Jump to content
AteshBey

Evrime sondan bir önceki soru...

Recommended Posts

Evrimin en önemli ayağının Rastlantısal mutasyonlar olduğunu biliyoruz...

Ancak evrimin değişmez bir kuralı daha var...

İşe yaramayan yapılar körelir ya da işe yarayabileceği başka bir yapıya dönüşür

Açıkça ifade etmek gerekirse suda iken yararlı olan solungaçlar karaya çıkıldıgında gereksiz olduğundan ya körelecek ve zamanla yok olacaktır ya da işe yarar başka bir yapıya dönecektir... Bazıları tiroid belzerinin atalarımızdaki solungaçların izleri olduğunu söylüyor...

Gelelim soruma...

Her hangi bir c yapısı hem çalışıp hem akciğere nasıl dönüşebilir? Ya da çalışmakta olan iki odacıklı bir kalp nasıl olurda hem çalışıp hemde 3. odacığını oluşturabilir, ya da çalışan 3 odacıklı bir kalp nasıl olurda hem çalışıp hemde dördüncü bir odacık geliştirir? Bu arada komple dolaşım sistemi de evrimleşmelidir...

Mesela X yapısı bir akciğer olmak için 100 milyar mutasyon geçirmiş olsun.... X yapısı 1. mutasyonu geçirdiğinde yeni oluşan yapı bir işe yaramalı ki elenmesin, ikinci mutasyonu geicrdiginde oluşan yapıda bir işe yaramalı ki yine elenmesin, böylece 100 milyar mutasyonun her biri oluştuktan sonra meydana gelen yeni yapı istisnasız bir işe yaramalıdır ki akciğer oluşsun...

Bu durum kalp için veya diğer evrimleşecek tüm yapılar için geçerlidir...

Daha basit şekli ile sormam gerekirse;

Akciğerin milyonda bir küçük bir parçası ne işe yarabilir?

3,15 odacıklı bir kalpteki o 0,15 lik odacık ne işe yarar ? vs. vs.

Peşinen söylemem gereken bir şey var...

"Akciğer veya kalp veya başka bir yapı oluştuğuna göre her mutasyon sonrası oluşan yapı işe yaramış demekki." şeklinde bir cevabı kesinlikle kabul etmiyorum...

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

AteshBey sen buna aklını taktın..

İngilizce bilseydin sana tonla kaynak gösterebilirdim.

Onları Türkçeye çevirmek kolay değil.

Yine de onlara dayanan bir yazı yazmak istiyorum..

HACI

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

OHA! Bu ne kadar saçma bir mantık yürütme yahu? Adam akciğer parsel parsel oluşuyor zannediyor.

Ateşbey sen sorularına cevap aramıyorsun. Aradığını bilsem zahmet edip cevap yazacağım ama sen bence sadece polemik arıyorsun.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

sana kısa kısa cevap vereyim çok uzatmak istemiyorum

kalbin evrimi sıcak ve soğuk kanlı hayvanların oluşmasını sağlamıştır

yani kapakçık ve karıncık kerte kerte değişime uğradı.

timsahlarla insanların kalbini karşılaştır ve timsahların karıncıklarının birleşmediğini dolayısıyla evrimini tamamlayamadığını görürsün.

bu nadenle kirli ve temiz kan kısmen birlikte akar

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
OHA! Bu ne kadar saçma bir mantık yürütme yahu? Adam akciğer parsel parsel oluşuyor zannediyor.

Ateşbey sen sorularına cevap aramıyorsun. Aradığını bilsem zahmet edip cevap yazacağım ama sen bence sadece polemik arıyorsun.

Saçma mı?

Parsel parsel oluşmuyorda nasıl oluşuyor peki? Ya da kalpteki kapaçıklar yavaş yavaş oluşmuyorda nasıl oluşuyor? Birden oluşmuyor herhalde...

Bence sen benim art niyetli düşündüğümden değil bilmediğinden cevap yazmıyorsun... Hatta belkide "Ya hakikaten bu iş nasıl oluyor diye sormuşsundur" bile... Hatta ben bu soruya en iyi evrimcinin bile cevap verebileceğini sanmıyorum... Çünki evrimciler sadece şunu diyebiliyor...

