Jump to content
haci

TÜRLEŞME

Recommended Posts

Sevgili Anibal...

Biz bu başlık altında birkaç konuyu birden tartışıyoruz.

Önce şu tür işini halledelim.

Evrim teorisi lateral filan değildir Hacı.. Türlerin sayısı sürekli artmaz. Bu yönde hiç bir bulgu yoktur. Evrimsel ölçekte makul uzunluktaki birim zamanda, ortalama tür sayısının değişimi, istatistik olarak anlam taşıyacak bir artış veya azalma göstermez. Buna dair hiç bir bulgu yoktur. Ara geçiş formu dediğin şeylerde başta sen olmak üzere her yerdedir.

Evrimi lateral veya hozirantal ve vertikal veya dik olmak üzere iki türlü düşünebiliriz.

Horizantal evrimde vücut planı modifiye edilmez ve genetik değişiklikler minumumdur.

Buna ana temanın varyasyonları diyebiliriz.

Örneğin bilinen böce türü sayısı 750 bindir. Geride birkaç milyon henüz tanımlanmamış böcek türü vardır.

Horizantal evrim biyofarklılık veya biyodeğişiklikten sorumludur.

Horizantal evrimde tür sayısı artımıştır. Bu evrimde tesadüflerin rolü çok fazladır.

Küçük bir ortamda bazı özelliklere sahip canlılar ortaya çıkabilir. Darwin'in ispinoz kuşları gibi.

Vertikal evrim daha dramatik değişiklikleri içerir.

Yukarda horizantal evrim için ana temanın varyasyonları terimini kullanmıştım.

Vertikal evrimde ana temalar değişir.

Bazan karmaşıklık artar. Vertikal evrim çok daha sınırlıdır.

Vertikal evrime neden olan genetik seçeneklerin sayısı, horizantal evrime neden olan genetik seçeneklerden daha azdır.

Vertikal evrimin neden olduğu komplekslik arttıkça, bu genetik seçenekler azalır.

Evrimi ayrıca başka bir açıdan değerlendirerk yine horizantal ve vertikal olarak ikiye ayırarak incelemek mümkündür.

Horizantal veya lateral evrimde bir türden başka bir tür veya türler çıkar. Eğer arada rekabet yoksa hepsi bir arada yaşar. Varsa biri yok olur.

Fosil kayıtlarına bu yansıyabilir.

Bu bağlamda vertikal evrim olmaz. Çünkü vertikal evrim burada bir türün yerini başka bir türün almasıdır ki burada tür sayısı artmaz.

Oysa biliyoruz ki tür sayısı çoktur.

Horizantal evrimde tür sayısı sürekli olara artar.

Tür sayısı artmaz demek hiç doğru değil.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
Anibal:

Evrim teorisi lateral filan değildir Hacı.. Türlerin sayısı sürekli artmaz. Bu yönde hiç bir bulgu yoktur. Evrimsel ölçekte makul uzunluktaki birim zamanda, ortalama tür sayısının değişimi, istatistik olarak anlam taşıyacak bir artış veya azalma göstermez. Buna dair hiç bir bulgu yoktur. Ara geçiş formu dediğin şeylerde başta sen olmak üzere her yerdedir.

Tür nedir?

Türü aralarında seksüel ilişki kurarak kendileri gibi üretgen yeni nesiller oluşturabilen organizmalar olarak tanımlayabiliriz.

Dünyada kaç canlı türü vardır?

Kimse kesin olarak bilmiyor ama, onmilyonlarca olduğu tahmin edilmektedir.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
Ben geçen sene bu zamanlar bir fakültede biyoloji bölümü öğrencileriyle beraber evrim derslerine giriyordum. Bazı adnanzede öğrencilerin ipe sapa gelmez sorularına hocanın verdiği cevabı, aklımda kaldığı kadarıyla, olduğu gibi aktarmak istiyorum.

-20 sene evvel Ziraat Bakanlığı ile çalışıyordum. Haftada 3 defa Mersin'e gidip geldiğimi bilirim. Oradan tarım ürünlerine zarar veren bir kelebekten örnekler alıyorduk. Fakat İstanbul'a getirdiğimizde bu kelebekler çok çabuk tükeniyordu. Bakanlıkla görüştüm, çalışmaların uzayacağını söyledim. Kelebekleri labratuvar koşullarına adapte etmek vakit alan bir iş. Kimi zaman yüzlerce jenerasyon sonra labratuvar şartlarında yaşayabilen kelebekler yetiştirmeyi başarabiliyoruz.. Bakanlıktan bana "Bizde labratuvar örnekleri mevcut, size gönderelim." dediler. Gönderdiler örnekleri. Birkaç ay çalıştıktan sonra tekrar Mersinden orijinal örneklerden alıp getirdim. Doğal ortamda yaşayan kelebeklerle labratuvar ortamına adapte olmuş kelebekler arasında döllenme başarısının yüzde kırklara kadar düştüğünü gördük.

Yani insektisit kullanmadan kelebeklere karşı tedbir alalım dedik ama kendi elimizle seçilime uğrattığımız ve başka bir türe dönüşmekte olan bir kelebeğe çözüm üretebildik ancak. Sizin anlayacağınız türleşme dediğimiz olay populasyonu zorlayan şartlar arttırıldığında beklendiğinden de hızlı gelişebiliyor.

