Jump to content

Kuran'daki bilim dışı ayetlerden biri:Keyf 17


Recommended Posts

Konumuz bu değil

Güneş mağaranın bir yönünden doğuyor,diğer yönüne doğru hareket ediyor

Yo öyle demiyor şurda doğuyor burda doğuyor diye..Doğarken şu tarafında batarken şu tarafındaydı diyor güneş..

İnternetini değil de akıl sağlığını bir kontrol ettir. ;)

Link to post
Sitelerde Paylaş
Yo öyle demiyor şurda doğuyor burda doğuyor diye..Doğarken şu tarafında batarken şu tarafındaydı diyor güneş..

Şu tarafından bu tarafına hareket ediyor diyor.Konuyu saptırmanın lüzumu yok

İnternetini değil de akıl sağlığını bir kontrol ettir. wink.gif

Akıl sağlığını,anlama özürlüler kontrol ettirsin

tarihinde Revolution tarafından düzenlendi
Link to post
Sitelerde Paylaş

O degil de allahiniz herseyi insanlarin anlayacagi sekilde anlatacagina biraz da ek bilgiler verse olmuyormuydu? Kac tane kari alinacagini anlatana kadar dunyanin gunesin etrafinda dondugunu anlatsa mesela, veya avustralya diye bir kita oldugunu orda da insanlar yasadigini bildirse daha iyi olmazmiydi?

Yoksa bunlarin hepsini gavurlarin bulmasini mi istedi?

Link to post
Sitelerde Paylaş
Şu tarafından bu tarafına hareket ediyor diyor.Konuyu saptırmanın lüzumu yok

iza talaet : doğarken

iza ğarebet : batarken..

Ayet böyle..

Ben olsam rezil olmamak adına bu başlığı sildirirdim..Çok acınacak durumdasın ciddiyim.

tarihinde sokrates_ tarafından düzenlendi
Link to post
Sitelerde Paylaş
iza talaet : doğarken

iza ğarebet : batarken..

Ayet böyle..

Ben olsam rezil olmamak adına bu başlığı sildirirdim..Çok acınacak durumdasın ciddiyim.

Doğmayı ve batmayı hareket etmeyle karıştırmadım merak etme çünkü bu ifadelerin hepsi geçiyor

Şu ayeti iyi oku

Keyf 17. Ey Muhammed! Baksaydın güneşin doğduğu zaman mağaranın sağ tarafına yöneldiğini, batarken de sol taraftan onları makaslayıp geçtiğini görürdün. Onlar, mağaranın geniş bir yerinde idiler. İşte bu Allah'ın mucizelerindendir. Allah kime hidayet ederse, işte o, hakka ulaşmıştır; kimi de hidayetten mahrum ederse, artık ona doğru yolu gösterecek bir dost bulamazsın.

tarihinde Revolution tarafından düzenlendi
Link to post
Sitelerde Paylaş
"kadınlar sizin tarlanız gibidir" le yukarıdaki kullanım arasında hiç bir fark yoktur.

Hatta edebi açıdan "gibi"siz kullanım daha makbul olandır.

Benzetme konusunda kafasıda soru işareti olanlar için de şunu belirtmeliyim

Ayette bir yanlışlık olmaması için ''gibi'' ifadesinin geçmesi gereklidir

Peki diğer benzetmelerde böyle bir ifade gerekli değil de burada neden gerekli?

Bu soruyu cevaplayabilmek için önce benzetme sanatını (Teşbihi) anlamamız gerekiyor

(Soru işaretlerinin giderilmesi için bu konunun biraz detaylı anlatılması gerekiyor)

Hepiniz daha önce benzetme sanatı hakkında birşeyler öğrenmişsinizdir

Teşbih: Sözü daha etkili kılmak amacıyla ortak nitelikleri bulunan nesne ya da kavramlar arasında benzerlik kurma sanatıdır

Benzetme sanatının 4 öğesi vardır

1. Benzeyen

2. Kendisine benzetilen

3. Benzetme yonu

4. Benzetme edatı

3. ve 4. öğe olan benzetme yönü ve benzetme edatı cümle içinde kullanılmak zorunda değildir

