Jump to content

Genel Araştırma

'yaratıcı' etiketi için arama sonuçları.

  • Etiketlere Göre Ara

    Aralarına virgül koyarak ekleyin
  • Yazara Göre Ara

İçerik Türü


Forumlar

  • FORUM YÖNETİMİ
  • FORUMLAR
    • ATEİSTFORUM
    • ATEİSTCAFE
    • BİLİM FORUMU
    • HODRİ MEYDAN FORUMU
    • KURALLAR ve DUYURULAR
    • TAVANARASI
  • ATEİSTFORUM ARŞİVLERİ
    • FORUM ARŞİVLERİ

Takvimler

  • Community Calendar

Find results in...

Find results that contain...


Oluşturma Tarihi

  • Start

    End


Son Güncelleme

  • Start

    End


Filter by number of...

Katılım

  • Start

    End


Üye Grubu


AIM


MSN


Website URL


ICQ


Yahoo


Jabber


Skype


Location


Interests

Araştırmada 2 sonuç bulundu

  1. Merhaba, iki gündür forumu inceliyorum. Yeteri kadar incelediğim söylenemez ama yeni bir üye olarak ve her insan gibi hakikatin bir talibi olarak bilmeye, bilime, dine dair bazı fikirlerimi ve öğrendiklerimi bu başlıkta paylaşmak istiyorum. İtham etmeyen, aşağılamayan, dogmatik olmayan samimi kişilerle dilimin döndüğünce muhabbet etmek te isterim ancak olabildiğince polemikten ve karşılıklı tartışmadan kaçınacağım. Size, dışardan bakan bir göz ve ayna olmaya çalışacağım. Sizin de inananlar ve Müslümanlar konusundaki ayna olma vazifenize saygı duyuyor ve tespitlerinizin bir kısmına katılıyorum. Bir kısmını da tashih etmenize yardımcı olmak isterim. Tabii buraya üye olmaktaki asıl muradım bir konuda size danışmak. Onu daha sonra ifade edeceğim. Evet parça parça yazacağım düşüncelerimin ilk kısmı aşağıdadır. Eğer Hakikat ya da Gerçek diye bir şey varsa yani atom altı parçacıklardan galaksilere kadar gözle gördüğümüz her şeyi belirleyen bir ilke, bir gaye varsa (Varlığın Bir Hakikati varsa) insanın bu hakikatle kuracağı ilişki epistemik( zahir anlamıyla bilmeye dair) bir ilişki olamaz. Çünkü inanan olsun inanmayan olsun insanın bilme konusundaki durumu gerçekten çok zayıftır. Yani hem bilgimizin miktarı evrendeki tüm bilgilere kıyaslandığında hiçbir şey ifade etmiyor hem de bilgi edinme ve yorumlama araçlarımız mükemmel değil yani kusurlu. (Bundan maksadımı daha sonra detaylandırmak isterim). Öte yandan insanın eşya ile olan bilme ilişkisi çoğu zaman eşyayı tanımlama, üzerinde hâkimiyet kurma ve menfaati doğrultusunda kullanmayı da beraberinde getirir ve bu Yaratıcı söz konusu olduğunda kapasitemizi aştığından imkansızdır. O yüzden arayış içinde olan ve samimi bir insanın Allah’la, O’nu insani bilme araç ve yöntemleriyle bilme esaslı bir ilişkiye talip olmaması lazımdır. Ya da “Ben elimdeki zihinsel araçlarla Sen i neden kesin olarak bilemiyorum, niye bana kendini şüpheye yer bırakmayacak şekilde ispat etmiyorsun” demesi çok anlamlı değildir çünkü zaten O varsa, nasıl davranması ya da ne yapması gerektiğini sen tayin edemezsin. Onunla kuracağın ilişkinin ismini, esasını ve rolleri O tayin edecek ve bunu sana bildirecektir. Peki, bilimsel yöntemle alakalı olan gözlem, analiz, sentez, kıyas, kontrollü deney, matematiksel modelleme vb. metotlarla Yaratıcıyla bilişsel bir ilişki kuramıyorsak nasıl ve ne tür bir ilişki kurabiliriz? Bu sorunun cevabı bir sırdır ve her insanın kendinde gizlidir. Ancak sezdiğim bir şey varsa o da Allah la irtibat kurmak ya da dini tecrübe seçkin bir zümreye has bir tecrübe asla değildir. O, o kadar bana yakın, o kadar bana aşina ki gözümü hep başka yere çevirme inadımdan vazgeçtiğimde benliğimde göreceğim ilk şey O olacak. İşte o zaman O’nunla şartlarını benim tanımladığım bir bilme ilişkisi değil, şartlarını O’nun tanımladığı bir iman, güven, teslimiyet, şükür, ebediyete dâhil olma, onun yakınlığına gark olma ve boğulma, onun senfonisinin bir notası olma tecrübesi