Jump to content

ZEYD VE ZEYNEP MESELESİ....


Recommended Posts

-Cahş kızı Zeynep:36 yaşlarında dul. Zeyd b. Haris’le evliydi boşandılar. Usame adını verdikleri çocukları Hz. Peygamber tarafından çok sevilirdi.

T.Dursun; şöyle diyor: “Zeyneb Bint Cahş, Muhammed’in oğulluğu Zeyd’in karısıdır. Zeyd’i Muhammed kendisine “oğul” edindiği için herkes ondan “Muhammed’in Oğlu (Zeyd İbn Muhammed)” diye söz eder.

Muhammed bir gün, Zeyd’i görmek için onun evine gider. Zeyd’i bulamaz, Zeyd’in karısı Zeyneb’le karşılaşır. Birden tutulur Zeyneb’e. Bir kadına Muhammed’in ilgi duyması, o kadının başka erkeğe -bu erkek kocası da olsa- uygun olmaktan çıkması ve dolayısıyla Muhammed’in olması gerektiği sonucunu doğurmaktadır. Bu nedenle Zeyd durumu öğrenir öğrenmez Muhammed’e gidip konuşur:

— Karımdan ayrılmak istiyorum.

— Neden? Seni kuşkuya düşürecek bir şey mi yaptı?

—Vallahi hayır. Beni kuşkuya düşürecek hiçbir şeyi olmadı. Onun iyilikten başka bir şeyini görmedim.

—Öyleyse karını bırakma, Tanrı’dan kork!

Muhammed “karını bırakma” derken, gerçekte sevdiği Zeyneb’in boşanmasını istiyordu. İstiyordu ki Zeyd onu boşasın da kendisi alsın.”

“Ey Muhammed! Allah’ın nimet verdiği ve seninde nimetlendirdiğin kimseye: ‘Eşini bırakma, Allah’tan sakın!’ diyor; Allah’ın açığa vuracağı şeyi içinde saklıyordun İnsanlardan çekiniyordun. Oysa Allah’tan çekinmen daha uygundu. Sonunda Zeyd, eşiyle ilgisini kestiğinde onu seninle evlendirdik. Ki, evlatlıkları eşleriyle ilgilerini kestiklerinde onlarla evlenmek konusunda mü’minlere bir sorumluluk olmadığı bilinsin. Allah’ın buyruğu yerine gelecektir.” (Ahzâb, ayet: 37.)

1.1-T.Dursun burada “Muhammed’in içinde sakladığı şey, Zeyneb’e olan aşkıyla birlikte, Zeyd’in onu boşaması ve kendisinin almasına olanak sağlanmasını istemesiydi” diyerek işine gelen yorumu tercih etmiş, Okuyucuyu yanlış yönlendirmiştir. Burada “Muhammed’in içinde sakladığı şey” T. Dursun’un yumurtladığı gibi “evlenme isteği” değil, ayette hemen altta açıklandığı üzere “..Allah’ın açığa vuracağı şeyi içinde saklıyordun İnsanlardan çekiniyordun….. Ki, evlatlıkları eşleriyle ilgilerini kestiklerinde onlarla evlenmek konusunda mü’minlere bir sorumluluk olmadığı bilinsindir”. Hz. Peygamber’in endişesi halkın “Muhammed evlatlığının karısıyla evlendi” dedikodusuydu. Bu surenin başında geçen şu ayetlerde bu konuyu açıklar: “Rabbinden sana vahyolunana uy. Şüphesiz Allah yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. Allah’a tevekkül et, vekil olarak Allah yeter. Allah’a tevekkül et, vekil olarak Allah yeter.” (Ahzab/2-3)

Büyük bilgin(!) T.Dursun, usulü tefsir ilminde “ayetler, ayetleri açıklar” konusu işlenirken herhalde gırgır geçiyordu.

1.2-2000’e Doğru dergisinde diyor ki: “Muhammed bir gün Zeyd’i aramak üzere evine gider, Zeyd’i bulamaz. Evde Zeyd’in güzel karısı Zeyneb vardır. O sırada içeride çamaşır yıkamaktadır. Yorgunluktan ve terden pembeleşmiş yüzü ve yarı çıplak haliyle son derece çekicidir. Peygamber Zeyneb’in güzelliği karşısında coşkuya kapılır ve şu sözleri söylemekten kendini alamayarak evden çıkar…… Zeyd eve gelince Zeyneb olayı anlatır. Zeyd içinde karısını yitireceği önsezisiyle Peygamber’e koşar: Zeyneb’i sevdinse hemen boşayım, sen al, der. Muhammed’in karşılığı: O nasıl söz, karım boşama! Ancak içten içe boşanmasını da ister.”

“Yorgunluktan ve terden pembeleşen yüzü ve yarı çıplak vücuduyla” diye adeta oradaymış gibi tanımladığı, Peygamberin düşüncelerini okuyup “Zeyneb’in güzelliği karşısında coşkuya kapılır” sözleriyle ifade ettiği, Zeyd için de “Zeyd içinde karısını yitireceği önsezisiyle” (karısını kaybedeceği endişesinde olan Zeyd’in gelip Peygambere “Sevdinse hemen boşayayım” (bu söz ayrı bir komedidir, seviyorsa gelip niye boşayayım desin)“ cümleleriyle ifade ettiği T.Dursun’un yazdığı senaryo, İslam’ı bilmeyen kitleler için etkileyici oldu mu bilinmez ama işin aslı da şudur:

2.1-Hz Peygamber, Zeyd’i evlatlık olarak almış ama daha sonra, bir ayetle bu evlatlık kaldırılmıştır.(Ayetin gerekçelerinden biri belki de Hz. Zeyd’in ve torunlarının, biz peygamberin neslindeniz diyerek daha sonra saltanat iddiasında bulunmalarını önlemektir. İslam da saltanat yoktur.)