İki odacıklı kalp var, 3 odacıklı kalp var ve 4 odacıklı kalp var... Demekki kalp her durumda çalışabiliyor.. Ama dikkat edersen kalbin hep bitmiş evrelerinden bahsediliyor... Kimse 3 odacıklı kalp 4 odacıklı kalbe doğru evrilirken 4 cü odacığın yarım hali ya da çeyrek hali çalışıyor muydu? Ya da çalışabilir mi? sorusuna cevap vermiyor... Mutlaka bir işe yarıyor olmalı diyor.. İşe yarıyorki 4 odacıklı kalbimiz var deniliyor... Benim itirazım buna...

Atheist

yani kapakçık ve karıncık kerte kerte değişime uğradı.

Bende ondan bahsediyorum zaten... Bu kapakçıklar birden ortaya çıkmadığına göre sorum gayet mantıklı...

Damar yolunun üzerinde kalbe giriş çıkışı tam olarak kapatmayan bir yarım kapak düşünün... Bu yarım kapak ne iş yapar? Engel olmaktan başka....

Kısaca benim aradığım şey; senin bahsettiğin bu her kertenin kesinkez işe yarıyor olmasının gerekliliğidir...

@Hacı

Benim ingilizcem yok sayın hacı...

Eğer cevirip buraya asarsanız son derece memnun olurum... Bana göre evrimin en sakat noktası burası... Buradaki çoğu evrim destekçisininde hakkında hiç bir fikri olmayan bir konu... Soruş şeklimden indirgenemz komplekslik olayında bahsediyorum gibi algılanabilir ama bence alakası yok... Benim sorum her mutasyonun mutlak şekilde işe yaradığını nereden biliyoruz? Hiç 3.5 odacıklı çalışan bir kalp gördük mü? Ya da alveolleri olmadan çalışan bir akciğer gördük mü?

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
Saçma mı?

Parsel parsel oluşmuyorda nasıl oluşuyor peki? Ya da kalpteki kapaçıklar yavaş yavaş oluşmuyorda nasıl oluşuyor? Birden oluşmuyor herhalde...

Bence sen benim art niyetli düşündüğümden değil bilmediğinden cevap yazmıyorsun... Hatta belkide "Ya hakikaten bu iş nasıl oluyor diye sormuşsundur" bile... Hatta ben bu soruya en iyi evrimcinin bile cevap verebileceğini sanmıyorum... Çünki evrimciler sadece şunu diyebiliyor...

İki odacıklı kalp var, 3 odacıklı kalp var ve 4 odacıklı kalp var... Demekki kalp her durumda çalışabiliyor.. Ama dikkat edersen kalbin hep bitmiş evrelerinden bahsediliyor... Kimse 3 odacıklı kalp 4 odacıklı kalbe doğru evrilirken 4 cü odacığın yarım hali ya da çeyrek hali çalışıyor muydu? Ya da çalışabilir mi? sorusuna cevap vermiyor... Mutlaka bir işe yarıyor olmalı diyor.. İşe yarıyorki 4 odacıklı kalbimiz var deniliyor... Benim itirazım buna...

Atheist

Bende ondan bahsediyorum zaten... Bu kapakçıklar birden ortaya çıkmadığına göre sorum gayet mantıklı...

Damar yolunun üzerinde kalbe giriş çıkışı tam olarak kapatmayan bir yarım kapak düşünün... Bu yarım kapak ne iş yapar? Engel olmaktan başka....

Kısaca benim aradığım şey; senin bahsettiğin bu her kertenin kesinkez işe yarıyor olmasının gerekliliğidir...

@Hacı

Benim ingilizcem yok sayın hacı...

Eğer cevirip buraya asarsanız son derece memnun olurum... Bana göre evrimin en sakat noktası burası... Buradaki çoğu evrim destekçisininde hakkında hiç bir fikri olmayan bir konu... Soruş şeklimden indirgenemz komplekslik olayında bahsediyorum gibi algılanabilir ama bence alakası yok... Benim sorum her mutasyonun mutlak şekilde işe yaradığını nereden biliyoruz? Hiç 3.5 odacıklı çalışan bir kalp gördük mü? Ya da alveolleri olmadan çalışan bir akciğer gördük mü?

Her mutasyon işe yarayacak diye bir şey yok ...Yaşamla bağdaşan ama görünür üreme avantajı o an için sağlamayan bir şey de varlığını sürdürebilir ...

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
Her mutasyon işe yarayacak diye bir şey yok ...Yaşamla bağdaşan ama görünür üreme avantajı o an için sağlamayan bir şey de varlığını sürdürebilir ...

