Jump to content

teflon

Normal Üye
  • İçerik sayısı

    2.318
  • Katılım

  • Son ziyaret

Topluluk Puanı

0 Neutral

7 Takipçiler

teflon Hakkında

  • Derece
    Advanced Member
  • Doğum Günü July 24

Contact Methods

  • Website URL
    chemako@mynet.com

Profile Information

  • Gender
    Male

Güncel Profil Ziyaretleri

3.547 profil görüntüleme
  1. teflon

    ATEİST SORASA BÖYLE GÜZEL SORU SORAR.

    Yeni Üye fazla vaktim yok şu an, bi ara yazarım. Ama en yalın yorumu bir metaforla özet geçeyim En başından yazdıkların giriş olarak mesela Tarkovski'nin "Stalker" filmi falan gibi başlıyor, ancak ve maalesef gelişme ve final bölümü ise Maskeli Beşler şeklinde bitiyor. Hani neresinden tutsan elinde kalıyor..Mantık safsataları mı dersin, döngüsel mantık mı dersin, bir nevi a-priori olduğu gerekçesi karşı çıktığın kabullerin bir adım sonra feriştahının bizzat yapılması mı dersin, non-sequitur safsataları mı(Buradan bu sonuç çıkmaz) dersin...Felaket.. - Bir kere mesajın kendisi doğruluğun delili..? (Hö?) Hank'ın kıçını öpmek vardır bilir misin? https://www.uludagsozluk.com/k/hank-in-kicini-opmek/ - İslamın güneş gibi parlak bir inanç ve hukuk sitemi olduğu..(ney pardon?)
  2. teflon

    Siz Çoluk Çocuk musunuz ?

    Somut'u ortaya koyacak olan sensin üstün zeka. Şimdi mi kafana dank etti? En azından etti bak. Kafana vura vura ettirdik galiba. Kırk kere sorduk bunu. Birine cevap veremedin, daha hala somut derken neyi kastediyon ayağındasın..Üsküdar'da sabah oldu be.. O ayette şunu değil de bunu, yok efendim berikini demek istiyor derken dayandırdığın nesnel, genel geçer bir kriterin, onun için de kapı gibi bir referans çatın var mı? Yoksa onları üfüren sadece "sen" misin? Kırk kere sormadık mı bunu sana? Aksi durumda atıp tuttukların sadece "senin" üfürüklerinden ibaret oluyor. Öznel üfürükler. Kadiri mutlağın koskoca son ve (sözde)üikemmel kitabı, senin öznel üfürüklerine mi kaldı yani? O vakit ortaya koyduğun bir şey yok. Sadece senin üfürüklerin var. Ha bir de 1400 yıllık defolarına tekrar tekrar vurgu yaparak, açtığın her başlıkta kuranı tekrar tekrar karalıyor oluşun. Kırk kere demedik mi sana: "Allah'a mı sordun" diye? ............... Akıllı ol kısmına gelince.. O garip ruh hastası stilini ancak damarına basıldığı, onuruna temas edildiği vakit bırakıyorsun farkında mısın? İkinci kez insan gibi bir düzende yazmışın. Ve ne tesadüf ki her ikisi de damarına alabildiğine basıldığı vakit ortaya çıkabildi. Rahatsız olabilme eşiğin çok yüksek anlayacağın üzere. Ancak kökleyince akıllı olabiliyorsun. İşte bu da senin ayıbın. İşte sana bu yüzden yüzsüz diyoruz, mesnetsiz değil. Bak gördün mü? Ne diyorsak, o. Bundan sonra da düzgün düzgün yaz. Salak salak fontlarla, biçemlerle, yüzsüz yüzsüz yazma rica ediyorum.
  3. teflon

    ATEİST SORASA BÖYLE GÜZEL SORU SORAR.

