Jump to content

Genel Araştırma

'agnostik' etiketi için arama sonuçları.

  • Etiketlere Göre Ara

    Aralarına virgül koyarak ekleyin
  • Yazara Göre Ara

İçerik Türü


Forumlar

  • FORUM YÖNETİMİ
  • FORUMLAR
    • ATEİSTFORUM
    • ATEİSTCAFE
    • BİLİM FORUMU
    • HODRİ MEYDAN FORUMU
    • KURALLAR ve DUYURULAR
    • TAVANARASI
  • ATEİSTFORUM ARŞİVLERİ
    • FORUM ARŞİVLERİ

Takvimler

  • Community Calendar

Araştırmada 6 sonuç bulundu

  1. Bilmek, İnanmak, Yaratıcı ve Evrene Dair

    Merhaba, iki gündür forumu inceliyorum. Yeteri kadar incelediğim söylenemez ama yeni bir üye olarak ve her insan gibi hakikatin bir talibi olarak bilmeye, bilime, dine dair bazı fikirlerimi ve öğrendiklerimi bu başlıkta paylaşmak istiyorum. İtham etmeyen, aşağılamayan, dogmatik olmayan samimi kişilerle dilimin döndüğünce muhabbet etmek te isterim ancak olabildiğince polemikten ve karşılıklı tartışmadan kaçınacağım. Size, dışardan bakan bir göz ve ayna olmaya çalışacağım. Sizin de inananlar ve Müslümanlar konusundaki ayna olma vazifenize saygı duyuyor ve tespitlerinizin bir kısmına katılıyorum. Bir kısmını da tashih etmenize yardımcı olmak isterim. Tabii buraya üye olmaktaki asıl muradım bir konuda size danışmak. Onu daha sonra ifade edeceğim. Evet parça parça yazacağım düşüncelerimin ilk kısmı aşağıdadır. Eğer Hakikat ya da Gerçek diye bir şey varsa yani atom altı parçacıklardan galaksilere kadar gözle gördüğümüz her şeyi belirleyen bir ilke, bir gaye varsa (Varlığın Bir Hakikati varsa) insanın bu hakikatle kuracağı ilişki epistemik( zahir anlamıyla bilmeye dair) bir ilişki olamaz. Çünkü inanan olsun inanmayan olsun insanın bilme konusundaki durumu gerçekten çok zayıftır. Yani hem bilgimizin miktarı evrendeki tüm bilgilere kıyaslandığında hiçbir şey ifade etmiyor hem de bilgi edinme ve yorumlama araçlarımız mükemmel değil yani kusurlu. (Bundan maksadımı daha sonra detaylandırmak isterim). Öte yandan insanın eşya ile olan bilme ilişkisi çoğu zaman eşyayı tanımlama, üzerinde hâkimiyet kurma ve menfaati doğrultusunda kullanmayı da beraberinde getirir ve bu Yaratıcı söz konusu olduğunda kapasitemizi aştığından imkansızdır. O yüzden arayış içinde olan ve samimi bir insanın Allah’la, O’nu insani bilme araç ve yöntemleriyle bilme esaslı bir ilişkiye talip olmaması lazımdır. Ya da “Ben elimdeki zihinsel araçlarla Sen i neden kesin olarak bilemiyorum, niye bana kendini şüpheye yer bırakmayacak şekilde ispat etmiyorsun” demesi çok anlamlı değildir çünkü zaten O varsa, nasıl davranması ya da ne yapması gerektiğini sen tayin edemezsin. Onunla kuracağın ilişkinin ismini, esasını ve rolleri O tayin edecek ve bunu sana bildirecektir. Peki, bilimsel yöntemle alakalı olan gözlem, analiz, sentez, kıyas, kontrollü deney, matematiksel modelleme vb. metotlarla Yaratıcıyla bilişsel bir ilişki kuramıyorsak nasıl ve ne tür bir ilişki kurabiliriz? Bu sorunun cevabı bir sırdır ve her insanın kendinde gizlidir. Ancak sezdiğim bir şey varsa o da Allah la irtibat kurmak ya da dini tecrübe seçkin bir zümreye has bir tecrübe asla değildir. O, o kadar bana yakın, o kadar bana aşina ki gözümü hep başka yere çevirme inadımdan vazgeçtiğimde benliğimde göreceğim ilk şey O olacak. İşte o zaman O’nunla şartlarını benim tanımladığım bir bilme ilişkisi değil, şartlarını O’nun tanımladığı bir iman, güven, teslimiyet, şükür, ebediyete dâhil olma, onun yakınlığına gark olma ve boğulma, onun senfonisinin bir notası olma tecrübesi yaşayabileceğim. Hani yaratılmışların nefesleri adedince O na giden yol vardır derler ya aslında biz nefsimizin ve şeytanın ayartma ve tesirlerinden kurtulabilsek her zerremizin her an Onunla olduğunu, ruhumuzun onun nefesi olduğunu anlayabileceğiz. Ama bunun için arınmış bir nefse ve samimi bir yöneliş ve niyete ve biraz da sabıra ihtiyaç var. Bunlar olduktan sonra şüphesiz bir gün perde kalkacak ve hayranlık verici güzellik karşımızda duracaktır. Bu konuda ben gerçeği buldum ve elimdekinden memnunum gibi dogmatik ve komik bir iddiası olmayan, ben hep arayacağım ve bulduğumda teslim olacağım diyebilme cesareti gösteren ateist ve agnostiklere naçizane tavsiyem samimi duayı terk etmemeleri. Çünkü Allah sadece Müslümanların değil, Hristiyan, Yahudi, Müşrik, Ateist, Agnostik vb. herkesin duasını kabul eder.
  2. Agnostik ateizm kavramı