Hocanın bu söyledikleri bu konu için bence gayet aydınlatıcı. Hacı'yı bir biyolog değil, bir entelektüel olarak kabul ettiğimizde yanılma payının olması bir kenara son zamanlarda bir geri dönüş evresine girdiğini sezinliyorum. Kendi postmodern çağlarını yaşıyor sanki.

Bu konuda Hacı'ya hak veremeyeceğim. Türleşme denen olay konusunda bilim camiasındaki pek çok insanın kafalarının Hacı'ya göre daha net olduğundan eminim.

TheCrow

Sen hala 20 yıl öncesini yaşıyorsun.

Yine fena sayılmazsın. Bazıları 150 yıl öncesini yaşıyor.

Bu durumda benin görüşlerimi elbette postmodern bulacaksın(ız).

Benim senin ve sana benzer düşünceleri olanları çağ dışı olarak görmem gibi bir şey bu..

Entellektüalitenize lafım yok..

Sorguladığım çağdaşlığınız ve geçmiş saplantılarınız.

Umarım onlardan en kısa zamanda kurtulursunuz.

Biz kuantum evrimden bahsederken, sizin laboratuvar çalışmaları ile yetinmeniz biraz yavana kaçıyor..

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Punctated equilibrium kuramı fosil kayıtlarında ara geçiş şekillerinin olmadığı savını açıklamak için Gould ve Eldredge tarafından ortaya atılmıştır.

Bu kuramın ortaya atılmasına neden olan gözlemler şunlardır:

1. Fosil kayıtlarına bakılırsa türler aniden ortaya çıkmakta ve uzun zaman değişmeden kalmaktadırlar.

2. Türlerin aniden ve ara geçiş şekilleri olmadan ortaya çıkmaları sorununun açıklanması gerekmektedir.

Gould ve Eldredge ara geçiş şekilleri olmadan türlerin aniden ortaya çıktığını açıklamak için bu kuramı ortaya atımışlardır.

Aslında bu iddianın emprik biyolojik bir temeli yoktur. Elde somut deliller de yoktur. Bu iddia bir çıkarsamadır. Yapılan gözlemleri açıklamada yararlıdır.

Bu kuram ciddi tartışmalara ve hopeful monster suçlamasına neden olmuştur. Bu suçlamaya göre ani bir makromutasyon yeni bir türün ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Örneğin dinozor yumurtasından bir anda bir kuş evrilmektedir. Bu aşırılığı Gould da kabul etmemiştir ama, olan olmuştur. Kuram kötü şekilde zedelenmiştir.

Türlerin aniden ortaya çıktıkları ve ara geçiş şekillerinin olmadığı yaratılışa inananlara ait olup, Darwin zamanından kalan bir iddiadır.

Aslında bu ilginç bir tuzak ve bilineyenlere kapitalize olan bir oyundur.

Tabii içinde gerçek payı da olduğundan bir tür açıklanması gerekmektedir.

Benzer bir tuzağa körelmiş organlar konusunda da değişmiştim.

Belki de körelen organlar nasıl yoklarsa, ara geçiş şekillerinin olmadığı iddiası da öyle bir şeydir.

Yapılan gözlemleri çarpıtmadır.

Ama madem ortaya atılmışlardır. Açıklanmaları gerekmektedir.

Bu gözlem ilginç bazı kuramların ortaya atılma nedeni olduğundan önemlidir. Tartışılması gerekmektedir.

Ara geçiş şekilleri yok mudur?

Türler neden aniden ortaya çıkmaktadırlar?

Yoksa bu iki gözlem de yanlış mıdır?

Başka bir deyişle ara geçiş şekillerine gereksinim olmadığı gibi, türlerin aniden ortaya çıktığı iddiaları uydurma mıdır?

Bunları yakından inceleyelim...

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
>>> Fosit kayıtlarındaki boşlukları doldurmak gerekmiş ve bu kuram ortaya atılmıştır.

Fosil kayıtlarındaki boşlukları doldurmak için, daha çok fosil çıkarman gerekir hacı.. Böyle ortaya abes iddialar atarak bir şey çıkarmış olmazsın..

Doğru..

Yapılacak en akıllıca şey bu olurdu.

Tabii o fosiller var olsaydı. Ve onları nerede ve nasıl bulacağımızı bilseydik.

Şimdilik yapılacak tek şey o boşlukları açıklamaktır. Ben buna çalışanların çalışmalarıan yer vereceğim.

Sn haci bilim forumunda ukalalık etmek istemem fakat ,ben naçizane olarak kendi fikrimce gelgit sahalarındaki karaya kısmen uyum sağlamış balıkları gördükten sonra argeçiş fosillerine gerek olmadığını düşünmüştüm..Şimdi siz ara geçiş formuna gerek olmadan da evrim gayet güzel açıklanır demek mi istiyorsunuz?

Daha anlayacağımız bir dille açıklarmısnız.?

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

>>> Evrimi lateral veya hozirantal ve vertikal veya dik olmak üzere iki türlü düşünebiliriz.

Sen düşünebilirsin elbette hacı. Düşüncene pranga vurmak haddimiz olamaz. Velakin bu bahsettiğin tanımlar pek bir anlam ifade etmiyor.. Ama daha kötüsü şu, sen bilinen ve budur denmiş terimleri alakasız terimlere tahvil etmeye çalışıyorsun..

