Jump to content
mantik

Evrim - Sık Sorulan Sorular

Recommended Posts

Apandist gibi organlar ise, hiç bir işe yaramayan organlar değildir, olamaz. Hiç bir işe yaramayan organ, yok olacak olan organdır, yılanın bacakları gibi. Apandisit gibi organlar, asli görevini kaybedip yan fonksiyonlaır ile asli işlevinden farklı bir işleve sahip olan organlardır. Bunlar bazen ek fonksiyonlarda kazanmış olabilir elbette.

Apandist gibi organların halen varolması sanırım bir seçilim değerini gösteriyor öyle değil mi?(*)..gelgelelim senelerdir böyle bir organım yok ve hiç bir marazını görmedim maaşallah :)..yani yine de elzem değiller ve metabolizma için eser miktarda da olsa ek yük getiriyorlar.o ek yük ki, seçilim baskısının bu noktaya inecek derece hassas,ince işlediği farazi bir ortamda hayatta kalacak olan açısından "hayati"

belirleyicilikte olabilir.apandisiti olan elenir,olmayan seçilir..yani o zaman denilebilir ki apandisit/appendix yine de bir "imperfect adaptation"/eksik adaptasyondur?!..yoksa denilemez mi?..

(*)ya da başka bir yaklaşım olarak,bu tip organlar aslında hiç bir faydası olmayıp,safi yük olduğu halde;insan gibi seçilim baskısını oldukça gevşetip,silikleştirmiş türlerde yine de orada kalabiliyor.yani avantajı da yok, ama gen havuzundan silinecek derecede dezavantajı/ek bir yükü de ..

tarihinde teflon tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

>>> yani o zaman denilebilir ki apandisit/appendix yine de bir "imperfect adaptation"/eksik adaptasyondur?!..yoksa denilemez mi?..

Denilemez.

Adaptasyon, bir bütünün bir parçasının bütüne uyum ile birlikte farklı bir duruma da uyumlu hale gelmesi demektir.

Yani, bütünü bozacak olan adaptasyonlar gerçekleşemez. Öncelikle bütünün diğer kısımlarının buna uyumlu hale gelmesi gerekir. Apendist, hiç bir işe yaramayan bir organ değildir. Böyle bir tanım, hiç bir bağlantısı olmayan içinde kendi başına öylece duran bir şey demektir zaten. Apandist, her şeyden önce senini genetik yapındaki pek çok bileşenin ortak ürünüdür ve o bileşenler başka işlevleri de yerine getiren proteinler için lazımdır. Kısaca, apandist hiç bir işe yaramasa bile, onun varolması için gereken genler var olmak zorunda olduğu için yerinde kalmaya devam edecektir.

Elbette bu sadece örnek üzerinden bir izahat. Bu apandistin yerinde kalacağının tespiti değil. Bu o zorunluluk sürdüğü sürece apandisin yerinde kalacağı anlamına gelir. Eğer o genelr ve diğerleri farklı adaptasyonlarla artık ihtiyaç duyulmaz hale gelirse, o zaman apandis artık yok olabilir olacaktır ki, genelde bu durumda yok olup gider zaten. Ama bu kesin kural değildir. Genel olarak, organların yok olmaktansa başka fonksiyonlara adapte oldukları da sık görülür.

Kısaca, bu olgu bir eksik adaptasyon değil, bilfiil tam adaptasyondur. Doğanın sanki bir adım ötesine dair bir planla evrimi ilerlettiği gibi bir öngörü içindesiniz. Bu da yanlış anlamayı kolaylaştırıyor elbette. Doğa için bu an vardır, geçmiş veya gelecek yoktur. Apandis, bu andaki organizmaya tam adapte olmuş haldedir ve yok olsa bile hep öyle kalacaktır.

Evrimsel açıdan sorun, apandisin ne iş olduğudur. Evrim en diyor: Avantajlı olan gelişir, böylece canlı çeşitlenir ve gelişir (tamam, böyle demiyor ama böyle bir şey) O zaman nasıl olurda bir halta yaramayan apandis gelişip bu hale gelmiş olabilir? İşte asıl sorun ve sorun budur. Penguenin işe yaramayan kanatları mesela, nasıl olurda gelişip o hale gelebilir?

Evrimin buna cevabı, apandis ve o kanatların gelişmekte olan bir organ değil, daha önce daha gelişmiş olan bir organın fonksiyon kaybı olduğudur. Yani, evrim bir ilerleme olarak bazı şeyleri köreltirde, geriletirde. Ama bu evrimsel ilerleme sürecinin bir ilerleme olduğu gerçeğini değiştirmez.

