Jump to content

Kaz

Normal Üye
  • İçerik sayısı

    128
  • Katılım

  • Son ziyaret

İletiler bölümüne Kaz kullanıcısının eklediği dosyalar

  1. İslam ırkları ideolojik olarak bünyesinde toplamaya çalışır bunu yaparken de bireyi kendi ırkından soyutlamaya çalışır arap menşeilidir kendi içinde uyumsuzdur oysa türk bir ateist ile yunan bir ateist ayrı şeylerdir ateizm yunan menşeili de olsa farklı ırkları etnik bir birleştiriciliği yoktur, en uyumlu birlik kendi değerlerimizden yola çıkarak kurabileceğimiz bir birliktir. Global olarak düşünüldüğünde islam birliği diye bir şey yok, yerel olarak mesela türkiyede islama tabi bir milletin uyumlu bir birliği var çünkü daha homojen(türk-islam) ama bir yerde kendini müslüman hisseden biri kendi ırkından birini öldürebiliyor işte islamın bölücüğü de ırksal zeminde değil ideolojik olarak başlıyor, islamcılara göre de türkçülük gibi etnik unsurlar islamı bölen bir etken, ama her halükarda dış bir etken yüzünden kavga dönüyor odağı savaştan uzaklaştırmak lazım, aklıma gelmişken şöyle bir yazmak istedim.

  2. Kuran yırtmak istemeden de olsa dini değerlerden yola çıkarak bölücülüğe zemin hazırlamaya gider, tarihsel bağları olan insanlar birbirine daha olgun yaklaşabilir, başka bir ülkeden internet üzerinden kuran yırtmak kötü bir örnek oluşturuyor onu yapacağına kayıtsız kalsa daha iyi, Turan Dursun öldürüldü diye tanrı inancı çerçevesinde birbirimizi öldürecek değiliz, herkes ateist olacak diye bir şey de yok. İletişim kurmak söz konusuysa adam yerine koymak ve ortak şeylerden(dil,ırk,felsefe,bilim) hareket etmek zorunludur eğer amaç kavga etmekse tek ortak nokta savaştır. Bugün islam kardeşliği için ırkdaşını öldürene biz türklüğü hatırlatmalıyız. Rakibinin dikkatini nereye çekersen mücadele de oradan devam eder buna dikkat çekmek isterim eğer eline silah alırsan rakibin de silah alır, bence ortak şeylerden yola çıkıp bilim ve felsefeyle oyalamak meşgul tutmak daha mantıklı bu tür uğraşlar doğası gereği insanı geliştirir, değiştirir ve medenileştirir artık bilim ve felsefeyi dinlerini savunmak için kullanmalarına tahammül edeceğiz. Toplumlar teolojik evreden pozitivist evreye dönüşüm sürecindedir ve sürecin gerektirdiklerini daha sancısız atlatmak için can yakıcı yollara başvurmamak gerekir, işlenen cinayetler faillerinin itibarlarına zarar verir ve onları canavarlaştırır, yine kuran yırtmak da bence gerici(gerginlik) bir davranıştır.

  3. 26 dakika önce, Teşup'unOğlu yazdı:

    99 Gölcük depremi. Kuran sohbetindeyiz. Sohbet anlatan arkadaş batıda dinden uzaklaştıldığı,kuran yırtıldığı,okuma yapılmadığı için bu tür doğal afetlerin yaşandığını anlatıyor. Birde adamın biri yurtdışında kuran yırtmış ta, evinde durduk yere yangın çıkmış ta , tüm sevdikleri ölmüş te. Blablabla.

    O dönemler ağzım açık dinlerdim, ortamdaki herkes öyle. Şimdi kıçımla gülüyorum.

    Türkiyede neler oldu fetöcüler samanyolu dizileri nasıl böyle Allah korkusu aşılıyorlardı ama şimdi hiç bir şey eskisi gibi değil, ama kuran yırtma olayı tahrik edici olduğu için kötü sonuç verebilir, inancında takıntılı biri bu sebepten cinayet işler. Okullarda ve kuran kurslarında verilen din eğitimini hesaba katarsak kuran yırtan biri iyi bir intiba bırakmayacaktır.