Horizontal evrim denen şey, mevcut bireyler arasında bir bireyden diğerine gen transferi olmasıdır. Bu, iki birey, iki tür, iki ayrı kingdom vs. arasında gerçekleşebilir. Kolay anlaşılır örnek, bakterilerin gen transfer mekanizmalarıdır. Biraz daha açıkca söylersek, bir canlıdaki genin, başka bir canlıya geçmesi mevzusudur. Fark, canlının yeni nesliyle değil, canlıdan canlıya geçiş olayının söz konusu olmasıdır. Örneğin, bir bakterideki belli bir toksini üreten genin, bir örümceğe geçmesi gibi..

Dikey (Vertical) evrim denen şey ise, nesilden nesile genetik birikmidr. Daha doğrusu, mevcut formların, nesiller boyunca daha basit formlardan gelişmesi olayıdır.

Yani, evrim teorisi diye burda çekiştirip durduğumuz şey, bu dikey evrimin ta kendisidir. Bu ikisi ayrık vs. bir olgu değildir. Bizim kabca evrim dediğimiz şey, bu dikey evrimden ibarettir. Fakat "evrim" sözcüğünün kullanılması gereken başka hususlar mevcut olduğu cihetle, farklı evrimsel yapılara bu tür isimler verilmiştir.

>>> Yoksa bu iki gözlem de yanlış mıdır?

Ha şunu bileydin..

>>> Başka bir deyişle ara geçiş şekillerine gereksinim olmadığı gibi, türlerin aniden ortaya çıktığı iddiaları uydurma mıdır?

Ara geçiş diye bir tarif, bir belirtim yok hacı.. Bunu belki bin defa söyledik.. İki şey var: Ara form, geçiş formu. Ara form, başka türlerin atası olmamış olan türlere verilen addır. Geçiş formu ise, kendisinden başka türler ortaya çıkmış olan türe denir. Her iksisi içinde, yaşayan veya tükenmiş (fosil) pek çok örnek mevcuttur.

Velakin, kaldistikte, bu terimler taşa yazma terimi değildir. Bir türü alırsınız. Aha bu ara form dersiniz.. Bu, o türden gelişmiş başka formlar olmadığını, yani böyle formların mevcudiyetinin bilinmediğini ifade eden bir terimden ibarettir. Bir kaç ay, sene filan geçer, yeni bir tür bulunru ve görürlür ki, o ara form aslında bir geçiş formuymuş.

Bunda anlaşılması zor olan kısım şu.. Ara form, geçiş formu derken.. Sanki bir "form" var, birde bir diğer "form" var. Bu formdan diğerine, sanki aradaki türler, form değilde, "geçiş formu".. Yok böyle bir şey.. Yaşayan her tür bir "form".. Sapına kadar hemde.. Bu formdan başka bir form olrtaya çıkmış mı, çıkmamış mı, bunu ifede eden terimleri, gidip form dışında yeni bir tür tanımı gibi yapma garabeti yaşanıyor. Yani, şu şu formudur da, bu bu ara formdur.. Ne alaka, her şey aslen ve tamamen bir formdan ibarettir.

Türler aniden ortaya çıkmamaktadır. Ara form dediğin şey alakasızdır. Geçiş formları ise, bildiğimiz formlar olarak her yerde mevcuttur..

Sorun, teknik değil, laf ebeliği ile su bulandırma sorusuna benziyor Hacı.. Sorun şu:

Doğal Seleksiyon X Varyasyon X Zaman = Evrim..

Burada, zaman zaten sabit.. Diğer iki parametre değişmediği sürece, evrim değişir mi? Yani aynı doğal seleksiyon, aynı mutasyon oranı altında, evrimsel gelişim değeri değişri mi?

Eğer, geçen süreçte, doğal seleksiyon değişiyorsa, evrimsel gelişimde değişir. Mutasyon oranları değişiyorsa, gene değişir. İşte evrim teorisi budur, bunu söyler.

Punctutaed equlibrium ise derki, BU DS ve V sabit olsa da, E bazen yüksek, bazen düşük çıkar.. Peki nasıl olurda çıkar? İşte buna ne gözlemsel ne de teorik bir izahat getirebilmiş değildir. Ama şunu yapmıştır, amanda kambriyen, amanda patlama demiş, fakat bu çıkışıda boşta kalmıştır.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Şimdi senin şu PE iddiana bir bakalım Hacı..

PE'nin ne söylediğine bakalım önce.. Meyr ve takipçileri derler ki:

Doğal Seleksiyon X Varyasyon X Zaman = Evrim..

O halde Z = E / DS X V

Z sabit olduğuna göre, E / DS X V oranı sabit kalmak zorundadır. Bunun açılımı şöyledir: Birim zamanda gerçekleşen evrimsel gelişim sabit olmalıdır. Yani, her X zamanda, X birim evrimsel gelişme gözlenmelidir. Yani, Her 50 Milyon yılda 100 tür ortaya çıkıyorsa, bu sabit kalmalıdır. Bugün ortaya çıkmış (mevcut + yokolmuş) tür sayısı 4 Milyon ise, 4 milyar yıllık evrimsel sürecin her periyodunda eşit sayıda tür ortaya çıkmış olmalıdır.

