Jump to content

suevari

Normal Üye
  • İçerik sayısı

    832
  • Katılım

  • Son ziyaret

Topluluk Puanı

0 Neutral

3 Takipçiler

suevari Hakkında

  • Derece
    Advanced Member
  • Doğum Günü 28-01-1974

Profile Information

  • Gender
    Male
  • Interests
    boş

Güncel Profil Ziyaretleri

2.345 profil görüntüleme
  1. suevari

    Allah A.Ş.

    bir köşede nedensellik diye bir şey var. diğer köşede ise özgür irade. bunları birbirine yaklaştırdığımızda aralarındaki farklar gittikçe azalır. yaklaştır, yaklaştır. iyice yaklaştır. sarı ile mavinin birbirine yaklaşırken yeşilleşmesi, siyah ile beyazın yakınlışırken grileşmesi gibi. ndensellik, özgür irade ilişkisi anlaşılmadan tanrı-insan ilişkisi de açıklanamaz. verdiğin örneğe bakılırsa senin daha çok yolun var.
  2. suevari

    Kur'an'a Göre Dünya Sabittir!

    alıntıladığın ayette dağ ibaresi geçmez. meallerden karşılaştırma yaparsan arapça bilmesen de farkı görürsün. başka bir ayette dağları durgun gördüğümüzü ancak onların hareket halinde olduğunu söyler. demek ki burada "sabit" diye çevrilen kelime bildiğimiz anlamda değilmiş. "Sen dağları görürsün de, onları yerinde durur sanırsın. Oysa onlar bulutların yürümesi gibi yürümektedirler. (Bu,) her şeyi sapasağlam yapan Allah'ın sanatıdır. Şüphesiz ki O, yaptıklarınızdan tamamıyla haberdardır. " bir şey havada durdurmanın yolu direk gibi bir şeye asmaktır. allah burada kendisine ait farklı bir yöntemin olduğunu söylüyor. bence çok güzel bir açıklama. doğadaki nesnelerin sadece bizim algıladığımız şekilde birbirine bağlı olmadığını açıklayan çok güzel bir ifadedir bu. niye kıllanıyorsun ki. aytıca ayette "görebileceğiniz bir direk olmaksızın" diye bir ibare yoktur, direkmen direksiz diyor, arada ciddi fark var üzerinde düşünürsen.
  3. suevari

    İmdat! Deist oluyorum..

    1-tanrılık için önkoşul yaratılmamış oluşudur. sen diyorsun ki, bu yaratılmamış olan kişi kendinin aynını yaratsın. yarattığında aynısı olmaz. bu bir eksiklik midir, güç yetirememek midir, bilmem. saçma, mantıksız bir akıl yürütme olduğu kesin. ayrıca tanrı tarafından yaratılmış bir tanrı Samet de olmaz, çünkü besinini/enerjisini başkasından alıyor demektir. tüm özellikleri de bu şekilde anlamsızlaşır. sen buna çelişki diyorsun. böyle düşünmenin nedeni, Tanrıyı ak sakallı, yaratılmış bir dede gibi algılamandan kaynaklanıyor. 2- konu dışı ama madem gündeme geldi söyleyelim: kuranda parelel evrenlerden pekçok yerde söz edilir. tüm mucizeler parelel evreni anlatır. musanın hızır diye bilinen adamla olan macerası başlı başına bir paralel evren dersidir.
  4. suevari

    Kuran işkenceye karşıdır(!)

    kurana göre katil en fazla katledilir. o da eğer aynı toplumsal statüde ve cinsiyetteyse..işkence bunun neresinde? boş yere bıdı bıdı ediyorsunuz. işkence yok..bitti. haa, neden cinsiyet ayrımı yapıyor, neden hür ile köleye bu konuda farklı muameleyi emrediyor, o da aynı bir konu. aynı statüde olan öldürme olayında bile(hür hürü, köle köleyi, kadın kadını, erkek erkeği) yakınlarına affetme yolunu gösteren bir kitap, farklı statüdeki öldürmelerde elbette daha esnek olma taraftarıdır. bir hür köleyi öldürdü diye kendi kölesi öldürülmez, kadın erkeği öldürdü diye kendi kopyası yada kızı ablası annesi öldürülemeyeceğği gibi, bir erkek erkek hürü öldürdü diye kendi oğlu ağabeyi babası öldürülmez.
  5. suevari

    Kuran işkenceye karşıdır(!)

