Jump to content

Genel Araştırma

'agnostisizm' etiketi için arama sonuçları.

  • Etiketlere Göre Ara

    Aralarına virgül koyarak ekleyin
  • Yazara Göre Ara

İçerik Türü


Forumlar

  • FORUM YÖNETİMİ
  • FORUMLAR
    • ATEİSTFORUM
    • ATEİSTCAFE
    • BİLİM FORUMU
    • HODRİ MEYDAN FORUMU
    • KURALLAR ve DUYURULAR
    • TAVANARASI
  • ATEİSTFORUM ARŞİVLERİ
    • FORUM ARŞİVLERİ

Find results in...

Find results that contain...


Oluşturma Tarihi

  • Start

    End


Son Güncelleme

  • Start

    End


Filter by number of...

Katılım

  • Start

    End


Üye Grubu


AIM


MSN


Website URL


ICQ


Yahoo


Jabber


Skype


Location


Interests

Araştırmada 4 sonuç bulundu

  1. Agnostisizm, bilinmezcilik veya bilinemezcilik; teolojik olarak tanrının varlığının veya yokluğunun, bilimsel olarak da evrenin nereden türediğinin bilinmediğini veya bilinemeyeceğini ileri süren felsefi bir akımdır. Bu akımın takipçilerine agnostik veya bilinemezci denir. Agnostisizmin iki türü vardır. arkadaşlar görüldüğü gibi agnostisizm. tanrının varlığını yada yokluğunu teolojık olarak bilinemiyeceğini savunur. peki? mantık teolojık olarak ne? der! 1: mantık derkı.tanrı yoktur. yoksa neden? yoktur. sonuçlar beklenır, 2. mantık derki,tanrı vardır. varsa neden? vardır. sonuçlar beklenır. 3: tanrı kavramı yoklugu yada varlıgı gerçek bir varlıksa somutsal ele alınmak zorundadır. 4: insan aklının alamıyacagı varlık soyutsaldır. ama agnostısızm teolojık yanı somutsal olarak tanrıyı irdeler. bu çok yanlış bir kavramdır. tanrıyı somutsal olarak irdeliyemeyiz. mantık hatası olur. 5: tanrının yoklugu yada varlıgı bilinemez. bu kavramda tanrı kelımesı gizli özne olarak kullanılmıştır. bu yuzden tanrı vardır ama tanrıyı varlık olarak ispatlıyamayız. tezi deizm felfesefiyle bagdaşır. 6: felsefede amna mantık derkı: tanrı yoksa yoktur varsa vardır. bilinemez kavramı anlamsız anlamsız ve tutarsız bir kavramdır. ben hiç görmedıgım sadece sesini duydugum bir gerçeliği nasıl? ispatlıyamıyorsam. agnostisizmde hiç görmediğimiz varlık hakkında var yada yok diyemez.bu mantık hatası olur. çünku ses görüülemez ama duyulur. bu yüzden görsellık görülebilr. ama bilinemez demek mantık hatası olur. 7: tanrının varlığı yada yoklugu bilinemez demek, aynı anda hem varolabilr. hemde varolamaz demektır. bu çok ciddi biçimde mantık hatası olur. bir varlık ispatlandıgı zaman artık bilinebilir. ispatlanamıyorsa zaten teolojık bir kavram değildir. sonuç sentezi: ve anatomısı.: 1: tanrı teolojık olarak bilinemez demek gizli özne olarak tanrı vardır. ama evrenın dısında demektır. 2: bu yüzden deizmde aslında bu düşünceyı dogrular. 3: deizm ile agnostisizim aynıdır.her iki kavramda teolojık olarak tanrının evrenın dısında yasıyan bir güç oldugunu savunur. yani agnostısızim diye bir kavram yoktur . eger agnostisizm varsa deizm yoktur. 4: her iki inanışta sonuçsal irdelendıgınde aynı mantıga cıkar. tanrı teolojık olarak bilinemez çünku evrenın dısındadır. tanrı vardır ama evrenı bir saaat gibi kurup daha önceden ayarlamıştır. 5: burda ana neden? agnostısızmın tanrı kavramıdır. agnostık inanç tanrıyı soyut kavram olarak ele almıştır. tıpkı deizm gibi. 6: bu yüzden agnostisim vardır. tanımına göre irdelersek tanrıya ulaşırız yanı deizm yoktur. ilkesıne göre irdelerdek agnostisizım yoktur demek zorundayız. 7: her iki kavramı aynı anda ayrı kavramlar üzerinde kullanmak mantık hatası olur.