2.2-Hz. Zeyneb, Hz. Muhammed’in öz halasının kızıdır. Nedense T.Dursun bunu okuyucusuna söylemez.

2.3-Hz. Zeyd ile Hz. Zeyneb’i evlendiren Hz. Peygamberdir bunu da söylemez..

2.4-Hz. Peygamber, Zeyneb’i daha önce Hz. Zeyd için istemiş ama Zeyneb’in ailesi vermemiştir. Ahzab Suresinin 36. ayeti bunun üzerine inmiş ve ailesi Zeyneb’i Hz. Zeyd’e vermiştir.

2.5-Hz. Zeyd zenci ve azat edilmiş olsa da bir köledir. Hz. Zeyneb bu evlilikten hiç bir zaman hoşnut olmaz.

2.6-Hz. Zeyd ile Hz. Zeyneb daha önce den çok sık kavga etmekte ve bunu Peygambere ilettiklerinde Hz. Peygamber sabır tavsiye ederek evliliklerinin devamı için çaba sarf etmektedir. Gayesi Zeyneb’le evlenmek olsaydı bunu niye yapsın?

2.7-Araplarda geçerli olan “Bir kişi evlatlığının boşanmış karısıyla evlenemez” yargısı da Hz. Peygamber’in, Zeyneb’le evlenmesiyle son bulmuştur.

2.8-T.Dursun’un masalına göre “Muhammed bir gün, Zeyd’i görmek için onun evine gider. Zeyd’i bulamaz, Zeyd’in karısı Zeyneb’le karşılaşır. Birden tutulur Zeyneb’e”.

Sanki Hz. Peygamber Zeyneb’i hiç görmemiş, sanki Zeyneb halasının kızı değilmiş, sanki onu Zeyd’le evlendiren Hz. Peygamber değilmiş. Sanki Peygamber onunla Zeyd’i evlendirmeden önce evlenemezdi? Ne yaparsınız “Zırva, tevil kabul etmez” ama zırvalayan beyaz duvara çamur atmakla geçirmiş ömrünü.

2.9-Ahkamu’l Kur’an’da, şöyle der: “Peygamber düşmanlarının “Onu görünce aşık oldu” sözleri tamamen batıldır ve asılsız bir iddiadır. Çünkü Zeyneb Allah Resulünün yakın bir akrabası olarak her zaman yanındaydı. Örtünme ayeti henüz inmediği için her zaman onu görebiliyordu” dediğini nereden bilecek, bilse de bunu yazacak dürüstlük nerede?

3.1-“2000’ e Doğru” dergisinde Turan şöyle der: “… Peygamberin Zeyneb’e olan aşkı, evlendikten sonra da uzun süre devam eder. Hadislerin anlattığına göre, Peygamber nerede güzel bir kadın görse hemen eve koşar, Zevneb’le yatardı.” (Buhari – Hibe/8 – Tecrîd hadis no: 1130)

3.2-Hz. Peygamberi (a.s) bu şekilde okuyucusuna takdim eden ünsüz yazar, sanki Peygamber’in (a.s.) hiç bir işi, hiç bir görevi yokmuş son derece çapkın bir insan gibi hep güzel kadınları takip edip, onlardan bir şey elde edemeyince hemen nefes nefese koşarak evine gelip hanımıyla yatarmış gibi göstermektedir. Şimdi bu Kafirin verdiği kaynağa bakıyoruz öyle ya okuyucuyu tatmin etmek için kaynak vermek gerekir. Yani Tecrîd hadis no: 1130, Hayret doğrusu. Tecrid 8. cilt, sayfa 17 Hadis No:1130 böyle bir hadis yooook. Numarasını verdiği hadiste sadece Hz. Zeyneb ile Hz. Aişe arasında cereyan eden bir tartışmadan bahsediliyor. O kadar… Herhalde Diyanetin bastırdığı Tecrid ile Dursun’un kitabı farklı farklı….(?)

3.3-Yukarıda Dursun’un rivayetini verdiği hadis bazı hadis kitaplarında yer alsa da mesele S. ATEŞ’in dediği gibidir:

“.. İyilik, fazilet kalbe hiçbir kötü düşüncenin gelmemesi değil, gelen bu kötü düşüncelere uymamak ve bunları kovmaktır.

Yazarın yukarıya aldığımız rivayeti, bir tek kişinin haberidir. Bu haber, en az iki-üç yüzyıl ağızdan ağza dolaştıktan sonra yazıya dökülmüştür. Aktarandan aktarana geçerek ikiyüz yıl dolaşan bir insan haberinin, aslına ne derece uygun olduğunu takdir etmek güç değildir. Bundan dolayı vâhid haberleri kesinlik değil, zan ifade eder. Doğruluğu kesin değildir, muhtemeldir. Yani bu haber doğru da olabilir, yalan da olabilir.

Tutalım ki rivayet doğrudur, Hz. Muhammed, kasıtsız olarak karşısına çıkan bir kadına bakmış ve içinde bir arzu uyanmıştır. Bunun çaresi, hemen evine gidip nefsini helâl olan eşi ile yatıştırmak ve içinde uyanan o duyguyu kalbinden savmaktır. Eğer Hz. Muhammed, gözüne çalınan kadının ardına düşüp onu izleseydi o zaman bu eylemi kınanırdı. Kasıtsız olarak kalbine doğan bir isteği, helâl bir yöntemle savması, arkadaşlarına da böyle yapmalarını öğütlemesi fena bir şey midir?

