Jump to content

ck789

Normal Üye
  • İçerik sayısı

    515
  • Katılım

  • Son ziyaret

Topluluk Puanı

0 Neutral

1 Takipçi

ck789 Hakkında

  • Derece
    Advanced Member

Güncel Profil Ziyaretleri

352 profil görüntüleme
  1. ck789

    Sosyalizm nedir?

    sermaye birikimi kapitalizmin içinde matematiksel olarak mevcuttur ve birçok kötülüğün sebebi budur. bunu reddetmenin bir anlamı yok. sermayesi çok olan daha az riskle çok daha fazla kazanç elde edebilir. bu da finansal gücün merkezileşmesine yol açar. fakat bugünkü ekonomik sorunların sebebi kapitalizmin bu içsel sorunu değil sağlıklı rekabet ortamının yani kapitalizmin en önemli direği olan serbest piyasanın sağlanamamasıdır. tabi iki sorun birbiri ile ilişkili. bizdeki serbest piyasa algısı da çok çarpık. koca koca adamlar maske stoklayıp hastalık artınca satmayı yatırım yapma olarak görüyor. yatırım anlayışı karaborsacılık, tekelleşme, krizi fırsata çevirme olan bir ortamda sağlıklı bir serbest piyasa ve kapitalizmden bahsedemeyiz. banka reklamlarında bile altın almayı, ev almayı, döviz almayı yatırım gibi lanse ediyolar. gerçek sosyalizm sovyetler değilse çin değilse gerçek kapitalizm bu hiç değil. adam smith girişimcilikten bahsederken evler pahalanmadan ev almaktan bahsetmiyordu. teyze temsili türkiye ekonomi anlayışı. bu anlayış serbest piyasa kabul edilip bunun üzerinden kapitalizm eleştirisi yapılıyor. reel sosyalizmin sermaye birikimine cevabı nedir, sermayeyi devlet elinde toplamak mı? e baştan merkezileştirdin. herkes devletin eline bakıyor, bu mu finansal özgürlük? çözüm özel mülkiyeti kaldırmak değil, gücün yetiyosa zihinlerdeki mülkiyet kavramını kaldırmak. onu da milletin malına çökerek yapamazsın. böyle bir ortamda tek konu mülkiyet olur. odadaki fil de devlet olur. kendi vatandaşın ülkenden kaçmasın diye duvar örersin. sermaye birikimi kapitalizm için neyse berlin duvarı da reel sosyalizm için odur.
  2. ck789

    Sosyalizm nedir?

    savaş bitip ekonomi politikalarının ciddi anlamda ilk ele alınışı izmir iktisat kongresinde oluyor ve burada da devlet kontrolündeki bir ekonomiden çok yerli sermayenin ekonomiye katılmaya çalışıldığını görüyoruz. türkiye iş bankasının bizzat devlet eliyle (ya da parti eliyle) açılması bile bu politikaları doğruluyor. cumhuriyet dönemindeki devletçi politikaların bir numaralı sebebi yerli, bilinçli bir sermaye sınıfının olmamasıdır. sosyalizmdeki gibi burjuvazi karşıtı bir hareket yoktur bu dönemde. kalkıp saltanata karşı yapılmış devrimi sermayeye karşı yapılmış gibi değerlendiriyorsanız fransız ihtilaline kadar dönüp tarihteki sözde sınıf mücadelesini o açıdan değerlendirin. cumhuriyet devriminin belki de en önemli amacı, özelliği merkezileşen gücü halka, bireye dağıtmaktır. saltanatın elindeki siyasi gücü meclis ile dağıtırken yine saltanatın ve azınlıkların tekelindeki sermaye gücünü ise iş bankası ve izmir iktisat kongresindeki temeli atılan diğer çalışmalar yerel girişimler halka dağıtmayı hedefliyor. tamamen devlet kontrolündeki sözde sosyalist bir ekonomi olsaydı bugün stalin türkiyesini yaşıyor olurduk. bugün bile türkiye ayakta durabiliyorsa işte bu sermaye gücünün halka dağıtılması sayesinde var. siyasal güç merkezileşmesine rağmen dar da olsa bir yaşam alanı bulabiliyoruz. ha bu uğurda yapılan "devletçi" politika ise varlık vergisi olabilir. doğrusu yanlışı siyasi olarak tabi ki tartışılır fakat o dönem koşullarında bunu azınlık odaklı bir sermaye "sınıfı" oluşmasının engellenmesi için yapıldığını söyleyebiliriz. reel sosyalizm uygulamalarındaki gibi sermaye gücünün devletin tekelinde merkezileşmesini görmüyoruz bu uygulamalarda. cumhuriyet döneminde olası "sınıf mücadelesi" olarak değerlendiriebilecek politik zeminlerin böylece önüne geçilmeye çalışılmıştır. türkiyede toplumsal sınıf oluşmaması için çaba gösterilmiştir. böyle bir ortamda sosyalizmin temeli atıldığını söylemek mümkün değil çünkü sosyalist bakış açısıyla türkiyedeki yeni rejim toplumsal sınıf kavramını bile reddediyor. bu da yetmezmiş gibi kendi eliyle özel girişimciliğin önünü açıyor. bunların nesi sosyalizmin temel iddiaları, ilkeleri ile örtüşüyor?
  3. ck789