  4. Toplumsal bir değişim olmadan siyaset yoluyla değişim kalıcı olmaz, siyasette sandığa gidip oy atmak dışında bir müdahale söz konusu değil, önce toplum hırsız olmayacak ve hırsızlığın faturası da bir günah keçisine yüklenmeyecek yoksa daha çok soyuluruz, Türkiyede tarihsel olarak kaynakların adil dağatılması diye bir şey yok kaynak kavgası var.

  5. İnsanların kuran yırtınca maymuna döneceklerini düşünmeleri inanılması güç bir şey. Kuranın korunması konusu onun lafzıyla ve manasıyla korunmasıyla alakalı yırtılamayacağıyla ilgili değil. İnternetten kuran yırtmak müslümanları düşman olarak muhatap almaktır böyle bir ortamda diyalog mümkün olmaz yani bu hareket bence entellektüel bir çaba olamaz öyle görülmesi de zor ve belirsiz olurdu. Müslümanlar çokluk konusunda ve nesilleri konusunda çok takıntılıdır ama din biyolojik olarak geçen bir şey değil buna rağmen islam şeriatı mürtedleri toplumdan dışlamaya meyillidir özellikle aile hukukunda mürtedlere nikahta düşmez devam eden bir nikah da düşer çünkü olay asimilasyon yoluyla soy tüketmek ama bana kalsa bir insan birini şeriatından dolayı olduğu gibi kabul etmiyorsa düşünmeye değer bir durum yok namaz kılmaktan azat olmak bile özgürlüktür böyle daha iyi, konuya dönersek ateist olmak ferdidir dolayısıyla bir ateist ümmeti diye bir şey yoktur ateist olmak biyolojik olarak soya geçmez ancak inançsızlıkla açıklanabilir.

    Müslümanlar ateistleri ümmet olarak görürler kültürel değerleri onların bizi böyle algılamalarına izin veriyor bunun da dezavantajları olacaktır, müslümanlar felsefe denen illete bulaşmayıp fıkha ve şeriata bağlı kalsalardı müslümanlarla diyaloğa dayalı ortak bir ilişkimiz asla olmazdı -hatta müslüman bir toplumdan ateist bile çıkmazdı- kuran yırtarsak da asla olmayacak. Kelam dahi islama girerken ilk başta kabul görmemiştir çünkü felsefeyi kullanır aşağı yukarı bidat ve ihdas edilmiş yeni yabancı bir şey olarak algılanmıştır. Tanrı yok biz inançsısız demek ise bambaşka bir şeydir müslümanlarla bu bilimsel felsefi zeminlerde tartışılıyor ama kuran yırtarsan iş biter müslümanlar nezdinde onlardan bilim, felsefe ve kelamla uğraşanların eli zayıflar bunların işlevi sorgulanır her şey eski cehaletine geri döner.

  6. 17 saat önce, gercegedogru yazdı:

    İnsanların yeme içme alışkanlıklarını -aynı inançlar gibi- içinde yaşadığı toplum şekillendirir.Bize çocukluğumuzda ne yedirildiyse ona alışkın olarak büyüyoruz ve alışkanlıkların değişmesi çok zor bişey.Ayrıca ateistlerin önemli bir bölümünün hayvanlara olan vicdan ve merhametinin inançlı insanlara göre daha fazla olduğunu düşünürsek,hayvanları herhangi bir yiyecek kaynağı olarak değil yaşama hakkı olan bir canlı olarak görmelerinden dolayı etoburluğa değil vegan-vejetaryen yaşam tarzına daha yakınlardır.

    Hayvanların endüstriyel amaçlar uğruna genetiklerinin manipüle edilerek üretim artırılma çalışmaları onlar için acı dolu, hayvanlar gıda olarak görülsün veya görülmesin yaşamları sürecinde daha uygun koşullarda ve uzun yaşama hakkına sahip olduklarına inanıyorum yani hayvanlar için hayvancılık ciddi fedakarlıklarla mesela ekonomik fedakarlıklarla iyileştirilebilir.

     

    Fikrimce hayvanların gıda olarak görülüp görülmemesinin fikri tartışmadan çok pratikte düşünülmesini daha önemli buluyorum örneğin vegan biri besi hayvancılığıyla uğraşmayıp et de yemeyebilir bunun tersine et'i gıda maddesi olarak gören insanlar da daha iyileştirilmiş şartlarla hayvancılığı benimseyebilirler ve et de yiyebilirler, hatta belki de bir gün yapay et üretimi daha ekonomik olursa yine hayvanlar daha az acı çekerler.