  2. Merhaba arkadaşlar. Yaratıcı ve tanrı kavramlarından bahsetmek istiyorum. Çoğu zaman bu kavramlar eş anlamlı olarak kullanılır. Bu 2 kavram çoğunlukla evreni aşkın olan ve evreni yaratan, madde üstü, bilinçli ve akıllı bir varlıktan bahseder. Bunun çelişkisinden söz edeceğim. Bilinç, akıl, tasarımcılık vs bunlar nedir? Niteliktir. Peki bu nitelikler nasıl oluşur, sebebi nedir? Bu nitelikler maddi koşulların dinamizminin sonucu olarak ortaya çıkarlar. Yani maddeye sıkı sıkı bağımlıdırlar. Bazıları bu noktada tanrının "beyni olması lazım" gibi itirazlar yaparlar. Teistler de beynin olması gerekmediğini örneklerle anlatırlar, hatta flash bellek ve bilgisayar örneği vererek beyin gibi organların gerekli olmadığını söyleyerek tanrıyı çelişkiden kurtarmaya çalışırlar. Fakat bilgisayar da olsa başka bir şey de olsa orda maddi bir yapı var, birbiriyle ilişkisi olan parçalar var. Bunlar olmaksızın bilinç, akıl, irade gibi nitelikler var olamaz, bu niteliklere hayat veren maddenin dinamizmidir. Dolayısıyla maddeyi aşkın olarak ve maddenin ortaya çıkardığı niteliklere maddesiz ve mutlak olarak sahip olmak kurgudur ve tanrı kavramı çelişkilidir. Maddesiz bir akıl, irade, bilinç yoktur. Teist argümanları hatırlayacak olursak hep bir sanatçıdan veya malzemeleri bir araya getiren birinden söz edilir. Halbuki biri kavramı maddeden soyutlanır ve oraya dairdir. Madde olmayan birini gördünüz mü? Teistlerin biri dediği insandır, insan ise maddenin organize olmuş bir formudur. Bu noktada teistler insanla sınırlamamak gerektiğini söyleyebilir. Elbette insanla sınırlayamayız ama madde ile sınırlarız. Evrende birçok canlı veya değişik maddeler olabilir, bilinçli ve iradeli varlıklar olabilir ama hepsi de maddenin etkileşimleri sonucu bu nitelikleri kazanmıştır, maddesiz hokus pokusla kazanmak kurgudur ve bir gerçekliği yoktur. O yüzden evrende veya dışında canlılar olabilir ama maddeye ve maddi koşullara bağımlıdırlar, maddeye bağlı olmayıp maddenin çıkarttığı nitelikleri mutlak olarak sahip olmak denen şey yoktur. Agnostisizm de mantık dışıdır. Mesela çoklu evrenler var mı veya dünya dışı canlılar var mı bu konuda agnostik olmak(şu an için bilmiyoruz versiyonu) mantıklı iken yaratıcı ve tanrı kavramları için mantıksızdır. Çünkü öncülde evren ve canlı gözlemine sahibiz ve özelliklerini biliyoruz, bildiğimiz için agnostik olunabilir. Ama tanrı veya yaratıcı diye öncülde maddeyi aşkın olup o niteliklere sahip olan hiçbir varlığın gözlemi yok, o yüzden bilinemez demek safsatadır. Bilinemez olan nedir? Tanrı. Ee bildin işte. Tahmin ettim diyecekler olabilir, tahmin ve fikir yürütmek için öncülde canlıları gözlediğimiz gibi gözlem gerekir, ancak o zaman var olabilir mi, bilebilir miyiz diye fikir yürütebiliriz, yoksa hakkındalığı olmayan kavram hakkında bilinenemezci olmak akıl mantık dışıdır ve kurgudur.
  3. Astral