İnsanlar ve mesela diğer primatların yolları 30 milyon yıl kadar önce ayrılmış. En azından 5 milyon yıldır apandiste ihtiyacımız yok. bu süreç, hiç bir işe yaramayan bir şeyin yok olması yeterince kafi bir süre. Bu nedenle, apandistin hiç bir işe yaramadığını söylemek gaflettir. Eğer bir işe yaramıyor olsaydı, zaten yok olup giderdi şimdiye dek. Demekki bildiğimiz yada bilmediğimiz bir işe yarıyor, ki biz aslen onun var olarak kalmasının sebebini biliyoruz da.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

tesekkür ederim anibal

o dediğin homo floresiensisi arastırdım ,oldukca küçük boyutlu insanlarmış ,bilimadamları bunun sebebi olarakta yasadıkları adaya adapte oldukları için diye söylüyolar yine aynı adada yasayan hayvan türlerinin aynı türden olupta baska kıtalarda yasayan türlerine göre daha küçük ebatta olduklarını yazıyodu yine aynı nedenden adadaki yiyecek kaynaklarının kısıtlı olmasına adapte olma durumları yani

şimdi burda adapte durumunu örenmek istiyorum ,söyle bir örnek vermek gerekirse ,mesela kıs geldiğinde soğuktan ölmemek için yiyecek giyecek yakacak hazırlıkları yaparız yani bilincle hareket edip önlemlerimizi alarak soğuga adapte oluruız böylece hayatta kalırız ,ama adaya adapte olmaksa cok farklı birsey yani istesekte bir anda küçülemeyiz nasıl oluyoda bilinc/zeka olmadan adaptasyon oluyo ,mümkünse asama asama yazarsan

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

>>> şimdi burda adapte durumunu örenmek istiyorum ,söyle bir örnek vermek gerekirse ,mesela kıs geldiğinde soğuktan ölmemek için yiyecek giyecek yakacak hazırlıkları yaparız yani bilincle hareket edip önlemlerimizi alarak soğuga adapte oluruız böylece hayatta kalırız ,ama adaya adapte olmaksa cok farklı birsey yani istesekte bir anda küçülemeyiz nasıl oluyoda bilinc/zeka olmadan adaptasyon oluyo ,mümkünse asama asama yazarsan

Öyle bir adaptasyon yok.

Adaptasyon nasıl bir şeydir? Afrika'da kalan insanlar, sürekli güneş altında kalırlar. Güneşin UV ışınları zararlıdır. Bunu önlemek üzere renkleri koyulaşır, zenci olurlar. bunu kendileri bilerek, isteyerek vs. yapmazlar, zaten bugün bile bunu yapabilecek teknoloji henüz yok.

İşte adaptasyon budur. Önce şunu hatırlatayım, büyük ihtimalle ilk insanlar zaten zenciydi, biz sonradan ağardık. Ama bu senin sorundan alakasız bir durum. Not olarak düşeyim.

Peki bu adaptasyon nasıl gerçekleşir?

Etrafına bir bak. belki hiç zenci göremezsin, ama kimi süt gibi akpaktır, kimi kömür gibi esmer. Eğer esmer olmak, güneş ışınlarından korunmayı sağlıyorsa, esmer olanlar daha çok üreyecektir. Çünkü daha uzun yaşayacak, güneşte daha çok gezip avlanacaktır. İşte buna doğal seleksiyon denir.

Fakat bu durum böyle gerçekleşmiş değildir. İnsan evrimin son döneminde yaşanmış büyük bir doğal sorun vardır: Buz çağı. Ani bastıran ve bir şekilde havaların aşırı soğumasına, hatta öyleki gündüzleri bile yeterli güneş ışığı gelmemesine sebep olan bir felaket. Bu yaşandığı zamanlarda, insanlar henüz elbise filan bilmez haldeydi zaten. Bu durumda, koyu renk ten, daha fazla ısı emdiği için avantaj sağlar. Esikden sorun olan, güneşte pişmeye sebep bu koyu renk ten, yeni durumla birlikte avantaj olmuştur. Böylece rengi daha koyu olanlar seçile seçile esmerleşir insan nesli. Eski durumda, esmer ten dezavantajdı, bu yüzden herkes beyazdı. Buz çağı insanların esmer olabilmelerinin yolunu açmış oldu. Böylece, esmer olmaya yol açan mutasyonlar gelişebildiler, kendilerien şans buldular. Daha önce bu şansları yoktu.

Ardından buz çağı geçer. Hava gene ısınır. Bu kez artık herkes esmer tersine. Bu defa da, daha önce esmer olmaya adapte olan insanlardan bu sayede günşeten gelen UV ışınlara dayanıklı olabilecek mutasyonlara sahip olanlar avantajlı olmaya başladı. Bu mutasyonlar daha önceki sıcak dönemde görülemiyordu, çünkü esmer olmak mümkün değildi. Soğuk dönemde de bunlar avantaj sağlamıyor, önü kesiliyordu.

