de yasadigi yerleri savunanlar için saldirgan olmayanlar için ödül vermektedir. O kadar verdiğim ayete körsen sana başka birşey denmez.
  12. KuranMumini2698

    Tevbe Suresi 5.ayet

    Allah yolunda savasmak ayetlerinde hep savunma savasidir ve bunu Allah yolunda savasmak olarak söylüyor. Yoksa Allah'ın bir ihtiyaci yoktur. Verdigim ayetleri oku.
  13. KuranMumini2698

    Tevbe Suresi 5.ayet

    Kur'an'da zalim insanlarda bahsettiği Tağut olan insanlardir. Cizye=karşılık Vergi diye anlami yoktur. 18:74'de Musa ilk başta karşı çıkiyor. Ceza kelimesi ayni cizye kelimesinden gelir ve karşılik icin kullanilir. Sünni Ateizm görüşüne sahipsin. Allah yolunda savaşmak (2:193-2:246-8:39-9:123-22:39-22:40-42:42-60:8) bu ayetlere baktığın zaman Allah yolundasavaşmak savunma savaşı olduğu ortayaçıkıyor. (7:33-42:42-68:12) ayetlerine bak.
  14. KuranMumini2698

    Tevbe Suresi 5.ayet

    Ben 18:74 ayetiyle Kasas suresindeki olayi karıştırdım. Savaş konusunu tartışırken Musa olayını anlatmak, konuyu çarpıtmaktır.
  15. KuranMumini2698

    Tevbe Suresi 5.ayet

    Biz savas konusunu tartisiyoruz. Musa orada hata yapti.
  16. KuranMumini2698

    Tevbe Suresi 5.ayet

    28:21'deki ayete "Musa'yı öldurmek istiyor" o yuzden zalim topluluk demektedirler. Şimdi sen Musa'yı öldurmeye çalışanları mi savunuyorsun ? 2:193 ayete bir oku. Savunma savaşi olduğu belli oluyor.
  17. KuranMumini2698

    Tevbe Suresi 5.ayet

    Allah savunma savaşı yapanları destek olmaktadır. Bircok ayette mevcuttur. Firavun'un toplumu zalim bir toplumdur. Çünkü halkina zulum ediyordu. Getirdiğin argüman boş bir argümandır. Sana verdiğim saldırıya izin vermiyor ayetlerini hiç umursamıyorsun. 2:190 saldırmayin demektedir. Onlar saldirdigi icin kendini savunacaksin. Bu kadar basit konuyu bile anlamiyorsun. 4:90 ayetin son cümlelerini oku "Sizi yalnız bırakır, sizinle savaşmaz ve size barış önerirlerse ALLAH sizin onlara saldırmanıza izin vermez." Apaçık konuyu neden gizliyorsun? Musa adam öldürmuyor. Arkadaşı öldürüyor. Sana verdigim savas savunma savaşı ayetleri hiç umursamiyorsun.
  18. KuranMumini2698

    Tevbe Suresi 5.ayet

    47:35 meali yanlış diyorum sen anlamıyor musun? 4:75 ayetinde " zalim olan bu ülkeden kurtar." demektedir. Müşrikler zalimce Müslümanlara saldırıyor ve çocuklar-kadınlar feryad ediyor. Tevbe 12'yi okuduğun zaman anlaşmayı bozanlarla savaşın demektedir.9:123 ayetinde Müşrikler, Müminlere saldırdığı görülüyor. Allah yolunda savaşmak (2:193-2:246-8:39-9:123-22:39-22:40-42:42-60:8) bu ayetlere baktığın zaman Allah yolunda savaşmak savunma savaşı olduğu ortaya çıkıyor. (7:33-42:42-68:12) ayetlerine bak Allah saldırı savaşı yapanlara izin vermiyor. 2.190 ayetine bir bak "Saldırgan olmayın. Allah saldırganları sevmez." ayeti vardır. Nisa 90'da Müşrikler eğer barış önerirse Allah, Müminlerin saldırmasına izin vermiyor.
  19. KuranMumini2698

