Jump to content

teflon

Normal Üye
  • İçerik sayısı

    3.366
  • Katılım

  • Son ziyaret

Topluluk Puanı

0 Neutral

10 Takipçiler

teflon Hakkında

  • Derece
    Advanced Member
  • Doğum Günü Temmuz 24

Contact Methods

  • Website URL
    vostok.watashi@gmail.com

Profile Information

  • Gender
    Male

Güncel Profil Ziyaretleri

5.676 profil görüntüleme
  1. teflon

    365 Gün Uydurma Mucizesi

    Namaz ve oruç vakitleri "farz" değil mi...?
  2. teflon

    365 Gün Uydurma Mucizesi

    Farzları insanlar mı belirliyor o zaman?? Ederi nedir bunun? Ya da allah farzı koyarken, yükünü kestiremiyor mu ki, sonradan yontmak gerekiyor bunu? Çok afedersiniz ama "ben bokunu çıkardıysam eğer, siz kafanıza göre ayarlayın işte bi şeyler.." demek mi bu? Yalnız kutuplar değil ki mesele, kutup dairesine girdiğiniz andan itibaren sorun..Az buz yer de değil..
  3. teflon

    365 Gün Uydurma Mucizesi

    Namaz vakitleri farz değil mi?
  4. teflon

    Kur'anın mucizelik yönlerine bir örnek

    Hay "tesadüf" kadar taş düşe başınıza.. Şu kafayı artık bi aşın be istirham ederim.
  5. teflon

    Kur'anın mucizelik yönlerine bir örnek

    Bu satırları yazan (man)kafa, az akletse, aslen yazdıklarının ve aradaki farkın tamamının 1250cc'lik beynimize ve neo-korteksimize bağlı olduğunu, tamamen "niceliğin getirdiği bir nitelik" olduğunu görecektir. Bunları yapabiliyoruz çünkü en gelişmiş üst beyin bizde. Daha gelişmiş üst beyne sahip bir canlı getir, bundan fazlasını da yapacaktır. Başka bir örnek göstersene bakalım; bizimle aynı beyin kapasitesine sahip olup da bu özellikleri göstermeyen başka bir canlı, veyahut çok daha azına sahip olup da eşdeğer derinliği gösteren başka bir canlı? İnsana işte tam da bu yüzden "Homo Sapiens Sapiens" deniyor. Yani düşündüğünün üzerine düşünebilen canlı. Her canlı bir yönde ilerlemiş, bir iş kolu ve fonksiyona "özelleşmiş"..Bukalemun o bilinen özelliğine mesela, ya da köpekbalığı çok farklı duyulara, kimisi uçmaya vb.. İnsan da işte beyne özelleşmiş. Mesele bu kadar basit ve net. Aradaki korelasyon bu kadar açık ve net iken, mesele bir bakıma ne kadar köfte, o kadar ekmekten ibaret iken; bu nasıl bir yobazlık, nasıl bir gerçek inkarcılığı, nasıl bir gerçeğe şirk koşmacılıktır?! İnkar ve şirk içerisindesiniz. Sarsılın ve kendinize gelin. Ancak örümcek kafalı bir teistin bunları görmesi imkansızdır. Din böyle bir melanettir işte. Millet marsa giderken, islam dünyasının orta oğlanı şeklinde bokuyla oynamaktan başkasını yapamaz bir figüran mertebesinden öteye geçememesinin nedeni de bu işte. 1400 yıllık özetiniz, başarabildikleriniz(!) budur. Sindirmesini öğrenin.
  6. teflon

