Jump to content

Genel Araştırma

'Hitler' etiketi için arama sonuçları.

  • Etiketlere Göre Ara

    Aralarına virgül koyarak ekleyin
  • Yazara Göre Ara

İçerik Türü


Forumlar

  • FORUM YÖNETİMİ
  • FORUMLAR
    • ATEİSTFORUM
    • ATEİSTCAFE
    • BİLİM FORUMU
    • HODRİ MEYDAN FORUMU
    • KURALLAR ve DUYURULAR
    • TAVANARASI
  • ATEİSTFORUM ARŞİVLERİ
    • FORUM ARŞİVLERİ

Find results in...

Find results that contain...


Oluşturma Tarihi

  • Start

    End


Son Güncelleme

  • Start

    End


Filter by number of...

Katılım

  • Start

    End


Üye Grubu


AIM


MSN


Website URL


ICQ


Yahoo


Jabber


Skype


Location


Interests

Araştırmada 5 sonuç bulundu

  1. Hitler Hristiyanlığı Savunuyor "Hristiyanlığı savunacağız. Ve sadece kâğıt üzerinde değil, hayır. Ateizmi yenmek istiyoruz. Bu fenomenleri kültürümüzden, tiyatromuzdan, ve edebiyatımızdan yok etmek istiyoruz. Son 14 yıldır hayatımıza akan bütün bu zehri ortadan kaldırmayı istiyoruz."- Adolf Hitler'in 15 Şubat 1933 tarihli Stuttgart şehrinde yaptığı konuşmadan
  2. Hitler dindar apolojistlerin iddialarının aksine ateist değildi. O ateist ve özgür düşünce derneklerini yasakladı ve düzenli olarak "ateistik" ya da "tanrısız akımlar" aleyhinde konuştu. 24 Ekim 1933’de Berlin’de yaptığı bir konuşmada Hitler, ateizmin "kökünü kazıma" niyetini beyan etti: “Biz halkın bu inanca ihtiyaç duyduğuna ve talep ettiğine ikna olduk. Bu nedenle ateistik harekete karşı mücadeleyi üstlendik, ve bu sadece birkaç teorik deklarasyonla değil: biz onun kökünü kazıdık.” (Norman H. Baynes, ed., The Speeches of Adolf Hitler, April 1922-August 1939. Vol. 1. Oxford: Oxford University Press, 1942, p. 378.)
  3. "Seküler okullar asla tolere edilemez çünkü bu tür okullar hiçbir dini eğitim vermez, ve genel moral eğitim dini bir temel olmaksızın hava üzerine inşa edilmiştir; sonuç olarak, tüm karakter eğitimi ve din inançtan türetilmelidir… biz inanan insanlar istiyoruz." Hitler, 26 Nisan, 1933, 1933 yılında Nazi-Vatikan Antlaşmasına yol açan müzakereler sırasında. 24 Ekim 1933’de Berlin’de yaptığı bir konuşmada Hitler ifade etti: “Biz halkın bu inanca ihtiyaç duyduğuna ve talep ettiğine ikna olduk. Bu nedenle ateistik harekete karşı mücadeleyi üstlendik, ve bu sadece birkaç teorik deklarasyonla değil: biz onun kökünü kazıdık.” (Norman H. Baynes, ed., The Speeches of Adolf Hitler, April 1922-August 1939. Vol. 1. Oxford: Oxford University Press, 1942, p. 378.) Moralite basitçe doğru ve yanlış davranışlara dair bir fikir sistemi olarak tanımlanabilir. Ahlaki değerlerin göksel bir güce dayanmadan rasyonalize edilemeyeceği iddiası apolojetikler tarafından sıkça dile getirilir. Oysa ahlakın kökeni tanrıya ya da aşkın bir otoriteye dayanmaz. İyi ve erdemli bir insan olmak için gökte bizi dikizleyen hayaletlere inanmak zorunda değiliz. Dahası modern bilimsel veriler ışığında canlılardaki fedakarlık, işbirliği, empati, sempati ve özgecilik gibi duyguların tarihsel kökeni, milyonlarca yıllık evrimsel süreçteki gelişimi neden sonuç ilişkisi içinde giderek daha detaylı bir şekilde açıklanabiliyor. Ahlak; olayın artılarını ve eksilerini kişinin değerlendirmesinden kaynaklanmaktadır. Ahlaki davranış diye bir şey olmasaydı türümüzün daha fazla yaşama şansı olmazdı. Dawkins'in yorumuna göre, bencil gen özgecil topluma öncülük etmiştir. Kendisine ve çevresine saygısı olan bir insan incitici davranışlarda bulunmaya yeltenmez. Dolayısıyla ahlak; sosyal hayatın bir gereği olarak ortaya çıkan sivil bir olgudur.