Zaten kendisi, kasıtsız bakışın doğal olduğunu, bundan günah yazılmayacağını, ama ısrarla, döne döne bakmanın günâh olduğunu söylemiştir: “Bakışı bakışın ardına takma, gözünü dikip bakma, ilk bakış (göze çalınma) lehinedir (bundan ötürü sana günâh yoktur) ama ikinci bakış lehine değildir (günâhtır).” (Ebû Dâvûd, Nikâh: 43; Tirmizî, Edeb: 28)

Cinsel ilişkinin, insanları yatıştırdığı, rahatlattığı ise, bütün psikolog ve doktorların birleştiği bir gerçektir.

Dursun: “Güzellikleri hoşuna gitse de. artık bundan böyle kadın alamazsın.” (Ahzâb: 52) âyetinden, Hz. Muhammed’in, kendi karılarından başka kadınlara bakıp şehvete geldiği sonucuna varıyor. Oysa âyetin amacı, Peygamber’e, mevcut hanımlarından başka bir kadınla evlenmeyi yasaklamaktır. Ne kadar güzel bulsa da artık başka bir kadınla evlenemeyecektir. Bu âyetten, Peygamber’in kadınlara bakıp şehvete geldiği anlamını çıkarmak, son derece saygısız ve insafsızca bir yargıdır. Peygamberle evlenmek isteyen pek çok kadın vardı. Kadınlar Peygamber’den örtünmezlerdi. Çünkü o, inananların manevî babası sayılır, işte âyette, bunların içinde beğendiği, hoşuna giden kadınlar da olsa artık başka kadın almaması buyurulmustur.

Birini beğenmek, güzelliğini takdir etmek, ille de şehvete gelmek mânâsına gelmez. Eğer gerçekten, yazarın dediği gibi peygamber kadınlara şehvetle baksa ve baktıkça şehvete gelseydi, istediğiyle evlenirdi. Oysa âyet, ona başka kadın almayı yasaklıyor. Bu cümle, bir emrin kesinliğini vurgulamak için böyle söylenmiştir. Meselâ “ne kadar yorulsan da bu yolu yürü” yahut “ölsen de sen bu okulu bitireceksin” cümlelerinde kasıt, yolun mutlaka yürünmesini veya okulun bitirilmesini vurgulamaktır. Yoksa mutlaka yorulmak veya ölmek gerekmez. Yani her ne pahasına olursa olsun bu işin yapılması gerektiği vurgulanmaktadır, işte âyette de “Güzellikleri hoşuna gitse de artık başka kadınla evlenme” cümlesinden, Peygamber’in kadınlara baktığı ve onların güzelliklerinin, peygamberin hoşuna gittiği anlamı çıkarılamaz.

Gerçekte Peygamber, hiç kimsenin namusuna kem gözle bakmamıştır. Nitekim Vedâ Haccında Amcası Abbâs’ın oğlu Fadl’ı da devesine bindirmişti. Fadl, saçı, yüzü güzel, beyaz tenli, yakışıklı bir adamdı. Allah’ın Resulü (s.a.v.) hayvanı mahmuzlayıp hareket ettiği zaman yanından kadınlar geçiyordu. Fadl bu kadınlara bakmağa başladı. Allah’ın Resulü (s.a.v.) elini Fadl’ın yüzüne koydu (bakmasına engel oldu). Fadl bu kez başını öbür tarafa çevirip yine baktı.(Müslim, Hac, bâb: 19, hadîs: 147) (Gerçek Din Bu I, 16)

3.4-Hadis şöyledir: “Hz. Peygamber bir kadın gördü, eşi Zeyneb’in yanına gitti (ki o anda) eşi deri tabaklamakla meşguldü, ihtiyacını gördü ve arkadaşlarının yanına çıktı…”, Haberi Vahid’le, Haberi Mütevatir arasında ki farkı bilmeyen Dursun’un elinde yukarıdaki şekle dönüvermiştir.

3.5-Hadisin yüzde yüz doğru olduğunu varsaysak bile, görüldüğü gibi ravi “ihtiyacını gördü” demekte “ihtiyacının” ne olduğundan bahsetmemektedir. Yani hadisi rivayet eden kişi içerde Hz. Peygamberin ne yaptığını görmemiştir. Zaten görmesi de mümkün değildir.

3.6-Ayrıca böyle bir olayla karşılaşan Turan gibiler acaba ne yapar gidip o kadına mı saldırırlar bilemeyiz?

Yazan:RIZA GÖRÜŞ

Link to post
Sitelerde Paylaş
  • İleti 185
  • Created
  • Son yanıt

Top Posters In This Topic

bu rezillikleri görmek için toprağı bol olsun turan dursuna ihtiyacımız yok.

objktif bir şekilde bakan herkes aynı rezilliği görecektir.

bu konu neresinden tutsan elinde kalmaktadır.

bin defa irdeledik adam gibi cevaplar gelmedi, gelemedi.

