Jump to content

Boş iddiaların ayırdedilmesi, Negatif Kanıt


Recommended Posts

>>> maddenin yokolamayacağı big bang öncesinde geçerli mi denyo,daha kaç kere yazmalıyım,ana okulu burası hanzo,babanın uşağımı var.

senin yaptığın aptal felsefe argümanı sunmak.

Zavallı deha

Maddenin yok olamayacağı, big bang öncesinde, sonrasında her yerde geçerli deha. Hatta, big bang öncesinde daha da geçerli. Çünkü, big bang öncesinde madde yoksa, big bang asla ve kata olamayacaktır zaten.

Hala bunu göremeyip sayıklıyor olman.. Ne desek boş sana, nato kafa, nato mermer sendeki..

Link to post
Sitelerde Paylaş
  • İleti 653
  • Created
  • Son yanıt

Top Posters In This Topic

Evrendeki entropi zamanla artar,bu çok basit olarak entropinin başlangıçta çok düşük olduğu manasına gelir,

Hayır öyle değil.

Neden öyle olmadıgını deicide yukarda anlatmış zaten.

Link to post
Sitelerde Paylaş

MrGuitar ve Deha,

Ben geçen yıl pozitif ateizm başlığını ilk açtığımda, daha yazının başında bu sitede şimdiye kadar negatif ateizmi savunduğumuzu ve onu tanıttığımızı, pozitif ateizme pek bulaşmadığımızı söylemiştim.

7 yıl önceki yazışmalar olsun, geçen yıla kadar olan yazışmaların çoğu olsun, genellikle Tanrı'nın varolduğunun ispatlanamayacağı noktasına odaklanıyor, Tanrı'nın varlığına herhangi bir karşı saldırıya geçmiyordu. Bunun birkaç sebebi var. Bu biraz pozitif ateizmden haberdar olmamıza rağmen, derinlemesine incelemiş olmamamız, biraz da negatif ("zayıf") ateizmi savunmayı daha güvenli ve sağlam bulmamız idi. Negatif ateist söylemlerin amacımız açısından yeterli olduğunu düşünerek, karşı taraftan çok da fazla tepki çekmemek niyetiyle, söylemimizi nispeten yumuşatmak ve onlara daha kolay hazmedebilecekleri birşeyleri sunmak istememizden kaynaklanıyordu.

Negatif ateizm bile teist kesim için pek yenilir yutulur bir söylem olmadığından, daha da ötesine gitmek, teistlerle ortak frekanstan daha da fazla uzaklaşmak anlamına gelecekti.

Ama bunun forumdaki ateist kesim arasında bile pozitif ateizmin yeterince bilinmemesi ve bir tür "iman" gibi algılanması sonucunu yarattığını gördüğümden, bu konuyu da tanıtmamız gerektiği düşüncesiyle, o başlığı açtık geçen yıl.

Fakat bugün google'da türkçe olarak "pozitif ateizm" diye aratınca, pek çok link ile karşılaştım. Geçen yılki tartışmadan ve sıkça sorulan sorular bölümündeki sınıflandırmalardan yapılmış alıntılar internetin bu konularla ilgili türkçe kısmını olduğu gibi kaplamış. Bu hem iyi, hem kötü. İyi, çünkü bu durum bu sitenin gücünü gösteriyor. Ateizm deyince temel alınan türkçe kaynak olduğunu, burada söylenenlere çok dikkat gösterildiğini ve sağda solda referans olarak kullanıldığını gösteriyor.

Fakat bu aynı zamanda da kötü, çünkü mesela bahsettiğimiz bazı argümanların aktaran kişiler tarafından doğru dürüst anlaşılmadan sağda solda kullanıldığını da gördüm. Yani bunları her aktaran doğru aktaramıyor. Bazı kaynaklarda (davinci'nin sitesi gibi) meselenin güzel aktarıldığını gördüm, bazı blog'lar ve forumlarda ise, aktaran kişinin yorumları ile bu argümanların asıl anlamlarından kaydırılarak savunulduğunu gördüm.

