Jump to content
godDAR

kuranı rezil eden matematiksel hata nihayet yanıtlandı..

Recommended Posts

6 saat önce, Tengrizm yazdı:

 Arabın uydurması islam Türkleri işte böyle kötülüyor.Yecüc mecüc diyerek bizim soylu Türkleri kötülüyorlar.Cübbeli de bunu onaylayarak söylüyor.Bu Türk düşmanı islama nefretim her geçen gün daha da artıyor.

 

Daha önce bu adamın kur'an dışı masallar,hurafeler,uydurma rivayetler anlattığını size söyledim,ama inanmadınız !!!

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
43 dakika önce, araştırmacı21 yazdı:

 

 YECÜC VE MECÜC KİMLERDİR ?.

 Kur'anı Kerim Ye'cûc ve Me'cûc'ün kimler olduğu, nerede ve ne zaman yaşadıkları hakkında bilgi vermemiştir. Ancak tarihçiler bunların Hz.Nuh'un oğlu Yafes'in soyundan gelmiş iki kabile olduğunu söylemişlerdir.Bununla birlikte "Yeryüzünde fesat çıkarıyorlar"mealindeki cümle, bunların birçok kabilelerden kalabalık bir kitle olduklarına delâlet eder.

Hintli âlimlerden M.Enver Keşmîrî, Rusların Yecuc, İngiliz ve Almanların da Mecuc soyundan geldiklerini ileri sürmüştür. (Kamil Miras Tec.Sarih Terc.IX.101)

 

Kaşgaralı Mahmud ‘’Divan-ı  lugat-it Türk’’ eserinde ise Türklerin Yecüc ve Mecüc olmadıklarını kaydetmektedir. Bu bakımdan seddin Türkleri korumak için inşa edildiği sonucu çıkarılabilir.Bu nazariyede olan teoriler de zaten mevcuttur. (alıntı)

 

Yani buna göre Yecüc ve Mecüc Türkler değildir,bilakis Yecüc ve Mecüc'lerin saldırısına uğramış olanlar Türklerdir.

Bu nedenle Yecüc ve Mecüc Türkler olduğunu söyleyenlerin elinde bir delil,bir belge,bir kanıt yoktur, bunlar başka milletlerden de olabilir.Çünkü kur’an, Ye’cüc  ve Me’cü’cün cinsiyetleri,kavmiyetleri hakkında bir bilgi vermemiştir,Yecüc ve Mecüc zaten bozguncu millet anlamındaki vasıflarıdır.Yani bunların kesin Türk olduğunu kimse söyleyemez. Ayrıca bunların zamanı da geçmiş olup gelecekte,yani kıyamete yakın ortaya çıkacakları da yoktur.Bunlar Zülkarneyn zamanında yaşadıkları için o zaman onlara karşı bir set yapılmıştır.  

--------------------------------------------------------------------------------------

Ayrıca,

Kur'anı Kerimin iki ayetinde zikredilen Ye'cüc ve Me'eücü, rivayet meftunu olan ekseri miifessirler, Kitabı Mukaddesin ve Onların müfessirlerinin sözlerini, kahin ve şairlerin hayal kuvvetiyle ortaya koyduklarını,halkın korku vehmiyle uydurdukları masalları, İsrailiyat namı altında nakletmişleridir.. İslamiyetin zuhurundan itibaren ihtida eden Yahudiler ve diğer din salikleri, Kitabı Mukaddesin, Kur'anı Kerimle müştereken behsettikleri  neseh ve tarihi hadiseler de ve bilhassa tefsirde derin tesir etmişler, bunun neticesi olarak ta pek çok müfessir, israiliyatı aşırı bir şekilde tekrarlamışlardır. Ahdi Atik nebilerinin sözleri, Yuhannanın rüyaları, Yahudilerin vehimleri, Hristiyanların cehaletleri gibi haIIer, Kur'anı Kerim ayetlerine hakim olup,onları izah edemez, böyle bir durum Kur'ana tecavüzdür. Zaten Ye'cüc ve Me'ecücün geçtiği iki ayet dikkatle tetkik edilecek olursa, sıfat olarak fesadın anlamını açıklamaktadır. Ye'ecüc ve Me'ecüc’ün cinsiyetleri, zamanları ve mekanları tayin edilmediğine göre, Bunlar yer yüzünde her yerde ve her ınilletten olabilir. Bunu Türklere hamletmek hata, gaflet ve eehaletten başka bir şey değildir.  (alıntı)

-----------------

 Yecuc Mecuc” Kuran'da adı geçen bozgunculuk çıkaran kavmin adıdır. Yecuc Mecuc'ün durdurulması için Zulkarneyn'den yardım istenir.Zulkarneyn de bir set çekerek onları durdurmuş ve artık o setti aşamaz duruma geldiler..

Özetle, Yecüc ve Mecüc’ün Türkler olduğunu doğrulayan bir belge,delil ve kanıt olmadığı gibi,bunların gelecekte,yani kıyamete yakın ortaya çıkacaklarına dair rivayet ve söylentilerin de bir temeli yoktur.

 daha önve hadis  ve videolrdan kanıt verdik sen inmadın yok saydın.  PEKİYİ kurana göre bu yecüc  MECÜC kurana göre zülkrnen demir dökmüş onlaar orada yaşıyorlar kıymet günü ortaya çıkcaklarına göre bu  SED  NERDE BUNU BİR AÇIKLARMISIN GİDİP BULALIM

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
53 dakika önce, araştırmacı21 yazdı:

 

 YECÜC VE MECÜC KİMLERDİR ?.

 Kur'anı Kerim Ye'cûc ve Me'cûc'ün kimler olduğu, nerede ve ne zaman yaşadıkları hakkında bilgi vermemiştir. Ancak tarihçiler bunların Hz.Nuh'un oğlu Yafes'in soyundan gelmiş iki kabile olduğunu söylemişlerdir.Bununla birlikte "Yeryüzünde fesat çıkarıyorlar"mealindeki cümle, bunların birçok kabilelerden kalabalık bir kitle olduklarına delâlet eder.

Hintli âlimlerden M.Enver Keşmîrî, Rusların Yecuc, İngiliz ve Almanların da Mecuc soyundan geldiklerini ileri sürmüştür. (Kamil Miras Tec.Sarih Terc.IX.101)

 

Kaşgaralı Mahmud ‘’Divan-ı  lugat-it Türk’’ eserinde ise Türklerin Yecüc ve Mecüc olmadıklarını kaydetmektedir. Bu bakımdan seddin Türkleri korumak için inşa edildiği sonucu çıkarılabilir.Bu nazariyede olan teoriler de zaten mevcuttur. (alıntı)

 

Yani buna göre Yecüc ve Mecüc Türkler değildir,bilakis Yecüc ve Mecüc'lerin saldırısına uğramış olanlar Türklerdir.

Bu nedenle Yecüc ve Mecüc Türkler olduğunu söyleyenlerin elinde bir delil,bir belge,bir kanıt yoktur, bunlar başka milletlerden de olabilir.Çünkü kur’an, Ye’cüc  ve Me’cü’cün cinsiyetleri,kavmiyetleri hakkında bir bilgi vermemiştir,Yecüc ve Mecüc zaten bozguncu millet anlamındaki vasıflarıdır.Yani bunların kesin Türk olduğunu kimse söyleyemez. Ayrıca bunların zamanı da geçmiş olup gelecekte,yani kıyamete yakın ortaya çıkacakları da yoktur.Bunlar Zülkarneyn zamanında yaşadıkları için o zaman onlara karşı bir set yapılmıştır.  

--------------------------------------------------------------------------------------

Ayrıca,

Kur'anı Kerimin iki ayetinde zikredilen Ye'cüc ve Me'eücü, rivayet meftunu olan ekseri miifessirler, Kitabı Mukaddesin ve Onların müfessirlerinin sözlerini, kahin ve şairlerin hayal kuvvetiyle ortaya koyduklarını,halkın korku vehmiyle uydurdukları masalları, İsrailiyat namı altında nakletmişleridir.. İslamiyetin zuhurundan itibaren ihtida eden Yahudiler ve diğer din salikleri, Kitabı Mukaddesin, Kur'anı Kerimle müştereken behsettikleri  neseh ve tarihi hadiseler de ve bilhassa tefsirde derin tesir etmişler, bunun neticesi olarak ta pek çok müfessir, israiliyatı aşırı bir şekilde tekrarlamışlardır. Ahdi Atik nebilerinin sözleri, Yuhannanın rüyaları, Yahudilerin vehimleri, Hristiyanların cehaletleri gibi haIIer, Kur'anı Kerim ayetlerine hakim olup,onları izah edemez, böyle bir durum Kur'ana tecavüzdür. Zaten Ye'cüc ve Me'ecücün geçtiği iki ayet dikkatle tetkik edilecek olursa, sıfat olarak fesadın anlamını açıklamaktadır. Ye'ecüc ve Me'ecüc’ün cinsiyetleri, zamanları ve mekanları tayin edilmediğine göre, Bunlar yer yüzünde her yerde ve her ınilletten olabilir. Bunu Türklere hamletmek hata, gaflet ve eehaletten başka bir şey değildir.  (alıntı)

-----------------

 “Yecuc Mecuc” Kuran'da adı geçen bozgunculuk çıkaran kavmin adıdır. Yecuc Mecuc'ün durdurulması için Zulkarneyn'den yardım istenir.Zulkarneyn de bir set çekerek onları durdurmuş ve artık o setti aşamaz duruma geldiler..

Özetle, Yecüc ve Mecüc’ün Türkler olduğunu doğrulayan bir belge,delil ve kanıt olmadığı gibi,bunların gelecekte,yani kıyamete yakın ortaya çıkacaklarına dair rivayet ve söylentilerin de bir temeli yoktur.

HA BİRDE ŞU VAR ZÜLKARNDEN YARDIM İSTERKEN ZÜLKRNENE İŞİNİ BİTİRDİKTEN SONRA OANAMI TAPTILAR SANKİ BİR YERDE OKUDUM BELKİDE YALIŞIM VAR BU GÜM İŞTENGELDİM GÖZLERİMDEN UYKU AKIYOR  YARIN ARAŞTITCAĞIM. ŞU İKİ YEPENİN YERİNİ BUL AMA

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Türkler değil deyip durmakla olmuyor. O halde hayali uyduruk bir safsata, öyle değil mi? Öyle. E işte diyoruz, Kuranı da uyduruk, hadisi de... Uyduruk olmasa yecüc şudur mecüc şudur diye açıklardı. İşkembeden sallamış. Bu çok açık.