    Kimya değişirse mantıkta değişirmi?

    fizik doğdaki mutlak varlığın tespitiyle falan uğraşmaz. gözlemlediği varlığı var kabul eder. bu bir önkabuldür, bu konuya ektra kafa yormaz, üzerinde çalışma yapmaz. bu felsefenin işi. fizik ile matematik ile varlık kavramı incelemeye çalışmak mümkün değil. her varlık felsefesi akımı farklı bir metod kullanıyor. hegel ile marksı aynı kefeye koymak mümkün değil. temel aksiyomları farklı.
  4. ck789

    Kimya değişirse mantıkta değişirmi?

    böylece hegel in kant ın da salak olduğunu öğrenmiş olduk.
  5. ck789

    Tanrı iyi insanları sever, kötü insanları sevmez.

    En büyük sorun burada başlıyor. Eğer neyin doğru neyin yanlış olduğunu vicdanımızla karar verebiliyorsak dinlere temelde ihtiyacımız yok demektir. Vicdan göreceli olduğu için doğru yanlışı dinlerde aramıyor muyuz? Neyin doğru neyin yanlış olduğunu akıl vicdanımızla biliyorsak dinlere ne konuda ihtiyacımız var? Dinlerin varlığı, yokluğu aklı ve vicdanı ile doğru ve yanlışı bilebilen bir insanın hayatında nasıl bir önem arz ezebilir? Diğer yandan insanın doğru yanlışı dinler olmadan bilemeyeceğini düşünelim. Bu durumda hangi dinin doğru olduğunu neye göre tartıcaz? Önümüze konan bir sürü inanç anlayışı var, mantıklı bir insan doğduğu coğrafyada hakim olan, toplumun önüne koyduğu dini, inancı değil aklına vicdanına yatanı kabul edecektir. Vicdanımız bizi doğruya götürmüyorsa doğru dini neye göre seçeceğiz? Her türlü asıl karar verici din değil, insanın bireysel aklı ve vicdanı oluyor. Bir dini kabul ettiğimizde vicdanımızı bir yerde o dinin ahlak anlayışına teslim etmiş oluyoruz ama ilk aşamada bu kararı yine kendimiz verdik. İlk aşamada verilen vicdanın verdiği bu karar doğruysa, dinleri kabul etmeden her aşamada aynı vicdanın verdiği karara neden güvenemiyoruz? Neden illa ki bir dini kabul etmek durumundayız? Mutlak ahlak anlayışı bence dinlerin en önemli argümanıdır. İnsan matematiği, doğa kanunlarını incelediği gibi ahlak kavramını incelemiyor. Ahlak anlayışı her türlü kişisel ve göreceli kalıyor, zaman göre topluma göre bireye göre değişiyor. Dinler bu karmaşada çözüm olduğu iddiasında ama hangi dinin hak din olduğuna yine kendimiz göreceli vicdanımızla karar veriyoruz. Bence bu ciddi bir sorun.
  6. onluk sayma sistemi parmak sayımızdan gelebilir bunda bi gariplik yok. en ilkel çağlardan beri sayıları kullanıyoruz. sayma kültürü en köklü kültürlerimizden biri bu nedenle hiçbir alete dayanmadan her koşulda parmaklarla dahi kullanıbilecek bir sistem en "doğal" sistemdir. peki en "ideal" en iyi sistem midir? öyleyse neden düzine diye bir kavrama ihtiyacımız olmuş? demek ki onluk sistem her alanda en sonucu verememiş, daha işlevsel kavramlara ihtiyacımız olmuş. sayma ile ilgili beyinde soyut el canlandırılması yapılması durumu da muhtemelen çocuklarla ile ilgili bir durumdur. matematiğin tamamında böyle bir durum yoktur. türev integral ile uğraşan biri kafada böyle bir benzerlik yapmıyordur, soyut düşünme becerileri daha da gelişmiştir. benzer şekilde soyut düşünme becerisi gelişmiş bir yetişkinin de toplama çıkarma gibi saymaya yönelik işlemleri yaparken beyinde böyle bir görselleştirme yapan bölgeyi tetiklediğini sanmıyorum. Çocuklarda öğrenme aşamasında soyut düşünme yetenekleri henüz oturmadığı için böyle bir kafada el canlandırma durumu olabilir.
  7. ck789