------->tavanarası

Link to post
Sitelerde Paylaş

Yazıyı okudunuz mu?

a) evet okudum ama ne desen boş. Ben Turan'a inanırım.

b- okumama gerek yok, benim gözüm perdeli.

c) birazını okudum, deli saçması. Ben cehenneme odunum.

d) hem okudum hem okumadım, ben ateistim. :huh:

tarihinde cubbeliali tarafından düzenlendi
Link to post
Sitelerde Paylaş
Peygamber, Zeyneb?i daha önce Hz. Zeyd için istemiş ama Zeyneb?in ailesi vermemiştir. Ahzab Suresinin 36. ayeti bunun üzerine inmiş ve ailesi Zeyneb?i Hz. Zeyd?e vermiştir.

ne güzel dimi.. ihtiyaca göre ayet iniyor löpp diye.. bir sürü örneği var.. bir konuda tanrının hükmü mü lazım, resulallah hemen usülünce bir ayet çiziktiriveriyor.. kebap valla...

tarihinde Faramir tarafından düzenlendi
Link to post
Sitelerde Paylaş
Yazıyı okudunuz mu?

a) evet okudum ama ne desen boş. Ben Turan'a inanırım.

b- okumama gerek yok, benim gözüm perdeli.

c) birazını okudum, deli saçması. Ben cehenneme odunum.

d) hem okudum hem okumadım, ben ateistim. :huh:

okudum, müslümanların nasıl keklenebildiklerine şaştım.

turan amcamı karıştırma, öküz okusa öküz de bizim anladığımızı anlar zira.

saçma sapan, komik savunmalar.

üstelik bir yerlerden kurtarayım derken her zaman ki gibi başka yerlerde gedik açıyor.

2.7-Araplarda geçerli olan “Bir kişi evlatlığının boşanmış karısıyla evlenemez” yargısı da Hz. Peygamber’in, Zeyneb’le evlenmesiyle son bulmuştur.

çok lazımdı ya, çok daha öncelikli meseleler dururken.

Kuran Çocuk Yaştakilerle Evlenilmesine Karşı Çıkar mı?

bu vatandaşa şu soruyu bir sorsana, ona da cevap versin.:)

tarihinde murteddd tarafından düzenlendi
Link to post
Sitelerde Paylaş
1.1-T.Dursun burada “Muhammed’in içinde sakladığı şey, Zeyneb’e olan aşkıyla birlikte, Zeyd’in onu boşaması ve kendisinin almasına olanak sağlanmasını istemesiydi” diyerek işine gelen yorumu tercih etmiş, Okuyucuyu yanlış yönlendirmiştir. Burada “Muhammed’in içinde sakladığı şey” T. Dursun’un yumurtladığı gibi “evlenme isteği” değil, ayette hemen altta açıklandığı üzere “..Allah’ın açığa vuracağı şeyi içinde saklıyordun İnsanlardan çekiniyordun….. Ki, evlatlıkları eşleriyle ilgilerini kestiklerinde onlarla evlenmek konusunda mü’minlere bir sorumluluk olmadığı bilinsindir”.

Yani Muhammed'in içinde, 'evlenme isteği' değil, başka birşey varmış o esnada. Peki evlenme isteği yokken, neden evlenmiş? :D

Link to post
Sitelerde Paylaş

Ne kadar kekelerseniz kekeleyin bu soru o ayetin ne demek olduğunu ortaya çıkartıyor.. Sizede hık demek kalıyor?

Neden Allah gelini ile evlenmesi için Muhammed e pratik yaptırtmıştır?

Muhammed i Zeynep ile evlendirmese bu ayeti Müslümanlar takmazmıydı?

Sadece evlatlıklarınızın karıları boşandıklarınızda evlenebilirsiniz demesi neden kafi gelmiyor?

Link to post
Sitelerde Paylaş
Yani Muhammed'in içinde, 'evlenme isteği' değil, başka birşey varmış o esnada. Peki evlenme isteği yokken, neden evlenmiş? :D

adam zeynebi öyle görünce içi karıncalanmış demek ki.. evlenmek istemiyordu ama en azından bir kerelik kaçamak yapmak içinden geçiyordu, ne yapacağına karar veremediği için de ayet imdadına yetişmiş hemen...

orhan veli'nin bir şiirinde vardır ya, yatakta uyuyan kadını görür, canı çeker ve şöyle der:

ama olmaz ki, öyle de yatılmaz ki...

türk filmlerinde buna benzer sahneler hep olmuştur; kadın çamaşır yıkıyordur, elbisesini toplamıştır, bacakları o biçim görünüyordur.. komşusu ya da bir yakını kadını öyle görür, dudağını ısırır, salyalarak akıtarak kadını izler B)

muhammed de insan ya, çok görmemek lazım...

Link to post
Sitelerde Paylaş

CübbeliAli...

Burada açıkça bir efsane var. Bu efsaneye göre senin yazdığın senaryo gerçekleşmiştir.

Normalde gerçekten benzer bir olay vuku bulmuşsa bile, bu kadar ayrıntılı bir şekilde açıklanması çok sonradan yapılan eklerle sağlanmıştır.

Kaldı ki bu olay ve benzerleri olan milyonlarca olaylar vuku bulmamışlardır.

Bunlar İslam'ın yalanlarıdır. Ve bu yalanlara İslam'ı eleştirenler de bulaştırılmışlardır.

Turan Dursun ve İlhan Arsel bu yalanların birer kurbanıdırlar.

Onlar İslam'ı İslam tarihini doğru kabul ederek eleştirmektedirler.

Oysa bugün çok iyi biliyoruz ki İslam tarihi sadece boş bir efsaneden ibarettir.

Ve ne kadar az bilinirse, hakkında o kadar çok şeylerin bilindiği izlenimi uyandırmaktadır.

İslam tarihine her gün yeni masallar, efsaneler eklenmektedir.

Ve ateistler bu efsanelerle aldatılmaktadırlar.

İslam etrafında bir sis perdesi oluşturmaktadır. Bu sis perdesi kendisinin gerçek yüzünün görülmesini önlemektedir.

Dolayısıyla İslam kendisini kendisi tanımalamakta başarılı olmaktadır.