 

Kuranın yanına hadisin niye katılmak zorunda kalındığı da böylece ortaya çıkıyor. Kuran safsata anlatıyor izlenimini kırmak için hadis uydurmak şart oluyor. Açmazınız bu işte. Kuranı uydurdunuz tamam. Yanına bir de hadis uydursanız bir türlü, uydurmasanız bir türlü.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
On 11.03.2018 at 23:40, güven yazdı:

 daha önve hadis  ve videolrdan kanıt verdik sen inmadın yok saydın.  PEKİYİ kurana göre bu yecüc  MECÜC kurana göre zülkrnen demir dökmüş onlaar orada yaşıyorlar kıymet günü ortaya çıkcaklarına göre bu  SED  NERDE BUNU BİR AÇIKLARMISIN GİDİP BULALIM

 

Herhalde yazdıklarımın tamamını okumuyorsunuz!

1-Bakınız bir yerde şöyle demişim,‘’ Ayrıca bunların zamanı da geçmiş olup gelecekte,yani kıyamete yakın ortaya çıkacakları da yoktur.Bunlar Zülkarneyn zamanında yaşadıkları için o zaman onlara karşı bir set yapılmıştır.’’

2-Sonunda ise yine şöyle demişim, ‘’

Özetle,Yecüc ve Mecüc’ün Türkler olduğunu doğrulayan bir belge,delil ve kanıt olmadığı gibi,bunların gelecekte,yani kıyamete yakın ortaya çıkacaklarına dair rivayet ve söylentilerin de bir temeli yoktur.’

Peki buraları okumadınız mı ?

 

YECÜC VE MECÜC YAŞAMIYORLAR,ÖLÜP GİTMİŞLERDİR !!!

 

 Zülkarneyn’in, Ye’cüc ve Me’cüc denilen bozguncu, fitne ve fesatçı, mütecâviz, vahşî, saldırgan, yağmacı, yıkıcı ve zâlim iki kabilenin şerrinden ve saldırılarından medenî ve mazlûm kavimleri korumak için bir sed binâ ettiğini, yine Kur’ân beyan ediyor.

İlgili ayetlerde Yecüc Mecüc’ün gelecekte,yani kıyamete yakın  ortaya çıkacaklarına dair hiçbir işaret yoktur.Zira Yecüc ve Mecüc Zülkarneyn zamanında yaşamış olup,tarih seyri içinde çoktan yok olup gitmişler.kıyamete kadar yaşamaları söz konusu değil.Yani onlar yaşamıyorlar.Bu nedenle onların kıyamet alametlerinden olup sonradan ortaya çıkacaklarına dair rivayet ve söylentilerin tümü temelsiz olup uydurma ve yalandan başka bir şey değildir.

------------------------------.

Konumuzla ilgili ayetler.

 

Enbiya-95-97.ayetlerin doğru mealleri !

Enbiya-95. Kendisini helâk ettiğimiz bir ülke halkı (eski hallerine gelmsinden) mahrum kalır,katiyen onlar (dünyaya) bir daha geri dönemezler!

Enbiya-96. Nihayet (kıyamet miadi geldiğinde daha önce ölmüş olan) Yecüc ve Mecüc (ün de medfun bulundukları yerler) açıldığında; işte onlar (Yecüc ve mecüc dahil ölmüş bütün insanlar yeniden diriltilip,sorguya çekilmek üzere) her bir taraftan mahşer yerine akın edecekler!''deniliyor.

Ayrıca (Kıyametin miadi geldiğinde Arzın şiddetli sarsılacağı,yer altı yer üstüne geleceği ve yeniden diriliş gerçekleşeceği konular Zilzal-1-2, Adiyat-7 ve İnfitar-4.ayetlerinde de geçiyor.)

Aşağıdaki tefsir metinlerinde de anlatıldığı gibi ilgili ayette,Yecüc ve Mecüc’ün kıyamette yakın dünyaya yayılıp saldıracaklarından değil,kıyamet koptuktan sonra Yecüc ve Mecüc dahil ölmüş olan bütün insanların yeniden diriltilip bulundukları yerlerden mahşer yerine akın edeceklerinden söz ediliyor.

Ama maalesef söz konusu ayetle ilgili mevcut mealler çok hatalıdır !!!

وأما قوله ( وهم من كل حدب ينسلون ) فإن أهل التأويل اختلفوا في المعني به ، فقال بعضهم : عني بذلك بنو آدم أنهم يخرجون من كل موضع كانوا دفنوا فيه من الأرض ، وإنما عني بذلك الحشر إلى موقف الناس يوم القيامة

حدثني محمد بن عمرو ، قال : ثنا أبو عاصم ، قال : ثنا عيسى ، وحدثني الحارث ، قال : ثنا الحسن ، عن ابن أبي نجيح ، عن مجاهد ، في قوله ( من كل حدب ينسلون ) قال : جمع الناس من كل مكان جاءوا منه يوم القيامة ، فهو حدب (تفسير الطبري) )

كل حدب ينسلون قال ابن عباس : من كل شرف يقبلون ؛ أي لكثرتهم ينسلون من كل ناحية (تفسير القرطبي )

والاقتراب على هذا اقتراب نسبي على نسبة ما بقي من أجل الدنيا بما مضى منه كقوله تعالى اقتربت الساعة وانشق القمر . ويجوز أن يكون المراد بفتح ياجوج وماجوج تمثيل إخراج الأموات إلى الحشر ، فالفتح معنى الشق كقوله تعالى يوم تشقق الأرض عنهم سراعا ذلك حشر علينا يسير ويكون اسم ياجوج وماجوج تشبيها بليغا (التحرير والتنوير )

وَاقْتَرَبَ الْوَعْدُ الْحَقُّ فَإِذَا هِيَ شَاخِصَةٌ أَبْصَارُ الَّذِينَ كَفَرُوا يَا وَيْلَنَا قَدْ كُنَّا فِي غَفْلَةٍ مِنْ هَٰذَا بَلْ كُنَّا ظَالِمِينَ

 

Enbiya-97: Artık (bilin ki) o gerçek vaadin (hesap ve sorgulama) vakti yaklaşmıştır.Birde bakarsın ki inkar etmiş olanların gözleri fal taşı gibi açılmış“Yazık oldu bize,bunu hesaba katmamıştık,aslında yanlış yapıyorduk” diyorlar.

Bu ayetleri en başından ele alırsak Allah helak edilen bir ülke halkının geri dönemeyeceğini söylüyor. Bu Ad, Semud, Hud vb kavimlerin helaki gibidir. Onlar yok oldular ve dünyaya geri dönmeyecekler. Doksan altıncı ayete dikkat edilirse yok edilen o ülke halkları bir daha dünyaya geri dönmeyeceklerdir, Kıyamet koptuğunda daha önce ölmüş olan Yecüc ve Mecüc’ün medfun bulundukların yerlerin de açıldığında; işte onlar,yani Yecüc ve mecüc dahil,ölmüş bütün insanlar yeniden diriltilip,sorguya çekilmek üzere her bir taraftan mahşer yerine akın edecekleri anlaşılıyor.Bu dönüş dünyaya değildir,hesap günü yeniden dirilmedir..Yani yeniden diriliş ölmüş olan herkesin medfun bulundukları yerin açılmasıyla başlayacak.

Daha önce ölmüş olan Yecüc ve Mecüc’ün medfun bulundukları yerler açıldıktan sonra,yani yeniden diriliş gerçekleştikten sonra inkar etmiş olanlar ne diyecekmiş; inkârcı kişilerin gözleri donup kalmıştır: Vah vah, yazıklar olsun bize! Biz bundan gaflet içinde imişiz.İnkarcılar yeniden dirildiklerinde gerçekleri anlayacaklar. Bunların hesap/ahiret günü olacağı şüphe götürmez. Diğer kıyamet alameti hadisi diye anlatılanlar doğru değildir. Orada yecüc mecüc diye bir kavim dünyayı istila edecek deniyor. Halbuki üstteki ayetlerden Yecüc Mecüc'ün dünya ile alakası olmadığı,hesap günü yeniden dirilmeyle alakalı olduğu açıktır.

-----------------------

BU SED NEREDEDİR ?

Kur’an seddin yerini bildirmediği için nerede olduğu hususunda farklı görüşler vardır.Ama kimi araştırmacılar bunun Kafkasya’da/Dağıstan da bulunan Derbent’teki Demir kapı olduğunu, kimileri Buhârâ’nın ortasında yer alan Kokya Dağı bitişiğinde bulunduğunu, kimileri de bu seddin zamanla höyük şeklinde örtülerek bir dağ şeklini alıp kaybolduğunu nakleder.Ayrıca Tirmiz şehri yakınlarında Bâbü’l-Hadîd (Demirkapı) diye bilinen bir sed keşfedilmiş bulunuyor.Miladi beşinci asrın başlarında Alman bilgin Scheilt Berger, bunu kitabına kaydetmiş ve ondan söz etmiştir. Aynı şekilde İspanyol tarihçi Glafigo 1403 yılındaki seyahatinde de bundan söz ederek şöyle demektedir: “Babül Hadid” şehri Semerkant ile Hint arasındaki yol üzerindedir. Bunun Zülkarneyn’in yaptığı sed olması ihtimali de düşünülebilir. Kaynak: [24] Kutub, C.16, s.2292. 

Hülasa;

Kur’an da bahsi geçen Yecüc Mecüc ,yani bozguncu, fitne ve fesatçı, mütecâviz, vahşî, barbar, saldırgan,yağmacı, yıkıcı ve zâlim iki insan topluluğun sıfatları olup,Zülkarnayen zamanında yaşamışlar ve tarihin seyri içinde onlar da yok olup gitmişlerdir.Nasıl ki bugün Zülkarneyn yaşamıyorsa, onlar da yaşamıyor ve kıyamete yakın bir zamanda da ortaya çıkmayacaklardır,çünkü onlar da Zülkarneyn gibi ölüp gitmişlerdir.Ancak Kıyamet koptuktan sonra,yani ahirette onlar da diğer bütün insanlar gibi, dünyada yaptıklarından sorguya çekilmek üzere yeniden diriltilip mehşer yerine akın edeceklerdir.İşte ilgili ayette bu durum anlatılmaktadır.Ama maalesef konuyla ilgili uydurma rivayetler yüzünden söz kunusu ayetlerin mesajları  bile yanlış algılanmaktadır.Bu nedenle onların hala seddin arkasında bulundukları ve kıyamet kopmadan önce ortaya çıkıp saldırıya geçeceklelerini aktaran rivayet ve söylentilerin tümü temelsiz olup yalan ve uydurmadan başka bir şey değildir.

 

 Kur’an’ı Kerim, genel bir ifadeyle sık sık bütün insanlara hitaben,

 

(   افلا تعقلون – افلا تتدبرون – افلا تتذكرون )

 

‘’ Ey insanlar! Aklınızı kullanmaz mısınız,beyninizi işletmez misiniz,araştırıp düşünmez misiniz ?‘’ şeklindeki nice ayetlerle bizden aklımızı kullanmamızı,araştırıp düşünmemizi  istenmektedir.