O halde solungaçlarımız nerede? Kaldiki solungaçlar kara hayatında bile işe yarayabilirdi. Çünki hem akciğerli, hem solungaçlı solunum yapabilmek, sadece akciğerli ya da sadece solungaçlı solunum yapabilmeye karşı çok çok daha avantajlıdır... İşe yaradığı halde neden solungaçlarımız köreldi?

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
O halde solungaçlarımız nerede? Kaldiki solungaçlar kara hayatında bile işe yarayabilirdi. Çünki hem akciğerli, hem solungaçlı solunum yapabilmek, sadece akciğerli ya da sadece solungaçlı solunum yapabilmeye karşı çok çok daha avantajlıdır... İşe yaradığı halde neden solungaçlarımız köreldi?

Çünkü yerini tutan bir şey var ve doğada israf yoktur ... Yani yaşamsal avantaj sağlamayan her şey eninde sonunda körelme eğilimindedir ... Yukarda söylediğim kural genel değildir ama sporadiktir ... Yaşamla bağdaşan bir çok anomali ve hastalık mevcut ... Hatta bazı hastalıkların bir atasal mutasyonun geriye dönüşü (ancestral) sonucu oluştuğu bile gösterilmiş ...

Episodic evolution of pyrin in primates: human mutations recapitulate ancestral amino acid states

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Önce diyorsunki;

Her mutasyon işe yarayacak diye bir şey yok ...Yaşamla bağdaşan ama görünür üreme avantajı o an için sağlamayan bir şey de varlığını sürdürebilir ...

Sonra ise;

Çünkü yerini tutan bir şey var ve doğada israf yoktur ... Yani yaşamsal avantaj sağlamayan her şey eninde sonunda körelme eğilimindedir ...

Bana 1/1000 kapakçığın, solungaca göre tek bir avantajını söylebilirsen anlarım...

1/100 kapakçık hiç bir işe yaramazken, suya girildiğinde solungaçlar işe yarar... Ve sen diyorsunki doğa israf etmez... Ama bu lanet doğa hiç bir halta yaramayan 1000 de bir kapakçığı korur....

Ya da ben yanlış anlıyorum...

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

canlı karaya çıktıktan sonra solungaçlar evrimleşmeye neden olmuştur bi düşün uzun zamandır kullanmıosn ve enerji kaybediosn bunun neresi mantıklı ? (kullanmıo derken çalışıo ama işe yaramıo) işte bu nedenle doğa bunu işine geldiği gibi çevirmiştir evet belki hem kara hem de su yaşamı güzel olabilir ama dünyada maalesef imkansız eer mükemmel olsaydık o zaman tanrı olabilir derdim ama mükemmel değiliz bana kalsa hem uçmak hem suda hem de karada yaşamak isterdim bu zekam ile ama buna teistler saçmalıklar uyduruo yok bunlar olunca şöyle olurmuş felan sanki şuan o yanlış işler olmuo saçmalık işte neyse mükemmel olmamız beklenemez bu doğanın kanunu olana şükretces artık doğa ne güzel oluşturmuş herşeyi :)

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
canlı karaya çıktıktan sonra solungaçlar evrimleşmeye neden olmuştur bi düşün uzun zamandır kullanmıosn ve enerji kaybediosn bunun neresi mantıklı ? (kullanmıo derken çalışıo ama işe yaramıo) işte bu nedenle doğa bunu işine geldiği gibi çevirmiştir evet belki hem kara hem de su yaşamı güzel olabilir ama dünyada maalesef imkansız eer mükemmel olsaydık o zaman tanrı olabilir derdim ama mükemmel değiliz bana kalsa hem uçmak hem suda hem de karada yaşamak isterdim bu zekam ile ama buna teistler saçmalıklar uyduruo yok bunlar olunca şöyle olurmuş felan sanki şuan o yanlış işler olmuo saçmalık işte neyse mükemmel olmamız beklenemez bu doğanın kanunu olana şükretces artık doğa ne güzel oluşturmuş herşeyi :)

Nasıl işe yaramıyor? Suya girdiginde yarar işte... Hiç olmazsa jilet gibi bir kullanım alanı var... Ama yarım kapakçığın tek bir kullanım alanını söyler misiniz bana?

Gözünüz bu kadar mı kör?

Solungaçlara gelince evrim çalışıyor, solungaçları köreltiyor... Ama mutasyonlara gelince evrim yatıyor işe yaramayan mutasyonları görmüyor... Var mı böyle bir şey?