Aynı zamanda da bunun bir hazırcılık eğilimi yarattığını ve pozitif ateizm sadece buymuş, argümanları da bunlardan ibaretmiş gibi bir izlenim yarattığını ve örneğin yabancı kaynakları inceleyebilecek durumda pek çok kişinin bile böyle bir çabaya girişmeden pozitif ateizmi sadece bu kadarıyla kapsadığına ve aktardığına tanık oldum.

Tabi bu bizim elimizden gelen birşey değil ve internetin her konuyla ilgili genel sorunu bu.

Herneyse, demek istediğim, o zamandan beri pozitif ateizmin ve bu tür fikirlerin internette oldukça yaygınlaştığına tanık oldum. Şu anda da bakıyorum ve sitemizdeki ateist kesim arasında önemli bir kesim, Tanrı'nın varolduğunun kanıtlanamayacağının savunulmasına dayalı pasif anlayışı geçmiş ve saha aktif ve saldırgan, teist Tanrı fikrine topyekün savaş açan bir tavra girmiş durumda.

Bunda prensip olarak yanlış birşey görmüyorum, çünkü pozitif ateizm nerede ve nasıl dile getireceğini bilen için oldukça güçlü bir pozisyon.

Ama yanlış anlamaya ve yanlış savunmaya da çok müsait bir pozisyon. Pozitif ateizmi savunurken temkinli olmakta yarar var. Bunun sebeplerini biraz yukarılarda, bu başlıktaki önceki yazılarımda anlatmaya çalıştım. Şu anda 7 yıl öncesine göre pozitif ateizme olan aşinalığım daha fazla olduğu için, o konuda o zamankinden daha cesur bir tavır içindeyim ve o pozisyona olan güvenim de o zamana göre daha fazla.

Ama yine de, "ispat" nedir ve "kanıt" nedir gibi konularda bile anlaşmanıza imkan olmayan teist kesim ile tartışırken, bu konuları aşama aşama dile getirmenin daha uygun olacağını düşünüyorum.

Normal konularda, bilim dünyasında karşılaşılan kanıtlama düzeyini doğal ve yeterli kabul eden insanlar, dini konuların hassaslığı sebebiyle, bu konularda "mutlak kanıt" bekliyorlar. Mutlak kanıtın bırakın Tanrı'nın varlığı konusu, hiçbir konuda mümkün olmadığını anlatana kadar ve mümkün olan ve geçerli kabul edilmesi gereken kanıtlama türüne insanları ikna edene kadar akla karayı seçeceğiniz için, bu süreç içinde tartışmayı izleyenlerin konsantrasyonunu kaybedip, sanki sizin konumunuz teistin savunduğu konumdan daha güçlü değilmiş gibi bir izlenime kapılmaya başlamaları kuvvetle muhtemeldir.

Haklı olmak yetmiyor, haklı görünmek de gerekiyor. Haklı fikirlerin, iyi savunulmadığı için haksız zannedildiğine çok tanık olmuşuzdur, bilirsiniz.

Özellikle televizyonda, bazen evrim falan tartışırlar mesela. Evrimi savunmak için bir bilim adamı çıkarırlar oraya, yaratılışı savunmak için ise işi insanları etkilemek ve hitabet olan bir demogog çıkarırlar. Evrimi savunan ne kadar haklı olsa da, izleyiciler önünde durumun değerlendirmesi farklı olabiliyor.

İşte benzer durumlardan kaçınmak için, pozitif ateizmi ancak bu söylemi kavrayabilecek düzeye ulaşmış kişilere ayrıntılı olarak sunmak, diğerlerine ise sadece varlığından bahsetmek ve önce kendilerine negatif ateizm ile yaklaşmanın sonuca ulaşmada daha etkin bir yaklaşım olacağı fikrindeyim.

Her şeyden önce de bu pozisyonu iyi anlamak ve doğru savunmak gerektiğinin altını çizmek istiyorum.

