Jump to content

Genel Araştırma

'Tevrat' etiketi için arama sonuçları.

  • Etiketlere Göre Ara

    Aralarına virgül koyarak ekleyin
  • Yazara Göre Ara

İçerik Türü


Forumlar

  • FORUM YÖNETİMİ
  • FORUMLAR
    • ATEİSTFORUM
    • ATEİSTCAFE
    • BİLİM FORUMU
    • HODRİ MEYDAN FORUMU
    • KURALLAR ve DUYURULAR
    • TAVANARASI
  • ATEİSTFORUM ARŞİVLERİ
    • FORUM ARŞİVLERİ

Find results in...

Find results that contain...


Oluşturma Tarihi

  • Start

    End


Son Güncelleme

  • Start

    End


Filter by number of...

Katılım

  • Start

    End


Üye Grubu


AIM


MSN


Website URL


ICQ


Yahoo


Jabber


Skype


Location


Interests

Araştırmada 6 sonuç bulundu

  1. Kuran'daki peygamber hikayelerinin ana kaynağı olan Tevrat, o dönemde arap yarımadasında bir kitap halinde değil, nüshalar halinde bulunuyordu, tüm nüshalara ulaşmak[1] mümkün değildi. Hz.Muhammed de bunu itiraf etmiştir. [2] Bu yazımda, Hz.Muhammed'in peygamber hikayeleri anlatırken hangi önemli nüshaya ulaşamadığını anlatacağım. Tevrat'ın Tora adı verilen 5 önemli nüshası vardır. Tekvin, Çıkış, Levililer, Sayılar ve Tesniye... TEKVİN NÜSHASI Kainatın 6 günde yaratıldığından başlar, Hz.Adem'in cennetten çıkarılışıyla devam eder, dillerin oluşumu, Nuh'un gemisi, İbrahim'in ve Lut'un maceralarıyla devam eder. Hz.Muhammed'in bu hikayeleri aklında kaldığı ölçüde Kuran'da özetlediği, sıkıntılı yerleri Nihat Hatipoğlu yöntemiyle tevil ettiği görülmektedir. Yani Hz.Muhammed, Tekvin kitabına ulaşmıştır. ÇIKIŞ NÜSHASI Esas bahsedeceğim nüsha budur. Hz. Muhammed, Çıkış nüshasına da ulaşmıştır ve aklında kaldığı kadarını Kuran'a koymuştur. Bir kitap okusanız, anlatmaya kalksanız, hata yapacağınız en büyük mesele ayrıntıda geçen insan isimleri, sayı isimleri ve yer isimleri olacaktır. Hz.Musa'nın hayat hikayesi anlatıldığı bu nüshada detaylara dikkat edeceğim. Ama olayın KOPMA NOKTASINI bulunca, konunun çok kritik olan esas başlığına geleceğim. 1. Çıkış'a göre; Firavun bir rüya görür ve İbrani erkek çocuklarının nehre atılmasını emreder. O sıralarda Levili bir adam, akrabalarından bir kızla evlenir ve güzel bir çocukları olur. Bu çocuğu en fazla üç ay saklayabilirler, daha sonra nehre bırakırlar. [3] Ne var ki, çocuğun ablası, kardeşine ne olacağını izlemeye devam eder. [5] Firavunun kızı, çocuğu bulur.[4] Çocuğun ablası, telkinlerle çocuğu Firavun'un sarayına sokmayı başarır. Üstelik kendi annesini de sütanne olarak saraya sokar.[6] Bu konu, Hz.Muhammed tarafından Kasas Suresi'nde hatırladığı ölçüde özetlenmiştir. Hikayede özel isim kullanılmaz, Hz. Muhammed de kullanmamıştır. Yani Firavun'un kızı kimdir, karısı kimdir, Musa'nın annesi kimdir, ablası, babası kimdir, Tevrat'ta bir bilgi verilmez, Hz.Muhammed de vermemiştir. Buradaki belki tek ciddi hatası, Musa'yı Nil nehrine değil de denize atması olmuştur. #YerHatası 2. Ardından Musa'nın kavga eden iki adamı ayırırken cinayet işlemesi de anlatılır. Hz.Muhammed ise, Tevrat'ın Nihat Hatipoğlusu olduğunu bir kez daha gösterip konuyu yumuşatarak Kuran'da bahseder [7] Halbuki Musa, kavgadaki Mısırlı adamı kasten öldürüp, cesedini de gömmüştü [8] Hz.Muhammed, Musa'nın yanlışlıkla öldürdüğünü ve pişman olduğunu belirten Hatipoğlu cümleleriyle devam eder (28/15-17) 3. Musa, ertesi gün başka iki İbrani'nin kavga ettiğini görünce onları uyarır, adamın biri ona çıkışır ve dün yaptığı olayı ona hatırlatır. Başkalarının da olayı bildiğini gören Musa, "Bu iş ortaya çıkmış" der korkar. Halbuki Hz.Muhammed, ertesi gün suç ortağı olan aynı İbraniyle karşılaştığını anlatır. Tevrat'ı duyularıyla öğrenen bir adamın kaçırabileceği bir ayrıntıdır bu. Hangi hikayenin daha mantıklı olduğu size kalmış. 4. Musa'nın adam öldürdüğünü duyan Firavun, idam fermanı verince Musa kaçarak şehri terkeder. Musa'nın kaçtığı şehir Medyen'dir. Hz.Muhammed de aynı bilgiyi verir (28/20-21) 5. Musa, Medyen'e gelir. Yedi kız su çekmeye çalışıyor, çobanlar da onları kovuyorlardır. Musa, kızlara yardım eder ve kızlar suyu çekerler. Aynı hikayeyi Hz.Muhammed aynı kronolojide ve aynı şekilde anlatmıştır ama YEDİ KIZ gitmiş İKİ KIZ olmuştur. ( #RakamHatası ) Kızların sayısı tabii ki şaşırılabilir ama iki kız üzerinden geliştirdiği hikaye enteresandır. 