    herkese merhaba, öncelikle foruma yeni katıldığımı belirtmek isterim umarım farkında forum işleyişine aykırı bir durum sergilemem. Neyse konuya geçeyim. Bir ateist olarak kafamda bazı kavramların tam oturmadığını düşünüyorum. sizin fikirlerinizi merak ediyorum. ateizm teizmin tanrısını reddetmektir. dolayısıyla teist inançlarla ters düşer. kendi arasında pozitif ve negatif olarak ayrılır. negatif ateist teistlerin tanrısının varlığını reddeder. teistlerin tanrı kavramından( tanrı = yaratıcı) bağımsız olarak yaratıcı( tanrı değil) varlığını kesin olarak açıklamaz ama kanıtlanmamış olduğundan inanmaz. pozitif ise kesin bir dille tanrı ve yaratıcı yoktur diyip reddeder inanmaz. Burada bu konunun zihnimdeki açıklamasını belirttim. bir hatam var ise lütfen açıklayabilir misiniz? Ayrıca şimdi burada kafamdaki soru şu biz yaratıcının varlığını yokluğunu kanıtlamakla uğraşan bi felsefi görüş değiliz biz teist inanışlardaki tanrının uydurma gerçek dışı olduğunda hem fikiriz. yaratıcının varlığı yokluğu ise bilimin işidir ama bence illa bir yaratıcı olduğunu düşünmek insanoğlunun kendine bi sahip araması gibidir. bana tanrı ve yaratıcı kavramı çok absürd geliyor. bu kavramlar insanlardaki bol beklentiler bence. fakat agnostik ateistim diye bir kavramla karşılaşıyorum bu kavramı araştırdığımda teist inanışlardaki tanrının varlığı yokluğu ispat edilemez dolayısıyla bilinemez ama kanıtlanmamış bişeye inanamayız diyen bi ateizm görüşü diye anladım. Şaşırdım açıkçası, umarım yanlış anlamışımdır bu kavramı. yani o zaman agnostik ateistler diyorlar ki zeus allah vs herneyse olabilir de olmayabilir de varlığı yokluğu bilinmez ama olduğuna dair kanıt olmadığından yoktur olarak kabul ediyorum gibi bişey anlıyorum. agnostik ateizm yaratıcı kavramı için ne düşünüyor? teist tanrının varlığını absürt bulmuyor mu? absürt buluyorsa nasıl varlığı yokluğu bilinmez diyor? süperman gulyabani gibi bişey bence teist inançlardaki tanrı. bunun olup olmadığını sorgulamak bile bana komik geliyor. ben kendimi sadece ateist olarak ifade ederdim ancak efe aydalın serkan aktaşla olan tartışmasında kendisine agnostik ateist demesi yaratıcı için bilinmez ama varlığına kanıt yok vs demesi garibime gitti ve kendimden şüpheye düştüm. bana göre yaratıcı kavramı teist toplumda büyümemizin bir yan etkisi. bir sahip bulma arayışı gibi. ama olmasına gerek yok. evrenin zaten var olması gibi bir durumda sözkonusu olabilir. neyse teistlerin tanrısından kurtulsak bile bir yaratıcı olup olmaması konusunda sıkıntı yaşanıyor. agnostik ateizm negatif ateizm farkı nedir? Ben hangi kategorideyim sizce? kafam çok karışıyor. görüşlerinizi merak ediyorum..
  3. Agnostikler