    Tevbe Suresi 5.ayet

    47:35'de öyle bir şey demiyor çünkü ayette 2 tane "la" harfi olmadığı için. 47:35'de tam tersi "barışa çağırın" demektedir. 4:75-76 ayetlerinde kadınlar-çocuklar zulme uğruyorlar seni nereden uyduruyorsun bu yalanları. İslam'da savaş kriteri (60:8) 9:5 ayetindeki Müşrikler anlaşmayı bozuyorlar. 9:4 ise anlaşmayı bozmayan müşrikler vardır. Kur'an onlara saldırmayın demektedir. 2:191 ayetini oku "Size saldırmadıkça sizde onlara saldırmayın" demektedir. 47:35'de ilk kelime olan "fela tehiru" kelimesi geçer ve anlamı "asla gevşemeyin" anlamına gelir. Devamında "ve ted'u" demektedir. Eğer bunda da "la" harfi olsaydı barışa çağırmayın olurdu ama öyle bir şey yok. Yanlış çevrilen mealleri kullanmayı çok seviyorsunuz.
  20. KuranMumini2698

    Tevbe Suresi 5.ayet

    Tevbe Suresi 5.ayette geçen "fektulu" kelimesi yani "katl" kelimesi "öldürmek-savaşmak" anlamına gelir. Tevbe Suresi 4.ayeti okuduğunuz zaman savunma savaşını olduğunu anlarsınız. Tevbe 6'da ise "putperestler emniyet isterlerse onları güvenli bir bölgeye ulaştır" demektedir. İslam'da savaş kriteri (60:8) ayetinde açıklanmıştır. Müşrikler barışa eğilim gösterirlerse sende eğilim göstereceksin(8:61) İslam'daki "cihad/Allah yolunda savaşmak" savunma savaşıdır. İslam'da kız çocuğuyla-cariyelik yoktur. 4 ay süre veriyor eğer daha barışa yönelmezlerse size saldırırlarsa savaşın demektedir. 2:191 ayetini okuyun " sizinle savaşmadıkça siz de onlarla savaşmayın. Eğer savaşırlarsa, siz de savaşın." bu ayete göre Müşrikler saldırmaktadır. Kur'an'ın bütünlüğüne göre olayı değerlendireceksin. 4:75-76 ayetinde "Allah yolunda savaşmanın" ne olduğu görülüyor. Siz sünni saçmalıkları Kur'an zannediyorsunuz. Allah zalimlerim tuzaklarını başlarına yıkmaktadır. İslam'da saldırı savaşı yoktur.
  21. Tevbe Suresi 5.ayeti Ateistler tarafından çok kullanılan bir ayettir. Ateistler'in bu iddialarına cevap vereceğim. 9:5-Sınırlanmış aylar çıkınca, o putperestlerle karşılaştığınız yerde savaşın. Onları yakalayın, onları kuşatın ve her hareketlerini izleyin. Tövbe edip namaz kılar ve zekât verirlerse yollarını serbest bırakın. ALLAH Bağışlayandır, Rahimdir. Ateistler bu ayeti vererek İslam'ın(Barış Dininin) zulmeden din olduğunu söylemektedir. Bu ayetten önceki ayetleri okurlarsa savunma savaşı olduğunu anlarlar. Kur'an'da savaş kriteri için (60:8) ayetine bakın. Ayette geçen "fektulu" kelimesi "öldürmek/savaşmak" anlamına gelmektedir. Ayette "o putperestlere" diyerek belirli kişilerden bahsetmektedir. Kur'an'da "Din Allah'ın oluncaya kadar savaşın" ifadesi vardır. Bu ifadesi tam Türkçe'ye çevrilmiyor. Allah katında tek din Barıştır.(3:19) "din" kelimesi Türkçe karşılığı "sistem" demektir. Kur'an'da "Din Allah'ın oluncaya kadar savaşın" ifadesi ise "Sistem barış oluncaya kadar savaşın" anlamına gelmektedir. Kur'an'da savaştığın topluluk eğer barışa eğilim gösterirler ise sende eğilim göstereceksin.(8:61-2:191) 9:6 ayetinde "putperestler emniyet isterlerse onları güvenli bir bölgeye ulaştır" demektedir.