6. Kızların babası [11] kızlarına yardım eden Musa'yı işe alır ve hemen kızlarından biriyle evlendirir. Hz.Muhammed'in kafası ise Yakup hikayesindedir. Yakup, Lavan'ın "İKİ KIZ" ından Rahel için yedi yıl hizmet etmeyi göze almıştı. Hz.Muhammed'e göre adam dedi ki, "sekiz yıl bana çalışmana karşılık, şu İKİ KIZ ımdan birisini sana nikâhlamak istiyorum" (28/27) Halbuki Hz.Musa hikayesinde böyle şeyler yok, Yakup hikayesinde var. Yakup, yedi yılı, on dörde tamamlamıştı, Hz.Muhammed sekiz yılı ona tamamlatmıştır. [12] Hikayede kayınbaba isimleri de tutmamaktadır #İsimHatası 7. Ufak bir Hz.Muhammed eklemesinin ardından "Çıkış" nüshasını aynen okumaya devam ediyoruz. Musa, Medyen'den ayrılır ayrılmaz Horev adlı dağda bir ateş görür, ona yaklaşınca Tanrı ile konuşur. Tanrı, ona kendini tanıtır. Evet Musa ve tanrı muhabbet ederler. Hz.Muhammed, dağın ismi dışında bu meseleyi aynı şekilde aktarmıştır [13] Musa'nın tanrısı vaatlerini sıralar. Hz.Muhammed, bu ıvır zıvırları atlamıştır. Ancak bir sonraki babda geçen Musa'nın asası hikayesini aynen anlatmış, es geçmemiştir [14] Daha sonra kardeşi Harun ile aynı dağda karşılaşır ve olanları konuşurlar. Rab, Harun'u Musa'ya yardımcı yapar. Musa'nın tanrısının amacı, Yahudiler'i Mısır'dan çıkarmaktır. Bu hikayeye Hz.Muhammed tarafından Hatipoğlu süsü verilmiş ve amaç Firavun'u iman ettirmek olmuştur. 8. Bu zamana kadar Kasas Suresi'nde anlatılan hikaye buradan itibaren Araf Suresi'nde devam ediyor. Musa'nın değneğini atıp sihir yapması, diğer sihirbazları yenmesi anlatılmış. (7/103-155) Ancak Çıkış nüshasında biz hala yedinci babı bitiremedik. Bütün Çıkış'ı anlatamam, gereksiz ve sıkıcı, özetlemem lazım, Hz.Muhammed de öyle yapmış, dört babı tek bir ayette özetlemiş. Çıkış nüshasında "Dolu belası, kan belası, kurbağa belası, sivrisinek belası, atsineği belası, hayvanların ölümü, çıban belası, dolu belası, çekirge belası, karanlık belası, ilk doğan çocukların ölümü" ayrıntılarıyla anlatılırken Hz.Muhammed " Biz de, her biri ayrı ayrı birer mucize olmak üzere başlarına tufan, çekirge, ürün güvesi (haşarat), kurbağalar ve kan gönderdik. (Hiçbirinden ders almadılar.) Büyüklük tasladılar ve suçlu bir kavim oldular" (7/133) ayetiyle durumu özetlemiştir. GELELİM ESAS KONUYA Bütün bunlardan Hz.Muhammed'in Çıkış nüshasını satır satır okuduğunu ve anlattığını anlıyoruz. Fısıh bayramı konusunu atlayıp, Mısır'dan Çıkış'a gelmek istiyorum. İlk babdan bu yana tam 360 ayet geride kalmıştı. Dakikada üç ayet okusak, aralıksız en az iki saat geçmişti. Musa, İsrailliler'i zor şartlar altında, asasının da yardımıyla(!) Mısır'dan çıkarır. Peşlerine düşen Mısırlılar'ın boğulduğunu görürler. Bunun üzerine kutlamaya başlarlar, ezgiler söylerler. Onları kurtaran Tanrı'ya övgüler düzerler. Harun'un kızkardeşi peygamber Meryem tefini eline alır, diğer kadınlar da ona eşlik ederler. Yeni bir ezgi söylerler. Kimdi bu Peygamber Meryem, hangi harunun kardeşiydi, buradan anlaşılmıyor. Hz.Harun'un Musa'dan ayrı bir kardeşi mi vardı bilemiyoruz? Başka bir harun muydu bu, onu da bilmiyoruz? Ama mühim bir şahsiyetti belli ki. Çıkış nüshasını okumaya devam ediyorsunuz, bir daha rastlamıyorsunuz. Nasıl bir bağıntı kurabiliriz. Hz.İsa'nın annesi Hz.Meryem olabilir miydi? Meryem, meleklerle konuşan peygamber gibi bir insandı. O olabilir miydi gerçekten? Hz.Meryem, Mısır'dan çıkmış, daha sonra Zekeriya ile tanışmış ve mucizevi yollarla hamile kalmış olabilir miydi? Ben olsam, eldekileri kendi yorumlarımla birleştirmem, riske girmem, ucu açık bırakırım. Ayrıntıya girmem ama Hz.Meryem'e "Harun'un kızkardeşi Meryem" der, "bak bu konuyu da biliyorum" havası verir geçerim. Nitekim Hz.Muhammed de öyle yapmış [15] İşte bu noktada başlangıçtaki soruya cevap vereyim : Hz.Muhammed'in okuyamadığı nüsha SAYILAR nüshasıdır. Kuran'da Sayılar nüshasından tek bir ayet bile yoktur. Evet, tek bir ayet bile yoktur.... Bu nüsha, İsrailliler'in Sina Çölü'nü geçişini anlatır. Çıkış nüshasında kimliğini anlayamadığımız Meryem'i burada net bir şekilde anlıyoruz. Meğerse Meryem, hem Hz.Musa'nın hem de Hz.Harun'un kızkardeşiymiş. Üstelik, Musa doğduğu zaman onun Mısır Sarayı'na girmesini sağlayan abla yine oymuş. Çölde orduya liderlik eden üç kardeşten biri Meryem imiş. Kadın haliyle orduya liderlik ediyormuş. Rab ile yaptığı toplantılar, hastalanma süreci, hastalığı döneminde ordunun onu beklemesi, iyileşmesi, ölümü, mezarı ayrıntılarıyla anlatılıyormuş. Ancak maalesef Hz.Muhammed, bu nüshaya ulaşamadı ve tüm Kuran'ın en beşeri ve en bariz hatasını yaptı. Hz.Musa, Hz.