(Bu şekilde yapılan benzetmelere teşbih-i beliğ denir)

Örnek:

Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda

Burada ''cennet vatan'' ifadesi teşbih-i beliğe bir örnektir.Benzetme sanatının sadece iki öğesi kullanılmasına karşın tam olarak açılımı ''cennet gibi güzel vatan''dır

1.Benzeyen:vatan

2.Kendisine benzetilen:cennet

3.Benzetme yönü:güzel

4.Benzetme edatı:gibi

3. ve 4. öğe gizli olarak kullanılmıştır ve kelime karşılığı olarak cümle içinde yer almamaktadır

Burada anlamamız gereken yer,benzetme sanatı yapıldığında aslında bütün öğelerin geçtiği fakat 3. ve 4. öğelerin kelime karşılığı olarak cümle içinde yer almasının zorunlu olmadığıdır.Yani bunlar ''Gizli Öğe'' olabilirler.Tıpkı,bazı cümlelerde geçmeyen fakat aslında var olan ''Gizli Özne'' gibi

Peki yukarıdaki örnekte ''gibi'' ifadesinin kelime karşılığı olarak geçmesi gerekmiyorsa verdiğim ayette neden ''gibi'' ifadesi gerekiyor

Çünkü benzeyenle kendisine benzetilen arasında benzetme yönü bulunmuyor,dolayısıyla da ortada 3. ve 4. öğenin gizli olarak kullanılabileceği bir benzetme sanatı kalmıyor

Güneş,Dünya etrafında dönüyor gibi görünüyor

Benzeyen: dünyadan Güneşin Dünya etrafında dönüyor gibi görünmesi (-gibi görünüyor)

Kendisine benzetilen: Güneşin Dünya etrafında dönmesi (güneş,dünya etrafında dönüyor)

Benzetme yönü: yok

Benzetme edatı: gibi

Aracın içinden dışarıdaki herşey geri gidiyor gibi görünüyor

Benzeyen: araçtan dışarıdaki herşeyin geri gidiyor gibi görünmesi (-gibi görünüyor)

Kendisine benzetilen: dışarıdaki herşeyin geri gitmesi (dışarıdaki herşey geri gidiyor)

Benzetme yönü: yok

Benzetme edatı gibi

Bu iki örnekte de benzeyenle kendisine benzetilen arasında benzetme yönü yani ortada bir benzetme sanatı bulunmamaktadır

Gibi,sanki vb.edatların kullanılması da benzeyenle kendisine benzetilen arasında benzetme yönü (dolayısıyla benzetme sanatı) olmadığı durumlarda zorunludur

Bu edat ta böyle bir durumda (zaten) olmayan bir benzetme yönünü değil;durumun,yorumlandığından farklı bir şekilde algılandığını ifade etmek için kullanılır

Algı:Nesne ya da olayların beyinde işlenerek, anlamlı bütünler olarak kavranması

(örnek olarak aracın içinden bakınca dışarıdaki herşeyin geri gitmesi)

Yorum:Gerçeğin algılanandan farklı olduğunu düşünmek (veya bilmek)

(örnek olarak aracın dışındakilerin geri gitmeyip aslında sadece aracın ileri gitmesi)

''sanki aracın dışındaki herşey geri gidiyor''

''güneş doğudan batıya hareket ediyor gibi görünüyor''

''gibi,sanki' vs. edatlar kullanılmazsa anlam değişikliği olur ve durumun algılanışıyla yorumlanışı arasında herhangi bir farklılık kalmaz

''aracın dışındaki herşey geri gidiyor''

''güneş doğudan batıya hareket ediyor''

''Kadınlar tarlanızdır'' da benzetme sanatı vardır,bu ayette yoktur

Sonuç olarak ''gibi'',''sanki'' vb.edatlar;benzetme yönünün,dolayısıyla benzetme sanatının olmadığı ve olayın,yorumlandığından farklı bir şekilde algılandığının ifade edildiği durumlarda zorunludur,(benzetme sanatının) olduğu durumlarda değildir.Ayette herhangi bir benzetme sanatı yoktur ve bu ayet 7.yüzyılda yaşayan birinin yanılgısından başka birşey değildir

Umarım tartışılacak herhangi birşey kalmamıştır

Saygılar

Link to post
Sitelerde Paylaş
Çok acınacak durumdasın ciddiyim.