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Ateşbey sorduğun soruyu sana şekiller çizmeden izah etmem pek mümkün değil. Her önüme gelen cahile de lise biyoloji bilgilerini baştan anlatacak değilim. Bu yüzden senle belli noktalarda uzlaşmamız lazım. Soru şu:

"Evrimsel süreçte 1/x i oluşmuş bir yapının işlevi nedir?"

Yalnızca bir örneği açıklamak için vaktimi harcarım. Akciğer mi, kalp mi, göz mü bunu sen söyle. Ama "sen ne cevap verirsen ver, ben çirkeflik edip üste çıkmaya çalışacağım, işime gelmeyeni anlamamazlıktan geleceğim" diyorsan beni uğraştırma.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Çünkü yerini tutan bir şey var ve doğada israf yoktur ... Yani yaşamsal avantaj sağlamayan her şey eninde sonunda körelme eğilimindedir ...

hayatımda hiç bu kadar saçma bir açıklama ne gördüm ne gördüm yav bilmiyorsanız bari sallamayın kardeşim

bunun açıklamasını hiç değilse evrime inanaıp destekleyen biri olarak araştırında buluverin bir zahmet...

kardeşim solungaçların kara yaşamında yerinin olmamasının tek ve yegane nedeni su kaybını engellemektir

ayrıca solungaçlar kara yaşamında ihtiyacı olan su ve nemi alamdığı için körelmeye mahkumdur

ama bu da tabiki evrimi mantıklı ve kabul edilebilir kılmıyor. Çünkü bana bir gerizekalının dediği gibi yok efendim solungaçlardan akciğerler oluşuyormuş ve bunlarda mutasyonlarla olabiliyormuş.....(tam bir bilim kurgu romanı senaryosu)

bir çok bilim adammının da desteklediği bir gerçek vardır dünya üstünde yararlı mutasyon sayısı o kadar azdırkii zararlıalrın yanın da bir hiç kalır ki bu şekilde solungaçtan akciğerin oluşamsı gibi yararlı bir olay için bu organın milyonlarca yararlı mutasyona uğratılması gerekir ki buda geçmiş zamanki ozonu delinmemiş bir dünya için konuşuyoruz yani zararlı ışınların yeryüzüne hemen hemen ulaşmadan imha edilidği bir dünya bu şartlarda bu dedikleriniz delilerin ben sizden akıllıyım ama siz zekanız yetmediği için beni anlayamıyorsunuz demesi gşbş bir şeyden hiçbir farkı yoktur.

saygılar....

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
O halde solungaçlarımız nerede? Kaldiki solungaçlar kara hayatında bile işe yarayabilirdi. Çünki hem akciğerli, hem solungaçlı solunum yapabilmek, sadece akciğerli ya da sadece solungaçlı solunum yapabilmeye karşı çok çok daha avantajlıdır... İşe yaradığı halde neden solungaçlarımız köreldi?

:(

Solungaçları görünür yerlerde arıyorsun sanırım.. :P

Kulağın yanında veya yakınlarında körelmiş yani güdük bir organ parçası... :lol:

Neden genemo'a inmiyorsun?...Bak o zaman göreceksin ki geneom da var olan ama işlevsiz gibi görünen sayısız gen'lere sahip olduğumuzu...Gen'lere işlev kazandıran DNA bilgileridir. Yani; DNA bilgileri hangi genin görev almasını söyler; görevsizlik verilen gen sadece etkin değildir.Ama yok anlamı taşımaz...

Mutasyonları ve evrimi görünür yerlerde aramak en büyük yanlışlıktır, dahası cahilliktir. (konu ile ilgili bir cahillik, yanlış anlaşılmasın...)

Bu arada hatalı (zararlı gibi algıladığımız...) mutasyonların canlıyı çok çeşitliliğe taşıyan bir başka fenomendir.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
:(

Solungaçları görünür yerlerde arıyorsun sanırım.. :P

Kulağın yanında veya yakınlarında körelmiş yani güdük bir organ parçası... :lol:

Neden genemo'a inmiyorsun?...Bak o zaman göreceksin ki geneom da var olan ama işlevsiz gibi görünen sayısız gen'lere sahip olduğumuzu...Gen'lere işlev kazandıran DNA bilgileridir. Yani; DNA bilgileri hangi genin görev almasını söyler; görevsizlik verilen gen sadece etkin değildir.Ama yok anlamı taşımaz...

Mutasyonları ve evrimi görünür yerlerde aramak en büyük yanlışlıktır, dahası cahilliktir. (konu ile ilgili bir cahillik, yanlış anlaşılmasın...)