Öyleyse, binlerce sene önce yaşamış olan Yecüc ve Mecüc’ün hala yaşadıklarını veya ölmüşlerse tekrar yaşayıp dünyaya geleceklerini söylemek,başta kur’an olmak üzere, aklen,mantıken ve ilmen mümkün değildir !!!

Saygılar.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
2 saat önce, araştırmacı21 yazdı:

 

Herhalde yazdıklarımın tamamını okumuyorsunuz!

1-Bakınız bir yerde şöyle demişim,‘’ Ayrıca bunların zamanı da geçmiş olup gelecekte,yani kıyamete yakın ortaya çıkacakları da yoktur.Bunlar Zülkarneyn zamanında yaşadıkları için o zaman onlara karşı bir set yapılmıştır.’’

2-Sonunda ise yine şöyle demişim, ‘’

Özetle,Yecüc ve Mecüc’ün Türkler olduğunu doğrulayan bir belge,delil ve kanıt olmadığı gibi,bunların gelecekte,yani kıyamete yakın ortaya çıkacaklarına dair rivayet ve söylentilerin de bir temeli yoktur.’

Peki buraları okumadınız mı ?

 

YECÜC VE MECÜC YAŞAMIYORLAR,ÖLÜP GİTMİŞLERDİR !!!

 

 Zülkarneyn’in, Ye’cüc ve Me’cüc denilen bozguncu, fitne ve fesatçı, mütecâviz, vahşî, saldırgan, yağmacı, yıkıcı ve zâlim iki kabilenin şerrinden ve saldırılarından medenî ve mazlûm kavimleri korumak için bir sed binâ ettiğini, yine Kur’ân beyan ediyor.

İlgili ayetlerde Yecüc Mecüc’ün gelecekte,yani kıyamete yakın  ortaya çıkacaklarına dair hiçbir işaret yoktur.Zira Yecüc ve Mecüc Zülkarneyn zamanında yaşamış olup,tarih seyri içinde çoktan yok olup gitmişler.kıyamete kadar yaşamaları söz konusu değil.Yani onlar yaşamıyorlar.Bu nedenle onların kıyamet alametlerinden olup sonradan ortaya çıkacaklarına dair rivayet ve söylentilerin tümü temelsiz olup uydurma ve yalandan başka bir şey değildir.

------------------------------.

Konumuzla ilgili ayetler.

 

Enbiya-95-97.ayetlerin doğru mealleri !

Enbiya-95. Kendisini helâk ettiğimiz bir ülke halkı (eski hallerine gelmsinden) mahrum kalır,katiyen onlar (dünyaya) bir daha geri dönemezler!

Enbiya-96. Nihayet (kıyamet miadi geldiğinde daha önce ölmüş olan) Yecüc ve Mecüc (ün de medfun bulundukları yerler) açıldığında; işte onlar (Yecüc ve mecüc dahil ölmüş bütün insanlar yeniden diriltilip,sorguya çekilmek üzere) her bir taraftan mahşer yerine akın edecekler!''deniliyor.

Ayrıca (Kıyametin miadi geldiğinde Arzın şiddetli sarsılacağı,yer altı yer üstüne geleceği ve yeniden diriliş gerçekleşeceği konular Zilzal-1-2, Adiyat-7 ve İnfitar-4.ayetlerinde de geçiyor.)

Aşağıdaki tefsir metinlerinde de anlatıldığı gibi ilgili ayette,Yecüc ve Mecüc’ün kıyamette yakın dünyaya yayılıp saldıracaklarından değil,kıyamet koptuktan sonra Yecüc ve Mecüc dahil ölmüş olan bütün insanların yeniden diriltilip bulundukları yerlerden mahşer yerine akın edeceklerinden söz ediliyor.

Ama maalesef söz konusu ayetle ilgili mevcut mealler çok hatalıdır !!!

وأما قوله ( وهم من كل حدب ينسلون ) فإن أهل التأويل اختلفوا في المعني به ، فقال بعضهم : عني بذلك بنو آدم أنهم يخرجون من كل موضع كانوا دفنوا فيه من الأرض ، وإنما عني بذلك الحشر إلى موقف الناس يوم القيامة

حدثني محمد بن عمرو ، قال : ثنا أبو عاصم ، قال : ثنا عيسى ، وحدثني الحارث ، قال : ثنا الحسن ، عن ابن أبي نجيح ، عن مجاهد ، في قوله ( من كل حدب ينسلون ) قال : جمع الناس من كل مكان جاءوا منه يوم القيامة ، فهو حدب (تفسير الطبري) )

كل حدب ينسلون قال ابن عباس : من كل شرف يقبلون ؛ أي لكثرتهم ينسلون من كل ناحية (تفسير القرطبي )

والاقتراب على هذا اقتراب نسبي على نسبة ما بقي من أجل الدنيا بما مضى منه كقوله تعالى اقتربت الساعة وانشق القمر . ويجوز أن يكون المراد بفتح ياجوج وماجوج تمثيل إخراج الأموات إلى الحشر ، فالفتح معنى الشق كقوله تعالى يوم تشقق الأرض عنهم سراعا ذلك حشر علينا يسير ويكون اسم ياجوج وماجوج تشبيها بليغا (التحرير والتنوير )

وَاقْتَرَبَ الْوَعْدُ الْحَقُّ فَإِذَا هِيَ شَاخِصَةٌ أَبْصَارُ الَّذِينَ كَفَرُوا يَا وَيْلَنَا قَدْ كُنَّا فِي غَفْلَةٍ مِنْ هَٰذَا بَلْ كُنَّا ظَالِمِينَ

 

Enbiya-97: Artık (bilin ki) o gerçek vaadin (hesap ve sorgulama) vakti yaklaşmıştır.Birde bakarsın ki inkar etmiş olanların gözleri fal taşı gibi açılmış“Yazık oldu bize,bunu hesaba katmamıştık,aslında yanlış yapıyorduk” diyorlar.

Bu ayetleri en başından ele alırsak Allah helak edilen bir ülke halkının geri dönemeyeceğini söylüyor. Bu Ad, Semud, Hud vb kavimlerin helaki gibidir. Onlar yok oldular ve dünyaya geri dönmeyecekler. Doksan altıncı ayete dikkat edilirse yok edilen o ülke halkları bir daha dünyaya geri dönmeyeceklerdir, Kıyamet koptuğunda daha önce ölmüş olan Yecüc ve Mecüc’ün medfun bulundukların yerlerin de açıldığında; işte onlar,yani Yecüc ve mecüc dahil,ölmüş bütün insanlar yeniden diriltilip,sorguya çekilmek üzere her bir taraftan mahşer yerine akın edecekleri anlaşılıyor.Bu dönüş dünyaya değildir,hesap günü yeniden dirilmedir..Yani yeniden diriliş ölmüş olan herkesin medfun bulundukları yerin açılmasıyla başlayacak.

Daha önce ölmüş olan Yecüc ve Mecüc’ün medfun bulundukları yerler açıldıktan sonra,yani yeniden diriliş gerçekleştikten sonra inkar etmiş olanlar ne diyecekmiş; inkârcı kişilerin gözleri donup kalmıştır: Vah vah, yazıklar olsun bize! Biz bundan gaflet içinde imişiz.İnkarcılar yeniden dirildiklerinde gerçekleri anlayacaklar. Bunların hesap/ahiret günü olacağı şüphe götürmez. Diğer kıyamet alameti hadisi diye anlatılanlar doğru değildir. Orada yecüc mecüc diye bir kavim dünyayı istila edecek deniyor. Halbuki üstteki ayetlerden Yecüc Mecüc'ün dünya ile alakası olmadığı,hesap günü yeniden dirilmeyle alakalı olduğu açıktır.

-----------------------

BU SED NEREDEDİR ?

Kur’an seddin yerini bildirmediği için nerede olduğu hususunda farklı görüşler vardır.Ama kimi araştırmacılar bunun Kafkasya’da/Dağıstan da bulunan Derbent’teki Demir kapı olduğunu, kimileri Buhârâ’nın ortasında yer alan Kokya Dağı bitişiğinde bulunduğunu, kimileri de bu seddin zamanla höyük şeklinde örtülerek bir dağ şeklini alıp kaybolduğunu nakleder.Ayrıca Tirmiz şehri yakınlarında Bâbü’l-Hadîd (Demirkapı) diye bilinen bir sed keşfedilmiş bulunuyor.Miladi beşinci asrın başlarında Alman bilgin Scheilt Berger, bunu kitabına kaydetmiş ve ondan söz etmiştir. Aynı şekilde İspanyol tarihçi Glafigo 1403 yılındaki seyahatinde de bundan söz ederek şöyle demektedir: “Babül Hadid” şehri Semerkant ile Hint arasındaki yol üzerindedir. Bunun Zülkarneyn’in yaptığı sed olması ihtimali de düşünülebilir. Kaynak: [24] Kutub, C.16, s.2292. 

Hülasa;

Kur’an da bahsi geçen Yecüc Mecüc ,yani bozguncu, fitne ve fesatçı, mütecâviz, vahşî, barbar, saldırgan,yağmacı, yıkıcı ve zâlim iki insan topluluğun sıfatları olup,Zülkarnayen zamanında yaşamışlar ve tarihin seyri içinde onlar da yok olup gitmişlerdir.Nasıl ki bugün Zülkarneyn yaşamıyorsa, onlar da yaşamıyor ve kıyamete yakın bir zamanda da ortaya çıkmayacaklardır,çünkü onlar da Zülkarneyn gibi ölüp gitmişlerdir.Ancak Kıyamet koptuktan sonra,yani ahirette onlar da diğer bütün insanlar gibi, dünyada yaptıklarından sorguya çekilmek üzere yeniden diriltilip mehşer yerine akın edeceklerdir.İşte ilgili ayette bu durum anlatılmaktadır.Ama maalesef konuyla ilgili uydurma rivayetler yüzünden söz kunusu ayetlerin mesajları  bile yanlış algılanmaktadır.Bu nedenle onların hala seddin arkasında bulundukları ve kıyamet kopmadan önce ortaya çıkıp saldırıya geçeceklelerini aktaran rivayet ve söylentilerin tümü temelsiz olup yalan ve uydurmadan başka bir şey değildir.

 

 Kur’an’ı Kerim, genel bir ifadeyle sık sık bütün insanlara hitaben,

 

(   افلا تعقلون – افلا تتدبرون – افلا تتذكرون )

 

‘’ Ey insanlar! Aklınızı kullanmaz mısınız,beyninizi işletmez misiniz,araştırıp düşünmez misiniz ?‘’ şeklindeki nice ayetlerle bizden aklımızı kullanmamızı,araştırıp düşünmemizi  istenmektedir.