    ayet aklımda kaldığı şekliyle cevap verdiğimden "kadına kadın" kısmını yanlış yazmışım, özür dilerim. kadına kadın, demesi zaten kuranın işkenceye ve cezada abartıya gitmeye karşı olduğunun açık göstergesidir. çünkü taraflar eşit olmadığı sürece öldürmeye izin yok. zincire bir göz attığımda, bir hür bir köleyi öldürdüğünde katilin kölesi öldürülür, fikrinin baskın çıktığını görünce itiraz ettim, bunun saçmalığını tersini söyleyerek (köle hürü öldürürse ne olacak)dile getirdim.onların kurgusuna göre bir adam bir kadını öldürdüğünde kendi karısı mı öldürülecek? yani iş tam bir kaosa gidiyor. kuran kısasa kısası uygulatmakla ölüm cezasını azaltıyor. çünkü şartları çoğaltmış oluyor bu şekilde.
  6. suevari

    Kuran işkenceye karşıdır(!)

    ben yanlış mı anladım, yoksa hakkaten hür biri bir köleyi öldürdüğünde katilin bir kölesi mi mahkum oluyor. ve siz bunu kurandaki kısasa kısas'tan mı çıkarıyorsunuz? gerçekten beyinlerimiz farklı çalışıyor. inanılır gibi değil. kurana göre zina haricinde hiçbir suçun cezası kesin olarak belirtilmemiştir. her suçun cezasında bir esneklik vardır. çünkü hepsinin ortaya çıkış nedenleri farklıdır. zina cezasında (yüz değnek) esnetme yoktur, çünkü iki taraf kendi rızalarıyla kötü bir iş yapmışlardır. bir tarafın rızası olmazsa iş zinadan çıkar tecavüze girer ki bunun da binbir türlüsü olduğundan cezanın ne olacağı belirtilmemiştir. gelelim cinayete: kısasa kısas şudur: 1- bir köle köleyi öldürürse kısasa kısas uygulanır; kendisi de öldürülür. ancak, maktulün yakınlarının affetme, fidye talep etme gibi hakları vardır. 2- bir hür bir başka hürü öldürürse (kadın erkek ayrımı yoktur) katil de öldürülür. ancak, maktulün yakınlarının affetme, fidye talep etme gibi hakları vardır. 3- bir hür köleyi, yada bir köle hürü öldürürse kısasa kısas uygulanmaz. sizin anladığınız gibi, eğer katil hür ise onun kölelerinden biri kurban olarak hiç sunulmaz. saçmalamayın. adamın kölesi yoksa ne olacak. iyice zıvanadan çıktınız, el insaf. O ZAMAN KÖLELER BİR HÜRÜ ÖLDÜRÜRSE BİR TAŞLA İKİ KUŞ VURMUŞ OLURLAR. HEM ÖLDÜRDÜĞÜ HÜR HEM DE KISASA KISAS GEREĞİ KENDİ EFENDİSİ. valla alemsiniz. gülmekten geberttiniz yorumlarınızla şu yaamurlu günde.
  7. suevari

    İmdat! Deist oluyorum..

    daha net bir örnek verelim demirefe sana yardım etmek için: Tanrı kendini öldürebilir mi? tanrıya bunu sor bakam sana ne der: der ki:" sen git önce kıçının temiz kalmasını sağla" ayetlerde "onun her şeye gücü yeter" der, "onun her işe gücü yeter" demez. umarım aradaki farkı anlıyorsundur.
  8. suevari

    İmdat! Deist oluyorum..

    demirefe, demek cevabın bu: 1- tanrının yapamayacağı başka şeyler de var. mesela 5 dakika önce vukubulmuş şeylerin vukubulmuş olmamasını sağlamak gibi. zamanı geriye döndürüp olayın vukubulmasını engelleyebilir, diye itiraz edilebilir ama o farklı bir şey. ben olmuş bir şeyden söz ediyorum. 2- tanrı acaba bir "şey" midir? "onun gücü her şeye yeter" diyor ve sen de onu eleştiriyorsun ya o yüzden söyledim.
  9. suevari

    İmdat! Deist oluyorum..

    allahla ilgili detaylı bilgiler için tabii ki kurana müracaat etmeliyiz. sen bir tanım istediğin için ben de kısaca olsun diye ihlas suresini gösterdim. buradan tartışabiliriz. bu suredeki tek göze çarpan eksiklik, allahın herşeye gücü yeten olduğunun açıklanmaması. gerçi ehad, samed filan bunları birleştirince doğal olarak o da çıkıyor ya neyse önemli değil. "herşeye gücü yeten" bir tanrı neden imkansızdır? cevap verirken litven gulfüdeki isimleri hesaba kat.
  10. suevari

    İmdat! Deist oluyorum..

    kurandaki tanrının tanımı ihlas suresidir. buna göre: allah tektir(ehad), besine ihtiyacı yoktur(samed= arapçada midesi olmayan demektir), ne doğmuştur ne de doğurmuştur, onun dengi, eşi yoktur. benim bu sureden anladığım, kurandaki tanrı tanımının bilimsel argümanlarla ne doğrulanabilir ne de yanlışlanabilir olduğudur. yani doğa-dışı bir varlıktır o. tanrıya inanmak yada inanmamak bilimsel gelişmelere endeksli değildir, olmamalıdır. insanın içinde olan bir YAKİNDİR/KABULLENMEDİR.
  11. suevari