Bu arada hatalı (zararlı gibi algıladığımız...) mutasyonların canlıyı çok çeşitliliğe taşıyan bir başka fenomendir.

Ne farkederki?

Sonucta solu8ngaçlar genom seviyeine inmiş, evrimleşip dahada gelişmiş bir şeye dönüşmemiş... Neden noktasal mutasyonlarda evrimin aynı sürecine ugramıyorda işe yaramadıkları halde ha bire gelişip duruyorlar? Bütün ögrenmek istedigim bu...

Blackrokc

Evrimi çöczmüş gibi konuşuyorsun...

Seçimi sana bırakıyorum... En iyi bildigin bir yapının her bir 1/X inin bir işe yaradığını kanıtla bana... ;)

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
Ne farkederki?

Sonucta solu8ngaçlar genom seviyeine inmiş, evrimleşip dahada gelişmiş bir şeye dönüşmemiş... Neden noktasal mutasyonlarda evrimin aynı sürecine ugramıyorda işe yaramadıkları halde ha bire gelişip duruyorlar? Bütün ögrenmek istedigim bu...

Blackrokc

Evrimi çöczmüş gibi konuşuyorsun...

Seçimi sana bırakıyorum... En iyi bildigin bir yapının her bir 1/X inin bir işe yaradığını kanıtla bana... ;)

Solungaçları görünür yerlerde arıyorsun ama...

Genemo indiğinde göremeyreceğin kadar çok kıanıt var...

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
... Bana göre evrimin en sakat noktası burası... Buradaki çoğu evrim destekçisininde hakkında hiç bir fikri olmayan bir konu... Soruş şeklimden indirgenemz komplekslik olayında bahsediyorum gibi algılanabilir ama bence alakası yok... Benim sorum her mutasyonun mutlak şekilde işe yaradığını nereden biliyoruz? Hiç 3.5 odacıklı çalışan bir kalp gördük mü? Ya da alveolleri olmadan çalışan bir akciğer gördük mü?

Sence atar-damar nedir?

Atar-damar da kalp gibi atmaz mı?

Atar damarın bir kısmı yavaş yavaş odacık şeklini alıp gittikçe daha randımanlı çalışır hale gelemez mi?

Alveolsüz akciğere gelince:

post-43-1201548169_thumb.jpg

A- yüzme kesesi (balık)

B- semender (salamander) akciğeri

C- kurbağa akciğeri

D- kara kurbağası akciğeri

E- sürüngen akciğeri

F- kuş akciğeri

http://www.eciwo.sdu.edu.cn/zhang/zh8.html

Sen bize söyle bakalım: Tanrı karada nefes alabilen semenderlere neden alveolsüz akciğer yapmış ta alveollü bir akciğer yapmamış?

.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
Ne farkederki?

Sonucta solu8ngaçlar genom seviyeine inmiş, evrimleşip dahada gelişmiş bir şeye dönüşmemiş... Neden noktasal mutasyonlarda evrimin aynı sürecine ugramıyorda işe yaramadıkları halde ha bire gelişip duruyorlar? Bütün ögrenmek istedigim bu...

Çok şey farkeder... :)

Evrimleşen DNA kod'ları..Genomda tüm gelmiş geçmiş bilgiler zaten saklı...DNA bilgileri evrimleşerek geçmiş genlere işlerlik kazandırır yada hakkını saklı tutar.. Ama yeni bilgilerin aktarımı bazı genleri evrimleştirirken gen havuzuna yenilikleri de taşır.

Şöyle bir şey düşünebiliriz: herhangi bir meta örneğin bigbang'in tekilliği...Tek hücreli olarak varsayalım...Patladı....Ve giderek çok hücreli karmaşık bir yapı özelliği kazanmaya başladı...

Tek hücreli olduğu dönemde sahip olduğu DNA bilgilerini içeren genlerin tümü ilk üç dakikada fullwork'dü...Taki; kütleçekiminin karmaşık yapıyı oluşturmasına değin..Yani; leptonlar, baryon ve mezonlar....Şimdilik bilinenler...

Sonrası ise biraz daha gelişmiş bilgi kod'ları taşıyan, elektro, proton ve nötron...

Evrimde temel işleyiş; canlı diye tanımladığımız madde ile maddenin temel yapısı arasında hiç fark yok... Farkı yaratan bizim algılarımız...

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Bu yaklaşım Michael Behe'nin "Darwinin Kara Kutusu" kitabından sonra, yaratılışçılar tarafından çok sevilmiş bir yaklaşımdır. "İndirgenemez Karmaşıklık" olarak da gayet slogan vari bir adı vardır.