İnsanlar esmer olabilmek, bunu koruyabilmek için gereken bir sürü mutasyonu, soğuk ile birlikte bir araya getirmeyi, adapte etmeyi becerdiler. Eski sıcak dönemde, ten rengini koyulaştıracak 10 mutasyondan biri var olabilsede, bu ilerleyemiyor, diğer 9 u ile bir araya gelemiyordu. Ne zamanki o bir mutasyonun var olabilmesi mümkün oldu, ondan sonra ikincisi ve diğerleri artık var olabilir oldular.

Sonuçta, iki değişim, insanların rengini açıktan zenciye çevirdi.

Kabaca, adaptasyonun mekanizması bu. Çevre koşulları nedeniyle önceden var olmayan mutasyonların var olabilir olması. Evrimin temeli budur. Ama nednese pek çokları evrimin var olan mutasyonlardan seçilmekle değil, yepyeni ve daha önce var olamayan mutasyonlardan ortaya çıktığını sanır, elbette bu yanlıştır.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

>>> yani o zaman denilebilir ki apandisit/appendix yine de bir "imperfect adaptation"/eksik adaptasyondur?!..yoksa denilemez mi?..

Doğanın sanki bir adım ötesine dair bir planla evrimi ilerlettiği gibi bir öngörü içindesiniz. var olarak kalmasının sebebini biliyoruz da.

anibal kalabalık etmek istemem ama,nedense şu yazdığın bana dokundu..hiçbir zaman böyle bir öngörüm olmadı,yanından bile geçmedim.evrimi tanımlayan en güzel tümcelerden biri bence "kör saatçidir" zaten..sadece merak ettiğim, yazının hangi kısmından böyle bir izlenim edindiğin?..şimdi "hepsi" diyeceksin ama öyle deme lütfen :)

benim vurgulamak istediğim nokta şu idi;

apandist şu nedenlerden ötürü halen varoluyor olabilir mi,işlevsiz veyahut "yeterince işlevli/elzem" olmadığı halde:

1-doğal seçilimin özellikle insan için mevcut "eleği", apandist için yeterince "dar" değil.o kadar "ince göremiyor" çünkü üzerimizde çok yüksek bir seçilim baskısı yok.örneğin yeniden bir buzul çağına girsek,baskı ya da eşik, apandisti olan-olmayanları ayıracak kadar hassaslaşabilir.haddizatında işlevini yitiren bir organın körelmesi ve yokalması nasıl bir süreçte gerçekleşir?apandisti daha küçük ve daha küçük vs. olan "varyasyonların" seçilmesi yoluyla değil mi?..(yoksa değil mi?!!)yani burada doğanın ya da bünyenin herhangi bir öngörüsü yok.işin içindeki tek şey,doğal seçilim.

2-yokolacak ama, henüz yokolması için yeterli bir süre geçmedi..Ama buna zaten cevap verip "5 milyon" yeterli bir süre demişsiniz..orayı geçtim.

"Kısaca, apandist hiç bir işe yaramasa bile, onun varolması için gereken genler var olmak zorunda olduğu için yerinde kalmaya devam edecektir."

apandist yekpare bir oluşum olmayıp,sistemin bir parçası olduğu için mi böyle?tam olarak anlayamadım burayı.mesela kuyruğumuz böyle bir süreci(varolması için gereken genler kısmı) geçerek mi yokoldu ya da dumura uğradı(kuyruk sokumu hariç tabi)..

..yani bir organ zilyonlarca sene işlevsiz olup,varolması için gereken genler orda olduğu için ya da,daha büyük bir sistemin tümleşik bir parçası olduğu için orda kalabilir mi?(saçmalıyor olabilirim)

neyse gene uzun olmuş,kusura bakmayın..ve teşekkürler tabi..

tarihinde teflon tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Organların yok olması karışık bir mevzudur.

Bir organın körelme sebebi, işlevsiz kalması değil, işlevini yitirmesi demektir.

Peki organlardan sağdan soldan gelip mi toplanıyor? Öyle değil elbette, organlar bir bütünün parçaları. Bütünün diğer kısımlarının o organa ihtiyacı var.

Şimdi bu organa olan ihtiyacın bir defada küt diye kalkması mümkün değil. Bu organın görevini görecek diğer mekanizmanın daha etkin gelişebilmesi için bu organ giderek yok olmak zorunda kalacak.

Şöyle bir örnek vereyim. Yılan vücuduyla sürünerek avantaj kazanır. Ama ayakları varsa, o zaman bu sürünme işlevine zorluk çıkaracaktır. Bu ne demektir? Ayakları daha küçük olan, daha avantajlı olacak demektir. Böylece aynen bir evrimsel ilerleme gerçekleşir, o organ yok olur veya körelir.

