Jump to content

Genel Araştırma

'ayet' etiketi için arama sonuçları.

  • Etiketlere Göre Ara

    Aralarına virgül koyarak ekleyin
  • Yazara Göre Ara

İçerik Türü


Forumlar

  • FORUM YÖNETİMİ
  • FORUMLAR
    • ATEİSTFORUM
    • ATEİSTCAFE
    • BİLİM FORUMU
    • HODRİ MEYDAN FORUMU
    • KURALLAR ve DUYURULAR
    • TAVANARASI
  • ATEİSTFORUM ARŞİVLERİ
    • FORUM ARŞİVLERİ

Find results in...

Find results that contain...


Oluşturma Tarihi

  • Start

    End


Son Güncelleme

  • Start

    End


Filter by number of...

Katılım

  • Start

    End


Üye Grubu


AIM


MSN


Website URL


ICQ


Yahoo


Jabber


Skype


Location


Interests

Araştırmada 10 sonuç bulundu

  1. başlamadan öncelikle şunu belirtmek isterim ki; bölüm bölüm ilerlemeye çalışacağım. Bazı noktaları özet geçeceğim. Bazı noktalarda kabuller yaptım 21 eylül 2018 şam depremi gibi mesela bunların sebeplerini açıklayamam. hadisleri kabul etmeyenler boş bir tartışmanın içerisine lütfen girmesinler. olaylara lütfen tek taraflı bakmayalım. bir bölüm üzerindeki tartışma bittikten sonra diğer bölüme geçeceğim. hiç kimseyi zorla birşeyi inandırmaya çalışmıyorum. artık başlayalım. hadislerde geçen Yılların hicri yıllar, Ayların ise hicri aylar olduğunu lütfen unutmayalım. Her şeyin bir iskeleti vardır: İnsanların, kuşların, balıkların... Buradan yola çıkarak Hadis-i Şeriflerde de bir iskelet olabileceğini düşündüm. Hadis-i Şerifleri incelerken karşıma çıkan bir Hadis-i Şerif'i iskelet olarak kullanmaya karar verdim. Çünkü bu Hadis-i Şerif hem kıyametin orta büyüklükteki alametlerini hem de kıyametin on büyük alametinden birisini içeriyordu. Böylece kurguyu o Hadis-i Şerif etrafında toplamaya karar verdim. 5012 - Hz. Muâz İbnu Cebel radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm (bir gün): "Beytu'l-Makdis'in imârı Yesrib'in harabıdır. Yesrib'in harâbı melhamenin (savaşın) çıkmasıdır. Melhame İstanbul'un fethidir, İstanbul'un fethi Deccâl'in çıkmasıdır!" buyurdular. Sonra elini (Resûlullah), konuşmakta olduğu kimsenin (yani Hz. Muâz'ın) dizine vurdular ve: "Bu söylediğim kesinlikle hakikattir. Tıpkı senin burada oturman hak olduğu gibi" buyurdular." Hz. Muaz burada kendisini kastetmektedir. (Yani Aleyhissalatu vesselam'ın konuştuğu ve dizine elini vurduğu kimse Muaz İbnu Cebel radıyallahu anh'tır.) Ebu Davud, Melahim 3, (4294). (Kütüb-i Sitte, Hadis: 5012) 5013 - Abdullah İbnu Büsr radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Melhame ile Medine'nin (İstanbul'un) fethi arasında altı yıl vardır. Yedinci yılda da Mesih Deccâl çıkar."Ebu Davud, Melahim 4, (4296); İbnu Mace, Fiten 35, (4093). (Kütüb-i Sitte, Hadis: 5013) Tablo ile gösterecek olursak: H.30--- Deylemi, Ebu Ali Merdani'den (ravi silsilesi ile) O da Ebu Zer'den, O da Resulullah (s.a.v.)'den rivayet ettiler. Buyurdu ki: Mısır'da Kureyş'ten bir adam çıkar, çökük burunludur. Mağlup olur ve mülkünü zail eder ve Rum'a kaçar. Onları alıp İskenderiye'ye getirir ve Müslümanlarla savaşır ve ilk melhame bu olur. (Celaleddin Suyuti'nin Tasnifinden Hadisler | Ahir Zaman Mehdisi'nin Alametleri s. 31) H.31--- İbni Asakir Tarih'nde, Ebu Zer'e dayanan ravi silsilesi ile rivayet ettiler. Resulullah (s.a.v) buyurdu: Mısır'da Emevi soyunda burnu çökük birisi çıkar. Mağlup olur veya mülkünü zail eder, Rum'a kaçar. Onları İskenderiye'ye getirir ve Ehli İslam ile savaşırlar. Bu melhamelerin ilki olur. (Celaleddin Suyuti'nin Tasnifinden Hadisler | Ahir Zaman Mehdisi'nin Alametleri s. 31) 7200 - Zî Muhmer radıyallahu anh'a müslümanların Rumlarla yapacağı savaş sorulunca, Resülullah'tan şu hadisi nakletmiştir: "Rumlar sizlerle emin bir sulh antlaşması yapacaklar. Sonra, siz ve onlar (başka) bir düşmanla savaşacaksınız ve zafer kazanıp ganimet mallarını alıp (savaştan) salimen galip çıkacaksınız. Sonra savaş yerinden ayrılıp tepeleri bulunan bir çayırlıkta mola vereceksiniz. Orada haç ehlinden (Hıristiyanlardan) bir adam haçı havaya kaldırarak: "Haç galip oldu" diyecek, Müslümanlardan bir adam kızarak kalkıp (adamın elindeki) haçı kırıp ezecektir. İşte o zaman Rumlar sulh