  7. Müslümanlar Ateizme gelince onlara her şey helal mantığında düşünüyorlar, ateist bir kız da bana bir Müslümanın benimle yat nasılsa sana zina yok dediğini anlatmıştı, terbiyesizlik başka bir şey değil aynısı Müslümanların başına gelse tarihsel olarak Müslüman bir kadına taciz edildiği için Benî Kaynukā‘ Yahudilerini Medine'den çıkartmışlardı.

  8. Müslümanlar bir korku ortamı yaratmak pahasına etraflarına baktıklarında zahirde müslüman insanlar görmekten hoşlanırlar. İslam kaynaklarında Ebu bekir döneminde ridde olaylarından dolayı zekat vermiyoruz ama müslümanız diyen insanlara da savaş açılmıştır burada islam devletine vergi yani zekat toplanabilmesi o grupların müslüman olarak tanınmasına tercih edilmiştir, zekat üzerinden vergi vermek allaha ibadet boyutu kazanarak bu durum islam devletinin otoritesini güçlendirmiştir bunun üzerinden imanda amel öncelenmiştir. Yönetimin müslüman olması gayrimüslimler açısından da vergi olarak karşılık bulmuştur bu sayede kendi toprakları üzerinde yaşayan insanları koruma adına para almışlardır ama bunun aksine müslümanlar insanların kendilerinden güvende olduklarını iddia etmektedirler. Müslüman coğrafyalarda müslüman olan insanlardan (mevali) dahi cizye ve haraç gibi vergiler alan müslüman yönetime  zekat vermek dahi doyurucu gelmemiştir. Müslümanlara koşulsuz biat edilmesi tarihsel olarak baklıdığında ekonomik olarak daha güçlü bir canavarın gelişmesine sebep olmuştur bununla beraber gayrimüslimleri ekonomik olarak yıpratmıştır . Günümüzde ise müslümanlık imanda daha manevi ve kalbi duygular üzerinden hamle yapmaktadırlar çünkü eğer inandırmayı başarırlarsa sonrasında ibadetin de geleceğini biliyorlar, islama yabancı olan insanlara yavaş yavaş islamı ısındırıyorlar hatta namaz kılmayan insanlara da hoşgörülü yaklaşıyorlar (onlara göre namaz kılmamak hoşgörü gerektiren bir şey) ama geçmişlerinde müslümanlar zekat vermeyenlere imanda amel konusunda hiç hoşgörü göstermemişlerdir.

  9. On 17.02.2008 at 02:12, Emre1974tr yazdı:

    Ali İmran Suresi 14 kadınlara, oğullara, altın ve gümüşten oluşturulmuş yığınlara, salma atlara, davarlara ve ekinlere tutkunlukların sevgisi, insanlar için süslenip püslenmiştir.Tüm bunlar geçici-iğreti hayatın nimetidir.Allah’a gelince, varılacak yerin en güzeli onun yanındadır.

    Bu sureye bakarak sıkılmadan ayetin kadınları mal olarak gösterdiğini iddia eden ateist arkadaşlar, oradaki "cinsellik" vurgusunu görmek istemezler. Kaldı ki ayette mal değil, nimet ifadesi geçmektedir.

    Şimdi onların çarpıtma sevdalarıyla olaya bakalım. Bu bağlamda erkek çocuklar mal olarak sunuluyor ve kız çocuklarının üstünlüğü vurgulanıyor demeleri gerekir. Ama şaşkınlıklarından ne diyeceklerini şaşırıp duruyorlar zaten. Çelişkilerini de kendi elleriyle ortaya çıkarmak istememelerini de normal karşılamak gerekir.

    Selam ve sevgiler.

    Şehidlik mertebesini satmak için muhataba söylenecek en süslü sözler bunlar olabilir, allaha ulaşmak isteyenlere başkalarının hayatına kastetmedikleri müddetçe iyi yolculuklar.

    Kadın erkek sosyal statü olarak eşittirler ancak bu ayete dayanarak söylemiyorum, bu ayet dünya nimeti ile ahiret nimetini ayrıştırıyor, nimet olarak saydığı şeyler de gayet açık. Kadın mal değilse nasıl savaş ganimetinde pay olarak düşebilir ama bütün erkekler öldürülür, eskiye gericilikle imrenerek bakmamak lazım.