Öyleyse, binlerce sene önce yaşamış olan Yecüc ve Mecüc’ün hala yaşadıklarını veya ölmüşlerse tekrar yaşayıp dünyaya geleceklerini söylemek,başta kur’an olmak üzere, aklen,mantıken ve ilmen mümkün değildir !!!

Saygılar.

 YAV KURAN DENEN KİTAP ESKİYİ KAPSIYORSA BU GÜNÜMÜZE NE DİYE AKSTİRİYORSUNUZ GEÇMİŞTE YAŞANMIŞ MASALSA BİZE NE KIYMET GÜNÜ ORTAYA ÇIKMAYCAKSA NE MASALANLATIYOR BU KURAN DENEN KİTAM NE İŞE YARAR HELE BİR SÖYLE YAHU HİKMETİ NEDİR BU KİTABIN. YOK EFEM GÖRMEDİNZMİ O KAVMİ NE HALA GETİRDİR NERDEN GÖRELİM ÖLEN PEYGAMBERE SORU SOR DİYOR YAHU BU  KURAN DENEN KİTAP OLMAZ OLSA OLSA DELİLERİN KİTABI OLUR

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
2 saat önce, araştırmacı21 yazdı:

 

Herhalde yazdıklarımın tamamını okumuyorsunuz!

1-Bakınız bir yerde şöyle demişim,‘’ Ayrıca bunların zamanı da geçmiş olup gelecekte,yani kıyamete yakın ortaya çıkacakları da yoktur.Bunlar Zülkarneyn zamanında yaşadıkları için o zaman onlara karşı bir set yapılmıştır.’’

2-Sonunda ise yine şöyle demişim, ‘’

Özetle,Yecüc ve Mecüc’ün Türkler olduğunu doğrulayan bir belge,delil ve kanıt olmadığı gibi,bunların gelecekte,yani kıyamete yakın ortaya çıkacaklarına dair rivayet ve söylentilerin de bir temeli yoktur.’

Peki buraları okumadınız mı ?

 

YECÜC VE MECÜC YAŞAMIYORLAR,ÖLÜP GİTMİŞLERDİR !!!

 

 Zülkarneyn’in, Ye’cüc ve Me’cüc denilen bozguncu, fitne ve fesatçı, mütecâviz, vahşî, saldırgan, yağmacı, yıkıcı ve zâlim iki kabilenin şerrinden ve saldırılarından medenî ve mazlûm kavimleri korumak için bir sed binâ ettiğini, yine Kur’ân beyan ediyor.

İlgili ayetlerde Yecüc Mecüc’ün gelecekte,yani kıyamete yakın  ortaya çıkacaklarına dair hiçbir işaret yoktur.Zira Yecüc ve Mecüc Zülkarneyn zamanında yaşamış olup,tarih seyri içinde çoktan yok olup gitmişler.kıyamete kadar yaşamaları söz konusu değil.Yani onlar yaşamıyorlar.Bu nedenle onların kıyamet alametlerinden olup sonradan ortaya çıkacaklarına dair rivayet ve söylentilerin tümü temelsiz olup uydurma ve yalandan başka bir şey değildir.

------------------------------.

Konumuzla ilgili ayetler.

 

Enbiya-95-97.ayetlerin doğru mealleri !

Enbiya-95. Kendisini helâk ettiğimiz bir ülke halkı (eski hallerine gelmsinden) mahrum kalır,katiyen onlar (dünyaya) bir daha geri dönemezler!

Enbiya-96. Nihayet (kıyamet miadi geldiğinde daha önce ölmüş olan) Yecüc ve Mecüc (ün de medfun bulundukları yerler) açıldığında; işte onlar (Yecüc ve mecüc dahil ölmüş bütün insanlar yeniden diriltilip,sorguya çekilmek üzere) her bir taraftan mahşer yerine akın edecekler!''deniliyor.

Ayrıca (Kıyametin miadi geldiğinde Arzın şiddetli sarsılacağı,yer altı yer üstüne geleceği ve yeniden diriliş gerçekleşeceği konular Zilzal-1-2, Adiyat-7 ve İnfitar-4.ayetlerinde de geçiyor.)

Aşağıdaki tefsir metinlerinde de anlatıldığı gibi ilgili ayette,Yecüc ve Mecüc’ün kıyamette yakın dünyaya yayılıp saldıracaklarından değil,kıyamet koptuktan sonra Yecüc ve Mecüc dahil ölmüş olan bütün insanların yeniden diriltilip bulundukları yerlerden mahşer yerine akın edeceklerinden söz ediliyor.

Ama maalesef söz konusu ayetle ilgili mevcut mealler çok hatalıdır !!!

وأما قوله ( وهم من كل حدب ينسلون ) فإن أهل التأويل اختلفوا في المعني به ، فقال بعضهم : عني بذلك بنو آدم أنهم يخرجون من كل موضع كانوا دفنوا فيه من الأرض ، وإنما عني بذلك الحشر إلى موقف الناس يوم القيامة

حدثني محمد بن عمرو ، قال : ثنا أبو عاصم ، قال : ثنا عيسى ، وحدثني الحارث ، قال : ثنا الحسن ، عن ابن أبي نجيح ، عن مجاهد ، في قوله ( من كل حدب ينسلون ) قال : جمع الناس من كل مكان جاءوا منه يوم القيامة ، فهو حدب (تفسير الطبري) )

كل حدب ينسلون قال ابن عباس : من كل شرف يقبلون ؛ أي لكثرتهم ينسلون من كل ناحية (تفسير القرطبي )

والاقتراب على هذا اقتراب نسبي على نسبة ما بقي من أجل الدنيا بما مضى منه كقوله تعالى اقتربت الساعة وانشق القمر . ويجوز أن يكون المراد بفتح ياجوج وماجوج تمثيل إخراج الأموات إلى الحشر ، فالفتح معنى الشق كقوله تعالى يوم تشقق الأرض عنهم سراعا ذلك حشر علينا يسير ويكون اسم ياجوج وماجوج تشبيها بليغا (التحرير والتنوير )

وَاقْتَرَبَ الْوَعْدُ الْحَقُّ فَإِذَا هِيَ شَاخِصَةٌ أَبْصَارُ الَّذِينَ كَفَرُوا يَا وَيْلَنَا قَدْ كُنَّا فِي غَفْلَةٍ مِنْ هَٰذَا بَلْ كُنَّا ظَالِمِينَ

 

Enbiya-97: Artık (bilin ki) o gerçek vaadin (hesap ve sorgulama) vakti yaklaşmıştır.Birde bakarsın ki inkar etmiş olanların gözleri fal taşı gibi açılmış“Yazık oldu bize,bunu hesaba katmamıştık,aslında yanlış yapıyorduk” diyorlar.

Bu ayetleri en başından ele alırsak Allah helak edilen bir ülke halkının geri dönemeyeceğini söylüyor. Bu Ad, Semud, Hud vb kavimlerin helaki gibidir. Onlar yok oldular ve dünyaya geri dönmeyecekler. Doksan altıncı ayete dikkat edilirse yok edilen o ülke halkları bir daha dünyaya geri dönmeyeceklerdir, Kıyamet koptuğunda daha önce ölmüş olan Yecüc ve Mecüc’ün medfun bulundukların yerlerin de açıldığında; işte onlar,yani Yecüc ve mecüc dahil,ölmüş bütün insanlar yeniden diriltilip,sorguya çekilmek üzere her bir taraftan mahşer yerine akın edecekleri anlaşılıyor.Bu dönüş dünyaya değildir,hesap günü yeniden dirilmedir..Yani yeniden diriliş ölmüş olan herkesin medfun bulundukları yerin açılmasıyla başlayacak.

Daha önce ölmüş olan Yecüc ve Mecüc’ün medfun bulundukları yerler açıldıktan sonra,yani yeniden diriliş gerçekleştikten sonra inkar etmiş olanlar ne diyecekmiş; inkârcı kişilerin gözleri donup kalmıştır: Vah vah, yazıklar olsun bize! Biz bundan gaflet içinde imişiz.İnkarcılar yeniden dirildiklerinde gerçekleri anlayacaklar. Bunların hesap/ahiret günü olacağı şüphe götürmez. Diğer kıyamet alameti hadisi diye anlatılanlar doğru değildir. Orada yecüc mecüc diye bir kavim dünyayı istila edecek deniyor. Halbuki üstteki ayetlerden Yecüc Mecüc'ün dünya ile alakası olmadığı,hesap günü yeniden dirilmeyle alakalı olduğu açıktır.

-----------------------

BU SED NEREDEDİR ?

Kur’an seddin yerini bildirmediği için nerede olduğu hususunda farklı görüşler vardır.Ama kimi araştırmacılar bunun Kafkasya’da/Dağıstan da bulunan Derbent’teki Demir kapı olduğunu, kimileri Buhârâ’nın ortasında yer alan Kokya Dağı bitişiğinde bulunduğunu, kimileri de bu seddin zamanla höyük şeklinde örtülerek bir dağ şeklini alıp kaybolduğunu nakleder.Ayrıca Tirmiz şehri yakınlarında Bâbü’l-Hadîd (Demirkapı) diye bilinen bir sed keşfedilmiş bulunuyor.Miladi beşinci asrın başlarında Alman bilgin Scheilt Berger, bunu kitabına kaydetmiş ve ondan söz etmiştir. Aynı şekilde İspanyol tarihçi Glafigo 1403 yılındaki seyahatinde de bundan söz ederek şöyle demektedir: “Babül Hadid” şehri Semerkant ile Hint arasındaki yol üzerindedir. Bunun Zülkarneyn’in yaptığı sed olması ihtimali de düşünülebilir. Kaynak: [24] Kutub, C.16, s.2292. 

Hülasa;

Kur’an da bahsi geçen Yecüc Mecüc ,yani bozguncu, fitne ve fesatçı, mütecâviz, vahşî, barbar, saldırgan,yağmacı, yıkıcı ve zâlim iki insan topluluğun sıfatları olup,Zülkarnayen zamanında yaşamışlar ve tarihin seyri içinde onlar da yok olup gitmişlerdir.Nasıl ki bugün Zülkarneyn yaşamıyorsa, onlar da yaşamıyor ve kıyamete yakın bir zamanda da ortaya çıkmayacaklardır,çünkü onlar da Zülkarneyn gibi ölüp gitmişlerdir.Ancak Kıyamet koptuktan sonra,yani ahirette onlar da diğer bütün insanlar gibi, dünyada yaptıklarından sorguya çekilmek üzere yeniden diriltilip mehşer yerine akın edeceklerdir.İşte ilgili ayette bu durum anlatılmaktadır.Ama maalesef konuyla ilgili uydurma rivayetler yüzünden söz kunusu ayetlerin mesajları  bile yanlış algılanmaktadır.Bu nedenle onların hala seddin arkasında bulundukları ve kıyamet kopmadan önce ortaya çıkıp saldırıya geçeceklelerini aktaran rivayet ve söylentilerin tümü temelsiz olup yalan ve uydurmadan başka bir şey değildir.