    "Size, bize göre" diye bir şey yok. Gerçek olan ne ise, o var. Ha gerçek nedir derseniz eğer, o vakit üzerine hiçbir şey konuşamayacağımız bölüme geçip beraberce susabiliriz. Biz olanı söylüyoruz. Siz ise hoşunuza gitmediği yerde, kibirli ve doymak bilmez egonuzu tatmin edecek sonsuz hayat soslu masallarla ikame ediyorsunuz "gerçeğin" yerini. Sütlü Kase'nin de dediği gibi, ayrıca kendini evrenin geri kalanından farklı gören de yok. Karşınızdakinin adına konuşmayın. Bilimsel olarak mümkün olmayandan kastınız nedir açın, üzerine konuşalım. Var olanı beyan etmek ne zamandan beridir "nedene" dair böylesine bir hesap vermeyi, hak hukuk talep etmeyi gerektirir hale geldi? Benlik ve bilinç, milyarlarca yıllık evrimin ürünü olan bir "çatı kavram". Nöronların kompozisyonu en kaba tabiri ile. Ayna nöronlardan da bahsetmek gerekebilir. Hafıza ile zamklanıp bir süreklilik haline gelen biliş şekli. Kesintiye uğrayana ya da tamamen kesilene değin. Biz milyarlarca yıllık evrimin mirası üzerinden hareket ediyoruz. Tıpkı bir aslan gibi. Bu konuda ne onlardan bir farkımız, ne de büyük oranda başka bir inisiyatifimiz var. Benlik bilinci, farkındlığın farkındalığı, o içgörü orada. Ve bizim buna aykırı hareket etmemiz mümkün değil. Biz de düz devam ediyoruz işte, milyarlarca yıllık evrime boyun eğerek. Neden nefes alıyorsunuz demek gibi olmuş sizinkisi. Benlik kavramı neo-korteksin evrimi neticesinde ortaya çıkmış ve bir seçilim değer olduğu için orada kalmış, hepsi bu. Bizim kullandığımız da, gönderme yaptığımız da... Ben dediğin şey açıklanamaması gibi bir durum zannettiğiniz şekilde yok. Öyle olsa dahi buradan size çıkacak bir ekmek yok. Ne umduğunuzu tahmin ediyor, ama yine de merak ederek sizin ağzınızdan duymak istiyorum.. Varlık ve yokluk üzerine yazdıklarınız doğru amaca hizmet etmeyecekse eğer, laf salatasından başka bir şey değil(hakaret amaçlı yazmadım) Var olmak ve yok olmak eylemleri aslen izafi olarak kullandığımız "canlılık" parantezi ve ona dair diğer kavram olan "ölüm" parantezi üzerinden hayat buluyor, anlam kazanıyor. Bu iki paranteze, onlarla ilgili süreklilik ve kesintiye gönderme yapıyor. Ölüm dediğimiz şey canlılığa, sürecin bir kesitinde meydana gelmiş bir "birliğin" tekrar dağılmasına, artık birlik olmamasına dair. Niteliğe gönderme yapan bir fiil. Yoksa ortada sadece var olan ve yok olan var. Ölüm dediğin insancıl bir kavram. Bu bağlamda var olmak ve yok olmak ya da va r olmamak gibi kavramların kullanımını insanların elinden böyle hoyratca ve afaki bir şekilde alamazsınız. Alırsanız eğer, o kavramları siz de kullanamazsınız. Sizin mantık silsilenizin vardığı yer orası çünkü. Aslen ne kast ettiğiniz her ne kadar tam olarak kavramış olsam da..(Işınlanma örneğini buraya ipucu olarak bırakayım.) Ziyanı yok. Her iki cevabı da bana yazmış oldunuz neticede. "Ben" kelimesi sizin zannettiğiniz şekilde bir "iyeliğe" gönderme yapıyor olsaydı, belki dediklerinizin üzerine hasbıhal edilebilirdi. Canlılık da maddenin bir davranış şeklidir dendiği yerde, canlılık cansızlık kavramının sınırlarının dahi halen belirsiz olduğunun bu forumda defalarca belirtildiği yerde, bu yazdıklarınız tamamen karavana oluyor. Ortada var olan ya da olmayan bir hak yok. Bende bana "verilmiş" bir şey zaten yok. Beni oluşturan bütünün meydana getirdiği bir çatı kavram var. Tamami ile maddi etkileşimlerle ilişkili, onun sonucu. Beynin bir fonksiyonu. Ondandır ki bu "ben bilinci" dediğimiz şey bu mertebede sadece insanda var. 1250 cc'lik beyni ve neo-korteksi olan canlıda. Benzerleri de beyin kapasitesi anlamında yine yakın gelişmişlik seviyesindeki türlerde. Bu bir tesadüf mü?!!! Aradaki "korelasyonun" size bir şeyler anlatıyor olması lazım. Ne kadar ekmek, o kadar köfte korelasyonu. Ortada bir ben falan yoksa eğer Bu hesabı asıl vermesi gereken ise asıl sizin inancınız. Biz "olanı", "gerçekleri" yazmaya devam ederiz.
  4. teflon

