Jump to content

Genel Araştırma

'ateist' etiketi için arama sonuçları.

  • Etiketlere Göre Ara

    Aralarına virgül koyarak ekleyin
  • Yazara Göre Ara

İçerik Türü


Forumlar

  • FORUM YÖNETİMİ
  • FORUMLAR
    • ATEİSTFORUM
    • ATEİSTCAFE
    • BİLİM FORUMU
    • HODRİ MEYDAN FORUMU
    • KURALLAR ve DUYURULAR
    • TAVANARASI
  • ATEİSTFORUM ARŞİVLERİ
    • FORUM ARŞİVLERİ

Find results in...

Find results that contain...


Oluşturma Tarihi

  • Start

    End


Son Güncelleme

  • Start

    End


Filter by number of...

Katılım

  • Start

    End


Üye Grubu


AIM


MSN


Website URL


ICQ


Yahoo


Jabber


Skype


Location


Interests

Araştırmada 23 sonuç bulundu

  1. Almanya ateistleri "Kirchenstaat? Nein Danke!" (Kilise Devleti? Hayır teşekürler!) sloganı ile yeniden bir kampanya yapıyor. 2009 senesinde senesinde olduğu gibi, bu sene de bir ateist otobüsü bir ay boyunca Almanya'yı turlayacak. Kampanyayı gbs (Giordano Bruno Stiftung = Giordano Bruno Vakfı) hazırlıyor ve organize ediyor. Benim tarafımdan desteklenmesini hadi gözardı edelim... :B Kampanya elbette diğer bazı ateist ve dinsizler tarafından da destekleniyor: - IBKA (Internationalen Bund der Konfessionslosen und Atheisten = Uluslararası Dinsizler ve Aeistler Birliği) - hpd (Humanistischen Pressedienst = Hümanist Basın-Yayın Hizmetleri) - vb. Tam 100 sene önce Weimer Yasaları kabul edildiğinde, din ve devlet işlerinin birbirinden tamamen ayrılması kuralı da kabul edilmişti. Bunun gerçekleşmesi ise sürece bırakılmıştı. 30 sene sonra yani bugünden 70 sene önce Alman Anayasası yapılırken Weimer yasaları Anayasaya girmişti. Fakat hala kiliseler ve dolayısıyla din devletin için tam olarak çıkmış değil. Maalesef! Kiliseler hala devletten maddi yardım alıyorlar. Kiliselerin yüksek seviyeli yöneticilerinin maaşı hala devlet tarafından ödeniyor. Bu gibi masrafların tutarı her sene milyar avrolarla ifade ediliyor. On seneler boyunca Alman ateistleri buna karşı çıksada, her yerde dile getirse de, kilise lobilerinin direcinden dolayı önemli bir değişiklik olduğu söylenemez. Kampanya çerçevesinde dile getirilecek olan diğer bazı konular: - Kiliseler kendi çalışanlarına iş kanunlarını değil, kendi kurallarını dayatıp çalışanlarını baskı altında tutmaya çalışıyorlar. - Kiliseler çocuklara tecevüz eden papazlarını hep karudular. - Hamile kadınlarının hamileliklerini devamı/bitirimi konusuna kandi etik anlayışlarını dayatıyorlar. - ... Kampanya otobüsü 4 Mayıs'ta Berlin'den kalkacak. Almanya'yı dolaştıktan sonra 30 Mayıs'ta yine Berlin'de bitecek. Kampanyanın resmi sitesi: https://schlussmachen.jetzt/?fbclid=IwAR2LIaGGdp8t5b71J9GU0KkJ2BzUSCjjrMzHyOg7tYSQczlMYZEa5x-gs7A Resmi sitede kampanyanın amaçları için link: https://schlussmachen.jetzt/hintergrund Kampanya otobüsünün tur planı ve tarihleri: https://schlussmachen.jetzt/termine Kampanyayı organize eden gbs'in sitesinde kampanya tanıtımı: https://www.giordano-bruno-stiftung.de/meldung/buskampagne-2019?fbclid=IwAR3TtZG2-vOGEfP-yGepgqI6HhNkF_RZClwCJDlMz_fZLLk9S9Z-yF5N1Gc Ve Alman medyasından bir kaç link: https://www.betterplace.org/de/projects/69515-sakulare-buskampagne-2019 https://aufklaerungsdienst.de/kirchenstaat-nein-danke-schlussmachen-jetzt-die-saekulare-buskampagne-2019/ https://kritisches-netzwerk.de/forum/kirchenstaat-nein-danke-am-4-mai-startet-die-saekulare-buskampagne-2019 http://gbs-bodensee.de/meldung/saekulare-buskampagne-2-0-kommt-auch-nach-konstanz Ve son olarak da benim için bir hatıra: 2009 senesinde "gottlos glücklich" (tanrısız mutlu) olduğum kampanyanın yarım saatlık bir belgeseli: Sevgiler
  2. Merhaba, iki gündür forumu inceliyorum. Yeteri kadar incelediğim söylenemez ama yeni bir üye olarak ve her insan gibi hakikatin bir talibi olarak bilmeye, bilime, dine dair bazı fikirlerimi ve öğrendiklerimi bu başlıkta paylaşmak istiyorum. İtham etmeyen, aşağılamayan, dogmatik olmayan samimi kişilerle dilimin döndüğünce muhabbet etmek te isterim ancak olabildiğince polemikten ve karşılıklı tartışmadan kaçınacağım. Size, dışardan bakan bir göz ve ayna olmaya çalışacağım. Sizin de inananlar ve Müslümanlar konusundaki ayna olma vazifenize saygı duyuyor ve tespitlerinizin bir kısmına katılıyorum. Bir kısmını da tashih etmenize yardımcı olmak isterim. Tabii buraya üye olmaktaki asıl muradım bir konuda size danışmak. Onu daha sonra ifade edeceğim. Evet parça parça yazacağım düşüncelerimin ilk kısmı aşağıdadır. Eğer Hakikat ya da Gerçek diye bir şey varsa yani atom altı parçacıklardan galaksilere kadar gözle gördüğümüz her şeyi belirleyen bir ilke, bir gaye varsa (Varlığın Bir Hakikati varsa) insanın bu hakikatle kuracağı ilişki epistemik( zahir anlamıyla bilmeye dair) bir ilişki olamaz. Çünkü inanan olsun inanmayan olsun insanın bilme konusundaki durumu gerçekten çok zayıftır. Yani hem bilgimizin miktarı evrendeki tüm bilgilere kıyaslandığında hiçbir şey ifade etmiyor hem de bilgi edinme ve yorumlama araçlarımız mükemmel değil yani kusurlu. (Bundan maksadımı daha sonra detaylandırmak isterim). Öte yandan insanın eşya ile olan bilme ilişkisi çoğu zaman eşyayı tanımlama, üzerinde hâkimiyet kurma ve menfaati doğrultusunda kullanmayı da beraberinde getirir ve bu Yaratıcı söz konusu olduğunda kapasitemizi aştığından imkansızdır. O yüzden arayış içinde olan ve samimi bir insanın Allah’la, O’nu insani bilme araç ve yöntemleriyle bilme esaslı bir ilişkiye talip olmaması lazımdır. Ya da “Ben elimdeki zihinsel araçlarla Sen i neden kesin olarak bilemiyorum, niye bana kendini şüpheye yer bırakmayacak şekilde ispat etmiyorsun” demesi çok anlamlı değildir çünkü zaten O varsa, nasıl davranması ya da ne yapması gerektiğini sen tayin edemezsin. Onunla kuracağın ilişkinin ismini, esasını ve rolleri O tayin edecek ve bunu sana bildirecektir. Peki, bilimsel yöntemle alakalı olan gözlem, analiz, sentez, kıyas, kontrollü deney, matematiksel modelleme vb. metotlarla Yaratıcıyla bilişsel bir ilişki kuramıyorsak nasıl ve ne tür bir ilişki kurabiliriz? Bu sorunun cevabı bir sırdır ve her insanın kendinde gizlidir. Ancak sezdiğim bir şey varsa o da Allah la irtibat kurmak ya da dini tecrübe seçkin bir zümreye has bir tecrübe asla değildir. O, o kadar bana yakın, o kadar bana aşina ki gözümü hep başka yere çevirme inadımdan vazgeçtiğimde benliğimde göreceğim ilk şey O olacak. İşte o zaman O’nunla şartlarını benim tanımladığım bir bilme ilişkisi değil, şartlarını O’nun tanımladığı bir iman, güven, teslimiyet, şükür, ebediyete dâhil olma, onun yakınlığına gark olma ve boğulma, onun senfonisinin bir notası olma tecrübesi yaşayabileceğim. Hani yaratılmışların nefesleri adedince O na giden yol vardır derler ya aslında biz nefsimizin ve şeytanın ayartma ve tesirlerinden kurtulabilsek her zerremizin her an Onunla olduğunu, ruhumuzun onun nefesi olduğunu anlayabileceğiz. Ama bunun için arınmış bir nefse ve samimi bir yöneliş ve niyete ve biraz da sabıra ihtiyaç var. Bunlar olduktan sonra şüphesiz bir gün perde kalkacak ve hayranlık verici güzellik karşımızda duracaktır. Bu konuda ben gerçeği buldum ve elimdekinden memnunum gibi dogmatik ve komik bir iddiası olmayan, ben hep arayacağım ve bulduğumda teslim olacağım diyebilme cesareti gösteren ateist ve agnostiklere naçizane tavsiyem samimi duayı terk etmemeleri. Çünkü Allah sadece Müslümanların değil, Hristiyan, Yahudi, Müşrik, Ateist, Agnostik vb. herkesin duasını kabul eder.