    Kur'anın mucizelik yönlerine bir örnek

    Yukarıda sorduğum soru senin için de geçerli.
  7. teflon

    Kur'anın mucizelik yönlerine bir örnek

    Goygoy yapacağına kalınlaştırılmış soruya net bir cevap versen onun üzerinden devam edeceğiz. Cevap verilemeyeceği için değil. Ben müdahale ederek yönlendirme yapmak istemiyorum. Ama yine dayanamayıp şöyle bir açı daha getireyim: Atomlar aynı atom. Bunlarda bilgi varsa eğer, bana makro dünyadan, inorganik ve "yeni" örnekler de getir. Tasarımmış izlenimi veren doğal karmaşıklıklar. Hal budur ki, doğada gördüğün ve tasarımmış olduğunu düşündüğün karmaşıklıkların hepsi nedense(!)"eski".. Yıllanmış. En kabasının tarihi yüzbinlerce yıldan başlıyor. Bunlarda bilgi yoksa eğer, başka türlü oluyorsa bu iş; aynı şey yine geçerli, her ikisinden de numuneler olmalı. Doğada var olan, makro dünyada, inorganik ve yeni olacak şekilde, tasarımmış izlenimi veren karmaşıklıklar. Anibal'in dediği gibi bilgi milgi yok. Ama vaziyet her ne olursa olsun, her iki durum için de "tutarlı" bir açıklaman olmalı. Daha fazla yazmıyorum. İyisi mi sen ilk soruya cevap ver. Ya da kafası çalışan bir teist bunu yapsın. Organik ve inorganik için aynı şey geçerli ise eğer, ikisi için de aynı durum ve örnekler mevcut olmalı.
  8. teflon

    Kur'anın mucizelik yönlerine bir örnek

    Mevzuya başka bir bakış açısı-perspektif getireyim. Kafanın aldığı kadar(!) eşelersin..ve bir de cevap tabii: Öncelikle tasarımla birlikte koşut olarak kullanılabilecek, “doğal” ve “yapay” nesne ayracını getirelim. Yapay nesne, yani bir anlamda tasarım, var olmasından önce oluşumuna neden olmuş niyeti somutlaştırır. İşlevi hayata geçmemiş olsa da, biçimi bu niyeti gerçekleştirmek için gerekli olan işlevi somutlaştırır. Ancak “taş” için böyle bir öngörüde bulunmayız. Bu tanım ve ayrım meselesi, aynı zamanda teistlerin de kendi adlarına yapması icap eden bir yükümlülük olsa da, onları(taşları) fiziksel kuvvetlerin serbest etkisi ya da oyununun bir sonucu olduğunu düşünürüz. Yani doğal. Son bir şey daha eklemek gerekirse; bilimsel yöntemin ana yapı taşı, Doğa’nın nesnelliği postülatıdır. Bu, olguların tümdengelimci ve ereksel yaklaşımla değerlendirilmesinin bir anlamda “resen” yapılmış reddidir. Özünde bilinçli bir red edişten öte, sistematik bir kabuldür. Bilimin özellikle 16-17. yüzyıldan sonraki inanılmaz performansı bu postülatın sonucu ve dolayısıyla pratikteki meşruiyetidir. Doğa nesneldir, tasarlayıcı değildir. Şimdi soruyu soralım: Doğada “doğal” ve “yapay” nesneler vardır. Bunların bir kısmı karmaşıktır. Çok karmaşık. Peki, doğada olup da karmaşıklığından ötürü “bir tasarım” olduğu izlenimi veren her şey “organik” ve türevi iken, bunların özellikle makro düzeyde "inorganik" bir eşdeğeri, örnek ya da örnekleri var mıdır? Doğadaki inorganik ve makro düzeyde en karmaşık konstrüksiyon hangisidir? (Bir istisna var: (K) Her iki açıdan da anlamlı bir örnek, ama şimdilik kenarda dursun.) Organik ve inorganik mesele açısından aslen oldukça kaba ve yüzeysel tabirler olmasına rağmen, çok fazla ipucu verip yönlendirmeye sebebiyet vermemek adına onları kullanıyorum.
  9. teflon

    Miras Ayetlerinin Çözümü

    Bişey sorucam; Avliye Hesabı nedir..? ? ..Tüm dünyada(!) yayıldığını(!) varsayalım.. Neden yayılıyor "şimdi"..?
  10. teflon

    Mükemmel bir ateist olmam lazım...

    Benle ilgili atıp tutma. Sen "öyle" düşünmüyormuşsun ya işte, böylesi ne onu yaz boş çemkireceğine.. Aslında gayet basit bir soru sorulmuş sana.. Neyse, bunlara mertçe, kapı gibi cevap verebilecek bir müslüman çıkabilecek mi bakalım bir gün..
  11. teflon

    Mükemmel bir ateist olmam lazım...