    Siz Çoluk Çocuk musunuz ?

    Neyi inkar edeyim kerkenez? Ortaya koyabildiğin somut bir şey yok ki?! Olmayan şey inkar edilir mi? E .ıçdan uydurulanın da inkarı olmaz, çünkü kaale alınmaz. Bakma biz iltimas geçiyoruz sana burda, meczup olma ihtimaline karşı. Sen buralara kadar gel at tut..Sonra dayanağın, referansın nedir deyince mal mal seyredip işi pişkinliğe vur. Ama işte alile terbiyen büyük engel bu konuda. Görüldüğü üzere kendin yüzsüzlüğünün önüne kendin bile geçemiyorsun.. Ne diyelim, Ailene selam olsun o zaman. Şu başlığın da, ona harcadığımız zaman da baştan aşağı ziyan. Sen yaşayan bir zaman israfısın. Benim adıma da atıp tutma bundan sonra yüzsüz teneke seni.
  5. teflon

    Siz Çoluk Çocuk musunuz ?

    Karıştırma; şizofren misin bilemem ama, yüzsüzsün. Boylu boyunca yüzsüz. Aynaya bakıp tekrar etmen gereken sıfat, bu. Ha aile terbiyesine bu saatten sonra yapacak bir şeyimiz yok. Böyle gelmişsin, böyle gideceksin. Bu da yüzsüzlüğün ve aynı zamanda trollüğünün bir alamet-i farikası daha oluyor işte. Ne dediysek, o. Yüzsüz. Trollüğün olmazsa olmazı, kaliteli ve sapına kadar yüzsüzlük vasfıdır. Atbaşı giderler. Sende gani gani. Bu arada açtığın yeni başlıklarla forumu her ne kadar kirletsen de, aynı zamanda kuranı defaatle karalamaya devam ettiğin için teşekkürler.
  6. teflon

    ATEİST SORASA BÖYLE GÜZEL SORU SORAR.

    "Ben"de başkasına ait bir şey mi var? Önce ne olup olmadığımız konu ile hangi şekilde ilişkilendirilecek acaba? Görmediğimiz ve göremeyeceğimiz şeylerden bahsetmeden bahsetmeden tabii. Önce yoktuk. Şimdi varız. Sonra yine "yok" olacağız. (*)Vaziyet bu Hasılatın ne olması gerekiyor bu durumda? (*) Aslen hasılat da bu. Saygılar.
  7. teflon

    DEĞİŞİM ZAMANI

    Önemli bir başlık, başlığın içeriğinden ilk başta forum kapanıyor falan zannettim. Bu arada @Bir Buçuk 'a teşekkürler..Daha önce bu bölüme mesaj atamıyordum.
  8. teflon

    Siz Çoluk Çocuk musunuz ?

