Jump to content

cubbelii

Normal Üye
  • İçerik sayısı

    956
  • Katılım

  • Son ziyaret

İletiler bölümüne cubbelii kullanıcısının eklediği dosyalar

  1. arkadaşlar, cübbeli haklı.

    sizin buyruğunuz altındaki zimmilere

    cizyelerini verdikleri sürece iyi davranmaya mecbursunuz.

    yalnız, cübbeli biraz da islamı kabul etmeyip

    ben sizin egemenliğinizin altına da girmem, size cizye de vermem diyen bir topluma

    savaş açmanın müslümanlara farz olduğundan da bahsetsin.

    aptal aptal itiraz edecekler gidip biraz fıkıh okusunlar.

    Cihad tabiki farzdır. Sen güçlü olup kafirlerden cizye almazsan onlar gelir Irak'a, Çeçenistan'a, Bosna'ya bizim bacılarımızın ırzına geçer, petrolü çekip alırlar.

  2. >>> Belgeleriyle Osmanlı Hoşgörüsü:

    Geç bu ayakları cübbelii.. Derdimiz osmanlının işgalden sonra cizyeye bağladığı tebasına ne yaptığı değil. Derdimiz, istanbulda hangi zulüm vardı da, müslümanlar orayı kurtarmak için uğraştı?

    İstanbul'un fethinden önce Bizans'ın durumu hiç de iç açıcı değildi. Halk ahlakî ve ekonomik çöküntüden bıkmış, Konstatin'in zulmünden yılmıştı. O kadar ki halk "Hristiyan külahı görmektense, Müslüman sarığı görmek daha iyidir." diyecek duruma gelmişti. Çünkü o dönemde Osmanlı "Adil bir dünya düzeni" kurmayı başarmış, dünyanın hayranlığını kazanmıştı.

  3. Zimmî, başka bir dine mensup olarak, İslâm ülkesinde yaşayan,

    Bunun bu forumla ve hadisler saçmadır diyen müslümanlarla ne alakası var?

    Türkiye islam ülkesi değil, ateistler de başka din mensubu değil.

    Türkiye İslam ülkesidir İslam fıkhına göre...

    Ö. Nasuhî Bilmen Hukuk-u İslâmiye ve Istılâhat-ı Fıkhiyye Kamûsu'nda Darü'l-İslâm ve Darü'l-Harb'i şöyle tarif eder : «Darü'l-İslâm, Müslümanların hâkimiyeti altında bulunup Müslümanların emn ve eman içinde yaşayarak dinî vazifelerini ifa ettikleri yerlerdir. Müslümanlar ile aralarında müsalâha ve muvadecı bulunmayan gayr-i müslimlerin hâkimiyeti altında bulunan yerler de Darü'l-Harb'-tir»

    Hanefî mezhebinde, bir «Darü'l-Harb», «ahkâm-ı İslâm'ın bazısının icrası ile «Darül-İslâm»a inkılâp eder (3). Bu hususta ittifak vardır. Bir «Dar-ı İslamın, «Dar-ı Harb»e inkılâp etmesi hususunda ise, iki ayrı görüş mevcuttur. Bu görüşlerden birincisi îmamı A'zam Hazretleri'ne, diğeri ise İmameyn'e (İmam Muhammed ve İmam Yûsuf) aittir.

    İmam-ı A'zam'a göre «Darü'l-İslâm»-ın «Darü'I-Harb»e inkılâp edebilmesi için aşağıdaki üç şartın birlikte tahakkuk etmesi lâzımdır. Eğer bu şartlardan birisi noksan olursa, yine o diyar, «Dar-ı îslâm»dır, «Darü'1-Harb» değildir.

    l- İçerisinde küfür ahkâmı bitemamiha -yani yüzde yüz- tatbik edilecek. Küfür ahkâmının yüzde yüz tatbik edilmediği meselâ, sadece cuma ve bayram namazlarının kılınabildiği bir diyara «darü'1-harb» denemez. Serahsî bu hususta şöyle buyurur