    Senin karına kızına tecavüz edildiği vakit de böyle düşünür, zil takıp oynarsın o zaman. Da biz seni sormuyoruz ki? Haticeyi geç. Neticeye bak. Tecavüzler olmuş mu? İnsanlar bunun için ızdırap çekmiş mi? Peki allah baba bunun başka türlüsünü de yapabilir miydi?!
  12. teflon

    Ateistler Evrimi İnkar Etse Kâfir Olur mu?

    Süpersin kardeşim bunu hiç düşünmemiştik. Farkında değiliz. Ateizmi yıktın. Şimdi ben Hacı'yı arıyorum, forumu yarın kapatıyoruz... .. .
  13. teflon

    Mükemmel bir ateist olmam lazım...

    Mesela.. Biliyorsunuz namazın vakitleri farzdır. "Farz." ..Şakası, hatası yoktur yani. 1- Kutuplarda namaz nasıl kılınır? Ya oruç..? 2- Bir de kuranda tecavüzün cezası nedir? Sübyancılığın? Kanayan yara. Hatta ortadoğuda da bayağı var nedense(!) Alkolün biletini şıp diye kesen; peygamberin evine nasıl girileceğinden, kimle çiftleşeceğine kadar, bugün hiçbir işimize yaramayacak detaylara bile "spesifik olarak" giren bir kitabın, üsttekileri es geçmiş olması imkansız sanırım. Yazarı kısıtsız olduğuna göre, yer kısıtlılığı gibi bir mazereti de olamaz. Yer kısıtı, kısıtlı insanlara dair bir handikaptır. Haşa, tanrı için söz konusu bile olamaz filhakika.. Yorum yok tabi. Sadece kuran.
  14. teflon

    Ateizme son darbe!

