Jump to content
Ateistforum

kuranı rezil eden matematiksel hata nihayet yanıtlandı..


Recommended Posts

2 saat önce, araştırmacı21 yazdı:

 

 

Net olmasının şartı şudur: Her kişi için bir sabit oran vermeliydi. Bu oranı hiç bir koşulda değiştirmemeliydi. Atıyorum bu oranlar A=1/2 B=1 C=1/8 D=1/6 E=2/3 F= 3/8 ... Böyle gidecek ve hiç bir durumda bu değerler oynanmayacak.  (diyorsunuz)

 

Cevap:

Bilakis her zaman her kişi için SABİT ORAN verilseydi,asil o zaman işin içinden çıkılamazdı.

 

Örneğin:  Bir adam öldü, geri de eş, anne, baba ve çocuklar bıraktı ve tereke de 120 tl. olsun.

 

Kur’an’a göre,

1-Eş daima SABİT  bir ORAN olan terekenin 1/8’i alsın.

2-Anne ve babadan her biri daima BSABİT bir BORAN olan 1/6’i alsın.

3-Çocuklar da daima SABİT bir ORAN olan terekenin 2/3’i alsın.

 

Mirasçılarda oynanma olsun veya olmasın BU ORAN HER ZAMAN SABİT KALSIN.

 

kur’an’a göre bunun paylaşımı şöyledir:

 

1- Eş,120. liranın 1/8,i) olan 15. lirayı alıyor. (120.-15 = 105. lira kalır.)

2-Kalan terekeden (105) liradan annesi (1/6) olan 17.5 lirayı,babası, (1/6) olan 17.5.lirayı alır.Buna göre: (105 -35 = 70. lira kalır..

3-Çocuklar da terekeden kalan (105) liranın 2/3,si olan 70 lirayı alacaklar.

Böylece herkes kendi payına düşeni aldıktan sonra elde = 0 kalır.

İşte burada hiç bir sorun yoktur !!! Miraçılar de değişince kur'an'an'a oranlar da değişir,bu durumda hiç bir sorun olmuyor.

 

ŞİMDİ İSE SİZİN SÖYLEDİĞİNİZ GİBİ YUKARIDAKİ ORANLAR DAİMA SABİT KALSIN.Ama buradaki örnekte ise mirasçılarda bir değişiklik olsun bakalım. (ORANDA DEĞİL)

 

Buna göre örnek de şöyle olsun!

 

Bir adam öldü,120 tl. ile mirasçılardan sadece eş ve çocuklarını bıraktı.( burada anne ve baba yok)

 

HAYDİ SABİT ORANA HİÇ DOKUNMADAN BUNLARINI PAYLARINI SİZ VERİN BAKALIM !

 

ÖRNEK:

Tereke 120 tl. dir.

Eş’in SABİT payı  1/8’dir.

Çocukların SABİT SABİT payları da  2/ 3’ dir.

 

Haydi iddianızdan hareketle ‘’Her kişi için bir sabit oran vermeliydi.Bu oranı hiç bir koşulda değiştirmemeliydi.’’ diyorsunuz.

 

Öyleyse burada verdiğimiz örnekte SABİT ORANA hiç dokunmadan siz paylaşımı yapın bakalım, işin içinden çıkabilecek misiniz? sizin savınız doğru çıkacak mı  ???         İşte hata yapan kimmiş o zaman öğreniriz!!!

 

saygılar.

 

bunu yapan zaten kuranı yazan araplardır. herkese sabit birer oran vermişlerdir. sonrakiler de bu yüzden avliye ve reddiye diye yöntemler uydurmak zorunda kalmışlardır.

 

Link to post
Sitelerde Paylaş
  • İleti 755
  • Created
  • Son yanıt

Top Posters In This Topic

On 22.12.2017 at 21:04, araştırmacı21 yazdı:

 

 

 

Anlayacağını kavrayacağını bilsem gerçekten usanmadan sabahlara kadar sana anlatırım ama boş. Kitabının dediği gibi senin gözlerine perde inmiş ama bir tanrı tarafından değil bizzat kendi kendine perde çekmişsin. Bir çok müslüm arkadaşın başına gelenle aynı durum. @Sundance sana gerekli cevabı vermiş zaten. Ama aynı uslanmaz ve anlamaz tavırların devam ediyor, edecektir. Dinin sana sorgulama izni vermez sadece işit ve itaat et.

Link to post
Sitelerde Paylaş
On 24.12.2017 at 10:50, bir_akil_insan yazdı:

 

öyle görünüyor

 

kendisinin bir erkek veya kızkardeşi bulunuyorsa, bunlardan herbirinin miras payı terekenin altıda biridir.  

ile

Mîrasçılar, aynı şartlar dahilinde erkek ve kız kardeşlerse erkeğe, kadına nispetle iki pay verilir.

 

ters düşüyor. işin ilginç tarafı şu ki: nisa 12de kız ve erkeğin paylarını eşit tutmuş. ya söylemsel farklılık ya da kurana sonradan, başka bir dönem ve kültürün etkisinde eklenmiş bir kısım olabilir.

