Jump to content

Requiem

Üyeliğini Sildirmiş Kullanıcı
  • İçerik sayısı

    733
  • Katılım

  • Son ziyaret

Topluluk Puanı

0 Neutral

3 Takipçiler

Requiem Hakkında

  • Derece
    Advanced Member
  • Doğum Günü 14-12-1980

Contact Methods

  • Website URL
    http://

Profile Information

  • Gender
    Male
  • Location
    istanbul

Güncel Profil Ziyaretleri

6.042 profil görüntüleme
  1. Requiem

    merhaba dostlar

    Acil Şifalar Dilerim.
  2. Requiem

    Sizin için en değerli şey nedir?

    Evet ben de bunun farkına son zamanlarda vardım Kara ile aynı fikirdeyim.
  3. Requiem

    İsa Egemen Olsaydı

    Efesliler 4 Ey babalar, siz de çocuklarınızın öfkesini uyandırmayın. Onları Rab'bin terbiye ve öğüdüyle büyütün. 5 Ey köleler, dünyadaki efendilerinizin sözünü Mesih'in sözünü dinler gibi saygı ve korkuyla, saf yürekle dinleyin. 6 Bunu, yalnız insanları hoşnut etmek isteyenler gibi göze hoş görünmek için yapmayın. Mesih'in kulları olarak Tanrı'nın isteğini candan yerine getirin. 7 İnsanlara değil, Rab'be hizmet eder gibi gönülden hizmet edin. 8 Çünkü ister köle ister özgür olsun, herkesin yaptığı her iyiliğin karşılığını Rab'den alacağını biliyorsunuz. 9 Ey efendiler, siz de kölelerinize aynı biçimde davranın. Artık onları tehdit etmeyin. Onların da sizin de Efendiniz'in göklerde olduğunu ve insanlar arasında ayrım yapmadığını biliyorsunuz. Köleliğe izin verilebilirdi.
  4. Requiem

    Neredeler

    Sagrado, Tesla, Botanical,Zork,Deha,Umma neredeler onlarda mı kayıp ?
  5. Requiem

    Lost

    Met, ben şimdi ikinci sezon 16. bölümü izliyorum.
  6. Requiem

    Requiem'den mısralar

    Döndüm ben
  7. Requiem

    Requiem'den mısralar

    Korkak Çingene Vakit çingene vaktiydi, bende göçebe sayılırdım bir kadının kalbinden göçüp giderken en çok akbabalardan korkardım ama seni bir korkuluk gibi sevdim deli gibi korkarken her şeyi korkutmaya çalışmak gibi.... dünyanın bütün kadınları tarafından terkedilmiş biriydim ama en çok sen terketmiştin beni gitme derdim sana gitme beni terk et ama gitme! requiem
  8. Requiem

    Requiem'den mısralar

    69 Bir cesedin midesinden tombala çekilişi yapıyordu doktor! 6 numarayı çekmişti, ki 6, benim ortaokul arkadaşımdı sonra 9' a aşık olup okulu bırakmıştı en son bir doçentten duymuştum birbirlerinin genital organlarında intihar etmişlerdi sene 1969 falanmış, yalan değil bunlar, yalansa beni Turgut Uyar çarpsın. requiem
  9. Requiem

    Requiem'den mısralar

    Arefe duyduğuma göre yarın kesin ölecekmişim bu durumda bugün arefe e sende hazırlan artık...... Requiem
  10. Requiem

    Requiem'den mısralar

    Vq Bir silahı öldüren kadında bulunmuş parmak izim bir kaç menekşeyi şahit tutmuşlar görgü tanığı olarak böyle bir şey olmaz zaten onları ben getirmiştim..... Requiem
  11. Requiem

    Requiem'den mısralar

    Üstüme İyilik Sağlık üstüme iyilik sağlık seni öpmüşüm bir gece vakti kalçandan şaşırmışsın sen de gözlerin ele vermiş beni sevdiğini ekipler amirliği toplamış sonra seni öptüğüm yerleri adımız ayyukaya çıkmış sanırım bu aşk üstümüze kalacak benden söylemesi sen kaç yıl yersin bilmem de kalçaların en az üç yıl yatar...... üstüme iyilik sağlık dudak izim bulunmuş göğüslerinde, tutmuşlar dudaklarını götürmüşler sorgu odasına dudaklarını falakaya yatırmışlar vermemişsin adımı çok sonra vermişsin yeni doğan bir çocuğa adımı üstüme iyilik sağlık... Requiem
  12. Requiem