    Sorulara cevap verile dedik ama; "öyle de olamaz mı, yok efendim şöyle de olabilir mi.." den başka bir nane yok yazabileceğiniz. Bu videolar nedense aslen hep bir "monolog" şeklinde gidiyor..Aynı adamların karşısında ne idüğü belirsiz ateistler(!)..Ama o videoların altında bile karşıt görüşe yer yok nedense, değil defalarca kere sorduğumuz eleştirilere cevap vermek.. Bak o maddeleri sonuca bağlayayım: 1- Zaman faktörü (13 milyar yıllık bir ürünle, 50 yıllık bir ürünü kıyaslamak) İnsan zekasının, gerekli bilgi birikimi ve tecrübeye sahip olunca amaçladığı şeyi üretmesi ne kadar sürmüş? Cami, bilgisayar, artık yapay organlar, uzay mekiği şu bu...? Bir kaç 10 yıl...Şimdi süreyi her iki taraf açısından eşitleyip, aynı cinsten yazalım..Ya insanın 50 yılda üretebildikleri ile atomların varoluşun ilk 50 yılı içerisinde yaptıklarını kıyaslayacaksın(a); ya da insana da 13 milyar yıl vereceksin(b). Öyle yağma yok. (a): İnsanın 50 yılda yaptığına karşılık atomlar ne yapmış? İlk 50 yılda daha parçacıklar dahi bir araya gelememiş!!!..Geldikten sonrasına bakalım..Hidrojen? Helyum..?...?...Senin atomlar ilk 50 yılda daha hidrojenle, helyumla debelenirken, insan dediğin gerçek akıl şuur, zeka sahibinin neredeyse yapmadığı kalmamış. Diyeceksin ki "neden insanın ilk 50 yılıyla kıyaslamıyoruz"..O da basit, çünkü sizlere göre sözüm ona bu atomların arkasında sonsuz bir zeka, tecrübe ve bilgi birikimi var. O vakit insanların da amaçladıkları şeyler için gerekli bilgi birikimi ve ilk koşulları sağlamış versiyonları ile kıyaslama yapacaksın..Böylece gerçek zeka ile, kör şuursuz atomlar arasındaki farkı göreceksin. En büyük fark neymiş: Zaman. Gerçek zeka bu işi daha kısa sürede ve çok daha nitelikli ürünlerle hallediyor. (b): Peki bu insana 13 milyar yıl verirsen ne olur? Bana sorarsan her şey olur. Bu evrenin de alası olur, canlılığın da..Ha olmaz ise eğer, aşılamayacak bir eşik varsa eğer bu, insanın kısıtlılığına dair olur. Diğer tarafta bir tanrı olması gerekliliğini dayatmaz. İnsan yapamıyor, o vakit bunu ancak tanrı yapar..Var mı böyle bir mantıksal zorunluluk? Yok. Gerçek zeka, 13 milyar yılda atomlardan daha iyisini yapar. En azından bunu deneyimlemeden, yapıp yapmayacağını bilemezsin!!!!!! Demek ki neymiş? Atomlarla insan zekasını gerçek ve de "eşdeğer" koşullarda kıyasladığımızda, bu evrenin ya da atomların gayet yetersiz, kör ve amaçsız, bu bağlamda da arkasında sonsuz bir zeka güç olamayacağını anlamış bulunuyoruz. "Gerçek kıyaslama" bize tanrıyı değil, tam tersini veriyor. Mantık bunu söylüyor. Geçmiş olsun. 2- Makro evrenle, mikro evren ölçeği ve ölçek farkıyla etki eden kuvvetlerin farklılığını ayırt edememe körlüğü. Tuğlalar kendi kendine cami yapar mı falan dediğiniz o tuğlalar, atomlar gibi vızır vızır vızıldayıp polimeler, bileşikler, moleküller oluşturabiliyor mu? Hayır. Atom ölçeğinde geçerli olan kuvvet ve dinamikler, tuğla ölçeğinde geçerli mi? Hayır. Bunlar için belirli bir eşikten sonra doğal seçilim, evrim falan söz konusu mu? Ona da hayır. Çünkü bunlar makro dünyada ve put gibi duruyor. E o zaman ne halt etmeye, ve kırk kere söylememize rağmen, birbirinin eşdeğeri olmayan iki şeyi birbiri ile kıyaslıyorsunuz? Sizin kafa bunu almıyor diye, biz de sizin gibi tuğla yordamıyla mı düşünelim?! Ne yapacaksın peki? Yine eşitleyecek, aynı cinsten yazacaksın. Ya örnek verdiğin şey, yani atomlar, kendi haline bıraktığın vakit tuğla benzeri put gibi duran bir şey olacak. Ki bakıyoruz öyle değil. Ya da tuğlayı da benzer dinamiklerin içerisine sokup, atomlar gibi hareketli ve yapılar meydana getirebilen birimler haline getireceksin. Bak bakalım o zaman ne oluyor..! 3- Gerçek amaca içkinlik, erekselliğin varlığı (Televizyon örneği) Tekrar tekrar belirtiğim gibi, atomlar anca 13 milyar yılda şunu bunu yapar ama mesela, bir fındık kıracağını değil 13 milyar, sittin senede de yapamaz..Bir kez hasbel kader ortaya çıksa, tekrar tekrar yapamaz. Neden? Çünkü atomların 13 milyar yılda yaptığı hiçbir şey, televizyon ya da bir fındık kıracağı kadar dahi spesifik bir şekilde amaca yöneliklik, içkinlik, ereksellik taşımıyor. Taşıyamaz. Bana öyle bir örnek verecen ki, baktığımız zaman, "bu şey, bir amaçtan, hatta insandan başka bir şey için üretilmiş olamaz" diyecem. Var mı öyle bir örnek? Zaten bu evren insanlar için yapılmış ya hani, o vakit onlar için önceden, şuncacık