 

 

 

  On 24.12.2017 at 00:08, Sundance yazdı:

 

Bu madde ile Nisa-12 arasında bir çelişki bulunmuyor mu?  (diyorsunuz)

 

Her iki ayette de çocuğu ve babası olmadığı haldeki durumu belirtiyor.

Nisa-12'de 1 erkek veya 1 kız kardeş bulunursa 1/6, daha çok kardeş var ise toplamda 1/3 pay düşerken, Nisa-176'de 1 kız kardeşe 1/2, 1 erkek kardeşe tümü, 2 veya adaha fazla kız kardeş ise 2/3 pay düşüyor.  (sizden alıntı)

 

Nisa-12: Eğer ölen bir erkek veya kadının çocuğu ve babası bulunmadığı halde kelâle olarak (yan koldan) mirasına konuluyor ve kendisinin bir erkek veya kızkardeşi bulunuyorsa, bunlardan herbirinin miras payı terekenin altıda biridir. Eğer mevcut olan kardeşler bundan daha çok iseler, bu takdirde kardeşler mirasın üçte birini zarara uğratılmaksızın aralarında eşit olarak taksim ederler. (sizin gösterdiğiniz meal)

 

Cevap:

 

Bu gösterdiğiniz mealdeki  YAN KOLDAN ne demektir?  Bunun anlamı;  buradaki mirascı ve ölen kişi sadece ANA tarafından kardeştirler,babaları ise ayrıdır.İşte bu nedenle Nisa-12.ayette babaları aynı olmayan kardeşler birbirlerine varis olsalar az (altıda bir) alırlar.Nisa-176 da ise,hem mirasçı, hem de terekeyi  bırakıp ölen kişi hem anne, hem de baba tarafından kardeştirler/öz kardeş.Bu nedenle hem anne,hem de baba tarafından kardeş olanlardan biri ölürse,hayatta kalan ölenin öz kardeşi  fazla alır (yarısını).

 

Nisa-12: ‘’…..Ve eğer anne ve babası olmayan bir erkek veya kadına yan koldan (anne tarafından) varis olunuyor  ve bir erkek kardeş veya bir kız kardeş bulunuyorsa,her birine edilen vasiyetten veya borçtan arta kalanın altıda biri düşer….’’şeklindedir.

 

Yani Nisa-12.ayetteki mirasçı ile ölen kişi sadece anne tarafından (yani üvey) kardeştirler.Nisa-176 de ise,hem anne,hem de baba tarafından (ÖZ) kardeştirler.İşte bu nedenle Nisa-176 deki öz kardeşler daha fazla alırlar.Nisa-12 de ise sadece anne tarafından kardeş oldukları için az alırlar.

 

İşte bu iki ayet arasında bir çelişki asla söz konusu değil. Çünkü birinde SADECE ANNE TARAFINDAN (ÜVEY) KARDEŞTİRLER,DİĞERİNDE İSE,HEM ANNE,HEM DE BABA TARAFINDAN (ÖZ) KARDEŞTİRLER.

 

İşte doğal olarak öz kardeşler daha fazla alacaklardır.

 

Ama bu konuda bazı mealler de maalesef eksik çeviri vardır.

 

Ayrıca, şu meallere de bakabilirsiniz.

 

1- Diyanet İşleri (eski):  2- Ali Ünal: 3-Ali Fikri Yavuz: 4- Bekir Sadak: 5- Celal Yıldırım: 6- Elmalılı (sadeleştirilmiş): 7- Hayrat Neşriyat:

 

Nisa-12.ayetle ilgili tefsir metni de aşağıdadır.Yani Nisa-12.ayet sadece anne tarafından /tek koldan/ kardeş olanlarla ilgilidir.(yani üvey kardeşler)

 

قوله وله أخ أو أخت يتعين على قول الجمهور في معنى الكلالة أن يكون المراد بهما الأخ والأخت للأم خاصة لأنه إذا كان الميت لا ولد له ولا والد

(التحرير والتنوير

 

Saygılar.

 

 

Link to post
Sitelerde Paylaş
On 23.12.2017 at 23:59, Sundance yazdı:

 

Dr. Aldre siz bu soruları sormadan önce cevaplamış.

 

 

Dr. Aldre bu mesajı siz bu soruları sormadan önce yazdığına göre bunun bir hikmeti olmalı.

 

Şiz şimdi Dr. Aldre'nin bu mesajı tesadüf eseri mi gönderdiğine inanmaktasınız?

 

Demek ki Dr. Aldre tanrı olmalı. Üstelik de tam olarak benim inandığım tanrı olmalı.

 

Biraz sığ oldu biliyorum ama kurulan mantığın temeli bu.

 

1-Evrende denge var. 

 

Ama bu denge kusursuz değil. 

 

Örneğin güneşimiz uzak bir gelecekte dünyayı da yok ederek sönecek.

 

2-Evrendeki dengenin insan için tasarlandığı doğru değil.

 

Eğer kriter tasarlanma ise evren insan için hiç de uygun bir yer değildir.