 

 Kur’an’ı Kerim, genel bir ifadeyle sık sık bütün insanlara hitaben,

 

(   افلا تعقلون – افلا تتدبرون – افلا تتذكرون )

 

‘’ Ey insanlar! Aklınızı kullanmaz mısınız,beyninizi işletmez misiniz,araştırıp düşünmez misiniz ?‘’ şeklindeki nice ayetlerle bizden aklımızı kullanmamızı,araştırıp düşünmemizi  istenmektedir.

Öyleyse, binlerce sene önce yaşamış olan Yecüc ve Mecüc’ün hala yaşadıklarını veya ölmüşlerse tekrar yaşayıp dünyaya geleceklerini söylemek,başta kur’an olmak üzere, aklen,mantıken ve ilmen mümkün değildir !!!

Saygılar.

 BİRDE DİYORSUN SEN YAZDIKLARIMIM OKUMUYORMUSUN YAHU YARISI ARPCA YAZILARININ NESİNİ OKUYAYIM SEN ARAPSAN GİT ARAP KARDEŞLERİNLE ZÜKRNEYİ KONUŞUN ANLATIN KİM İYİ ANLATIRSA ONA ÖDÜL VERİN  BEN BUNCA YAZIYI OKUDUĞUMU DÜŞÜN HARAM DEYİLMİ İSLAMA GÖRE BENİM ZAMANIMI BOŞA ÇALIYORSUN KURANDA  İNAN SENİN KOPYA YAPIŞTIR KADAR YEMİNLE YAZI YOK KURANI İLK ZAMNLARDA OKUDUM BAKTIM SAÇMALIYOR BAZEN KARŞIMA ÇIKIYOR HEMEN ÇELİŞKİSİ ORTAYA ÇIKIYOR

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
2 saat önce, araştırmacı21 yazdı:

 

Herhalde yazdıklarımın tamamını okumuyorsunuz!

1-Bakınız bir yerde şöyle demişim,‘’ Ayrıca bunların zamanı da geçmiş olup gelecekte,yani kıyamete yakın ortaya çıkacakları da yoktur.Bunlar Zülkarneyn zamanında yaşadıkları için o zaman onlara karşı bir set yapılmıştır.’’

2-Sonunda ise yine şöyle demişim, ‘’

Özetle,Yecüc ve Mecüc’ün Türkler olduğunu doğrulayan bir belge,delil ve kanıt olmadığı gibi,bunların gelecekte,yani kıyamete yakın ortaya çıkacaklarına dair rivayet ve söylentilerin de bir temeli yoktur.’

Peki buraları okumadınız mı ?

 

YECÜC VE MECÜC YAŞAMIYORLAR,ÖLÜP GİTMİŞLERDİR !!!

 

 Zülkarneyn’in, Ye’cüc ve Me’cüc denilen bozguncu, fitne ve fesatçı, mütecâviz, vahşî, saldırgan, yağmacı, yıkıcı ve zâlim iki kabilenin şerrinden ve saldırılarından medenî ve mazlûm kavimleri korumak için bir sed binâ ettiğini, yine Kur’ân beyan ediyor.

İlgili ayetlerde Yecüc Mecüc’ün gelecekte,yani kıyamete yakın  ortaya çıkacaklarına dair hiçbir işaret yoktur.Zira Yecüc ve Mecüc Zülkarneyn zamanında yaşamış olup,tarih seyri içinde çoktan yok olup gitmişler.kıyamete kadar yaşamaları söz konusu değil.Yani onlar yaşamıyorlar.Bu nedenle onların kıyamet alametlerinden olup sonradan ortaya çıkacaklarına dair rivayet ve söylentilerin tümü temelsiz olup uydurma ve yalandan başka bir şey değildir.

------------------------------.

Konumuzla ilgili ayetler.

 

Enbiya-95-97.ayetlerin doğru mealleri !

Enbiya-95. Kendisini helâk ettiğimiz bir ülke halkı (eski hallerine gelmsinden) mahrum kalır,katiyen onlar (dünyaya) bir daha geri dönemezler!

Enbiya-96. Nihayet (kıyamet miadi geldiğinde daha önce ölmüş olan) Yecüc ve Mecüc (ün de medfun bulundukları yerler) açıldığında; işte onlar (Yecüc ve mecüc dahil ölmüş bütün insanlar yeniden diriltilip,sorguya çekilmek üzere) her bir taraftan mahşer yerine akın edecekler!''deniliyor.

Ayrıca (Kıyametin miadi geldiğinde Arzın şiddetli sarsılacağı,yer altı yer üstüne geleceği ve yeniden diriliş gerçekleşeceği konular Zilzal-1-2, Adiyat-7 ve İnfitar-4.ayetlerinde de geçiyor.)

Aşağıdaki tefsir metinlerinde de anlatıldığı gibi ilgili ayette,Yecüc ve Mecüc’ün kıyamette yakın dünyaya yayılıp saldıracaklarından değil,kıyamet koptuktan sonra Yecüc ve Mecüc dahil ölmüş olan bütün insanların yeniden diriltilip bulundukları yerlerden mahşer yerine akın edeceklerinden söz ediliyor.

Ama maalesef söz konusu ayetle ilgili mevcut mealler çok hatalıdır !!!

وأما قوله ( وهم من كل حدب ينسلون ) فإن أهل التأويل اختلفوا في المعني به ، فقال بعضهم : عني بذلك بنو آدم أنهم يخرجون من كل موضع كانوا دفنوا فيه من الأرض ، وإنما عني بذلك الحشر إلى موقف الناس يوم القيامة

حدثني محمد بن عمرو ، قال : ثنا أبو عاصم ، قال : ثنا عيسى ، وحدثني الحارث ، قال : ثنا الحسن ، عن ابن أبي نجيح ، عن مجاهد ، في قوله ( من كل حدب ينسلون ) قال : جمع الناس من كل مكان جاءوا منه يوم القيامة ، فهو حدب (تفسير الطبري) )

كل حدب ينسلون قال ابن عباس : من كل شرف يقبلون ؛ أي لكثرتهم ينسلون من كل ناحية (تفسير القرطبي )

والاقتراب على هذا اقتراب نسبي على نسبة ما بقي من أجل الدنيا بما مضى منه كقوله تعالى اقتربت الساعة وانشق القمر . ويجوز أن يكون المراد بفتح ياجوج وماجوج تمثيل إخراج الأموات إلى الحشر ، فالفتح معنى الشق كقوله تعالى يوم تشقق الأرض عنهم سراعا ذلك حشر علينا يسير ويكون اسم ياجوج وماجوج تشبيها بليغا (التحرير والتنوير )

وَاقْتَرَبَ الْوَعْدُ الْحَقُّ فَإِذَا هِيَ شَاخِصَةٌ أَبْصَارُ الَّذِينَ كَفَرُوا يَا وَيْلَنَا قَدْ كُنَّا فِي غَفْلَةٍ مِنْ هَٰذَا بَلْ كُنَّا ظَالِمِينَ

 

Enbiya-97: Artık (bilin ki) o gerçek vaadin (hesap ve sorgulama) vakti yaklaşmıştır.Birde bakarsın ki inkar etmiş olanların gözleri fal taşı gibi açılmış“Yazık oldu bize,bunu hesaba katmamıştık,aslında yanlış yapıyorduk” diyorlar.

Bu ayetleri en başından ele alırsak Allah helak edilen bir ülke halkının geri dönemeyeceğini söylüyor. Bu Ad, Semud, Hud vb kavimlerin helaki gibidir. Onlar yok oldular ve dünyaya geri dönmeyecekler. Doksan altıncı ayete dikkat edilirse yok edilen o ülke halkları bir daha dünyaya geri dönmeyeceklerdir, Kıyamet koptuğunda daha önce ölmüş olan Yecüc ve Mecüc’ün medfun bulundukların yerlerin de açıldığında; işte onlar,yani Yecüc ve mecüc dahil,ölmüş bütün insanlar yeniden diriltilip,sorguya çekilmek üzere her bir taraftan mahşer yerine akın edecekleri anlaşılıyor.Bu dönüş dünyaya değildir,hesap günü yeniden dirilmedir..Yani yeniden diriliş ölmüş olan herkesin medfun bulundukları yerin açılmasıyla başlayacak.

Daha önce ölmüş olan Yecüc ve Mecüc’ün medfun bulundukları yerler açıldıktan sonra,yani yeniden diriliş gerçekleştikten sonra inkar etmiş olanlar ne diyecekmiş; inkârcı kişilerin gözleri donup kalmıştır: Vah vah, yazıklar olsun bize! Biz bundan gaflet içinde imişiz.İnkarcılar yeniden dirildiklerinde gerçekleri anlayacaklar. Bunların hesap/ahiret günü olacağı şüphe götürmez. Diğer kıyamet alameti hadisi diye anlatılanlar doğru değildir. Orada yecüc mecüc diye bir kavim dünyayı istila edecek deniyor. Halbuki üstteki ayetlerden Yecüc Mecüc'ün dünya ile alakası olmadığı,hesap günü yeniden dirilmeyle alakalı olduğu açıktır.

-----------------------

BU SED NEREDEDİR ?

Kur’an seddin yerini bildirmediği için nerede olduğu hususunda farklı görüşler vardır.Ama kimi araştırmacılar bunun Kafkasya’da/Dağıstan da bulunan Derbent’teki Demir kapı olduğunu, kimileri Buhârâ’nın ortasında yer alan Kokya Dağı bitişiğinde bulunduğunu, kimileri de bu seddin zamanla höyük şeklinde örtülerek bir dağ şeklini alıp kaybolduğunu nakleder.Ayrıca Tirmiz şehri yakınlarında Bâbü’l-Hadîd (Demirkapı) diye bilinen bir sed keşfedilmiş bulunuyor.Miladi beşinci asrın başlarında Alman bilgin Scheilt Berger, bunu kitabına kaydetmiş ve ondan söz etmiştir. Aynı şekilde İspanyol tarihçi Glafigo 1403 yılındaki seyahatinde de bundan söz ederek şöyle demektedir: “Babül Hadid” şehri Semerkant ile Hint arasındaki yol üzerindedir. Bunun Zülkarneyn’in yaptığı sed olması ihtimali de düşünülebilir. Kaynak: [24] Kutub, C.16, s.2292. 