    İncirlik ve Kürecik kapatılmalı mı?

    amerikanlar ağırlıklı olarak protestan değil mi katolik bishop ne alaka
  8. ck789

    Agnostik birinin çıkmazları

    Ben bu noktada bilime ters bir şey söylemiyorum. Evrimim temel mekaniklerini, görmek anlamak için biyolog olmamıza gerek yok. Mikroevrimi çok basit bir şekilde anlatan kısa süreli labaratuvar deneyleri falan var. Temel mekanizmlarını anladıktan sonra bunun tüm canlı türleri için geçerli olduğunu reddetmemiz için mantıklı bir sebep yok. Bu noktaya varmamız için de biyolog olmamız bu alanda uzman olmamız gerekmiyor. Bence herhangi bir uzmanlığı olmayan rasyonel bir insanın tarafsız bir gözle canlılığın işleyişine baktığında evrimi anlamaması, kabul etmemesi için bir sebep yok. RNA, DNA oluşumu konusunda ise gerçekten bir uzmanlık gerekiyor. Benim dediğim budur yoksa RNA, DNA çok karmaşık ya bunlar doğal yolla oluşamaz kesin puff diye yaratıldı falan demiyorum. Dini yorumlardaki yaygın yaratılış teorisi de DNA, RNA üzerinede kurulu değil. Rasyonel bir insan uzmanlığı olmasa bile araştırıp sorgulayarak canlılığın kökenini, temel mekanizmalarını buraya kadar takip edebilir. Hadi buraya anlayamadı diye buraya tanrı yerleştirmeye çalışsa bile ki -bu bile bir sürü farklı soru doğurur- yine dinlerin yaradılış teorisi ile uymuyor bu yaklaşım. Nurcuların sürekli "ben şuanı soruyorum" diretmesinin sebebi bu. Çünkü mantıklı bir insan olayın tarihsel sürecine bakmaya çalışır, analitik olarak incelemeye, yani bir yöntemi esas alarak çalışılr. Adamlar tüm bunları reddedip "ben şu anda nasıl oluyor, nasıl biliyorlar" diye insanları sığ, çarpık bir mantığa davet ediyor. Biyokimya uzmanı olmadan bile bunu görebiliyoruz. Benim vurgulamaya çalıştığım nokta bu. Nurcu safsatadan kurtulmak için ön koşul olarak bilimsel uzmanlığı koyamayız. Adamlar kendi görüşlerini aklın mantığın tek yolu olarak pazarlamaya çalışıyorlar. Gerçekte ise akıl mantık araştırma sorgulama ise bizi ortak kökene götürür. Adamlar burada alenen akıl mantığı sorgulamayı törpüyelerek kendi görüşlerni dayatmanın peşinde. Ben de bunu göstermeye çalışıyorum. Nurcu yöntemine baktığımda bu arz-talep olarak ortaya çıkmış gibi duruyor. Adamların yöntemi de evriliyor. Dün gönül gözü diyolardı şimdi yemeyince akıl gözü demeye başladılar. Usta-çırak örnekleri akıllı telefonlara, "forumda yazdıklarından seni görmeden de var olduğunu biliyorum"a falan evrildi. Mesela bu son argümanda itin götüne sokuldukları için muhtemelen bir süre sonra kaybolucak. Evrimsel süreç nurcu pazarlama mantığında da işlemeye devam edecek. Nurcular bunu kullanıyolar çünkü bunu yiyen sözde ateistler var. "Evet atom biliyor tabi kim bilecek tanrı mı bilecek" diye atlayanlar var. Adamlar da bu bilgi kirliliğinden yararlanarak siz toz zerresini atomu tanrı sanıyorsunuz falan gibi saçma sapan ithamlarda bulunuyorlar. Halbuki ateizmin vs. böyle bir iddiası tabi ki yok. Nurcuların gerçeği arama gibi bir derdi yok ki. Hangi argümanları tutarsa toplumda karşılık bulursa onların amacı için "işlevsel" ise onun ile ilave ediyorlar. Bu da yiyor. Adamlar resmen kendi argümanlarının toplumsal yaklaşımlara göre evrilmesine izin verip evrimi reddediyorlar. 3-4 kere buradaki nurcular tarafından yazıldı mesela "forumda yazdıklarından seni görmeden de var olduğunu biliyorum" argümanı. Bundan 2-3 yıl sonra bunu göremeyeceğiz muhtemelen, çünkü çok sağlam cevaplar verildi. Ama irade atom bilmemne adamların istediği muğlak zemini yaratmak için işlevsel olduğundan kullanılmaya devam edilecek.
  9. biraz arttırıldı sanırım. yetmez ama evet.
  10. ck789