İsa'nın dayısı oldu. ALİ İMRAN SURESİ NASIL YAZILDI Peygamber tarihi Mekke'de yazılmıştır. Ali İmran Suresi ise Medine'de yazılmıştır. Yazılışı ise bu konuyla alakalı ayrı bir skandaldır. Bunu da daha sonra tartışırız. ÇIKIŞ NÜSHASININ DEVAMI Muhammed, Meryem skandalını kendince halledip Çıkış nüshasını okumaya devam etti. İlerleyen safhada Tevrat'ın Allah tarafından getirilişi, buzağı hikayesi anlatılmaktaydı. Muhammed, bu konuları da Araf Suresi'nde anlatmıştır. Ama dediğim gibi, Saylar nüshasını ise asla anlatmadı çünkü elinde yoktu. KAYNAK 1. Ulaşmaktan kasıt okumak, dinlemek veya okutturmak olabilir 2. De ki: “Mûsâ’nın insanlara bir nur ve hidayet olarak getirdiği, parça parça kâğıtlar hâline koyup ortaya çıkardığınız, pek çoğunu ise gizlediğiniz; (kendisiyle) sizin de, babalarınızın da bilmediği şeylerin size öğretildiği Kitab’ı kim indirdi?” (6-91) 3. Kasas-7 : " Mûsâ’nın annesine, “Onu emzir, başına bir şey gelmesinden korktuğun zaman onu denize bırak, korkma, üzülme. Çünkü biz onu sana döndüreceğiz ve onu peygamberlerden kılacağız” diye ilham ettik. " Burada "Nil" yerine "deniz" kelimesinin kullanılması manidardır. Hikayeler akılda kalıcıdır ama insan isimler, yer isimleri o kadar akılda kalıcı değildir. 4. Nihayet Firavun ailesi kendilerine düşman ve üzüntü kaynağı olacak olan o çocuğu bulup aldı. (28/8) 5. Annesi, Mûsâ’nın kız kardeşine, “Onu takip et” dedi. O da Mûsâ’yı, onlar farkına varmadan uzaktan gözledi. (28/11) 6 . Biz, daha önce onun, sütanalarının sütünü emmemesini sağladık. Kız kardeşi, “Size onun bakımını, sizin adınıza üstlenecek ve ona içtenlik ve şefkatle davranacak bir aile göstereyim mi?” dedi. (28/12) 7. Mûsâ, halkın habersiz olduğu bir sırada şehre girdi. Orada biri kendi tarafından, diğeri düşmanı tarafından; kavga eden iki adam gördü. Kendi tarafından olan, düşmanına karşı ondan yardım istedi. Mûsâ da ona bir yumruk indirip onu öldürdü. Mûsâ, “Bu şeytanın işidir. O, gerçekten apaçık bir saptırıcı düşmandır” dedi. (28/15) 8. Bir yahudi müfessiri olsanız buradan çıkaracağınız hüküm "İsrailli olmayanların öldürülmesi caizdir" olmalıdır, ya da o temelde başka bir hüküm olmalıdır. 9. Korkarak, etrafı gözetleyerek şehirde sabahladı. Bir de ne görsün, dün kendisinden yardım isteyen yine feryat ederek ondan yardım istiyordu. Mûsâ da ona, “Belli ki sen azgın bir kimsesin” dedi. (28/18) Mûsâ, ikisinin de düşmanı olan adamı yakalamak isteyince adam, “Ey Mûsâ! Dün birini öldürdüğün gibi, beni de öldürmek mi istiyorsun. Sen ancak yeryüzünde bir zorba olmak istiyorsun, arabuluculardan olmak istemiyorsun” dedi. (28/19) 10. Medyen suyuna varınca, suyun başında (hayvanlarını) sulamakta olan bazı insanlar gördü. Bunların yanında da koyunlarını suya salmamak için uğraşan iki kız gördü. Mûsâ onlara, “(Koyunlarınızı burada tutmaktaki) maksadınız ne?” dedi. Onlar, “Çobanlar sulayıp çekilinceye kadar biz koyunlarımızı sulayamayız. Babamız ise çok yaşlı bir adamdır” dediler. (28/23) 11. Kızın babası olarak "Reuel" adı bir sonraki babda "Yitro" olarak verilmiştir. İncil ve yahudi müfessirleri muhakkak buna bir kılıf bulmuşlardır. 12. Eğer sen bunu on yıla tamamlarsan, o da senden olur. (28/27) 13. Mûsâ, süreyi tamamlayıp ailesiyle yola çıkınca, Tûr tarafında bir ateş görmüş ve ailesine, “Siz burada kalın, ben bir ateş gördüm, (oraya gidiyorum). Umarım oradan size bir haber ya da ısınmanız için ateşten bir kor getiririm” dedi (28/29) Mûsâ, ateşin yanına gelince, o mübarek yerdeki vadinin sağ tarafındaki ağaçtan şöyle seslenildi: “Ey Mûsâ! Şüphesiz ben, evet, ben âlemlerin Rabbi olan Allah’ım. (28/30) 14. Değneğini (yere) at.” (Mûsâ, değneğini attı). Onu bir yılanmış gibi süratle hareket eder görünce, arkasına bakmadan dönüp kaçtı. (Bu sefer şöyle seslenildi:) “Ey Mûsâ! Beri gel, korkma. Çünkü sen güvenlikte olanlardansın.” (28/31) 15. “Ey Hârûn’un kız kardeşi! Senin baban kötü bir kimse değildi. Annen de iffetsiz değildi.” (28/32)