 

Tek bir gezegen üzerinde, onun da her yerinde değil gezegenin sadece belirli bölgelerinde yaşama şansına sahibiz. 

 

Ortada tasarıya benzer bir durum yok.

 

Nasıl ki bir kaldırımın bir noktasından çıkan tek bir çime bakıp da bu kaldırım çim için tasarlanmış diyemiyorsak evrenin de insan için tasarlandığını söyleyemeyiz.

 

3-Evrenin çoğu noktasında (çoğu derken gerçekte hemen hemen tamamında) dediğiniz şekilde dengeler yaşamın oluşması için elverişli değil. Daha farklı bir evren söz konusu olsaydı aynı şekilde başka dengeler oluşacak ve kim bilir belki de başka türlü bir yaşam oluşabilecekti. Evrenin yapısı insan için oluşmuş değil, insan evrenin yapısı sonucunda oluşmuş.

 

4-5-6-7-8-9-10- Var olmayabilirdi, yoktu vs bizi ilgilendirmiyor. Evren VAR!

Var olan bizim için yeterli. Varlığını gözlemleyebiliyoruz. Bu var "Yok olmalıydı ama var, demek ki başka bir şey var olmalı" diye ilave varlıklar uydurmaya gerek yok. 

11-12-13 Sığ bir şekilde bakarsanız evet temelde hepsi "kör tesadüf". Bizim tesadüf olarak adlandırmadığımız, evrenin yapısından dolayı gerçekleşen olaylar var elbette. Örneğin yerçekimi dolayısıyla yıldızların, gezegenlerin oluşumu. Örneğin, doğal seçilim vasıtası ile güçlü olan canlının hayatta kalıp genlerini sonraki nesillere aktarmasının canlılarda gelişip çeşitliliğe neden olması.

 

Fabrika örneğinde fabrika tıkır tıkır çalışmıyor. Fabrikada devamlı hatalar oluyor. Siz hatalı olan ürünleri görmeyip fabrikanın kusursuz olduğunu öne sürüyorsanız bizim ne suçumuz var?

 

 

 

 

1-Evrende denge var.

Ama bu denge kusursuz değil.

Örneğin güneşimiz uzak bir gelecekte dünyayı da yok ederek sönecek  (diyosunuz)

 

Zaten Kur’an’a göre de bu evren her ne kadar mükemmel de olsa, yine sonsuza dek öyle kalacak değildir,zaten  yaratıcı tarafından evren bu şekilde tasarlanmış ve dizayn edilmiştir, yani onun da bir ömrü vardır,bir gün (kıyamet süreci başlar) güneş dünyayı da yok edebilecek ve güneşteki nükleer faaliyetler son bulup, güneşi oluşturan hidrojen ve helyum gazları da oluşmayacak ve sonunda güneş sönüp gidecektir. İşte kur’an’ın tabiriyle o zaman kıyamet süreci başlayacaktır…..

Zaten Yaratıcı kudret,şu anki evren,güneş vs.ilelebet kalacak şekilde yaratmış değildir. Çünkü yaratcı,bu evreni ve içinde bulunan her şeyi bir süre için tasarlayıp yaratmıştır.(kıyamete kadar).Yaratıcı evreni,güneşi böyle tasarlayıp yaratmışsa,bu bir kusur değildir. Çünkü  sonsuza dek evren böyle kalsın diye yaratmamıştır..

-------------------

Nasıl ki bir kaldırımın bir noktasından çıkan tek bir çime bakıp da bu kaldırım çim için tasarlanmış diyemiyorsak evrenin de insan için tasarlandığını söyleyemeyiz.  (diyorsunuz)

 

Söz konusu kaldırım ve  ve ona güzellik veren çimler bile o yerin ve orada yaşayan insanlar için tasarlanmamış mı?  O kaldırım niçin yapılmış ve çimler  niçin oraya yerleştirilmiştir? Yoksa bunlar insan için değil de başka yaratıklar için mi tasarlanmıştır. Yol,cadde,sokak,kaldırım,yeşil alanlar, parklar, şehir planı vs.her şey kimin için tasarlanmıştır?

Zaten biz de ‘tek bir çime bakmak gibi kainattaki tek bir tasarıma bakmıyoruz, biz de bildiğimizin tümüne bakıyoruz,çünkü bunların tümü birbirlerini tamamlıyor.Tıpkı bir ürünün,bir yapının bütün malzemeleri gibi.

Neticede,tasarlanıp yaratılmış muazzam bir eser (bir kainat) vardır.Bur eser/kainat,madde üstü, üstün bir zeka,bir akıl,bir bilinç ve irade sahibi Yaratıcı bir kudret tarafından tasarlanıp yaratılmıştır.

-----------------------

3-Evrenin çoğu noktasında (çoğu derken gerçekte hemen hemen tamamında) dediğiniz şekilde dengeler yaşamın oluşması için elverişli değil….’’ diyorsunuz.