Bu husus anlaması zor bir husus evet. Apandistin saklanması gelecekte lazım olursa gibi bir olgu olamaz. Gelecek diye bir şeyin varlığını bilmez genler. Apandis hala daha bir işe yaradığı için mevcut olmak zorundadır. Vücut onu yok edememektedir, hoş bunu istemekte midir, hiç sanmıyorum..

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

anibal sağolasın..da bir(iki)şey daha soracağım yüksek affına binaen..

1-işlevini tamamen yitirmiş ve yokolmuş organ/uzuvlar var.tamam..benim sormak istediğim;örn:bir organ işlevini tamamen kaybetmiş ya da çok yüksek oranda işlevsiz diyelim.doğal seçilim baskısının "0" olduğunu varsayarsak, ayrıca verdiğin yılan örneğinde olduğu gibi herhangi başka bir fonksiyon işlev/edim vs. ye de ket vurmuyor ya da handikap oluşturmuyorsa eğer,sonsuza kadar da orada kalabilir mi?!yani misal olarak herhangi bir kusurla doğmuş olan insanlar çok önceki dönemlerde etoburlara "öncelikli yem olarak" gen havuzundan silinmekte iken,bugün üzerimizde böyle bir baskı olmadığı üzere varlıklarını sürdürüp,hatta bir şekilde denklerini de olsa bularak üreyip,bilgilerini kusurlu da olsa sonraki kuşağa aktarabiliyorlar..yani o gün o anlamdaki doğal seçilim baskısı atıyorum 3 iken,bugün 1,belki daha da az..sonuç:kusurlular da devam etme şansı bulabiliyor..bu durumda "fazlalıklar" da bulabilir denebilir mi? bana öyle geliyor..?

2-şu sinekler üzerinde yapılan deneylerde sineklerde çıkması ya da oluşması sağlanan ekstra kanatlar -yaratılışçı tabiriyle- "genetiğe yeni bilgi eklenmesi" demek değil midir?..tamam sinek uçma fonksiyonunu yitiriyor olabilir ama ortada zaten doğal seçilim yok(ki)laboratuvar ortamında!sonuçta mutasyon,varyasyon jeneratörü işlevini yerine getirmiş,naklen yayında yeni bir bilgi eklenmiş,bu da bizzat gösterilmiş oluyor.gerisi doğal seçilimin işi.heykeltraş, o..kalıp gideceğine o karar verecek.zaten doğal ortamda böyle bir sinek varolamaz,elenir.zaten orası doğal ortam değil,laboratuvar.amaç mutasyonla yeni bir bilgi eklemek,uyumlu bir canlı ortaya koymak değil..

tşk..

tarihinde teflon tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

1 - Buna bir yorum yapmak müneccimlik olur. Bekleyip görmek veya çok daha kapsamlı bir araştırma yapmak gerekir.

2 - Genetiğe yeni bilgi eklenmesi filan diye bir şey yok. Genlerde bilgi filan yoktur, bu sadece insan algı sisteminin bir izahat halidir. Ne eski ne yeni bir bilginin varlığı söylenemez.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Evrime müdahale,yada ekosistemlere müdahale olması evrimin işleyişini ne yönde etkileyecektir.Ultraviyole ışınlarına dahyanabilecek türler nasıl bir görünüm alacaktır mesela.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Evrime müdahale,yada ekosistemlere müdahale olması evrimin işleyişini ne yönde etkileyecektir.Ultraviyole ışınlarına dahyanabilecek türler nasıl bir görünüm alacaktır mesela.

Evrimsel süreci laboratuvarda kısaltmak, değiştirmek mümkündür. Bunu evrime müdahale olarak kabul edebiliriz.

Tabii doğada eko sistemini bozarak da evrime müdahale etmemiz mümkün. Bu zaten oluyor.

Evrimin işleyiş mekanizmasını değiştiremezsiniz. O hep aynı kalacaktır. Ama yönünü değiştirebilirsiniz.

Bir tarfa doğru ilerleyecekken, diğer tarafa doğru ilerleyebilir.

Zaten sürekli değişen çevresel koşullar evrimin belli bir yönü olmasını önlerler.

Koşulların nasıl değişeceğini bilemediğiniz gibi, değişen koşulların bazı canlıların evrimini nasıl etkiyeceğini de öngöremezsiniz.

Çünkü evrim değişgeni çok bir bilmecedir.

Radyasyona ve ultraviolet ışınlarına dayanıklı canlılar vardır. Çöllerde yaşayan bazı kertenkeleler örneğin. Ama bir dereceye kadar.

Hemen bütün canlılarda UV radyasyonuna karşı bazı önlemler vardır. UV ışınlarının neden olduğu DNA zedelenmesi hemen tamir edilir.