Geçen gün müslüman arkadaşlarla din konusunu tartışıyordum.Müslümanlar verecek bir cevap bulamadığında onlardan biri

''sen yaptığın herşeyde,sözlediğin her sözde allahın adını anıyorsun'' gibi absürd bir ifade kullandı

Bu kadarla da kalsa iyi

Bu absürd ifadenin her bir cümlesinden sonra başka bir müslüman ''bu kapak önden,bu da yandan girsin'' başka bir ifade kullandı

Tüm bunlar aslında acizliğin ve çaresizliğin dışa vurumudur.

Sizler zavallı bile olamazsınız

Acınacak durumda olmak bile sizin gibiler için fazla şereflidir

Sizin gibiler bile acınacak durumda değilse Dünya üzerindeki hiç kimse acınacak durumda değildir bunu unutma

tarihinde Revolution tarafından düzenlendi
Link to post
Sitelerde Paylaş

Revolution,

Ayeti her türlü okudum Arapçasından mealinden.Kesinlikle senin anladığın gibi anlatılmıyor..

Adamın biri mağaraya bakarsa güneşi doğarken mağarının sağında güneş batarken de sol yanında görmesi var.

Dilediğin gibi anlamamakta diretebilirsin bu metnin ve anlatımın eksikliği değil senin ısrarlı olarak anlamamak istememe dürtündür.Bu dürtü ve inat sana birşey katmayacaktır.

Ayrıca bu başlığı okuyan müslümanlar sadece gülmektedir.Ve gülmeye devam edeceklerdir.Bu tarz kör bir inatla müslümanlara birşey veremezsiniz.

Selamlar..

tarihinde sokrates_ tarafından düzenlendi
Link to post
Sitelerde Paylaş

Sokrates

Mealleri ben de kontrol ettim

Adamın biri mağaraya bakarsa güneşi doğarken mağarının sağında güneş batarken de sol yanında görmesi değil

Adamın biri mağaraya bakarsa güneşin doğarken mağarının sağından güneş batarken de sol yanında geçtiğini yani hareket ettiğini görmesi var

Mealleri kontrol edelim

Ali Bulaç Meali

17. (Onlara baktığında) Görürsün ki, güneş doğduğunda mağaralarına sağ yandan yönelir, battığında onları sol yandan keser-geçerdi ve onlar da onun (mağaranın) geniş boşluğundalardı. Bu, Allah'ın ayetlerindendir. Allah, kime hidayet verirse, işte hidayet bulan odur, kimi saptırırsa onun için asla doğru-yolu gösterici bir veli bulamazsın.

Diyanet İşleri Meali(Yeni)

17. (Orada olsaydın) güneş doğduğunda onun; mağaralarının sağ tarafına kaydığını, batarken de onlara dokunmadan sol tarafa gittiğini görürdün. Kendileri ise mağaranın geniş bir yerinde idiler. Bu, Allah?ın mucizelerindendir. Allah, kime hidayet ederse işte o, doğru yolu bulandır. Kimi de şaşırtırsa, artık ona doğru yolu gösterecek bir dost bulamazsın.

Diyanet Vakfı Meali

17. (Resulüm! Orada bulunsaydın) güneşi görürdün: Doğduğu zaman mağaralarının sağına meyleder; batarken de sol taraftan onlara isabet etmeden geçerdi. (Böylece) onlar (güneş ışığından rahatsız olmaksızın) mağaranın bir köşesinde (uyurlardı). İşte bu, Allah'ın ayetlerindendir. Allah kime hidayet ederse, işte o, hakka ulaşmıştır, kimi de hidayetten mahrum ederse artık onu doğruya yöneltecek bir dost bulamazsın.

Edip Yüksel Meali

17. Tan ağardığında, onlar mağara boşluğunda iken, mağaralarının üzerinden Güneşin sağa doğru hareket ettiğini, battığı zaman da onları yalayıp sola doğru kaydığını görürdün. Bu, ALLAH'ın işaretlerindendir. ALLAH kime yol gösterirse o kişi doğruyu bulmuştur; kimi de saptırırsa onun için aydınlatıcı bir dost bulamazsın.