fındık kıracağını hazır etseydin ya..?? Etrafta sürüsüz yıldız, zibilyon tane gezegen var..Bunları sadece uygun bir şekilde denk gelmesi yeterli..Gezegenler yeşil kuşakta olsun mesela..Her biri, zaten varolanların kombinasyon/permutasyonları şeklinde bir sonuç veriyor. Ayrıca fındık kıracağı ile ilgili mesela, amaç, sebep-sonuç ilişkisini önceki deneyimlerimizden çıkarım yapabiliyoruz. Peki evren ve gezegenler için durum böyle mi? Daha önce amaçsız yaratılmış, insan için yapılmamış evrenler falan gördükmü de, bizimkiler bizim için, bir amaç için olmuştur diyoruz...Bir şeyin karmaşıklık seviyesi ile amaca içkinlik arasında bir orantı yoktur anlayacağın. Çok daha basiti, çok daha kesin ve de yalın bir şekilde amaca içkin olabilir gördüğün üzere. Bir pet şişe mesela. Etrafta işe yaramayan bir sürü işlevsiz fındık kıracağı ya da çalışmayan televizyon görüyor musun, çalışanlardan fazla? Ama bir sürü işe yaramaz gezegen, koca sonsuz bir evren var..İnsan zekası, gerçek şuur, gerçek amaç böyle bir hoyratlığa, müsrifliğe mahal veriyor mu? Vermiyor. Vermez de. 4- Daha az karmaşık olan için tasarımcı ararken, en karmaşığının kendinden olduğunu iddia etmek ahmaklığı ve de körlüğü..(kusura bakmayın ama öyle) Bunu açmaya bile gerek yok. Öyle nal gibi duruyor orada işte. Mantığı tersinden katletmek dışında bir cevabı da yok. Daha az karmaşığı için usta ara. En karmaşığı için o ustasız deme yüzsüzlük ve tutarsızlığında bulun. 1- Sen zor bir problemi beş dakikada çözüp, diğeri çok daha kolayını 25 dakikada çözemiyorsa, ikiniz arasında nasıl bir kıyas yaparsın? Hatta senin çoktan çözmüş olup da, diğerinin 13 milyar yılda çözemediği ve hatta hiçbir zaman çözemeyeceği problemler varsa? Peki ya senin bu kapasite ile 13 milyar yılda yapabileceklerin? Diğerinin 13 milyar yıllık avansı var be! Anlayın artık şunu!! Tuğla kafasıyla, tuğla mantığıyla düşünmeyin, aşın bunları diyoruz ya hep, bu işte. Ha diyelim ki illa bir usta gereksin(ki öyle değil)..Ama anlıyoruz ki bu ustalardan biri(!) geri zekalı. En iyi ihtimalle senden alt seviyelerde bir yerlerde. Sen böyle bir durumda, kalkmış bir de onu tanrı ilan ediyorsan o senin naçizane lütfundur ancak. Ötesi değil ? 2- İkinci mesele de şu. Evrene baktığımız zaman, zorunlu olarak "herşeyin bir ustası olmalı" gibi bir mantıksal zorunluluğa, aksiyoma varabiliyor muyuz? Hayır. Senin yaptığın şey, sadece, önceki deneyimlerinden yola çıkarak ve sadece insan ile makro dünyayı referans alarak yaptığın bir tümevarım. Mantıksal bir zorunluluk değil. Atomaltı düzeylerden başlayarak evrendeki tüm dinamik ve süreçleri incelediğimizde, insan zekası ve bir amacın dışında da organizasyonların olabileceğini, ve bunların çeşitli yapılar şeklinde teşekkül edebileceğini görüyoruz. En basitinden bir kar kristali. ...Zaten herşeyin bir ustası vardır demek, hadiseyi sonsuz bir silsilenin sonunda, sonsuz bir çıkmaza sokmak demek. Öyle kafana göre ben bunu bir yerde durdurdum diyemezsin. Ne herşeyin bir başlangıcı olması gerekli, ne de ustası. Bunun bir gezegende olması tam aksi yönde bir çok şeyi de gösterebilir. Sen bunca sonsuz bir mekan üretirsen, içine de sonsuz şey koyarsan, onları da beraberinde sonsuz kombinasyon ve olasılıklara gebe bırakırsın. Böylesine devasa bir arenada da neredeyse olabilecek her şey "olur". Resmen olasılıkların iş görebileceği bir düzenek var ortada, sen bir de kalkmış iradeden bahsediyorsun.. Evren güneş sistemi kadar olaydı o vakit "ula tek bir seferde böylesine nokta atışı ne ayaktır" diye oturup düşünebilirdik belki..Hayır bir de bunun döngüsel evren modelleri, zibilyon tane paralel evren ihtimali falan da var. Bir yerinde de uygun şartlar oluşsun artık bir zahmet ayıp olmazsa. Böylesine bir müsrifliğe, böylesine bir israfa karşılık az bile.. Bir keskin nişancı var, hedefi tek kerede vurup, tek bir mermi harcıyor. Diğeri bin atıştan birini vurup, 999 mermiyi ziyan ediyor. Sen kalkmış 999 mermi ziyan eden kör nişancıyı, asıl keskin nişancı ilan ediyorsun Sorunca da olsun o azametinden falan diye akla ziyan bahaneler üretiyorsun.. Bir daha da "olamaz mı"larla gelme. Neydi başlığın? Ateizme son darbe(!)...İspat(!)..Böyle olamaz mılarla ispat mı olur? Bize olgusal zorunluluklarla gelin. Olumsal yorumlarla değil. Olamaz mı dediğin anda, diğer ihtimallere de açık kapı bırakıyorsun. Böyle kanıt, böyle ispat olmaz.
  15. teflon