  2. Nasıl uygulayacaklar? Maide 68- De ki: “Ey Kitap ehli! Tevrat’ı, İncil’i ve Rabbinizden size indirileni (Kur’an’ı) uygulamadıkça hiçbir şey üzere değilsiniz.” Andolsun ki sana Rabbinden indirilen bu Kur’an, onlardan çoğunun taşkınlık ve küfrünü artıracaktır. Öyle ise o kâfirler toplumu için üzülme. Yani; 1)Yahudiler ve Hristiyanlar hem Tevratı hem İncili hem de Kuran'ı mı uygulayacaklar? 2)Müslümanlar da Tevrat ve İncil'i uygulayacak mı? 3)Şimdiki bazı münafık Müslümanlara göre Tevrat ve İncil değişmişse, İncil ve Tevrat hükümlerini nasıl uygulayacaklar? (Gerçi Allah'ın uygulama istediğini gözününde bulundurursak, bu münafıkların iddialarından haberi yok) Not: Münafık olmayan Müslümanların 3ncü soruya cevap vermesine gerek yok, onlar lütfen sadece ilk 2 soruya yanıt versin.
  3. Eski Ahit`in Tanrısı ve Yeni Ahit`in Tanrısı Hristiyanlar hem Eski Ahit'in (Tevrat/Torah aslında Musa'nın yazdığı kabul edilen 5 kitaba denir, ülkemizde ise genelde "Tevrat" kelimesiyle Eski Ahid'in tamamı yani Tanak kastedilir) hem de Yeni Ahit'in (İncil) kutsallığına inanır, her ikisinin de "değiştirilmemiş Tanrı sözü" olduğunu söylerler. Eski Ahit, yapı ve mantık bakımından Kur'an'a çok benzemektedir, efendi/yönetici bir Tanrı, onun köleleri olan insanlar bu Tanrı'nın gazabi, yakıp yıkmaları.. vs anlatılır, içinde çeşitli "hukuk" kuralları, döneme uygun saptamalar, oluştuğu döneme özgü kurallar bulunur, içinde sevgi mefhumu, ruhani veya felsefi derinlik bulunmaz, hayatın anlamını, sırrını, asıl manasını, yaşamın gizemini anlatmak yerine, sığ bir hukuk ve kural kitabına benzer, bu saydığım özellikler semitik dinlerin temel mantık yapısıdır aslında. İncil'in ise tamamını okuyan herkes, "çok daha farklı" bir kitapla karşı karşıya olduklarını hemen anlar. Bu farklılığın esas nedeni İncil'in, her ne kadar içine semitik öğeler karışmış ise de, Paganizm etkisinde yazılmış bir metin olmasıdır. İncil'deki en eski yazılar olan Gnostik Pavlus'un gerçek mektuplarındaki felsefi çıkarımlar ve gnostisizm felsefesinin yanında, Yuhanna İncili ve özellikle 1. Yuhanna bölümü, mistik pagan veya gnostisizm etkilerinin en çok görüldüğü bölümlerdir. İncil'in semitik kültürden biraz olsun kurtulup Yunan/Pagan Hellenistik kültürüyle yazılmış olması onu farklı kılar. İncil'in içinde (özellikle Paganizmin ve Hellenizmin etkili olduğu Yuhanna'nın yazılarında) bambaşka bir Tanrı portresi vardır önümüzde, Tanrı "sevgi"dir, Tanrı "ruh"tur, Tanrı'dan korkulmamalı onu sevmeli... Tevrat'taki Tanrı "efendi"dir, insanlar onun köleleridir ondan korkulmalı önünde titrenmelidir, bu Tanrı insan öldürmeyi çok sever birazdan göreceğimiz gibi, saçma nedenler yüzünden pek çok kişiyi öldürür. Richard Dawkins'in dediği gibi: "arguably the most unpleasant character in all fiction. Jealous and proud of it, a petty, unjust, unforgiving control freak, a vindictive bloodthirsty ethnic cleanser, a misogynistic, homophobic, racist, infanticidal, genocidical, filicidal, pestilential, megalomaniacal, sadomasochistic, capriciously malevolent bully." (The God Delusion, sayfa 31 ) Yani "Tüm kurgular içinde en nahoş karakter. Kıskanç ve bununla gurur duyuyor, bir dar kafalı, adaletsiz, merhametsiz kontrol manyağı, bir kin dolu kana susamış soykırımcı, bir kadın düşmanı, homofobik, ırkçı, çocuk katili, soykırımcı, evlat katili, öldürücü (veba getiren), megalo.., sadomazoşist, kaprisli hain zorba" Richard Dawkins'in bu sözlerinin ilk bakışta abartılı olduğu düşünülebilir ancak birazdan yazacağım Eski Ahit ayetlerini okuduktan sonra Dawkins'e hak vermemek mümkün değildir. İncil'de ise dediğim gibi, içine sızan birkaç semitik ayet ve saptırılan birkaç benzetme sayılmazsa çok farklı bir Tanrı portresi çizilmektedir, Tanrı kölelere sahip bir efendi değil de oğullara sahip Baba haline gelmiştir, :ncil'in deyişiyle Tanrı bizim "Göksel babamız"dır. Mat 5:48 "Göksel Babanız yetkin olduğu gibi, siz