Elmalılı Hamdi Yazır

17. Ey Muhammed! Baksaydın güneşin doğduğu zaman mağaranın sağ tarafına yöneldiğini, batarken de sol taraftan onları makaslayıp geçtiğini görürdün. Onlar, mağaranın geniş bir yerinde idiler. İşte bu Allah'ın mucizelerindendir. Allah kime hidayet ederse, işte o, hakka ulaşmıştır; kimi de hidayetten mahrum ederse, artık ona doğru yolu gösterecek bir dost bulamazsın.

Elmalılı Meali (Orjinal)

17. Güneşi görüyorsun â doğduğu vakıt kehiflerinden sağ tarafa meyleder, battığı vakıt da onları sol tarafa makaslar ve onlar, onun içinde bir geniş sahadadır, bu işte Allahın âyâtındandır, Allah her kime hidayet ederse işte o, irmiştir, her kimi de saptırırsa artık onu irşad edecek bir veliy bulamazsın

Ömer Nasuhi Bilmen

17. Ve güneşi görürsün ki, doğduğu zaman onların mağaralarının sağ tarafına meyleder ve gurub ettiği vakit de onların sol taraflarına dönüverir ve onlar ondan bir geniş orta yerdedirler. Bu, Allah'ın âyetlerindendir. Allah kime hidâyet ederse o hidâyet bulmuş olur ve kimi de idlâl ederse artık onun için bir irşat edici yardımcı bulamazsın.

Muhammed Esed

17. Ve [yıllarca] güneşin, doğarken onların mağarasını sağ yandan yalayıp geçtiğini, batarken de onlara dokunmadan sol yandan geçip gittiğini ve onların, mağaranın genişçe bir odasında 20 bulunduğunu görürdün: Rabbinin alametlerinden biriydi bu; Allah kime yol gösterirse doğru yolu bulan odur ve kimi de sapıklık içinde bıraksa, artık onun için doğru yolu gösteren bir dost, bir koruyucu bulamazsın.

Suat Yıldırım

17. Onlara baksaydın görürdün ki güneş doğunca mağaralarının sağından dolaşır, batarken de sol taraftan onları makaslardı. Onlar da mağaranın genişçe dehlizinde bulunuyorlardı. İşte onların böylece uyumaları Allah'ın alâmetlerindendir.Allah kime hidâyet verirse doğru yolda olan odur; kimi de hidâyetten mahrum eder şaşırtırsa, artık imkânı yok, ona yol gösterecek bir dost bulamazsın.

Süleyman Ateş Meali

17. Güneşi görürsün, doğduğu zaman mağaralarından sağa doğru eğiliyor, battığı zaman da sola doğru onları makaslayıp geçiyor (hiçbir halde onların üzerine düşüp kendilerini rahatsız etmiyor) ve onlar, mağaranın geniş bir dehlizi içindedirler. Bu (durum), Allah'ın ayetlerindendir. Allah kimi doğru yola iletirse o, yolu bulmuştur; kimi de sapıklıkta bırakırsa, artık onun için yol gösteren bir dost bulamazsın.

Şaban Piriş Meali

17. Güneş doğduğunda mağaranın sağ tarafından meyledip, batarken de sol yanından onları makaslayıp geçtiğini görürdün. Onlar, mağarada geniş bir alan içinde idiler. İşte bu Allah?ın ayetlerindendir. Allah kime yol gösterirse o, doğru yolu bulmuştur. Kimide dalalette bırakırsa, ona da yol gösterecek bir veli bulamazsın.

Ümit Şimşek Meali

17. Güneşin doğarken mağaranın sağ tarafına meylettiğini, batarken de onları sol tarafından makaslayıp geçtiğini görürdün ki, onlar mağaranın genişçe bir yerindeydiler. İşte bu Allah'ın âyetlerindendir. Allah kime yol gösterirse, işte o doğru yolu bulmuştur. Onun saptırdığı kimse için ise doğru yolu gösterecek bir dost bulamazsın.