  22. Evren'de birçok hasas ayarlar mevcuttur. Bunlardan birkaç örneği şunlardır. Büyük bir galaksiyi ayırmak için gerekli kütleçekim enerjisinin kütlesinin enerji eşdeğerine oranı, 10 −5 civarındadır . Çok küçükse, hiçbir yıldız oluşamaz. Çok büyükse, Rees'e göre evren çok şiddetli olduğu için hiçbir yıldız hayatta kalamaz. (Lemley, Brad. "Why is There Life?". Discover magazine. Retrieved 23 August 2014.) Lambda yaygın olarak bilinen kozmolojik sabit , yoğunluğu oranını tarif eder karanlık enerji , örneğin koyu enerji yoğunluğu sabit olduğu positing gibi belirli makul varsayımlar verilen evrenin kritik enerji yoğunluğuna. Planck birimleri açısından ve doğal boyutsuz bir değer olarak, kozmolojik sabit −, 10 −122 düzeyindedir . Bu o kadar küçük ki, genelinde bir milyar ışık yılından daha küçük olan kozmik yapılar üzerinde önemli bir etkisi yoktur. Kozmolojik sabit çok küçük olmasaydı yıldızlar ve diğer astronomik yapılar oluşamazdı. ( John D. Barrow The Value of the Cosmological Constant) Elektromanyetizma gücü için yerçekimi gücünün bir proton çifti için, yaklaşık olarak 10 36 . Rees'e göre, eğer çok daha küçük olsaydı, sadece küçük ve kısa ömürlü bir evren olabilirdi.(Lemley, Brad. "Why is There Life?". Discover magazine. Retrieved 23 August 2014.) Hidrojenden helyuma füzyonun nükleer etkinliğinin bir ölçüsü olan Epsilon (ε) 0.007'dir: dört nükleon helyumla kaynaşınca kütlelerinin 0.007'si (% 0.7) enerjiye dönüştürülür. Ε değeri, kısmen güçlü nükleer kuvvetin gücüyle belirlenir . Eğer ε 0.006 olsaydı, sadece hidrojen olabilirdi ve karmaşık kimya imkansız olurdu. Rees’e göre, eğer 0.008’in üstünde olsaydı, hidrojen yok olurdu, çünkü tüm hidrojen Büyük Patlama’dan kısa bir süre sonra kaynaştı.( Morison, Ian (2013). "9.14: A universe fit for intelligent life". Introduction to astronomy and cosmology. Hoboken, N.J.: Wiley. ) Yoğunluk parametresi olarak bilinen Omega (Ω), evrendeki yerçekimi ve genleşme enerjisinin nispi önemidir. Bu, evrenin kütle yoğunluğunun "kritik yoğunluğa" oranıdır ve yaklaşık olarak 1'dir. Yerçekimi karanlık enerjiyle ve ilk metrik genişlemeyle karşılaştırıldığında çok güçlüyse, evren, yaşam gelişmeden önce çökmüş olurdu. Diğer taraftan, yerçekimi çok zayıf olsaydı, hiçbir yıldız oluşmazdı.( Sean Carroll and Michio Kaku (2014). How the Universe Works 3. End of the Universe. Discovery Channel ) Zayıf Nükleer Kuvvet . Bu, atomun çekirdeği içerisinde çalışan, doğanın dört temel kuvvetinden biridir, evrenin ilk oluşumu sırasında 10 ^ 100'den sadece bir kısmının değişmesini önleyecek kadar ince ayarlanmıştır. hayata izin veren evrenin oluşumu. Kozmolojik Sabit . Yerçekimini önleyen ve evrenin genişlemesine neden olan itici bir kuvvet sağlayan kozmolojik sabitin değerindeki bir değişiklik - 10 ^ 120'de bir kısmın hassasiyetine ihtiyacı vardır; Aksi takdirde, evren hayatı yasaklayan hale gelirdi. Işığın Hız . Bir vakumdaki ışığın hızı şimdi 299,792,458 metre / saniye olarak tanımlanmaktadır; Işık hızındaki küçük bir değişiklik bile diğer sabitleri değiştirir ve yeryüzündeki yaşam olasılığını engeller; bunun nedeni, diğer temel fizik sabitlerinin ve relatinozların birçoğunun türetilmesinde ışığın hızını içermesidir. Örneğin, Einstein'ın ünlü denklemi E = mc ^ 2'de tanımladığı enerji ve kütle arasındaki ilişkiyi göz önünde bulundurun - maddenin enerjiye dönüştürülmesiyle üretilen enerji miktarı ışığın hızı ile ilgilidir. Bu ilişki elbette güneşten gelen enerji miktarını belirlediği