  4. Hitler kesinlikle Müslüman olmamasına rağmen İslam'a karşı bir sempatisi vardı. Hitler'in savaş zamanı Silahlanma ve Cephane Bakanı Albert Speer, anılarında şunları kaydediyor: "Hitler bir Arap delegasyonundan öğrendiği tarih kırıntısından çok etkilenmişti. Eğer Müslümanlar, geri püskürüldükleri Puvatya Muharebesinden sonra 8 asır boyunca Fransa ve Orta Avrupa'da nüfuz sahibi olmaya çalışsalardı, Araplar bu savaşı kazanır ve dünya Müslüman olurdu. Onlar için tüm ulusların kılıçla boyunduruk altına alınarak yayılması gereken bir dindi. Bu durumda Germenler dinin mirasçıları haline gelecekti. Böylesi bir inanç sistemi Almanların mizacına mükemmel uygun olurdu. Hitler galip gelen Arapların, ırksal aşağılıkları yüzünden, uzun vadede ülkenin sert iklim ve koşulları ile mücadele etmeye muktedir olamayacaklarını söyledi. Onlar daha dinç yerlileri kontrol altında tutamazlardı. Bu yüzden nihayetinde Araplar değil ama Müslümanlaşmış Almanlar bu Muhammedi İmparatorluğun başında durabilirdi." - - Adolf Hitler Üçüncü Reich, sayfa 96, Albert Speer tarafından yorumlandı." 732 Puvatya Muharebesi hakkında, Hitler büyük bir İslam hayranı olarak Charles Martel'in zaferinden pişmanlık duyuyordu. "Zaten, görüyorsun, dünya çoktan Yahudilerin eline düşmüş, Hristiyanlık çok yüreksiz bir şey. Charles Martel Puvatya Muharebesi'inde galip olmasaydı, o zaman büyük olasılıkla Müslümanlığa dönüştürülmüş olurduk, ki kahramanlıkları yücelten ve yalnızca cesur bir savaşçıya yedinci Cennet'i açan bir kült. O zaman Cermen ırkları dünyayı fethedebilirdi. Hristiyanlık tek başına bunu yapmaktan onları alıkoydu." - - Adolf Hitler, Ağustos 28, 1942, öğle vakti Hitler'in Gizli Konuşmaları'ndan, sayfa 542
  5. Konuşmacıların din eleştirisini tartıştıkları bir diyalogta ateizme karşı en yaygın kontra-kritisizmlerden (karşı eleştirilerden) biri şöyle yapılır: "Yirminci yüzyılın en büyük zulümleri ateizm adına ateistler tarafından Işlenmiştir." Bu, bazı ateistlerin bu tür tartışmalar sırasında en az bir kez bahsedilmesini beklediği kadar yaygındır. Neredeyse bir saat mekanizması gibi! Resmi adı argumentum ad Stalinum/Hitlerum olan bu arguman aşağıdaki videoda tartışılıyor: Bu argumanı kullanan insanların çoğu zaten ateizmin, inançsızlığın ahlaki olarak en kötü şey olduğuna inanmış olan teistlerdir. Tanrıya inanmamak affedilmez bir günahtır! Bu, ateizmin öldürmek, çalmak, yalan söylemek ve hilekâlık dahil yapmayı istediğiniz her şeyi iyi yapan “ateistik moralite” denen şeye yol açtığını düşünmektir, çünkü herhangi bir transandan (üstün) bir otorite figürüne cevap vermek zorunda değilsin. Bu yüzden, yegâne ahlaki değer havuç-sopa tarzına sahip olandır. Uslu ve ahlaklı bir çocuk olursan ödüllendirilirsin, yaramazlık ve haylazlık yaparsan Tanrı seni cız yapar. Oysa kişisel otonomi olmadan ahlak imkânsızdır. Eğer biz sadece emirleri izleyen robotlarsak, o taktirde eylemlerimiz sadece itaatkâr veya itaatsiz olarak tanımlanabilir, ancak sadece itaat, ahlak olamaz. Bu yüzden Gök Baba’yı kızdırmamak için kötülükten kaçınmak ya da Onun gözüne girmek için iyi şeyler yapmak moral bir davranış sayılmaz. İnsan ve hayvan davranışları üzerinde sistematik analizler yapan davranış bilimi bize ahlak için gaipten indiği sanılan kitaplardan daha sağlam gerekçe sağlıyor. Ve bana göre dinsel dogmatizm ile politik dogmatizm arasında temelde bir fark yok. Öncelikle ateizmin kendisi insanların uğruna dövüştüğü, öldüğü ya da öldürüldüğü bir prensip, amaç, felsefe ya da inanç sistemi değildir. Ama dini retoriklerle gerekçelendirilmiş ve şiddetlenmiş pekçok haçlı seferi, engizisyon, cadı avcılığı ve köleleştirme vakası var. Bunu da kutsal kitaplarından aldıkları cesaret ve motivasyonla yapıyorlardı. Stalin, Pol Pot ve diğer psikotik komünist liderlerin cinayetlerini ateizmin hanesine yazmak adil olmaz. Zira bunlar tanrısızlığı dayatmak için işlenen suçlar değildir. Bir teist Stalin'in teistlerin XY ya da Z nedenle öldürülmeleri gerektiğine inandığını iddia edebilir, ama o zaman nasıl bir Tanrı'ya inanç eksikliğinin bu sonuca yol açabildiğini makul bir şekilde göstermesi lazım. Stalin bu cinayetleri din düşmanlığından çok politik kazançlar için gerçekleştirdiğini gösteren kanıtlar var. Stalin, pozisyonunu sağlamlaştırmak için milyonları katleden bir paronoid idi. Ateizm değil, totaliteryanizm itici güç ve nedensel bağlantıdır. Göz ardı edilen bu gerçek apolojetiklerin iddialarının sahte olduğunu göstermektedir.
×
×
  • Yeni Oluştur...