  3. Arkadaşlar Bir insanın dinsel yaşamdan ateizme geçişi ile bu sürecin insanda neyi değiştirdiğini kendimden örneklerle anlatmaya çalışacağım. Öncesinde nasıl idim Şimdi nasıl oldum. Sizlere bunu tüm samimiyetimle anlatacağım. Bu arada Ateist düşüncelerime ışık tutan başta bu forumdaki siz değerli ateist dostlarım ve dünyada bu düşüncenin gelişiminde katkısı bulunan tüm bilim adamlarına teşekkür ediyorum. Ben bu ülkenin önemli dergahlarında (bu dergahların isimlerini vermeyeceğim) dinsel faaliyetlere katıldım ve zikir ettim. En muazzam camilerinde namaz kılıp en kutsal mekanlarında ibadet ettim. Gençliğin verdiği enerji ile cihadı ve allah yoluna şehit olmayı hedefledim. o kadar çok sohbete katıldım ki sayısını bile hatırlamıyorum. Kur-anı öğrenmeyi farz, hadisi öğrenmeyi sünnet bildim. Zaman zaman sakal bıraktım. Zaman zaman cübbe giydim. Amacım bu yolda hakka yürümekti. Bu idealist kafa ile ilerlerken artık yaşım 30 lara gelmişti. Artık hangi cemaatin nasıl bir dini ritüeli ve davranışı var. öğrenmiştim. Kimi zaman dergahlarda allah rızası için çalışır vazife yapardık. Kadınların ve çocukların nasıl istismar edildiğini gözlerimle gördüm. Kadınların kendisi var, adı ise yok idi. Uçkur sevdalısı imamlar, oğlancı müezzinler gördüm. Takiye nedir bilmez idim. Takiyenin tillahını gördüm. Cemaatin ekonomik açıdan nasıl istismar edildiğini gördüm. En ulu din alimlerinden kızların adet görmeye başlamasıyla cinsel münasebetine Cevaz verildiğini duydum. Cemaatin kuralına uygun davrandığı ibadet ve zikirlerde otoritenin esrar ile coştuğuna tanık oldum. gördüklerimi anlatmakla bitiremem. 1990 lı yıllarda din, iman, allah diyen bu inanışın aslında itibar, para ve zevki sefa içinde oynaştığını gördüm. Yaşadığım yeri terk ederek başka bir kente yerleştim. Çevremdeki arkadaşlarım değişmişti. Etrafımda Takiye ve gıybet yapmayan yalan söylemenin ayıp olduğu çağdaş ve demokrat insanlar olmuştu. eşime karşı düşüncelerim değişmiş ve onu da kendim gibi birey olarak görmeye başlamıştım. Çocuklarıma sevginin yanında saygı göstermeyi ve onları dinlemeyi öğrenmiştim. Bir özel okulda öğretmenlik yapmaya başlamıştım. Aslında öğrencilerime ben bir şeyler öğretmeli iken öğrenciler bana öğretmişti. İnsanı sevmeyi, doğayı sevmeyi evreni tanımayı öğrenmiştim. Gülmenin ayıp sayıldığı bir dünyadan kahkaha atmanın insan için iyi birşey olduğu bir dünyaya gelmiştim. İşte o zaman bir şeylerin ters gittiğini fark etmeye başladım. Kafamda dinlerin ve tanrının bedenimde zihnimi nasıl hapsettiğini ve beni tutsak aldığını düşünmeye başladım. O güne kadar yaşamımın her safhasında tanrı korkusu vardı. Bu korkunun ardında aynı zamanda kafirlerin katledilmesi barbarlığı da vardı. Çünkü allah adına yapılan her şey doğruydu. Günlük yaşamımda günahlar ve sevaplar adeta kafamda uçuşuyordu. Güzel kıza bakmak günah, Yerdeki ekmeği öpüp başına koymak sevap idi. Misvak ile dişini fırçalamak sünnet, top oynamak haram idi. vs vs vs Bir yerlerde bir yanlışlık vardı. Bir kere ben ben değildim. kurgulanmış yada kurgulanmaya zorlanmış bir makina gibiydim. Bu durum beni rahatsız ediyordu. Böylelikle artık derin temelli konuları sorgulamaya başlamıştım. İslamiyet, ve kuran suç ve ceza mekanizması gibi insanların korkularından güç alan bir kavram olduğunu düşünmeye başladım. Korkunun insanları uçuruma doğru nasıl yönlendirdiğini düşünmeye başladım. Bir gün madem tanrı her şeyin yaratıcısı neden bilim ve teknolojiden uzak kavimler yaratmıştı. Yada dinlerin temelinde neden bilimsellik yoktu. Başım ağrıdığında Asprin kullanıyordum ama Asprinin mucidinin bir kafir olduğu aklımdan çıkmıyordu. Yahudilerin katledilmesinin vacip olduğuna inanan biz müslümanlar bir çok tükettiğimiz ürününün yahudi tasarımı olduğunu sorgulamıyorduk. En önemlisi bildiğimiz halde dinin yanlışlarını sorgulamıyorduk. Çünkü bu günah idi. O zamanlarda islam yenilenmeli diyen bir cumhurbaşkanı da yoktu. namaz kıldığım Cemaatin sadece sevap kazanmak için ibadet yaptığı gün gibi aşikardı. çoğunu elinde ya tesbih ya zikirmatik var idi. Aynı zamanda büyük bir çoğunluğu da kuranı anlamıyor ve anlamını bilmiyordu. 8 yaşındayken hocadan arapça alfabeyi öğreneyim derken az dayak yemedim. Anneme dert yandığım da "hocanın vurduğu yerde gül açar" demişti. Sırtıma aynada baktığımda hakikaten gül değil ama uzun sopa nedeniyle zambak açmıştı. Ben artık değişiyor bilimsel kitaplar okuyordum. Dünyanın ve evrenin nasıl oluştuğunu , galaksileri, uzay, zaman, görelelik kanunu her şeyi okuyor ve zihnimdeki tanrının varlığı sorusuna cevap arıyordum. Oysa düne kadar inanmaktan ne kaybederim derken, aslında inancın bendeki ruhsal bedensel çöküntüye neden olduğunun farkına varmaya başlamıştım. Turan Dursun hayatını ve yazılarını tesadüfen okudum. Eski yaşamında bir din adamı olan bu zatı kendimle mukayese ettim. O da benim gibi dinin saçma sapan kurallarının sonucunda varlığını sorgulamış ve din ve yaşamı sentezlemişti. Amacım sadece gerçekler idi . Bir aydın abimizle allah korkusu hakkında sohbet ederken, hiç unutmam bana şöyle demişti. "Korku insanın arkasındaki gölge gibidir. yüzünü ona dönene kadar arkanda durur" demişti. Biz korkumuza yıllarca yüzümüzü dönemedik. Önceki dönemimde Her şeyimizi allahtan istiyor, allahtan bekliyorduk. Allahım rızk ver, allahım sabır ver. allahım ekmek ve su ver sağlık ver kötülere bela iyilere mutluluk ver. Allah adeta bizim menejerimiz gibiydi. Utanmasak Wc de allahtan peklik isteyecektik. İnsanlarda eksik olan her şeyi istiyorduk Peki allah nerede yanlış yapmıştı. Ol deyince yaratan tanrı, insanın kaderini tayin ettiyse , Bu günah bu sevap niye? Ol deyince yaratan tanrı, uy demesi ile tüm insanları uyumlu bir insana döndürmesi gerekirken. Bu sorgu niye bu ceza niye ? Sev deyince yaradandan ötürü sevmemiz gereken insanı kafir diye cezalandırmak ötelemek niye? Oku deyince yaradan aşkı ile okumayı emreden tanrı arapça, ibranice, latince dinler ile kategorize etmek niye Yeri göğü yaradan tanrı bir dünyayı tapınmaya mahkum etmişken milyarlarca galaksiyi yaratıp trilyonlarca boş gezegen yapmak niye ? Ademden bu güne gelen insandan önce 300 milyon yıl dinazor neslini bu dünyada koşturmak niye. Hak adalet bende diyen tanrı, milyarlarca insanı şu dünyada açlık ve safelatle sınamak