Yaşar Nuri Öztürk

17. Güneş'i görüyorsun: Doğduğu vakit mağaralarından sağ tarafa kayar, battığı vakit ise onları sol tarafa doğru makaslayıp geçer. Böylece onlar mağaranın geniş boşluğu içindedirler. Bu, Allah'ın mucizelerindendir. Allah'ın kılavuzluk ettiği, doğruyu bulmuştur. Şaşırttığına gelince, sen ona yol gösteren bir velî asla bulamazsın.

Meallerden de anlatıldığı kadarıyla güneş doğduğu vakit mağaranın sağ tarafına yönelir,battığı vakit sol tarafa doğru makaslayıp geçer

Ayette güneşin hareket ettiği anlatılıyor.Güneşin hangi yönde kaldığı değil

Eğer güneşin doğduğu ve battığı vakit ne yönde kaldığı ifade edilmek istense idi

Güneşin doğarken mağaranın sağ tarafından göründüğünü,batarken de onların sol tarafında kaldığını görürdün

denilirdi

tarihinde Revolution tarafından düzenlendi
Link to post
Sitelerde Paylaş
Ayette güneşin hareket ettiği anlatılıyor.Güneşin hangi yönde kaldığı değil

Eğer güneşin doğduğu ve battığı vakit ne yönde kaldığı ifade edilmek istense idi

Güneşin doğarken mağaranın sağ tarafından göründüğünü,batarken de onların sol tarafında kaldığını görürdün

denilirdi

Güneş'in doğmasından ve batmasından ne anlıyorsun sen?

Link to post
Sitelerde Paylaş
Güneş'in doğmasından ve batmasından ne anlıyorsun sen?

Eskiden insanlar,güneşin doğarken uzak bir yerden,yerin altından üstüne çıktığını,

batarken ise uzak bir yerde yerin altına girdiğini sandıkları için öyle bir ifade kullanmışlardır

Yani bu ifade de eski insanların bilgi yanlışlığına dayanır fakat günümüze kadar ulaşmıştır

Bu ifadenin eskiden kullanılmasıyla günümüzde kullanılması arasındaki fark şudur:

eskiden insanlar bunu gerçek sandıkları için o şekilde ifade etmiş,

günümüzde ise bu kavramı karşılayacak yeni bir ifade meydana getirilmediğinden bu eski ifade günümüze kadar ulaşmıştır

Yani günümüzdeki insanlar bu ifadeyi kullanırken güneşin gerçekten yerin altından çıktığını veya yerin altına girdiğini kastetmezler

Link to post
Sitelerde Paylaş
Eskiden insanlar,güneşin doğarken uzak bir yerden,yerin altından üstüne çıktığını,

batarken ise uzak bir yerde yerin altına girdiğini sandıkları için öyle bir ifade kullanmışlardır

Yani bu ifade de eski insanların bilgi yanlışlığına dayanır fakat günümüze kadar ulaşmıştır

Bu ifadenin eskiden kullanılmasıyla günümüzde kullanılması arasındaki fark şudur:

eskiden insanlar bunu gerçek sandıkları için o şekilde ifade etmiş,

günümüzde ise bu kavramı karşılayacak yeni bir ifade meydana getirilmediğinden bu eski ifade günümüze kadar ulaşmıştır

Yani günümüzdeki insanlar bu ifadeyi kullanırken güneşin gerçekten yerin altından çıktığını veya yerin altına girdiğini kastetmezler

Bak yine konuyu abuk bir mevzuya taşıdın..Yahu güneşin doğması ve batmasını bugün bilim dahi kullanır..Güneş'in doğmasından her insan birşey anlar batmasından da birşey..

Senin kafan abondone olmuş üzgünüm.

tarihinde sokrates_ tarafından düzenlendi
Link to post
Sitelerde Paylaş
Bak yine konuyu abuk bir mevzuya taşıdın..Yahu güneşin doğması ve batmasını bugün bilim dahi kullanır..Güneş'in doğmasından her insan birşey anlar batmasından da birşey..