İnsanlarda bundan birkaç enzim sorumludur. Onlardan birinin olmaması, DNA tamirini olanaksız kılacağı için, insanlarda erken yaşta ölüme neden olan kanserler ortaya çıkar.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
Guest nitrocan

Şu anda insan zaten evrimin içine etmiştir. Artık büyük ihtimalle fiziksel değil, tam bir zihinsel evrim geçiriyoruz. (Refah seviyesi yüksek ülkelerde) Bu olay hala sürüngen tabanlı beynimiz varken nereye varır o da başka bir mevzu.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Iste böyleee,

Bence APANTISTIN hicbir yarari olmamasi yaninda gerektigi anda kesilip alinmadiginda ölümlere bile neden oluyor ki köyümüzde komsumuz hastaneye zamaninda yetistirilemediginden babamin kayigina bindiydi:-))))))).

Vucuttan disa atilmasi icin kalin barsaga giren enderde olsa bazi maddeler APANTIST denen torbaya (cikintiya) düsmekte,bu madde zamanla cürüyür ve cikintiyi ( kor barsagida ) cürütüyor .

Adina NATUR dedigimizde pek mükemmel deyil sanirim.

Örneyin ,deniz ayisinin gözü var,ama kafasini sudan cikarinca pek birsey göremiyor.

Natur yahut adina var eden veya varolan güc deyelim.Insan gibi oda hatalar yapabiliyor galiba.

Ne dersiniz?:-)))))).

Yoksa evrim gecirirken cevre etkilerimi bu eksiklikleri fazlaliklari olusturuyor.

Tip adamlarinin örneyin insan vucudunda bazi yedek parcalarin oldugunu,bozulan parcayi cikarip saglam yedeyi yerine koyduklarini cok duyuyoruz.

Örneyin ,damar deyisimi.

Evren veya evrenler,onlarin icindekiler sandigimiz kadar mükemmel deyildir diyebilirmiyiz?

Özellikle Hacidan bekliyorum bu yaniti.

Cünkü sevgili Haci bizim SEYHUL ISLAMIMIZ,benzetmek gibi olmasinda :-))))))).

Hacimiz onlar gibi VAHSI olamaz tabide.

YanIya bilgicimiz.

Dogruyu veya dogruya en yakin aciklama yapabilenimiz.

Yahutta ben öyle görüyorum.

Bir zamanlar birde AllamamIz bir GAG,ImIz vardi´Hacimiz gibi.

Onunda nerdeyse bilmediyi yoktu,ALTERNATIFORUMDA.

Gerci Hacida tanirya GAG,I

Beni bu konuda aydinlatabileceklere,Saba melikesi adli hurinin adresini verecem :-)))))).

Beylere tabii ki.

Hanimlarada bizim hamsi Nurinin adresini verem bari natürlis isteyenlere.

Sosyete hanimlara din adaminin biri VAAZ ederken cennette erkeklere neler verileceyini sayip dökenken kadinin biri firlamis yerinden,pür istek dolu olarahdan, HOCAM DEMIS BIZ KADINLARADA BARI GÜLÜCÜKLÜ Yasar Nörüyü versin Allah söylede.

Onun basinin keline

Arhaya dogru uzanan saclarinin kivrim kivrim teline

Bülbül kimin öten diline

Hele Kur,ani havaya galdirip tutan eline hayraniz deyince, vaaz eden imami bir ösgürük tutmuskine hoca vaazina davam edememis ne söyleyeceyini bülememis BUGZ edüben cihip getmis :-))))))))).

Bu azgin Hocada ordaki gadinlardan birsey bekliydi galiba :-))))))).Yasarin adini duyunca hocanin ALLARJISI tutdi.

Torpah basina bu Hocalarin.

Hemserim haric tabi.

Gönlüne göre bir TEZE buldi,tipki Mehemmedi kimin.

Eeeeeeeeeeee, Armut armut agacinin dibine düser UZAGA degül.

Galin saglicahla

Tolonbeg

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Dün bu konuyu bir başka başlık atında açmıştım yeterince tartışmacı bulamadım sebebi doğru başlığı da seçmemiş olmamdı belki. Tek istediğim daha fazla tartışmacı bulmak asla insanlara fikirlerimi empoze etmeye çalışmıyorum.

Bende c/p karşi bir insan olarak yazdiklarimi bulabilen biri olursa çikmasini beni yalanci çikartmasini yerin dibine sokmasini isterim.

eleştirye açiğim, süslü püslü laflarla zekami ispata ihtiyaç duymam (edebiyat parçalayamam anlamina gelmez). Açık ve net konuşmasini severim fikri olan herkesin yazmasini isterim..