niye? Peygamberin halvetine ayet gönderen tanrı, kadının iffetine onun rızasına ve seçimine yasak niye? Oğlum dediğin isayı göğe çeken tanrı Muhammed ile diğer dinleri dışlamak niye ? Hani senin her yaptığın doğruydu. müslümanı müslümana kırdıran bu kan bu savaş niye? Bunlara aldığım hiç bir cevap yetmedi, beni tatmin etmedi. Bir yerde yanlış vardı. Ya medeniyet yanlıştı ya islam. Ya evrim yanlıştı ya dinler. Kendi kendime şunu sordum. Dindar bir yahudi olsaydım. İslama geçermiydim.? Bu sorunun cevabı soruda saklı Cevap ; Dindar bir müslüman iken asla düşünmezdim. Her şey beşeriyatlar coğrafyasının bir ürününden başka bir şey değildi. Niçin müslüman oldum. Bu coğrafyada yaşadığım ve doğduğum dan beri bana dayatıldığı için. Yıl 2005 Artık işte o gün geldi. Korkularımla yüzleşeceğim. Bu korkuya yüzümü dönüp işte buradayım. Diye haykıracağım gün geldi. yüzümü döndüğümde parlayan bir güneş gördüm. yakarcasına Ama korkak gölgem arkama geçmişti. Ve ben biliyordum onun gerçekleri görünce kaçtığını. Ertesi sabah hayatımda ilk defa huzur içinde kalkmış ve kimseye ihtiyacım olmadığını anlamıştım. Çünkü artık biliyordum ve güçlüydüm. Beni BEN yapan kimliğimi bulmuştum. İçimden söküp attığım din ütopyasının insanlığı nasıl zehirlediğini daha net görüyordum. Dünyaya bakışım, insana bakışım kurda kuşa bakışım, gayri müslüme bakışım. ağaca kuşa böceğe bakışım değişmişti. Kafes teki kanaryam sanki bana aramıza hoş geldin diyordu. İlk işim avcılıktan kalan tüfekten kurtulmak oldu. Çünkü her canlıyı kendim gibi hissediyordum. İlk defa eşime arkadaşlarıma çocuklarıma kendim gibi baktım. Gökyüzüne , yağan yağmura, rüzgara kendim gibi baktım. Yıldızlara ve kainata.. Sanki gözlerim açılmıştı. korkunun bastonlarından kurtulmuştum. Çünkü önümde Sorgulayan ve cezalandıran bir tanrı yok olmuş, sergileyen ve sunan bir evren ve yaşam gelmişti. Bu gün koskoca bir korku imparatorluğunun karşısında kendinden emin 4 ateist düşünce var. Ben eşim ve çocuklarım. Bu gün acaba diyen zihinlere ateist düşünceyle ışık tutuyoruz. YAŞASIN ZAFERİMİZ.
  4. - Ön bilgi : Bu yazıyı yazmamdaki amacım 2 türlü bakıştan "BEN" - Şuan daki durumum : - Ailem : Hiristiyan ve muhafazakardır. - Yaşım : 53 - Türkçem : 11 senelik türkçe dir.Yanlışlarım olabilir. - Ve konuyla alakalı olduğundan : herkezin bildiği dünyanın sayılı zenginlerinden birinin oğluyum. -1.Ele alacağım konu inanan "BEN" : Bir yaratıcının varlığını kabul ettikten sonra kendi kendime araştırmaya girdim. Ailemin baskısı beni alakadar etmiyor ve beni kendilerinden daha da soğutuyordu. Yaklaşık 30 ila 40 arası din araştırdım. Çünkü Yaratıcının varlığı beni neden yarattığı sorusuna yöneltiyordu. Ve böylece araştırdım ve rahat söyliyebilirimki param çok bu yüzden dünyayı dolaştım. Bana beni yaratan neden yarattığını açıklayacak bir varlık bir delil de var etmişmidir diye dolandım durdum. -Vardığım sonuç : DİN oldu Burada yeni bir soru : peki hangi din? Tüm konuşulanlar ve insanların dediğinden uzaklaştım tamamiyle her dine eleştirerek ve felsefi olarak baktım. Ve dinler bana akla yakın gelmedi çünkü : Her Din benim zaten günlük yaptığım şeyleri söylüyor ek olarak bazı mantıksız şeyleri teklif ediyordu. İnandığım yaratıcı beni bu boş işler için mi ? yaratmış diyerek dinlerden uzaklaştım. Tabi bu söylediklerim Kitapsız dinlerdi. Birde kitabı var olan dinler ne söylüyor diye baktığımda. İlk Ailemin de içinde olduğu Hiristiyanlığı ele aldım : Çok karışık tam 3 sene bu din ile kafamı yordum ama hak olmadığını : ilahlarını 3 e bölmelerinden ve 40 küsür kitaba bölünmüş olan incilin son hali olan 4 kitaba indirgenip ve şu aralarda yeni bir kitabı kafalarından yazarak bize sunmaları ile kabul etmedim. Yani Yaratıcının indirmiş olduğu bir kitap olsada insanlar tarafından bozulmuş idi.Yinede okudum 5 senede papaz oldum. Bu din beni doyurmadı ve Yahudiliği araştırdım fakat o daha farklı : Tamamen ırka indirilmiş bir din diyebilirim hakkında konuşmaktan bile hoşlanmadığım bir din idi. Ve çekinsemde araştırmak istemesemde son olarak kitap inmiş bir din kaldı : İslamiyet Tabi bu din dahada karışık 2 sene yahudilikten sonra 11 sene türkiyede islamiyeti araştırdım. Bu arada Kur an hafızı oldum onuda söyliyeyim. Bunu özet olarak yazdım hayatımı yazsam ve nasıl inandığımdan bahsetsem zaman yetişemez sözlerime. Şu an : Müslümanım @@@@@@@@@@@@@@@@@@@@@@@@@@@@@@@@@@@@@@@@@@@@@@@@@@@@@@@@@@@@@@@@@@@@@@ -2.Ele alacağım konu İnançsız "BEN" (Ateist): Ben mexico temixco da inançsızların arasında büyümüş biriyim. Ailem ile bir araya gelmem 8 yaşımda oldu bundan dolayı alt yapım Ateistliğe müsaittir. Şimdi : Ben eğer Yaratıcının varlığını kabul etmesem ne olurdu ? yaşam tarzımı yazıyorum : İnanmassam :Kural yok, karışan yok, ceza yok ve BEN varım. Tabi bazılarınızın parası yoktur ama benim param ile şimdi ne yapardım onu yazacağım: Başta 1000 kişilik bir mafya kurardım. Kurallar ve cezalar bana ait olurdu. Ve canımın istediğinide yapardım. Mesela : İçimden sokaktaki bir kadın ile beraber olmakmı geçti :evet hemen olurdum. kadın istemiyormu : Umrumda değil çünkü bana kural yok sonum zaten toprak. Kadınla beraber olurdum sonra onu öldürürdüm. yaşaması yada yaşamaması bana bir zarar vermez sonuçta.Vahşilik denen kavram beni ilgilendirmez. Hayvanların hepsinin tadına bakardım buldugum herşeyi keser tadardım ,kan içerdim insanları yemek nasıl onu denerdim. Para çok bir labaratuvar kurar ve sonsuz yaşamı bulmaya çalışırdım.İnsanlara eziyet vermek çok hoşuma gider zaten bana engelde yok. Kurduğum mafya ile sokaklardan başlıyarak ülkeri ve dünyayı ele geçirmek isterdim.Bu uğurda her istediğimi yapardım çünkü yaptığımın cezasını verecek bir güç yok. Aklıma ne gelse yapardım Paramın değerini söyliyimde nasıl yapardın demeyin : sadece gayri menkul de : 156 villa sahibiyim gerisini yazmıyorum ki kim olduğum bilinmesin. Evet : Varlıkta bulunduğum saatlerim en mükemmel bir şekilde olurdu yaşamımı sorgulayacak bir iç güdüm bile olsa onu dinlemezdim.Neden dinliyeyimki zaten herşey boş. Yani İnsanların koyduğu kurallara uysamda uymasamda sonuç aynı toprak. Bu madem böyle şerefli yaşamak veya şerefsiz yaşamak arasında bir fark kalmazdı. Madem Yaratan yok o zaman hiç bir kuralda yok. Neden olsun ki : bu madem böyle : beni kimse durduramaz. Evet sonuç olarak siz ateistliğe soyunmuş arkadaşlarım : Sovunduğunuz değer olarak kabul ettiğiniz aslında değersiz ve boş bir şeyden ileri değildir. Yaşamınıza İnanmadan devam etmeniz sizi : delil aramaya itmemeli. İnanmamanız ile yetinmeniz kafidir. Sizin hiç kimseye ; Allah ın varlığını inkar etmenize, delil getirmenizde kar verecek bir kurul ve kuruluş yoktur. Yani inanmassın bitti. Daha dillendirmeye ve insanların inançlarını sorgulamaya bir lüzüm kalmaz. Artık senin inançsızlığın seni ilgilendirir ve bu durumdan elde edeceğin müjdelenmiş bir