Kullanır çünkü bu oluşu ifade edecek başka bir kelime veya kelime grubu yaratılmamıştır

bir örnek vereyim

sen Adanadan arabaya binip Sinop'a gitsen İzmir sol tarafında olur öyle değil mi?

ancak yolun ortasında istikameti Van'a çevirsen İzmir arka tarafında kalır öyle değil mi?

istikameti değiştirirken hangi ifadeyi kullanmak doğru olur

''izmir arka tarafımızda kalıyor''

''izmir arka tarafımıza doğru makaslayıp geçiyor''

Bu örnekte bunu ifade etmek için 1.cümle varken 2.cini kullanmak mantıksız olmaz mı?

Güneş doğuyor ve batıyor deniliyor çünkü bu kavramı karşılayacak başka bir ifade yoktur

Link to post
Sitelerde Paylaş
  • 12 years later...

Kehf 17 de güneşin hareketi var mıdır?


şark ve garb arapça güneş ışınlarının göründüğü ve kaybolduğu yönleri ifade eder
ancak kehf 17 de dalat şems kullanılmış dalaet işraktan farklıdır işrak yani şarktan türeyen güneş ışınlarının ayınlatmaya başlaması görünmesi ufuktan,dalaet şems bizzat güneş küresinin görünmesidir burda güneş küresi sabahtan başlar batıncaya kadar görünür bu gündüz kısmı  tamamı dalaet içinde sayılabilir gibi duruyor  tabii dalae yükselme manasınıda taşır zira cehennem ateşlerinin inanmayanların kalplerinin üzerine doğru yükseldiğini anlatan kelime var
mağarada uyuyanları rahatsız edecek şeyler ses ve ışıktır kulaklarına sesin geçmesini engelleyen şeyler ile örtüldüğü kehf 11 de geçer 
derin bir uyku için sessiz ve karanlık olması elzemdir ki mağarada bu ortam sağlanmış güneş asla ve ses onları rahatsız etmeyecek şekildedir.
aynı şekilde köpek adeta bekçi gibi beklemekte tefsirlerde mağara kapısına gelenler içeridekileri göremeyecek durumda  yani rüzgar vb şeylerde içeriye direk girememekte engellerden kesilmketedir
kehf 17:  " وَتَرَى الشَّمْسَ اِذَا طَلَعَتْ تَزَاوَرُ عَنْ كَهْفِهِمْ ذَاتَ الْيَم۪ينِ وَاِذَا غَرَبَتْ تَقْرِضُهُمْ ذَاتَ الشِّمَالِ وَهُمْ ف۪ي فَجْوَةٍ مِنْهُۜ ذٰلِكَ مِنْ اٰيَاتِ اللّٰهِۜ مَنْ يَهْدِ اللّٰهُ فَهُوَ الْمُهْتَدِۚ وَمَنْ يُضْلِلْ فَلَنْ تَجِدَ لَهُ وَلِيًّا مُرْشِدًا۟
Veterâ-şşemse iżâ tale’at tezâveru ‘an kehfihim żâte-lyemîni ve-iżâ ġarabe " 
ayetinde geçen تَزَاوَرُ  tezaveru aslında kök olarak zare dir yani ziyaret etme demektir
misal mezar kelimeside arapça zare deb türemiş ismi mekandır yani ziyaret edilen yer demek
geçici uğrama demektir asıl anlamıda meyl etme sapma eğilme demektir
fakat ilginç bir manası da bir şeyi başka şeye benzetme yani teşbih manasıda vardır
التَّزْوِيرُ التَّشْبِيهُ
ki z-v-r kök fiilinden türetilen تَزْوِيرٌ  yani ayette geçen تَزَاوَرُ   gibi teşbih anlamı vardır
ve bu fiil mana olarak taklit etme mukalid olma benzetme manasındadır
misal kalpazanlar sahte parayı gerçek paraya benzeterek piyasaya sürerler biraz orjinale görünüşçe benzer ancak hakikatte aslı astarı yok demektir
güneşin mağaraya meyli sapması asla güneşin dönmesi hareketi anlamına gelmez
kaldı ki zorlayarak imkansız şekilde hareket manası verseniz bile tezaveru fiilinde olan taklid benzetme teşbih manasından dolayi asıl olarak hareket değil zahirde enfazla görünüşte hareket ediyor  gibi bir anlamı çıkar yani gerekten güneşin zati asli anlamda hareketi çıkmaz
ve bu durum ilmi hakikate de uygundur zira güneş algı olarak zahirde dönüyor gibi dursa da asıl dönen dünyadır güneş değildir.yani kalpazanların sahte altınları görünüş olarak altın gibi dursa da gerçek altın değildir yüzeysel olarak altın süsü verilmiş sahte parlak nesnelerdir
tezvirat kelimesi de bu v-z-r den  ayetki tezâveru  gibi türetilmiştir
yani tezvirat yüzeysel olarak doğru gibi duran ancak gerçeğe benzetilip kandırmak için uydurulmuş yalan ve dedikodulardır aslı astarı yoktur zaten bazı ayetlerde kavle zur yani yalan söz anlamına kullanılmıştır z-v-r kelimesi.