de yetkin olun" 1Yu 3:1 "Bakın, Baba bizi o kadar çok seviyor ki, bize `Tanrı'nın çocukları' deniyor! Gerçekten de öyleyiz." Eski Ahit'te üzerinde sıklıkla durulan "Tanrı korkusu" olgusunun yerine, İncil'de paganizm düşüncesinin etkili olduğu bir bölümde: 1Yu 4:18 "Sevgide korku yoktur. Tersine, yetkin sevgi, korkuyu siler atar. Çünkü korku cezalandırılma düşüncesinden ileri gelir. Korkan kişi, sevgide yetkin kılınmış değildir." Şimdi ilk önce Eski Ahit'teki yani Tevrat'taki ayetleri görelim: Çık.32: 27 "Musa şöyle dedi: «İsrail'in Tanrısı RAB diyor ki, ‘Herkes kılıcını kuşansın. Ordugahta kapı kapı dolaşarak kardeşini, komşusunu, yakınını öldürsün." Çık.32: 29 "Musa, «Bugün kendinizi RAB'be adamış oldunuz» dedi, «Herkes öz oğluna, öz kardeşine düşman kesildiği için bugün RAB sizi kutsadı." 1.Sa.15: 2 "Her Şeye Egemen RAB diyor ki, ‘İsrailliler'e yaptıkları kötülükten ötürü Amalekliler'i cezalandıracağım. Çünkü Mısır'dan çıkan İsrailliler'e karşı koydular." 1.Sa.15: 3 "Şimdi git, Amalekliler'e saldır. Onlara ait her şeyi tümüyle yok et, hiçbir şeyi esirgeme. Kadın erkek, çoluk çocuk, öküz, koyun, deve, eşek hepsini öldür." Mez.137: 8 "Ey sen, yıkılası Babil kızı, Bize yaptıklarını Sana ödetecek olana ne mutlu!" Mez.137: 9 "Ne mutlu senin yavrularını tutup Kayalarda parçalayacak insana!" Yas.20: 14 "Kadınları, çocukları, hayvanları ve kentteki her şeyi yağmalayabilirsiniz. Tanrınız RAB'bin size verdiği düşman malını kullanabilirsiniz". Yşa.14: 21 "Atalarının suçundan ötürü Babil Kralı'nın oğullarını boğazlamak için yer hazırlayın. Kalkıp dünyayı sahiplenmesinler, Yeryüzünü kentlerle doldurmasınlar." Say.31: 17 "Şimdi bütün erkek çocukları ve erkekle yatmış kadınları öldürün." Say.31: 18 "Yalnız erkekle yatmamış genç kızları kendiniz için sağ bırakın." Yer.48: 10 "Lanet olsun RAB'bin işini savsaklayana! Kılıcını kan dökmekten alıkoyana lanet olsun!" Hez.9: 5 "Öbürlerine, "Kent boyunca onu izleyin ve kimseye acımadan, kimseyi esirgemeden öldürün" dediğini duydum." Hez.9: 6 "Yaşlıyı, genci, genç kızı, kadını, çocukları öldürün. Yalnız alınlarında işaret olanlara dokunmayın. İşe tapınağımdan başlayın." Onlar da tapınağın önünde duran İsrail ileri gelenlerinden işe başladılar." 2.Sa.4: 12 "Sonra adamlarına buyruk verdi. İki kardeşi öldürüp ellerini, ayaklarını kestiler ve Hevron'daki havuzun yanına astılar. İş-Boşet'in başını ise götürüp Hevron'da Avner'in mezarına gömdüler." Say.31: 14 "Musa savaştan dönen ordu komutanlarına -binbaşılara, yüzbaşılara- öfkelendi." Say.31: 15 "Onlara, "Bütün kadınları sağ mı bıraktınız?" diye çıkıştı," Hak.20: 48 "İsrailliler Benyamin kentlerine döndüler; insanları, hayvanları ve oradaki bütün canlıları kılıçtan geçirdiler, rastladıkları bütün kentleri ateşe verdiler." Yas.2: 33 "Tanrımız RAB onu elimize teslim etti. Onu, oğullarını ve bütün halkını yok ettik." Yas.2: 34 "Bütün kentlerini ele geçirdik, hepsini yok ettik. Kadın, erkek, çocuk, kimseyi sağ bırakmadık." Yas.2: 35 "Hayvanlara ve ele geçirdiğimiz kentlerdeki mallara ise el koyduk." Zek.14: 1 "İşte RAB'bin günü geliyor! Ey Yeruşalim halkı, senden yağmalanan mal gözlerinin önünde paylaşılacak." Zek.14: 2 "Yeruşalim'e karşı savaşmaları için bütün ulusları bir araya getireceğim. Kent ele geçirilecek, evler yağmalanacak, kadınların ırzına geçilecek. Kentte yaşayanların yarısı sürgüne gönderilecek, geri kalanlar kentte kalacak." Yşa.13: 13 "Ben, Her Şeye Egemen RAB, Gazaba geldiğim, öfkemin alevlendiği gün Gökleri titreteceğim, yer yerinden oynayacak." Yşa.13: 14 "Herkes kovalanan ceylan gibi, Çobansız koyunlar gibi halkına dönecek, Ülkesine kaçacak." Yşa.13: 15 "Yakalananın bedeni delik deşik edilecek, Ele geçen kılıçtan geçirilecek." Yşa.13: 16 "Yavruları gözleri önünde parçalanacak, Evleri yağmalanacak, Kadınlarının ırzına geçilecek". 2.Ta.15: 12 "Bütün yürekleriyle, bütün canlarıyla atalarının Tanrısı RAB'be yönelmek için antlaşma yaptılar." 