mükafaat verilmeyecektir. Madem mükaafatı olmayan bir yoldasın yanına yandaş toplaman mantıksız ve gereksiz olup vakitlerini boşa harcamaktan ileri geçmez. Ateistlik denen bir kavrama soyunman senin için gereksiz ve dillendirmeye lüzüm olmayan bir kavram olur. Dersenki : hakkımızı arıyoruz. Cevaben : İnan ve kitaba uyan hiç bir kimsenin size kitabın dışından bir hak vereceğini düşünmeyin. @@@@@@@@@@@@@@@@@@@@@@@@@@@@@@@@@@@@@@@@@@@@@@@@@@@@@@@@@@@@@@@@@@@@@@@@@@@@@@@@@@@ Birde : Bonus!!! : Hani arıyorsunuz ya sözüm ona : işte efendim yaratıcı yoktur evrim vardır ordan geldik,daha gerisini bilim bulamadı,insanlar artık cevap aramaktan vazgeçti teslim oldu vs,vs ateist sözleri. Cevaben : Gereksiz vakitlerinizi harcamayın inanmakta serbest ,inanmamakta boşuna bizim kitabımıza saldırmayın. Hiç Allah bozuk kafaya ilim verirmi sizin görüşleriniz felsefeden ileri geçmez. Ama komple kanayan yarayıda kesip atmayız. aramızda yaşarsınız etimizden sütümüzden faydalanırsınız aranızda soru sorup öğrenmek istiyen olabilir. İşte onlarada hidayet kaynağı : Mesaj atsınlar özelden söylerim..!
  5. Değerli arkadaşlarım, Ateist olmak kendi fikrimce bir kaç katkı sağlayacaktır. 1. Dini düşüncelerden soyutlayıp gerçek hayat işin yaşamak ve insanoğlunun gelişim sürecini hızlandırmak. 2. Beyni daha olumlu işler için kullanarak insanoğluna yeni keyifler kazandırmak geri kalanını siz değerli Ateist arkadaşlarıma ve Ateist olma yolunda hızla ilerleyen misyonerlere bırakıyorum
  6. Ailemin seçimleri ile hayata başladım Merhaba İstanbul’da doğdum ve yaşamaya devam ediyorum. Annem, abim ve babaannem senelerdir bir cemaat üyesidir. Annem kuran kurslarında senelerce kalmış, abimde üniversiteye hazırlıkta başlamış halen daha kursa düzenli olarak gidip gelir. Ailem sünnidir . Abim, annem, babaannem Karacaahmet Mezarlığında bir kişinin mezarına her Pazar günü giderler ve dönerken geri geri yürürler mezara sırtını dönmemek için. Bunu çokça düşündüm ölü birine sırtını dönsen ne dönmesen ne. Babam cemaatleri eleştirse de muhafazakar biridir. Böyle bir çevrede büyüdüm. Küçükken anlatılanlara hep inandım fakat konu Allah yaratılmamıştır, o hep vardır olayına geldiğinde bu bana çok garip gelirdi ama fazla sorgulamazdım. Namazlara, gider, oruç tutar, sohbetler dinlerdim. Bende zaman zaman arapcasından kuran okurdum. Evimizde annem, babaannem, abim hergün kuran okurdu. 21 yaşımda cemaatten bir kişinin denetim firmasında işe başladım. Abim işini bile ben buluyorum diyip söylenmeye başladı. O zamanın asgari ücreti ve sigortasız olarak. 6 ay sonunda sen müdürlerle muhabbet etmiyorsun diyip işten çıkardılar. Abimin vasıtasıyla girdiğim için hakkımı da aramadım. Bu arada başını örtmeyen kadınlarla evlenilmez, onlar yanacak, erkekler olarak kadınlardan üstünüz, kadın evde yemek yapar çocuk bakar, bir kadın şort vb giymemeli ve başını örtmeli.Ateist birini tanırdım ve ona acırdım. Bu kişi öğretmendi ve gerçekten okulda yaratıcı çalışmaları vardı. Bu kişiyle dini şeyler yüzünden aramızdaki muhabbet iyi olmasına rağmen irtibatımı kestim. İnsanları ve dinleri objektif gözlemlemeye başladım 26 yaşımda İngilizce öğrenmeye başladım ve 28 yaşımda yabancı arkadaşlar edinmeye başladım. Onlarla başta konuşurken dinimi bir kenara atıp tarafsız konuşamadım. Daha sonra onlarla nötr düşüncelerle konuşmaya başladım. Dinlerini, ibadetlerini ve yaşam tarzlarını elimden geldiğince öğrendim. Bu arada kadının açık veya kapalı olmasının hiçbir şey farkettirmediğini gördüm. Aksine bir çoğu aile baskısıyla bunu yaptığından dolayı başı açık kadınları daha samimi bulmaya başladım. Artık kabul etmiştim kadınlar istediği gibi giyinir ve biz erkekler üstün falan değiliz. Zincirlerimi kırıyorum Geçen sene bir işten başka bir işe geçiş yaptım. Büyük bir şirketti. 1 ay sonra bir soğuk algınlığı geçirdim ve bir hastaneden 1 gün rapor aldım. İnsan kaynakları şirketi aradı ve işten memnun olup olmadığımı sordu. Memnunum dedim ve kapattım. 1 gün sonra işe başladım 4-5 gün çalıştım fakat iyileşemedim. Şirket doktoruna gittim ve 2 gün rapor verdi. Ardından insan kaynakları şirketi aradı işten memnun olup olmadığımı sordu. Bende memnunum dedim ve kapattı. 30 dk sonra yine aradı ve Mali İşler müdürü sizin performansınızdan memnun değil ve sözleşmeniz feshedilecek dedi. Ok dedim. Bir arkadaşım vardı sürekli Taylanda gidelim diyen hadi gidelim dedim. Ben araştırmalarımı yaptım ancak arkadaşım ben gelemeyeceğim babam izin vermiyor dedi. 1 aylık bir tatil planladım ve uçak biletlerimi aldım. Daha önce Londra ya gideceğim zamanda babam arkadaşlarımla falan konuşup şunu ikna edin İngiltereye gideceğim falan diyor demiş. Böyle bir olay yaşadığımdan dolayı aileme uçuş günü söyledim.Babam gidemezsin çok fevri davranıyorsun iptal ettir biletleri ben ödeyeceğim parasını dedi. Sanki burdanankaraya falan gidecek gibi konuşuyorsun dedi. Gidip napacaksın resimlerine falan bak. Evlenince karın, çoluk çocuğunla gidersin dedi. Bende baba siz evlendikten sonra annemle dünyayı gezmişsiniz ya dedim alaylı şekilde. Bavulumu hazırladım ve pastaneye onlara yiyecek bir şey almak için çıktım. Çantamı pastanede bıraktım, yiyecekleri teslim edip sessizce evden ayrıldım. Telefonumu kapadım ve havaalanına doğru yol aldım. Taylanda vardığımda daha önce konuştuğum bir kız karşıladı ve direk ailesinin evine gittik. Daha ilk anlarda insanların güleryüzü etkilemişti beni. Taylandda arkadaşlar edindim onların evlerinde kaldım ve daha önce Londra da yediğim domuz etlerinin tadına tekrar Taylandda iken baktım. İnsanlar böyle lezzetli bir eti neden yemez anlamam. Neyse edindiğim arkadaşlarla tapınaklara vs. gittim. Onlarla birlikte bende onları biraz taklit ettim. Hostel de ateist bir Türk kızıyla tanıştım. Budist din adamlarının tapınaklardaki ofislerini vs. gösterip. Din adamları her zaman halkı sömürür dedi. Gerçekten haklıydı. Taylandda insanların neredeyse hepsi güleryüzlüydü. Düşündüm İslamiyet insanın mutlu, huzurlu ve iyi yaşaması için gönderildi ise neden benim ülkemdeki insanlar bu kadar somurtgan da bu elin Budistleri bu kadar mutlu ve güleryüzlü. Hemde bizden daha zor şartlar altında çalışırken. İslamı öğreniyorum Taylanddan döndüğümde ateist forumlarda birkaç ayet meali okudum. Kuranın mealini e kitap okuyucuma indirip okudum. Bakara 26 Allah, bir sivrisineği, ondan daha da ötesi bir varlığı örnek olarak vermekten çekinmez. İman edenler onun, Rablerinden (gelen) bir gerçek olduğunu bilirler. Küfre saplananlar ise, “Allah, örnek olarak bununla neyi kastetmiştir?” derler. (Allah) onunla birçoklarını saptırır, birçoklarını da doğru yola iletir. Onunla ancak fasıkları saptırır. Dedim nasıl birşeydir tanrı rehber olarak gönderdiği bir kitaptaki cümleyle bazı insanların sapmasına sebep oluyor. Neyse dedim ve okumaya devam ettim. Mücadele 12-13. Ey iman edenler, peygambere gizli