    Agnostik düşüncedeki bir birey düşüncelerini nasıl netleştirmeli? Youtube dan videolar izlemeyle net düşüncemin oluşacağını sanmıyorum bu yüzden gerçek net akıla ulaşmak için ipuçları istiyotum. (Agnostik kelimesinin bendeki karşılığı: mislümanlığı tutucu annem ve gittiğim yatılı kurslardan öğrendim buna rağmen kalbimde bir dini inanç yok. Ancak bunu kanıtlayamam da)
  4. Tabi ki bütün agnostikler değil ama ateizmi bilmediği için aslında ateist olduğu halde ben agnostiğim diyen agnostikler çok fazla en önemli nokta şu ateistler tanrının varlığını kabul etmiyorum demiyor, ateizmin tanımına bakacak olursan tanımı şudur '' tanrının var olduğunu düşünmeyen '' yani '' tanrının var olmadığını düşünen. '' değil arada çok fark var, yani biri gelip bize tanrıyı bilimsel olarak kanıtlarsa ateistler o tanrıyı kabul eder ama altını çiziyorum bilimsel olarak. Ateizm her şeyi ile bilimsel bir düşünce sistemi gerektirir, peki neden ateistler tanrının var olduğunu düşünmez buna gelelim çok basit çünkü bilim öyle işlemiyor bilimde bir şeyin kanıtı yok ise o yok kabul edilir mesela perilerin var olduğunu düşünmeyiz çünkü hiç bir kanıt yoktur, dinimizin doğru olduğunu kanıtladık şeklindeki iddialara gelirsek bilimsel perspektiften bakıldığında hepsi tamamen saçmalıktan ibarettir bu insanları bilim hiç bir zaman ciddiye almayacaktır eğer bilimsel kanıtlarlarsa ancak o zaman ciddiye alır ama dindarların anladığı bilim gerçek bilimden biraz farklı , yani ateistler tanrı kesinlikle yoktur demiyor.
  5. Yobazlarla baş etme klavuzu

    Ben dinlere inanmıyorum ve bunu etrafımdan gizleyebiliyorum çok büyük bir çoğunlukla etrafım dindar insanlarla çevrili hatta bazıları hedefimiz bile değil yani beyinleri geri dönüşümsüz yıkanmış bu insanlardan olabildiğince uzak duruyorum hatta fırsat buldukça kaçamak yapıyorum fakat bazen bu insanlar ile ortak bir amaç uğruna bir alanda bulunmak zorunda olabilirsiniz örneğin iş, okul, arkadaşlık, aile şimdi geleceğim nokta şu bu insanlar sizin ibadet etmediğinizi öğrendiğinde ne yaparsınız mesela erkeksiniz ve cumaya gitmediniz ne yaparsınız veya oruç tutmadınız ben gizli orucumu yiyorum onu bir şekilde halledebiliyorum ama birilerinin beni cumaya götürmek için zorladığı bile oldu gitmedim ve saçma sapan şeyler yaşadım bu insanları nasıl kontrol edebiliriz yani nasıl bir tavır sergileyip içlerinde rahat hareket edebiliriz.
  6. Agnostik = Doğan Görünümlü Şahin

    Protagoras ve Sanjaya Belatthaputta gibi düşünürlerin ilk düşünce olarak sunduğu sonrasında Thomas Henry Huxley'in litaretüre kazandırdığı Agnostisizm (diğer adıyla bilinmezcilik) özetle tanrının varlığının veya yokluğunun kesin olarak bilinemeyeceğini savunur. Tanrının yokluğunun ispatı bence en iyi bilim ve teknoloji ile yapılır. Bu alanda ilerlemeler kaydedildikçe (ayrıca düşünce, edebiyat, felsefe alanları da dahil) tanrının yokluğu her geçen gün daha kuvvetli delillerle ortaya konulmaktadır. Protagoras ve Sanjaya Belatthaputta M.Ö 5 yy'da yaşadıklarına göre içinde bulundukları döneme istinaden oldukça aykırı ve yenilikçi olduklarını düşünüyorum. Nitekim belki bu devirde yaşasalar Ateist olurlardı, keza 1869 yılında etimolojik biçimde Agnostisizm'i dile getiren Thomas Henry Huxley içinde durum aynı olabilirdi. Neyse hikaye kısmı geçelim, sonuç olarak Agnostisizm bir felsefi akım ve içinde bulunduğu döneme göre doğruluğu yanlışlığı tartışılır. Olay şu; Agnostisizm der ki Tanrı'nın varlığı yokluğu bilinmez, bende diyorum ki 89 bacaklı mavi gözlü karıncanın da varlığı yokluğu bilinmez. Bu sebeple 89 bacaklı mavi gözlü karıncanın varlığı ya da yokluğu benim hayat akışımı değiştirmez. Fakat Tanrı'nın varlığı ve ya yokluğu benim hayatımı doğrudan etkiler. Mesela eğer Tanrı olsaydı ben şu an yatsı namazı için abdest alıyor olurdum, ama şu an bira içiyorum. Şimdi; Agnostiklerin yaşam biçimi Ateistler gibidir. Yani her hangi bir dini ritüelleri yoktur. Kalkıp namaz kılmazlar veya tanrıya dua etmezler. Agnostisizm zaten bir din değil felsefi akımdır. Dinsizliğin yahut Tanrı tanımazlığın karşılığı (toplumda kabul gören genel tabir) Ateizm'dir. Agnostisizm hiçbir şey değildir. Yani agnostikler ateistler gibi yaşayıp bir türlü tanrıyı reddemeyen kişilerdir, kısaca Doğan görünümlü Şahinlerdir. Yani burda bir müslüman gibi bir deist gibi, bir ateist gibi kalkıp birşey tartışmaları bana çok anlamsız geliyor... Herkese sevgiler
×