Jump to content
Aragon

Yatay gen geçişi

Recommended Posts

Google'da "Steven Scherer" + 223 diye bir araştırma yapın, onlarca yaratılışçı sayfası karşınıza çıkacaktır. Bunun kaynağı Nature dergisinde 2001 yılı Şubat ayında yayınlanan "Initial sequencing and analysis of the human genome" (İnsan genomunun başlangıç dizgilenmesi ve analizi) adlı bir makaledir. Bu makale, "International Human Genome Sequencing Consortium" (Uluslararası İnsan Genomu Sıralama Konsorsiyumu) tarafından hazırlanmıştır. Steven Scherer bu konsorsiyumdaki onlarca bilim adamından yalnızca biridir.

Makalenin öne sürdüğü sonradan tartışmalara yol açan konu "Probable horizontal transfer" (Olası yatay geçiş) başlığı altında işlenmiştir (bkz.sayfa 42/62.) Bu başlık altında, insan genomunda, bakterilerde rastlanan proteinlere çok benzeyen ama omurgasızlarda görülmeyen 223 adet proteinin saptandığından söz ediliyor. Daha detaylı bir analiz, bu proteinleri sentezleyen genlerin 113'ünün bakterilerde yaygın olduğunu, ama çok hücrelilerde yalnızca omurgalılarda rastlandığını öne sürüyor. Yazıda bu bulguların olası nedeni olarak bakteriden insana yatay gen geçişinin, ters yönde bir geçişten daha olası olduğu vurgulanıyor.

Buraya kadar tamam da, böylesi bilimsel bir araştırma, nasıl olup da yaratılışçılara malzeme oluyor, konunun bu bölümü gerçekten ilginç.

Bu aşamada sahneye Zacharia Sitchin adlı eksantrik bir kişi geliyor. Zecharia Sitchin (d.1922), insanların kökenini uzaylı astronotlarla açıklayan kitaplar yazan bir yazar. Sitchin, "Annunaki" (veya "Nephilim") adı verilen eski bir Sümer kültürünün yaratılışını, Güneş Sisteminde görünmeyen uzun ve eliptik bir yörüngede dolaşan Nibiru gezegeninden gelen uzaylılara dayandığını öne sürüyor. Sitchin'in bu görüşleri doğal olarak bilim adamları, arkeologlar ve tarihçiler tarafından yalanlanıyor.

Sitchin 'the case of Adam's alien genes' (Adem'in uzaylı genleri konusu) adlı bir yazısında, Uluslararası İnsan Genomu Sıralama Konsorsiyumu tarafından bulunan 223 özgün genin, genomik evrimsel ağaçta herhangi bir ata türüne ait olmadığını söylüyor, ve sonuçta bu genlerin Adem'e uzaylılar tarafından geçirilerek insan türünün başladığını öne sürüyor. Sitchin'in bu iletisini bulan yaratılışçılar ve akıllı tasarımcılar da konuyu derhal bloglarına ve sitelerine taşıyarak, olayı evrim kuramının iflas ettiğine ve insanın evrimden bağımsız tasarlandığına dayandırıyorlar.

Bu durumda gözlerden kolayca kaçabilen ilginç bir ayrıntı da Sitchin'in iddiasının aksine, orijinal konsorsiyum makalesinde insandan bakteriye gen geçişinin neredeyse olanaksız olduğunun vurgulanmasıdır. Makalede, söz konusu genlerin bakteriden insana geçmiş olma olasılığının daha yüksek olduğu vurgulanıyor. Dolayısıyla bu bile "uzaylıların" insana doğrudan gen geçirdiği saçmalığıyla doğrudan çelişen bir önermedir.

Nature dergisindeki yayından sonra bazı araştırmacılar, karşılaştırmayı yapacak kapsamlı bir veri tabanı olmadığı için Uluslararası İnsan Genomu Sıralama Konsorsiyumu'nun sonuçlarını tartışmalı diye nitelediler. Uluslararası İnsan Genomu Sıralama Konsorsiyumu'nun yayınından yaklaşık üç ay sonra, 2001 Mayıs'ında, Rockville, Maryland'daki "The Institute for Genomic Research (TIGR)" (Genomik Araştırma Enstitüsü), yeni bir çalışmayı açıkladı. Araştırmacılar evrim sırasında insana bakteri tarafından göreceli olarak (eğer geçtiyse) çok az gen geçmiş olabileceğini gösterdiler. İnsan, bakteri ve omurgasız genomlarında yapılan analizlere göre, 50'den az insan geninin omurgalılara, evrim sırasında belli bir dönemde bakterilerden geçmiş olabileceği, Science Express dergisinde Mayıs 2001'in sonuna doğru yayınlanan bir makalede belirtiliyor.

Araştırmacılar bu genlerin hiçbirinin bakteriden insana doğrudan geçmiş olmasının mümkün olmadığını, buna karşın bazı proteinlerin yalnızca insanlarda ve bakterilerde rastlanıyor gibi gözükmesinin nedeninin omurgasızlarda bu genlerin yok olması ve insan ve bakteri genlerinin mutasyondan dolayı omurgasızlarda saptanamaması ile açıkladılar.

TIGR'de biyoinformatik bölümünün başkanı Steven L. Salzberg "Arkadaşlarım ve ben yatay geçiş diye adlandırılan nedenle insanlarda bulunan herhangi bir bakteri genine rastlamadık. Uluslararası İnsan Genomu Sıralama Konsorsiyumu tarafından açıklanan verileri kullanarak 41, Celera verilerine göre ise 46 genin insanlar ve bakteriler tarafından paylaşıldığını bulduk ama bu genlere taradığımız omurgasızlarda rastlamadık" diyor ve ekliyor; "Ancak bu paylaşımın yatay gen geçişiyle olduğunu iddia edemeyiz."