    «Bu şartın tahakkuku için orada şirk ahkâmının tamamiyle açıktan açığa icra edilmesi ve İslâm ahkâmının kat'î surette kaldırılmış olması gerekmektedir. Burada İmam-ı A'zam hâkimiyet ve kuvvetin tamamiyle ehl-i küfürde olmasına itibar eder'» (4). Yani, bu şartın tahakkuku için bir îslâm memleketinde hâkimiyet ve galebenin noksansız bir şekilde kâfirlerde olması lâzımdır. Bazı arızalar sebebiyle ehl-i küfrün hâkimiyetinde bir noksanlık olursa orası «darü'1-harb» olamaz. Nitekim sadece cuma ve bayram namazlarının ifa edilmesiyle orası «Darü'l-İslâm» olur. Ve yine fukahâdan İsticabî'nin içtihadına göre, «Bir diyarda islâm'ın sadece bir tek hükmü dahi icra edilebiliyorsa o diyar «Darü'l-İslâm »dır.»

    İbn-i Âbidin'e göre «Bir diyarda Müslümanların ahkâmı ile müşriklerin ahkâmı birlikte icra edilirse orası yine «Darü'l-İslâm»dır (5). Bezzaziye'de, «Peygamber Efendimiz (S.A.V.) Medine-i Münevvere'ye teşriflerinde orada Yahudiler ve müşriklerin hükmü cari olduğu halde Resûlüllah Efendimizin (S.A.V.) islâm icraatına başlamasıyla o beldenin «Darü'l-İslâm»a inkılâb ettiği» kaydedilir.

    O diyar «Darü'l-Harb»e muttasıl olacak, yani o diyarın sınırları ve komşu hudutları tamamen kâfirler tarafından kuşatılmış olacak. Eğer bir diyarın hudutlarından herhangi bir tarafı «Darü'l-İslâm»la muttasıl, yani bir Müslüman memleketine komşu olursa, o diyar «Da-rü'1-Harb» olamaz. Çünkü İmam-ı A'zama göre «Bir Müslüman memleketle komşu olan Müslümanlar tamamen mağlûp sayılmazlar. O Müslüman memleket ile imanî, ahlâkî, itikadî, içtimaî, siyasî, ticarî ve an'anevî ilişkilerini devam ettirebilirler; İslâmî şeairi yaşatabilirler

  4. Hz. Peygamber tarafından Hıristiyanlara sunulan mabet garantisine dair ilk ifadeleri Necranlılarla yaptığı anlaşmada görüyoruz. Anlaşmada Allah'ın himayesi ve peygamberi Muhammed'in zimmetinin Necranlıların mabetlerinin üzerine olduğu belirtilerek ibadethaneler garanti altına alınmıştır. (İbn Sa'd, I, 288, 357-58)

    Hayber Yahudileri bir defasında Hz. Peygamber'e gelip ürünlerinin bazı müslümanlar tarafından izinsiz şekilde alındığını söyleyerek şikayette bulunmuşlardır. Bunun üzerine Hz. Peygamber, müslümanları mescitte toplamış ve onlara kendileriyle muahede yapılanların mallarının haram olduğunu ilan etmiş ve yaptıkları şeyin doğru olmadığını açıklamıştık. (Müsned,

    Hz. Ömer zamanında fethediler ülkelerin hiçbirinde, tek bir ibadet yerine bile, hiçbir zaman saygısızlık ve tecavüz edilmemiştir. Ebu Yusuf yazıyor: "Bütün ibadet yerleri olduğu gibi bırakıldı. Ne onlar yerle bir edildi, ne de mağluplar eşya ve mallarından yoksun bırakıldı." (Ebu Yusuf, Kitab-ül Haraç;

    Hz. Ali: "Her kim ki bizim zımmimizdir, onun kanı bizimki kadar kutsaldır, malları bizim mallarımız kadar tecavüzden masundur" dedi. Başka bir kaynakta, Hz. Ali'nin şöyle dediği naklediliyor: "Zımmi durumunu açıkça kabul edenlerin malları ve hayatları bizimki (yani Müslümanlarınki) gibi kutsaldır."