Ama biz kazıyoruz, sonuç böyle çıkmıyor. Bakıyoruz, bakıyoruz, türler zamana yayılmış olarak ortaya çıkmıyorda, birden bire çıkıverdiklerini görüyoruz.. O halde, bu evrim denklemi geçersizdir.. Şöyle bir evrim denklemi olmalıdır:

E = DS x V x Z x PE

Sorun şudur, bu PE'nin ne olduğunu henüz ortaya koyabilmiş değillerdir. Bu PE, Z'nin bir fonksiyonudur, ortaya koyabildikleri şey budur:

E = DS x V x Z x pe(Z)

Ama hala o PE, ne olduğu belirsiz bir varsayımdan ibarettir. Her neyse bu PE, duruyor, duruyor, yani belli bir Z boyunca 0 olup, E değerini 0'sıfırlıyor, sonra 1 olup, E değerinde bir okunabilir değer sağlıyor..

Bu hipotezin sorunu, bu ayrımın nasıl ortaya çıktığını ortaya koyamıyor oluşlarıdır. buna göre, 200 Milyon yıldan beri değişmeden gelen timsahın, ne zaman değişeceği meçhuldür. Ne olacaktır da, bu PE bir olup, onun evrimi okunabilir bir değer olacaktır? Bir teori, bunu izah için vardır, bir şeyleri karanlıkta bırakmak için değil..

Buradaki sorun PE'nin meçhul olmasıdır. Ama işin aslı şudur: DS ve V parametreleri burada sabit olarak görülmeye çalışılmaktadır. Sanki bunlaırn o Z'ye bağlı olarak hiç değişmeyecekleri düşünülmektedir. Hatta, bunun böyle olduğu iddia edilmektedir. Öyleki, tartışmada bu DS ve V parametreleri üzerinde nerdeyse hiç durulmaz.

Oysa, gerek Doğal Seleksiyon, gerekse Varyasyon herhangi bir T zaman aralığında çok büyük farklılıklar gösterebilir. Yani, T/2 sürede bunların değeri, diğer T/2 süresinden çok farklı olabilir. İşte PE'cilerin gözden kaçırdıkları budur. Ve bu fosillere bakarak pek gözlenemeyen/ölçülemeyen DS ve V değerlerini ihmal edip, sabit göstererek, evrim teorisinin bir tür acayip karikatürünü yapmaktadırlar.

Sonuçta, DS çok yüksek iken, bir gecede, bir göktaşının çarpması sonucu sıfıra düşüverip, memelileri baskılayan dinozroların ortadan kalkması ile, memeli türlerinde resmen patlama yaşanmasına sebep olmuştur örneğin..

İşte PE hipotezinin kabul görmeyiş sebebi budur. Henüz bu PE tanımlanmış veya gözlenmiş değildir. Eh, efenim, fosiller bunun böyle olduğunu söylüyor.. Hayır efenim, söylemiyor. fosiller hiç bir şey söylemiyor, çünkü yoklar. Yok olan şey, bir şeyde söyleyemez..

Peki nedir mesele? Aslında basittir. Bir bölgenin fosil yaratmak için uygun olma koşulları sabit değildir. Değişen çevre ile birlikte, o bölgede fosil oluşumuna izin veren değerlerde değişir. Bu bölgede bulunan fosillerin aralarında kopukluk yaşanmasına sebep olur. Zira, zaten bu değişim, fosillerin geride kalmasını engellediği gibi, orada yaşayanları yeni adaptasyonlara sürkleyecek, bölgenin bir daha aynı fosil oluşturma koşulunu sağlamasına kadar bir sürü evrim olacak ama hepsi kaybolup gidecektir. Sonuçta, bölge tekrar fosil oluşturabilir hale gelince, bakacaksın, amaney, hop diye yesyeni türler ortaya çıkıvermiş..

Ama son dönemde, gelişen fosil arama teknikleri ve çok hassas radyometri teknolojisi sayesinde bunun böyle olmadığı apaçık ortaya çıkmış haldedir.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Evet.. Sonunda konuyu enine boyuna tartışabileceğimiz koşullar oluştu.

Ve tartışalım..

İki konuyu tartışacağız.

İlk tartışma konusu tek bir cümle ile şu:

Fosil kayıtlarında ara geçşi formları neden yoktur?

İkinci konu da şu:

Türlerin aniden, ara geçiş formları olmadan, ortaya çıkmasını nasıl açıklarız?

Bu iki konu da önemli ve Darwin'den beri bilimin yanıtlamaya çalıştığı konular.

Ben Anibal gibi evrim kuramını bir takım değişgenlerle formüle etmek istemiyorum.

Çünkü değişgenlerin sayısının ne olduğun tam olarak bilmiyoruz. Ayrıca onların evrimle olan ilişkisi de müphem.

Başka bir deyişle evrimi aşağıdaki formülde görüldüğü gibi ifade edince evrimle ilgili bütün değişgenleri ve evrimin doğasını biliyoruz gibi bir anlam çıkıyor ortaya. Böyle bir anlam doğru değil. Doğru kabul ettiğimiz zaman o formüle takılıp kalırız ve ilerleme yapamayız. Ben bu yaklaşımı reddediyorum.

Evrimi bu şekilde formüle etmek görüşlerden biri olabilir ve Anibal ona inanabiilr. Ben yetesiz buluyorum.

Doğal Seleksiyon X Varyasyon X Zaman = Evrim..

Ben bu formülü neden yetersiz buluyorum?

Herşeyden önce evrime neden olacak süreçler arasında doğal seçilmden başkalarının da var olduğunu biliyoruz.

Genetik kayma (genetic drift) onlardan biri.. Daha başkaları da olabilir.