Hülasa;

Kur’an da bahsi geçen Yecüc Mecüc ,yani bozguncu, fitne ve fesatçı, mütecâviz, vahşî, barbar, saldırgan,yağmacı, yıkıcı ve zâlim iki insan topluluğun sıfatları olup,Zülkarnayen zamanında yaşamışlar ve tarihin seyri içinde onlar da yok olup gitmişlerdir.Nasıl ki bugün Zülkarneyn yaşamıyorsa, onlar da yaşamıyor ve kıyamete yakın bir zamanda da ortaya çıkmayacaklardır,çünkü onlar da Zülkarneyn gibi ölüp gitmişlerdir.Ancak Kıyamet koptuktan sonra,yani ahirette onlar da diğer bütün insanlar gibi, dünyada yaptıklarından sorguya çekilmek üzere yeniden diriltilip mehşer yerine akın edeceklerdir.İşte ilgili ayette bu durum anlatılmaktadır.Ama maalesef konuyla ilgili uydurma rivayetler yüzünden söz kunusu ayetlerin mesajları  bile yanlış algılanmaktadır.Bu nedenle onların hala seddin arkasında bulundukları ve kıyamet kopmadan önce ortaya çıkıp saldırıya geçeceklelerini aktaran rivayet ve söylentilerin tümü temelsiz olup yalan ve uydurmadan başka bir şey değildir.

 

 Kur’an’ı Kerim, genel bir ifadeyle sık sık bütün insanlara hitaben,

 

(   افلا تعقلون – افلا تتدبرون – افلا تتذكرون )

 

‘’ Ey insanlar! Aklınızı kullanmaz mısınız,beyninizi işletmez misiniz,araştırıp düşünmez misiniz ?‘’ şeklindeki nice ayetlerle bizden aklımızı kullanmamızı,araştırıp düşünmemizi  istenmektedir.

Öyleyse, binlerce sene önce yaşamış olan Yecüc ve Mecüc’ün hala yaşadıklarını veya ölmüşlerse tekrar yaşayıp dünyaya geleceklerini söylemek,başta kur’an olmak üzere, aklen,mantıken ve ilmen mümkün değildir !!!

Saygılar.

KARDEŞİM YAZINI OKUMAYA BAŞLIYORUM HER HANGİ BİR YERİNİ OKUMAMA İZİN YOKKİ SAÇMLAIKTAN OKUYAYIM ÖRNEK SİZİN GİBİ YAĞMACI TALANCI KENDİNİZDEN OLMAYANI SEVMEYEN SİZ NİYE YOK OLUP GİTMİYORSUNUZ ÖTEKİ DÜNYADA YARGILANMAK ÜZERE

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

araştırmacı, konuyu saptırıyorsun ve asıl noktadan kaçıyorsun. Senin sorunun, tek başına Kuran yeterlidir demen ama, yeterli olmaması. Kuran'a bakıp Yecüc Mecüc kimlerdir bilemiyoruz. Sorunun bu. Kuran yeterli olmuyor. Bunun o kadar çok örneği var ki, Eyüp'e bir demet sap al ve onunla vur, yeminini bozma dedik yazıyor örneğin. Ne yemini, kime niye vuracak yazmıyor. Peki biz bu Kuranı masal okur gibi okuyup geçip gidecek miyiz? Bunun gerçeklikle hiç bir alakası yok, uydurma bir masal kitabı mı? Sorun bu. Hiç düşünmeden masal okur gibi okunacaksa bu kitabın faydası ne?

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Masal kitaplarında bile giriș, gelișme ve son vardır.

Mâlum kitabın ise bașı sonu belli değildir, zamanında bunu düzenleyenlerin kafası bayağı güzelmiș.

Hal böyle olunca, çorabı çizmeye uydurmak için epeyi bir çaba sarfedilmesine rağmen, kafaların hâlâ karıșık olması, bu eserin seviyesinin nerede olduğunun bir göstergesidir. O seviyenin nerede olduğunu en iyisi ben söylemeyeyim.

 

 

tarihinde kavak tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
On 31.03.2018 at 16:49, Tengrizm yazdı:

10150686_1739141766147547_5947478634022076089_n.thumb.jpg.a4dfeb58d176fe1906d60267743a29e3.jpg


E doğru demişler işte islam kolaylık dinidir diye :0_80cbc_37a71a73_L:
Adam dememiş ki "herkese kolaylık var !!!!"

tarihinde adeist tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
On 02.04.2018 at 10:27, adeist yazdı:


E doğru demişler işte islam kolaylık dinidir diye :0_80cbc_37a71a73_L:
Adam dememiş ki "herkese kolaylık var !!!!"

 

ZEYD,HZ.MUHAMMED’İN EVLATLIĞI DEĞİLDİ !!!

 

Ahzap-37.ayetin doğru meali

 

Ahzap-37: Hani Allah’ın kendisine (islam nimetini) lütfettiği ve senin de kendisine iyilik ettiğin (hürriyetine  kavuşturduğun) kimseye ‘’Eşini yanında tut,(sakın boşama !) ve bu hususta Allah’tan sakın’’diyordun.Allah’ın ortaya çıkaracağı bir durumu (Zeyd’le Zeynep arasındaki geçimsizlik ve Zeyd’in boşama talebi) içinde saklıyor ve (duyulması halinde bu geçimsizliği daha da alevlendirebilecekleri hususunda bazı münafık) insanlardan endişe edip korkuyordun.Halbuki (her konuda) Allah,kendisinden korkmana daha layıktır. Zeyd,eşiyle ilişkisini kestiğinde,biz seni  ona eş kıldık ki,EVLATLIKLARI İDDİA EDİLENLERİN eşleriyle ilişkisini kesince,(boşayınca) onlarla evlenmelerinde inananlar üzerine bir güçlük olmasın.Allah’ın emri ise her zaman gerçekleşir. ’’şeklindedir. 

 

Aşağıdaki tefsirlerde de ‘’içinde gizlediği şey Zeyd’in Zeyneb’i boşama talebidir,hz.Muhammed’in evlilik düşüncesiyle bir alakası yoktur.

(زاد المسير  ) والثالث : إيشارة لطلاقها، قاله قتادة، وابن جريج، ومقاتل )

قوله تعالي وتخفي في نفسك ما الله مبديه: إشارة لطلاقها ، قاله ابن جريج   (تفسير الماوردي)

 

ZEYD’İN HZ.MUHAMMED’LE  EVLATLIĞI  SÖZ KONUSU DEĞİL !

 

  Zeyd,islamiyeten önce köle olarak hz.Hatice’nin eline geçiyor,dul ve kırk yaşında olan hz.Hatice 25 yaşında olan hz.Muhammed’le evleniyor.O zaman Hatice’nin kölesi olan Zeyd 21,hz Muhammed de 25 yaşında idi.  (işte birbiriyle tanışmışları o zaman olmuştur.) 

Yani Zeyd hz.peygamberle çocukluk dönemini hiç geçirmemiş ve onun evinde de büyümemiştir.

Peki 25 yaşındaki bir adam,21 yaşındaki bir adamı nasıl evlatlık edinir.? İkisi de neredeyse yaşıt sayılırlar. Böyle bir evlatlığın hukuki,ahlaki ve dini bir izahı var mı? Evlatlık edinmek küçük yaştan başlıyor.21 yaşından sonra evlatlık olamaz?.Birinin başkasına evlatlık olabilmesi için küçük yaştan beri onun himayesinde yetişip büyümesi gerekir. Halbuki Zeyd için böyle bir durum söz konusu değildir.

Çünkü,Hz.Muhammed’in doğum tarihi 571,Zeyd’in doğum tarihi ise,575 miladı.Peki bu yaştan sonra bir evlatlıktan nasıl söz edilebilir?

-21 yaşında olanZeyd bir bebek veya çocuk muydu.? Hz.peygamber ona süt mü emzirtmiş.?

Onu kendi evinde mi büyütmüş ki evlatlığı olsun?

İşte bunların hiç biri gerçekleşmiş değildir.

Bu nedenle Kur’an da da ifade edildiği gibi bu sadece kuru bir iddia idi. kur’an buna  ادعياء ”ed’iya’’ ‘’evlatlığı iddia edilen,böyle çağırılan’’diye şeklindeki ifadeyi kullanmıştır.

Yani kur’an,”تبني ” tebenni, ”gerçek evlatlıktan hiç söz etmemiştir.

Mesela: Kur’an da gerçek evlatlık olan (تبني) ‘’tebenni’’ değil de,evlatlığı iddia edilen ve böylece çağırılan kişiler için (ادعياء)’’ ED’İYA’’ çağırılan,iddia edilen’’ anlamındaki ifade de,bunun gerçek bir evlatlıkla ilgisi yoktu.

Çünkü (ادعياء)’’ ED’İYA’’ çoğul  bir kelime olup bunun  mazi/geçmiş ve muzari /hal ve gelecek fiil kipleri şöyledir. (ادعي ) ‘’idde’a’’ iddia etti veya idia etmiş, (يدعي ) ‘’yedde’i’’ iddia eder veya ,ddia edecek. (ادعياء) ‘ed’iya’’ iddialar veya böyle çağırılanlar’’anlamında olur.İşte kur’an’ın bu ifadeyi kullanmakla da   Zeyd’in hz.peygamberle gerçek bir evlatlığı söz konusu değildir. Konuyla İlgili rivayetlerin de,kur’an’ın bu kullandığı bu ifadeyle uyumlu değildir.İşte bu nedenlerle Zeyd’in evlatlığı bir iddiadan öteye geçmez. Çünkü bizim için kur’an’ın ifadesi esastır,asırlar sonra yazılan uyduma rivayetler vs.değil. 

Yani bu evlatlık kuru bir iddiaden ibarettir.Evlatlık için hiçbir koşul gerçekleşmiş değildir.Ve dolayısıyla Zeyd hz.peygamberin evlatlığı sayılmadığından ondan boşanmış ve dul kalmış olan Zeynep ile evliliğinde etik olmayan veya örfe aykırı hiçbir durum söz konusu değildir. 

-------------------------

 

Ahzap-51.ayetin açıklamalı doğru meali de şöyledir.

 

Akzap- 51: Onlardan (o mevcut eşlerinden boşanmak isteyenleri tazminatlarını ödemek ve mağdur etmemek şartıyla) istediğini bırakabilir/ boşayabilirsin.istediğini de yanında tutabilirsin,(talaki reci ile ) bırakmış olduklarından da (kendileriyle anlaşarak) arzu ettiğini (tekrar nikahına) almanda sana bir vebal yoktur. Bu,onların gözlerinin aydın olması, üzülmemeleri ve kendilerine verdiğin şeylere razı olmaları için daha elverişlidir. Allah, gönüllerinizde olanı bilir.Ve Allah (her şeyi) bililen,Halim olandır. ''şeklindedir.

