Jump to content

Genel Araştırma

'Stalin' etiketi için arama sonuçları.

  • Etiketlere Göre Ara

    Aralarına virgül koyarak ekleyin
  • Yazara Göre Ara

İçerik Türü


Forumlar

  • FORUM YÖNETİMİ
  • FORUMLAR
    • ATEİSTFORUM
    • ATEİSTCAFE
    • BİLİM FORUMU
    • HODRİ MEYDAN FORUMU
    • KURALLAR ve DUYURULAR
    • TAVANARASI
  • ATEİSTFORUM ARŞİVLERİ
    • FORUM ARŞİVLERİ

Find results in...

Find results that contain...


Oluşturma Tarihi

  • Start

    End


Son Güncelleme

  • Start

    End


Filter by number of...

Katılım

  • Start

    End


Üye Grubu


AIM


MSN


Website URL


ICQ


Yahoo


Jabber


Skype


Location


Interests

Araştırmada 4 sonuç bulundu

  1. Din-tahrikli cinayetlerden / savaşlardan söz ettiğimizde dindarlar genellikle karşı argüman olarak komünist liderlerin din düşmanlığı öne sürüyorlar. Komünistlerin cami, kilise ve mabet yıkmalarını ve din adamlarını kurşuna dizmelerini "ateizm adına işlenen cinayetler" olarak tanıtmaya çalışıyorlar. Fakat bu karşılaştırma bir mantık hatası içeriyor. Çünkü ateizm uğruna cihat yapılan bir ideoloji, politika, kült, ülkü, ideal, otorite ya da doktrin değildir. Ateizm en yalın anlamda tanrıya / tanrılara inanmamaktır. Tek başına ateizm hiçbir iyi veya kötü, olumlu ya da olumsuz bir eylemin motivasyonu olamaz. Adı geçen komünist liderler politik kazançlar elde etme, iktidarlarını sağlamlaştırma ve hayalini kurdukları "proletarya diktatörlüğünü" yaratma uğruna potansiyel siyasî rakip ve engel olarak gördükleri kişi ve kurumlara saldırıda bulundular. Örneğin Stalin sadece din adamlarını değil, fakat iktidarla aynı fikirde olmayan komünist politikacıları, ordu subaylarını ve aydınları da hedef almıştı. 1925 ve 1947 yılları arasında, Bolşevik prensipler rehberliğinde ve Sovyet Komünist Parti'nin ideolojik görüşlerinin etkisi altında hareket eden Militan Ateistler Ligi'nin sloganı "dine karşı mücadele sosyalizm için yapılan bir mücadeledir" idi. Stalin İkinci Dünya Savaşı sırasında din karşıtı kampanyayı zayıflatmaya karar verdiğinde Lig 1947'de resmen dağıtıldı (Bknz: http://en.wikipedia....litant_Atheists). Bunlar göz önüne alındığında nedensel bağlantının politik gerekçeler olduğu açıkça görülüyor. Ateizmin din ile değil de teizm ile karşılaştırılması daha yardımcı olur. Ateizmde olduğu gibi, tek başına teizm (bir tanrıya inanmak) de bir kişiyi şiddete veya barışa yatkın hale getirmez. Teizm tek başına çok genel ve soyut bir kavramdır. Ne ateizm ne de teizm kural koyucu ve belirleyicidir. IŞİD'in kafa kesme eylemlerinin, ya da haçlı seferleri ve engizisyon terörünün de tek başına teizmle bir ilgisi yoktur. Bir teist "Haçlı seferleri Tanrı'nın isteğidir" ya da "Kâfirlerle savaşmak Allahın emridir" diyebilir, ama bu öncül teizmin bir ilkesi değildir. Dolayısıyla mesele teizmde ya da ateizmde değil, onların üzerine eklenen dogmatik dünya görüşlerindedir. Çözüm eleştirel düşünme ve şüpheci sorgulamayı hayatın her alanında uygulamaya gayret göstermektir.
  2. sosyaldemokrat

    Solculuk Nedir?