  5. Kendin salla kendin inan yani Cübbeli..

    Birisi bir resim yapmış, resimde ne oluyormuş? Fatih istanbul'u almış, rahibin biride ona böyle demiş. Yalakalık her zaman mevcuttur cübbeli. Peki neden Fatih oraya işgal etmeden önce çıkıp, osmanlının tebası olmamış o rahip, o ağarmış sakalına rağmen? Katolik dediği kim biliyor musun? Fatih madem durum buymuşsa, neden Ceneviz'lilerin üzerine gitmemiş, katolik cenevizin ortodokslara zulmüne seyirci kalmış?

    Cahil kalma sana kıyamam.

    Belgeleriyle Osmanlı Hoşgörüsü:

    http://209.85.229.132/search?q=cache:fREluwbhTVcJ:wowturkey.com/forum/viewtopic.php%3Ft%3D8165+osmanl%C4%B1+m%C3%BCsl%C3%BCman+olan+rahip&cd=11&hl=tr&ct=clnk&gl=tr&lr=lang_tr

  6. Zimmî, başka bir dine mensup olarak, İslâm ülkesinde yaşayan, vergisini veren ve vatandaşlık görevlerini yerine getiren kimsedir. Bu kişinin, başta hayat hakkı olmak üzere bütün hakları koruma altındadır. İslâm hukukuna göre, onun malını çalanın da eli kesilir, onun hayatına kastedene de kısas uygulanır. Ayrıca, ona yapılan her haksızlık, 'kul hakkı' olarak mahşerde karşılığını mutlaka bulacaktır. 'Musalaha eden' , yani Müslümanlarla barış halinde bulunan bir kâfir devletin mensupları için de hüküm aynıdır.

    Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur: "Bir zimmiyi (sorumluluk altına alınan kişi) haksız yere öldüren cennetin kokusunu duyamaz. Halbuki onun kokusunu kırk yıllık yoldan duyabilir." (Buhari, Cizye, 5)

    "Kim bir muahime zulmeder veya gücünün üstünde bir iş yükler ya da zorla ondan bir şey alırsa kıyamet günü ben onun hasmıyım." (Ebu Davud, Harac, 31-33)

    Kim bir zimmiye zulmetse veya gücünün üstünde bir mükellefiyet yüklese, ben onun hasmıyım. (Ebu Yusuf, Kitabu'l-Harac

    Resulullah (S.A.V.) ordusunu savaşa gönderirken şöyle tembih ederdi: "Allah adına çıkınız. Çünkü siz Allah yolunda savaşıyorsunuz, zulmetmeyiniz. İnsanların organlarını kesmek suretiyle işkence yapmayınız. Çocukları, manastırlarda oturan din adamlarını öldürmeyiniz." (Ebu Davud, Cihad 120)

    Hz. Peygamber buyuruyor: "Sakının! Kim, böyle insanlara (yani kendileriyle anlaşma yapılmış olanlara) zalim ve sert olursa, onların haklarını kısarsa veya tahammül edebileceğinden fazlasını yüklerse veya hür iradeleri dışında onlardan bir şey alırsa, hüküm günü onlardan ben davacı olacağım." (Ebu Davut, Cihat;

    NOT: HADİSLER UYDURMADIR DİYEN ARKADAŞLAR OTURUP BİR DAHA DÜŞÜNSÜNLER...

  7. bunun kabul edilebilir birşey olmadığını biliyordu.

    ayak yapıyor muhtemelen. :)

    bakın ben istemedim, bana da ters ama

    allah böyle istiyor intibasını güçlendirmek için

    böyle bir ayeti pekala uydurmuş olabilir.

    Zaten istediği cariyeyle, hanımla evlenebiliyorken Zeynep için bu riske girilmez. Senin açından da baksak yine sen kaybedersin. O dönemim insanları senden daha mı aptaldı.

  8. Kur'an sadece nefsi müdafaya izin verirmiş......

    Hadi ordan yalancı..

    İslam savaş dinidir ve Kur'an'da savaş taktikleri bile ayet şeklinde yazılıdır..

    Merak eden biraz araştırır.

    Bu kadar da işkembeden atılmaz ki..

    Anladık. İslam'la ilgili her şey yalan ve Müslüman'lar en adi yalancı ama..

    Bu kadar da olmaz ki kardeşim...

    İnsaf...