    Ateizme son darbe!

    Her zamanki gibi daha önce cevabı verilmiş teraneleri getirebilmişsin. Ben bu videolara o kadar tepkili değilim. Haddizatında sen ya da videodaki şahıs ortayı yapıyor, biz de kafayı vuruyoruz gol oluyor. Buna vesile oluyorsunuz işte. Ötesine değil. Bu bağlamda önceki yazılanları da özetleyecek şekilde "önce" bir kaç soru soruyorum ben bu sefer: 1- Mimar sinan o camiyi kaç senede yapmış? 20-30-40...? Peki insan kaç senede ortaya çıkmış? Evrenin olagelişinden itibaren güneş sistemi ve dünyayı da içeren "gerekli şartları" sayarsak hepi topu ~13 milyar yılcık(!)..Sadece Dünyayı alırsan ~5 milyar yılcık(!)..Sadece canlılığı sayarsak 3-4 milyar yılcık(!)..Sadece çok hücreliler ve hayvanları ele alırsak 1 milyar yılcığa yakın..Sadece primatları ele alırsak milyon yılcıklar..Sadece Homo sapeins sapiensi ele alırsak 250.000-300.000 yıl kadar...Sinanın 50 senesine karşılık 13 milyar yıldan başlayan bir skala..Bu mudur senin süper akıllı tasarımcın, bu mudur senin kadir mutlak tanrın..Madem o kadar ultra süper bir zeka var bu işlerin arkasında, o vakit bu milyar yıllar da nedir aga? Ha diyecen ki insan minsan daha karışık..Karışık da, milyar yıllar fark yaratacak kadar karışık mı? Yoksa senin tanrı sınırlı mı? Yoksa tanrı değil mi? Yoksa tanrı diye bir şey hiç mi yok? Bu iş neden bu kadar sürmüş haçan, de hele bize..Tanrı dediğin mesele ne kadar karışık olursa olsun hüppedenek koyar ortaya neticede. Cart diye halk eder. Bizimki etmiş mi? Hayır!!..E hayırdır..?? 2- Şimdi otur şunu da bir düşün bakalım...Bir kaç 10 senede o camiyi yapan..camiyi bırak deeper bluesundan, jetlerine kadar yapan, neredeyse 4D printerlarda organ basan vs. vs. yapan insan zekası, aklı şuuru; milyar, milyarı geçtim milyon, milyonu da geçtim, 250-300.000 yılda neler yapar? Önce ben cevap vereyim: tanrının yaptığını iddia ettiğin şeylerin hepsini, hatta çok daha iyisini yapar. İşte gerçek akılla şuurla, kör şuursuz atomların ve evrensel temel kuvvetlerin yapabilecekleri arasındaki fark budur. İkici fark ise o akılsız şuursuz atomların hiçbir zaman, örneğin "televizyon" gibi, bir amaca ereğe bu kadar yönelik, bu kadar içkin bir şeyi hiçbir zaman yapamayacağı gerçeğidir. Sinanın bir kaç 10 yılda yaptığı o camiyi ya da şuncacık televizyonu sittin sene, trilyonlarca sene de beklesen, evreni dünyayı insanı ortaya çıkaran o akılsız şuursuz atomların, hiçbir zaman çıkaramayacağını görürsün. 3- Şimdi atom ve atomaltı seviyede etkili olan 4 temel kuvvet, termodinamik, entropi, ısıl titreşimler gibi faktörler var ya, hani şu atomların hiçbir zaman yerinde sabit durmasına izin vermeyen, izin vermemek ne kelime, çılgınlar gibi bir oraya bir buraya dönderip vudruran faktörler makro dünyada, yani mesela o camiyi yapan tuğlalar için geçerli mi? Yani o tuğlalar kendi haline bıraktığın vakit atomlar gibi çılgınca titreşip hareket edip, kovalent iyonik bağlar oluşturuyor mu, molekül benzeri yapılar oluşturuyor mu? Yoksa donyağı gibi durduğu yerde duruyor mu? 4- O plan-proje dediğin DNA'lar gerçekten plan proje mi, yoksa sadece bir yönergeler silsilesi mi sadece? Yani şuradan üç boy git, şuradan sağa dön vb. şeklinde..Yani son ürüne ilişkin önceden belirlenmiş bir plan var mı ortada? Ben söyleyeyim: Yok! Yani plan proje benzetmesi de çöpe gitti. 