Jump to content

Genel Araştırma

'apoloji' etiketi için arama sonuçları.

  • Etiketlere Göre Ara

    Aralarına virgül koyarak ekleyin
  • Yazara Göre Ara

İçerik Türü


Forumlar

  • FORUM YÖNETİMİ
  • FORUMLAR
    • ATEİSTFORUM
    • ATEİSTCAFE
    • BİLİM FORUMU
    • HODRİ MEYDAN FORUMU
    • KURALLAR ve DUYURULAR
    • TAVANARASI
  • ATEİSTFORUM ARŞİVLERİ
    • FORUM ARŞİVLERİ

Find results in...

Find results that contain...


Oluşturma Tarihi

  • Start

    End


Son Güncelleme

  • Start

    End


Filter by number of...

Katılım

  • Start

    End


Üye Grubu


AIM


MSN


Website URL


ICQ


Yahoo


Jabber


Skype


Location


Interests

Araştırmada 5 sonuç bulundu

  1. Bu başlıkta Helal standartlara uygun olan ve İslamı onaylayan bilimsel bulguları paylaşılmaya karar verdim. İnşallah çok yakında TÜBİT-AK'ı kurmayı ve helal bilimi kurumsallaştırmayı planlıyoruz. Bilimsel bulgular için referandum yapılacak ve bulgular seçim sonuçlarına göre aksepte edilecek veya reddedilecek. Apolojiye bizim de bir katkımız olsun. Bununla ilgili 16 dakikalık bir video: Bunlar batı dünyasında psödo bilim başlığı altında inceleniyor. Ama siz bakmayın gâvur bilimcilerin öyle dediğine, aslında çok ayıp ediyorlar. NASA Ay'ın yarılmasına ilişkin fotoğrafları saklıyor, aksi takdirde insanlar İslam'a koşardı. Neil Armstrong Ay'da ezan sesi duydu, Kaptan Kusto iki denizin birbirine karışmadığını tespit etti ve Kuran'da bunu gördükten sonra müslüman oldu. Napolyon'un Kuran'ı ve Muhammed'i öven sözleri vardır. Aslında Napolyon gizli müslümandır, ama kimse bilmez. Prusya Başbakanı Bismark da öyle. Tolstoy, Muhammed'in Kuran'a Girmemiş Hadisleri diye bir yazı yazmıştır. Yani efenim aslında Batı İslam'ın en kral din olduğunu çok iyi biliyor, ama el birliğiyle İslam'a ve müslümanlara suikast düzenliyorlar. Neyse efenim, sadede gelelim. Öncelikle bir soruyla başlayayım. Sizce aşağıdakilerden hangisi dindoşların en çok rağbet ettiği 'helal bilim' türüdür. A) Namazın fiziksel faydaları Tıbb-ı Nebevi C) Akıllı Tasarım (Kreasyonizm) D) Şefaatçi duaların iyileştirici tesiri E) Masaru Emoto'nun su deneyi Şimdi ilk haberimize geçelim. İsviçreli bilimadamlarının yaptığı surveyler Allaha domalmanın kanserden koruduğunu gösterdi. İslam ülkelerinde kanser vakalarının düşüklüğünün sırrı da buradadır. Hâlâ mı inkâr edersiniz?
  2. Pedofili Kuran'da izin verilmiş, Muhammed ve arkadaşları tarafından pratik edilmiştir ve bugün bazı müslümanlar şaşmaz bir rehber kabul ettikleri peygamberlerinin izinden giderek pedofili suçunu işlemeye devam ediyorlar. İslamî Kaynaklarda Pedofili Fasil : İSRÂ` VE Mİ`RÂC HADÎSİ Konu : Hz. Peygamber`in Hz. Âişe ile evlenmesi Ravi : Ümmü`l-mü`minîn Âişe Baslik : PEYGAMBERİMİZİN HAZRET-İ ÂİŞE İLE NİŞANLANMASI Rivâyete göre şöyle demiştir: Ben altı yaşında bir kız iken Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem beni akd ve nikâh eylemişti. (Üç sene sonra) biz Medîne`ye hicret ettik. Hâris İbn-i Hazrec oğullarının menziline indik. Müteâkıben ben, sıtmaya tutuldum. Bu cihetle saçım döküldü. (Hastalıktan kurtulduktan sonra) saçım gürleşti, uzayıp omuzlarıma döküldü. Bir kere ben, arkadaşlarımla berâber salıncakta oynarken annem Ümmü Rumân bana doğru geldi ve beni çağırdı. Ben de annemin yanına geldim. Beni ne edeceğini bilmiyordum. Annem elimi tuttu. Tâ evin kapısı önün (e geldiğimizde ora) da beni durdurdu. Ben de yorgunluktan kaba kaba soluyordum. Nihâyet soluğum biraz yatıştı. Sonra annem biraz su aldı. Onunla yüzümü, başımı sıvazladı. Sonra beni eve koydu. Evde Ensâr`dan birtakım kadınlar hazır bulunyordu. Bunlar bana: - Hayır ve bereket üzere geldin, hayırlı kısmet getirdin! di(ye alkışla) dılar. Annem beni bu kadınlara teslîm etti. Bunlar da benim kılığımı, kıyâfetimi düzlediler ve Resûlullah`a teslîm ettiler. Beni hiçbir şey sıkmadı. Ancak Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`i habersiz görünce sıkıldım. (Resûlullah bir sedir üzerine oturmuştu. Yanında Ensâr erkeklerinden, kadınlarından oturanlar vardı. Beni Resûlullah yanına oturttu). Ensâr kadınları beni Resûlullah`a takdîm ettiklerinde ben dokuz yaşında bir kızdım. HadisNo : 1553 Adam hayız görmemiş kız çocuklarının evlendirilebileceğini sırıtarak anlatıyor: İslam'da evlenme yaşı: Dört mezhep imamlarının da içinde bulunduğu alimlerin büyük çoğunluğuna göre, erginlik çağına henüz girmemiş bir kız çocuğun uygun bir kimseyle evlendirilmesi caizdir. (Sorularla İslamiyet) http://www.sorularla....php?oku=178882 -Gerekli evlilik yaşı konusunda belirlenen bir sınır yoktur. Evlenen kızın nikah için buluğ çağına ermesi şart değildir. Ancak cima için buluğ çağına ermesi gerekir. Fıkıh açısından teorik olarak bebek de, yüzellilik ihtiyar da evlenebilir. Ancak evlilik hayatında problem olabilecek derecedeki yaş farklılıklarına kefâet (denklik) açısından bu konuda dikkat edilmelidir. (Sorularl İslamiyet) http://m.sorularlais...x.php?oku=12112 (1) Mevdudi Büluğa ermediği için hayız görmeyen veya bazı nedenler dolayısıyla geç hayız gören ya da çok büyük bir istisna olup da hiç hayız görmeyen kadınlar, hayızdan kesilmiş kadınlar gibi talaktan sonra 3 ay iddet beklerler. Kur’an’ın bu açıklamasına göre burada “Mudhale” (kocasıyla gerdeğe girmiş) bir kadının sözkonusu olduğuna dikkat edilmelidir. Çünkü eğer mübaşeret olmasaydı iddet sözkonusu olmazdı. (Bkz. Ahzab: 49) Bu yüzden henüz hayız görmeye başlamamış kızların iddetinin beyan edilmesinden anlaşıldığına göre bu yaştaki kızlarla evlenmek ve kocalarının kendileriyle cinsel ilişkide bulunması caizdir. Dolayısıyla Kur’an’ın caiz gördüğü bir davranışı hiçbir Müslüman’ın yasaklamaya hakkı yoktur. - Ebu’l Al’a Mevdudi, Tefhimu’l Kuran, Talâk/4 (oku) (2) Taberi Âyet-i kerimede “Hiç adet