    Oğlum sen rahatsız mısın? Buraya gelip .ıçından kuran meali uydurup aklın sıra kuranı savunuyorsun, Halbuki onu en çok sen karalayıp, yerin dibine sen sokuyorsun, Arkasından donanım haber'e ateist olmak istiyorum şeklinde bir başlık açıyorsun Sonra oradakiler buradakilere çoluk çocuk dedi diyorsun Sonra aslen buradakiler burası için çoluk çocuk dedi imasında bulunuyorsun Donanım haberin ilgili linkine bakıyoruz, çoluk çocuk muhabbeti falan yok?! (ya da ben göremedim) ........... Gerizekalı gibi zaten beceremediğin imalarda bulunmak yerine adam gib yazsana ne yazacaksan! Öyle olsa dahi oradakilerin ne dediğinden bana ne, bize ne? O vakit buraya gelip de siz çoluk .çocuk musunuz şeklinde başlık açmak nasıl bir danalıktır? Boşa zaman kaybı ve bu başlığın yeri gerçekten de tavan arası.. Sana sadece son günlerde kuranı gayet güzel karaladığın, 1400 yıllık "defolarına" işaret ettiğin için teşekkür ederiz. Sayende, onun tanrıdan gelme bir kitap olamayacağını bir kez daha anlamış bulunuyoruz. Kendi kendine, kendi çapında kendini övmene de gülüyoruz. Yalnız, tek başına müslümanımsı seni.
  9. teflon

    Allah Neden Yoktur?

    Görünmeyen bir şeyin "1"liğine şehadet etmek ne demek??
  10. teflon

    KURBAN AYKATAMI? KESİLİR YAN YATIRARAKMI?

    Şaka maka güven, bari başlıklara dikkat et yahu. Tek yapacağın göndermeden önce başlığı bir kez daha okumak..
  11. teflon

    Ateizm Yozlaşır mı?

    Mutlak sıfırla ilgili yeterince yazıldı ilgili başlıklarda. Konuyu bir daha açıp da ikimizi birden hasta etme. Kast edilen şeyi ya anlamadın, ya da anlamak istemedin orada. Aç bak Boltzmann eğrilerine bir daha..Neyse.. Sen verdiğim örnekten ve ~1500 yılında falan bu kafa yapısıyla nasıl düşünürdün, ondan haber et bize Laga luga demogoji yapacağın yerde taca atma topu Aklınca dalga geçtiğin türde hipotezler üzerinden tanıtlandı bir çok şey. N'apsın millet? Mal gibi oturup beklesin mi?
  12. teflon

    allah kesin yokmudur???

    Tanrıya gerek yoktur, zorunlukuk hiç değildir. Ama ondan öte: Tanrı mantık dışıdır. Mantık dışı olan olasılıksızdır. Dört kenarlı üçgen gibi. Yani evet olma ihtimali yoktur. Tesadüf diye bir şey yoktur. En azından sizin algıladığınız, ya da insansı yanılgılarınız uyarınca "içini doldurduğunuz" şekli ile. Olagelmiş herşey için bir olasılık hesabı yapılabilecek ve bu bağlamda anlamsız olsa dahi herşey bir tesadüf olarak nitelenebilecek iken, tesadüf de ne ola ki? Bomboş, bombok bir evren tahayyül et, canlı manlı yok. E onun dahi bir olasılığı olacaktır bu bakış açısına göre? O zaman o da bir tesadüftür aynı bakış açısına göre.. Tesadüf yok. Senin avcılık ve toplayıcılık için evrimleşmiş basit bünyenden hoyratça fırlattığın insansı bakış açın var sadece. Yaratıcı kesin var derken, iki bilinmiyenli bir denklemin cevabına 1000, hatta sonsuz bilinmeyenli başka bir denklem koyarak onu çözdüğünü "zannettiğinin" farkında mısın acaba? Bir tutam Occam'ın Usturası reçete ediyorum sana. Asıl saçmalığın daniskası, bunu tanrı diye cevaplamak olsa gerek. Kendi aklına/mantığına ihanet ederek hem de. Göz kalp bilmemneye gelince..Onlar da tesadüf eseri olmadılar, gayet deterministik bir süreç içerisinde determine oldular. Senin sadece bundan haberin yok. Bir şeyi kafanın almaması, ya da o konu hakkında cahil olman, üzerine yorum yaptığın o "şey"i zinhar ve de katiyetle saçma kılmaz. Ama sen külliyen saçmalıyor olabilirsin bu durumda. Düşünsene, daha en başta "anlamamaktan" yola çıkmışsın zaten. Ha bu kadar kafan karışıksa eğer; en malum, en yalın gerçeği itiraf ederek, onu önüne koyarak başla işe: BİLMİYORUM! Malumu ilan et, oradan devam et. Gerisine sebat et. Sen sadece bilmiyorsun ve senin sadece kafan basmıyor. Yorumlarının dayanağı külliyen bu ikisi işte. Hayır, bir yaratıcı derken onun da yaratıcısına ve böyle sonsuz sürüp gidecek bir döngüye hiç mi gitmiyor aklınız? Yok. Çok daha basit ve sade olanı saçma diye yaftalarken, karşısına koyduğunuz alternatifin çok daha karmaşık ve mantık dışılığını ise hoş görüyorsunuz.. E o vakit: Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu?! Arkadaş şüphe ediyorsan sonuna kadar et. Yoksa yalancıktan bir şüphecilik piyesi sahneleme.
  13. teflon