Varyasyon önemli hiç kuşkusuz. Ama varyasyon olmadan da evrim olabilir.

Zaman da çok önemli ama, hem uzun hem de kısa bir zaman dilimi evrim için yeterli olabilir.

Bu nedenlerden dolayı evrimi bu şekilde formule etmeye ben karşıyım.

Ama Anibal'in bu formülün gerçekliğine inanma hakkını da saygı ile karşılıyorum.

Bu formülü baz alırsak, evrim hakkında bilinen herşeyi bildiğimizi iddia etmek gibi snobbish bir duruma düşeriz.

Ukelalık yapmış oluruz yani.

Biz hiç bilmediğimizi kabul ettiğimiz bir olguyu açıklamaya çalışıyoruz.

Onu bildiğimizi iddia ettiğimiz zaman ona önyargı ile yaklaşmış olacağız.

Ben bunu istemiyorum.

Evrimi tanımlarken sıfırdan başlamak ve bütün bildiklerimden kendimi arındırmak istiyorum.

Bu yüzden önce bu konuda kazanılan bulgu ve gözlemlere yer vereceğim.

Ondan sonra evrim konusunda daha kesin bir sonuca varmaya çalışacağım.

Evrim deyince aklıma önce türleşme geliyor. Daha doğrusu en çok türleşme geliyor.

Türleşme ile evrim arasındaki ilişkilere biraz da olsa ışık tutabilirsek, evrim sürecini daha iyi anlayabiliriz diye düşünüyorum..

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Yukarda türlerin tanımını yaptık.

Onun dışında bir tür tanımı kabul etmiyorum.

Eğer farklı bir tür tanımı olduğunu iddia eden varsa, buyursun buraya yazsın.. Tartışalım.

Evrimle ilgili temel ilkelerin tümünün de tartışmalı olduğunu biliyoruz. Ama tür konusunda ortaya çıkacak tartışmalara bir yerde dur demek gerekiyor.

Yoksa hiç ilerleme yapamayız.

Tür nedir?

Tür, serbest gen alış verişinin gerçekleştiği, yeni neslin en azından kendilerini yaratan ebeveynleri kadar ortama uyduğu bir canlı topluluğudur...

Böyle bir tanımı yaptıktan sonra konuyu daha ayrıntılı bir şekilde tartışabiliriz.

Bilindiği kadarıyla türler aniden ortaya çıkmaktadırlar.

Jeolojik tabakalarda fosil ararken aniden karşılaşılan bu türler nereden gelmişlerdir?

Bir tabakada yokturlar..

İkinci bir tabakada vardırlar..

Ne kendilerine evrimleşecek canlıların varlığı, ne de varlıklarının bir geçmişi vardır.

Bu bir gözlemdir. Bir çıkarsama veya yorum değildir.

O halde bu bir gerçektir. Yalın bir gerçektir hem de ..

Bir şeyin var veya yok olması gözleminden daha büyük ve kesin bir gerçek yoktur.

Ve bu gözlemin açıklanması gerekmektedir.

Türler neden aniden ortaya çıkmaktadırlar?

Bu gözlemde bir sorun mu vardır?

Bu doğru bir gözlem olmayabilir mi?

Önce bu hususları tartışalım...

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Evrim kuramına göre yeni türler, daha eskiden var olan türlerden çıkarlar.

Evrim bunu öngörür. Başka hiç bir önyargısı ve öngörüsü yoktur evrimin. Olmamalıdır da.

Çünkü yeni bir öngürü ile bu tanımı değiştirdiğiniz zaman onu manüple ediyorsunuz demektir.

Türlerin nasıl ortaya çıkacağını evrim öngörmez........

Türler her bir şekilde ortaya çıkabilmelidirler.

Tedrici olarak, aniden veya bu ikisi arasında bir yöntem izleyerek türler evrimleşirler.

Evrimin öngördüğü tek kural türlerin genetik yapısının zamanla değişerek onlardan yeni türlerin ortaya çıkmasıdır.

Delillerle destenlenmiyorlarsa gerisi polemik ve spekülasyondur. Delillerle destekleniyorsa hipotezler veya kuramlardır.

Bazı kaynaklar evrim gerçekleşirken ara geçiş şekillerinin de varlığını öngördüğüne değinirler.

Yani bu evrim şekline inananlara göre, bir hayvan türü, bir diğer hayvan türüne dönüşecekse, mutlaka ara geçiş şekilleri de olmalıdır.

Olmazsa olmaz..

Bu öngürü kabul edilemez. Çünkü bu öngürü olan evrimi anlamaya çalışmaktan çok, evrimin nasıl olması gerektiğini dikte ettirmektedir.

Bu yaklaşım kabul edilemez.

Türleşmenin nasıl gerçekleştiğini bilmemiz için bütün önyargılarımızdan ve bu tür öngörülerden kendimizi arındırmak zorundayız.

Charles Darwin'in evrimin nasıl gerçekleştiği konusunda takındığı tutum nedir?

Bir gözlem midir?

Yoksa bir öngörme midir?

Kesin olarak bir gözlem değildir.

Bir öngörüdür.

Darwin türlerin zamanla ve tedrici olarak evrimleştiklerini (türleştiklerini) öngörmüştür.

Ama fosil kayıtlarının bunu kanıtlamadığını da bilmektedir Darwin.

Bu konu onun için bir inançtır. Bilimsel bir gözlem değildir.

Darwin ilerde bütün ara şekillerinin bulunacağına inanmaktadır.