bir şey danışacağınız zaman, fısıltınızdan önce bir sadaka verin! Bu sizin için hem bir hayır hem de daha ziyade temizliktir. Fakat gücünüz yetmezse, şüphe yok ki, Allah bağışlayıcıdır, esirgeyicidir. Gizli bir şey konuşmanızdan önce sadakalar vermekten çekindiniz mi? Bunu yapmadığınıza ve Allah da sizi affettiğine göre artık namazı kılın, zekâtı verin Allah'a ve Resûlüne itaat edin. Allah yaptıklarınızdan haberdardır. Şu anda Türkiye de bir çok hoca üretime hiçbir katkısı olmadığı halde din satıp zengin hayatlar sürmekte. Bunu eskiden göremezken görmeye başladım. A’raf 179. Andolsun, biz cinler ve insanlardan birçoğunu cehennem için yaratmışızdır. Onların kalpleri vardır, onlarla kavramazlar; gözleri vardır, onlarla görmezler; kulakları vardır, onlarla işitmezler. İşte onlar hayvanlar gibidir; hatta daha da şaşkındırlar. İşte asıl gafiller onlardır. Nasıl bir sadistlikki yakmak için, odun toplar gibi insan yaratıyorsun ve bu insanlara da hayvanlardan daha şaşkındırlar diyorsun. En’am 92 Bu (Kur'an), Ümmü'l-kurâ (Mekke) ve çevresindekileri uyarman için sana indirdiğimiz ve kendinden öncekileri doğrulayıcı mübarek bir kitaptır. Âhirete inananlar buna da inanırlar ve onlar namazlarını hakkıyla kılmaya devam ederler. Düşündüm ki Bence Muhammed bu dinin o yaşarken mekke ve çevresi dışındaki yerlere yayılacağını öngörmedi. Nisa 3 Eğer yetimlerin haklarını gözetemeyeceğinizden korkarsanız, size helal edilen kadınlardan ikişer, üçer, dörder nikahlayın ve eğer bu takdirde adaletli davranamayacağınızdan korkarsanız, o zaman bir kadın ile veya sahibi bulunduğunuz cariye ile yetinin. Bu, azmamanız, haksızlık yapmamanız için daha elverişlidir. Dedim bu ne anlatıyor sanki bakkaldan cips, çikolata falan alıyor. Gruba gel... Bu kadınlar için cennet ayaklarının altında diyorsun. Ahzab 50 Ey Peygamber! Mehirlerini verdiğin hanımlarını, Allah'ın sana ganimet olarak verdiği ve elinin altında bulunan cariyeleri, amcanın, halanın, dayının ve teyzenin seninle beraber göç eden kızlarını sana helâl kıldık. Bir de Peygamber kendisiyle evlenmek istediği takdirde, kendisini peygambere hibe eden mümin kadını, diğer müminlere değil, sırf sana mahsus olmak üzere (helâl kıldık). Kuşkusuz biz, hanımları ve ellerinin altında bulunan cariyeleri hakkında müminlere neyi farz kıldığımızı biliriz. (Bu hususta ne yapmaları lâzım geldiğini onlara açıkladık) ki, sana bir zorluk olmasın. Allah bağışlayandır, merhamet edendir. Peygamber tabi her istediği kadın onundur. Birde peygamber ile tanrının isminin yanyana yazması. Siz hiç gördünüz mü bir şirketin bayrağının, ülkenin bayrağıyla aynı seviyede asıldığını. Hangi tanrı böyle bir şeye izin versin ki? Geç oldu, güç oldu ama güzel oldu Bu süre zarfında islam forumlarında vs. de takıldım, arkadaşlarıma falan sordum. Kimisi o zamanın şartlarını değerlendirmek lazım, kimisi arap kültürünü bilmek lazım, abimde sende ne akıl varki sorguluyorsun dedi. Ayrıca din alimleri tarafından ayetlerin nasıl modern yaşama uydurulmaya çalışıldığı gördüm. Kabeye yapılan put perest davranışları ağız burun sürtmeler, ordan gelen herşeyin şifa olduğuna inanmalar, Muhammedin hiç yanlış bir şey yapmadığına inananlar, namazın başka toplumlarda İslamdan önce de yapılıyor olması. Halbuki namaz Muhammede Miraçta farz kılınmıştı diye anlattılar. Dünyadaki sefaleti ve zenginleri düşündüm. Eğer bir kişi imtihan edilecekse o kişi zengin ve sapasağlam olmalıydı. Git gide fikirlerim değişti. Başta bunlar bir tanrısız olamaz ve böyle saçma kitaplarda göndermez dedim.İslama sarılmaya çalıştım tekrar ama olmadı. Artık kendimi kandıramıyordum. Eğer tanrı varsa böyle insanlara ve dünya düzenine müdahale ederdi diye düşünmelerim devam etti. Bu süreç gerçekten zor geçti bir çok gece kuran ayetlerini okuyarak, araştırarak ve düşünerek geçti. Yeri geldi insanlara ya bu imamlara niye bizim verdiğimizden maaş ödüyolar ne katkısı varki ülkemize dedim. Beni ayıpladılar bu dünya 60-70 sene, onlar senin cenneti kazanman için çabalıyorlar dediler. Bunlar klasik cevaplardı. Hiç bir zaman ben bir ateist olayım diye düşünmedim. Ancak zamanla içimde teistlikten eser kalmadığını ve ateist olduğumu gördüm. Doğmalarla yaşadığım bunca seneden sonra pişmanlık ve bundan sonrasını kurtardığım için içimde bir mutluluk var.
  7. bizler ateistler olarak dini ve dinin bütün saçma sapan fikirlerini reddeden insanlarız. ve müslümanların da bu saçma dinle bir yere varamayacaklarını umutsuzluk ve nefret içinde izliyoruz. peki biz onlardan daha mı iyyiz? sadece bir dogmayı reddetmiş olmamız bütün sorunları çözdü mü? ateist olarak çözüm arama zorunda da değiliz ama eğer yapacaksak ortak bir ateist tanımımız olmalı. ateist olarak öncelikle biz nazı şeyleri hayatımıza yerleştirmek zorundayız. bunu da her zamanki gibi bilimsel metodlarla yapmalıyız. sosyoloji burda kritik öneme sahip. öncelikle kendimizin ne durumda olduğunu görmemiz açısından. Sosyoloji insan toplumlarını bilimsel,sistematik ve eleştirel olarak inceleyen sosyal bir bilimdir. Bu sosyolojinin en genel düzeyde tanımlanmasıdır. Sosyolojinin araştırma konusu toplum ve toplumsal yaşamla ilgili olgu ve olaylardır. Toplumun yapısı, organizasyonu, değişimi, işleyişi, … sosyolojinin ilgi alanı içine girer. toplumsal çözümler aramaya da biliriz. ama arıyorsak eğer bunu bilimsel yapmak zorundayız. toplumun değişmesi gerektiğini hepimiz biliyoruz ve bilimsel olanı hayatımıza yerleştirirsek eğer ancak ozaman belki başarılı olabiliriz. mesela marksın teorisini bilip ona göre sınıflara yaklaşmalıyız. mesela ırkçılık sosyolojisini bilip ona göre davranmalıyız. ya da mesela feminnist teoriyi bilip ona göre hayatımızı dizayn etmeliyiz. çünkü artık hepimiz farketişizdir ki değişimler kişilerle başlar. ve birkaç konuda eleştirilerimi dile getirmek istiyorum. hala milliyetçi duyarlılığı olan arkadaşlarımız var. bence tüm dünya birdir. olan hiçbirşey bizim çıkarımıza veya aleyhimize değildir. veya hepimizin çıkarına veya aleyhinedir. artı benim gördüğüm kimse birbirini anlamıyor bile. kişilerin savaştıkları idealler farklı.neyse temel olarak milliyetçilik ve onun bütün türevleri bilimsel oalrak ıspatlanmıştır ki saçmadır. benim oalaya bakış açım budur. bir ikincisi feminizm ve ataerkillik çok az önmeseniyor. hepimiz bu ülkede iliklerimize kadar ataerkiliz. yine bilimsel olarak bakmak lazım olaya. sosyal erkeklik ve sosyal kadınlık kimliklerimizden olabilidiğince kurtulmalıyız. çünkü bunlar doğamıza aykırı. doğayla barışık bir hayat istemeli bence bunların dışında da. hatyvan sevgisi size kalmış ama bizim birsürü hayanı evcilleştirdiğimizi ve kendimizi onların efenisi yaptığımızı bilelim. şu anda yeryüzünde insan sayısından çok çok fazla çiftlik hayvanı var. en azından bunları bilelim. bu arada ben asimile olmıuş bir kürdüm. ne olduğum belli değil yani...
  8. sokullu