    Ateizm Yozlaşır mı?

    Kısmen katılıyor, başka bir bağlamda ise kısmen katılmıyorum(ne dedim ben acaba) Şöyle ki: "Gerçek" bir ateistin ve beraberinde de Ateizm'in, teistler ve Teizm'den çok daha zor yozlaşacağını düşünüyorum. Çok derinlemesine düşünmeden yazdım bunları, ancak pratiğin çok uzağında olduğunu da zannetmiyorum. "Tanrı"nın tanımını yaparsan, edinilmiş bir tanrı olmadığını da görür, bizleri de deli etmezsin Tenten kardeşim. Senin kafadaki biri muhtemelen(aslen kesin olarak) 1500'lü yıllarda mesela, ya da icap ettirdiği kadar geri bir tarihte; izafiyet teorisi, yuvarlak dünya, kuantum vb. gibi hususlar hakkında da böyle düşünüyor olurdu herhalde. Hacıı, birileri atom diye bir şey uydurmuş, adam sende yahu, bak sen şu işe puhahhaa
  14. teflon

    Zariyat 49 Bilimsel Hata

    Mevzuyu, asıl meseleyi zerre idrak edemediğin için, yine sayıklamaya devam etmişsin. 1- Bizden daha iyi bir yorum derken; kime, neye, hangi kıstas ve referans noktasına göre daha iyi yorum? Cevap belli: "Sana" göre. Senin paşa keyfine göre. Seninki sadece "sana" göre daha iyi bir yorum ama ortada bunu değerlendirebilecek ne nihai bir mevkii, ne bir kıstas, ne de o kıstaslara dayanak teşkil edecek bir referans noktası var. O vakit senin "daha iyi yorum" şeklindeki nitelemen, sadece bir "niteleme" olarak kalır. Öznel/kişisel bir yorumdan ötesi değil. Ve bu durumda karşı tarafa bu doğrultuda yönelttiğin eleştiri de sadece bir eleştiri olarak kalır. Kafanın bir türlü almadığı nokta bu işte. Sen kendi yorumunu kendi kafana göre daha iyi yorum falan olarak ölçer biçer durursun. Son kertede ise sadece kendi kendine gelin güvey olmuş olursun. Kapiş? 2- Allahın son, mükemmel, tüm zamanlar ve tüm insanlık için indiği iddiasında olan kitabı, böyle bir öznelliği; madde (1)deki öznelliği kaldırır mı? Tanrının son mesajı nasıl böyle bir muğlaklığa mahal verir? ....Yoksa böyle bir defo, ancak bir beşerin kitabında mı olabilir? Sen allahın kitabını aklayacam diye, asıl ondaki açık bir defoya vurgu yapıp duruyorsun. Böyle bir durum karşısında rasyonel bir insanın alması gereken ilk tutum ve sorması gereken ilk soru:,o ayette asıl ne denmek isteniyor değil; "o ayette ve tüm kitapta neden böyle bir muğlaklık, öznellik, bir başıboşluk var" şeklinde olmalıdır. Yoruma ve yanlış anlaşılmaya açık. Hem (sözde) apaçık, hem de yoruma ve yanlış anlaşılmaya..İkisi bir arada nasıl olacak Haçan?! Yahu tanrının son kitabının bir orjinali bile yok, onu bile becerememiş aslına bakarsan, bu ne ki aslında... 3- Haddizatında senin yorumun da 1400 senelik anlayış ve algıyla çelişen bir yorum. Peki onu nereye koyuyoruz? 