**
rae kelimesi arapça görmek manasındadır rüya da burdan türemiş mirat kelimesi de ismi alet olup rae den türemiş arapça ayna demektir nasıl cama bakılmaz camdan bakılır ve görülür ise
aynaya bakılmaz  aynadan bakılır bizzat aynaya bakarsan camı sırrı görürsün gerçek görüntüyü görmezsin kaldı ki aynada ki görüntüde gerçek değil bir gölge adeta misal aynadaki görüntüye ateş edilse ayna kırılır asıl kişiye bir şey olmaz
bu manada  kehf 17 deki  tera şems iza taleat taki tera görüsün bakarsın ki güneş onların mağaralarına doğuşta meyletmiş sapmış veya  sanki oraya yönelmiş gibi aslında yönelmesi engellenmiş

zira vetera kalıbı aslında  bir şeye yüzeysel bakarsın ,görürsün aslında o baktığın şey hiçte gördüğün gibi bir şey değil hakikati gördüğünün tam zıddı ve tersidir manası da var zira rüya gibi ayna görüntüsü gibi farklı tevilleri vardır rüya da öyledir rüyada ölmenin tevili pek ala tam tersi uzun ömürlü manasında da tevil edilmektedir
misal hz yusuf rüyasında güneşi gördüğünde yine rae kullanılır:
12:4 " إِنِّي رَأَيْتُ أَحَدَ عَشَرَ كَوْكَبًا وَالشَّمْسَ وَالْقَمَرَ رَأَيْتُهُمْ لِي سَاجِدِينَ"
"şüphesiz ki ben güneş ay ve 11 yıldızın veya gezegenin bana secde ettiklerini gördüm"
yine bir ayette bu : "ve tera" " وَتَرَى " kalıbı aynı manada kullanılmıştır
misal :27:88 "وَتَرَى الْجِبَالَ تَحْسَبُهَا جَامِدَةً وَهِيَ تَمُرُّ مَرَّ السَّحَابِ "
sen dağları camid ölü donuk hareketsiz sanırsın ancak onlar bulutun geçiğ gittiği gibi hareket halindedir   burda dünyanın dönmesine direkt işaret edilmektedir
zira dünya döndüğü vakit dağda onunla beraber hareket eder
aslında tera kalıbı yani rae kalıbı yanılma yanılsama yı da kapsar 
yani sen güneşi hareket eder gibi görürsün aslıda o durgundur
veya dağlarıda durgun gibi sanırsın aslında onlar bulut gibi hareket eder.
bulutu misal vermesi zahiren bulutun rüzgarla hareket ettiğini görmekteyiz ama dağlar ise durgun gibi o yüzden işin aslının göründüğü gibi olmadığı anlatımıda vardır


 

Link to post
Sitelerde Paylaş

Tartışmaya katıl

You can post now and register later. If you have an account, sign in now to post with your account.

Misafir
Bu konuyu yanıtla

×   Yapıştırdığınız içerik biçimlendirme içeriyor.   Biçimlendirmeyi Temizle

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Your previous content has been restored.   Clear editor

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

Yükleniyor ...
  • Konuyu Görüntüleyenler   0 kullanıcı

    Sayfayı görüntüleyen kayıtlı kullanıcı bulunmuyor.

×
×
  • Yeni Oluştur...