    Requiem'den mısralar

    Çin İşkencesi Çin işkencesine maruz kalacakmışım daha neler yok ebesinin çini, biri ekonomist olan diğeri karpuz çekirdeği olduğunu iddia eden iki gardiyan tutup beni rakı sofrası yapacaklarmış bu gece oldu daha neler testislerimide meze yapsınlar bari bir kadın sırtıma oturacakmış bu akşam oha iyice abarttılar iç çamaşırı kalçama batacakmış, dantellerinin arasından baltık denizlerini görecekmişim işin iyice bokunu çıkardılar... Requiem
  13. Requiem

    Requiem'den mısralar

    Savaş Suçlusu beni terk ettiğin gün, savaş suçlusu sayılmıştın önce saçların gitmişti, gerisi çorap söküğü gibi gelmişti delillerimi toplayıp, kendime sunduktan sonra karar vermiştim serçe parmağımı kırıp evin içinde bağırmıştım savaş suçlususun! dudaklarım seni tehdit etmiş olabilir , tamam! sözlerim hergün ertelenen bir idam gibi göğüs uçlarını zorlamış olabilir, buna da kabulüm! her sabah seni öpüp evden ayrılırken, sırf bunun için, iş bulduğumda doğrudur adını ağzıma alırken besmele ile başladığımda fazlasıyla doğrudur kıyamet için iki kişilik sığınak yaptığımda doğrudur ikimizin birbirimizin erzağı olduğu ve uçaktan atılacak fazla yüklerde eğer sana fazla yükleniyorsam ilk atılacaklardan olduğumu söylediğimde doğrudur benim aşkla olan peptit bağımda iç savaş çıkmıştı, sen atılan yanlış bir düğümü çözerken bir bıçak gibi gecenin siktiri boktan saatinde kesip giderken herşeyi aşk, sen, ben teslisinde artık göğe çıkarılacak kimse kalmamıştı bir ödül töreninde başından geçirilmesi muhtemel bir madalyayı sabitleyip kesik bir başı içine koymak gibi garip bir çelişki vardı ortada bu kadar doğrunun arasında esrar çekmiş bir vektörel gibi gittin nakavt olmuş bir boksöre acıyan kadın hakemin kazananın kolunu kırıp kaybedenin sikini kaldırması gibi garip bir kompliman gibi kaldım savaşın ortasında bana yaptığın en büyük kötülüktü, bu son yardımın insan acı çekmeden nasıl yaşasın söyle ulan şimdi acı cumhuriyetinde yedikleri darpları sergileyen yaşlı kadınlar kadar bile değilim bir fahişenin gözden çıkardığı bozuk paralar kadar değersiz bir o kadar uğursuzum simsiyah giyinip kedilerin önünden geçeceğim seni bulduğum zaman her yerine batıracağım iğneyi bütün kukla bebeklerin işleri ters gitsin diye bir efsanenin ortasına sıçıp gideceğim benim gözleri bütün faciaları barındıran suçlum ben kaybettim sen de muhtemelen ömür boyu sevişemeyeceksin! requiem
  14. Requiem

    Requiem'den mısralar

    Aforozdiyak Ne olmuş bir kadından atıldıkysak sen ne gülüyorsun be adam! Nasıl olmuş üstümdeki kadının usulca gidişi? bacak bacak üstüne atan ayna, hani bizimdi at silah avrat! şimdi bir kadın kendi silahıyla vurur atları off off elif lam mim! vakit çekip gitme vakti, ben seni çeksem nereye kadar gidersin benle sürüklene sürüklene bir kavgayı ayırırcasına beni sen ayırırsın ikiye, ringteki iki boksörün birbirleriyle anlaşıp hakemi dövmesi kadar seyircileri memnun eden bir kargaşa düşer avuçlarımın içine aforozdiyak! kime dönsem son duasını okur yüzüme, üflemeyin gözlerime üflemeyin, söndürelemeyen birşeydim, etlerimden birer parça koparanların hayır duasıydım aralık akşamlarına oysa benim sözüm hep hayırdı' hayırlı bir ölüm için kesinleşmiş bir evet gibi çıkarken darağacının üstüne bütün ağaçlarda dardır gülüşüme bütün menekşelerden yenilmiş bir dayak gibi nakavt olurken siyah elbisenin üstüne merak etme hiç bir çiçek ona kadar sayamaz yerden kalkamayacak bir ölü gibi kaybederken kendimi karşılığı ödenemeyen sokak çocukların ısınmak için kendilerini ateşe vermeleri ile başlar aforozdiyak! uzatılmış bir veda öpücüğü gibi dudakların yapışınca zamana artık acılar yılda bir kere'bir acı' geri alınacak! sakat kalmış bir aşk can çekişirken aşkrail tarafından bacağımdan vurulacağım şimdi söyle bakalım ayna efendi kim daha korkak! Requiem
  15. Requiem

