Jump to content

Genel Araştırma

'test' etiketi için arama sonuçları.

  • Etiketlere Göre Ara

    Aralarına virgül koyarak ekleyin
  • Yazara Göre Ara

İçerik Türü


Forumlar

  • FORUM YÖNETİMİ
  • FORUMLAR
    • ATEİSTFORUM
    • ATEİSTCAFE
    • BİLİM FORUMU
    • HODRİ MEYDAN FORUMU
    • KURALLAR ve DUYURULAR
    • TAVANARASI
  • ATEİSTFORUM ARŞİVLERİ
    • FORUM ARŞİVLERİ

Find results in...

Find results that contain...


Oluşturma Tarihi

  • Start

    End


Son Güncelleme

  • Start

    End


Filter by number of...

Katılım

  • Start

    End


Üye Grubu


AIM


MSN


Website URL


ICQ


Yahoo


Jabber


Skype


Location


Interests

Araştırmada 2 sonuç bulundu

  1. Malum olduğu üzere dinlerin insan aklını kilitleyen en büyük kozu cehennem tehdididir. Çocukluktan itibaren cehennem tehdidiyle terörize edilen insanlar kendi dinleri hakkında sağlıklı bir muhakeme yapamazlar. Hayatın diğer alanlarında gayet normal ve akılcı davranırken din konusu açıldığında oldukça basit, yüzelsel ve aptalca düşünürler. Allahın dengesiz terazisinin en çok tartışılan örneklerinden biri sonsuz cehennem cezasıdır, aslında işkence demek daha doğru. Müslümanlar genellikle şöyle rasyonalize etmeye çalışır: “Beşeri adalet 1 dakika cinayete 15 yıl hapis veriyor. Allahı inkâr sonsuz bir cinayet ve sonsuz bir tecavüzdür. Dolayısıyla sonsuz tecavüzler sonsuz azabı gerektirir.” Yani apolojistler sonsuz eziyeti rasyonalize etmek için ilahi otoritenin namusunu kurtarılmasını gerekçe olarak gösteriyorlar. Otoriteye saygısızlığı katliam ile kıyaslayan bir mentalite. Otoriteye inanmaz, saygısızlık yaparsan katliam yapmış gibi ceza alırsın. Ben desem ki ben buraların kralıyım, benim otoritemi, krallığımı, saltanatımı kabul etmeyen 1000 kişi katletmiş gibi cezaya çarptırılacaktır. Harika bir mantık olur değil mi? Allah din, inanç, mezhep ayrımcılığı yapmaksızın insan haklarını çiğneyenleri en büyük cezaya çarptırsaydı daha saygın bir kişi olurdu. Hep kendi onurunu kurtarmayı düşündüğü, iyilikten, insancıllıktan çok bağlılığı ve sadakati ödüllendirdiği için itibarı sarsılmıştır.
  2. Muslim ve Hristiyan apolojetikler ve teologlar en primitif ateistik argümanlara bile tatmin edici cevap vermekten aciz. Müslümanlar ya okumadıklarından ya da okusalar bile sonradan unuttuklarından veya bu konuları çok yüzeysel geçtiklerinden "CevaB Veremedi" yanılgısıne kapılıyorlar bence. Teodise tartışmalarında apolojistler ve teologlar genellikle "Tanrı bizim imanımızı test etmek için zor zamanlar icat ediyor. Eğer imanımız zayıfsa her şey yolunda gittiğinde imanımızın zayıflığı belli olmaz. Tanrı insana özgür irade ve seçim serbestiyeti verdi" apolojyasıyla Tanrı'yı aklama eğilimindedir. Ancak başımıza gelen felaketlerin bir kısmı özgür irade dışı olduğundan bu apolojya Tanrı'yı affetmemiz için yeterli değil. Tanrı birilerini sınama ihtiyacı uğruna masum çocukların acı içinde kıvranarak can vermelerine göz yumuyor. Farzet ki bir kimse insanları test etmek ve onların ahlaklarını geliştirmek gerekçesiyle suçsuz insanlara akıl almaz işkenceler yapıyor. Tanrı'nın planı da bu vicdansızlıktan farksız. İnsanlar farklı entelijans levellere, farklı sosyo-ekonomik geçmişlere sahipler ve farklı kondisyonlarda gelişmişlerdir. Farklı bedensel ya da ruhsal şikayetleri var. Ve göz önünde bulundurulması gereken en önemli şey hepsinin yaşam süresi çeşitlilik arzediyor. Durum böyle olunca adil bir sınavdan söz edilebilir mi? Peki ya peygamberler, mücedditler, evliyalar, mehdiler, ve mesihler... Bu seçilmiş insanların ruhları ayrıcalıklı mı yaratılmış? Tanrı sonsuza dek lanetleyeceği ruhları neden yaratıyor? İnsan yakmaktan zevk alan sadist bir doğaya mı sahip? Her şeyi bildiğine göre neden böyle boktan bir test hazırlamaya girişsin ki? Hemen sadede gelseydi ve ruhları gidecekleri yere gönderseydi. Mazoşist ve asexual birini cennet nasıl tatmin edebilir? Eğer Allah ölümünden sonra cennetten haz alacak şekilde re-dizayn edecekse bu gerçekte o kişi olmayacaktır. Tanrının yapacağımızı bildiğinden BAŞKA bir şeyi yapmamız mümkün mü? Sonsuz Hayırseverlik konusuna gelince; Neden Allah, sexomanyak peygamberinin uçkur-ı şerifini memnun etmek için pezevenklik eder de Afrikada açlıktan kıvranan çocuklar için kıçını kaldırıp bir şey yapmaz? Dünya hakimiyetine yeltenen kaçık bir kral düşünün. Bu kral istilâ ettiği tüm topraklardaki halka zulmediyor, temel hak ve özgürlüklerini kısıtlıyor ve cebren onları ağır işlerde çalıştırıyor. Bu davranışının gerekçesi ise evlere şenlik. İnsanların ne kadar yardımsever oldukları konusunda kendilerini ispatlaması için onlara ortam yarattığını, gerçekte kendisinin bir iyilik savaşçısı olduğunu söylüyor. Tanrının adaleti de buna benziyor. Hikayedeki adamın abesle iştigal ettiğini düşünen teistler aynı şeyi tanrı için söylemezler nedense. Bu konuda İngiliz filozof Colin McGinn'in güzel bir söyleşisi var: Tanrının öz kızınızı tecavüze uğramakla imtihan etmesine ve trajik bir çocukluk travması yaşamasına razı olur muydunuz? Sınav olması tanrıyı affetmeniz için yeterli mi? Anlayacağın, Molly, ben sana tecavüz eden adamı durdurabilirdim, ama bu onun özgür iradesine müdahale olurdu. Ve bir tecavüzcünün özgür iradesi senden daha önemlidir. Şimdi... nerede o gülücük?
×
×
  • Yeni Oluştur...