için çok önemlidir. Atmosferdeki Su Buharı . Atmosferdeki su buharı seviyeleri şu anda olduğundan daha büyük olsaydı, kaçak bir sera etkisi sıcaklıkların insan yaşamı için çok yüksek olmasına neden olur; daha az olsaydı, sera etkisinin yetersiz olması dünyayı insan yaşamını desteklemeyecek kadar soğuk yapardı. Güneş Sistemindeki Büyük Gezegenler . Eğer Jüpiter şu anki yörüngesinde olmasaydı, dünya uzay malzemesiyle (kuyruklu yıldızlar ve göktaşları gibi) bombalanacaktı. Jüpiter'in yerçekimi alanı, uzay molozunu Dünya'dan uzağa çekmek için “kozmik bir elektrikli süpürge” gibi davranır. Toprak Manto . Dünya kabuğunun kalınlığı daha büyük olsaydı, insan yaşamını desteklemek için kabuğa çok fazla oksijen aktarılırdı; daha ince olsaydı, volkanik ve tektonik aktivite hayatı imkansız hale getirirdi. Dünya Rotasyonu . Dünyanın dönüşü yirmi dört saatten uzun sürerse, o zaman sıcaklıklar çok aşırı olur; alternatif olarak, eğer dönme süresi daha kısa olsaydı, atmosferik rüzgar hızları çok büyük olurdu. Entropi ve Termodinamik Konular . Şimdi bildiğimiz tüm evreni - tüm yıldızları, gezegenleri ve galaksileri - 10 ^ -34 metre (mümkün olan en küçük mesafe) Planck uzunluğu denilen küçük bir noktaya sıkıştırılmış olarak düşünün . Evren mümkün olan en küçük noktaya sıkıştırıldığında, mevcut evrenden çok daha organize (daha az kaotik veya daha az entropik). Oxford Üniversitesi'nden Roger Penrose, bu düşük entropik devletin kendiliğinden tesadüfen ortaya çıkma şansının yaklaşık 10 ^ 10 ^ 123'te bir şans olduğunu hesapladı. - düşünülemez olacak kadar küçük bir sayı. Penrose, bu olasılığı 1 ve ardından sıfır yazarak tahmin etmeye çalışırsanız, evrendeki atomik parçacıklardan çok daha fazla sıfır yazmak zorunda kalacağınızı - açıkça imkansız bir görev olduğunu not eder. Adil olmak gerekirse, bu derece örgütlenme yaşam için gerekli değildir - ancak yine de bu, yaratılışın en erken anlarındaki durumdur. Penrose bu açıklamayı yapar, Nobel ödüllü Arno Penzias: "Astronomi bizi eşsiz bir etkinliğe götürür, hiçbir şeyden yaratılmayan ve yaşamı desteklemek için gereken koşulları sağlamak için hassas bir şekilde dengelenmiş bir evren. Saçma bir kaza olmadığında, modern bilimin gözlemleri, temelde söylenebilecek, doğaüstü bir plana işaret ediyor gibi görünmektedir . Kozmolog Edward Robert Harrison: " İşte, Tanrı'nın varlığının kozmolojik kanıtı - Paley'in tasarım argümanı - güncellendi ve yenilendi. Unieter'in ince ayarlaması, fiili tasarımın ilk elden kanıtını sağlar."
  23. Din adamlarının/Sünnilerin anlamını tahrif ettiği ayetlerden biriside Nisa 24'dür. Geleneksel çeviri: (Savaş esiri olarak) sahip olduklarınız hariç, evli kadınlar (da size) haram kılındı. (Bunlar) üzerinize Allah'ın emri olarak yazılmıştır. Bunların dışında kalanlar ise, iffetli yaşamak ve zina etmemek şartıyla mallarınızla (mehirlerini verip) istemeniz size helal kılındı. Onlardan (nikahlanıp) faydalanmanıza karşılık sabit bir hak olarak kendilerine mehirlerini verin. Mehir belirlendikten sonra, onunla ilgili olarak uzlaştığınız şeyler konusunda size günah yoktur. Şüphesiz ki Allah (her şeyi) hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir. "Ma meleket eymanukum" ifadesi geleneksel çeviriler tarafından "ellerinizin altındakiler" olarak