    Neden Ateizm

    Neden Ateizm... Agnostisizm, deizm vs... değil... Sık sık konu başlıklarını inceleyerek neler konuşulduğuna bakıyorum. Genellikle içerikleri okumam ya da çok hızlı okurum. Agnostisizmin ara ara tartışıldığını görüyorum. Hala bu konuda söyleneceklerin bitmemiş olması şaşırtıcı. Ben de zaman ayırıp katkıda bulunayım dedim. Bana kalırsa son noktayı koyacak bir yazı yazacağım ama sanırım bunun ileride yine gündeme gelmesine engel olamayacağım. Fazla uzatmadan özet yazmaya çalışacağım... Önce şu sorulara modern zamanın bilgileriyle cevap verelim: S1 - Evrenin bir yaratıcısı olabilir mi? C1 - Olabilir. S2 - Dünyanın ve insanların bir yaratıcısı olabilir mi? C2 - Hayır, olamaz. Bu konu artık kapanmıştır. S3 - Evrenini yaratıcısı varsa bu dünyanın ve insanların da yaratıcısı olmaz mı? C3 - Hayır olmaz. Bunu sonra açıklayacağım. S4 - Evrenin yaratıcısı varsa, bu Tanrıdır. Bu durumda Tanrı'nın olabileceği olasılığı hala geçerli değil midir? C4 - Değildir. Bir varlığın Tanrı olabilmesi için insanları yaratmış olması zorunludur. Başka dünyaların ya da evrenlerin olası tanrısı bizim için tanrı değildir. Bunu da aşağıda açıklayacağım. Önce Tanrı kavramının gerçeklik düzeyinen bahsedelim ki bilinmezlikte bir sınır çizebilelim: İnsan, her türlü gerçeğe itiraz edebilir. Hatta 2 + 2 = 4 olduğuna bile... Sonuç olarak sanal bir ortamda hayal gördüğümüzü ve beynimizin programlanıp yanlışları doğru zannettiğimize kadar ileri gidilebilir. Tabi ki bu tarz kurgulara itiraz etmek zordur. Sonuç olarak en çılgınca kurguları bile kesin olarak dışlama olanağımız yoktur. Ancak bir kurgunun kurgu olduğunu anlamanın yolları vardır. Bu kurguyu icat edenlerin üzerinde gereken sınamalar yapıldığı zaman bu ortaya çıkar. Arkadaşlarınız size şaka yapmak için çeşitli kurgular ortaya atabilir. Ama yeterince akıllıysanız bu kurguların gerçekliğini test edebilirsiniz. Ve size gerçek diye söylenenlerin arkasındaki sebepleri anlarsanız kurguları kesin olarak reddedebilirsiniz. İnsan beyninin gerçeklerle ilgili bilgisi, aslında bir anlamda beynin bir kurgusudur. Ama burada tutarlılık ve süreklilik aranır. Üç metre yüksekten betona düşeceğiniz zaman canınızın yanacağından şüphe duymazsınız. Çünkü beyniniz bununla ilgili çok fazla veri almış ve sağlam bir kurgu oluşturmuştur. Artık bu kurgu bizim için gerçektir. Veri kaynaklarımız her zaman kendi duyularımız değildir. Bunun dışında bir de çevre vardır. Bu çevrede de güvenilir ve güvenilmez kaynaklar vardır. Politik sebeplerle kendimize ve başkalarına bu kaynaklar hakkında yalan söyleyebiliriz ama bu yalanlara beynimizi inandırmamız o kadar kolay değildir. Mesela dünyanın küre şeklinde olduğuyla ilgili sıradan insanın kesin bir verisi yoktur. Ama dünyanın geri kalanına bu konuda inanır. Bununla birlikte kendi kutsal metinlerini bu bilgilere uydurmaya çalışır. Bu demek oluyor ki aslında dünyanın geri kalanına kendi kutsal metinlerinden daha fazla güveniyordur. Ama bunu kendine yada başkasına itiraf etmez. Bizim kesin gerçekler olarak bildiklerimiz beynimizin sağlam, sürekli ve tutarlı kurgularıdır. Bir insanın beyninde bir sorun olduğunu kurgularının tutarsızlığından ve temelsizliğinden anlarız. Mesela birisi kurtadam gördüğünü iddia edebilir. Bunu hemen deli diye damgalamazsınız (umuyorum ki). Bunun yerine verilerini sorgularsınız. Tutarlılıkta sorun varsa ve hikayesini doğrulamak için dünyanın geri kalan verilerini çarpıtıyorsa bir sorun olduğunu anlarsınız. Bunun dışına tutarlılıkla ilgili sorunu olmayabilir ama sağlam veriler ortaya koyamamıştır. Bu durumda olabilir der geçersiniz ilgilenmezsiniz. Bununla ilgili bir eylem gerekiyorsa bunu da fazla dikkate almazsınız. Ama birisi size kurgusu konusunda eylemsel bir dayatmaya girişiyorsa burada gerçekleri incelemeyi sadece konu üzerinde değil, kurgu sahibi bireyler üzerine de genişletebilirsiniz. Şimdi gerçeklik düzeylerimizle ilgili kendime göre birkaç kademe vereyim: 1 - Beynimizin sağlam kurgularına dayalı bilinen gerçekler. Dünyanın küre şeklinde oluşu ve bunun gibi sağlam bilimsel gerçekler buna örnektir. 