Bundan ateistlerin kabahati yoktur diyeceğim ama, dikkatli ateistleri lsam tuzağa düşüremez ve onları kendi istediği bir mecraya sürükleyemez.

Senin yaptığın ahlaksızlık işte budur Cübbelali..

Ama sen bir ahlaksızlık yaptığını bilmiyorsun. Sen de masumsun.

Sana İslam'la ilgili bazı efsaneler ve masallar anlatılıyor. Sen onlara inanıyorsun.

Aynı masallara Turan Dursun, İlhan Arsel ve burada yazan düzünelerle ateist inanıyor...

Bütün bunlar palavradır arkadaşlar..

Hepsi.. Anlatılanlar ve ilerde de anlatılacak olanlar..

İslam deyince durun ve düşününü..

İslam neden bu öyküleri sürekli tartışmaya açmaktadır.

Çünkü kendi uydurduğu yalanlara ateistler bir açıklama getirmekte ve o yalanlar başa bir açıklaması da olabilen ve herkes tarafından kabul edilen yasal açıklamalara dönüşmekte, yerleşmekte ve ilerisi için de varlıklarını sürdürmeye devam etmektedirler.

İslam efsanesi bütün bu yalanlardan sorumludur..

Herkes onun tuzağına düşmektedir.

Uyanın. Ve bu tuzağa düşmemeye çalışın..

Bunun için de ilk yapmanız gereken İslam'ın temelinin efsaneler ve mitoloji olduğunu kabul etmenizdir.

Bunu yapamayan İslam'ın oyuncağı olur.

Ateist de olsa.. Profesör de olsan. Dünyanın en bilge insanı da olsa, bundan kurtulamaz...

Hacı bizi uyarmadı demeyin sakın..

HACI

Link to post
Sitelerde Paylaş
adam zeynebi öyle görünce içi karıncalanmış demek ki.. evlenmek istemiyordu ama en azından bir kerelik kaçamak yapmak içinden geçiyordu, ne yapacağına karar veremediği için de ayet imdadına yetişmiş hemen...

orhan veli'nin bir şiirinde vardır ya, yatakta uyuyan kadını görür, canı çeker ve şöyle der:

ama olmaz ki, öyle de yatılmaz ki...

türk filmlerinde buna benzer sahneler hep olmuştur; kadın çamaşır yıkıyordur, elbisesini toplamıştır, bacakları o biçim görünüyordur.. komşusu ya da bir yakını kadını öyle görür, dudağını ısırır, salyalarak akıtarak kadını izler B)

muhammed de insan ya, çok görmemek lazım...

Adam evlenme isteği olmadığı halde, sırf Allah'ın istediği olsun diye, bir kadınla evleniyor ya. Şu namus timsali adama bakın! :D

Muro da diyor ya, 'siz eylemi yapın, eylemin ahlaki sorumluluğunu yüklenmek gibi ağır ve meşakkatli bir mesaiyi de bana bırakın' diye, aynı hesap :))

Link to post
Sitelerde Paylaş

Vah vah vaaah !

Zavallı adamcağız Allah'ının keyfini yerine getirmek için ne çok azap çekmiş !

Evlatlığının karısıyla evlenmek gibi her babayiğidin kaldıramayacağı bir yükün bile altına girmiş !

Sonuç?

Zeyneb Hazretleri MÜSLÜMANLARIN ANASI olmuuuuuş !

Bu arada Zeyd'in de anası olmuş tabii, değil mi?

Hep sorar dururum kendi kendime; bu olaydan sonra Zeyd Zeyneb'e ANA diye hitab etmiş midir hiç?

Bir düşünsenize, eskiden yatıp seviştiğiniz kadına, daha sonra ANA diyeceksiniz!

Biraz akıl, biraz i'zan, yahu!

Beyin tutulmasına mı uğradınız?

Bundan daha açık seçik rezillik olur mu?

Olur, olur !

Bütün bunlara hala bir kutsiyet, bir ulviyet yüklemek.

tarihinde asinar tarafından düzenlendi
Link to post
Sitelerde Paylaş

Asinar benim hislerime de çok güzel tercüman olmuş.

Gerçekten bundan daha büyük bir rezillik olamaz.

Ve bu rezaleti İslam'ın kendi kalemindan dinliyoruz.

Bu daha da büyük bir fiyasko.. Tam bir rezalet..

Bir açıklama daha aşağılık olamazdı..

Hadi gelin şu İslam efsanedir açıklamasını kabul edin Müslüman'lar..

Çünkü siz düştüğünüz bu foseptik çukurundan çıkamayacaksınız. Oraya düşmenizin nedeni de yalnız sizsiniz..

Ateistler size yardım bile etmediler.

Ben diyorum ki..

İslam'ı eleştirmeyelim..

O'nu konuşturalım..

O kendi kendini yok edecektir.

Umarım bu süreç fazla uzun sürmez..

Link to post
Sitelerde Paylaş

O yüksek ellere şöyle pest şüphelerin eli yetişmez. Evet onbeş yaşından kırk yaşına kadar, nefsin hararetinin ve hevesinin en üst seviyede olduğu bir zamanında, dost ve düşmanın ittifakıyla tam bir ismet ve iffet ile Haticet-ül Kübra (R.A.) gibi ihtiyarca bir tek kadın ile iktifa ve kanaat eden bir zâtın kırktan sonra, yani nefsin hararetinin ve hevesinin sükûneti zamanında evlenmesi, apaçık nefsanî olmadığını ve başka ehemmiyetli hikmetlere istinad ettiğini, zerre kadar insafı olana isbat eder bir delildir.