5- Peki bir de, tüm bunların kendi kendine olması imkansız, arkasında bir tasarımcı olmalı derken güttüğün mantık, sıra o hepsinden çok daha karışık tasarımcının nasıl olageldiği üzerine mantık yürütmeye gelince ne oluyor? Ben söyleyeyim: Toz oluyor. Tüm mantık yürütmene temel teşkil eden sizde ilk önermen, bir nevi aksiyomun yerini, en sonunda kaypaklık alıyor. Bunlar kendi kendine olamaz ama onları yapan olur. Yani nedir bu? İşe önce bir ilk önermeyle başlıyorsun, işin en sonunda o önermenin "değilini de" doğru kabul ederek sözde çıkarımına varıyorsun. Gerekçen ne peki? Çünkü tanrı. Burada net bir şekilde döngüsel mantık safsatasına düşüyorsun. Yani kanıtlamak istediğin şey için, zaten kanıtlamak istediğin şeyin kendisine gönderme yapıyorsun. Yani tam bir mantık katliamı. 6- Plase soru: O atomlar insanı bile yapmış ya arkasındaki sözde güce binaen, peki neden şimdiye kadar ondan çok daha basit olarak görülen televizyon gibi bir şey yapmamış hiç mesela? İnsan olmadan? İşin içine gerçek bir amaç güdücü, ereksellik girmeden? Bu meretler insanı bile yaptıysa eğer, skalada ona göre çok daha basit olan televizyonu çoktan yapmış olmalıydı di mi mesela şimdiye kadar? Ya mesela çok basit bir sabanı? Nerde onlar? Ben ilk cevabı vereyim. Onlar yok, çünkü işin içine insan girene kadar ortada gerçek bir amaç, aktüel bir ereksellik yok. Bunları hepsi insandan sonra başlıyor. Şimdi bunlara bir cevap ver, ya da o videodaki zevattan başlayarak, .ötü kim yiyorsa o cevap versin, sonra devam edelim. Bunlar daha başlangıç çünkü. Bu işin daha bir de mantıksal mümkünsüzlüğü, deterministik kaosu, termodinamiğin 1. kanunu, doğal seçilim ve evrimi...varoğlu var anlayacağın... Hesaba katmadığınız, hesap hatası yaptığını, aslen aklınızın yetmediği şeyler şunlar özetle: 1- Zaman faktörü (13 milyar yıllık bir ürünle, 50 yıllık bir ürünü kıyaslamak) 2- Makro evrenle, mikro evren ölçeği ve ölçek farkıyla etki eden kuvvetlerin farklılığı 3- Gerçek amaca içkinlik, erekselliğin varlığı (Televizyon örneği) 4- Daha az karmaşık olan için tasarımcı ararken, en karmaşığının kendinden olduğunu iddia etmek ahmaklığı ve de körlüğü..(kusura bakmayın ama öyle) 5- Ha bir de, ortaya koyduğunuz bu mantık ve örneklerin, daha önce karşınızdaki kişinin aklına gelmemiş olmasını zannetmek saflığı. He valla biz de daha önce hiç düşünmemiştik bunlar kendi kendine nasıl oldu diye, tükkenmez kalemin ustasını falan da, siz söyleyince aklımıza geldi daşlar yerine oturdu...(!)
×
×
  • Yeni Oluştur...