2 - Son derece zayıf, doğruluğuna ihtimal vermediğimiz hikayeler. Ness gölü canavarı gibi. 3 - Doğruluk ihtimali yalnızca çok zayıf olmakla kalmayıp bilinen gerçeklerin ötesinde sihirsel oluşları gerektiren kurgular. Kurtadam, vampir gibi. Mesela biyolojik olarak insandan kurta ve bunun geri dönüşü mümkün değildir. 4 - Yalnızca üçüncü kadar zayıf bir kurgu olmakla kalmayıp, reddedilebilen ve reddedilmiş iddialara sahip kurgular. Tanrı böyle bir kurgudur. Mesela kurtadamın varlığı ya da yokluğu bizim çevremizdeki verilerle doğrudan sınayacağımız birşey gibi gözükmemektedir. Oysa birisi bir tanrının varlığını iddia ediyorsa bunun doğrudan sözde eylemleri (yarattığı şeyler) gözümüzün önünde olacağından gerçekten bunlarla ilgili bir sınama yapabiliriz. Tabi ki bunu bilim insanları yapabilir. İşte Tanrının gerçeklik seviyesi budur. Yani çılgınca, akılsızca, bilimsel gerçekleri hiçe sayan tutarsız bir kurgu... Tabi ki buna inanlara çılgın demiyoruz. Çünkü her ne kadar Tanrı diye birşeyin olmadığı dünyanın küre şeklinde olduğu kadar gerçek ise de ilk gerçeğin farkına varmak daha fazla donanım gerektiriyor. (Devam edecek...)
  4. Protagoras ve Sanjaya Belatthaputta gibi düşünürlerin ilk düşünce olarak sunduğu sonrasında Thomas Henry Huxley'in litaretüre kazandırdığı Agnostisizm (diğer adıyla bilinmezcilik) özetle tanrının varlığının veya yokluğunun kesin olarak bilinemeyeceğini savunur. Tanrının yokluğunun ispatı bence en iyi bilim ve teknoloji ile yapılır. Bu alanda ilerlemeler kaydedildikçe (ayrıca düşünce, edebiyat, felsefe alanları da dahil) tanrının yokluğu her geçen gün daha kuvvetli delillerle ortaya konulmaktadır. Protagoras ve Sanjaya Belatthaputta M.Ö 5 yy'da yaşadıklarına göre içinde bulundukları döneme istinaden oldukça aykırı ve yenilikçi olduklarını düşünüyorum. Nitekim belki bu devirde yaşasalar Ateist olurlardı, keza 1869 yılında etimolojik biçimde Agnostisizm'i dile getiren Thomas Henry Huxley içinde durum aynı olabilirdi. Neyse hikaye kısmı geçelim, sonuç olarak Agnostisizm bir felsefi akım ve içinde bulunduğu döneme göre doğruluğu yanlışlığı tartışılır. Olay şu; Agnostisizm der ki Tanrı'nın varlığı yokluğu bilinmez, bende diyorum ki 89 bacaklı mavi gözlü karıncanın da varlığı yokluğu bilinmez. Bu sebeple 89 bacaklı mavi gözlü karıncanın varlığı ya da yokluğu benim hayat akışımı değiştirmez. Fakat Tanrı'nın varlığı ve ya yokluğu benim hayatımı doğrudan etkiler. Mesela eğer Tanrı olsaydı ben şu an yatsı namazı için abdest alıyor olurdum, ama şu an bira içiyorum. Şimdi; Agnostiklerin yaşam biçimi Ateistler gibidir. Yani her hangi bir dini ritüelleri yoktur. Kalkıp namaz kılmazlar veya tanrıya dua etmezler. Agnostisizm zaten bir din değil felsefi akımdır. Dinsizliğin yahut Tanrı tanımazlığın karşılığı (toplumda kabul gören genel tabir) Ateizm'dir. Agnostisizm hiçbir şey değildir. Yani agnostikler ateistler gibi yaşayıp bir türlü tanrıyı reddemeyen kişilerdir, kısaca Doğan görünümlü Şahinlerdir. Yani burda bir müslüman gibi bir deist gibi, bir ateist gibi kalkıp birşey tartışmaları bana çok anlamsız geliyor... Herkese sevgiler
×
×
  • Yeni Oluştur...