Darwin eğer ara fosiller bulunmazsa, teorisinin yanlış olacağını kabul etmiştir.

Darwin'in bu inancı zamanın ve çağdaş bilimin testine tabi tutulmuştur.

O testin sonucunun şimdilik ne olduğuna gelecek yazımda değineceğim.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Evrim olgusunu tartışırken delilleri nasıl değerlendirebiliriz.

Delil ne demektir?

Bilim adamları hipotez ortaya atmadan önce gözlem yaparlar. Hakkında hipotez ortaya atılacak konunun genel davranışı ve doğası hakkında gözlemler yapılır. Tabii karşılaşılan her konu hakkında bir hipotez ortaya atmak mümkün olmayabilir. Dolayısıyla gözlemler tek başlarına yeterli olmayabilirler. Ama yine de doğasını bilmek istediğimiz bir konu önce uzaktan sonra yakından gözlenir, izlenir.. Nasıl bir doğaya sahip olduğu anlaşılmaya çalışılır. İlk basamakta gözlemlerle yetinmek zorunluğu vardır. Gözlemler araştırılan konunun doğası hakkında kabaca bir fikir verir. İkinci basamakta doğasının neden öyle olduğu bazı delillere dayanılarak açıklanmaya çalışılır.

Örneğin.. Darwin Galapagos adalarının her birinde gagaları ve diyetleri farklı ispinoz kuşları görmüştür. Bu bir gözlemdir. Gagalarının farklı olma nedenleri olmalıdır. O nedenler için deliller diyebiliriz.

Her adada farklı gagaya sahip ispinoz kuşlarında gagaların farklı olmasının nedeni, kuşların o adadaki besin maddelerine olan uyumudur diyebiliriz. Bu en makul çıkarsamadır. Çünkü kuşlar gagaları aracılığı ile beslenirler.

Bu durumda besin maddeleri için delil diyebiliriz.

Besin maddeleri kuşların neden gagalarının bir tür olduğunu açıklayan delillerdir.

Delillerle gözlemi birleştirince ortaya bir hipotez çıkar.

Bu hipoteze göre şu besin maddesi ile beslenen ispinoz kuşunun gagası, şöyle olur, diyebiliriz.

Hipotezle kuram arasında delil çokluğu açısından fark vardır.

Hipotezi birden fazla delille desteklerseniz, o kuram olur.

Ama biz bu kadarla yetinmeyelim ve soruşturmaya devam edelim....

Galapagos adasındaki ispinoz kuşlarının gagaları arasında yalnız beslendikleri besinlerden dolayı mı fark vardır?

Eğer başka nedenlerden dolayı fark varsa, beslenme delili çöpe atılır ve beslenmenin yerini başka bir delil alır.

Adaya uyum yapan ispinoz kuşlarının uyum nedeni yalnız beslenme değilse ve beslenme ile birlikte başka bir nedenin de katıkısı varsa, iki kuram birlikte aynı hipotezi destekler.

Görüldüğü üzere bir hipotez, birden fazla kuramla bağdaşabilir. Ve onların yalnız biri de doğru olabilir, ikisi de doğru olabilir.

Devam edecek...

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Darwin'in evrimi tedrici bir değişiklik olarak öngördüğüne değindik.

Bunun delilsiz bir öngörü olduğunu da vurguladık.

Dolayısıyla bu öngörü Darwin'in doğal seçilim yasası ile ilgili bilimsel bir kuram olamaz.

Onunla hiç bir şekilde ilgili olamaz.

Bunlar farklı konulardır.

Her ada için farklı bir ispinoz kuşu seçilmiştir. Seçen de doğadır.

Kuşlara gagalarının özelliğinden dolayı, bu adaları seçme olasılığı tanınmamıştır.

Kuşlar bu adalara göç ettikten sonra gagaları oraya uyum yapmak için değişmiştir.

Darwin'ın kuramı budur.. Hepsi o kadar.. Darwin her adada mevcut farklı doğal baskıların, aynı gagaya sahip ilk ispinoz kuşunda gagaların özel koşullara uymak üzere değişmesi gerektiğini öne sürmüş ve bu değişikliğin adına doğal seçilim (naturel selection) demiştir.

Peki.. Gagaları farklı olan bu ispinoz kuşları bu gagalara nasıl sahip olmuşlardır?

Gagaları nasıl değişmiştir?

Uzun zamanda ve tedricen mi?

Yoksa kısa zamanda ve birkaç büyük hamle ile mi?

Bu soruların yanıtını veremediğimiz için bilmiyoruz diyebiliriz.

Çünkü bir gaga şeklinden diğer bir gaga şekline geçişi simgeleyen gagaya sahip ispinoz kuşları veya o kuşların fosilleri ile karşılaşmadık.

Yaptığımız bütün gözlem adalardaki farklı koşullara uyum için ispinoz kuşlarının farklı gagalara sahip olmasıdır.

Bu gözlemlerle bu durumun açıklamasını yapamayız.

Bu gözlemlerle yapabileceğimiz tek açıklama, bütün kuşların tek bir ispinoz kuşundan evrildiğidir.

Ama bu evrilme nasıl ve ne kadar zaman içinde gerçekleşmiştir, bilemeyiz.

Bilmemiz için ek delillere ihtiyacımız olacaktır.

İsterseniz şimdi onları aramaya çıkalım.

Bakalım o delilleri nerede bulacağız?