  10. Tarihsel olarak münafıklara baktığımızda münafıklar gerek savaşta gerek o dönemin toplumunda müslamanlarla aynı safta ve iç içe olmuşlardır bunda menfaat, dönemin kabileci zihniyeti, siyasi ve ekonomik sebepler rol oynamaktadır ancak münafıkların zihniyeti ile müslümanlarınki uyuşmadığından müslümanlar münafıkları öteki olarak görmektedir oysa ki o dönemdeki münafıkları müslümanlara içlemek daha doğru bir hareket olacaktır. Müslümanlar arasında bugün  osman hariç ümmeyeoğullarının çoğunun hatta muaviyenin(halife) müslümanlıklarına münafık nazarıyla ve şüpheyle bakılır ancak bu aile öyle bir mevkiye ulaşmıştır ki müslümanları yöneten konumuna gelip islamın sancaktarlığını üstlenmişlerdir bunun dışında da münafıklar islami kaynaklarda vardır bundan hareketle eğer bir şekilde münafıklar da müslümanlarla aynı gemide bulunabiliyorlarsa onlar elbette islamla içlenmek zorundadır, islama sadece arap toplumundan değil pek çok başka milletten insanlar girmiştir elbette bunlarla birlikte islama da bu insanların eski zihniyetleri dahil olmuşlardır.

     

    İslama farklı alışkanlıkların girmesi de bu alışkanlıkların sözde islamlaşması yoluyla olmuştur, kabilecilik islamlaşmasıyla müslüman akrabayı gözetmek olan sıla-i rahim olmuş osman döneminden bugüne kadar nepotizm olarak gelmiştir aynı müslümanlar kabilesinin şerefi için savaşan münafıklara acayip gözüyle bakmaktadır ancak cihatta bir acayiplik yoktur, bazı münafıklar savaşa hoş bakmamalarıyla kuranda eleştirilmişken allah kuranda savaşa teşvik ederek hızlı yaşa hızlı öl anlayışını savunmaktadır(münafık islam için savaşsa da savaşmasa da müslümana yaranamaz), yine kötü ahlaki özellikler de müslümanların içerdeki düşmanları münafıklar üzerinden eleştirilmekte dolayısıyla islam kendi içindeki şeytanı münafıklıkla var olmakta ve onları günah keçisi ilan ederek müslümanlara zeval gelmesi engellenmektedir, hiç bir zaman kötü vasıflar müslümanlara isnad edilememekte ve müslümanlar eleştirilememektedir bununla bağlantılı olarak kuran ve Allah yahudileri eleştirirken hep genelleyici bir üslup benimsemekte onların içinden de erdemli insanlar olma ihtimalini hesaba katmamaktadır, kuranın yahudileri eleştirmesi üzerinden kurduğu yahudi öğretisi bile bütün yahudilere genellenebilir özellikte değilken kuran bu tarz söylemler kullanmaktan çekinmemiştir(Ezra meselesi üzerine tevbe 30) yine kuran bazı yahudiler üzerinden tüm yahudileri kötü ahlaki özellikleri üstünden aşağılamıştır.

  11. Abese suresinde peygamberin putperest önderleri islam dinine ikna etmek için uğraşırken bir körden rahatsız olması konusu işlenir ve sözde Allah Muhammedi kınar, bu olaydan hareketle putperestlerin müstağniliği vurgulanır. Burada olan ise zavallı kör bir adam üzerinden putperestlerin aşağılanmasıdır, dikkat edilmesi gereken nokta peygamber neden ilk başta önde gelen insanlara islamı tebliğ ettiğidir, amaç islamın daha hızlı ve kolay benimsenmesidir ki müslümanlar sayıca artabilsin bu durum Ömer bin hattab'ın vurguladığı gibi araplar nereye çeksen gelen uysal develere benzer zihniyetinden kaynaklanmaktadır, hucurat suresinde de arapların müslümanlığı eleştirilse de bu durum müslümanların müslümanlaştırma politikalarının sonucundan kaynaklanmaktadır, savaşlar ve tebliğ yoluyla islam bütün arap yarımadasına yayılmıştır, nasr suresinden hareketle allahın yardımı ve zafer ile kastedilenin mekkenin fethi olduğu gibi, bunun dolayısıyla insanların gruplarca islama girmesi ile müslümanlaştırmadan maksat çokluk ve fanatizm yoluyla müslümanların müslüman bir toplumda refah ve huzura ermesidir, ancak tarihsel olarak bu böyle olmamış bu fanatizm haricilik gibi fırkalarla müslümanların elinde patlamıştır fırkalaşmadan dolayı müslümanlar kendi içinde de rahata erememiştir. Maun suresinde bahsedilen bozuk kişilikte insanlar münafıklık olarak ortaya çıkmıştır, biz burada münafıklığı da islamın problemi olması itibariyle islama dahil olumsuz bir sonuç olarak düşünmeliyiz tabiri caizse münafıklık da islamdır çünkü onlar zahiren müslümandır, bütün bunlar islamın pervasızca geniş coğrafyalara yayılması ancak müslümanların asıl amacının kasalarını doldurmak ve topraklarını genişletmek olmasıdır ama bugün müslümanlar geçmişlerini eleştirseler de onların müslaman bir coğrafyada yaşaması da islamın pervasızca yayılmasındandır.