görmeyenler de böyledir.” buyurulmaktadır. Bundan maksat küçük yaşta evlenen ve zifafa girdikten sonra boşanan kadınlardır. Bunlar adet görmedikleri için iddetleri aylarla ölçülür; bu da üç aydır. Nitekim Süddi, Katade ve Dehhak bu kısmı aynı şekilde izah etmişlerdir. - Ebu Cafer Muhammed b. Cerir et-Taberi, Taberi Tefsiri, Talâk/4 (oku) (3) İmam Kurtubi “İddetleri vaktinde” buyruğu, sözkonusu edilen kadınların kocaları ile gerdeğe girmiş olan kadınlar olmasını gerektirmektedir. Çünkü kendileri ile gerdeğe girilmemiş olan kadınlar yüce Allah’ın “Ey iman edenler! Mü’min kadınları nikahlayıp sonra kendilerine dokunmadan onları boşarsanız sizin için onlar aleyhine sayacağımız bir iddet olmaz” (el-Ahzab, 33/49) buyruğu ile bu kapsamın dışına çıkarılmaktadır. - İmam Kurtubi, el-Camiu li-Ahkami’l-Kur’an, Buruç Yayınları: 17/417. “Asla ay hali olmayanlar” ile kastedilen küçük yaştakilerdir. Bunların da iddetleri üç aydır. Buna göre haber hazfedilmiştir. Bu durumdakinin iddetinin ay hesabı ile yapılmasının sebebi bunda adetin olmayışıdır. - İmam Kurtubi, el-Camiu li-Ahkami’l-Kur’an, Buruç Yayınları: 17/437-438. (4) Mukâtil B. Süleyman El-Horasânî Bakara Suresi’nde yüce Allah şöyle buyurmaktadır: Boşanan kadınlar kendi kendilerini üç kur’ (yani, üç ay hâli) gözetlerler. (Bakara/228). Boşanan kadınların iddeti bu şekilde idi. Ancak Yüce Allah, kocasının kendisi ile gerdeğe girmeden boşadığı kadını bundan istisna ederek Ahzâb Suresi’nde şöyle buyurmaktadır: “Ey îmân edenler! Mümin kadınları nikahlayıp sonra kendilerine dokunmadan (yani onlarla cima etmeden) onları boşarsanız sizin için onlar aleyhine sayacağınız bir iddet yoktur. (Ahzâb/49). Talâk sûresinde Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: Hayızdan kesilmiş (yani yaşlı olduklarından dolayı artık hayız görmeyen) ve (yaşlarının küçüklüğü sebebiyle henüz) hayız görmeyen kadınlarınıza gelince -şüphelendinizse- onların iddeti üç aydır. (Talâk/4) Görüldüğü gibi hayız görme yaşına gelmemiş ve kendisi ile gerdeğe girildikten sonra kocası tarafından boşanmış kadının durumu da aynı şekildedir; onun da iddeti üç aydır. - Mukâtil B. Süleyman El-Horasânî, Ahkam Ayetleri Tefsiri, İşaret Yayınları, S. 217-219 – Talâk bahisleri; Kadının İddeti ve İddet Esnasındaki Sükna Hakkı (oku) Fıkıh Kaynakları (1) Camisab Özbek, Dört Mezhebe Göre İslam Fıkhı Ayrılma İddeti: Cinsi ilişkiden sonra nikahın fesh olunması veya boşanma suretiyle ayrılan kadının beklemesi lazım gelen iddettir. Eğer kadın hamile ise onun iddeti doğurması ile biter. Bu hükmün delili Talâk 4 ayetidir. Eğer hamile değilse ve hayız görüyorsa onun iddeti kocasından ayrıldıktan sonra üç defa temizlenmektir. Bunun delili Bakara/228′dir. Eğer kadın bulûğa ermemiş veya hayızdan kesilmiş ise onun iddeti kocasından ayrıldıktan sonra üç aydır. Bunun delili Talâk/4′tür. Cinsi ilişkisiz boşanan kadın