yaşayabileceğim. Hani yaratılmışların nefesleri adedince O na giden yol vardır derler ya aslında biz nefsimizin ve şeytanın ayartma ve tesirlerinden kurtulabilsek her zerremizin her an Onunla olduğunu, ruhumuzun onun nefesi olduğunu anlayabileceğiz. Ama bunun için arınmış bir nefse ve samimi bir yöneliş ve niyete ve biraz da sabıra ihtiyaç var. Bunlar olduktan sonra şüphesiz bir gün perde kalkacak ve hayranlık verici güzellik karşımızda duracaktır. Bu konuda ben gerçeği buldum ve elimdekinden memnunum gibi dogmatik ve komik bir iddiası olmayan, ben hep arayacağım ve bulduğumda teslim olacağım diyebilme cesareti gösteren ateist ve agnostiklere naçizane tavsiyem samimi duayı terk etmemeleri. Çünkü Allah sadece Müslümanların değil, Hristiyan, Yahudi, Müşrik, Ateist, Agnostik vb. herkesin duasını kabul eder.
  2. Merhaba arkadaşlar. Yaratıcı ve tanrı kavramlarından bahsetmek istiyorum. Çoğu zaman bu kavramlar eş anlamlı olarak kullanılır. Bu 2 kavram çoğunlukla evreni aşkın olan ve evreni yaratan, madde üstü, bilinçli ve akıllı bir varlıktan bahseder. Bunun çelişkisinden söz edeceğim. Bilinç, akıl, tasarımcılık vs bunlar nedir? Niteliktir. Peki bu nitelikler nasıl oluşur, sebebi nedir? Bu nitelikler maddi koşulların dinamizminin sonucu olarak ortaya çıkarlar. Yani maddeye sıkı sıkı bağımlıdırlar. Bazıları bu noktada tanrının "beyni olması lazım" gibi itirazlar yaparlar. Teistler de beynin olması gerekmediğini örneklerle anlatırlar, hatta flash bellek ve bilgisayar örneği vererek beyin gibi organların gerekli olmadığını söyleyerek tanrıyı çelişkiden kurtarmaya çalışırlar. Fakat bilgisayar da olsa başka bir şey de olsa orda maddi bir yapı var, birbiriyle ilişkisi olan parçalar var. Bunlar olmaksızın bilinç, akıl, irade gibi nitelikler var olamaz, bu niteliklere hayat veren maddenin dinamizmidir. Dolayısıyla maddeyi aşkın olarak ve maddenin ortaya çıkardığı niteliklere maddesiz ve mutlak olarak sahip olmak kurgudur ve tanrı kavramı çelişkilidir. Maddesiz bir akıl, irade, bilinç yoktur. Teist argümanları hatırlayacak olursak hep bir sanatçıdan veya malzemeleri bir araya getiren birinden söz edilir. Halbuki biri kavramı maddeden soyutlanır ve oraya dairdir. Madde olmayan birini gördünüz mü? Teistlerin biri dediği insandır, insan ise maddenin organize olmuş bir formudur. Bu noktada teistler insanla sınırlamamak gerektiğini söyleyebilir. Elbette insanla sınırlayamayız ama madde ile sınırlarız. Evrende birçok canlı veya değişik maddeler olabilir, bilinçli ve iradeli varlıklar olabilir ama hepsi de maddenin etkileşimleri sonucu bu nitelikleri kazanmıştır, maddesiz hokus pokusla kazanmak kurgudur ve bir gerçekliği yoktur. O yüzden evrende veya dışında canlılar olabilir ama maddeye ve maddi koşullara bağımlıdırlar, maddeye bağlı olmayıp maddenin çıkarttığı nitelikleri mutlak olarak sahip olmak denen şey yoktur. Agnostisizm de mantık dışıdır. Mesela çoklu evrenler var mı veya dünya dışı canlılar var mı bu konuda agnostik olmak(şu an için bilmiyoruz versiyonu) mantıklı iken yaratıcı ve tanrı kavramları için mantıksızdır. Çünkü öncülde evren ve canlı gözlemine sahibiz ve özelliklerini biliyoruz, bildiğimiz için agnostik olunabilir. Ama tanrı veya yaratıcı diye öncülde maddeyi aşkın olup o niteliklere sahip olan hiçbir varlığın gözlemi yok, o yüzden bilinemez demek safsatadır. Bilinemez olan nedir? Tanrı. Ee bildin işte. Tahmin ettim diyecekler olabilir, tahmin ve fikir yürütmek için öncülde canlıları gözlediğimiz gibi gözlem gerekir, ancak o zaman var olabilir mi, bilebilir miyiz diye fikir yürütebiliriz, yoksa hakkındalığı olmayan kavram hakkında bilinenemezci olmak akıl mantık dışıdır ve kurgudur.
×
×
  • Yeni Oluştur...