  12. Realist olmak gerekirse ölmeseydi yaşayacaktı diyebilmek için gerçekçi koşulların oluşması zorunludur bunu şöyle bir örnekte açıklamak istiyorum.
    A evreni diye bir evren olsun ve bu evrende öyle insanlar yaşıyor olsun ki serçe parmak ameliyatı olduklarında 100 sene daha fazla ömürleri artabiliyor olsun ve bu ameliyatı tekrarladıkları sürece ölmeyecek olsunlar.
    Yukarıdaki değişmez koşula dayanarak şunlar söylenebilir olur:
    1) x kişisinin serçe parmak ameliyatına parası yetseydi yaşayacaktı.
    2) y kişisinin serçe parmak ameliyatına parası yetiyordu ama ölmek istedi.
    3) z kişisinin serçe parmak ameliyatına parası yetmeseydi ölecekti.

    şöyle olsaydı ölecekti şöyle olmasaydı ölmeyecekti diyebilmek için buna benzer koşulların oluşması gerekiyor ki biz gerçekçiliğe dayanarak böyle cümleler kurabilelim, aksi takdirde olmamış bir şey için olası bir gelecekten bahsetmek bu yönde cümle kurmak gerçekçiliğe dayanmaz.

  13. İnsanlar bir şeylerin etkisinde kalarak bir şey yapmaya karar verir onu yapmayı kafaya koyar sonra o şeyi ya yapar ya yapmaz, insan yapmak üzere olacaği bir şey sebebiyle öledebilir vazgeçseydi yaşayacaktı demek kolaya kaçmak çünkü insan zaruri bir ihtiyacını karşılarken de ölebilir ve bundan vazgeçmek gibi bir seçenek de yoktur, psikoloji bozmamak için örnek vermiyorum bu tarz şeyler üzerine düşünmek beni de rahatsız ediyor, konuya dönersek uçağa binmeseydi diyebilmemiz için uçağa binmiş olup ölmesi gerekiyor ama uçağa binseydi ölecekti diyebilmemiz için de uçağa binmekten vazgeçmiş olması gerekiyor, uçağa binmek bir davranış olduğu gibi vazgeçmek de bir davranıştır, dolayısıyla adam veya kadın ya uçağa binip ölmüştür yada uçağa binmeyip ölmemiştir, ya sağa sönmüştür ya da sola dönmüştür. 4 şeritli bir yoldan giden bir arabanın hangi şeritte gideceğini bilemezsin ama yol tek şeride düşerse hangi yoldan gideceğini kesin olarak bilebilirsin.

  14. Birey olarak şahsımıza karşı görüşlerimizden kaynaklı olarak toplu veya bireysel olarak aşağılanmaya maruz kalmadığımız sürece kendimize yapılmasını istemediğimiz bir şeyi başkasına yapmamalıyız aksi takdirde toplumu kin ve düşmanlığa yöneltmiş oluruz, bunun sonuçları da insanların hayat kalitesini artırmaya yönelik bir fayda sağlamaz, bana göre dinin dokunulmazlığı onun körü körüne kutsanmasındandır, Müslümanlar odasının en güzel yerine koyup tahsil etmediği o kuranın yırtıldığını görürlerse ona yapılan saygısızlığa ve onu yapan kişiye karşı doğal olarak düşmanlığa yönelirler bu da başka bir düşmanca tepkiye sebep olur, böyle cahilce bir kısır döngüye girmemek daha faydalı olur. Bir kitabı yırtmak için tutmanın veya ilk başta almanın bir mantığı yok.