 

Tamam,yaratıcı yaşam için bu evren yerine başka bir evren de yaratabilirdi. Ama önemli olan evrenin ve yaşamın oluşmasıdır,ha bu evren ,ha başka bir everen hiç fark etmez. Çünkü bu mevcut evren yerine başka bir evren de olsaydı,yine kendi kendine veya tesadüflerle meydana gelmesi söz konusu olamazdı.Yani değerlendirilmesini yaptığımız konu ister bu mevcut evren olsun,ister başka bir evren olsun,her iki evren de kendi kendine veya tesadüflerle meydana gelmesi ilmen,aklen ve mantıken mümkün değildir.

Ayrıca şöyle desek de yine yanlış olmaz. Kendi kendine veya tesadüflerle meydana gelemeyecek bir eser varsa, (kainat gibi) ister tasarımlı ve dengeli olsun,ister olmasın, o eseri var olmaya zorlayan ve etkileyen bir faktörün ve bir etkileyeceğinin de var olması ilmen,aklen ve mantıken yine gerekecekti . Yani bu mevcut evren yerine başka bir evren de olsaydı,yine şu anki evrenin yaratıcısı tarafından meydana gelmiş olacaktı.Çünkü evren evrendir, ha A evreni olsun,ha B evreni değişen ne olur?

 

Fabrika örneğinde fabrika tıkır tıkır çalışmıyor. Fabrikada devamlı hatalar oluyor. Siz hatalı olan ürünleri görmeyip fabrikanın kusursuz olduğunu öne sürüyorsanız bizim ne suçumuz var? (diyorsunuz)

 

Asil benim anlatmak istediğim o fabrikanın kusurlu olup olmadığı değil,belki söz konusu fabrikanın kendi kendine veya tesadüflerle kurulup meydana gelemeyeceğidir. İşte evren de onun gibidir, kendine veya tesadüflarla meydana gelmiş olma ihtimalı ilmen,aklen ve mantıken mümkün değildir.Çünkü her eserin bir müessiri,her binanın bir banisi,her resmin bir ressamı,her tasarımın bir tasarımcısı vs.vardır.Hiçbir şey kendine kendine olmamıştır.

 

Ayrıca diyorsunuz ki, ‘’ Eğer kriter tasarlanma ise evren insan için hiç de uygun bir yer değildir.’’  

 

Bu da doğru bir sav değildir.Çünkü eğer insan ve diğer canlılar bu evrende yaşayabiliyorsa, güneşin ışığından,enerjisinden yararlanbiliyorsa,heva,su ,toprak,gıdalar,hatta ağaçlar,bitkiler,diğer canlı türlerinden vs. insanoğlu yararlanıyorsa,bunlar olmayınca da insan yaşayamayacaksa, hangi mantıkla bu evren insan için hiç de uygun bir yer değildir,diyebiliriz?

Saygılar.

Link to post
Sitelerde Paylaş
1 hour ago, araştırmacı21 said:

 yaratıcı tarafından evren bu şekilde tasarlanmış ve dizayn edilmiştir,

 

Bunu yargıya neye dayanarak varıyorsunuz?

Dizayn edilmemiş evren nasıl olur? Ya da tasarımlanmamış? 

Diğeri nasıl olur ki, bunun tasarlandığı hükmüne varmaktasınız?

 

Velhasılı referans noktanız nedir?

 

O satırlarca yazdığınız şeylerin tamamının cevabı bu forumun içinde var.

Aynı haltları tekrar tekrar getirmek yerine, verilmiş cevaplar üzerinden ilerleyin.

İlla birinin size o cevabı vermesini beklemenize gerek yok.

Hazır verilmişleri var zaten.

 

Boş yere çift dikiş yaptırmayın bize.

 

Miras meselesini de boşuna zorluyorsunuz.

Eninde sonunda patlayacak elinizde. (Zaten patlamış bile aslında)

Bir kenara yazın.

tarihinde teflon tarafından düzenlendi
Link to post
Sitelerde Paylaş
On 26.12.2017 at 18:11, bir_akil_insan yazdı:

 

bunu yapan zaten kuranı yazan araplardır. herkese sabit birer oran vermişlerdir. sonrakiler de bu yüzden avliye ve reddiye diye yöntemler uydurmak zorunda kalmışlardır.

 

 

bunu yapan zaten kuranı yazan araplardır. herkese sabit birer oran vermişlerdir. sonrakiler de bu yüzden avliye ve reddiye diye yöntemler uydurmak zorunda kalmışlardır.  (diyorsunuz)

 

Net olmasının şartı şudur: Her kişi için bir sabit oran vermeliydi. Bu oranı hiç bir koşulda değiştirmemeliydi. Atıyorum bu oranlar A=1/2 B=1 C=1/8 D=1/6 E=2/3 F= 3/8 ... Böyle gidecek ve hiç bir durumda bu değerler oynanmayacak.  (democrossian dan alıntı )

 

Bakınız,ben sayın democrossian arkadaşa cevap yazmışım,oranlar sabit olmalıydı diyen odur,ben değil.Ama oranlar sabit olmadığı halde siz sabit gibi anlamışsınız,o zaman yazdıklarınız bana değil, democrossian arkadaşa yönelik olmalıdır.Çünkü oranların her zaman sabit olmasının gerektiğini düşünen odur.