1400 seneye ve onca islam alimine karşılık ne idüğü belirsiz "tek bir sen"..Eğer dediğin doğru ise o vakit; bu kitabın taa 1400 senedir yanlış anlaşılmasın mı yanalım, yoksa doğru anlayanın yalnızca ve biricik "sen" olmasına mı..? Neticede piyasada bu şekilde mealler yok ve millet hala daha öbür türlü anlıyor. Yoksa buradaki şaşkınlığa mı, iş bilmezliğe mi, beceriksizliğe mi yanalım. Yoksa yoksa; kadiri mutlak ve istese bu kitabı hiçbir yoruma mahal vermeyecek şekilde, insanlar tarafından net ve tek bir şekilde anlaşılmasına imkan verecek şekilde indirebilir miydi? Evet. Şüphesiz hem de. Oysa gerçekte 1400 seneden beridir olagelen şey koca bir "hayır"a tekabül ediyor. İşte ona mı yanalım? Böyle bir kitabı nasıl olup da sindireceğimizi ve yol gösterici olarak alacağımızı mı kukumav kuşu gibi düşünelim? Sonuç: Ben senin yorumunun üzerine yorum getirmiyor; yorumunun dayanak noktalarını, daha doğrusu onların yokluğunu ve bu bağlamda senin yorumunun aslen "yokluğunu" eleştiriyorum. Yapılacak her tür yorumun afakiyet ve izafiyet içereceğini, gerideki 1400 yılla birlikte kuranı çöpe göndereceğini vurguluyorum. Buna işaret ediyorum. Yoksa senin yorumun doğru yanlış olmuş ne..Her durumda kuranı bizzat çöpe götürüyor neticede. Sen kuranı utandırıyorsun. 1400 yıllık açıklarını parmaklayarak. E be üstün zekalı kardeşim...Bütün herşeyi bir doğallık parantezi içerisinde algılayacaktıysan eğer, kalkıp neden "maymun insiyatif sahibi değilse insiyatif sahibi kim, bir üst akıl mı" şeklinde erekselci, teolojik güdülü bir soru soruyorsun? Abiyogenez ve evrimden ve konudan zerre haberi olmayan sen, tek bir doğallık kelimesine fit olacak mıydın peki? Samimi olalım: Koca bir "Hayır"..Karşı görüş zaten doğal diyor da, sizin gibi yobaz ve cahil teistler bu işin arkasında bir erek, bir akıl makıl yaratıcı arıyorlar ya zaten. .Biz sana işte o "doğalın" basit bir dökümünü verdik, oldukça basit bir açılımını yaptık. Bir halt anladın mı peki? Zannetmiyorum ama neyse. Gerekirse defaatle kazırız kafana. Evrim sadece ve tek başına evre falan demek değildir. Sürecin tamamının adıdır. Neticede bir şey başka bir şeye aniden ve bir kerede de evrilebilir. (örnek bu ya) Böyle bir değişimi ne ile niteleyecen o vakit? Arada evre falan yok. Pratiğine takılma, örneğe bak sadece. Öyle olsa evrim değil "evre" denirdi. Evrim etken de, edilgen de olsa bir fiil, evre ise o sürecin mahiyetini niteleyen bir zarf bir nevi.. Biz allahın faraziye ne dediği şeklindeki masallarla ilgilenmiyoruz bayım. Biz gerçekleri, olageleni yazıyoruz. Ha o gerçeklerden kendi payına ne çıkarırsın