antlaşmasını bozarak şiddetli bir savaş için toplanacaklar." (Kütüb-i Sitte, Mezahim, Hadis: 7200) İbnu Mâce, bu hadisin, kendisine bir başka vecihten de ulaştığını, hadisin o veçhinde şu ziyadenin olduğunu belirtir: "(Rumlar) şiddetli bir savaş için toplanacaklar. O zaman onlar seksen sancak altında oldukları halde gelirler ve her sancakta on iki bin asker vardır." Melhame kelime anlamı olarak kanlı savaş demektir. Melhame-i Kübra ise büyük ve kanlı savaş demektir. Hadis-i Şeriflerden de görüldüğü gibi Melhameler üç tanedir. İlki Mısır Hükümdarının mağlup olup Rumları İskenderiye'ye getirmesidir. İkincisi Rumlarla birlikte başka bir düşmana karşı savaşılmasıdır. Üçüncüsü ise Rumların sulh anlaşmasını bozarak şiddetli bir savaş için toplanmasıdır ki bu savaş Melhame-i Kübra'dır. Hadis-i Şerif'te geçen "Yesrib'in harâbı melhamenin (savaşın) çıkmasıdır." ifadesindeki Melhame ile kastedilen Melhame-i Kübra'dır. Şimdi tablomuzu tekrar oluşturalım. ..."Rumlar sulh antlaşmasını bozarak şiddetli bir savaş için toplanacaklar." 2.15--- Ebu Naim, Ebu Umame'den tahric etti, Resulllah (sav) buyurdu: Sizinle insanlar (Bir nüshada Rumlar deniyor) arasında dört sulh olacak, dördüncü sulh, Heraklius ehlinden bir adam vasıtası ile olur ve bu yedi yıl devam eder. Bir adam, "Ya Resullullah (sav) O gün insanların imamı kimdir?" dedi. Buyurdu ki: Evladımdan kırk yaşında Mehdi'dir. Yüzü parlayan yıldız gibidir, yanağında siyah bir ben vardır, üzerinde kutvani iki aba bulunur. Tavrı beni İsrail ricaline benzer hazineleri çıkarır ve şirk beldelerini feth eder. (Tavrı Beni İsrail ricaline benzemesi, onlar gibi heybetli ve acar manasına gelmektedir.). (Celaleddin Suyuti'nin Tasnifinden Hadisler | Ahir Zaman Mehdisi'nin Alametleri s. 25) 296/8. Ey ümmet! Altı şey vardır ki onlar olmadan kıyamet kopmaz: Peygamberinizin vefatı, aranızda malın artması. Öyle ki, bir adama on bin dirhem (gümüş para) verilecek de yine öfkelenecek. Sizden her erkeğin evine giren bir fitne... Koyun boynuzu kıvrımları gibi ölüm çokluğu. Benî Esfer'le (Rumlar'la) aranızdaki sulh. Öyle ki, kadının hamileliği süresi gibi, dokuz ay toplanırlar, sonra size gadirlik (ihanet ederler) yaparlar. Medine'nin fethi. Denildi ki: "–Hangi Medine?" Buyurdu ki: "–Kostantiniyye.(İstanbul)" 258/3. Sizinle Benî Esfer (Rumlar) arasında sulh olur. Sonra onlar muahedeyi bozarlar(ihanet ederler) ve on iki bin kişilik seksen fırkalık bir kuvvetle üzerinize yürürler. "Hz. Avf ibn-i Mâlik RA" (Şeyh Ahmed Ziyaüddin Gümüşhanevi'nin "Kıyamet Alametleri" adlı eserinden) 8.6 --- Hatip, Müttefek ve Müfterek'inde Ebu Hureyre'den tahric etti. Dedi ki, Resulullah (s.a.v.) buyurdu: Rumlar, Benim soyumdan ve ismi ismime uygun bir Vali (Mehdi)'ye gadr ettikten sonra Amak (Amik) denilen yerde sizinle savaşacaklardır. Burada Müslümanların üçte bir kadarı öldürülür, sonra bir gün yine o kadar insan öldürülür. 3. gün (seferde) ise savaş Rumlar aleyhine döner. Müslümanlar böylece savaşa devam eder ve Konstantiniyye'yi feth eder ve oradaki malları taksim ederler. Tam bu sırada ise "Deccal sizin evinize girmiş ve çocuklarınızı esir almıştır." şeklinde bir ses duyacaklardır. (Celaleddin Suyuti'nin Tasnifinden Hadisler | Ahir Zaman Mehdisi'nin Alametleri s. 84) "Dördüncü sulh, Heraklius ehlinden bir adam vasıtası ile olur ve bu yedi yıl devam eder. Bir adam, "Ya Resullullah (sav) O gün insanların imamı kimdir?" dedi. Buyurdu ki: Evladımdan kırk yaşında Mehdi'dir." "Benî Esfer'le (Rumlar'la) aranızdaki sulh. Öyle ki, kadının hamileliği süresi gibi, dokuz ay toplanırlar, sonra size gadirlik yaparlar (ihanet ederler)" "Rumlar, Benim soyumdan ve ismi ismime uygun bir Vali (Mehdi)'ye gadr ettikten sonra Amak (Amik) denilen yerde sizinle savaşacaklardır. " Görüldüğü üzere Rumların bozacak olduğu sulh anlaşması 4. Sulh Anlaşmasıdır. Bu sulh anlaşması 7 yıl devam edecek olup anlaşma bozulduktan 9 ay sonra Melhame-i Kübra olur. Melhame-i Kübra'yı referans noktası kabul edersek, bu savaştan 7 yıl 9 ay önce yani yaklaşık 8 yıl önce 4. Sulh anlaşması olur. Melhame ile İstanbul'un fethi arasında altı yıl vardır. Yedinci yılda da Mesih Deccâl çıkar. Tablo ile gösterecek olursak; Burada şu hususa dikkat çekmek istiyorum: 1.41--- Keza (Naim) Ebu Said-il Hudri'den tahric etti, Peygamber (s.a.v.) buyurdu: Allah Mehdi'yi bir gecede ıslah eder (olgunlaştırır). (Celaleddin Suyuti'nin Tasnifinden Hadisler | Ahir Zaman Mehdisi'nin Alametleri s. 63) Mehdi'nin bir gecede ıslah edilmesi Melhame-i Kübra'dan önce olur. Çünkü Hadis-i Şerif'te Melhame-i Kübra sırasında Müslümanların imamının Mehdi olacağı söylenmiştir. Aşağıya yazılan Hadis-i Şerifleri dikkatle inceleyelim. 