Bulabilecek miyiz?

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Şimdi konuştuğumuz konu ruhsal-dinsel bir konu olmadığı için bazı olabilirlikleri bir hiç gibi kabul etmek ne kadar doğru olabilir? Sonuçta fosilleşme olasılığı ve hatta oluşabilmiş fosillerin sağlamlığı bile çok düşük değil midir? Belki de bazı formların fosilleri hiç oluşamadı ve bu durumda böyle olasılıklar havuzundaki çizimlerden hiçbirisi hiçbir zaman varolmamıştır, ancak bir nokta zıplayışı olmuş mudur diyeceğiz? EP'ciler bence matematiksel olabilirlik üzerinden kendilerini desteklemelidirler, yoksa hiç fosil bırakmadan yok olmuş kimi formları kabul etmeliyiz ki bunun olabilirliği de yüksek olduğu için mantıklıdır.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
Evet.. Sonunda konuyu enine boyuna tartışabileceğimiz koşullar oluştu.

Ve tartışalım..

İki konuyu tartışacağız.

İlk tartışma konusu tek bir cümle ile şu:

[a]Fosil kayıtlarında ara geçşi formları neden yoktur?[/b]

İkinci konu da şu:

Türlerin aniden, ara geçiş formları olmadan, ortaya çıkmasını nasıl açıklarız?

Bu iki konu da önemli ve Darwin'den beri bilimin yanıtlamaya çalıştığı konular.

sn haci bir zamanlar az biraz tartışmam oldu bu forumda( fazla değil)....

ama fosil kayıtları hakkında pek bir bilgim yada kaynağım(nasıl ulaşacağımı bilmiyorum en azından)(çünkü ingilizce de yok) olmadığından tartışmalarda pek ilerleyemedim.

ancak şunu söylemek isterimki bu iki şıkkı ilk defa sizden duyuyorum.

tartışmalarda bunu hiç bir evrimcinin kabul ettiğini hatırlamıyorum....(yanlış mı hatırlıyuorum acaba)

bunu mesela "blimsel olmadığını düşündüğüm" hy danda duymuşuzdur.

ama bu durumu beliren kişilere hy zırvası diye cevap verilmiştir.

not:hy den bahsetmek istemezdim ama şaşırdığım için eski tartışmaları hatırladım ondan .....

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
Şimdi konuştuğumuz konu ruhsal-dinsel bir konu olmadığı için bazı olabilirlikleri bir hiç gibi kabul etmek ne kadar doğru olabilir? Sonuçta fosilleşme olasılığı ve hatta oluşabilmiş fosillerin sağlamlığı bile çok düşük değil midir? Belki de bazı formların fosilleri hiç oluşamadı ve bu durumda böyle olasılıklar havuzundaki çizimlerden hiçbirisi hiçbir zaman varolmamıştır, ancak bir nokta zıplayışı olmuş mudur diyeceğiz? EP'ciler bence matematiksel olabilirlik üzerinden kendilerini desteklemelidirler, yoksa hiç fosil bırakmadan yok olmuş kimi formları kabul etmeliyiz ki bunun olabilirliği de yüksek olduğu için mantıklıdır.

Darwin de böyle düşünüyordu zaten.

Ama bu düşünce terkedilmiştir.

Nedenlerine aşağıda değiniyorum.

Günümüzde biyologların büyük çoğunluğu, Darwin'in öngörüsü olan ilerde fosillerin ara geçiş şekillerinin bulunacağı iddiasının gerçekleşmeyeceğini reelize etmişlerdir. Bazı canlılara ait fosiller olmayabilir. Bunu herkes kabul ediyor. Ama son 540 milyon yıl içinde yaşamış bütün canlıların fosil kayıtlarının oldukça üniform bir şekilde korunduğu gözlemlenmiştir. Bir iki canlının fosilleşmemesi, bu gözlemi önemli ölçüde değiştirmeyecektir.

Evrimsel biyologların fosil kayıtlarının kusurlu olduğu iddiası artık geçerli değildir. Şimdiye kadar yaşamış canlılar, canlıların evrimi konusunda geride yeterince fosil bırakmışlardır.

Bazılarına göre ise ara şekillerin olmadığı iddiası kabul edilemez. Çünkü fosil kayıtları onların çok sayıda var olduklarına işaret etmektedir.

Tabii bu bir yorum meselesidir.

Burada benim önemle üzerinde durmak istediğim husus, türlerin neden aninden ortaya çıktığıdır.

Yavaş ve tedrici evrim elbette mümkündür ve reddedilemez. Ama türlerin aniden ortaya çıktığı da bir gerçektir ve reddedilemez.

O halde bu iki birbirlerine zıt süreçin birlikte gerçekleştiğine inanmak zorundayız.

İkisinden birini seçmek zorunda kalırsak, türlerin aniden ortaya çıktığı savını savunanı seçmek zorundayız.

Çünkü fosit kayıtları bizi o yönde düşünmeye zorlamaktadır.

Bu konu ile ilgilenen evrimsel paleontolog, biyolog ve paleontobiyologların çoğu türleşmenin aniden vuku bulduğu gerçeğini onaylamaktadırlar.

Evrimsel biyoloji konusunda dünya çapında bir otorite olan Ernst Mayr bakın 2001 yılında ne diyor.

Yaşayan canlılara baktığımız zaman, orada karşılaştığımız kesintilerden şaşkına dönüyoruz.