    Getir ayetleri konuşalım. Laf olsun torba dolsun yapma.

  9. hangisinin önce indiğini tam hatırlamıyorum ama

    hepsinin bu evlatlığın eşiyle evlenmeye olur diyen ayetten evvel indiği kesin.

    sonrasında da allah -ki kendisi muhammedin çorap kuklasıdır.- şöyle buyuruyor:

    ahzab/37. Allah'ın nimet verdiği ve senin de nimetlendirdiğin kimseye: "Eşini bırakma, Allah'tan sakın" diyor, Allah'ın açığa vuracağı şeyi içinde saklıyordun. İnsanlardan çekiniyordun;

    Peki Hz. Muhammed SAV Zeyd'e RA. niçin eşini bırakma, Allah'tan sakın" diyordu.

  10. >>> sadece nefsi müdafa için değil başkalarına yapılan haksızlığı önlemek içinde mücadele edilir ve gerekirse savaşılır...

    Peki hangi müslüman gidip -bugüne kadar- herhangi bir yerdeki zulmü önlemek savaşmıştır?

    Dahası, senin gidip oralarda yeni bir zulm yaratmanın nesi kabul edilebilir?

    Osmanlı İmparatorluğu...

  11. 1- bu mesele neden bu kadar önemli de özel ayet iniyor?

    mesela hiç üvey geliniyle birlikte olamaya kalkan bir adam gördünüz mü?

    gördüyseniz kaç tane gördünüz?

    bu işe kalkan adama nasıl sövdünüz?

    evlenseydi daha mı az söverdiniz?

    2-ayet neden kafi gelmiyor da illa muhammed istemediği halde evlenmek zorunda kalıyor?

    bu kadar önemli mi ille de uygulamasının yapılması?

    muhammed bizzat evlenmese müslümanlar bu işe cevaz verildiğini anlamayacaklar mı?

    3-hala nasıl müslüman kalabiliyorsunuz?

    Olaya Zeynep Validemizin gözünden bakabilsen meseleyi çözerdin. Zeynep Validemizin boşandıktan sonraki ruhsal çöküntüsüne bir neşterdir Efendimiz ile evliliği...

  12. Tabii ki var sevgili Cubbeli.

    O ayetlere bakınca Rabbimize attığınız iftiralardan dolayı pişmanlık duyuyorsundur değil mi?

    Allah adına haramlar ve emirler türetmeye kalkmak, Allah demediği halde öyle demiş gibi göstermeye kalkmalar...

    Resul size ne getirdiyse onu alın. Size neyi yasakladıysa ondan sakının” (Haşr 7)

  13. Cehennemden korkaklar korkar. Masallara da çocuklar inanır.

    BEN ALLAH'TAN KORKARIM.

    >>> Bizim inandığımız Allah herşeye kadirdir. Zamanı O yaratmıştır. İstediği gibi ileri geri alır. No problem...

    O kadar değil...

    Çok basit ve ufak bir problem var sadece: O allahın var olmaması.

    Muhammed bunu görmüş vs. lafları da, muhammedin diğer tüm lafları gibi kuyruklu yalandan ibarettir zaten.

    SANA GÖRE, ÇÜNKÜ SEN MÜHÜRLÜSÜN.

  14. Önceki sayfada Mohammed değinmiş, Cehennem hesap gününden (kıyametten) sonra faaliyete geçecek olduğundan, Muhammed'in cehennemde yanmayan adam gördüm demesi, uydurduğu dine aykırıdır. Saatin ileri geri sarılmasıyla Muhammed'e yapılan show'da ise yanmayan adam gösterilmesi ise daha da komiktir. Oysa ki Muhammed cayır cayır yanıp acı çeken adam görmelidir ki, kendine inananları daha da korkutsun. Yanmayan adam gördüm deyince inananlar cehennemden tırsarlar mı?

    Sen cehennenmden tırsıyor musun? Hayır. Eeeee, yanmayan adamın olduğunu bilmen neyi değiştirir? Senin açından hiçbirşeyi...

    Bizim inandığımız Allah herşeye kadirdir. Zamanı O yaratmıştır. İstediği gibi ileri geri alır. No problem...

×
×
  • Yeni Oluştur...