4.17 --- Naim b. Hammad Fiten'de, ve Ebu Cafer, Muhammed b. Ali (r.a.)'dan tahric ettiler. Buyurdu ki: Abbasi, Horasan'a ulaştığı zaman Şarkta boynuz şeklinde bir yıldız çıkar. Bu yıldız, ilk çıktığında Allah Nuh kavmini helak etmiştir. Hz. İbrahim ateşe atıldığında da çıkmıştır. Firavun kavmi yok edildiğinde ve Yahya b. Zekeriya öldürüldüğünde de görülmüştür. Siz o yıldızı gördüğünüzde fitnelerin şerrinden Allah'a sığının. O yıldızın doğması Güneş ve Ay tutulmasından sonra olacaktır. Sonra fitneler "alaca karga" Mısır'da zuhur edinceye kadar devam eder. (Celaleddin Suyuti'nin Tasnifinden Hadisler | Ahir Zaman Mehdisi'nin Alametleri s.36) • İkdiddurer'de zikredilen diğer alametler: 5.17 --- Kinde soyundan topal bir adamın, batı tarafından çıkıp zafer bayrakları ile Mısır'ın üzerine galip gelmesi. (Celaleddin Suyuti'nin Tasnifinden Hadisler | Ahir Zaman Mehdisi'nin Alametleri s. 45) H.30--- Deylemi, Ebu Ali Merdani'den (ravi silsilesi ile) O da Ebu Zer'den, O da Resulullah (s.a.v.)'den rivayet ettiler. Buyurdu ki: Mısır'da Kureyş'ten bir adam çıkar, çökük burunludur. Mağlup olur ve mülkünü zail eder ve Rum'a kaçar. Onları alıp İskenderiye'ye getirir ve Müslümanlarla savaşır ve ilk melhame bu olur. (Celaleddin Suyuti'nin Tasnifinden Hadisler | Ahir Zaman Mehdisi'nin Alametleri s. 31) 7.13 --- Keza (N.b. Hammad) Kaab'dan tahric etti, O şöyle dedi: Mehdi'nin çıkış alametlerinden birisi de Batı'dan başlarında Kinde kabilesinden topal bir adamın bulunduğu bayrakların çıkmasıdır. (Celaleddin Suyuti'nin Tasnifinden Hadisler | Ahir Zaman Mehdisi'nin Alametleri s. 67) Nuaym bin Hammad'ın Ka'b -radiyallahu anh-den rivayet ettiği bir Hadis-i şerif'lerinde Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz şöyle buyurmuşlardır: "Mehdi'nin çıkış alâmetlerinden bir tanesi de batıdan, başlarında Kinde Kabilesi'nden ayağı sakat bir adamın bulunduğu Bayraklıların çıkmasıdır." (Suyûtî, Kitabu'l-Arfi'l-Verdi fî Ahbâri'l-Mehdi; Cârullah, no: 1494, s. 99. Bl. 7, Hadis no: 13) Şarkta boynuz şeklinde bir yıldız çıkar Sonra fitneler "alaca karga" Mısır'da zuhur edinceye kadar devam eder. Kinde soyundan topal bir adamın Mısır'ın üzerine galip gelmesi. Mısır'da Kureyş'ten bir adam çıkar, çökük burunludur. Mağlup olur. "Mehdi'nin çıkış alâmetlerinden bir tanesi de batıdan, başlarında Kinde Kabilesi'nden ayağı sakat bir adamın bulunduğu Bayraklıların çıkmasıdır." Dikkat edecek olursak hadislerde Mısır ve Kinde Kabilesi'nden bir adam vurgusu yapılmakta ve bu adamın Mehdi'nin çıkış alametlerinden bir tanesi olduğu belirtilmektedir. Bu bağlamda aşağıdaki Hadis-i Şerif'i de inceleyelim. 7.9 --- Keza (N.b. Hammad) Ebu Kubeyl'den tahric etti. O şöyle dedi: Afrika'da bir emir on iki yıl hüküm sürdükten sonra bir fitne görülür. Ve orasını adaletle dolduran esmer bir adam başa geçer ve sonra Mehdi çıktığında O'na biat ederek O'nun lehinde savaşır. (Celaleddin Suyuti'nin Tasnifinden Hadisler | Ahir Zaman Mehdisi'nin Alametleri s. 68) Hadis'e dikkat edersek; Emir 12 yıl hüküm sürdükten sonra bir fitne görülecek ve orasını adaletle dolduracak olan esmer bir adam başa geçecek. Eğer bu Hadis'i şu şekilde yorumlarsak: Görülecek olan bu fitnenin bir savaşa sebep olacağını ve bu savaşı da esmer adamın kazanacağını varsayarsak; bu durumda Emir mağlup olup gider, esmer adam galip gelip başa geçer. Ve bu esmer adam Afrika'daki o ülkeyi adaletle doldurur. Yukarıdaki hadislerde de Kinde soyundan topal bir adamın Mısır'ın üzerine galip geleceğinden, Mısır'daki Kureyşli çökük burunlu adamın ise mağlup