 

Aşağıda  Nisa-12 de kırmızı renklerle gösterdiğim oranlara bir bakın,yerine göre burada oranlar değimemiş midir? Oranlar hep sabit mi kalmıştır?

 

Mesela: Nisa-12: Eğer çocukları yoksa, karılarınızın geriye bıraktıklarının yarısı sizindir. Eğer çocukları varsa, bıraktıklarının dörtte biri sizindir. (Bu paylaştırma, ölen karılarınızın) yaptıkları vasiyetlerin yerine getirilmesi, yahut borçlarının ödenmesinden sonradır. Eğer sizin çocuğunuz yoksa, bıraktığınızın dörtte biri onlarındır. Eğer çocuğunuz varsa, bıraktığınızın sekizde biri onlarındır.…’’

 

İşte oranlar sabit değidir,ama siz, ''  bunu yapan zaten kuranı yazan araplardır.herkese sabit birer oran vermişlerdir. (diyorsunuz)       

 

HANİ NEREDE HERKESE SABİT BİRER ORAN VERMİŞLERDİR ???

 

Link to post
Sitelerde Paylaş
On ‎26‎.‎12‎.‎2017 at 14:44, araştırmacı21 yazdı:

Tereke 120 tl. dir.

Eş’in SABİT payı  1/8’dir.

Çocukların SABİT SABİT payları da  2/ 3’ dir.

 

Çocukların sayısını vermemişsin ama çocuklar dediğinize göre iki çocuk kabul edelim:

 

Hisseler 1/8, 2/3, 2/3 olur. Paydalarını eşitlersek 3/24, 16/24, 16/24 olur. Paylar toplamı 35 eder. 120 lirayı 35 e böldüğümüzde bir birim hisse 3 lira 40 kuruş (küsür) eder. Bu birim hisseyi her pay ile çarparsak hisseler: 10 lira, 55 lira, 55 lira çıkar. 

Link to post
Sitelerde Paylaş
3 saat önce, araştırmacı21 yazdı:

 

 

Bu gösterdiğiniz mealdeki  YAN KOLDAN ne demektir?  Bunun anlamı;  buradaki mirascı ve ölen kişi sadece ANA tarafından kardeştirler,babaları ise ayrıdır.İşte bu nedenle Nisa-12.ayette babaları aynı olmayan kardeşler birbirlerine varis olsalar az (altıda bir)

 

 

bunu nerden çıkarttınız?

Link to post
Sitelerde Paylaş
33 dakika önce, araştırmacı21 yazdı:

 

bunu yapan zaten kuranı yazan araplardır. herkese sabit birer oran vermişlerdir. sonrakiler de bu yüzden avliye ve reddiye diye yöntemler uydurmak zorunda kalmışlardır.  (diyorsunuz)

 

Net olmasının şartı şudur: Her kişi için bir sabit oran vermeliydi. Bu oranı hiç bir koşulda değiştirmemeliydi. Atıyorum bu oranlar A=1/2 B=1 C=1/8 D=1/6 E=2/3 F= 3/8 ... Böyle gidecek ve hiç bir durumda bu değerler oynanmayacak.  (democrossian dan alıntı )

 

Bakınız,ben sayın democrossian arkadaşa cevap yazmışım,oranlar sabit olmalıydı diyen odur,ben değil.Ama oranlar sabit olmadığı halde siz sabit gibi anlamışsınız,o zaman yazdıklarınız bana değil, democrossian arkadaşa yönelik olmalıdır.Çünkü oranların her zaman sabit olmasının gerektiğini düşünen odur.

 

Aşağıda  Nisa-12 de kırmızı renklerle gösterdiğim oranlara bir bakın,yerine göre burada oranlar değimemiş midir? Oranlar hep sabit mi kalmıştır?

 

Mesela: Nisa-12: Eğer çocukları yoksa, karılarınızın geriye bıraktıklarının yarısı sizindir. Eğer çocukları varsa, bıraktıklarının dörtte biri sizindir. (Bu paylaştırma, ölen karılarınızın) yaptıkları vasiyetlerin yerine getirilmesi, yahut borçlarının ödenmesinden sonradır. Eğer sizin çocuğunuz yoksa, bıraktığınızın dörtte biri onlarındır. Eğer çocuğunuz varsa, bıraktığınızın sekizde biri onlarındır.…’’

 

İşte oranlar sabit değidir,ama siz, ''  bunu yapan zaten kuranı yazan araplardır.herkese sabit birer oran vermişlerdir. (diyorsunuz)       

 

HANİ NEREDE HERKESE SABİT BİRER ORAN VERMİŞLERDİR ???

 

 

 

oranlar sabittir. şartlara bağlı olarak hangisinin ne oran alacağı bellidir. bu yüzden de hesaplar ele yüze bulaşır.

 

Link to post
Sitelerde Paylaş

Oranlar sabit olmadıkça işin içinden çıkılmaz. Her katılımcı değişikliğinde oran değiştirmeye kalkarsan, Kuranı yazan cahiller gibi, o zaman çuvallarsın. Avliyenin (payda eşitleme yöntemi, yukarıda örneğini verdiğim şekilde) şartı, her durumda oranların sabit olmasıdır. Değişen durumlara göre oran değiştirmeye kalkışanların, bu yöntemden haberi ve bilgisi yok demektir.