2.Ta.15: 13 "Büyük küçük, kadın erkek, kim İsrail'in Tanrısı RAB'be yönelmezse öldürülecekti." Yas.13: 12-13 "Tanrınız RAB'bin yaşamanız için size vereceği kentlerin birinde, içinizden kötü kişiler çıktığını ve, ‘Haydi, bilmediğiniz başka ilahlara tapalım diyerek kentlerinde yaşayan halkı saptırdıklarını duyarsanız," Yas.13: 14 "araştıracak, inceleyecek, iyice soruşturacaksınız. Duyduklarınız gerçekse ve bu iğrenç olayın aranızda yapıldığı kanıtlanırsa, Yas.13: 15 o kentte yaşayanları kesinlikle kılıçtan geçireceksiniz. Kenti yok edip orada yaşayan bütün halkı ve hayvanları kılıçtan geçireceksiniz." Yas.13: 6-7 "Öz kardeşin, oğlun, kızın, sevdiğin karın ya da en yakın dostun seni gizlice ayartmaya çalışır, senin ve atalarının önceden bilmediğiniz, dünyanın bir ucundan öbür ucuna dek uzakta, yakında, çevrenizde yaşayan halkların ilahları için, ‘Haydi gidelim, bu ilahlara tapalım derse, Yas.13: 8 ona uymayacak onu dinlemeyeceksin. Ona acımayacak, sevecenlik göstermeyecek, onu korumayacaksın. Yas.13: 9 Onu kesinlikle öldüreceksin. Onu önce sen, sonra bütün halk taşa tutsun. Yas.13: 10 Taşlayarak öldürün onu." Eski Ahit'in Tanrısı, öküzler tökezlediği için yanlışlıkla istemeden, dengesini kaybederek sandığa dokunmak zorunda kalan Uzza'yı acımasızca öldürür: 2.Sa.6: 6 "Nakon'un harman yerine vardıklarında öküzler tökezledi. Bu nedenle Uzza elini uzatıp Tanrı'nın Sandığı'nı tuttu. 2.Sa.6: 7 RAB Tanrı saygısızca davranan Uzza'ya öfkelenerek onu orada yere çaldı. Uzza Tanrı'nın Sandığı'nın yanında öldü." Yine tamamen saçma bir nedenden dolayı Eski Ahit'in Tanrısı kızar yetmiş kişiyi öldürür. 1.Sa.6: 19 "RAB'bin Antlaşma Sandığı'nın içine baktıkları için, RAB Beytşemeşliler'den bazılarını cezalandırıp yetmiş kişiyi yok etti. Halk RAB'bin başlarına getirdiği bu büyük yıkımdan dolayı yas tuttu. 1.Sa.6: 20 Beytşemeşliler, "Bu kutsal Tanrı'nın, RAB'bin önünde kim durabilir? Bizden sonra kime gidecek?" diyorlardı." 2.Kr.2: 23 "Elişa oradan ayrılıp Beytel'e giderken kentin küçük çocukları yola döküldüler. "Defol, defol, kel kafalı!" diyerek onunla alay ettiler. 2.Kr.2: 24 Elişa arkasına dönüp çocuklara baktı ve RAB'bin adıyla onları lanetledi. Bunun üzerine ormandan çıkan iki dişi ayı çocuklardan kırk ikisini parçaladı." Lev.26: 28 "bu kez ben de öfkeyle size karşı çıkacağım ve günahlarınıza karşılık sizi yedi kat cezalandıracağım. Lev.26: 29 Açlıktan çocuklarınızın etini yiyeceksiniz. " Eski Ahit'in tanrısı kendi eliyle bizzat şunu yapar!: 2.Sa.12: 11 "RAB şöyle diyor: ‘Sana kendi soyundan kötülük getireceğim. Senin gözünün önünde karılarını alıp bir yakınına vereceğim; güpegündüz karılarının koynuna girecek. 2.Sa.12: 12 Evet, sen o işi gizlice yaptın, ama ben bunu bütün İsrail halkının gözü önünde güpegündüz yapacağım!" Şimdi İncil'deki bazı ayetlere bakalım: Mat 5:43 «`"Komşunu sev, düşmanından nefret et' denildiğini duydunuz. Mat 5:44 Ama ben size diyorum ki, düşmanlarınızı sevin, size zulmedenler için dua edin. Mat 5:45 Öyle ki, göklerde olan Babanızın oğulları olasınız. Çünkü O, güneşini hem kötülerin hem de iyilerin üzerine doğdurur. Yağmurunu da hem doğruların hem de eğrilerin üzerine yağdırır. " 1Yu 4:16 "Tanrı'nın bize olan sevgisini tanımış ve buna inanmışızdır.Tanrı sevgidir. Sevgide yaşayan, Tanrı'da yaşar, Tanrı da onda yaşar. " 1Yu 4:12 "Hiç kimse hiçbir zaman Tanrı'yı görmüş değildir. Ama birbirimizi seversek, Tanrı içimizde yaşar ve O'nun sevgisi içimizde yetkinleşmiş olur." 1Yu 4:7 "Sevgili kardeşlerim, birbirimizi sevelim. Çünkü sevgi Tanrı'dandır. Seven herkes Tanrı'dan doğmuştur ve Tanrı'yı tanır. " 1Yu 4:8 "Sevmeyen kişi Tanrı'yı tanımış değildir. Çünkü Tanrı sevgidir." Mat 7:12 "«İnsanların size nasıl davranmasını istiyorsanız, siz de onlara öyle davranın. Kutsal Yasa'nın ve peygamberlerin söylediği budur." Rom 12:14 "Size zulmedenler için iyilik dileyin. İyilik dileyin, lanet etmeyin. " Rom 12:21 "Kötülüğe yenilme, kötülüğü iyilikle yen." 1Ko 13:4 "Sevgi sabırlıdır, sevgi şefkatlidir. Sevgi kıskanmaz, övünmez, böbürlenmez." 1Ko 13:5 "Sevgi kaba davranmaz, kendi çıkarını aramaz, kolayca öfkelenmez, kötülüğün hesabını tutmaz." 1Ko 13:13 "İşte böylece, kalıcı olan üç şey vardır: iman, ümit ve sevgi. Bunlardan en üstün olanı da sevgidir" Gal 6:8 "Kendi doğal benliğine eken, benlikten ölüm biçecektir. Ruh'a eken, Ruh'tan sonsuz yaşam biçecektir." 