Jump to content

Genel Araştırma

'mantık' etiketi için arama sonuçları.

  • Etiketlere Göre Ara

    Aralarına virgül koyarak ekleyin
  • Yazara Göre Ara

İçerik Türü


Forumlar

  • FORUM YÖNETİMİ
  • FORUMLAR
    • ATEİSTFORUM
    • ATEİSTCAFE
    • BİLİM FORUMU
    • HODRİ MEYDAN FORUMU
    • KURALLAR ve DUYURULAR
    • TAVANARASI
  • ATEİSTFORUM ARŞİVLERİ
    • FORUM ARŞİVLERİ

Find results in...

Find results that contain...


Oluşturma Tarihi

  • Start

    End


Son Güncelleme

  • Start

    End


Filter by number of...

Katılım

  • Start

    End


Üye Grubu


AIM


MSN


Website URL


ICQ


Yahoo


Jabber


Skype


Location


Interests

Araştırmada 3 sonuç bulundu

  1. Merhaba arkadaşlar, foruma yeni üye oldum ve bir konu açayım dedim. Söyleyeceklerim tanrı ve yaratıcı kavramlarının çelişkisini kapsıyor, belli bir din özelinde yazmayacağım, genel şeylerden söz edeceğim. Konuyu nereye açacağımı bilemedim, ateist cafe kısmına da açtım ve şimdi de buraya açıyorum, konunun nerede olması uygun ise orada kalsın rica ediyorum. Neyse konuya geçelim. Yaratıcı ve tanrı kavramlarından bahsetmek istiyorum. Çoğu zaman bu kavramlar eş anlamlı olarak kullanılır. Bu 2 kavram çoğunlukla evreni aşkın olan ve evreni yaratan, madde üstü, bilinçli ve akıllı bir varlıktan bahseder. Bunun çelişkisinden söz edeceğim. Bilinç, akıl, tasarımcılık vs bunlar nedir? Niteliktir. Peki bu nitelikler nasıl oluşur, sebebi nedir? Bu nitelikler maddi koşulların dinamizminin sonucu olarak ortaya çıkarlar. Yani maddeye sıkı sıkı bağımlıdırlar. Bazıları bu noktada tanrının "beyni olması lazım" gibi itirazlar yaparlar. Teistler de beynin olması gerekmediğini örneklerle anlatırlar, hatta flash bellek ve bilgisayar örneği vererek beyin gibi organların gerekli olmadığını söyleyerek tanrıyı çelişkiden kurtarmaya çalışırlar. Fakat bilgisayar da olsa başka bir şey de olsa orda maddi bir yapı var, birbiriyle ilişkisi olan parçalar var. Bunlar olmaksızın bilinç, akıl, irade gibi nitelikler var olamaz, bu niteliklere hayat veren maddenin dinamizmidir. Dolayısıyla maddeyi aşkın olarak ve maddenin ortaya çıkardığı niteliklere maddesiz ve mutlak olarak sahip olmak kurgudur ve tanrı kavramı çelişkilidir. Maddesiz bir akıl, irade, bilinç yoktur. Teist argümanları hatırlayacak olursak hep bir sanatçıdan veya malzemeleri bir araya getiren birinden söz edilir. Halbuki biri kavramı maddeden soyutlanır ve oraya dairdir. Madde olmayan birini gördünüz mü? Teistlerin biri dediği insandır, insan ise maddenin organize olmuş bir formudur. Bu noktada teistler insanla sınırlamamak gerektiğini söyleyebilir. Elbette insanla sınırlayamayız ama madde ile sınırlarız. Evrende birçok canlı veya değişik maddeler olabilir, bilinçli ve iradeli varlıklar olabilir ama hepsi de maddenin etkileşimleri sonucu bu nitelikleri kazanmıştır, maddesiz hokus pokusla kazanmak kurgudur ve bir gerçekliği yoktur. O yüzden evrende veya dışında canlılar olabilir ama maddeye ve maddi koşullara bağımlıdırlar, maddeye bağlı olmayıp maddenin çıkarttığı nitelikleri mutlak olarak sahip olmak denen şey yoktur. Agnostisizm de mantık dışıdır. Mesela çoklu evrenler var mı veya dünya dışı canlılar var mı bu konuda agnostik olmak(şu an için bilmiyoruz versiyonu) mantıklı iken yaratıcı ve tanrı kavramları için mantıksızdır. Çünkü öncülde evren ve canlı gözlemine sahibiz ve özelliklerini biliyoruz, bildiğimiz için agnostik olunabilir. Ama tanrı veya yaratıcı diye öncülde maddeyi aşkın olup o niteliklere sahip olan hiçbir varlığın gözlemi yok, o yüzden bilinemez demek safsatadır. Bilinemez olan nedir? Tanrı. Ee bildin işte. Tahmin ettim diyecekler olabilir, tahmin ve fikir yürütmek için öncülde canlıları gözlediğimiz gibi gözlem gerekir, ancak o zaman var olabilir mi, bilebilir miyiz diye fikir yürütebiliriz, yoksa hakkındalığı olmayan kavram hakkında bilinenemezci olmak akıl mantık dışıdır ve kurgudur.
  2. Levia