Fosil kayıtlarını incelediğimiz zaman, bu kesintilerin çok daha abartıldığını gözlemliyoruz. Fosil kayıtlarına göre yeni türler, daha önce yaşayanlarla ilişki kurmadan ve ara geçiş şekilleri olmadan, aniden ortaya çıkıyorlar.

Açıkca görülüyor ki Darwin'in öngörüsü olan tedrici evrim süreci gözlemlenmediği için yoktur. Darwin bu konuda yanılmıştır.

Türler aniden ve hiç beklenmedik bir zamanda ve yerde ortaya çıkmaktadırlar.

Bu durumda diyebiliriz ki bu gerçek, paleontolog ve evrimsel biyologlar tarafından, yeni teoriler oluşturmak için, kabul edilmek zorundadır.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
sn haci bir zamanlar az biraz tartışmam oldu bu forumda( fazla değil)....

ama fosil kayıtları hakkında pek bir bilgim yada kaynağım(nasıl ulaşacağımı bilmiyorum en azından)(çünkü ingilizce de yok) olmadığından tartışmalarda pek ilerleyemedim.

ancak şunu söylemek isterimki bu iki şıkkı ilk defa sizden duyuyorum.

tartışmalarda bunu hiç bir evrimcinin kabul ettiğini hatırlamıyorum....(yanlış mı hatırlıyuorum acaba)

bunu mesela "blimsel olmadığını düşündüğüm" hy danda duymuşuzdur.

ama bu durumu beliren kişilere hy zırvası diye cevap verilmiştir.

not:hy den bahsetmek istemezdim ama şaşırdığım için eski tartışmaları hatırladım ondan .....

İlerleyen tartışmaları izlemenizi tavsiye etmekten başka bir şey dersem ne diyebilirim?

Sonunda beni de Harun Yahyacı yaptınız ya..

Helal olsun size kardeşim.

Bir insan bu kadar mı beyinsiz olur demekten başka bir şey gelmiyor elimden.

Demek ki oluyormuş.. Başka ne diyebilirim ki..

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Evrimsel biyologların fosil kayıtlarının kusurlu olduğu iddiası artık geçerli değildir. Şimdiye kadar yaşamış canlılar, canlıların evrimi konusunda geride yeterince fosil bırakmışlardır.

Yavaş ve tedrici evrim elbette mümkündür ve reddedilemez. Ama türlerin aniden ortaya çıktığı da bir gerçektir ve reddedilemez.

bu iki cümleniz (konuyu anlamaya çalışan biri olarak) çelişiyor gibi geliyor bana....sn haci...

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
İlerleyen tartışmaları izlemenizi tavsiye etmekten başka bir şey dersem ne diyebilirim?

Sonunda beni de Harun Yahyacı yaptınız ya..

Helal olsun size kardeşim.

Bir insan bu kadar mı beyinsiz olur demekten başka bir şey gelmiyor elimden.

Demek ki oluyormuş.. Başka ne diyebilirim ki..

sn haci ben olayı anlamaya çalışıyorum..

size de hy ci demedim..dedimki bunu hy de der.ve dediğini söyleyenlere de zırvacı denilmiştir dedim....

ve hy ninde bilimsel olmadığını belirttim..

neden bu kadar asabi ve damgalayansınız.beyinsiz mi oldum ben şimdi ..ayıp olmuyor mu..ben size ne dedim ki

bu lafı hakettiğimi düşünmüyorum sn haci...sevgiyle sohbetimize devam edelim derim....

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
sn haci ben olayı anlamaya çalışıyorum..

size de hy ci demedim..dedimki bunu hy de der.ve dediğini söyleyenlere de zırvacı denilmiştir dedim....

ve hy ninde bilimsel olmadığını belirttim..

neden bu kadar asabi ve damgalayansınız.beyinsiz mi oldum ben şimdi ..ayıp olmuyor mu..ben size ne dedim ki

bu lafı hakettiğimi düşünmüyorum sn haci...sevgiyle sohbetimize devam edelim derim....

Ne dediğim meydanda..

Yazılar kalır.. Sen başkalarını aptal mı sanıyorsun.

Beyinsizlik suçlaması ile yetinmiyor musun?

Sevgiyle sohbet etmek için yanlış bir konu ve kişi seçtiniz.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
Evrimsel biyologların fosil kayıtlarının kusurlu olduğu iddiası artık geçerli değildir. Şimdiye kadar yaşamış canlılar, canlıların evrimi konusunda geride yeterince fosil bırakmışlardır.

Yavaş ve tedrici evrim elbette mümkündür ve reddedilemez. Ama türlerin aniden ortaya çıktığı da bir gerçektir ve reddedilemez.

bu iki cümleniz (konuyu anlamaya çalışan biri olarak) çelişiyor gibi geliyor bana....sn haci...

Ben bir çelişki görmüyorum.

Siz neden görüyorsunuz?

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Tartışmaya katıl

You can post now and register later. If you have an account, sign in now to post with your account.

Misafir
Bu konuyu yanıtla

×   Yapıştırdığınız içerik biçimlendirme içeriyor.   Biçimlendirmeyi Temizle

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Your previous content has been restored.   Clear editor

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

Yükleniyor ...

  • Konuyu Görüntüleyenler   0 kullanıcı

    Sayfayı görüntüleyen kayıtlı kullanıcı bulunmuyor.

×
×
  • Yeni Oluştur...