  15. Ben islamda mürted öldürülür derken bile islamdan çıkanlar için tedirginlik hissediyorum kuran yırtarak müslümanların tepkisini çekmek desteklenebilecek bir şey değil böyle davranarak ateizme bir katkıda bulunmaktan ziyade o videonun altındaki yorumlara bakarak müslümanların aşağılanmışlık duygusuyla islamı daha da kimlik haline getirdiklerini görüyorum, ateistlerin bilmediği bir şeydir ki müslümanlar arasında bile ateizm onların zaman zaman birbirlerini itham ettikleri bir şeydir mesela yaşar nuri deizm üzerinden itibarsızlaştırılır bunun aksine ateistler kendilerini aydın olarak görürler ama toplum çoğunlukla müslüman bunu dikkate almakta fayda var, pek de faydalı bir şey yaptığını düşünmüyorum.

  16. Bir saat önce, nogodbutAllah yazdı:

    uykuda olan biri sobadan çıkan yangını görmediği bilmediği için adeta gaflet uykusunda olduğu için oda kaçamıyor

    bir kere iradesiyle uyumuş olması yeterlidir ateşin de doğası gereği yakıyor olması yeterlidir.

    Bir saat önce, nogodbutAllah yazdı:

    intihar eden kişi de silahın kendisini öldüreceğini bildiği halde o fiili yapıyor
    ama misal tabancada mermi olduğunu bilmeden kurcalayan da kendini vurabiliyor
    sonuç aynı ölüm ama sebeb niyet farklıdır intihar günahtır ama diğeri kazaen gitti  yani mazereti var

    her halükarda silah ateş almıştır.

    Bir saat önce, nogodbutAllah yazdı:

    şekerin sigarının zararını kaç kişi bilmiyor
    bildiği halde de o fiili yapmaktan kendini alıkoyamıyor 

    zararını bilse de bilerek isteyerek sigara içiyorlar, mesele fayda zarar değil sen fiileri tasnif ediyorsun...

     

  17. 27 dakika önce, nogodbutAllah yazdı:

    insan bir fiili bilerek te yapabilir
    ancak fiilin esası ilim ve bilgi değildir
    yani bilmeden cehalet ile veya doğru bildiğimiz ama aslında yanlış olan şeyleri de çokça yaparız
    bir fiili  tam ve doğru bilerek yapmak en iyisi ve kamil olanıdır
    ancak bilmeden bir fiil işleyemem demeye kalkarsak hiç bir şey yapmamamız yada çok az şey yapmamız gerekir
    o halde bilme ile fiil arasında kopmaz ve ayrılmaz bir ilişki yoktur.

    Ne yapacağını bilmeden bir şey yapamazsın sağa döneceğini bilmeden sağa dönemezsin, cehaletle ve doğru bildiğimiz demişsin sonra fiil ile bilgi arasında kopmaz bir ilişki yok demişsin çelişkili ifadeler kullanıyorsun, yanlışlıkla yaptımız eylemlere gelirsek mesela sağa dönerken bilmeden veya yanlışlıkla karıncayı ezmek fiilini de yürüme eyleminin sonucu olarak yaparız ama mesele karıncayı yanlışlıkla ezip ezmediğimiz değil mesele sağa veya sola dönmek o fiili kimin yaptığı ilk başta anlaşılırsa onun sonucu yanlışlıkla veya değil meydana gelen fiilin faili de sorumlusu da ortaya çıkar. Senin yaptığın ise ayrıntıya sokmak suretiyle tartışmayı uzatmak işin özü basite indirgeyince anlaşılır, bol örnek vererek kavramayı kolaylaştırmıyorsun ikna ediciliği artırmaya çalışıyorsun. Bir fiilin sonucu bir şeyin olması tevlid tevellüd olarak mutezilede ele alınmıştır onlar zaten insan fiilini kendi yaratır diyorlar bu yüzden allahın ilmiyle ilişkili onun geleceği bilmesi konusu boşa çıkıyor.

  18. 1 saat önce, Pitaya yazdı:

    Tanri herseyin yaraticisidir. O zaman kavramindan munezzehtir. 