    Bilimsel düşünmek

    Merhaba, Bilimsel düşünmek nasıl olur ? Bir bilim aşinası fenomenleri ve olayları nasıl değerlendirir. Burada çok uzunca yazacak değilim, nitekim bu gerçekten çok uzun bir konu... Ama temel felsefi yaklaşımı paylaşıp konuyu açacağım. 1. En başta, bilim adamı beynini mümkün olduğunca bütün bildiklerinden arındırır. Sonuçta, varlığın dahi bir anlamı yoktur. İnsan sadece evrende bir detaydır ve bir maymundur. 2. Bilimsel yaklaşmak için, önce eldeki verileri toplamak gerekecektir, bu eksiksiz ve titizce yapılacaktır. 3. Bunları olduğunca ve yorumsuz inceleyecektir. Bilimin en çekirdek tarafı işte burada biter. 4. Bir paradigma düşünüp yorum yapacağı zaman, yorumunun her aşamasını denetlenebilir biçimde açıklayabilecek şekilde yapacaktır. 5. Bu aşamaların herbiri yanlışlanabilir olacaktır : yanlışlanamaz bir aşama varsa bilimsellik o anda bitmiştir. 6. Sonuç ne olursa olsun, onu ifade edip, asla onu ifade etmekden çekinmeyecektir ve baskı önünde asla eğilmeyecektir. 7. Tartışmalarına elinden geldiğince duygusuyla yanaşmayacaktır. 8. Yaklaşımının herhangi bir aşamasını yanlışlayan veri sunulursa onu derhal hesaba katacaktır ve düzeltme yapacaktır. 9. Yanlışlanamayan en ufak bir veriyi asla kabul etmeyecektir : http://en.wikipedia..../Falsifiability Bilimlerin hepsi aynı bilimsellikde değillerdir. Matematik, fizik ve kimya müspet ilim (harte wissenschaft), tıp, biyoloji, sosyal bilimler, tarih yumuşak bilim (weiche wissenschaft). Bir bilim aşinası hiç bir iddiayı bu şekilde denetlemeden asla kabul etmez. Sevgiler.
  3. bakifani

    Felsefe ve Bilim

    Bilim ve Felsefenin ilgi alanları farklı olarak söylense de hem felsefenin bilim üzerinde hem de bilimin felsefe üzerinde etkisi vardır. Felsefe bilime bakış açısı kazandırırken, bilim de felsefe de yeni ufuklar açar. Bilim, her toplumda felsefi akımlara göre farklı algılanmış, bilgi kaynağı ve meşru bilgiye ulaşma konularında aynen bu forumda olduğu gibi değişik görüşlerin ortaya çıkmasına sebep olmuştur. Ampirizm kendi içerisinde İdealist ve Materyalist olarak ikiye ayrılır. Mateyalist deneycilere göre; objektif olarak var olan dış dünyanın gözlem, deney ve deneyimle kavranabileceği varsayılır. İdealist Ampiristler ise, deneyimlere dayanır ve bunu duyumlarla sınırlarlar. Gerçek, embollerden ibaret olup insanların bilgi birikiminde ve algılamalarında saklıdır. Varlıklar, 'ideler aleminin' (düşünceler ve idealar) birer yansımasıdır. İsealistlerden bazıları deneyciliği de yetersiz bulur, zira deney ve duyumlara aşırı önem verip aklı geri plana itmektedir. Tümevarımın nasıl sağlanacağı net değildir. Pozitivizm (akılcılık, olguculuk) metafiziğin yerine olgulara dayanan bilimi savunur. Bilim olguları, başka olgulara dayanarak savunmalıdır. Aslında hem metafiziğin hem de materyalizmin arasında orta bir yol gibidir. Pozitivizme göre, doğrulanabilen bilgi gerçek bilgidir. Metafizik bilgiyi bilimsel bilgiden ayırmak için doğrulanabilirliği kullanır. Bir önermenin doğruluğu, onun doğrulanabilirliğine bağlıdır. Bununla beraber insanlar yanlış yönlendirildiklerinde yanılabilirler ve bu yüzden objektiflikten uzaklaşabilirler. Bu suretle bilim ve araştırmacı arasındaki en büyük engellerden biri ,önceden var olan kalıp yargılardır. Sonuç olarak, bilimin oluşması mantıksal bir süreçten geçmek zorundadır, yani somut olan soyut bir mantıktan geçerek var olur, hiç bir önerme de akıl uyürütmek için tek başına yeterli değildir. Eğer öncül önermeniz yanlış ise, sonuç önermeniz ve varacağınız sonuç ta yanlış olacaktır.
×
×
  • Yeni Oluştur...