Link to post
Sitelerde Paylaş
Bir saat önce, bir_akil_insan yazdı:

oranlar sabittir. şartlara bağlı olarak 

 

Her koşulun kendi içinde sabit. Örneğin anne babanın hayatta olması bir koşul, ölmüş olmaları başka bir koşul. Avl (payda eşitlemesi) yapılması için koşullar ne olursa olsun oranların değişmemesi gerekir. Koşullara göre oran değiştirenlerin matematik bilgisi hiç yok anlamına gelir.

 

Doğrusu ben Kuran'ın taslaklarını birtakım rahiplerin hazırladığını, ama bu taslakların cahil çöl yağmacılarınca çorbaya döndürüldüğünü düşünmekteyim. Rahiplerin taslakları çok değişmiş. Çünkü rahipler matematik bilirlerdi. Böyle hatalar yapmazlardı.    

Link to post
Sitelerde Paylaş
6 dakika önce, democrossian yazdı:

 

Her koşulun kendi içinde sabit. Örneğin anne babanın hayatta olması bir koşul, ölmüş olmaları başka bir koşul. Avl (payda eşitlemesi) yapılması için koşullar ne olursa olsun oranların değişmemesi gerekir. Koşullara göre oran değiştirenlerin matematik bilgisi hiç yok anlamına gelir.

 

Doğrusu ben Kuran'ın taslaklarını birtakım rahiplerin hazırladığını, ama bu taslakların cahil çöl yağmacılarınca çorbaya döndürüldüğünü düşünmekteyim. Rahiplerin taslakları çok değişmiş. Çünkü rahipler matematik bilirlerdi. Böyle hatalar yapmazlardı.    

 

büyük olasılıkla kuran yıllar boyunca yazıldığı için, her dönemde bir şeyler eklenip çıkartılmış. nisa 167 ve 12 aynı konuda başka ve kuran geneline aykırı hükümler içeriyor. nisa 12de kız ve erkeklerin paylarının eşit olması gibi şeyler var ki, islam anlayışına aykırı.

 

 

Link to post
Sitelerde Paylaş
Bir saat önce, bir_akil_insan yazdı:

büyük olasılıkla kuran yıllar boyunca yazıldığı için, her dönemde bir şeyler eklenip çıkartılmış.

 

Haklısın, sanırsam bazı protokuran'lar vardı, çeşitli rahipler tarafından hazırlanmış risaleler olduklarını sanıyorum bunların. Bir Kuran biçiminde karar kılındığında protokuranlar imha edilmiş olmalı. Bu karar kılınan biçim ise tam bir çorba, keşmekeş. Ne düzen var, ne anlatım akışı var, hiç bir şey yok. Karmakarışık bir bulamaç.

Link to post
Sitelerde Paylaş
On 27.12.2017 at 21:49, bir_akil_insan yazdı:

 

bunu nerden çıkarttınız?

 

İşte sayın Sundance'nin  gösterdiği mealde de yazılıdır.

Pazar saat 00:08 gönderildi  (tarihli yorumuna bakabilirsiniz!)

  On 23.12.2017 at 14:37, bir_akil_insan yazdı:

-----------------------------------------------------------------

Bu aşağıdaki yazı Sundance arakadaşa aittir,onun gösterdiği bu mali (Nisa-12) bi gözden geçirin bakalım!

 

Bu madde ile Nisa-12 arasında bir çelişki bulunmuyor mu?

 

Her iki ayette de çocuğu ve babası olmadığı haldeki durumu belirtiyor.

Nisa-12'de 1 erkek veya 1 kız kardeş bulunursa 1/6, daha çok kardeş var ise toplamda 1/3 pay düşerken, Nisa-176'de 1 kız kardeşe 1/2, 1 erkek kardeşe tümü, 2 veya adaha fazla kız kardeş ise 2/3 pay düşüyor.

 

Nisa-12: Eğer ölen bir erkek veya kadının çocuğu ve babası bulunmadığı halde kelâle olarak (yan koldan) mirasına konuluyor ve kendisinin bir erkek veya kızkardeşi bulunuyorsa, bunlardan herbirinin miras payı terekenin altıda biridir. Eğer mevcut olan kardeşler bundan daha çok iseler, bu takdirde kardeşler mirasın üçte birini zarara uğratılmaksızın aralarında eşit olarak taksim ederler.   (Sundance arkadaşımızın gösterdiği meal)

 

Evet,Nisa-12.ayete geçenler sadece anne tarafından kardeştirler. (üvey kardeşler) Ama Nisa-176 de ise,hem anne,hem de baba tarafından kardeştirler.(öz kardeşler)

Bu nedenle paylarında fark vardır,yani üvey ile öz kardeşler aynı payı almazlar.