veya nikâhı fesh olan kadının iddet beklemesi söz konusu değildir. Bunun delili Ahzab/49′dur. - Camisab Özbek, Dört Mezhebe Göre İslam Fıkhı, Ravza Yayınları, (4. Cilt, 3. Bölüm), 62. Bölüm, İddet, Ayrılma İddeti (oku) (2) İmam Nevevi Ayrılma iddeti: Koca hayatta iken nikahın feshi veya boşama sebebi ile karısından ayrılmasına bağlı olan iddettir. Bu iddet cinsel ilişkiden sonra veya erkeğin menisini karısının rahmine akıttıktan sonra meydana gelen ayrılma ile vacib olan iddettir. (…) Hayız görmemiş hür olan küçük yaştaki kadın ile hayız halinden tamamen kesilmiş kadının iddeti hilâl ayı ile üç aydır. - İmam Nevevi, Minhac, Kahraman Yayınevi, Nikah, İddet (oku) (3) Molla Hüsrev Küçüklükten veya yaşlılıktan dolayı hayz görmeyen veya bulûğuna yaş ile hükmedilip hayz görmeyen hür kadın hakkında talâkta iddet üç aydır. Çünkü Allah Teâlâ ,(C.C): “Kadınlarınız içinde ay hâli görmekten kesilenler ile henüz ay hâli görmemiş olanlarda eğer şüphe ederseniz onların îddet beklemeleri üç aydır.” buyurmuştur. Eğer kadın cima edildi ise üç ay iddet bekler. Çünkü yukarda geçtiği vechle cimâdan önce boşanırsa iddet yoktur. - Molla Hüsrev, Gurer ve Dürer, 2. Cilt, 3. Bölüm, İddet Babı (oku) (4) İbn Rüşd İddetin (Boşanmada Bekleme Süresinin) Çeşitleri: Kadın ya hürdür, ya cariyedir. Bunlardan her biri de boşandığı zaman ya kendisiyle gerdeğe girilmiş ya girilmemiştir. Eğer kendisiyle gerdeğe girilmemiş ise bu kadının iddeti yoktur; boşanır boşanmaz evlenebilir. Zira Cenâb-ı Hak “Ey iman etmiş olanlar.. Mümin kadınlarla evlendikten sonra onlarla temas etmeden onları boşadığımzda onların size iddet saymasına lüzum yoktur” buyurmuştur. Eğer kendisiyle gerdeğe girilmiş ise o zaman bu kadın ya adet gören, ya da görmeyen kadınlardandır. Adet görmeyen kadınlar da ya küçüktürler, ya da yaşlı oldukları için artık âdetten kesilmişlerdir. Adet görenler de ya gebedirler, ya normal âdetleri devam eder, ya herhangi bir sebeble kanları kesilmiştir, ya da müstehazedirier. - İbn Rüşd Kadı Ebu’l-Velid Muhammed b. Ahmed b. Muhammed b. Rüşd El-Hafîd, Bidayetü’l-Müctehid ve Nihayetü’l-Muktesid, Beyan Yayınları: 3/75 – Talak, İddetin Çeşitleri (oku)
  3. Malum olduğu üzere dinlerin insan aklını kilitleyen en büyük kozu cehennem tehdididir. Çocukluktan itibaren cehennem tehdidiyle terörize edilen insanlar kendi dinleri hakkında sağlıklı bir muhakeme yapamazlar. Hayatın diğer alanlarında gayet normal ve akılcı davranırken din konusu açıldığında oldukça basit, yüzelsel ve aptalca düşünürler. Allahın dengesiz terazisinin en çok tartışılan örneklerinden biri sonsuz cehennem cezasıdır, aslında işkence demek daha doğru. Müslümanlar genellikle şöyle rasyonalize etmeye çalışır: “Beşeri adalet 1 dakika cinayete 15 yıl hapis veriyor. Allahı inkâr sonsuz bir cinayet ve sonsuz bir tecavüzdür. Dolayısıyla sonsuz tecavüzler sonsuz azabı gerektirir.” Yani