1-Erim teorisine en belirgin örnek olarak virüs mutasyonlarinin gösterildiğini biliyoruz. 1980 lerde keşfedilen hiv vürüsünün 30 yilda 9 farkli alt tipi keşfedildi. Doğal seçilimle, gen yapisi bozuk olan çoğalma kabiliyetini kaybeden virüsler ölüyor diğerleri yaşamlarina devam ediyor. En eski tipleri de yeni tipleri de halen insanlar üzerinde etkili olmaya devem ediyor. Gerçekten harika bir örnek. şimdi birde diğer canlilara bir bakin yada insanlara..

30 yil değil milyonlarca yildir dünyadaysak neden 9 farkli tip bile oluşturamadik.

suyun içinden çiktiysak neden bir insanda bile yüzgeç yok. neden gözler yanda değil. kuyruğumuz vardi bir zamanlar bir kişide bile kuyruk yok mağara duvarlarinda bile kuyruklu insan resimleri yok. organlar ayni farkli görev yapan bir organ varmi. bir değişim varsa geçişlerin hala devam etmesi gerekiyor halen değişiyor olmamiz lazim çeşitlilik lazim ama nerde ???

2- 100bin çeşit canli yaşayan bu gezegende insan denen canliyi özel yapan kullandiği akliydi. En zekisi, işte biz bundan geldik denilen canli bile bir tekerlek yapamazken bizler gökdelenler, bilgisayarlar, otomobiller, uçaklar daha neler neler yaptik sizce biz hayvanmiyiz??? Yaraticisiz rastgele akilli canli oluşma ihtimali 1/100bin. Bir canli türü daha çikip bizim yaptiğimizin yarisini yapsa yada 1/10 nu, onu akilli canli sinifina sokacağim ama yok. bu özel bir amaca hizmet ettiğimizi devasal bir göstergesi.

yaratici yoktur bunlar raslanti demek için 1/100bine inanmak doğru olanidir..

3- Yaratici varsa kendini neden göstermiyor demek ne kadar mantiklidir bir de buna bakalim. Onu görseydik kuşkusuz onu aramaz bizden ne istiyorsa yapardik değilmi. Sizce bunun yaraticiya ne gibi bir yarari olurdu. onu da geçtim size verilen aklin ne gibi bir fonksiyonu olurdu.

4- Sifirdan gezegenimiz oluştu ilk başta çok sicakti filan sonra buz tuttu sonra isil dengeye ulaşti bunlar içinde gereken zaman var. Ve şu ilk hücre var meşhur milyarlarca atom bileşikleri, bileşiklerden doğru molekkülleri, doğru moleküllerden doğru genetik meteryaller, doğru genetik meteryallerden doğru dizilim, doğru dizilimden doğru genler ....... hücre organelleri, hadi yaptik birde canlilik fonksiyonunun kazandirilmasi varki ha deyince hücre faliyete geçecekmi acaba. Rastlantiya inanirim ama bu neye benziyor biliyormusunuz bir firtinanin çöplüğe girip boing uçaği oluşturmasina benziyor. O firtinayi milyonlarca kez o çöplüğe sok boing oluşmaz arkadaş.

Nuh tufanindaki hatalarla uğraşmak neye yarar arkadaş insalarin konuştuklarinin %90i yorumdan ibaretmiş.

islam bir yaşam şeklidir uyarsin uymazsin ama bir yaratici mutlaka vardir. müslüman geçinen yüzlerce yobazin olduğu bir ülkede islamin lekelenmesi inananlarin imaji açisindan üzücü. zaten geri kalmişliğin en büyük sebebi islamin yanliş anlaşilmasidir.

Yukarıda açtığım konuları birer birer tartışmak isterim kuran ayetlerini tartışmanın manası yok ayetler farklı yorumlanabiliyor benim sorularımın bununla alakası yoktur herşey somut çok açık ve nettir..

Fikri olan herkesi bekliyorum arkadaşlar

tarihinde AEROSOL tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

...

1-Erim teorisine en belirgin örnek olarak virüs mutasyonlarinin gösterildiğini biliyoruz. 1980 lerde keşfedilen hiv vürüsünün 30 yilda 9 farkli alt tipi keşfedildi. Doğal seçilimle, gen yapisi bozuk olan çoğalma kabiliyetini kaybeden virüsler ölüyor diğerleri yaşamlarina devam ediyor. En eski tipleri de yeni tipleri de halen insanlar üzerinde etkili olmaya devem ediyor. Gerçekten harika bir örnek. şimdi birde diğer canlilara bir bakin yada insanlara..

30 yil değil milyonlarca yildir dünyadaysak neden 9 farkli tip bile oluşturamadik.

suyun içinden çiktiysak neden bir insanda bile yüzgeç yok. neden gözler yanda değil. kuyruğumuz vardi bir zamanlar bir kişide bile kuyruk yok mağara duvarlarinda bile kuyruklu insan resimleri yok. organlar ayni farkli görev yapan bir organ varmi. bir değişim varsa geçişlerin hala devam etmesi gerekiyor halen değişiyor olmamiz lazim çeşitlilik lazim ama nerde ???