1Pe 3:4 "Gizli olan iç varlığınız, sakin ve yumuşak bir ruhun solmayan güzelliğiyle sizin süsünüz olsun. Bu, Tanrı'nın gözünde çok değerlidir." 1Yu 4:18 "Sevgide korku yoktur. Tersine, yetkin sevgi, korkuyu siler atar. Çünkü korku cezalandırılma düşüncesinden ileri gelir. Korkan kişi, sevgide yetkin kılınmış değildir." 1Yu 4:19" Biz ise seviyoruz. Çünkü önce O bizi sevdi." 1Yu 4:20 "Eğer bir kimse, «Tanrı'yı seviyorum» der ve kardeşinden nefret ederse, yalancıdır. Çünkü görmüş olduğu kardeşini sevmeyen, görmemiş olduğu Tanrı'yı sevemez." 1Yu 4:21 «Tanrı'yı seven, kardeşini de sevsin» diyen buyruğu Mesih'ten aldık." Mat 5:38 «`Göze göze dişe diş' denildiğini duydunuz. Mat 5:39 Ama ben size diyorum ki, kötüye karşı direnmeyin. Sağ yanağınıza bir tokat atana öbür yanağınızı da çevirin." Mat.5: 46 "Eğer yalnız sizi sevenleri severseniz, ne ödülünüz olur? Vergi görevlileri de öyle yapmıyor mu? Mat.5: 47 Yalnız kardeşlerinize selam verirseniz, fazladan ne yapmış olursunuz? Putperestler de öyle yapmıyor mu? Mat.5: 48 Bu nedenle, göksel Babanız yetkin olduğu gibi, siz de yetkin olun." 1 yu4:10 "biz Tanrı'yı sevmiş değildik, ama O bizi sevdi ve Oğlunu günahlarımızı bağışlatan kurban olarak dünyaya gönderdi. İşte sevgi budur." Koloseliler 3:12-16 "yürekten sevecenliği, iyiliği, alçakgönüllülüğü, sabır ve yumuşaklığı giyinin. Birbirinize hoşgörülü davranın. Eğer birinizin ötekinden bir şikâyeti varsa, Rab'bin sizi bağışladığı gibi, siz de birbirinizi bağışlayın. Bunların hepsinin üzerine yetkin birliğin bağı olan sevgiyi giyinin" Eski ve yeni Ahit’teki bu, birbirinden tamamen farklı ve çelişkili Tanrı portresi, Literalizmin galibiyetinden önce pek çok kilise babasını rahatsız etmişti. Örneğin MS. 110-160 yıllar arasında yaşamış kilise babası ve teolog Marcion (daha sonra literalist kilise tarafından “heretik” ilan edilmiştir ancak ilk yüzyıllarda çok fazla sayıda taraftarı olmuştu) , Eski Ahit'teki Tanrı’nın, asla yeni Ahit’teki ile aynı olamayacağını söylemiş ve Eski Ahit'i tamamen reddetmişti! Marcion’a göre Eski Ahit’in tanrısı “kötü” ve “şeytani” idi! İsa mitini bilinçli şekilde oluşturan ilk Hristiyanlara yani Gnostiklere göre Eski Ahid’in Tanrısı bir “demiurgos” idi, “Demiurge” kavramı Gnostisizmde “negatif” olan, fiziksel dünyayı yaratan “şeytani” olarak da nitelendirilen varlığa/varlıklara verilen bir isimdir. Gnostiklere gore özellikle Marcionculara ve Sethianlara göre Eski Ahid’in Tanrısı şeytani bir Demiurge iken yeni Ahit’in “baba” Tanrısı ise esas iyiliğin yaratıcısı idi. Demiurgos kavramı felsefi olarak insanlardaki egoyu da temsil etmektedir, Gnostiklerin Yahwe’yi egoist “Demiurgos” terimiyle düşünmeleri şaşırtıcı değildir. İsa hikayesini oluşturan Gnostikler, Yahudi literalizmiyle mücadele etmişlerdir, örneğin İsa Yahudi yasalarına karşı gelir Eski Ahit’in “göz, göz dişe diş” şeklinde (Lev 24:20, Yas.19:21) ifade ettiği (ve Kur’an’ın devam ettirdiği) kurala İsa açıkça karşı gelmiş “Göze göz, dişe diş' denildiğini duydunuz. Ama ben size diyorum ki sağ yanağınıza tokat atana öbür yanağınızı da çevirin” demiştir. Oysa ki Eski ahit, içindeki kuralların “sonsuza” kadar devam edeceğini iddia etmişti ama yahudi literalizmiyle özel olarak savaşmak için oluşturulan çeşitli hikayelerde Yahudi kurallarına açıkça karşı gelen pek çok hikaye anlatılmıştır. İsa’nın “göze göz dişe diş” kanununa karşı gelmesinden başka Eski Ahit yasalarını çiğnediği pek çok hikaye anlatılır: Yu.5: 8 "İsa ona, "Kalk, şilteni topla ve yürü" dedi. Yu.5: 9 Adam o anda iyileşti. Şiltesini toplayıp yürümeye başladı. O gün Şabat Günü’ydü Yu.5: 10 Bu yüzden Yahudi yetkililer iyileşen adama, "Bugün Şabat Günü" dediler, "Şilteni toplaman yasaktır." Yu.5: 11 Ama adam onlara şöyle yanıt verdi: "Beni iyileştiren kişi bana, ‘Şilteni topla ve yürü’ dedi." Pavlus “sonsuza kadar kalacağını” iddia eden Eski Ahit’in “çok geçmeden yok olacağını” söylemiştir! Pavlus Eski Ahit’i “eskimiş, köhneleşmiş” olarak niteler. İbr.8: 13 "Tanrı, "Yeni bir antlaşma" demekle ilkini eskimiş saymıştır. Eskiyip köhneleşense çok geçmeden yok olur.” Özetle, Eski Ahit`in Tanrısıyla Yeni Ahit`in Tanrısı aynı Tanrı değildir. Ozan Fırat
  4. Levia