olacağından yani bir savaştan bahsedilmektedir. Mısır'ın da Afrika'da yer alan bir ülke olduğunu düşünürsek, bu Hadis-i Şerif'te geçen Afrika'daki bir Emir'in 12 yıl hüküm süreceği ülkenin Mısır, esmer adamın da Kindeli topal adam olabileceğini varsayabiliriz. Bu bağlamda Hadis-i Şerifleri şu şekilde birleştirdiğimizde büyük resmi daha iyi görebiliriz: Şarkta boynuz şeklinde bir yıldız çıkar. Siz o yıldızı gördüğünüzde fitnelerin şerrinden Allah'a sığının. O yıldızın doğması güneş ve ay tutulmasından sonra olacaktır. Sonra fitneler "alaca karga" Mısır'da zuhur edinceye kadar devam eder. Mısır'da Kureyş'ten bir emir on iki yıl hüküm sürdükten sonra bir fitne görülür. Kinde soyundan esmer topal bir adam, batı tarafından çıkıp zafer bayrakları ile Mısır'ın üzerine galip gelir. Ve orasını adaletle doldurur sonra Mehdi çıktığında O'na biat ederek O'nun lehinde savaşır. Kureyşli çökük burunlu olan Emir ise Kinde soyundan topal bir adama mağlup olur ve mülkünü zail eder ve Rum'a kaçar. Onları alıp İskenderiye'ye getirir ve Müslümanlarla savaşır ve ilk melhame bu olur. Sonra "alaca karga" Mısır'da zuhur eder. SORU: Alaca karga ile kastedilen nedir? CEVAP: Bir rivayete göre Peygamberimiz (a.s.m) şöyle buyurmuştur: "Mümin / imanlı bir kadının durumu, siyah kargalar arasında bulunan ve ne ikincisi ne de benzeri olmayan bir alaca karga gibidir." (Macmau'z-zevaid, 4/274) Buraya kadar özetleyecek olursak: Tabloya göre sorulması gereken 3 soru vardır. 1. Beytü'l-Makdis ne zaman imar edilecek? 2. Mısır'da 12 yıl hüküm sürecek olan Emir ne zaman hükümdar olacak? 3. 4. Sulh ne zaman yapılacak? Bu sorulara doğru cevaplar verebilirsek oluşturduğumuz tablodaki bütün olayların tarihlerini bulabiliriz. Bu soruların cevaplarına geçmeden önce şu soruyu sormamız gerekir. 7.13 --- Keza (N.b. Hammad) Kaab'dan tahric etti, O şöyle dedi: Mehdi'nin çıkış alametlerinden birisi de Batı'dan başlarında Kinde kabilesinden topal bir adamın bulunduğu bayrakların çıkmasıdır. (Celaleddin Suyuti'nin Tasnifinden Hadisler | Ahir Zaman Mehdisi'nin Alametleri s. 67) Bu Hadis-i Şerif'te geçen Kinde Kabilesi'nden olan topal adam kimdir ve bu adamın başında bulanacağı bayraklılar kimlerdir? Bu sorunun cevabı aslında başka bir sorunun cevabında gizlidir. Sorunun sahibi Hakîm et-Tirmizî'dir. Sorusu ise aşağıdaki gibidir: "Nübüvvetin hatemi olduğu gibi velâyetinde hatemi var mıdır?"
  2. Kuran'da birbiriyle çelişen hiçbir ayet bulamazsınız ve asla gösteremezsiniz, Allah (C.C) Nisa Suresi 82.ayette şoyle buyurur, NİSÂ Suresi 82. Ayet; أَفَلاَ يَتَدَبَّرُونَ الْقُرْآنَ وَلَوْ كَانَ مِنْ عِندِ غَيْرِ اللّهِ لَوَجَدُواْ فِيهِ اخْتِلاَفًا كَثِيرًا ﴿٨٢﴾ E fe lâ yetedebberûnel kur’ân. Ve lev kâne min indi gayrillâhi le vecedû fîhihtilâfen kesîrâ. Hâlâ Kur’an’ı düşünüp anlamaya çalışmıyorlar mı? Eğer o, Allah’tan başkası tarafından (indirilmiş) olsaydı, mutlaka onda birçok çelişki bulurlardı. Müslümanlar arasında Bakara Suresinin 106. ayete ve Nahl Suresi 101. Ayetine dayanan "Nesih" ve "Mansuh" diye bir görüş vardır Bakara Suresi 106. Ayette buyurur ki, BAKARA Suresi 106. Ayet; مَا نَنسَخْ مِنْ آيَةٍ أَوْ نُنسِهَا نَأْتِ بِخَيْرٍ مِّنْهَا أَوْ مِثْلِهَا أَلَمْ تَعْلَمْ أَنَّ اللّهَ عَلَىَ كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ ﴿١٠٦﴾ Mâ nensah min âyetin ev nunsihâ ne’ti bi hayrin minhâ ev mislihâ e lem ta’lem ennallâhe alâ kulli şey’in kadîr. Biz herhangi bir âyetin hükmünü yürürlükten kaldırır veya onu unutturur (ya da ertelersek), yerine daha hayırlısını veya mislini getiririz. Allah’ın gücünün her şeye hakkıyla yettiğini bilmez misin? Birçok kişi bu ayete dayalı olarak ayetlerin yürürlülükten kaldırıldığını öne sürmüşlerdir. Kuran, Ayetlerinin çelişmeyeceğini kendisi söylemiştir. bu Ayetleri 2 şekilde inceleyebiliriz. Birincisi şu; bu Ayetlerin bir kısmı Tevrat ve İncil gibi Kuran'dan önce indirilen kitaplardan bahsetmektedir. Yani Allah buyuruyor ki: "Biz önceden indirilen kitaplardaki herhangi bir ayetin hükmünü yürürlükten kaldırır veya onu unutturur(ya da ertelersek); yerine daha hayırlısını veya mislini getiririz." daha hayırlısı ve