...

Kirmizi yaptigim bölümde sordugunuz sorunun cevaplarinin olup olmadigini iyice arastirdinizmi? Insan olarak yada modern insan olarak kim size milyonlarca senedir burdayiz dedi? Bugünkü modern insanin bir cok atasi oldugunu okumus olmalisiniz. Yoksa onlarida "bunlar maymun" diye görmezdenmi geldiniz? Ben bir cok kere kuyruklu insan haberi okudum ve yalan haber degillerdi. Kuyruklu insanlar tarihin her diliminde dogmustur ve hala yüzdesi cok düsmekle beraber halada dogmaktadir. Bunlarin eski zamanlarda dogar dogmaz öldürüldüklerinin cünkü seytan ile eslestirildiklerinin bir cok anlatimi var. Bugünkü modern insanda hala kuyruk izi var. Bu kuyruk izi insanin derisinin hemen üzerinde gözükmeyebilir ama cok ayrintili incelemelerde bu izler bilim adamlari tarafindan görülmüs ve kayda gecmistir.

Asagidaki linki iyice incele aralarinda asparagas haberlerde var ama bunlari ayird edebilecek kadar bilgili oldugunu görüyorum. Haberlerin cogu ciddi ve kayda gecmis haberlerdir.

http://www.google.de/#hl=de&source=hp&q=kuyruklu+insan&btnG=Google-Suche&meta=&aq=f&oq=kuyruklu+insan&fp=6e1a413bb204dd20

Bir örnegi buraya yapistiriyorum resimi büyütmek icin üzerine tikle ;

post-9-126165322719_thumb.jpg

1. Soru icin bir baslik acildi. Linki asagida;

http://forum.ateizm2.org/index.php?showtopic=33907

SAYGILAR

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

1) Apandistin fonksiyonları

Hiçbir organın fonksiyonu olmak zorunda değildir. Bizim 20'lik dişlerimiz ve ayaktaki serçe parmağımız açıkça fonksiyonsuzdur, hatta 20'lik dişler tıbbi sorunlara sebep olur. Evrim zamanla işleyen bir süreçtir ZART diye her şeyi mükemmel yapamaz çok katı bir dezavantaj sağlayan unsurlar çabuk elenir ama evrim baskısı az olan unsurlar çok yavaş elenebilir

Apandistin birtakım bağışıklık fonksiyonu olduğunu savunanlar olsa da onsuz da yapabiliriz ve bağışıklık tepkisinin aşırı olması yüzünden insanlar ölüyor bu yüzden olmasaydı daha iyiydi diyebilirim rahatlıkla. Ama bizden önce gelen maymunlar için sindirim sisteminin önemli bir parçası imiş

Şu videoyu izlersek evrim baskısının yok denecek kadar az olduğu fakat görünüşe göre saçma sapan ve hatalı olan bir özelliğin nasıl da aktarılabildiğini görürüz

Ben kesinlikle fazlalıklar bulunabilir diyorum, hatta genelde evrimin ispatı olarak kullanırım fazlalıkları :)

Ayak parmaklarınızı hareket ettiren farklı kasların sayısı el parmaklarınıza yakındır, ama elde o kaslarla harikalar yaratırken ayakta hiçbir halta yaramazlar :)

Kulağımızı dikebileceğimiz kaslar vardır ama insanların kulakları (azıcık hareket ettirebilenler var) aşağı yukarı sabittir

Kuyruk sokumunda Coccyx kemiği vardır hiç işe yaramaz ama kuyruğun kalıntısıdır

Soran arkadaşımızın dediği gibi evrimsel baskı bunlar için olmuştur, kuyruk kısalmıştır ve yok olmuştur ama o küçük kemik fazla bir değeri olmadığı için hala oradadır

tarihinde Yakılan tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Tolonbey bana 2009 yılında apendisin (appendix) neden var olduğunu soruyor.

Gerçekten vücutta bir takım fazlalıklar var. Bazıları için anlage diyebiliriz. Yani artık işe yaramayan bir doku veya organ.

Bu iki durumu birbirlerinden ayırmamız gerekiyor.

Yani bir organ veya doku, anlage mi, yoksa başka hayvanlarda olmadığı halde yalnız insanlarda mı var?

Bu ayırım önemli.

Örneğin cocyx bir anlage. Bu yapıya tutunan bazı kaslar pelvis organlarına uzanıyor. Yani hala bir tür işlevi var koksikin...

İşlevi olan bir organdan arta kalan bir doku. O organ kuyruk. Ve birçok maymun türünde kuyruk var.

Gerçi insanla aynı ailede olan ape'lerde kuyruk yok. Yani ape'ler maymunlardan çok önceleri farklılaşmışlar.