çevrilmiştir. Bu çeviri, erkeğin kontrolü altında özgürlüklerini kaybetmiş cariyeler olarak anlaşılmıştır. Bu geleneksel anlayış Kuran'ın diğer ayetleriyle çelişir. Zira Kuran köleliği müşriklerin bir âdeti olarak değerlendirir ve yasaklar (79:24; 12:39; 90:13; 4:25). İlginç bir detaylama örneği olarak bu ifadedeki "YeMiN" sözcüğünün çoğulu olan "eYMaN" Kuran'da sürekli olarak "sözleşmeler, yeminler" anlamında kullanılır (2:224; 2:225; 4:33; 5:89; 16:92; 66:2; 3:77; 5:53; 5:108; 6:109; 9:12; 16:38; 24:53; 35:42; 58:16; 63:2) Öyleyse söz konusu ifade şöyle çevrilebilir: "sözleşmelerinizin hak sahibi olduğu kişiler" veya "sözleşmelerinizle üzerlerinde hakka sahip olduklarınız" veya EYMAN (sözleşmeler) kelimesini özne yerine tümleç olarak okursak o zaman: "sözleşmelerinize sahip olanlar" Evlilik, kural olarak her iki tarafın onayı ve katılımıyla oluşan bir sözleşme ve ilan olayıdır. Kocası boşamadan evli bir kadınla evlenilmez. Ancak, kocası Müslümanlarla savaş halinde olan düşmanların safında yer alan Müslüman bir kadın Müslümanların ülkesine göç ederse o kadınla sözleşme yapılarak evlenilebilir (60:10). Bu durumda, kadın düşman safında yer alan kocasından boşanmadığı halde hukuken boşanmış sayılıyor. Kendisiyle yapılan anlaşma normal evlilik anlaşmasından farklı olduğu için bu ilişki böyle bir ifadeyle betimleniyor. Bu durum, karısı düşman safında yer alıp da Müslümanların ülkesine göç eden erkekler için de sözkonusudur. Bak: 24:31 ve 33:55. Sözleşme ile bir başkası için çalışan kişi için de aynı ifade kullanılır. Bak: 16:71; 30:28. Ayrıca bak: 4:25; 23:6; 24:58; 33:50; 33:52; 70:30). Gerçeği onaylayan bir kadın, gerçeği onaylayanlarla savaş halinde olan inkârcı kocasını terk edip onaylayanlara sığınırsa, evlenmesi için eski kocasından boşanması gerekmez. Boşanmanın iki tarafın hakemleri huzurunda tartışılması gereken ve aylarca süren bir işlem olduğunu hesaba katınız. Ayrıca bak 60:10. Ayetteki Muhsanat kelimesinin kökü olan HaSaNa koruma anlamına gelir (12:48; 21:80; 59:14). Muhsinin iffetini evlilik dışı cinsel ilişkilerden koruyan erkekler için (5:5), Muhsanat ise iffetlerini koruyan kadınlar için kullanılır ve üç grup için kullanılır: Bekar olup evlilik dışı cinsel ilişkiden kendilerini koruyan veya aileleri tarafından korunan kadınlar (4:25; 21:91; 66:12), evli olup kendilerini evlilik dışı cinsel ilişkiden koruyan kadınlar (5:5; 4:24), veya her iki grup (5:5; 24:4; 24:23) için kullanılır. Her evli kadın Muhsina‘dır ama her Muhsina evli kadın değildir. Ayetin gerçek meali:Ayrıca yeminlerinize/anlaşmalarınıza sahip olanlar hariç, (evlilik yoluyla) korunmuş kadınlar. Bunlar, ALLAH'ın üzerinize farz kıldığı yasalardır. Bunların dışındakiler, iffetli yaşamanız, zina etmemeniz ve mehirleriyle istemeniz koşuluyla size helaldir. Onlardan hoşlandıklarınıza, bir farz olarak mehirlerini ödeyin. Bu farzı yerine getirirken mehri ayarlamak için karşılıklı anlaşmanızda bir sakınca yoktur. ALLAH Bilendir, Bilgedir