misli işte Kuran'dır. Eğer bu ayette bahsedilen ayetler Kuran'ın ayetleri ise, bunun da cevabı da şu ki Allah (C.C) ayeti o zamandaki konu ile ilişkili olarak indiriyor ve sonra bir başka ayet daha indiriyor ama bu ayet onunla çelişmiyor, Aksine daha çok bilgi veriyor Nisa Suresinin 15. Ayeti der ki; وَاللاَّتِي يَأْتِينَ الْفَاحِشَةَ مِن نِّسَآئِكُمْ فَاسْتَشْهِدُواْ عَلَيْهِنَّ أَرْبَعةً مِّنكُمْ فَإِن شَهِدُواْ فَأَمْسِكُوهُنَّ فِي الْبُيُوتِ حَتَّىَ يَتَوَفَّاهُنَّ الْمَوْتُ أَوْ يَجْعَلَ اللّهُ لَهُنَّ سَبِيلاً ﴿١٥﴾ Vellâtî ye’tînel fâhişete min nisâikum festeşhidû aleyhinne erbaaten minkum, fe in şehidû fe emsikûhunne fîl buyûti hattâ yeteveffâhunnel mevtu ev yec’alallâhu lehunne sebîlâ. Kadınlarınızdan fuhuş (zina) yapanlara karşı içinizden dört şahit getirin. Eğer onlar şahitlik ederlerse, o kadınları ölüm alıp götürünceye veya Allah onlar hakkında bir yol açıncaya kadar kendilerini evlerde tutun (dışarı çıkarmayın). ve Nur Suresi'nin 2. Ayetinde ise şoyle buyurulmaktadır; الزَّانِيَةُ وَالزَّانِي فَاجْلِدُوا كُلَّ وَاحِدٍ مِّنْهُمَا مِئَةَ جَلْدَةٍ وَلَا تَأْخُذْكُم بِهِمَا رَأْفَةٌ فِي دِينِ اللَّهِ إِن كُنتُمْ تُؤْمِنُونَ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الْآخِرِ وَلْيَشْهَدْ عَذَابَهُمَا طَائِفَةٌ مِّنَ الْمُؤْمِنِينَ ﴿٢﴾ Ez zâniyetu vez zânî feclidû kulle vâhıdin min humâ miete celdetin ve lâ te’huzkum bi himâ ra’fetun fî dînillâhi in kuntum tu’minûne billâhi vel yevmil âhır, vel yeşhed azâbehumâ tâifetun minel mu’minîn. Zina eden kadın ve zina eden erkekten her birine yüzer değnek vurun. Allah’a ve ahiret gününe inanıyorsanız, Allah’ın dini(nin koymuş olduğu hükmü uygulama) konusunda onlara acıyacağınız tutmasın. Mü’minlerden bir topluluk da onların cezalandırılmasına şahit olsun. Şimdi Burda Çelişki varmıdır ? Eğer ilk inen ayet olan Nisa Suresinin 15. Ayeti, Zina eden kadınları ev hapsinde tutun deyip cümleyi sonlandırsaydı, o zaman Nur Suresinde yüz değnek vurulmasının emredilmesi onunla çelişirdi, Oysa Nisa suresindeki ayette "Allah onlar hakkında bir çözüm yolu gösterinceye kadar evlerde tutun" denmektedir. Nisa Suresinin 15. ayeti Allah'ın daha sonra bir başka ceza bildireceğini bildirmektedir. Eğer o ayette bu bildirilmeseydi çelişki olurdu. Ancak görüldüğü gibi çelişki yoktur. Ayette o cezanın geçici olduğu ve Allah'ın daha sonra bir başka çözüm göstereceği bildirilmiştir. "Nesih" ve "Mansuh" ta olan şudur ki, Allah bazı yasakları aşamalar halinde indirmiştir. Buna en güzel örnek alkolun yasaklanmasıdır. Alkol ile ilgili ilk inen ayet Bakara Suresinin 219. ayetidir, bu Ayette Allah şoyle buyurur; يَسْأَلُونَكَ عَنِ الْخَمْرِ وَالْمَيْسِرِ قُلْ فِيهِمَا إِثْمٌ كَبِيرٌ وَمَنَافِعُ لِلنَّاسِ وَإِثْمُهُمَآ أَكْبَرُ مِن نَّفْعِهِمَا وَيَسْأَلُونَكَ مَاذَا يُنفِقُونَ قُلِ الْعَفْوَ كَذَلِكَ يُبيِّنُ اللّهُ لَكُمُ الآيَاتِ لَعَلَّكُمْ تَتَفَكَّرُونَ ﴿٢١٩﴾ Yes’elûneke anil hamri vel meysir, kul fîhimâ ismun kebîrun ve menâfiu lin nâsi, ve ismuhumâ ekberu min nef’ihimâ ve yes’elûneke mâzâ yunfikûn kulil afve, kezâlike yubeyyinullâhu lekumul âyâti leallekum tetefekkerûn. Sana içkiyi ve kumarı sorarlar. De ki: “Onlarda hem büyük günah, hem de insanlar için (bazı zahirî) yararlar vardır. Ama günahları yararlarından büyüktür.” Yine sana Allah yolunda ne harcayacaklarını soruyorlar. De ki: “İhtiyaçtan arta kalanı.” Allah, size âyetleri böyle açıklıyor ki düşünesiniz. Kuran'ın bu ayeti alkolü yasaklamaz. Sadece sarhoş edici maddelerde zarar ve yarar olduğunu ancak zararın yarardan daha fazla olduğunu soyler. Alkol ile ilgili indirilen bir sonraki Ayet ise Nisa Suresinin 43. Ayetidir. يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ لاَ تَقْرَبُواْ الصَّلاَةَ وَأَنتُمْ سُكَارَى حَتَّىَ تَعْلَمُواْ مَا تَقُولُونَ وَلاَ جُنُبًا إِلاَّ عَابِرِي سَبِيلٍ حَتَّىَ تَغْتَسِلُواْ وَإِن كُنتُم مَّرْضَى أَوْ عَلَى سَفَرٍ أَوْ جَاء أَحَدٌ مِّنكُم مِّن الْغَآئِطِ أَوْ لاَمَسْتُمُ النِّسَاء فَلَمْ تَجِدُواْ مَاء فَتَيَمَّمُواْ صَعِيدًا طَيِّبًا فَامْسَحُواْ بِوُجُوهِكُمْ وَأَيْدِيكُمْ إِنَّ اللّهَ كَانَ عَفُوًّا غَفُورًا ﴿٤٣ Yâ eyyuhâllezîne âmenû lâ takrabûs salâte ve entum sukârâ hattâ ta’lemû mâ tekûlûne ve lâ cunuben illâ âbirî sebîlin hattâ tagtesilû. Ve in kuntum mardâ ev alâ seferin ev câe ehadun minkum minel gâiti ev lâmestumun nisâe fe lem tecidû mâen fe teyemmemû saîden tayyiben femsehû bi vucûhikum ve eydîkum. İnnallâhe kâne afuvven gafûrâ. Ey iman edenler! Sarhoş iken ne söylediğinizi bilinceye kadar, bir de -yolcu olmanız durumu müstesna- cünüp iken yıkanıncaya kadar namaza yaklaşmayın. Eğer hasta olur veya yolculukta bulunursanız, veyahut biriniz abdest bozmaktan gelince ya da eşlerinizle cinsel ilişkide bulunup, su da bulamazsanız o zaman temiz bir toprağa yönelip, (niyet ederek onunla) yüzlerinizi ve ellerinizi meshedin. Şüphesiz Allah, çok affedicidir, çok bağışlayıcıdır. Bu ayetle daha ileri bir aşamaya geçildi. Daha önceki Ayetle alkolün haram olduğunu söylenmedi, sadece yol gösterildi. Sarhoşluk veren şeylerde zarar ve bazı yararlar vardır. Fakat zararları ve yararlarından daha fazladır. dendi, bir sonraki Ayette ise Kendinizi bilmez bir haldeyken (sarhoşken) namaz kılmayın. dendi. Müslümanın günde 5 vakit namaz kılması gerektiğine göre bu ayet dolaylı olarak alkol kullanmasını engeller. Böylece gündüz Alkol kullanamaz. Alkolü haram kılan son Ayet ise Maide suresinin 90. Ayeti idi, Bu ayette şoyle buyurulmaktadır; يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ إِنَّمَا الْخَمْرُ وَالْمَيْسِرُ وَالأَنصَابُ وَالأَزْلاَمُ رِجْسٌ مِّنْ عَمَلِ الشَّيْطَانِ فَاجْتَنِبُوهُ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ ﴿٩٠﴾ Yâ eyyuhâllezîne âmenû innemâl hamru vel meysiru vel ensâbu vel ezlâmu ricsun min ameliş şeytâni fectenibûhu leallekum tuflihûn. Ey iman edenler! (Aklı örten) içki, kumar, dikili taşlar(putlar) fal ve şans okları ancak, şeytan işi birer pisliktir. Onlardan kaçının ki kurtuluşa eresiniz. İşte bu ayetle beraber alkol yasağı geldi. Bu Ayet inince fıçılar dolusu içkiler bir daha doldurulmamak üzerine Medine sokaklarına döküldü. Bazı insanlar Maide Suresinin bu 90. Ayetinin Bakara Suresinin 219. Ayetini geçersiz kıldığını ve ikisinin birbiri ile çeliştiğini söylerler. Burada asla bir çelişki söz konusu değildir. Sadece daha fazla bilgi verilmektedir. İlk Ayet size sadece Alkolun yarar ve zararı olduğunu ve zararının daha fazla olduğunu söyledi. Bu Ayet hala geçerlidir. Sarhoş edici şeylerde zarar ve yarar hala vardır. Tıp doktorlarının Alkolu kullandıklarını biliriz, Alkolün yararları olduğunu ve tıpta kullanıldığını biliriz. Ancak zararının yararından çok olduğunu da biliriz. Ancak zararının yararından çok olduğunu da biliriz. Sarhoşken namaz kılmayın diyen bir sonraki Ayet de bugün hala geçerlidir. Sarhoşken namaz kılamazsın. Yasağı koyan son Ayet ise diğer Ayetlerle çelişmez, Aksine onları içine alır ve kapsar. Örnek : Sizlere İngilterede yaşadığımı söylesem sonra ertesi gün Sizlere Londra'da yaşıyorum desem üçüncü gün ise Harrow'da (Londra'da bir bölge) yaşıyorum desem, İngiliztere'de Londra'da yaşadığım anlaşılır. Ama ilk söylediğim İngiltere'de yaşadığım bilgisi genel bir bilgidir. Sonra Londra'da yaşadığımı söylemem daha belirleyicidir. Harrow'da yaşıyorum dediğimde ise daha da belirleyici olur ve ilk söylediğimle çelişmez. Bu sebeple alkolün yasaklandığı son ayet ile sarhoş edici şeylerde zarar ve yarar olduğunu söyleyen ayet birbiri ile çelişmez. Nisa Suresinin 43. Ayeti olan; Kendinizi bilmez bir haldeyken (sarhoşken) namaz kılmayın. ayeti ile de çelişmez. Sadece daha fazla bilgi içerir ve yasaklamanın olduğu son ayete uyduğunuzda otomatik olarak diğerlerine de uymuş olursunuz. Bu Sebeple Kuran'da çelişki yoktur. Eğer çelişki olsaydı bu sözler Allah'ın kelamı olamazdı. Kimse Kuran'da çelişki bulamaz, Çelişki var diyosan muhakkak ki o çelişki sendedir.! *Bu Konumuz "Kuran'da çelişki Var veya Varmı" "Kuran'da kaldırılmış Ayet varmı" diye İddia eden veya soran Ateistler için cevap vardır. Allah (C.C) Kuranda çelişki vardır diyen Ateistlere, Kuranda kaldırılmış Ayet vardır diyen Ateistlere ve Diğer Ateistlere Hidayet Nasip Etsin ve Kalplerine İman Nasip etsin. İnşaAllah yeni Konumuzda görüşmek üzere. İyi günler
  3. Misafir