O hikmetlerden birisi şudur ki: Hz. Muhammed aleyhisselamın konuşması gibi, fiilleri ve halleri ve tavırları ve hareketleri dahi şeriatın ve dinin menbalarıdır ve hükümlerin çıktığı yerdir.. Zahirî şıkkına Sahabeler hamele oldukları gibi, hususî dairesinde gizli hallerinden tezahür eden dinin sırları ve şeriatın hükümlerinin hameleleri ve râvileri de, Temiz Hanımlardır ve bilfiil o vazifeyi îfa etmişlerdir. dinin sırlarının ve hükümlerinin hemen yarısı, belki onlardan geliyor. Demek bu büyük vazifeye, bir çok ve meşrebce muhtelif temiz eşler lâzımdır.

Gelelim Hazret-i Zeyneb ile evlenmesine:İnsanların tabakalarına göre birtek âyet, bir çok yönden, herbir tabakanın anlayışına göre bir mana ifade ediyor. Bir tabakanın âyetten anlayış hissesi şudur ki: Hz Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm'ın hizmetkârı veya "oğlum" hitabına mazhar olan Zeyd (R.A.), sahih rivayet ile itirafına binaen, izzetli zevcesini kendine manen denk bulmadığı için boşamış. Yani: Hazret-i Zeyneb, başka yüksek bir ahlâkta yaratılmış ve bir Peygambere zevce olacak fıtratta olduğunu, Zeyd ferasetle hissetmiş ve kendisini ona zevc olacak fıtratta kendine denk bulmadığından, manevî imtizaçsızlığa sebebiyet verdiği için boşamıştır. Allah'ın emriyle Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm almış; yani "zevvecna" nın işaretiyle, o nikâh semavi bir akit olduğuna delil olarak, hârikulâde ve örf ve zahir âdetleri üstünde, sırf kaderin hükmüyledir ki Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm, kaderin o hükmüne inkıyad göstermiştir ve mecbur olmuştur. Nefis arzusuyla değildir. Şu kader hükmü de herkesi ilgilendiren bir hikmet ve maslahat içindir. Ayetin işaretiyle: Büyüklerin küçüklere "oğlum" demeleri, zıhar meseleleri gibi, yani karısına "anam gibisin" dese, haram olduğu gibi değildir ki, hüküm onunla değişsin. Hem büyüklerin raiyetlerine ve peygamberlerin ümmetlerine pederane nazar ve hitabları, Risalet vazifesi itibariyledir; şahsi insaniyet itibariyle değildir ki onlardan zevce almak uygun düşmesin?

İkinci bir tabakanın bu ayetten hissesi şudur ki: Bir büyük âmir, raiyetine pederane bir şefkat ile bakar. Eğer o âmir, zâhirî ve bâtınî ruhanî bir padişah olsa; merhameti, pederin yüz defa şefkatinden ileri gittiği için, raiyetinin efradı, onun hakikî evlâdı gibi, ona peder nazarıyla bakarlar. Peder nazarı ise, zevc nazarınadeşiğmediğinden ve kız nazarı da zevce nazarına kolayca değişmediğinden, efkar-ı umumîde, Peygamberin mü'minlerin kızlarını alması şu sırra uygun gelmediği için, Kur'an o vehmi def etmek maksadıyla der: "Peygamber rahmet-i İlahiye hesabıyla size şefkat eder, pederane muamele eder ve risalet namına siz onun evlâdı gibisiniz. Fakat şahsiyet-i insaniye itibariyle pederiniz değildir ki, sizden zevce alması münasib düşmesin? Ve sizlere "oğlum" dese, şeriat hükümleri itibariyle siz onun evlâdı olamazsınız!.."

7. Mektub'tan istifade edilmiştir..

Link to post
Sitelerde Paylaş
O yüksek ellere şöyle pest şüphelerin eli yetişmez. Evet onbeş yaşından kırk yaşına kadar, nefsin hararetinin ve hevesinin en üst seviyede olduğu bir zamanında, dost ve düşmanın ittifakıyla tam bir ismet ve iffet ile Haticet-ül Kübra (R.A.) gibi ihtiyarca bir tek kadın ile iktifa ve kanaat eden bir zâtın kırktan sonra, yani nefsin hararetinin ve hevesinin sükûneti zamanında evlenmesi, apaçık nefsanî olmadığını ve başka ehemmiyetli hikmetlere istinad ettiğini, zerre kadar insafı olana isbat eder bir delildir.

sen ikna oldun mu?

burada varılabilecek tek kanaat yok ki said nursinin yazdığı gibi.

hatice gibi mekkenin en saygın kadınlarından birinin üzerine eş getirmek çok zor olsa gerek.

kadın çok zengin, adeta peygamberi iç güveysi almış.

bizim açımızdan akla yatkın olan bu,

said nursinin hiç birşeyi ispatladığı yok burada.

O hikmetlerden birisi şudur ki: Hz. Muhammed aleyhisselamın konuşması gibi, fiilleri ve halleri ve tavırları ve hareketleri dahi şeriatın ve dinin menbalarıdır ve hükümlerin çıktığı yerdir.. Zahirî şıkkına Sahabeler hamele oldukları gibi, hususî dairesinde gizli hallerinden tezahür eden dinin sırları ve şeriatın hükümlerinin hameleleri ve râvileri de, Temiz Hanımlardır ve bilfiil o vazifeyi îfa etmişlerdir. dinin sırlarının ve hükümlerinin hemen yarısı, belki onlardan geliyor. Demek bu büyük vazifeye, bir çok ve meşrebce muhtelif temiz eşler lâzımdır.

diyor ki dinin önemli bir kısım hükümlerinin bize kadar gelmesi için

peygamberin çok sayıda kadınla evlenmesi gerekmiş.

komik ya, o hususi hallerin illa nakledilmesi gerekiyorsa tek kadın da yeterlidir.

zira zaten ayşe tek başına peygamberin özeline dair ne varsa anlatmıştır.

diğerlerine gerek bırakmamıştır.

Gelelim Hazret-i Zeyneb ile evlenmesine:İnsanların tabakalarına göre birtek âyet, bir çok yönden, herbir tabakanın anlayışına göre bir mana ifade ediyor. Bir tabakanın âyetten anlayış hissesi şudur ki: Hz Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm'ın hizmetkârı veya "oğlum" hitabına mazhar olan Zeyd (R.A.), sahih rivayet ile itirafına binaen, izzetli zevcesini kendine manen denk bulmadığı için boşamış. Yani: Hazret-i Zeyneb, başka yüksek bir ahlâkta yaratılmış ve bir Peygambere zevce olacak fıtratta olduğunu, Zeyd ferasetle hissetmiş ve kendisini ona zevc olacak fıtratta kendine denk bulmadığından, manevî imtizaçsızlığa sebebiyet verdiği için boşamıştır. Allah'ın emriyle Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm almış; yani "zevvecna" nın işaretiyle, o nikâh semavi bir akit olduğuna delil olarak, hârikulâde ve örf ve zahir âdetleri üstünde, sırf kaderin hükmüyledir ki Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm, kaderin o hükmüne inkıyad göstermiştir ve mecbur olmuştur. Nefis arzusuyla değildir. Şu kader hükmü de herkesi ilgilendiren bir hikmet ve maslahat içindir. Ayetin işaretiyle: Büyüklerin küçüklere "oğlum" demeleri, zıhar meseleleri gibi, yani karısına "anam gibisin" dese, haram olduğu gibi değildir ki, hüküm onunla değişsin. Hem büyüklerin raiyetlerine ve peygamberlerin ümmetlerine pederane nazar ve hitabları, Risalet vazifesi itibariyledir; şahsi insaniyet itibariyle değildir ki onlardan zevce almak uygun düşmesin?

neymiş efendim, zeyd zeynep gibi üstün seviyede yaratılmış bir kadını

kendine manen denk bulmadığı için boşanmışmış.

zeynep öyle yüksek bir fıtratta yaratılmış ki o ancak peygambere layıkmış.

tabi zeyd bunu farketmiş ve boşanmak istemiş.

peygamber zeynep ile nefsani arzusu için değil

allahın istemesiyle mecburen evlenmiş.

bu hüküm de allahın malum geleniği kaldırması için gerekmiş.

ben sadece açıkladım, yoruma gerek yok.

Hem büyüklerin raiyetlerine ve peygamberlerin ümmetlerine pederane nazar ve hitabları, Risalet vazifesi itibariyledir; şahsi insaniyet itibariyle değildir ki onlardan zevce almak uygun düşmesin?

tabi çok normaldir kayınbaba bildiğin kişiye sonradan eş olmak.

ve gene çok normaldir kızın saydığın kişiyi koynuna almak.

İkinci bir tabakanın bu ayetten hissesi şudur ki: Bir büyük âmir, raiyetine pederane bir şefkat ile bakar. Eğer o âmir, zâhirî ve bâtınî ruhanî bir padişah olsa; merhameti, pederin yüz defa şefkatinden ileri gittiği için, raiyetinin efradı, onun hakikî evlâdı gibi, ona peder nazarıyla bakarlar. Peder nazarı ise, zevc nazarınadeşiğmediğinden ve kız nazarı da zevce nazarına kolayca değişmediğinden, efkar-ı umumîde, Peygamberin mü'minlerin kızlarını alması şu sırra uygun gelmediği için, Kur'an o vehmi def etmek maksadıyla der: "Peygamber rahmet-i İlahiye hesabıyla size şefkat eder, pederane muamele eder ve risalet namına siz onun evlâdı gibisiniz. Fakat şahsiyet-i insaniye itibariyle pederiniz değildir ki, sizden zevce alması münasib düşmesin? Ve sizlere "oğlum" dese, şeriat hükümleri itibariyle siz onun evlâdı olamazsınız!.."

peygamber müminlerin manevi anlamda pederleri imiş.

müminlere oğlum deyince onlar onun öz evlatları gibi olmazlarmış.

bu durumda sizin eski eşinizi almanızın sakıncası olmasa gerek demiş said.

bu kısmı da okuyucunun vicdanına bırakalım.

sonuç:

saidi nursi bu konuyu açıklığa kavuşturmaktan çok ama çok uzaktır.

tatminkar bir açıklama yapamamamıştır kimsenin yapamadığı gibi.

Link to post
Sitelerde Paylaş

Aynen dediğimiz gibi insaf ehli bir kimse bir insanın ihtiyarlayana kadar ihtiyarca tek bir kadınla iktifa etmesini ve ihtiyarladıktan sonra evlenmesinin başka hikmetleri bulunduğunu tasdik eder. Zaten Hz Muhammed aleyhisselamın pekgamber olduğuna hadsiz deliller var. Peygamber olduğunu bildikten ve yukarıdaki mantığı kurduktan sonra geriye bir şey kalmaz.