 

(Not:  Ahzab-28-29.ayetlerde hz.peygamberin hanımlarına onunla birlikte kalmak veya ayrılmak şıklarından birini seçmeleri teklif edilmiş,onlar da hz.peygamberle birlikte kalmayı tercih etmişlerdi. Ahzab-51.ayette de karşılıklı olarak aynı seçim hakkı hz.peygambere verilmiş,o da mevcut hanımlarından ayrılmamayı uygun görmüştür.  

Yani Ahzab-28-29 ve 51.ayetlerde hz.peygamber ve eşleri için verilen bu örneklerle,aynı zamanda evliliklerini sürdürmek istemeyen evli çiftlere de birbirlerinden ayrılma hakkı tanınmaktadır.Çünkü birbirlerini istemeyenlerin birlikte kalmanın bir anlamı yok.İşte söz konusu ayetler bunun içindir.

İşte burada hz.peygambere tanınmış bir ayrıcalık söz konusu değildir.Zira ne bir kadın kendini peygambere hibe ediyor,ne de hz.peygamber dilediği şekilde eşlerine gidebilir.

İşte Ahzab-51.ayette, hz.peygamberin dilediği şekilde eşleri arasında muamelede bulunma yetkisi verilmiyor. Belki burada onları mağdur etmeden tazminatlarını vermek şartııyla boşanmak isteyenleri boşayabilir, arzu etmeleri halinde de yine onları tekrar talakı reci ile nikahı altına alabilir hükmü vardır.

 

Ahzap-53.Ayetin doğru meali de şöyledir.

 

Ahzap- 53: Ey inananlar! Yemek için çağrılmaksızın ve yemeğin pişmesini beklemeksizin (rastgele) Peygamber’in evlerine (izinsiz) girmeyin,(yemek için) çağrıldığınız zaman girin.Yemeği yiyince de dağılın.(eğer sırf yemek için çağrılırsanız) Aranızda uzun uzadıya sohbete dalıp durmayın. şüphe yok ki bu davranış (sizin gibi bir beşer olan),Peygamberi  (ve dolayısıyla ev halkını) de rahatsız edebilir de utanır sizden,Allah ise doğruyu söylemekten çekinmez.Ve eşlerinden bir şey istediğiniz zaman (odalarına girmeyin) perde ardından isteyin.Bu,hem sizin kalpleriniz,hem de onların kalpleri için daha nezih bir davranıştır.Allah’ın elçisine rahatsızlık vermeniz ve (irtihalinden) sonra (kendilerine birer anne gözüyle baktığınız) hanımlarını nikâhlamanız asla söz konusu olamaz.Doğrusu bu,Allah katında büyük şeydir.'' şeklindedir

(Not: Bu ayet, evlere izinsiz girmemeyi tavsiye ediyor. Bu bir görgü kuralıdır.Cahiliye dönemi bu kurallardan habersiz insanlar her konuda olduğu gibi bu konuda da eğitilmektedir. Bununla hem hz.peygamberin gereksiz yere meşgul edilmemesi,hemde geç saatlere kadar evinde kalınarak ailesinin de rahatsız edilmemesi isteniyor ki bu sadece hz.peygamberin evi değil tüm evler için söz konusudur. Ayrıca bizzat hz.peygamber bu kurallara uymakta, izin almadan ve selam vermeden evlere girmemekte,izin gelmezse geri dönmekte idi. (Zâdu’l-Me‘âd , 2/381 , Rıyazu’s-salihin, 872)  Zaten aynı surenin 21.ayeti bize hz.peygamberin bizim için ”Güzel bir örnek ” olduğu açıkça ifade edilir.O (sav) kendi yaşantısı ile bize örneklik teşkil etmektedir ve bu onun ilahi görevlerinden biridir...)

----------------------------

Hucurat-4-5.ayetler !

 

إِنَّ الَّذِينَ يُنَادُونَكَ مِن وَرَاء الْحُجُرَاتِ أَكْثَرُهُمْ لَا يَعْقِلُونَ ﴿٤﴾

 

Hucurat-4.ayetin doğru meali!

 

Tahrim-4: Gerçek şu ki Sana evinin dışından bağırarak seslenenler var ya onların çoğu, akıllarını kullanmazlar/anlamaya çalışmazlar. ‘’şeklindedir.

Ayette ‘’Akılsızlar’’ değil,  (لا يعقلون ) ‘’ La ya’u kılun’’ Böyle olanların çoğu akıllarını kullanmazlar’’ ifadesi geçiyor.

 

Lütfen,ayette ki kırmızı yerlere dikkat edin! (Sana evinin dışından bağırarak seslenenler .) Sizce bu, görgüsüzce bir davranış değil mi ? Görgü kurallarına uygun mu? Bırakın hz.Muhammed’di, her hangi bir insana,böyle görgüsüz ve saygısızca evin dışından bağırıp çağırmak doğru mu???  

Ayrıca akıllarını kullanmamak,akılsızlık anlamına mı geliyor ? Mesela size desem ki,aklınızı niye kullanmıyorsunuz ? Bununla sizin akılsız olduğunuzu mu söylüyorum? Bu ifademden böyle bir anlam çıkıyor mu? Lütfen mantıklı konuşun !

 

وَلَوْ أَنَّهُمْ صَبَرُوا حَتَّى تَخْرُجَ إِلَيْهِمْ لَكَانَ خَيْرًا لَّهُمْ وَاللَّهُ غَفُورٌ رَّحِيمٌ ﴿٥﴾

 

Hucurat-5: Eğer onlar, sen yanlarına çıkıncaya kadar sabretselerdi, elbette kendileri için daha iyi olurdu. Bununla beraber Allah çok bağışlayan, çok merhamet edendir.

İşte görüldüğü üzere ‘’akılsızlar’’ diye bir ifade yoktur!

-------------------------------------------------------

 

TAHRİM-3-5.ayetlerin doğru mealleri şöyledir!

 

Tahrim-3: Ve bir zaman peygamber eşlerinden birine,(Hafsa’ya) gizlilik şartıyla (benden sonra senin baban ile,Aişe’nin babası ümmetimin başına geçecek diye.) bir söz söylemişti. Fakat eşi o sözü (başkasına) haber verip,Allah da peygamberi, eşinin bu davranışına muttali kılınca (Peygamber, eşine) o (söylediği)nin bir kısmını bildirmiş (şunları şunları filana söyledin demiş), bir kısmından da vazgeçmişti.(Peygamber) bunu ona bildirince, o;“bunu sana kim bildirdi? dedi.(Peygamber,)  “Bunu bana, hakkıyla bilen ve (her şeyin mahiyetinden) hakkıyla haberdar olan Allah haber verdi” dedi.

 

Bu ayetlerde geçen olay aşağıdadır.

(Bir gün hz.peygamber kendisinden sonra hz.Ebu Bekir ve hz.Ömer’in Müslümanların başına geçeceğine dair görüşünü eşi hz.hafsa’ya bir sır olarak açıklıyor,ama daha sonra hz.Hafsa bunu başkasına da (hz.Aişe’ye) anlatınca, yüce Allah bu durumdan elçisini haberdar ediyor.İşte ayet bunu anlatıyor.) Yani ‘’Hafsa ve Mariya’’olayı asla söz konusu değil,böyle bir şey olmamıştır,bu tamamen uydurmadır (الله اعلم ) Bkz: (Bağavi,Zadul Mesir,Fethul Kadir, Kurtubi.)                                                                                                         Aşağıdaki tefsir metinlerinde de olay bu şekilde  anlatılıyor.  (İbni Abbas’tan said Bin Cubeyr, el Kelbi ve Meymun Bin Mirvan…)

وقال سعيد بن جبير عن ابن عباس : أسر أمر الخلافة بعده فحدثت به حفصة . قال الكلبي : أسر إليها أن أباك وأبا عائشة يكونان خليفتين على أمتي من بعدي . وقال ميمون بن مهران : أسر أن أبا بكر خليفتي من بعدي .

(تفسير البغوي )

 فلما نبأت به ) أخبرت به حفصة عائشة ( وأظهره الله عليه ) أي أطلع الله تعالى نبيه على أنها أنبأت به ( عرف بعضه )

(أنه قال لها: " أبوك، وأبو عائشة ، واليا الناس من بعدي، فإياك أن تخبري أحدا " رواه سعيد بن جبير عن ابن عباس( زادالمسير 

وقال الكلبي : أسر إليها أن أباك وأبا عائشة يكونان خليفتي على أمتي من بعدي فلما نبأت به أي : أخبرت به غيرها وأظهره الله عليه أي : أطلع الله نبيه على ذلك الواقع منها من الإخبار لغيرها عرف بعضه أي : عرف حفصة بعض ما أخبرت به » تفسير فتح القدير  

وقال الكلبي : أسر إليها – أي الي حفصة أن أباك وأبا عائشة يكونان خليفتي على أمتي من بعدي ; (تفسير القرطبي )

 

Tahrim-4: Eğer ikiniz (Hafsa ve Aişe) Allah'a tevbe ederseniz (iyi olur); şüphesiz her ikinizin de kalpleri (gerçeğe ve eşinizle iyie geçinmeye) meyletmiştir!  Ve eğer aleyhinde (olabilecek) bir şey yapmaya kalkarsanız, artık (bilin ki) Allah, Onun Mevla'sıdır (sahibi,hamisidir) ; Cibril ve mü'minlerin salihleri de (O'nun velisidir).Ayrıca bütün melekler de...'' 

 

Tahrim: 5: (Ey Peygamber eşleri!) Eğer o (bu tutumlarınızdan dolayı) sizi boşasaydı,Rabbi yerinize o'na sizden daha iyi eşler nasip edebilirdi.(Allah'a) teslim olan, gerçekten inanan,O'nun (Allah’ın) iradesine gönülden itaat eden, (günah işledikleri zaman) tevbe ederek (O'na) yönelen, (yalnız ona) kulluk eden ve (O'nun rızasını aramak için) yola koyulan,dul veya bakire kadınlar... ‘şeklindedir.

İşte yukarıda anlattıklarınızın ne ayetlerin doğru mealleriyle,ne de iddia edilen Hafsa ve Mariye olayı ile hiçbir alakası yoktur !!!  Not: Müsait olmadığımdan dolayı yorumları yazamıyorum. Saygılar.

 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
18 dakika önce, araştırmacı21 yazdı:

 

ZEYD,HZ.MUHAMMED’İN EVLATLIĞI DEĞİLDİ !!!