    Solculuk nedir ? 5 milyon kırım tatarını Sibirya ya sürmek solculuk mudur ? (STALİN) Milyonlarca insanı kıtlıktan telef etmek solculuk mudur ? (LENİN) Bilim adamlarını pirinç tarlalarına sürmek solculuk mudur? (MAO) Önce bunların cevabını bulsun bi solcular.
  3. Konuşmacıların din eleştirisini tartıştıkları bir diyalogta ateizme karşı en yaygın kontra-kritisizmlerden (karşı eleştirilerden) biri şöyle yapılır: "Yirminci yüzyılın en büyük zulümleri ateizm adına ateistler tarafından Işlenmiştir." Bu, bazı ateistlerin bu tür tartışmalar sırasında en az bir kez bahsedilmesini beklediği kadar yaygındır. Neredeyse bir saat mekanizması gibi! Resmi adı argumentum ad Stalinum/Hitlerum olan bu arguman aşağıdaki videoda tartışılıyor: Bu argumanı kullanan insanların çoğu zaten ateizmin, inançsızlığın ahlaki olarak en kötü şey olduğuna inanmış olan teistlerdir. Tanrıya inanmamak affedilmez bir günahtır! Bu, ateizmin öldürmek, çalmak, yalan söylemek ve hilekâlık dahil yapmayı istediğiniz her şeyi iyi yapan “ateistik moralite” denen şeye yol açtığını düşünmektir, çünkü herhangi bir transandan (üstün) bir otorite figürüne cevap vermek zorunda değilsin. Bu yüzden, yegâne ahlaki değer havuç-sopa tarzına sahip olandır. Uslu ve ahlaklı bir çocuk olursan ödüllendirilirsin, yaramazlık ve haylazlık yaparsan Tanrı seni cız yapar. Oysa kişisel otonomi olmadan ahlak imkânsızdır. Eğer biz sadece emirleri izleyen robotlarsak, o taktirde eylemlerimiz sadece itaatkâr veya itaatsiz olarak tanımlanabilir, ancak sadece itaat, ahlak olamaz. Bu yüzden Gök Baba’yı kızdırmamak için kötülükten kaçınmak ya da Onun gözüne girmek için iyi şeyler yapmak moral bir davranış sayılmaz. İnsan ve hayvan davranışları üzerinde sistematik analizler yapan davranış bilimi bize ahlak için gaipten indiği sanılan kitaplardan daha sağlam gerekçe sağlıyor. Ve bana göre dinsel dogmatizm ile politik dogmatizm arasında temelde bir fark yok. Öncelikle ateizmin kendisi insanların uğruna dövüştüğü, öldüğü ya da öldürüldüğü bir prensip, amaç, felsefe ya da inanç sistemi değildir. Ama dini retoriklerle gerekçelendirilmiş ve şiddetlenmiş pekçok haçlı seferi, engizisyon, cadı avcılığı ve köleleştirme vakası var. Bunu da kutsal kitaplarından aldıkları cesaret ve motivasyonla yapıyorlardı. Stalin, Pol Pot ve diğer psikotik komünist liderlerin cinayetlerini ateizmin hanesine yazmak adil olmaz. Zira bunlar tanrısızlığı dayatmak için işlenen suçlar değildir. Bir teist Stalin'in teistlerin XY ya da Z nedenle öldürülmeleri gerektiğine inandığını iddia edebilir, ama o zaman nasıl bir Tanrı'ya inanç eksikliğinin bu sonuca yol açabildiğini makul bir şekilde göstermesi lazım. Stalin bu cinayetleri din düşmanlığından çok politik kazançlar için gerçekleştirdiğini gösteren kanıtlar var. Stalin, pozisyonunu sağlamlaştırmak için milyonları katleden bir paronoid idi. Ateizm değil, totaliteryanizm itici güç ve nedensel bağlantıdır. Göz ardı edilen bu gerçek apolojetiklerin iddialarının sahte olduğunu göstermektedir.
  4. İlginç bir argüman. Popüler argumentum ad Stalinum kartını oynamayı seven dindarlar için büyük çelişki. Stalin "Bana itaat et aksi halde gulaglarda donarsın." İnsanların özgür iradesi var. Stalin'in emirlerine itaat edip etmemeyi seçebilirler. Stalin insanları Gulaglara göndermez, insanlar Stalin'e itaatsizliği seçerek oraya kendilerini gönderirler. Allah: "Bana itaat et, yoksa cehennemde sonsuza dek yanarsın." İnsanların özgür iradesi var. Allahın emirlerine itaat edip etmemeyi seçebilirler. Allah insanları Cehenneme göndermez, insanlar Allaha itaatsizliği seçerek oraya kendilerini gönderirler. Allah, muhaliflerini korkunç kaderlerine gönderirken kendini "merhametli" ve "nâzik" olarak resmeder. Pek çok insanı ikna eden etkili propaganda makinelerine sahiptir, onun metodlarını ya da "hayırseverliğini" sorgulamak akılsızca ve münasebetsiz kabul edilir. Allahın varlığı her şeydir, O her şeyi bilir ve görür, tarassut/gözetim daimidir. Onun diyarını terketmeyi düşünmek bile düşünülemez, senin üzerinde hiçbir bilgisinin ve denetiminin olmadığı bir diyar yok. Bundan özgürleşmeyi düşleyen insanların kaderinde asla kaçıp kurtulmak yoktur. Allah sadakati/bağlılığı büyük menfaatler ile ödüllendirir. İnsanlar üzerinde korkunç suçlar gerçekleştirenler bile eninde sonunda ona bağlılıktan ve onun emirlerini izlemekten dolayı onurlandırılır. Ondan bonus almak en nihayetinde ona itaate bağlıdır, diğer insanlara nasıl muamele ettiğine, ne kadar iyilik yaptığına değil. Despot krallıklara ne kadar çok benziyor, değil mi? Yoksa Stalin'e haksızlık mı yapıyorum? Çünkü Stalin, muhaliflerini Gulag kamplara gönderdi ama o asla sonsuza dek devam eden işkencehaneler yaratmadı. Allah gibi bir tanrıya sahipsen kim şeytana ihtiyaç duyar ki?
×
×
  • Yeni Oluştur...