bilemem. Ama gerçekler "bunlar" işte. Sen onları ister öyle, ister böyle yutacaksın. Sindireceksin. Mesele bu. Kimsenin "maymunun" insana dönüştüğünü söylediği de yok. Önce karşı çıktığınız şeyin ne olduğunu, ne dediğini öğrenin de, böyle komik durumlara düşmeyin. Mekkeli kafirler örneğin oldukça talihsiz bir deneme olmuş. O dönemde kim, evrim hakkında ne biliyordu ki, çıkıp bunu bir argüman olarak kullansın? Şaka mı bu Sonuç: Evrim gerçeğin ta kendisi. Apursanız da, köpürseniz de durum böyle. Onu ister put ilan edin, ister ne halt ederseniz edin. Neticede sizlerin kendi çapınızdaki öznel yargılarınız ve sözde ilan ettikleriniz gerçekleri hiç mi hiç bağlamayacak. İt ürüyecek, kervan yürüyecek. Geçmiş olsun. teflon'un reddiyeyle bir işi olmadı zaten şu ana kadar. Sen sadece bunu idrak edemedin. Sadece gereğini yaptı ve cevap da gelmedi, gelemedi. Konu bir manada kapandı, kuran yine ve yeniden bir kez daha çöpe gitti. Ben bu kitap muğlak, neyini neye dayanarak reddedeceksin diyorum, sen hala reddiyeden bahsediyorsun. ..................... Allah baba ne demiş orada: herşeyden çift yarattık. Peki elin oğlu ne yapmış: "Çift olan her şeyi" bu ayete bağlamış. Her şeyin çift olması gerekmemiş onun için. Çift olanlara işaret ediyor diye düşünmüş, o şekilde paranteze almış. Gizli ne yapmış: Bir önceki ayete bağlamış. Afaki ama, bağlamış işte. Allah baba açıkça yazmayı beceremediğinden, ayetin göbeğini bu yana kesmek de gizli'ye düşmüş. Biri çift olanlarla, diğeri önceki ayetle ortak paranteze almış. Tercih yapmış. (Yapmak zorunda kalmış.) Yorum bu ya, ister öyle yorumlar, ister böyle. Yorumlar için objektif ve genel geçer bir kıstas koyamadığın, bir referans noktan olmadığı sürece de sana sadece pok yemek düşer. Seninki ne kadar yorumsa, onun ki de işte o kadar yorum. Birinizinkinin diğerine üstünlüğü yok. Hatta direk kelime anlamından gidecek olursak eğer, onunki daha iyi bile denebilir. Senin gibi kafasına göre olmayan bir bağlam, kelime ya da beyan üzerinden köprü kurmamış neticede. ..Totalde her biriniz allah adına atıp tutmaya devam etmişsiniz ama, orası kesin. Allahın ise ne dediği belli değil. Belli olsa, 1400 seneden beridir elbet anlaşılırdı herhalde. Yani aklını başına devşir de, benimkinden daha iyi yorum falan diye boş atma bundan sonra. Sonuç: Apaçık olan "yorumlanmaz". Neyse, odur. Yorum varsa, apaçık değildir. Kuran apaçık olduğunu iddia etmektedir. Ama Gizli'de sürekli yorum aşağı yorum yukarı dem vurduğu ve itiraf ettiği üzere, "açık değildir".. Nokta. Peki bizim böylesine bir "arap saçı" ile işimiz olur mu? Hayır, ne münasebet.
  15. teflon