 

Link to post
Sitelerde Paylaş
On 27.12.2017 at 21:51, bir_akil_insan yazdı:

 

 

oranlar sabittir. şartlara bağlı olarak hangisinin ne oran alacağı bellidir. bu yüzden de hesaplar ele yüze bulaşır.

 

 

 

 

Eğer oranlar şartlara bağlı olarak belirleniyorsa,oranlar nasıl sabit olur??? Bazı şartlara göre oran yarı,bazı şartlara göre dörte bir,bazı şartlara göre altı da bir vs.ise,oran nasıl sabit oluyor???     

hesapların ele yüze bulaştığı da yok,bilakis hesaplar doğru yapılmıştır,ama doğruyu anlamak istemiyorsunuz o başka !!!

Link to post
Sitelerde Paylaş
17 minutes ago, araştırmacı21 said:

hesapların ele yüze bulaştığı da yok,bilakis hesaplar doğru yapılmıştır,ama doğruyu anlamak istemiyorsunuz o başka !!!

 

 Bu arada size söyle bir soru/kıyas yöneltilmiş bir yerlerde.. cevap verdiniz mi, ben mi göremedim..merak ettim sadece..

 

Quote

 

http://kuranmeali.tv/4/11

 

içlerinde erken dönem arapça uzmanları olan, bir kısmı türkiyedeki ilahiyat yapısının kurucusu, islam hukuku konusunda dersler vermiş olanların tam tersi bir çeviri ile geliyor olmanızı bir düşünmenizde yarar var. arabın zırvalarını aklamak için ne kadar uğraştığınızı bir değerlendirmenizde yarar var.

 

 

Link to post
Sitelerde Paylaş
4 saat önce, araştırmacı21 yazdı:

 

İşte sayın Sundance'nin  gösterdiği mealde de yazılıdır.

Pazar saat 00:08 gönderildi  (tarihli yorumuna bakabilirsiniz!)

  On 23.12.2017 at 14:37, bir_akil_insan yazdı:

-----------------------------------------------------------------

Bu aşağıdaki yazı Sundance arakadaşa aittir,onun gösterdiği bu mali (Nisa-12) bi gözden geçirin bakalım!

 

Bu madde ile Nisa-12 arasında bir çelişki bulunmuyor mu?

 

Her iki ayette de çocuğu ve babası olmadığı haldeki durumu belirtiyor.

Nisa-12'de 1 erkek veya 1 kız kardeş bulunursa 1/6, daha çok kardeş var ise toplamda 1/3 pay düşerken, Nisa-176'de 1 kız kardeşe 1/2, 1 erkek kardeşe tümü, 2 veya adaha fazla kız kardeş ise 2/3 pay düşüyor.

 

Nisa-12: Eğer ölen bir erkek veya kadının çocuğu ve babası bulunmadığı halde kelâle olarak (yan koldan) mirasına konuluyor ve kendisinin bir erkek veya kızkardeşi bulunuyorsa, bunlardan herbirinin miras payı terekenin altıda biridir. Eğer mevcut olan kardeşler bundan daha çok iseler, bu takdirde kardeşler mirasın üçte birini zarara uğratılmaksızın aralarında eşit olarak taksim ederler.   (Sundance arkadaşımızın gösterdiği meal)

 

Evet,Nisa-12.ayete geçenler sadece anne tarafından kardeştirler. (üvey kardeşler) Ama Nisa-176 de ise,hem anne,hem de baba tarafından kardeştirler.(öz kardeşler)

Bu nedenle paylarında fark vardır,yani üvey ile öz kardeşler aynı payı almazlar.

 

 

çoklu alıntılama yapabilirsiniz, bu şekilde bir şey anlaşılmıyor. diğer yandan, ayetlerde üveylik söz konusu değildir.

Link to post
Sitelerde Paylaş
3 saat önce, araştırmacı21 yazdı:

 

 

 

Eğer oranlar şartlara bağlı olarak belirleniyorsa,oranlar nasıl sabit olur??? Bazı şartlara göre oran yarı,bazı şartlara göre dörte bir,bazı şartlara göre altı da bir vs.ise,oran nasıl sabit oluyor???     

hesapların ele yüze bulaştığı da yok,bilakis hesaplar doğru yapılmıştır,ama doğruyu anlamak istemiyorsunuz o başka !!!

 

burada boşuna mesai tüketiyorsunuz. islam hukukunda avliye ve reddiye durduğu sürece, sizin ne söylediğinizin bir önemi yok. çünkü şimdiye kadar, işi islama dayalı hukuk yürütmek olan herkes, aynı biz atayizler gibi, sorunu doğru görmüş ve doğru anlamış. sizler gibi islam kurtarıcıları dışında kimse bu soruna itiraz etmiyor.