    Gerçek islam bu değil

    Duyunca çok güldüğüm bir kıvırtmacadır. Dostum bu cümleyi ne zaman kullanıyorsan bil ki yanılıyorsun; Gerçek islam tam da bu. İnanmıyorsan aç Kuran'ı, aç hadis kitaplarını ve gör acı gerçeği.
  4. 17:31 - Bir de geçim korkusuyla çocuklarınızı öldürmeyin, onlara da, size de rızkı biz veririz. Şüphesiz ki onları öldürmek, çok büyük bir suçtur. - http://www.haber7.com/3sayfa/haber/689887-25-aylik-kubra-bebek-acliktan-oldu - Örnekte verilenlere göre allah burada ne demek istemiş? a ) Yoksulluk korkusuyla çocuklarınızı öldürmeyin, kendi kendilerine ölsünler. b ) Çocuklarınızı öldürmeyin, onları biz rızık vermeyerek zaten öldürürüz. c ) Ben dilediğime rızık veririm. d ) Biz çocuklara ağır sınavlar yaparız. e ) Onları öldürmek büyük bir suçtur, ben büyük bir suç işliyorum.
  5. Saygı değer tüm insanlara. Açık şekilde yazılı bu kitabın 2. suresinin 22. ayeti her şeyi özetliyor. Buyurunuz; “O Rabbiniz ki yeryüzünü size bir döşek, göğü de bir kubbe yaptı.”(Bakara,22) YERYÜZÜ : DÖŞEK GÖK : KUBBE İKİ RESİMDEN HANGİSİNİ ANLIYORSUNUZ? BÜYÜK İHTİMALLE BİRİNCİSİ. ÇADIRLI DÜZ BİR YER.
  6. Misafir

    Allah da cehennemde yanacak mı?