Zaten Behe'ye bilim çevrelerinde ICRnin Poster Bilim Adamı denir. (kendisinden başka başlıklarda söz etmeliyiz.)

Söylediği ve Darwini yerle bir ettiğini iddia ettiği temel prensip şudur:

(buna darwinin sözlerinden yola çıkara- klasik ICR tarzında, ya da Türkçe çevirisi olan Harun Yahya tarzında.... bundan da başka konuda bahsedebiliriz.)

"

Bir karmaşık yapıdan küçük bir parça çıkarırsak, o yapı çalışmaz hale gelir. Örneğin gözün merceğini çıkarırsak geri kalan kısmı çalışmaz hale gelir. (gayet rasyonel) Demek ki gözün her bir minik parçası, aynı anda bir arada olmalı, yoksa diğer retina, iris, vs.... merceği beklemediği için, ya da bu bekleme süresinde yararsız olduğu için yok olmalıdırlar.

Yani Darwine göre göz olmamalıdır.

Ama göz vardır.

Demek ki Darwin yoktur.

Darwin yoksa akıllı tasarım vardır.

Akıllı tasarım varsa arkasında akıl vardır.

Demek ki allah vardır.

"

Burda yola çıkarak her organ ve organelle Darwini çökertir Harun Yahya.

Neden 2 adet kulakçık durup durduk yere 4 olmaya karar versin ki.

___________________

Behe'nin mantık hatasını çözmek için dahi olmaya gerek yok kanımca.

Gözün ya da karmaşık bir organın, her küçük bileşeni ayrı ayrı evrimleşip, elenip bu hale gelmemiştir.

Bu yapı(lar) şu andaki göze, akciğere ya da kalbe ulaşmak için ayrı ayrı oluşmamışlardır.

Dawkins yıllar önce Kör Saatçide konuyu netleştirmiştir.

1-Gözün amacı görmek daha da temelde ışığı ya da ışık değişimini algılamak olmuştur.

2-Başlangıçta ışığa duyarlı tek bir hücre bu işi yapabilir.

3-Daha fazla hücre yanyana gelirse daha geniş bir algı yüzeyi oluşturur.

4-Bu yüzey içe bükey bir yapıya dönüşürse, ışık yönünü daha iyi algılatan bir yapıya dönüşür.

5-Daha dairesel-küresel bir hal alırsa ve ışığın gireceği alan daralırsa bu yön algısı daha da artar.

6-Bu küreel yapı içi sıvı dolarsa ışığı odaklayabilir.

....

.... (sayamayacağımız ve belki de bilemeyeceğimiz pek çok basamak daha.)

tabi bu basamakların hepsinde bu kadar ışığa duyarlı hücrenin verisini derleyebilecek beyin ve iletim sistemi gelişimi de gerekir.

....

bu basamakların hepsinde bu özelliği geliştirmiş göz ve canlı hayatta kalmak için kendine fayda çıkarmıştır.

belki bu özelliği abartan yaratıklar fazla algıdan yok olmuş da olabilir. (özellikleri üstünlük ya da az gelişmişlik olarak yorumlamak yanlıştır.)

yani işin özü,

ışığa duyarlı hücreler, lens, iris.... bir araya gelip, hadi göz olalım görmeye yarayalım dememişlerdir.

ya da son karede amanın lens gelmedi hadi o zaman dağılalım dememişlerdir.

zaten bu yaklaşım akıllı tasarımı kabullenmişlik demektir.

adı üstünde evrim.

basamak basamak hep bir arada gelişmişlerdir.

zira ilk sözünü ettiğimiz, yüzeye dizili ışığa duyarlı hücrelerden oluşmuş bir ışık algı organı, çok gelişmiş bir lens geliştirmişse, bu gelişmiş lens fayda sağlamadığından, hatta zarar sağlayabileceğinden yok olmuştur.

Saygılar

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Tartışmaya katıl

You can post now and register later. If you have an account, sign in now to post with your account.

Misafir
Bu konuyu yanıtla

×   Yapıştırdığınız içerik biçimlendirme içeriyor.   Biçimlendirmeyi Temizle

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Your previous content has been restored.   Clear editor

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

Yükleniyor ...

  • Konuyu Görüntüleyenler   0 kullanıcı

    Sayfayı görüntüleyen kayıtlı kullanıcı bulunmuyor.

×
×
  • Yeni Oluştur...