 

https://sorularlaislamiyet.com/miras-paylasiminda-eksik-veya-fazla-cikmasi-avl-avliye-ve-reddiyye-konularini-izah-eder-misiniz

 

kocca pröser çıkmış, aslanlar  gibi savunuyor avliye ve reddiyeyi. diyor ki örneğin, reddiye ile hala aynı paylar veriliyor.. uyduruk tanrısı, kadına 1/6 ver derken, bu 1/5 veriyor ve diyor ki, sorun yok, allahın istediği oldu... böyleler. ama sonuçta yine de ortada arabın paylaştırması sorunlu olduğu için kendi yöntemlerini uydurup ona inanıyorlar. tıpkı sizin kendi yönteminizi uydurmanız gibi. sorun şu ki: sizin yönteminiz, onlarınkinden daha fazla uydurma içeriyor. siz sürekli olarak her adımda kalanı paylaştırıyorsunuz. onlar ise asıl kalanı arabın yöntemine göre paylaştırmaya kalkıp, aa olmuyor deyip kendi yöntemlerini ortaya koyuyorlar. yani biz allahın dediğini yapmaya kalktık da olmadı o yüzden avliye reddiye yapıyoruz diye en azından ne şiş yansın ne kebap diye uğraşıyorlar. siz daha ilk adımda allahınızın yöntemini bozuyorsunuz. sizin yolunuzun tutmayacak olmasının nedeni budur :)

Link to post
Sitelerde Paylaş

Ben durumu daha da açık göstereyim: Bir kere payda eşitleme yönteminin, sorunlu durumlarda devreye sokulan sonradan icat bir yöntem olduğunu, Kuran ortaya çıkarılırken öngörülmüş olmadığını bilmek gerek.

 

Bunu nereden anlıyoruz, Kuran'da değişen durumlara göre oranların değiştirilmesinden. Avl dedikleri yöntem baştan öngörülmüş olsa bu olmazdı. Kuranı düzen cahil çöl yağmacıları matematik bilmiyorlar. Avli, sorun çıktığını gören matematik bilen birileri sonradan çıkardı.

 

Çünkü payda eşitleme yöntemi zaten değişen durumlara göre oranları dengeleri değiştirmeden otomatik uygunlaştıran bir hesap yöntemi. Dersimiz matematik hocamız otomatik gibi...  

 

Anne mi dedin, elinde hiç bir koşulda değişmeyen sabit bir bayağı kesir rakamı olacak. Eş mi dedin, öyle... Çocuk mu dedin, öyle.

 

Medeni yasa bu yöntemi de benimsememiştir gerçi. Medeni yasaya göre miras son derece nettir çünkü. Hiç bir kuşkuya tereddüte, tartışmaya yol açmaz. Yasa böyle yapılır. Neden payda eşitleme filan gerekmez medeni yasada, çünkü miras sadece alt soylara gider bir, cinsiyet ayrımı yapılmaz iki... Son derece akılcı ve mantıklıdır. Bir kere eşi ayrı tutar, onunla miras bırakanın soy bağlantısı yok ama o hayat arkadaşı. Onun payını bir verir. Sonra alt soylara eşit taksim eder. Yasa böyle olur. Öyle cahil çöl yağmacılarının yaptığı gibi uyduruktan yasa olmaz. 

Link to post
Sitelerde Paylaş

Bu din zırvasına son yıllarda tiksindirici bir revaç verildi. Milletin bu din denen zımbırtıyı bir mataha yarar bir şey zannetmesi için gereken tüm propaganda ve uyutmalar yapıldı. Durum tiksindirici, öğürtücü yani... Hiç bir bilgisi olmayan, ama körü körüne din iyi bir şeydir, üstüne üstlük çıkarlara da pek yarayışlıdır diye düşünen bir nesil yetiştiriliyor. Her yerden mantar gibi imamatip bitiriliyor. Bu "din üç kuruşa satılıp üç milyon kâr getirecek çok şahane bir ticarettir, salaklara allahı kakalayacak, paralarını sövüşleyeceksin" anlayışı dinin sonunu getirecek ama milletin de sonunu getirecek. Milletin bu afyondan ayıkması için de artık çok geç.

 

Gerçekte bu din denen terelellinin ne uygulanabilir, ne bir halta yarayabilir hiç bir özelliği yoktur. Bunlar taaa bin küsür sene öncesinin cahil çöl yağmacılarının uyduruk zırvaları. Bunlarla yasa masa filan yapmak, aklın ucunun uzağından bile geçirilebilecek bir iş değildir. Ama gel de bu uyutulmuş, uyuşturulmuş salak millete anlat... İnadına anlamak istemiyorlar. Battı balık yan gider, neyse hâlimiz çıksın fâlimiz diyorlar. Çıkacak çıkacak... Merak etmeyin... Buradaki "fâlimiz" sözcüğü sanırsam anlaşılmamıştır. Açıklayayım. "Falımız" filan değil bu. "Fâilimiz"!!!

Link to post
Sitelerde Paylaş

Tartışmaya katıl

You can post now and register later. If you have an account, sign in now to post with your account.

Misafir
Bu konuyu yanıtla

×   Yapıştırdığınız içerik biçimlendirme içeriyor.   Biçimlendirmeyi Temizle

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Your previous content has been restored.   Clear editor

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

Yükleniyor ...
  • Konuyu Görüntüleyenler   0 kullanıcı

    Sayfayı görüntüleyen kayıtlı kullanıcı bulunmuyor.


×
×
  • Yeni Oluştur...