apolojistler sonsuz eziyeti rasyonalize etmek için ilahi otoritenin namusunu kurtarılmasını gerekçe olarak gösteriyorlar. Otoriteye saygısızlığı katliam ile kıyaslayan bir mentalite. Otoriteye inanmaz, saygısızlık yaparsan katliam yapmış gibi ceza alırsın. Ben desem ki ben buraların kralıyım, benim otoritemi, krallığımı, saltanatımı kabul etmeyen 1000 kişi katletmiş gibi cezaya çarptırılacaktır. Harika bir mantık olur değil mi? Allah din, inanç, mezhep ayrımcılığı yapmaksızın insan haklarını çiğneyenleri en büyük cezaya çarptırsaydı daha saygın bir kişi olurdu. Hep kendi onurunu kurtarmayı düşündüğü, iyilikten, insancıllıktan çok bağlılığı ve sadakati ödüllendirdiği için itibarı sarsılmıştır.
  4. Yaratılışçılar sürekli "Hey baksana! Her şey ne kadar harika tasarımlanmış. Bir yaratıcısı olmalı." derler. Sorun şu ki onlar iyi dizayn edilmiş gibi görünen birkaç örneğe bakıyorlar. Oysa evrende kusurlu ya da düpedüz kötü tasarımlanmış milyonlarca şeyi göz ardı ediyorlar. Çünkü onlar doğanın kör saatçisi tarafından dizayn edildi, Tanrı isimli super akıllı mühendis tarafından değil. Yaratılışçı olmanız için yüzeysel olmanız, algıda seçici olmanız, kanıtlara çifte standart uygulamanız, karşıt savları anlamaktan çok kötülemeye eğilimli olmanız kısacası bilimsel metodları ihlal etmeniz gerekiyor. İyi bir yaratılışçı olmanın kısa yolunu bizlere sunan ilham verici bir video. Konuşmacının neyi daha güzel bilemedim, görünümü mü yoksa beyni mi? Sanırım her ikisi de.
  5. Önce iyi bir yaratılışçı olmanın kısa yolunu bizlere sunan ilham verici bir video ile başlayalım: Şimdi konuya gelelim; God did it (Tanrı yaptı) argumanı evrimsel bioloji, Big Bang ve Akıllı Tasarım (Entelijan Dizayn) gibi teleolojik argüman tartışmalarında yaratılışçıların ve kutsal kitap literatüristlerinin doğalcı ve mantıkçı tezlere karşı kullandıkları favori koz-karttır ve cehaletten argümanın ya da uzaylı sofizminin en yaygın varyantıdır (Bu arada Goddidit argümanının dahil olduğu cehaletten argüman hatası paranormal ve okült inançların savunucularının da sık sık başvurduğu bir kozdur.) Kısaca teleolojik argüman ya da fiziko teleolojik argüman ya da bir başka deyişle akıllı tasarım (entelijan dizayn) tanrının varlığına argüman sunmak için doğal dünyanın insansı amaçlara sahip olan akıllı bir ajans tarafından tasarımlandığını öne sürer -ki İngiliz Hristiyan apolojist William Paley'in saat anaolojisi ile ünlenmiştir. Teleolojik argümanın köşe taşı olan Goddidit koz-kart herhangi bir şeyin sadece Tanrı'nın mutlak kudreti nedeniyle meydana gelmesinin mümkün olduğunu öne sürer. "Doğa çok komplex ya da çok şaşırtıcı, bunu anlamaya kafam basmıyor, evrimsel bioloji ve biokimya okuyup anlamaya da üşeniyorum. Öyleyse bunu Tanrı yapmış olmalı (ya da bunun arkasında paranormal güçler olmalı)" demenin bir başka şekli. İlk Sebep argümanı, dizayn argümanı