    İmdat! Deist oluyorum..

    ben bilimsel verilerin hem teizmi, hem ateizmi ve aralarındaki tüm teolojik yaklaşımları doğurabileceğini düşünüyorum. tüm bunlar, argümanlarınızı nasıl kullandığınızla ilgili. her bilgi sizi ateist de yapabilir teist de. ben teistim... bunun nedeni, bir tanrının var olma ihtimalinin bilimsel olarak imkansız olmaması. ve teizmin tanrısının ahireti var edip haklıyı haksızı ayıracak kadar iyi biri olması.
  12. suevari

    TANRI KESİNLİKLE YOKTUR!

    bilimde nedenler ve sonuçlar vardır. yani doğuran ve doğan. ALLAH NE DOĞMUŞTUR NE DE DOĞURMUŞTUR. doğada bir şey varlığını devam ettirmek için besine/enerjiye ihtiyacı vardır. ALLAH SAMETTİR. YANİ YEMEĞE/İÇMEĞE/BESİNE/ENERJİYE İHTİYACI YOKTUR. bu nedenle TANRI ontolojik olarak bilimin dışındadır. blimsel gerekçelerle tanrıyı inkar etmek yanlıştır. bu, kokusunu alamadığın bir şeyin görüntüsünü de inkar etmek gibi bişey. pozitif bilimlerin newtonla birlikte kemale erdiğini düşündüğümüzde kuranın çok önceden bu ayrımı yapmış olması sana da ilginç gelmiyor mu ifeelgood? islam dışındaki tüm dinlerin tanrıları doğurucu olan ve nerjiye ihtiyacı olan tanrılardır. dolayısıyla bilimin gelişmesiyle birlikte çöpe gitmişlerdir. gulfüallahüehad. allahüssamet. lemyelidvelemyüled. velemyeküllehüküfüvenehad.
  13. buz gibi soğuk bir tepedeki kulübeden dışarı çıkan enerji maksimum entropiyle yayılır. o evin kendisi bir sistem değil mi. kasırga da sonuçta yeryüzü ile atmosferin etkileşmesinden doğan bir sistemden çıkıyor. yani kaos gördüğün her yere biraz daha geniş açıdan baktığında bir sistemi görürsün. bir örgütlenme vardır mutlaka.
  14. hacı, bilimsel olarak Tanrının varlığı ile yokluğu birbirine eşit ihtimaldedir. her bilimsel argüman tanrının hem varlığını hem de yokluğunu iddia etmek amacıyla kullanılabilir. çünkü bilim kendini var eden yasalar gereği doğayla sınırlıdır. doğa ise neden-sonuç ve özdeşlik gibi yasalarla işler. oysa Tanrı bu yasaların dışındadır. dinciler ve ateistler bilimin her daim kendi inanışlarına aykırı söylemlerde bulunma ihtimalinden ötürü ondaki gelişmelerden zaman zaman korkarlar. Tanrının varlık/yokluğunun bilimin dışında kalması Kuranı haklı çıkaran bir durumdur. çünkü kurana göre Tanrıya iman salt bilimsel gelişmelere endeksli bir şey değildir. yani 7den 70e, en bilgilisinden en bilgisizine herkes Tanrıyı bilmekle mükelleftir; bilimsel gelişmelerin herhangi bir dayatması söz konusu değildir. bilimin gelişmediği coğrafya ve tarihteki insanlar Tanrıyı daha az tanıma imkanını buldular diye bir şey yoktur. kişi hangi devirde ve hangi toplumda yaşıyor olursa olsun marifetullahla yükümlüdür.
  15. dışardan gelen uyarım beynimizin ilgili lobunda kaydedilir. bu kayıt ses, görüntü, koku, tat gibi değişik tabanlı olabilir. hatta koku tabanlı bir uyarımı sesle ilgili loba bile kaydedebilir beynimiz. bu başta korpus kallosum olarak loblar arası iletişimi sağlayan bağların nasıl örgütlendiğiyle ilgilidir tabi. neo-korteksteki tüm bu örgütlenme beyin sapı ve limbik sistemdaki daha esaslı duygular, hassasiyetler, ihtiyaçlara göre yönlendirilir. düşünme ve hatırlamayı sadece neo-korteksle sınırlandırmamalıyız. neokorteksteki bilgi akışı limbik sistem ve beyin sapının beklentilerine göre gelişir. neo-korteks bireyin, limbik sistem ve beyin soğanı ise türün birikimini muhafaza eder. son ikisini hesaba katmadan ne düşünmeyi nede hatırlamayı açıklayabiliriz. pillinge nota: imzanı bir kedi-sever olarak beğendiğimi ve altına imza atabileceğimi belirtmek isterim
×
×
  • Yeni Oluştur...