    Ateistlerin ikilemi

    Ateistler varlığına inanmadıkları Yaratıcı hakkında nasıl yorum yapabilirler, madem Yaratıcı yok, burada bazı konular açıp , Yaratıcı öğrenebilir mi diye saçmalayanların kendilerine göre olmayan bir kavramın hakkında nasıl hüküm yürütebilirler. olmayan bir şey yoktur, yokluk olmayan hakkında nasıl yorum yapabilirler, demekki içlerinde acabalar ile düşman olarak gördükleri Yaratıcı var olarak görüyorlar, çıkmaz ikilem cahillik denizindeki noktalar ..........
  9. Ateist ölünce ne olacağına inanıyor, nedir sonlarında inandıkları
  10. herkese merhaba, öncelikle foruma yeni katıldığımı belirtmek isterim umarım farkında forum işleyişine aykırı bir durum sergilemem. Neyse konuya geçeyim. Bir ateist olarak kafamda bazı kavramların tam oturmadığını düşünüyorum. sizin fikirlerinizi merak ediyorum. ateizm teizmin tanrısını reddetmektir. dolayısıyla teist inançlarla ters düşer. kendi arasında pozitif ve negatif olarak ayrılır. negatif ateist teistlerin tanrısının varlığını reddeder. teistlerin tanrı kavramından( tanrı = yaratıcı) bağımsız olarak yaratıcı( tanrı değil) varlığını kesin olarak açıklamaz ama kanıtlanmamış olduğundan inanmaz. pozitif ise kesin bir dille tanrı ve yaratıcı yoktur diyip reddeder inanmaz. Burada bu konunun zihnimdeki açıklamasını belirttim. bir hatam var ise lütfen açıklayabilir misiniz? Ayrıca şimdi burada kafamdaki soru şu biz yaratıcının varlığını yokluğunu kanıtlamakla uğraşan bi felsefi görüş değiliz biz teist inanışlardaki tanrının uydurma gerçek dışı olduğunda hem fikiriz. yaratıcının varlığı yokluğu ise bilimin işidir ama bence illa bir yaratıcı olduğunu düşünmek insanoğlunun kendine bi sahip araması gibidir. bana tanrı ve yaratıcı kavramı çok absürd geliyor. bu kavramlar insanlardaki bol beklentiler bence. fakat agnostik ateistim diye bir kavramla karşılaşıyorum bu kavramı araştırdığımda teist inanışlardaki tanrının varlığı yokluğu ispat edilemez dolayısıyla bilinemez ama kanıtlanmamış bişeye inanamayız diyen bi ateizm görüşü diye anladım. Şaşırdım açıkçası, umarım yanlış anlamışımdır bu kavramı. yani o zaman agnostik ateistler diyorlar ki zeus allah vs herneyse olabilir de olmayabilir de varlığı yokluğu bilinmez ama olduğuna dair kanıt olmadığından yoktur olarak kabul ediyorum gibi bişey anlıyorum. agnostik ateizm yaratıcı kavramı için ne düşünüyor? teist tanrının varlığını absürt bulmuyor mu? absürt buluyorsa nasıl varlığı yokluğu bilinmez diyor? süperman gulyabani gibi bişey bence teist inançlardaki tanrı. bunun olup olmadığını sorgulamak bile bana komik geliyor. ben kendimi sadece ateist olarak ifade ederdim ancak efe aydalın serkan aktaşla olan tartışmasında kendisine agnostik ateist demesi yaratıcı için bilinmez ama varlığına kanıt yok vs demesi garibime gitti ve kendimden şüpheye düştüm. bana göre yaratıcı kavramı teist toplumda büyümemizin bir yan etkisi. bir sahip bulma arayışı gibi. ama olmasına gerek yok. evrenin zaten var olması gibi bir durumda sözkonusu olabilir. neyse teistlerin tanrısından kurtulsak bile bir yaratıcı olup olmaması konusunda sıkıntı yaşanıyor. agnostik ateizm negatif ateizm farkı nedir? Ben hangi kategorideyim sizce? kafam çok karışıyor. görüşlerinizi merak ediyorum..
  11. 6.sınıftan beri süleymancı cemaatinde kalıyordum bu liseye kadar sürdü.Lisenin ilk senesinde yurtta kalamadım(ateist oldugum icin degil o zamanlar boyle bir dusuncem yoktu hatta Allaha nasil inanmadiklarina sasiriyordum kendi halime sasiracagima)Lise 3.sinifta durmaya calissam da hastalik vs kalamadim.O aralar da ateist sayfalarina rastliyordum.Ve kafama dusunceler girdi ondan çorap söküğü gibi ilerledi her sey(Her sey degil sadece dinler hakkındaki düşüncelerim)Efe Aydala frastladım youtubeda sonra Turan Dursunu yanlış biliyormuşum Atatürkü yanlış biliyormusum onu ögrendim.Çok şey var yaz yaz bitmeyecek zaten yaşamdan da ögrendim bazı şeyleri.En basitinden Kuranı biz anlayamayız müctehiddi galiba onlara sormak gerekir diyorlar mesela böyle bir şey olabilir mi? Allah her dilde herkesin anlayacagı sekilde neden göndermemis vahyi? Neden insanlara bırakmış bu işi en basitinden.Sonra bir sey anlayınca yok o öyle degil bla bla her neyse su an ki sorunum ben bunu soyledim aileme ama ailem seninle ayni evde yasamayiz butun olanaklarini kisitlariz dediler babam beni savciliga verecekti hatta annem dinsiz ahlaksiz felan dedi bende musluman oldum tamam dedim aradan 1 hafta gecti boyle yasayamiyorum eskiden namaz kilmayi severek yapardim simdi yapmak istemiyorum ateistim ne yapayim soyleyemiyorum
  12. Tabi ki bütün agnostikler değil ama ateizmi bilmediği için aslında ateist olduğu halde ben agnostiğim diyen agnostikler çok fazla en önemli nokta şu ateistler tanrının varlığını kabul etmiyorum demiyor, ateizmin tanımına bakacak olursan tanımı şudur '' tanrının var olduğunu düşünmeyen '' yani '' tanrının var olmadığını düşünen. '' değil arada çok fark var, yani biri gelip bize tanrıyı bilimsel olarak kanıtlarsa ateistler o tanrıyı kabul eder ama altını çiziyorum bilimsel olarak. Ateizm her şeyi ile bilimsel bir düşünce sistemi gerektirir, peki neden ateistler tanrının var olduğunu düşünmez buna gelelim çok basit çünkü bilim öyle işlemiyor bilimde bir şeyin kanıtı yok ise o yok kabul edilir mesela perilerin var olduğunu düşünmeyiz çünkü hiç bir kanıt yoktur, dinimizin doğru olduğunu kanıtladık şeklindeki iddialara gelirsek bilimsel perspektiften bakıldığında hepsi tamamen saçmalıktan ibarettir bu insanları bilim hiç bir zaman ciddiye almayacaktır eğer bilimsel kanıtlarlarsa ancak o zaman ciddiye alır ama dindarların anladığı bilim gerçek bilimden biraz farklı , yani ateistler tanrı kesinlikle yoktur demiyor.
  13. Ben dinlere inanmıyorum ve bunu etrafımdan gizleyebiliyorum çok büyük bir çoğunlukla etrafım dindar insanlarla çevrili hatta bazıları hedefimiz bile değil yani beyinleri geri dönüşümsüz yıkanmış bu insanlardan olabildiğince uzak duruyorum hatta fırsat buldukça kaçamak yapıyorum fakat bazen bu insanlar ile ortak bir amaç uğruna bir alanda bulunmak zorunda olabilirsiniz örneğin iş, okul, arkadaşlık, aile şimdi geleceğim nokta şu bu insanlar sizin ibadet etmediğinizi öğrendiğinde ne yaparsınız mesela erkeksiniz ve cumaya gitmediniz ne yaparsınız veya oruç tutmadınız ben gizli orucumu yiyorum onu bir şekilde halledebiliyorum ama birilerinin beni cumaya götürmek için zorladığı bile oldu gitmedim ve saçma sapan şeyler yaşadım bu insanları nasıl kontrol edebiliriz yani nasıl bir tavır sergileyip içlerinde rahat hareket edebiliriz.
  14. bosyinebos