    Requiem'den mısralar

    Filmin Başlamasına Son Beş Dakika Ben mi ben sadece bu şiire geçiyordum uğradım... Kahrolmuş bir gülün melodramıdır, merminin gerçek sahibini bulunca sevinçten kalbe saplanması cesede iki el sıkılan kurşundu sözlerim konuşulacak ne kaldı bayan,perde arkasından bizi gözetleyen annem ki profilden sanki Fliz Akın, Acil serviste verilen elektro şokla birbirimize dönmüş iki ayıptık bilincin en kaygan yerinde ellerimizi tutmak için neden hep uçurum kenarlarını yeğelerdik ki, farzet ki, öldük ve korlanmış bir cehennemde Tanrı; ''oku ''diye emretmekte Arogon cehennem şairidir ve bir dörtlüğü en azından meleklerin yüzü hürmetine okunmalıdır, hayır hayır bu trajedi olmadı,baştan alıyorum farzet ki uçurumun kenarında toprağa gömdüğümüz ellerimizi arıyorduk sen saçma sapan bir aşk filmiydin ben haziranda öleceğime inanan bir daha yemin etmeyeceğine dair yemin eden gladyatör, kendiyle fikir uyuşmazlığı yüzünden bir kaç organından tek celsede ayrılan,ağzı ezan kokan... Usulca düşüyorduk göğe,gökte bir kaldırım bizi beklemekte neredeyse yüzümüze düşecek, gökte kan biriktiren bir kaç bulut,yerden yağ emrini beklemekte karargahta kararlarını unutan orduların komutanları, şimdi fünyeleri ağızlarıyla patlatmak da bize ulaşan insanlık bize ulaşan kan,ceset ve organ ve Nick Cave'in albümleri...... Söylenememiş bir söz şimdi vücutda apse yapmış,kalbi zorlamakta sen aşk filmisin,ilk reklam arasında sevişebilirsin, ya da beni defalarca öldürebilirsin ne de olsa başrol oyuncuları asla gerçeği yansıtmaz.. Bir dublörü sorgu odasında işkenceyle gerçeğine iyice benzetmekti,saptığımız doğru oh be iyice benzettim pezevengi! beni en fazla iki kez kandırabilirsin,çünkü üçüncüsünde intihar etmiş olurum bu repliği ezberledikten sonra yaydan fırlamış bir kadının geceyi tam onikiden vurmasıyla başlayacaktır film, onsekiz yaş üstünün izlemesi kesinlikle yasak bir oyundu bu çünkü çocukca davranışlarımızdan dolayı bütün yetişkinler,her yere yetişti...... sen, ben, uçurumun kenarında oynayan bir filmi izleyen annem ki profilden acayip Filiz Akın'a benzemek de birlikteydik,ben annemin omuzlarına çıkıp sana yani boşluğa bırakınca bedenimi, düşmüştüm dünyaya, başrolde bir karga yüzyılboyunca sadece gakkkkk gakkkkkkkkk diye eşini aramak da yanlışlıkla bir elmayı yiyen kurtla başlayan bir hikaye işte o yüzden lanetliydi elmacık kemiklerin o yüzden öpmedim hiç oranı günahtı suçtu, bize bağışlanan ölümdü, ölümü gör doğru söyle ama,saçlarını öperken fonda bir ölüyü ambulansla mezara götüren şoförün bütün araçları darmadağan edip, savrula savrula sana doğru ettiği bir dua gibi içten değil miydi? saçlarından tutup seni sürükleye sürükleye, götürülecek bir yer olmayınca gözyaşlarımda boğulup kendi saçlarımı kestiğim o makasın kokusunda defalarca söndürdüğüm sigaranın dağılmış yüzüyle defalarca yazdığım isminin baş harfinde söndürülmüş bir hayatın damarları patlayınca kanamayı durdurmak için iç çamasırlarını bastığımda defalarca söylenmiş bir sözün,artık sözlükten çıkıp bir anıt gibi topraklarıma dikildiğinde artık yapılacak birşey yoktu ışıkları kapatın film başlamak üzere.... Sürekli burnu kanayan bir genç kızdı,benim hayatım kahrolmuş bir gülün melodramıydı merminin bir hayatı bağışlaması, arkasına bakmadan namlusuna dönünce silahın içinde patladı... Ben mi ben sadece bu şiirden geçiyordum uğradım... Requiem. İstanbul 2009
×