ya da moral (ahlaki) argüman... hepsi aynı temel üzerine indirgenebilir. Bu kartı kullanarak örneğin küresel bir sel baskını mucizesindeki çatlakları ve soru Işaretlerini bile kolayca halı altına süpürüp göz ardı edebilirsiniz, ve tabii ki ona benzer diğer deus ex machina (Hızır gibi yetişen yardım) hikâyelerini de kolayca mantığa bürüyebilirsiniz. Aşağıdaki peri masalları da Goddidit kartıyla hiç kafa yormaya gerek kalmadan rasyonalize edilebilir: * Adam 950 yaşına kadar yaşıyor. (29:14) * Karınca konuşuyor. (27:18) * Kuş adamla sohbet ediyor. (27:22) * Yeni doğmuş bebek konuşuyor. (19:29) * Balık adamı yutuyor birkaç gün sonra sağsalim karaya tükürüyor. (37:142) * Bakire kız çocuk doğuruyor. (3:47) * Adamlar mağarada 300 sene uyuyor. (18:25) * Adam bastonuyla denizi ikiye ayırıyor. (26:63) * Adam topraktan kuş yapıyor, üstüne üflüyor, kuş gerçek oluyor. (5:110) * Adam gemisine dünyadaki her hayvan türünden bir çift bulup sığdırıyor. (11:40) * Adamla eşşeği ölüyor 100 sene sonra diriliyor. (2:259) * Adamın bastonu yılana dönüyor. (7:107) Gerçek şu ki, Goddidit kozu her şeyi açıklayabilir ve bunun bir sonucu olarak hiçbir şeyi açıklamaz. Sadece önyargılarını teyit etmek isteyenleri memnun eder. Örneğin aşağıdaki birkaç iddiayı göz önünde bulunduralım: Hitler, kendisine düzenlenen pek çok suikast girişiminden Tanrının himayesiyle kurtulmuştur. Katrina Kasırgası (2005) Tanrının işi olabilir. Tanrı 9/11 terörist ataklara izin vermek için Amerikan halkından korumasını kaldırdı. Haiti halkı şeytanla bir antlaşma yaptı, buna karşılık olarak da Tanrı 300,000 insanın öldüğü depreme izin verdi. Zina arttığı için Tanrı 17 Ağustos depreminin olmasına izin verdi. Bu tür komplo teorilerinin de yanlış olduğu ispatlanamaz. Fakat olmadığını ispatlayamamak olduğunun kanıtı olarak sunulamaz ve bize gerçekte bir açıklama sunmaz. Bir epilepsi hastasının şeytanın kontrolü altına girdiğini ileri sürmekten farksızdır -ki inanç şifacıları yada üfürkçü dediğimiz umut tacirleri insanların bu konudaki cehaletlerinden epey ekmek yiyorlar. Örneğin; Bu tartışma bağlamında ateistlere sıkça sorulan sorulardan biri şudur: "Ateistler Big Bang’i nasıl açıklıyor? Her şey nereden geldi, patlamayı kim başlattı?" Kısaca cevaplamak gerekirse bilmiyorum, bilimsel ve somut verileri olmayan hiç kimse bildiğini iddia edemez. Fizikte çözülmemiş bir problemin varlığı supernatural (doğaüstü) bir açıklamanın kanıtı değildir. Zira bu, faili meçhul bir cinayeti bir hayaletin işlediğini söylemeye benzer bir açıklama. Genellikle hatalı ya da baştan savma düşüncelere renkli itirazlarıyla tanınan teorik fizikçi Wolfgang Pauli'e atfedilen ünlü bir bilimsel deyiş vardır: 'Yanlış Bile Değil.' Yanlışlanabilircilik (falsifikasyonizm) adı verilen bilimsel epistemolojinin kapsamına girer. Tanrı argumanı teistlerce bilimsellik iddiasıyla ileri sürülür, oysa