    Tanrı her şeyin yaratıcısı olmasının sonucu olarak insan fiillerinin de yaratıcısı gerekiyor, zamandan münezzeh olmasının sonucu olarak da zamanla ilişkisiz ona müdahil olmayan olması gerekiyor dolayısıyla zamandan münezzeh bir tanrı ilk hareketi vermek dışında bir şey yapmayan deizm modelindeki bir tanrı olabilir.

    1 saat önce, Pitaya yazdı:

    Tanri insan hayatinda yasadigi sure icerisinde milyonlarca yol yaratmistir ve bu yollar icindede yine verilen kararlara gore milyonlarca farkli yollarda yaratmistir.

    Tanrının geleceği bilmesi gelecekte olacak spesifik bir fiili bilmesiyle alakalıdır örneğin birinin sağa veya sola gitmesi koşulunda spesifik olarak sağa mı gidecek sola mı gidecek onu bilmesi tabanında tanrının geleceği bilmesi tartışılır bununla birlikte sen sağa da gitsen sola da gitsen bu fiilleri tanrı yaratacaktır, kilit olan nokta ise tanrının insanın irade etmesinin ne olduğunu bilmeden o fiili yaratamayacağıdır bu durumda tanrı geleceği de bilmez mesela sen bile ne yapacağını bilmeden bir fiilde bulunamazsın beyninle uzuvların arasında irtibat var tanrınında ilmiyle kudreti arasında irtibat var gibi düşünmek gerekiyor. İnsan iradesi tanrıya insandan önce malum olmadan insanın irade etmeye de istitaatı olmaz çünkü onu da tanrının yaratması gerekir dolayısıyla tanrının alim-i mutlak sıfatından cebriye çıkar yine bu alim-i mutlak zamanla bir şekilde ilişkili olmak zorundadır çünkü tanrının bir sıfatı bile evrenle ve zamanla ilişkiliyse bütün sıfatları da evrenle ilişkili olmak zorundadır eğer tanrının evrenle ilişkili olmayan bir sıfatı varsa bile bu bizi ilgilendirmeyecektir bundan dolayı da tanrıyı tam olarak tanımlayamayız, tanımlayamadığımız bir şeyde zihnimizde karşılık bulmaz.

    Olan kısacası şudur ki Allahı öven, tenzih eden, abartan mübalağa babındaki sıfatları felsefi tutarlılık açısından incelendiğinde müslümanların elinde patlıyor bu kelamcıların problemi...

  19. Elinde köpeği savuşturabilecek bir sopan varsa yine köpekten korkmazsın onun sahipli olup olmamasına güvenmemek lazım eğer aşı vurulursak da bu virüsü savuşturma şansımız var yoksa covid-19'un kudreti allah'ın elindeyken onun bizi hasta etmesini veya onun allah'ın belası olup olmadığını düşünmenin pratikte bir faydası yok, önleyemediğimiz sürece uzaydan gelebilecek bir tehlike için de bir şey yapamayız ölümde acınacak bir şey yoktur bilmedikleri halde onda ahireti arayanlar da yaşayanlardır, bir şeyi kesin olarak bilmeden rahatlamak için de inanmak gerekiyor ölene kadar sürecek bir kuruntu ve kendini kandırmaca...

  20. Dünyevi olan için ilahi bir beklenti içine girmek insan için duanın sürecinde dinin uyuşturuculuğuna ve istenen şeyin onun gözünde büyümesine ilişkilenir, yağmur yağması insan zihninde dünyevi bir şeydir dua sonrasında yağmurun yağması ise insan tarafından dünyevi olanın ilahi olanla ilişkilendirilmesi sonucunu doğurur ona göre allah yağmur yağdırmış olur dolaylı olarak da hem süreçte hem de sonuçta ürün vermesi bakımından duanın fonksiyonel olduğu sanılır. Dua edilen şey gerçekle ilişkiliyken dua etmenin kendisi fantastik bir şeydir yine müslümanların ahirete yönelik duaları da gerçekte olmayan şeylere yöneliktir cennete gitmek için dua etmek gibi. Bir beklenti dua ile ilahi bir boyut kazandığında onun motivasyonelliği daha da arttığı gibi istenilen şeye yönelik saplantı da aynı oranda artar bu dua edilen şeye göre çeşitlilik gösterir.

×
×
  • Yeni Oluştur...