    Yanacak. Araf 36'yı ihlal etmekten sonsuza kadar yanacak... Ne acı.... 1) Araf 36- Ayetlerimizi yalanlayanlar ve onlara karşı büyüklenenler, işte onlar ateşin arkadaşlarıdır; onda sonsuz olarak kalacaklardır. 2) Bakara 99- Andolsun, biz sana apaçık âyetler indirdik. Bunları ancak fasıklar inkâr eder. Bakara 209- Size apaçık deliller geldikten sonra, eğer yine de yan çizerseniz, bilin ki Allah, gerçekten mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir. Al-i İmran 103- Hep birlikte Allah'ın ipine (Kur'an'a) sımsıkı sarılın. Parçalanıp bölünmeyin. Allah'ın size olan nimetini hatırlayın. Hani sizler birbirinize düşmanlar idiniz de o, kalplerinizi birleştirmişti. İşte onun bu nimeti sayesinde kardeşler olmuştunuz. Yine siz, bir ateş çukurunun tam kenarında idiniz de o sizi oradan kurtarmıştı. İşte Allah sizeâyetlerini böyle apaçık bildiriyor ki doğru yola eresiniz. Al-i İmran 105- Kendilerine apaçık deliller geldikten sonra parçalanıp ayrılığa düşenler gibi olmayın. İşte onlar için büyük bir azap vardır. Nisa 174- Ey insanlar! Size Rabbinizden kesin bir delil (Hz. Muhammed) geldi ve size apaçık bir nur (Kur'an) indirdik. Maide 15- Ey kitap ehli! Artık size elçimiz (Muhammed) gelmiştir. O, kitabınızdan gizleyip durduğunuz gerçeklerden birçoğunu sizlere açıklıyor, birçoğunu da affediyor. İşte size Allah'tan bir nur ve apaçık bir kitap (Kur'an) gelmiştir. Tevbe 115- Doğru yola ilettikten sonra, sakınacakları şeyleri kendilerine apaçık bildirmedikçe, Allah bir toplumu saptıracak değildir. Şüphesiz Allah her şeyi hakkıyla bilendir. Yusuf 1- Elif Lâm Râ. Bunlar, apaçık Kitabın âyetleridir. Hicr 1- Elif Lâm Râ. Bunlar, kitabın ve apaçık olan Kur'an'ın âyetleridir. Hac 16- Böylece biz Kur'an'ı apaçık âyetler halinde indirdik. Şüphesiz Allah dilediğini doğru yola iletir. Nur 1- Bu, bizim indirdiğimiz ve (hükümlerini) farz kıldığımız bir sûredir. Düşünüp öğüt almanız için onda apaçık âyetler indirdik. Neml 1- Ta-Sîn. Bunlar Kur’an’ın, apaçık bir kitabın âyetleridir. Şuara 2- Bunlar, apaçık Kitab'ın âyetleridir. Şuara 195- Uyarıcılardan olasın diye onu güvenilir Ruh (Cebrail) senin kalbine apaçık Arapça bir dil ile indirmiştir. Kasas 2- Bunlar apaçık Kitab'ın âyetleridir. Sebe 3- İnkar edenler, "Kıyamet bize gelmeyecektir" dediler. De ki: "Hayır, öyle değil, gaybı bilen Rabbime andolsun ki, Kıyamet size mutlaka gelecektir. Ne göklerde ve ne de yerde zerre ağırlığında bir şey bile ondan gizli kalmaz. Bundan daha küçük ve daha büyük ne varsa hepsi apaçık bir kitaptadır." Yasin 69- Biz o Peygamber'e şiir öğretmedik. Bu ona yaraşmaz da. O(na verdiğimiz) ancak bir öğüt ve apaçık bir Kur'an'dır. Zuhruf 3- Apaçık Kitab'a andolsun ki, iyice anlayasınız diye biz, onu Arapça bir Kur'an yaptık. Hadıd 9- O, sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için kulu Muhammed'e apaçık âyetler indirendir. Şüphesiz Allah, size karşı çok esirgeyici, çok merhametlidir. Mücadele 5- Allah'a ve Resülüne düşmanlık edenler, kendilerinden öncekilerin alçaltıldığı gibi alçaltılacaklardır. Oysa biz apaçık âyetler indirdik. Kafirler için alçaltıcı bir azap vardır. Bakara 159- İndirdiğimiz apaçık delilleri ve hidayeti Kitap'ta açıklamamızdan sonra onları gizleyenler var ya, işte onlara hem Allah lanet eder, hem de bütün lanet etme konumunda olanlar lanet eder. 3) Ali İmran 7 - Öyle bir Tanrı'dır ki sana kitap indirdi. Onun bir kısmı, mânası-apaçık âyetlerdir ve bunlar, kitabın temelidir. Diğer kısmıysa çeşitli mânalara benzerlik gösterir âyetlerdir. Yüreklerinde eğrilik olanlar, fitne çıkarmak ve onları tevil etmek için mânaları açık olmayan âyetlere uyarlar. Halbuki onların tevilini ancak Allah bilir. Bilgide şüpheleri olmayacak kadar kuvvetli olanlarsa derler ki: Biz inandık ona, hepsi de Rabbimizdendir; bunu aklı tam olanlardan başkaları düşünemez.
  7. "Bakara 178, Kuran'daki akıl almaz ayetlerden biri, klasik bir aşiret töresinin yazıya dökülmüş hali" diyerek, bu efsanevi ayetteki bir diğer cümleciğin enine boyuna tartışılmasında Kuran'daki mantığın anlaşılması açısından fayda görüyorum. Bu ayet, aşiret hukukunda görülen kan parası uygulamasını meşrulaştırmaktadır. Kan parası uygulaması ise güçlüyü koruyan, zayıfı ezen bir uygulamadır. Bu sebeple de hiçbir çağdaş ülkenin yasalarında kasten cinayet işleyen birisinin kan parası ödeyerek cezadan kurtulması mümkün değildir. Kan parası uygulamasını savunmaya çalışacak arkadaşlar dünyadan ve hukuktan haberi olmayan arkadaşlar lütfen önce kan parası uygulamasının sakıncalarını düşünürler ve araştırırlarsa sevinirim. Ama bunu yapamıyorlarsa şu soruya cevap vermeleri bile yeterlidir; Niçin çağdaş ülkelerde "kan parası" uygulaması yoktur? Not:Kan parası karşılığı katili affetmeye yetkili olanın ölen ağabeyi olması da ayrıca tartışılacaktır ---------------------------------------------------- 178- Ey iman edenler! Öldürmede kısas size farz kılındı. Hüre hür, köleye köle, kadına kadın. Ama her kim, ölenin kardeşi tarafından bir şey karşılığı bağışlanırsa, o zaman örfe uyması, ona diyeti güzellikle ödemesi gerekir. Bu, Rabbiniz tarafından bir hafifletme ve bir rahmettir. Her kim bunun arkasından yine saldırırsa, artık ona acı veren bir azab vardır.
  8. Münafıklık; Kuran'da, islamda ve müslümanların yaşamında önemli yer tutan bir kavram olmasına rağmen forumda hak ettiği yeri bulmadığını üzülerek müşahade ettim Halbuki dini bütün insanlar bu kavramı günlük yaşamlarında sık sık kullanırlar ama frumdaki dinci arkadaşlarımızın ağzından bu kavramı hiç duymuyoruz. Bu başlıkta münafık ve münafıklığın ne olduğunu, bir münafığın nasıl tespit edilebileceğini ya da tespit edilmesinin mümkün olup olmadığını, mürted ile münafık arasındaki farkı, ele almak istiyorum. Bu çerçevede; Münafığın kim olduğunu ve tespit yöntemlerini bizlere söyleyebilecek müslüman arkadaş var mı?
  9. Muhteşem yüzyılın bu akşamki bölümünde Pargalı boğdurtuldu. Kanuni, içi rahat etsin diye Ebu Suud'tan Pargalıyı öldürtmeden önce, işi islama uygun yapabilmesi için bir yol bulmasını istedi. Ebu Suud'ta Zumer 42 ile Kanuni'ye istediği "fetva"yı verdi. Ebu Suud'a göre bu ayete göre insan uykusunda ölü durumunda olacağı için sorumluluğu olmazmış. Bu sebeple Kanuni kendisi uyurken Pargalı'yı boğdurttu. Şüphesiz ki işini bilenler için ayetlerde ve dinde büyük kolaylıklar vardır. Sanırım, bu akşam herkes bu ayeti sorgular. Ve umarım ki kimse Ebu Suud'a veya diziye güvenip bu ayetten hareketle uyurken insanlara suç işletmez. Zumer 42 - Allah, (ölen) insanların ruhlarını öldüklerinde, ölmeyenlerinkini de uykularında alır. Ölümüne hükmettiklerinin ruhlarını tutar, diğerlerini belli bir süreye (ömürlerinin sonuna) kadar bırakır. Şüphesiz bunda düşünen bir toplum için elbette ibretler vardır. Not:Bu arada yazı ayva gibi olmuş, okuyanın boğazına duruyor. Kusura bakmayın, her zaman akıcı yazmak mümkün olmuyor
  10. Aslında 2 soru sormak istiyorum. 1)Allah'ın ayetlerini yalanlamak nedir? 2)Allah'ın ayetlerine karşı büyüklenmek nedir? Not:Bilmeyenler lütfen cevaplamasın, konu teknik olup demagoji ve duygusallıktan uzak cevaplar takdir edilecektir.
×
×
  • Yeni Oluştur...