fundamental düzeyde başarısız bir argumandır. Reddedilme olasılığı testedilemez. Das ist nicht nur nicht richtig, es ist nicht einmal falsch! "Bu sadece yanlış değil, yanlış bile değil." Tanrı argumanına tam anlamıyla karşılık gelen bir tanımlama. "God did it" demek bize test etmemiz için hiçbir spesifik tahmin vermez. “Yüce Tanrı burada ışık olsun dedi ve bang! Işık oldu.” deyince bir şey çözmüş olmazsınız. Evrenin orijinini açıklayan birçok makul hipotez vardır. Bunları string teori, brane kozmoloji, siklik (cyclic) model, multivers model şeklinde sıralayabiliriz. Ancak bir entelijan dizaynır (akıllı tasarımcı) makul bir bilimsel hipotez değildir. Bu, çözümden ziyade daha çok sorun yaratır. Bu yüzden Occam’ın usturasıyla ortadan kaldırılır. Bunun yanısıra Big Bang Teoriyi ateizmle ilişkilendirmek yöntemsel bir hatadır. Ateist biri en basit anlamıyla tanrılara inancı olmayandır, Big Bang ise bilimsel bir teori. Big Bang’i anlamana yardımcı olacak daha fazla bilgi için Google akademik kaynaklarda arama yapmalısın. Yalnız evangelistlerin ve onların yerli propagandacılarının yayınlarına karşı uyanık ol. Bir şeyin bilimsel olarak tatmin edici bir açıklaması yoksa hemen tanrıları ve sihirli transandan (üstün) ajansları çağırmak bir çeşit entelektüel tembelliktir. Yıldırımların sırrı çözülemedi mi? Sorgulamayı bırakın! Hepsi yıldırımların efendisi Zeus’un IşI. Yağmurun nasıl yağdığı tespit edilemiyor mu? Problem değil, tabiat meleğI Mikâil def-i hacet yapıyor. Okyanusların yeryüzünde nasıl oluştuğunun bilimsel bir cevabı bulunamadı mı? Çözmeye çalışmayın! Hepsini Poseidon yaptı. Göz gibi komplex organlar nasıl evrildiğini anlamak zor mu geldi? Kolayı var, tanrı yaptı! Goddidit koz-kart bilinen evrendeki her şeyi açıklamada bize kolaylık sağlarken, neden komplex denklemlerle, kanıt parçası arama çalışmalarıyla rahatımızı bozalım? Teoloji hiçbir şeyi açıklamaz, aksine, şeyleri komplike eder, karmaşıklaştırır. İlk Sebep'i bir postulat olarak kabul ettiğimizde bu argüman bir tür supernatural kozalitenin (doğaüstü nedenselliğin) varlığını gerektirir. Peki bu nedir? Nasıl çalışır? Nasıl test edebilir, ölçebilir ve gözlemleyebiliriz? Elbette böyle bunu yapamayız. Ve onun varlığının tek sebebi İlk Neden argümanını çalışır hale getirmektir. Bilinmeyen bir şeyi bilinmeyen başka bir şeyle açıklama çabasıdır ve besbelli sirkülarite(dairesellik)dir. Ve eğer Kuran'ın tanrısını baz alırsak Tanrı daha da karmaşık bir hal alır. Çünkü Kuran'ın tanrısı olağanüstü komplex bir kişidir, seven ve nefret eden, kınayan ve affeden düşünceli ve duygulu bir bireydir. Dünyevi olaylara müdahale eden, senin zihnini değiştiren, ilhamlar ve vahiyler indiren, öldüren ve yaşatan, yangınlar başlatan ve gökten taş yağdıran, yarattığı kullarını kamplara ayıran ve onlarla çocuk gibi sidik yarışına giren bir varlıktır.
×
×
  • Yeni Oluştur...