    Fanatik ateistlerin motivasyonu

    ...
  11. ck789

    Agnostik birinin çıkmazları

    evet burada kendi önkabulleri üzerine kurdukları mantığa göre bir soru soruyorlar halbuki böyle bir durum yok. atomların zaten iradesi yok bilimsel açıdan sadece bunu söyleyebilriz. bilim kalkıp tabi ki atomların iradesi yoktur demiyor. her koşulda her atomun nasıl davranacağını açıklıyor. iradeleri olsaydı bunu bilemezdik. beklenmedik davranışlar gösterebilirlerdi. adamlar bu atomun iradesi yoktur söylemini alıp o zaman tanrı vardıra getiriyorlar. buradki mantık yürütmeleri sakat. atomların iradesi olmaması neden tanrının delili olsun? bu mantık daha temelde varlık varsa varlığı var eden bir şey vardır gibi ontolojik olarak çok sığ, kendi içinde tekrara giren önermelere kadar gider. adamlar illaki bir yere mutlak irade yerleştirme peşinde. bunun reddedilmesini bir seçenek olarak göremiyorlar. ateist argümanları bilemem ama bana göre madde/enerji/fizik-kuralları bütün olarak varlar. yani bir atomun form olarak varlığı, eni boyu çapı vs. tabi olduğu fizik kurallarından ayrı olarak düşünülmemeli. bunun içinde madde/enerji dönüşümü de var. yani madde/enerji/kurallar bir bütün olarak aynı şeyler. nurcular atom bunu yapacağını nerden biliyor derken burada maddenin form olarak varlığı ile tabi olduğu kuralları ayırmaya çalışıyorlar. bu neyin çabası anlamak mümkün değil. aklı mantığı sakatlamaya çalışmaktan başka bir işe yaramıyor. tüm bunları bir bütün olarak tanrı yarattı diyebilirler. her şeyi tanrı yarattı demek tek başına yeteri kadar ikna edici olmuyor mu ki kalkıp fizik kurallarını maddeden ayırıp bilinç, şuur vs. gibi irade belirten kavramlar ile ele almaya çalışıyorlar.
  12. ck789