  24. Bu ayet din adamları tarafından anlamı tahrif edilen bir ayettir. Geleneksel çeviri şöyledir: 66:5-Şayet o, sizi boşarsa; Rabbı ona sizden daha hayırlı, kendini Allah'a veren, inanan, boyun eğen, tevbe eden, kulluk eden, oruç tutan dul ve bakire eşler verir. Yukarıdaki meal yanlış çevrilmiştir. Çünkü bu ayette ne oruçtan, ne dul veya bakire kadınlardan sözedilir. "Aktif" kelimesiyle çevirdiğimiz, ayetin sonundan üçüncü betimlemesi olan SaYiHat kelimesi seyahat etmek veya bir amaç uğruna hareket içinde olmak anlamına gelir. Kuran'ın inişinde yaklaşık iki yüz yıl sonra, kadınların hakları Hadis, ictihad ve tefsir yoluyla tek tek alınınca Müslüman toplumlar Cahiliyye Dönemini hem zihniyetlerde hem de pratik hayatta tekrar hortlattılar. Kadını hor gören Hadisçi-Sünnetçi kafalar bir Müslüman kadının sosyal olarak aktif olmasını hayal bile edememeye başlayınca ayetteki SaYaHa kelimesini SaWaMa (oruç tutmak) ile karıştırdılar! Seyyah kadınlar yerine evlerinde kuzu kuzu oruç tutan kadınlar daha iyi kontrol edilebilirdi, hatta daha az masraflı olurlardı. Bu kelimenin fiilinin kullanılışı için 9:2 ayetine bakınız. SaYaHa kelimesinin oruç tutmakla hiçbir ilgisi yoktur; Kuran SaWaMa kelimesini kullanır oruç için (Bak:2:183; 4:92; 5:89; 19:26; 33:35; 58:4) Sondan ikinci kelime SaYiBat olup "dönenler, karşılık verenler veya duyarlılar" anlamına gelir. Bu kelimenin türevleri "ödül/karşılık", "sığınma yeri" veya "elbise" anlamlarında kullanılır. Örneğin 2:125; 3:195 ayetlerine bakınız. Dul kelimesinin Arapça karşılığı eRMiLe veya EYaMa kelimeleridir. Kuran dul ve bekâr için EYaMa kelimesini kullanır (24:32). Ayetin en son kelimesi olan eBKaR ise "gençler", "erkenciler", "ilk doğanlar" veya "öncüler" anlamlarına gelir ve bildiğimiz nedenlerden ötürü anlamı "bakireler" olarak tahrif edilmiştir. Bu tahrif sonucu birden çok bakire kadınla yani kızlarla evlenme kutsanmış oluyor. Bakire kelimesinin Arapçası BeTuL veya A'DRa'dır (Bak:3:41-19:11-19:62-25:5-33:42-40:55-48:9-54:38-76:25) Ayetin gerçek meali şudur: 66:5-Sizi boşarsa, Efendi ona, belki sizin yerinize sizden daha iyi, (Tanrı'ya) teslim olanlar, gerçeği onaylayanlar, adayanlar, yönelenler, hizmet edenler, aktif olanlar, duyarlılar ve öncüler verir.
  25. (Al-i İmran) 85. Kim İslam’dan başka bir din ararsa Allah onun aradığı o dini asla kabul etmeyecektir. Ayrıca o kişi ahrette Allahın rahmetini kaybedip hüsrana düşenlerden olacaktır senin mantığına göre, tevrat ve incil 1400 yıl öncesinden tahrif olduysa, 1400 yıl önce inen kuranda neden tevratı öven tevratla ilgili ayetler var? madem tevrat ve incil tahrif olmuş, 1400 yıl öncekı kuranda tevrat ve incille ilgili ayetlerin olmaması gerekiyor.. zaten son din islam , değilmi? senin yalnıldığın nokta şu kuranı 1400 yıl önce değil. 4.500 yıl önce yazılmıştır. muhammed isim değil sıfattır. islamın gerçek peygamberi musadır.. musa tevratı 15 yı lsonrada kujranı yazmıştır. ayetlerde bunu ispatlıyor. ayrıca muhamed ismi 1 kere geçmesine rapmen ayetlerin çogunda musa ismi geçmeside musanın kuranı yazdıgını açıkça ispatlıyor.. Musa ile Yusuf zamanındakiler hükümdarlar farklı insanlar. 3:85 ile 2:41 gibi ayetler arasında çelişki yoktur. İlk önce" İslam" kelimesinin anlamını bilmeniz gerekir. Anlamı "barış/sadece Allah'a teslim olmak" anlamı vardır. Yahudi ve Hristiyan olan insanlar Allah'a teslim oldukları ve Ahirete iman ettikleri için cennete gidecektir. 3:85'de bahseden şey budur. Konuyu bilmeden hemen ayetin üzerine atlıyorsunuz.
×
×
  • Yeni Oluştur...