    Ateist biri

    herkes içi boş ateist ve ateizm terimleri için konuşuyor. ben de birkaç kelam edeyim. Ateist biri kimseyi küçük görmez..kendisini de yüceltmez. Ateist biri efendi aramaz..kurtarıcı aramaz..kardeş arar. Ateist biri sorumsuz değildir..Bireysel ve toplumsal sorumluluklarını bilir.. Çünkü maddi ihtiyaçlara ulaşmanın tek yolu toplumsal işbirliğidir Ateist biri kaderci değildir..hakkını arar..kendini sömürtmez.. Çünkü arkasına sığınacağı bir tanrı veya efendisi yoktur.. Ateist biri korku değil sevgi ve sorunsuzluk arzular....Güvenli bir yaşam yaratır..Bunun için bilimi kullanır.. Ateist biri ufak şeylerden mutlu olur..Çünkü yaşam bir mucizedir ve çok değerlidir. Peki..Ateist biri, kendisini yaratan Teist toplumda ne yapabilir.... Yalnız kalacaksın.. ama yalnız bırakmayacaksın.. Acı çekeceksin..ama acı çektirmeyecesin.. Terkedileceksin..ama terketmeyeceksin. Nefret edileceksin ama asla nefret etmeyeceksin.. Hüngür hüngür ağlayacaksın..ama kimseyi ağlatmayacaksın.. Aşacaksın...her şeyi aşacaksın..Yoksa Ateist olamazsın.. Daha doğrusu bunları yapamasan da Ateist olursun tabii.. Ama kirlenmiş, isyankar bir Ateist olursun. Kirlenmiş bir insan ise bu dünyaya ancak kirlenmişlik verebilir. Kirlenmişlerin katkısı olmaz..ancak kurbanları olur.. Kirlenmişlerin kardeşliği olmaz..ancak hainlik,bölünmüşlük ve satılmışlığı olur. Kirlenmişlerin gözyaşı olmaz..olsa olsa timsah gözyaşı olur.. Kirlenmişlerin sorumluluğu olmaz..olsa olsa sorumluluktan kaçışı olur.. Kirlenmişlerin sevgisi olmaz..olsa olsa korku,nefret,sömürü ve huzursuzluğu olur. Dünyadaki en büyük sorun.. toplumdaki adaletsizlik ve nefretlerin yeni nesillere aktarılmasıdır.. Bu döngü kırılmalı..Kişiler tanrılaştırılmamalı.. Kişiler değil..değerler önemlidir.. Değerlerin yükseldiği ve çarpıştığı bir dünyada her türlü ideoloji ve din anlamını yitirecektir.
  15. oyoovo