Peki apendisin ve kadınlarda himenin durumu nedir?

Neden bunlar var? İşlevleri nedir?

İnsan mantığı onlarda hemen bir işlev arıyor. Bu arayış tümden mantıksız değil.

Çünkü bütün organların varlık nedeni onların işlevleri ile açıklanabilir.

Apendis ve himenin işlevleri ise açıklanamıyor.

Onlar bir anlage'ye de benzemiyor. Çünkü insanların evrildiği hayvanlarda yok onlar..

O halde insanlarda olmasının bir anlamı olmalı diye düşünüyor insan.

Haklı olarak tabii. Biyoloji bilimi bu konuyu deşiyor ama henüz birşeyler bulunamadı..

Apendis için immünitede gerekli deniyor. Himen için kızları infeksiyonlara karşı koruyor deniyor.

Bunlar çok zayıf argümanlar. Yanlış demiyorum. Belki de doğrudur ama bence sorun çok daha derin.

Bir organın varlık nedenlerinden birisi işlevidir. Bir işe yarıyor ki o organ var..

Ama o organın kendisi herhangi bir işlevi başarmak için ortaya çıkmış değil.

Bu kavramı anlamak çok önemli.

Balıklar karaya nasıl çıkıyor? Akciğerler solungaçların evriminden gelişmiş değil.

Swim bladder denen bir yüzme kesesinden gelişmiş. Zamanla bu kese oksijeni havadan alıp kana taşıyacak şeklide evriliyor.

Solungaçlar hala varlar. Ve bir süre sonra balık hem karada yaşayabiliyor hem de suda..

Ve zamanla yalnız karaya adapte oluyor.

Yani burada akciğerler bir ihtiyaca karşılık olarak ortaya çıkmış değiller.

Bir dizi mutasyon sonucu balığın hiç de ihtiyacı yokken, akciğerlere dönüşüyorlar.

Balığın hala ihtiyacı yok belki ama bu yeni ortam balığa bir avantaj sağlıyor. Çünkü karada denizdeki kadar çok düşman yok. Yaşam daha kolay.

Buna biz doğal seçilimdiyoruz. Akciğeri olan hayvan seçiliyor.

Peki apendis veya himen için de böyle düşünebilir miyiz?

Neden düşünmeyelim?

İnsanlarda bir mutasyon sonucu appendix ve kadınlarda himen (kızlık zarı) ortaya çıkmış olamaz mı?

Bu organlar ortaya çıkar çıkmaz doğal seçilime maruz kalmış olamazlar mı?

Eğer onların varlığı zararlı ise onlara sahip olanlar yaşayamazlar. Ölürler.

Onlara sahip olalar hala yaşadıklarına göre onlar zararlı değiller.

Eğere onlar insana yararlı iseler onlara sahip olmanın bazı yararları olduğunu açıkça görebilmeliyiz.

Göremiyoruz.. Demek ki diyoruz onların insana bir yararı yok..

Peki insana zararı ve yararı olmayan bir organ neden var?

Bu soruyu sorduğunuz zaman evrimle ilgili son derece gizemli bir özelliğe değiniyorsunuz demektir.

Akciğerlerin varlık nedeninin onlara olan gereksinim olmadığına değindik.

Onlar tesadüfen ortaya çıkınca ilerde bir zaman yararlı olmaya başlıyorlar.

Ama onların başlangıçta varlık nedeni için ne yararlı diyebiliriz, ne de zararlı.

Yani akciğerlerle himen ve apendis arasında başlangıç dönemlerinde hiç fark yok.

Evrim rastgelle mutasyonlara bağlı bir süreçtir.

Rastgele bir mutasyon sonunda bir organ ortaya çıkabilir.

Önceleri o organın ne yararı vardır ne de zararı.

Doğal seçilim onları elemez. Doğal seçilim seçer. Zararlıyı ve yararlıyı seçer.

Eğer mutasyon nötral ise ona dokunmaz.

Eğer genetik bir değişiklik nötral ise toplum içinde yayılabilir.

O organın hiçbir yararı olması gerekmez.

Apendis eğer herkesin infeksiyonla ölmesine neden olursa, elenir.

Ama arada bir ölüme neden olursa elenmez.

Himen de öyledir. Bir işleve sahip olması gerekmez.

Ne zararı ne de yararı varsa onu şifreleyen genler tutulur ve yeni nesillerde devam eder.

O genleri elemek için bir neden yoktur.

Bütün olay budur Tolonbey kardeşim. Sorunun cevabını iki yıl sonra veriyorum. Daha yeni gördüm...

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

  • Konuyu Görüntüleyenler   0 kullanıcı

    Sayfayı görüntüleyen kayıtlı kullanıcı bulunmuyor.

×
×
  • Yeni Oluştur...