    Muhammed Tevrat ve Incil

    Merhaba, Bu konuda müslümanlar genelde çok yanlıs bilgilere sahipler. Kuran Tevrat ve incilin tahrif edildigini söylemiyor. Daha dogrusu, eklemeler yapıldıgını söyluyor, bazı kitaplarin saklandıgını (apokrif) soylüyor... Ve en önemliside, Tevratın (ilk bes kitabın) yanlıs " harekelerle " yanlıs okundugunu soylüyor. Bilinmeliki arabcadaki gibi, süryanice ve ibranicede sesli harfler yazılmiyordu Muhammed döneminde. Hatta, tevratin kelimeleri çok el yazma rulolarda yapısıktı, ve bir çok okuma ve desifre varyantları vardı... Muhammed döneminde, masoretler nüshaları ayıklama sürecini amorayimlerin daha once baslattıgı dogrultuda, hızlandırmıslardı. Bir çok uymayan el yazmaları yok ediliyordu, ve helenistik ve iskenderiye kiraati öne çıkarıllıyordu. Bu islemlere, kohanim olan, yani Aharon soyundan gelen Medine rahibler siddetle karsı çıkıyorlardı. Ve bu siddetle kınama kur'anda aynen naklediliyor. Bir çok uzmanca, Muhammed kendi kanonik Mukaddes Kitabını kurumsallastırmak istemisti. Hakikaten, bazı kanonik inciller kadar eski, hatta dahada eski olan apokriflerle benzerlikler var Kuranda. Hakikaten geç dönem hıristiyanlıkta icat edilen Tanri oglu ve teslis kavramlarıysa reddedilir, Tevratin ögretileri dogrultusunda. Özetlersek, o dönemde Tevrat hala harekesizdi ve tamamen sabitti. Fakat desifre edilme hataları söz konusuydu, ve incil Isanın kendi ögretileri anlamında kullanılmaktaydı, o el incil yazmaları anlamında degil. Ayrıca, Muhammed Tevrat'in tarihi ögretmek veya uzay bilimi vermek için degil de insanları tanrıya yönledirmek amacıla kaleme alındıgını herkesten daha iyi bilmekteydi elbette. Lakin Araplar sami dilinin inceliklerini çabuk gelisen toprakları ve karısan milletler için arapçayı asama asama sadelestirme sonucunda, kendi kitaplarını dahi anlamaz hali geldiler.
  5. Bu yazı halen araştırma aşamasında olup incelemeler sürmektedir. Pakraduniler ; Ermenileşmiş Yahudiler anlamına gelir. Sabetaycılar Türkleşmiş Yahudiler anlamına gelir. Kürtleşen Yahudiler ile bu güçlerin kesişim noktası olan Anadolu’muzda nasıl bir buhranın yüzyıllar öncesinden planlandığına bu yazıda şahit olacaksınız. Bu incelemenin yazarı Hanifi_Bahadir ; Türk'tür. Yazılanlar da Türk'ün gözüyle değerlendirilmiş notlardır. Ermenileri ‘Millet-i Sadıka’ olarak bildik. Ancak içlerinden bir grup II.Abdulhamid Han’a suikaste varıncaya kadar isyanda ısrar ettiler. Doğuda Ermenilerden bu grubun her isyanında İstanbul’daki Ermeni Patrikliği ‘Bizi zor duruma sokuyorsunuz’ diyerek isyan tekliflerini reddetti. Ama ne zamanki bu grup yani PAKRADUNİLER, Ermeni Milli İradesini tekellerine almaya başlayınca ,artık Ermeni Kitleleri arkalarından yürüttüler. İlk Türk Mason Üstad-ı Azamı olan Talat Paşa Tehciri kararlaştırdıktan sonra ise, artık bilinen Ermenilerden başka bir Ermeni profili ile karşılaşıldı. Plan tıkır tıkır işliyordu. Bu Ermeniler Tevrat'ta tarif edilen cinayet ayetlerini titizlikle icra ediyor , camilere topladıkları Müslümanları yakıyor, bebekleri rahimlerden çıkarıyor ve kalplerini söküyor vs. Bu Millet-i Sadıka’nın bu duruma nasıl ulaştığı yıllar sonra PAKRADUNİLER gerçeği ile deşifre oldu. Bunlar Ermeni kılığına girmiş Yahudilerdi….. Ve sonuçta Ermeniler ile Kürt ve Türk milleti birbirine düşman yapıldı. Bunda Kürtlerden oluşan ; Hamidiye Aşır Alaylarının, Ermenilere yaptığı zulümlerin payı da vardır. Kürtlere gelince, tarih boyunca hiçbir millet Kürtler kadar yanlış anlaşılmamış ve Kürtler kadar da sömürülmemiştir. Yahudilerin , meşhur Babil sürgününde yerleştikleri Kürt coğrafyasında, yankıları günümüzde vücut bulan Kürtleşme eylemi gerçekleşti. 80lerde ve 90larda , PKK isimli savaş örgütünün sivil katliam yaptığı yolunda yer alan Genelkurmay Özel Harp Dairesi merkezli medya tarafından, halk tabanında ; Türk-Kürt savaşı çıkarılmak istenildi. Ancak PKK lideri Abdullah ÖCALAN ,onlarca kez halktan özür dilemesine rağmen bu özürler basına yansımadı. Yapılan katliamlar gerçekten Pakradunilerin yöntemiydi, kadın çocuk demeden katlediliyor , üstelik bu katleden PKK içindeki çete, Kürt Milli İradesini tekeline alıyor, Kürt Kitleleri arkasından yürütmeye zorluyordu. Abdullah Öcalan , PKK adına yapılan her sivil katliamı üstlenmek durumunda kaldı, “Örgütüne yenilmiş tek lider benim” itirafı Öcalan’a aittir. Eğer Öcalan kendisinden bağımsız olarak yapılan sivil katliamları üstlenmeseydi, koltuğunda gözü olan onlarca Kürt lider adayı tarafından cehaletle ve beceriksizlikle suçlanıp otoritesi ele geçirilecek ve Kürt hareketi, bilinmeyen bir noktaya götürülecekti. Bu tehlikeden dolayı Öcalan, PKK içindeki bu çetenin sivil katliamlarını üstlenmek zorunda kaldı. Çetenin zihniyeti ile Özel Harp Dairesi aynı havuzda birleşiyordu. Sadece bir soru sordu Öcalan: “33 erin öldürülmesi gecesinde o PKK birlikleri, askeri konvoyun oradan ve silahsız geçeceğini nereden haber almışlardı?” Yanlış anlaşılmasın, şahsen ben, APO adındaki namussuzu zerre kadar sevmem. Ancak herşey net ve berrak ortaya serilmedikçe birilerinin kurbanı oluyoruz. Anadolu halkları neticede Türk-Kürt-Ermeni olarak kesinlikle bölündü ve her millet diğerini eşkıya,zalim tanıdı. Oysaki biraz araştırılsa ve duruma Kuran-ı Kerim gözüyle bakılsa, tarihin derinliklerinden gelen bir dinamik beliriyordu: YAHUDİLER…..
×
×
  • Yeni Oluştur...