    Ateist kurbanı

    İyi günler, Az önce gazeteden okudum Diyanet İşleri başkanı gene fetva vermiş. Bu fetvalar ağız yerine başka delikten çıkıyor olmalı. Ateistlerle evlenmek günahmış, ateistin kestiği kurban yenmezmiş. Çok üzüldüm şimdi benim hanım boş mu düştü? Bu sene bari boşuna kurban kesmeyeyim. Bu adamlarda hiç akıl mantık yok mu? Bu herifler birde benim vergilerimle besleniyor. Gülmeli mi ağlamalı mı? Esenlikler
  16. Din konusunda farklı tanımlar yapılmış olsa da "Din üyelerine bir bağlılık amacı, bireylerin eylemlerinin kişisel ve sosyal sonuçlarını yargılayabilecekleri bir davranış kuralları bütünü ve bireylerin gruplarını ve evreni bağlayabilecekleri (açıklayabilecekleri) bir düşünce çerçevesi veren bir düşünce, his ve eylem sistemidir" tanımın en doğru olduğunu kabul etmekteyim. Kısaca din kurallar bütünüdür. Bu tanıma göre dinsizlik ile kuralsızlık eş anlamlı olduğu sonucuna ulaşıyoruz. Yani dinsiz biri aynı zamanda soysal ve kişisel kuralları da red ediyor olması gerekir ki bu mümkün değildir. Bir kişi tanrı tanımaz olsa da onu bağlayan kurallar yani dinler söz konusudur. Dinlerin kurallarını belirleyici olması açısından üçe ayrılır; 1. Teist dinler; ötelerde var olan tanrı kuralları belirleyen ve kişileri kontrol eden yegane güçtür. Ortadoğu dinlerinin tamamı teist dinlerdir. 2. Humanist dinler: Bu dinlerde kuralları belirleyen human yani insan aklıdır. Merkezde insan vardır. Üstün olan insan aklıdır. Komünizm, Faşizm, Demokrasi, Kapitalizm, Sosyalizm humaniast dinlere örnek oluşturur. 3. Panantesit tanrı/doğa dinleri: Bu dinlerin kurallarını belirleyici yegane etken doğadır. Merkezde teist dinlerde olduğu gibi ötelerdeki tanrı ya da humanist dinlerdeki gibi insan değil doğa vardır. İnsan doğanın parçasıdır ve üstünlük iddiası yoktur. Göktengri inancı, şamanizm...
  17. BİM'de bu haftasonu vitrin ürünleri! Dikkat ediyorum da hep tüysüz oğlanları kafalıyor bu şakirtler. Çocuk liseli ergen, ne zamandan beri ateistmiş ki? Nur yüzlü şakirtin ateist genci müslüman yapması hikâyesi, pilot kalem ile ateizmi çökerten şakirt'in farklı bir lacivertidir bana kalırsa. Hoşça vakit geçirelim biraz. ''Bizler de hayatı baştan aşağı değişen ve eski bir Ateist olan Fatih’i bulup onunla bir sohbet gerçekleştirdik. Bırakalım gerisini Fatih anlatsın: “Önceleri cumadan cumaya namaz kılan ara sıra oruç tutan standart bir Müslümandım. Bunları yaparken gayet isteksizdim. Birgün karşıma Facebook’ta bir Ateist sayfa çıktı ve hiç düşünmediğim şeyler bir anda içimi şüpheyle doldurdu. Acaba olmayabilir mi? Dedim. Bu yaşıma kadar bana Kuran veya imanla ilgili hiçbirşey anlatılmadığı için zayıf olan temelimle okuduğum yalan bilgilere kapılmaya başladım. Araştırdıkça inanmamaya başladım. Günlerim, aylarım bu şekilde Ateist sayfalarındaki Kuran ve Yaratıcı aleyhindeki paylaşımlara kapılıp inkar ederek geçti. Çevremde inkar ettiğimi duyan arkadaşlarım büyüklerim pekçok kişi bana ısrarla anlatmaya çalışıyorlardı fakat hiçbirinden sorularıma tatmin edici en ufak bir cevap alamadım; bilmiyorum belki de inat ediyordum. Bir süre sonra kendi alemimde bir karanlık ve anlamsızlık hissetmeye başladım. Hayat amaçsız ve anlamsız geliyordu. ... http://www.risaleaja...-musluman-olusu
  18. Hazırlayan Bağbozan http://www.youtube.com/watch?v=PsDUxf5emwo
  19. Az önce bir haber okudum. Bir aile var. Çocuğunun din kültürü ve ahlak bilgisi dersine girmemesi için mahkemeye dava açıyor ve davayı kaybediyor. Varmı böyle bişey? Hem seçmeli ders derler, hem mecbur okuyacaksın derler. Nasıl özgür bir ülkede yaşıyoruz. Bu mu özgürlük? Ailenin avukatı davayı AİHM e taşımaya hazırlanıyormuş. Haber İçin Tıkla
  20. evet zaman empati zamanı. yap bakalım yap bakalım sıkıyorsa yap bakalım ------------------------------------------------------ -alıntıdır- Alevi bir ailede dünyaya gelmiş bir ateist olarak, tüm Sünnilerden özür diliyorum. Neden mi? Biz ateistler ve Aleviler bu ülkede yüzyıllardır rahat ve özgürce yaşarken ve inancımız ya da inançsızlığımız nedeniyle zerrece baskıya uğramamışken; siz Sünniler kendi inancınızın gereklerini rahatça yerine getiremediniz. Gerek ‘bizim devletimiz’, gerekse çevrenizde bulunan biz ateist ve Aleviler tarafından sürekli rahatsız edildiniz ve baskıya maruz kaldınız. Katledildiniz, yaralandınız, işkence edildiniz, iftiraya uğradınız, sürgün edildiniz… Ezanınız günde beş kere okunduğunda çevreye rahatsızlık veriyor gerekçesiyle yasaklandı. Gizli gizli okuduğunuz ezanlara ise bizler saldırdık; ezan okuyanı da, namaz kılanı da katlettik. Kendi inancınızın ibadethanesi sayılan camileri ‘bizim devletimiz’ ve biz ateist ve Aleviler yok saydık. Siz, ‘’Sünni(İslam) inancının ibadethanesini belirlemeye bu inanç mensuplarından başka kimsenin hakkı yoktur’’ dedikçe; ‘bizim devletimiz’, sizleri zorla cemevlerine sokmaya çalıştı ve ‘’tarihte cami diye bir ibadethane yoktur, gidecekseniz cemevine ya da kiliseye gidin’’ dedi. Sünni(Müslüman) köylerine kendi imkânlarınızla cami yapımına başladığınızı duyduğumuzda bir anda çılgına döndük ve feryat figan ortalığı ayağa kaldırdık. ‘Bizim devletimiz’ bu haykırışlarımızı duydu ve kendi imkânlarınızla yapmaya çalıştığınız camilerinizi çeşitli yasal gerekçelerle yıktı. Köylerinize zorla cemevi ve kilise yaptırdı. Siz hiçbir inançsal varlığınızı gerçekleştiremiyorken biz ateist ve Aleviler tüm özgürlüğümüzle bu ülkede arz-ı endam ediyor olmamıza rağmen; ‘üniversitelere genç kızlarımız Zülfikar takarak giremiyor’ gerekçesiyle yıllarca mağdur edebiyatı yaptık, buradan politik rant elde etmeye çabaladık ve mazlumu oynadık. Gerçek mazlum sizken; biz tüm haklarımıza sahip olmamıza rağmen üniversiteye boynunda Zülfikar’la giremeyen kızlarımızın olmayan mağduriyetini şişirdik. Buna rağmen siz, üniversiteye Zülfikar’la giremeyen genç kızlarımızın mağduriyetinin giderilmesi için yapılan tüm eylemlerde bizimle birlikte oldunuz; biz ise sizin hiçbir mağduriyetinizi dile getiren eyleminize destek vermedik. Hızır Orucu günlerinde oruç tutmadığınız için üniversitelerde sizlere biz ateistler ve Aleviler satırlarla saldırdık. Yüzlercenizi yaraladık, sakat bıraktık, öldürdük ve hiçbir cezai yaptırımla da karşılaşmadık. Sadece son on beş yıl içerisinde; Bolu’da, Malatya’da, Elazığ’da, Zonguldak’ta, Trabzon’da, Mersin’de ve Antalya’da bu nedenden dolayı 7 gencinizi katlettik. Hızır Orucu günlerinde; oruç tutmuyor gerekçesiyle Sünni mahallelerine saldırıldığında ve Malatya’nın bir köyünde bir Sünni ailenin evi ablukaya alınarak gece boyunca taşlandığında sessiz kaldık. Dünyanın dört bir yanından Suriye'ye yığılmış olan Alevi ve ateist intifada çeteleri tarafından; sadece Sünni(Müslüman) bir ailede dünyaya gelmiş olduğu için, babasının gözleri önünde başı gövdesinden ayrılarak öldürülen küçük kız çocuğunun ve ailesinin dramının tek sorumlusu, bu çetelere destek veren, 'bizim Alevi ve atesit nitelikli devletimizdir' diyemedik. 'ATEİZMİ GELİŞTİRME VE YAYGINLAŞTIRMA BAKANLIĞI 've 'ALEVİLİK İŞLERİ BAKANLIĞI' gibi Bakanlıklar, siz Sünnilerden(Müslümanlardan) alınan vergilerle ayakta kaldı. Ülkedeki her kesimin vergileriyle işleyen bu Bakanlıklar, sadece ateistlere ve Alevilere yönelik çalışmalar yürüttü. Sizden alınan vergilerle hiç gitmediğiniz Cemevlerinin elektiriği, suyu vb. masrafları karşılandı ve biz bundan hiç rahatsız olmadık. Perşembe günü gerçekleştirilen bir cem ayini sonrasında, cemevine gelen; ''Sünnilerin ve sağcıların bir cemevini yaktığı'' yönündeki haberi alınca bir anda Aleviler ve onlara katılan biz ateistler galeyana geldik ve Maraş’taki bir Sünni mahallesini kuşattık. Üç gün boyunca burada yaşlı – genç, kadın – erkek, hasta – sağlam, çoluk –çocuk demeden tüm Sünnileri ve sağcıları palalarla, kılıçlarla, bıçaklarla, baltalarla ve ateşli silahlarla katlettik. Biz tüm bunları yaparken, ‘bizim devletimiz’ ve onun kolluk kuvvetleri kentten çekilerek bize desteğini sundu. Aynı zamanda ‘bizim devletimiz’; kanuni süreçte, olaylar sırasında en azılı davrananlarımıza bile ceza vermedi. Bununla da yetinmedik, aynı oyunu Çorum’da, Malatya’da, Sivas’ta, Elazığ’da da oynadık ve birçok Sünni ve sağcı vatandaşı öldürdük. Hiçbirimiz de ceza almadık. Göstermelik olarak yargılanan arkadaşlarımızın avukatları ise daha sonra milletvekili ve bakan oldular. Günümüz iktidar partisinde bile avukatlarımızın milletvekillikleri devam etmektedir. Sonra, 1993 yılının 2 Temmuz'unda, Sivas’a bir kültürel etkinlik gerçekleştirmek için gelen insanları, Sünni(Müslüman) ve sağcı oldukları için öldürmeyi istedik. Yerel basın organları, belediye, valilik ve topyekûn ‘bizim devlet’ de arkamızdaydı. 'E Alevi Mahallesi'nde tavşan sattırmayacaktık’. Günlerdir bilediğimiz kinimiz ve bıçaklarımızı köreltme zamanı yine bir cem ayini sonrasında; ‘sünniler ve sağcılar cemevini yakmışlar’’ haberiyle birlikte geldi. ''Alevi Türkiye, atesit Türkiye'' sloganlarıyla Sünnilerin ve sağcıların kaldığı otele yürüdük ve büyük bir zevk alarak aralarında çok sayıda çocuğun da olduğu oteldeki insanları, ‘hak ve insanlık’ için, diri diri yaktık. Kısacası biz ateistlerin ve Alevilerin, bu ülkedeki Sünnilere ve sağcılara karşı çok suçu var. Bu yüzden tüm sünnilerden özür diliyorum! Serhat Halis http://blog.radikal.com.tr/Sayfa/sunnilerden-ozur-diliyorum-26638
  21. Çünkü onlar yanlarında paraşüt taşıyacak dikkatli ve titiz hareket ederler. Bu sözü metaforik anlamda ele alırsak toplumsal ve bireysel düzeyde geçerlilik payı olan bir önermedir. Ekonomik buhranların yaşandığı, eşitsizliğin ve ayrımcılığın hakim olduğu, cinayetlerin yaygınlaştığı, kötülüklerin cezasız kaldığı ülkelerin halkı dine daha çok meyleder. Ancak toplumsal refahın, mutluluk ve konforun yüksek olduğu toplumlarda nüfusun geneli ateisttir. Bu da demek oluyor ki sağlam uçakta mümin kalmaz. Bu bakımdan Marx'ın din halkın afyonudur sözüyle paralellik gösteriyor. Düşen uçak metaforunu bireylere de genelleyebiliriz. Paraşütünü almayı unutan ihmalkâr bir ateistin olduğunu varsayarsak muhtemelen aşağıdaki tablodan farklı bir şeyle karşılaşmayacaktır:
  22. sacnas

    Neden Ateist Olmadım ?

    Şunun için; Dışarıda, sokakta, şehirde, doğada nerde olursa olsun insanın olduğu heryerde haksızlık var yalan mı? İnsan vicdanı olmadan hayvanlara işkence çektirmelerine ne demeli? İnsanların birbirlerine oynadıkları iğrenç oyunlara ne demeli? İnsanların ev,araba,lüks eşyalar gibi kendi menfaatlerini düşünerek başka insanların haklarını yemelerine ne demeli? İnsanların bazıları açlıktan ölürken bazıların doymamalarına ne demeli? Yani bunları yapan insan ve bunların hesabını soracak birisi var arkadaşlar ve bunların hepsini hesabı sorulacak. Daldan düşen yaprağın can çekiştirilerek öldürülen köpeğin, derisi yüzülerek öldürülen hayvanların, kimsesiz,özürlü,muhtaç insanların haklarını yiyerek zenginleşen insanlardan elbet hesap sorulacaktır. Yoksa amann bu doğanın kanunu deyip geçiştirecekmiyiz? ”Yaptığınız amellerden mutlaka sorgulanacaksınız.” (Nahl: 93)
  23. Kuran'ı Kerimde malum inanmayanlar yani sizler için birçok ayet var. İnanmayanlar eski zamanla şimdi 21.yy aynı mı? Aynı. Peki Kuran'ın hükmü nedir? İnanmayanlar için azap ve cehennem var. Eğer ateistler inanırsa bu hüküm geçersiz kalacak. Ama işte ateistler inanmayarak Kuran'ı doğruluyorlar
×
×
  • Yeni Oluştur...