 

Ahzap-37.ayetin doğru meali

 

Ahzap-37: Hani Allah’ın kendisine (islam nimetini) lütfettiği ve senin de kendisine iyilik ettiğin (hürriyetine  kavuşturduğun) kimseye ‘’Eşini yanında tut,(sakın boşama !) ve bu hususta Allah’tan sakın’’diyordun.Allah’ın ortaya çıkaracağı bir durumu (Zeyd’le Zeynep arasındaki geçimsizlik ve Zeyd’in boşama talebi) içinde saklıyor ve (duyulması halinde bu geçimsizliği daha da alevlendirebilecekleri hususunda bazı münafık) insanlardan endişe edip korkuyordun.Halbuki (her konuda) Allah,kendisinden korkmana daha layıktır. Zeyd,eşiyle ilişkisini kestiğinde,biz seni  ona eş kıldık ki,EVLATLIKLARI İDDİA EDİLENLERİN eşleriyle ilişkisini kesince,(boşayınca) onlarla evlenmelerinde inananlar üzerine bir güçlük olmasın.Allah’ın emri ise her zaman gerçekleşir. ’’şeklindedir. 

 

 

Ahanada bu kadarını okudum  biz dinsiziz din yalan Allah yok.. ama siz inandığınız allahın aytlerinide beyenmeyip  tam bir kafir olmuşunuz.

tarihinde güven tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Ayette "bütün Bunlar yapacağı vasiyetten ve borçtan sonradır " deniliyor..

Benim burda anlamadığım :mesela ölenin iki dairesi var,birini kardeşine,diğerini oğluna verilmesini vasiyet etti.yani ortada verilecek mal kalmadı.bu durumda Kur'an' a göre hesaba göre paylaştırılabilecek mal ortada kalmaz.

Diğer konu : babadan iki evlada mal düşecek ama evlatlardan biri ölen babanın ilk eşinden,diğeri ikinci eşinden.yani adam iki kez evlenmiş.bu durumda anneleri ayrı olan iki evlata verilecek miras, öz iki kardeşe verilecek mal kadar mı olmalıdır ? Ve ölenin ilk ve ikinci eşi hayattaysa her iki kadında mirastan pay alabilir mi ?Kur'an da bunlara dair açıklamalarvar mı ? Varsa sorun yok,yok sa bu ihtimaller ayette niçin belirtilmemiştir ?

 

Evlatların ateist olması,alkolik hovarda kumarbaz olması mirsa paylaşımını etkiler mi ?

Kız kardeşinden fazla miras alan bu özelliklere sahip biri alacağı parayı kumara,alkole,karıya kıza haracayabilir...ateist ise inanmadığı dinin emrettiği ölçüye göre para alacak ve aldığı para helal olacak mı ....gibi şeylerde aklma takılan diğer detaylar..

tarihinde fezadabirtürk tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
On 16.04.2018 at 23:06, güven yazdı:

Ahanada bu kadarını okudum  biz dinsiziz din yalan Allah yok.. ama siz inandığınız allahın aytlerinide beyenmeyip  tam bir kafir olmuşunuz.


Hadi diyelim ki Zeyd hakkaten Muhammed'İn evlâtlığı değildi. (Ki bence öyleydi)
Yalın ortaçağ bedevi mantığı ile düşünelim;
Peygambersin, yani iddiaya göre insanların en ahlâklısısın. Tanrın sana ey habibim diyor. O derece !
Zeyd de senin veya karının kölesiymiş ama onu azat etmişsin (ne güzel !)
Bu hayatını sana hizmete adamış zavallı adamın karısına ilgi duyman, ve açıkca onu istemen, kocasından boşanmasına sebep olman ve sonrasında onu bilmem kaçıncı karın olarak haremine alman, üstelik bu adamın sana hizmete ve sadakate devam etmesi hangi ahlâk kuralına ve ne şekilde oturtulabilir?
Anadolu'da bu işe en hafifinden "puştluk" denir ve genellikle de cinayet sebebidir !  

tarihinde adeist tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
Bir saat önce, adeist yazdı:


Hadi diyelim ki Zeyd hakkaten Muhammed'İn evlâtlığı değildi. (Ki bence öyleydi)
Yalın ortaçağ bedevi mantığı ile düşünelim;
Peygambersin, yani iddiaya göre insanların en ahlâklısısın. Tanrın sana ey habibim diyor. O derece !
Zeyd de senin veya karının kölesiymiş ama onu azat etmişsin (ne güzel !)
Bu hayatını sana hizmete adamış zavallı adamın karısına ilgi duyman, ve açıkca onu istemen, kocasından boşanmasına sebep olman ve sonrasında onu bilmem kaçıncı karın olarak haremine alman, üstelik bu adamın sana hizmete ve sadakate devam etmesi hangi ahlâk kuralına ve ne şekilde oturtulabilir?
Anadolu'da bu işe en hafifinden "puştluk" denir ve genellikle de cinayet sebebidir !  

ALINTI

SEVGİLİ PEYGAMBERİNİZ NİYE KURANA UYMAMIŞ Muhammed'in ateist

olduğunun en sağlam kanıtlarından biri Hayber Seferinde Esir Edilen Safiye'yi esir aldığında Muhammed, kurana yazdığı Bakara 234 ve 235nc ayetleri çiğneyerek Safiye 'nin 4 ay 10 gün iddet doldurmasını beklemeden onunla cinsel ilişkiye girmesidir. Muhammed Hayber Seferinde Safiye'nin babasını öldürmüştü ve kocası Kinane İbni Hukayk'ı da 1 hafta sonra öldürdü. Kinane İbni Hukayk'ın ne zaman öldürüldüğü tam bilinmiyor. Sonuç olarak Kinane İbni Hukayk, ister hayber savaşında öldürülsün, ister bir hafta tutsaklığının ardından, fark etmez. Çünkü muhammedin kuranın Bakara 234 ve 235nc ayetlerine yazdığı hükümlere göre kocası ölen veya kocasından boşanan kadın 4 ay 10 gün iddet süresi dolmadan önce evlenemez. Ama muhammed Safiye'yi esir aldığı 2nc hafta cinsel ilişkiye girdiği islami kaynaklarda da yazmaktadır.

Safiyye'nin babasını ve kocası öldürüp, kendisinin ırzına geçilmesi muhammed ŞİMDİ PEYGAMBERMİ OLUYOR. ama Kuranın Bakara 234 ve 235nc ayetlerine yazdığı hükümleri çiğnemesi muhammedi KAFİR YAPAR.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
5 dakika önce, güven yazdı:

ALINTI

SEVGİLİ PEYGAMBERİNİZ NİYE KURANA UYMAMIŞ Muhammed'in ateist

olduğunun en sağlam kanıtlarından biri Hayber Seferinde Esir Edilen Safiye'yi esir aldığında Muhammed, kurana yazdığı Bakara 234 ve 235nc ayetleri çiğneyerek Safiye 'nin 4 ay 10 gün iddet doldurmasını beklemeden onunla cinsel ilişkiye girmesidir. Muhammed Hayber Seferinde Safiye'nin babasını öldürmüştü ve kocası Kinane İbni Hukayk'ı da 1 hafta sonra öldürdü. Kinane İbni Hukayk'ın ne zaman öldürüldüğü tam bilinmiyor. Sonuç olarak Kinane İbni Hukayk, ister hayber savaşında öldürülsün, ister bir hafta tutsaklığının ardından, fark etmez. Çünkü muhammedin kuranın Bakara 234 ve 235nc ayetlerine yazdığı hükümlere göre kocası ölen veya kocasından boşanan kadın 4 ay 10 gün iddet süresi dolmadan önce evlenemez. Ama muhammed Safiye'yi esir aldığı 2nc hafta cinsel ilişkiye girdiği islami kaynaklarda da yazmaktadır.

Safiyye'nin babasını ve kocası öldürüp, kendisinin ırzına geçilmesi muhammed ŞİMDİ PEYGAMBERMİ OLUYOR. ama Kuranın Bakara 234 ve 235nc ayetlerine yazdığı hükümleri çiğnemesi muhammedi KAFİR YAPAR.


Bunu ben yapsam, "vay uçkuruna düşkün pezeveng kafir" derler..
 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
1 dakika önce, adeist yazdı:


Bunu ben yapsam, "vay uçkuruna düşkün pezeveng kafir" derler..
 

ARGO LAFALRIN HEPSİNİ SAYARLAR YETMEZ BİRİ ÇIKAR FETVA VERİR KAFANI KESERLER

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
3 dakika önce, adeist yazdı:


:0_80cbc_37a71a73_L: kesin !

Namazıınınıda kılmazlar:lol: Muhammedin namazını kılmayalar seninkinmi kılcaklar.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
On 08.03.2018 at 22:14, araştırmacı21 yazdı:

Aşağıdaki rivayete de bir bakın,burada hz.peygamber hadislerin yazılmasına müsaade etmiyor ve yazılanların imha edilmesini emrediyor. Peki bunu yazan kütüb-ı Sitte yazarları neye dayanarak hadisleri yazıyorlar? Bu rivayet bile kendileri için bir çelişki değil midir? Bu Kütüb-ı Sitte dediğimiz hadis  kitaplarının yazarlarına göre hz.peygamber hadislerin yazılmasına izin vermemiştir,ama buna rağmen kendileri hadis kitapları yazmışlardır !!!                  Bu kendileri için büyük bir çelişki ve tutarsızlık değil midir? İşte çelişkilerle,yalan ve uydurma rivayetlerle dolu söz konusu hadis kaynakları güvenilir ve sahih olamaz !!!  

 

 Hadis kitapları güvenilir olamıyor ama aynı kişilerin ve aynı zihniyetin iddia ettiği kitap güvenilir oluyor...!

Asıl çelişki burada.

 

Ayrıca bu hadis alimleri peygambere iftira atmışlar ise, şeriat ülkelerinde nasıl saygı görebildiler?

 

 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

bunu daha oncedende okumustum , ve o zamanlar olamaz boyle olmamali diyip yana yana etrafta bu konusuy arastirmistim.

 

ve muslumanken buldugum cevap suydu.

 

"ÿa orda aslinda verilebilecek minimum miktari soyluyor" vs..vs... ingiliz kaynagindan tut turkce kaynaklara o ayette yazanlari minimum maksimum ortalama diye diye bir sekilde gecistirdiler.

herseyi acip kendim teker teker baktiktan sonra gordum.

 

 

minimum , maksimum , su karada kadar gibi ifade yok. :) bildigin kesinlik iceren ifadeler var arapca kelimelerde , dolayisiyla evet cok buyuk bir hatadir.

 

ama ne yazikki hatalari ne kadar gosterirsen goster duygular insanin algilarini filtreler , yinede gercek gercektir degismez.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Hesap oluşturun veya yorum yazmak için oturum açın

Yorum yapmak için üye olmanız gerekiyor

Hesap oluştur

Hesap oluşturmak ve bize katılmak çok kolay.

Hesap Oluştur

Giriş yap

Zaten bir hesabınız var mı? Buradan giriş yapın.

Giriş Yap

  • Konuyu Görüntüleyenler   0 kullanıcı

    Sayfayı görüntüleyen kayıtlı kullanıcı bulunmuyor.

×