Doğada türler arasında genlerin yatay geçişi iyi belgelenmiş bir olgudur. Bakteriler başka bakterilere gen geçirebilirler, keza insan hücrelerindeki mitokondri ve organeller bir zamanlar serbest yaşayan bakteri idiler ve genleri insanlara bu şekilde geçirdiler.

Ancak bir çok evrimsel biyolog, bakteri genlerinin omurgalılara geçebileceği yolunda kuvvetli bir delil olmadığını söyler. Bu nedenle, İnsan Genomu Sıralama Konsorsiyumu'nun, yüzden fazla insan proteinin "omurgalılara ya da omurgalı öncesi türlere bakteriden yatay olarak geçirildiğini" Nature dergisinde önermesi büyük haber oldu.

TIGR yayını, yatay geçişin en azından dev bir abartma olduğunu, ve bu tezin tamamen hatalı olmasının mümkün olduğunu gösterdi. Öte yandan omurgalılara hiçbir bakteri geni geçmiş olmadığını kanıtlamak şu anda olanaksızdır. Yerine, TIGR araştırmacıları, eldeki genomik verilerin Nature makalesinde yapılan orijinal açıklamayı desteklemediğini göstermeye çalıştılar.

Nature makalesinin yazarları gibi, TIGR araştırmacıları da türlerde alışılmadık 'dağılım izlerini' aramak için biyoinformatik gereçler kullandılar. Bu strateji, değişik türlerde benzer dizilerin saptanmasını içeriyordu. Salzberg "Dizi benzerliği güçlü bir gereçtir ama kullanırken çok dikkatli olmak gerekir" diyor ve devam ediyor; "Benzerlik iki proteinin ortak bir atası olduğunun olası olduğunu ve proteinlerin benzer işlerliği olduğunu gösterir, ama ne zaman ayrıldıklarını söylemez."

TIGR'den Jonathan Eisen, bu yaklaşımın etkili ama sıklıkla yanıltıcı olduğunu söylüyor. Olağandışı dağılım izleri, genlerin kaybından ya da aslında var olan ama tanınamayacak kadar mutasyona uğramış olduğu için kayıpmış gibi görünmesinden kaynaklanıyor olabilir. Eisen "Orijinal çalışmanın en büyük evrimsel sorunu, omurgasızlarda gen kaybının olmadığını varsaymasıdır" dedi ve "Özellikle küçük genomlarda gen kaybının çok yaygın olduğunu öngören binlerce değilse bile yüzlerce çalışma vardır" diye ekledi.

Yanıltıcı kesinlikleri elemenin bir yolu da, örnekte daha fazla veri bulundurmaktır. Nature yayınına göre, insan genom dizilerinde öngörülen proteinler, dört omurgasız dizisi ve diğer omurgasız ökaryotlarda bulunan dizilerle karşılaştırıldılar. Bu dört omurgasız türü, maya, solucanlar, sinekler ve Arabidopsis bitkisi idi.

Buna karşın TIGR veri kümesi, halka açık genomik verilerin, yüzlerce omurgasız türde saptanan kısmi genler de dahil olmak üzere, hemen hemen tamamını kapsıyordu. Araştırmacılar "Nature ekibinin orijinal kümesinde omurgasızlarda olmadığı bildirilen genlerden 21 tenesinin sünger, soya fasulyesi, ve deniz anası gibi omurgasız organizmalarda saptandığını" açıkladılar. Salzberg "Tek varabileceğim sonuç başlangıçtaki araştırmada bu genlerin atlanmış olduğudur" dedi. Dolayısıyla yeniden yapılan analizler, insan geninde saptandığı söylenen bakteri genlerinin sayısının, insan genomuyla karşılaştırmak üzere kaç omurgasız genomunun taranmış olmasına bağımlı olduğunu göstermiştir.

Araştırmacı Eisen diyor ki, "insan genomu bakteri orijini olan bir kaç yüz gene sahip olmuş olsaydı bile, insan genomunda 25.000 gen vardır, yani Nature ekibi omurgalı soyuna 600 milyon ila bir milyar yıl süresince girmiş olabilecek olan genomun yüzde birlik bir bölümünü bulmuş olurdu", ve ekliyor "doğrusunu söylemek gerekirse bu sayı o kadar ilginç bir sayı değil".

Peki Steven Scherer'e ne oldu, hani Google aramasında ismini kullandığımız, Nature ekibinde yer alan, ve yaratılışçı bloglarında, forumlarında kahraman gözüyle bakılan bu bilim adamının konuyla ilgisi nedir diye sorabilirsiniz. Rivayete göre Steven Scherer, şarlatan Zacharia Sitchin'e, 223 genle ilgili "It is a jump that does not follow current evolutionary theories", yani "Güncel evrim kuramlarını izlemeyen bir atlama" yorumunda bulunmuş. Ne diyelim, dilin kemiği yok ki! Şimdi herhalde bin pişmandır dediklerinden.

Kaynaklar

Nature 409, 860-921 (15 February 2001)

İnsan genomunun başlangıç dizgilenmesi ve analizi

http://www.nature.com/nature/journal/v409/...l/409860a0.html

Genome News Network, TIGR Araştırması

http://www.genomenewsnetwork.org/articles/..._transfer.shtml

Adem'in uzaylı genleri konusu, Zacharia Sitchin

http://www.sitchin.com/adam.htm

not: bu yazının orijinalini önce blogumda yayınladım:

http://evrimolgusu.blogspot.com/2009/02/st...ve-223-gen.html

tarihinde Aragon tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

  • Konuyu Görüntüleyenler   0 kullanıcı

    Sayfayı görüntüleyen kayıtlı kullanıcı bulunmuyor.

×