"Bir insan 40 yaşından sonra ordu kurmadan tek başına ortaya çıkıp, büyük tehlikelere katlanıp, bu işe katlanmasının neden mal ve kadın hırsıdır" diyen bir insan, insan olamaz. Çünkü, bir insa 50-60 yaşlarında birden fazla kadın ve çok mal alma ihtimaline binaen böyle bir şeye kalkışmaz. Zaten ilk peygamberliğini açıkladığı zaman ona böyle bir teklif gelmiş. Hiç tehlikeye kalkışmadan bunlara sahip olabilir di..Ama, o Allah'ın resulü olduğu için sadece vazifesini yapmış ve insanlara kainatın ve insanın yaratılış gayelerini öğretip, Allahı insanlara tanıtmıştır...Daha önce gönderilen binlerce sadık ve yüksek ahlaklı ve zerre kadar yalana ve hileye tenezzül etmemiş binlerce beygamber gibi..

Link to post
Sitelerde Paylaş
Aynen dediğimiz gibi insaf ehli bir kimse bir insanın ihtiyarlayana kadar ihtiyarca tek bir kadınla iktifa etmesini ve ihtiyarladıktan sonra evlenmesinin başka hikmetleri bulunduğunu tasdik eder. Zaten Hz Muhammed aleyhisselamın pekgamber olduğuna hadsiz deliller var. Peygamber olduğunu bildikten ve yukarıdaki mantığı kurduktan sonra geriye bir şey kalmaz.

"Bir insan 40 yaşından sonra ordu kurmadan tek başına ortaya çıkıp, büyük tehlikelere katlanıp, bu işe katlanmasının neden mal ve kadın hırsıdır" diyen bir insan, insan olamaz. Çünkü, bir insa 50-60 yaşlarında birden fazla kadın ve çok mal alma ihtimaline binaen böyle bir şeye kalkışmaz. Zaten ilk peygamberliğini açıkladığı zaman ona böyle bir teklif gelmiş. Hiç tehlikeye kalkışmadan bunlara sahip olabilir di..Ama, o Allah'ın resulü olduğu için sadece vazifesini yapmış ve insanlara kainatın ve insanın yaratılış gayelerini öğretip, Allahı insanlara tanıtmıştır...Daha önce gönderilen binlerce sadık ve yüksek ahlaklı ve zerre kadar yalana ve hileye tenezzül etmemiş binlerce beygamber gibi..

kendisine böyle bir teklif geldiği ve reddettiği şekilindeki rivayetleri öne sürüp

bunu delil saymak mantıklı değil.

bu arada insanı güdüleyenler hakkında birşey bilmeden

bu yaştan sonra bu işlere kalkışmak samimiyetin delilidir demek de mantıklı değil.

Link to post
Sitelerde Paylaş

İlim, şunlara cevap ver:

1) ‘Resulallah ne zaman dışarıda güzel bir kadın görse, hemen eve gelir, Zeyneb’le yatardı.’ (Buhari, Hibe/8) hadisini duydun mu? Sence burada 'şehvet' vurgusu var mı? (Hani Muhammed, Hatice'den sonra hiç şehvet saikiyle evlenmemişti ya, ondan soruyorum..)

2) Koskoca Arabistan'da başka kadın kalmamıştı da, evlatlığının boşadığı kadını mı almak zorundaydı Muhammed? Bunu kendisinden sonra kaç kişinin yaptığını merak ediyorsan, ben söyleyeyim sana: Sıfır ! Çünkü bu evlilik, o zamanın Araplarınca bile utançla karşılanmışdı ve sonraki dönemlerde de hiç kimseye örnek oluşturmadı. Sen hiç evlatlığının boşadığı bir kadınla evlenen birini duydun, gördün mü? Evetse, Allah rızası için burada kaynaklarıyla birlikte yaz da, biz de öğrenelim…

Link to post
Sitelerde Paylaş

İlim, şunlara cevap ver:

1) ‘Resulallah ne zaman dışarıda güzel bir kadın görse, hemen eve gelir, Zeyneb’le yatardı.’ (Buhari, Hibe/8) hadisini duydun mu? Sence burada 'şehvet' vurgusu var mı? (Hani Muhammed, Hatice'den sonra hiç şehvet saikiyle evlenmemişti ya, ondan soruyorum..)

Şehvet duygusu olup olmaması önemli değil...Önemli olan, bu evliliğin şehevani bir istekle ve kendi isteğiyle olmadığıdır. Ayrıca, 50 yaşından sonraki şehvet elbette gençliğindeki şehvet gibi değildir. Gençliğinde 1 tek ihtiyare kadınla iktifa eden, elbette 50 den sonra yaptığı bu evlenmeleri başka mühim hikmetlere istinadendir.

2) Koskoca Arabistan'da başka kadın kalmamıştı da, evlatlığının boşadığı kadını mı almak zorundaydı Muhammed? Bunu kendisinden sonra kaç kişinin yaptığını merak ediyorsan, ben söyleyeyim sana: Sıfır ! Çünkü bu evlilik, o zamanın Araplarınca bile utançla karşılanmışdı ve sonraki dönemlerde de hiç kimseye örnek oluşturmadı. Sen hiç evlatlığının boşadığı bir kadınla evlenen birini duydun, gördün mü? Evetse, Allah rızası için burada kaynaklarıyla birlikte yaz da, biz de öğrenelim…

Öncelikle önceki cevabımdaki ayetin ifade ettiği gibi bir insan şefkatinden dolayı bir insana evladım dese, şeriat hükmünce o, onun evladı sayılmaz. İkinci olarak, yine bir önceki cevabımda dediğimiz gibi, demek ki bir peygambere eş olacak fıtratta ve ahlakta ancak Hz Zeyneb vardı ki, Hz Zeyd'in boşadığı kadını almış.

Link to post
Sitelerde Paylaş
  • Konuyu Görüntüleyenler   0 kullanıcı

    Sayfayı görüntüleyen kayıtlı kullanıcı bulunmuyor.

×
×
  • Yeni Oluştur...