    Ölüm Yok Oluştur

    İyi ve güzel yoktur, kötü olanların da varolmaması gerekirdi diyerek varlığı kabul ediyorsun. Bu nihilizm değildir. Nihilzim varlığı şüphe ile karşılar, kabul etmez. Sen yok etmekten bahsediyorsun üstelik, bu açıkça varlığın kabülüdür. İyiden kötüden bahsederek değer yargılarından bahsediyorsun. Nihilizmde bunlar da yoktur. Varlığı geçtim nihilizm mutlak süretle değer yargılarını reddeder. Çünkü göreceli ve farazidir. Bilimsel temeli yoktur. "Evren kaotiktir, adaleti ve anlamı yoktur" nasıl bir mantık yürütme anlamak zor. Kaotik değil deterministik olsa mı adil olacaktı? Öyle bir ortamda nasıl bir iradeden nasıl bir anlamdan bahsebilirdik. Öyle bir evrendeki anlamımız dağdan yuvarlanan taş, masadan düşen bardak kadar olurdu. Determinizmde irade yoktur, anlam yoktur. Kaos iradenin kaynağıdır, adaletin teminatıdır. Kaosun olmadığı mutlak düzenin(order) inşa edildiği bir yerde iradeden bile bahsedemeyiz. Anlaşılıyor ki varlığı da değerleri de reddettiğin falan yok. Eğer iradenin sınanmasınaysa isyanın, bunu kaosu değil sözde düzeni yücelterek yapmalısın. ordo ab chao da ( illuminatinin değil masonların söylemi ) bunu işaret eder. Kaosun kendisinde bu kadar büyük bir adaletsizlik göremezsin. Böyle bir adaletsizlik otoriter bir sözde düzenle mümkündür. Kaos kendi içinde denge oluşturur, mutlak düzende ise merkezileşme, birikim ve adaletsizlik vardır. Tabi ki üç gün sonrasının hava tahmininin bile yapılamadığı evrende mutlak düzen diye bir şey yoktur. Bu dünyevi bir otoriteye "biz de emir kuluyuz" diyerek adaletsiz olduğunu bildikleri eylemlerine kılıf aramaya meraklı milyonları yönlendirmek için dayatılan bir ilizyondur. İlahi boyuttaki en büyük başkaldırı da insanlara bunu söyletebilmektir. Bunu söyleyen insan hem emir ile hareket ettiğini söylerek sözgelimi sınanan hür iradesini reddeder, hem de emri dünyevi bir otoriteden aldığını kabul eder. Böyle bir ilahi isyana teşvik de kaosla değil merkezi otoriter mutlak düzenle(order) mümkündür. Bu adaletsiz, merkezi, mutlak düzenlerin baki olamamasının güvencesi ise evrenin kaotik yapısıdır. Özetle söylediklerinin nihilizmle bir ilgisi yok. Son derece tepkisel. Bence başlangıç noktanda bir sorun yok, geldiğin noktada tepkisel davranıp rasyonelliğini kaybetmeye başlamışsın sorun bu. Hiçliği nihai mutlak bir şey olarak görmek çözüm falan değil. Aslında bu noktaya gelmemişsin çünkü söylediğin çoğu şey değer yargılarını, varlığı sağlıklı bir sorgulama için kenara koyamadığnı gösteriyor. Hala bunları muhatap alıp tepkisel söylemler geliştiriyorsun. Bu noktada ise yani kendini dayatılan değer yargıları ve tepkisellikten soyutlayacak noktaya geldiğinde ise arabesk söylemler, tepkisellik değil çağdaş felsefe ve varoluşçuluk başlıyor. https://youtu.be/PTlOmmg3BGk?t=273
  13. ck789