    Zariyat 49 Bilimsel Hata

    Ya kusura bakma ama, resmen boku çişle yıkamışsın. Yazdıklarının meali bu. Geldi yine tipini..pardon müteşaşbih kıvırması. Oh, her derde deva. Şıkıştın mı, hoşafın yağı kesildi mi attır ortaya bir ateşlisinden müteşabih..miss. Böyle kaypaklık mı olur? İnsanlığa, insanlık için indiği söylenen bir kitap kendini aynı zamanda insan için belirsiz ilan edebilir mi? Bu kitap bu boku da yemiş işte. Gözünüzün içine baka baka hem de. Hayır kendi müteşabihim diyorsa zaten(ki diyor), o vakit yanlış anlaşılmanın nedeninin kendisi olduğunu direk itiraf ediyor demektir. Allah insana mı yazmış bu kitabı, yoksa kendine mi? Yoksa kitabı uyduran ademoğlu kendine güvenememiş de, ulan dur şuraya bir müteşabih sıkıştırayım da, iler açık verip şıkışınca kıvıracak yer olur mu demiş acaba? Kitabın yazarı kendine güvenememiş mi acaba? Sıradan bir insanın da aklıma da ilk gelecek manevra bu olurdu haddizatında. Ben seninkine uydurma dersem nasıl olur da sen daha iyi biliyor olursun. Boş atma. BEN (YENİ)YORUM YAPMIYORUM Kİ, SENİN YORUMUNU BOŞA ALIYORUM. Sen de melül melül seyrediyorsun. Bir de müteşabih itirafı tabi. E zekan bu kadar mı? Ben sana neye göre yapıyorsun bu yorumu; allah a mı sordun, referansın nedir diyorum, sen mal gibi bakıp bir şeyler sayıklıyorsun. Sonra da kalkmış ben daha iyi biliyorum diyorsun. Al işte hesap ortada. Verebildin mi hesaplardan birini bile? Hayır veremedin. O zaman akşam yatağa girince şapkayı önüne al da güzele bir düşün bakalım. Ben elin ne idüğü belirsiz ateistinin sorularının karşısında neden böyle aciz kalıp mahçup oluyorum, önce açıkladım deyip en sonunda müteşabih diye itiraf etmek zorunda kalıyorum diye.. Ayetin bir yorumu yok be adam! Çünkü ortada bir referans noktası yok. Daha hala kafan almadı mı bunu?! Ayet öyle bir yazılmış ki, tam önüne gelenin don lastiği gibi istediği yere çekebileceği bir şekilde. Hem ayetin yorumu olmaz. Kuran apaçıksa eğer, apaçık bir anlamı olur. fıkhi mıkhi boş edebiyat parçalamaya da gerek kalmaz. Böyle çıkarır masaya vurursun(!) Bana göre değil lan. Bana göre değil. 1400 YILLIK İSLAMA GÖRE BÖYLE. SİZİN 1400 YILLIK İSLAMINIZIN YALANCISIYIZ İŞTE. YA KİTABIN YA DA 1400 YILLIK YALAN TARİHİNİN HESABINI VERECEKSİN. Kırk katır mı, kırk satır mı, ona karar ver, yeter. Salak bir adam bile kullanmazmış..E kuranı yazan bu kadar salakmış işte o zaman. Al sana başka bir alternatif. Allahın neyi nerde kullanıp kullanmayacağına dair bir referans çatısı, bir el kitabı var da ona bakarak mı söylüyorsun bunları? Sende allahlığın kitabı mı var haçan? Yoksa gene işkembeden mi sallıyorsun? Kuran sorulan sorulara cevap veremeyen onlarca ayetle dolu, bu kalkmış cevap verilememesinden bahsediyor hala. Allah çift derken onu değil de şunu bunu kast etmiş işte. Gel de aksini kanıtla bakalım. Referansını da göstererek. Sallamak serbest nasıl olsa. Maymuna gelince: 1- Ortada bir akıl olması mı gerekiyor? Böyle bir zorunluluk mu var? Bir inisiyatif olması mı gerekiyor? Böyle bir zorunluluk mu var? Sen önce bunlardan haber et bizi. 2- Canlılığın içinde olduğu sürece dair edinilmiş bir bilgisi yok. Olmasına da gerek yok. Varyasyonlar/çeşitlilik ortada ve çeşitlenmeye de devam ediyor. Mekanizmaları da orada. Onu determine eden doğal seçilim de. Bu bir insiyatif değil, bir determinasyon sorunu. Bizim örneğimizde determinasyon aracı "Doğal seçilim" (Seksüel seçilimi içinde sayıyorum.) Yani evrimle ilgili soruların boş sorular. Ve görülen o ki, öğreneceğin daha çok şey var. Sen o arada haddini bil yeter. Sen bilirsen biz de biliriz.
×