    Agnostik birinin çıkmazları

    avrupa burada dini referans almıyorsa bu avrupayı refaha ulaştıran bu değer yargılarını dinlere ait yapan nedir? demek ki bu değer yargıları dinleri gerek kalmadan da akıl ve vicdan yoluyla insanlar arasında uzlaşı ile de ortaya çıkabiliyor. yani bir fıtrattan bahsedeceksen dinlerin ahlakı kitapta değil, bu fıtratın kendisinde olmuş oluyor. böyle bir durumda ahlak için dinlere ihtiyacımız kalmıyor. bu arada hala elemanın dinler açısından çarpık mantığının sorunlarını anlatıyorum. yoksa avrupanın şuanki ahlakının iyi olduğunu bize gösteren bilimsel bir delil yoktur. refah bir kriter değildir. ahlak her halükarda görecelidir. genel dini iddia bu ahlakın göreceli olma durumunun insanları saptırabileceğini o nedenle gerçek doğru ahlak için dinlere ihtiyaç olduğunu söylüyor. elemanın avrupa örneği ise dinlere gerek kalmadan da doğru ahlak anlayışının mümkün olduğunu gösteriyor. yani doğru ahlak dinlere ait olmaktan çıkıyor. doğru ahlak dinin tekelinde değilse, din bize ne sağlayabilir? evreni anlamak için zaten dini kullanmıyoruz bu günümüzde çok açık. din bize ne vaad ediyor ahlak için tek kaynak değilse? eleman zaten samimi falan da değil. avrupadaki miras hukuku ortada, dindeki ortada. bunu eğip büküp bir kılıfa da sokamazsın rakamlarla anlatılan bir durum. avrupa gayet de dindeki hükmün üzerine hüküm koymuş durumda. bunun üzerine kalkıp avrupa dinlerdeki ahlak anlayışını uyguyor demek zaten doğru değil. benim anlatmaya çalıştığım nokta şu, bu iddia doğru olsa bile dinleri aklamaz aksine gereksiz duruma sokardı. hak ahlak anlayışı özgürlük ve sosyal adaletse ve bu sonuca dini referans almadan avrupadaki gibi akıl ve vicdan ile ulaşabiliyorsak o zaman bu değerleri konuşuruz yani niye dini konuşalım? din o noktadan sonra bize ne verebilir? ne ihtiyacımızı karşılar? elemanın dini açıdan sorunlu mantığı bizi bu sorulara götürür. Ne iddia ettiklerini satır satır anlatsalar temel aksiyomlarını yöntemlerini sonuçlarını söyleseler de keşke öyle tartışsak. Yeri geliyor güneşin nurundan nuraniyetten vs. bahsedip panteizme kadar gidebilecek benzetmeler yapıyorlar, yeri geliyor atomun bile kendi kendine hareket edemeyeceğinin dışarıdan ilahi bir müdehale gerektiğini iddia edip dualist bir yaklaşıma giriyorlar. bilinç şuur iradeye takılmış olmalarını sebebi kendi varsayımları üzerine soruları oluşturmaları. kendi varsayımına göre bir mutlak irade var, her şeyi bu yaratıp yönetiyor. atıyorum bi ateist bunu reddettiği zaman nurcu mantığına göre bu mutlak iradeyi başka bir yere koymak zorunda, benim yaratıcımı reddettin o zaman bu mutlak iradeyi atoma koyuyorsun diyor. atom nereye gideceğine karar veriyor böyle bir iradeyi atoma atfediyorsun diyor. tabi ki bu kendi varsayımı (mutlak iradenin varlığı) üzerine yaptığı bir indirgeme. ateistin böyle bir iddiası hiçbir zaman olmamıştı. ateist bir ihtimal bilimsel verilerin dinlerdeki yaradılış inancı ile uyuşmadığını düşündüğü için dinlerden uzaklaşmıştır. mutlak iradenin, şuurun varlığını iddia etmesi gerekmez ateisti bunun için de atomları ilah olarak görmesi gerekmez. bilimin de böyle bir iddiası da yoktur. atomlarda irade olsa yani kendi kafalara göre davranış gösterebilseler zaten deney/gözlem yöntemi tutarlı sonuç vermezdi. doğa bilimlerinin en önemli yöntemi baştan çökerdi. yani bilimsel yöntem zaten yaptığı her tutarlı ölçümde ve doğrulamada atomların iradesi olmadığnı gösteriyor, bilimsel yöntemi referans alan biri nasıl atomların iradesi olduğunu iddia etsin.
  14. ck789

    Agnostik birinin çıkmazları

    felsefeci falan değilim naptınız, yok filozof deseydiniz . felsefe tarihi ilgilenen ile felsefi argümanlara kafa yoran herkes felsefici mi oluyor. o kadar büyük bir iddiam yok. evrim teorisi temel olarak biyolojik evrim ile ilgilidir diye biliyorum. sonrasında tabi ki bir çok alanda kullanılmaya başlandı temel evrimsel mekanizmalar. bugün bilgisayar bilimlerinde bile evrimsel algoritmalardan bahsediyoruz. bilgisayar bilimlerinin temelde matematiğe yakın bir formel bir anlayışı olmasına rağmen evrimin etkisi buraya kadar etkisi hissediliyor.
  15. ck789

    Agnostik birinin çıkmazları

    yalnız sağlam gönderme var. kartal-melek, evrim-din olarak hiç düşünmemiştim. amerikan ulusal simgesi buradan geliyorsa komik değil. gerçi çok daha eski bir kültür buradan deşifre çıkmaz .
×
×
  • Yeni Oluştur...