Bu kadar yazdım, ne demek istiyorum?

Demek istediğim, pozitif ateizm pek çok kişi için pek yenilir yutulur bir lokma değil. Bakın bu başlıkta olduğu gibi ateist kesim arasında bile tartışma yaratabiliyor.

İspat ne demektir, kanıt ne demektir? İspat ve kanıtlama çeşitleri nelerdir? Tatmin edici bir kanıtlama nedir? Aynı zamanda da Tanrı nedir ve Tanrı'nın varlığı ne demektir? Bu tartışma "evrenin sebebi ve amacı var mıdır, varsa nedir" tartışmasından neden ayrıdır, vs gibi konuları açığa kavuşturmadan insanlara pozitif ateizmi tanıtmaya kalkmanın, ateist konumunuza faydadan çok zarar verebileceği kanısındayım.

Yani bu açıdan hala 7 yıl önceki gibi düşünmekle birlikte, pozitif ateist tavra olan güvenim o zamana göre çok daha yüksek şu anda. Bu açıklamaların, bu konudaki bakış açımı yeterince gözler önüne serdiğini umuyorum.

Link to post
Sitelerde Paylaş

MrGuitar, Tanrı'nın varlığının çürütülemeyeceği iddiasının bir safsata olduğunu söylemiş. Katılıyorum, ancak şunu ekliyorum, bunun için önce ispat/kanıt nedir, sonra da Tanrı nedir konularında karşı taraf ile anlaşmak gerek, ki bu teistlerle olan tartışmalarda pek olası birşey değil. Bilimsel anlamda kanıtlama deyince benim aklıma karşı tarafın bile itiraz edemeyeceği kadar açık ve ikna edici bir söylem geliyor. Halbuki Tanrı ve din tartışmalarında böyle birşey pek olası olmadığı için, Tanrı'nın varlığını çürüteceğim iddiasıyla ortaya çıkmanın o açıdan da pratik olmayacağını düşünüyorum.

Ama tabi bu, bu fikirleri savunmayacağız ve tanıtmayacağız demek değil. Sadece yöntemi ve söylenenlerin sırasını iyi tespit etmek ve aşama aşama ilerlemek gerekiyor.

Link to post
Sitelerde Paylaş

Deicide'ın deha için yaptığı açıklamaların da tamamını okumadıysam da okuduğum kadarıyla katılıyorum.

Özellikle şu noktanın ben de altını çizmek istiyorum:

Deicide:

Mantıksal olanaklılık, öne sürülen savın mantıksal bir çelişki yaratmama durumudur. Dünyanın düz olması, bütün gözlemlere karşın hala mantıksal olarak olanaklıdır.

Deicide:

İşte burada mantıksal olanaklılık terimini bağlamı dışında kullanıyorsun. Mantıklı, mantıksal olarak olanaklı terimlerini, makul, sağduyuya uygun gibi anlamlarda kullanıyorsun.

deha:

Dünyanın düz olması mantıksal olarak olanaklı ne demek ben bilmiyorum ben dünyanın düz olmadığını biliyorum,burada ne demek istediğini de anlamış değilim,ne yani dünya düz diyen Suudi bakana afferin mi diyelim.nasıl çelişki yok ben anlamıyorum??

Deha,

Yani deicide "mantıksal olarak olanaklılık" ifadesini felsefede ve mantıktaki teknik anlamı ile kullanıyor, günlük hayatta kullanılan bulanık anlamıyla değil. Günlük hayatta, kendisinin de ifade ettiği gibi "makul", "sağduyuya uygun" gibi bir anlamı olabilir bu ifadenin, ama teknik anlamıyla bu mantık yasalarına aykırı olup olmama ile ilgili bir ifadedir ve mantıksal çelişki yaratmayan birşey bu anlamda mantıksal olarak olanaklıdır. Yani dünyanın düz oluşu mantıksal açıdan olanaklıdır, fakat gözlemlerle uyuşmaz ve dış dünya gerçeğine uymaz, bu ayrı konu.

Mantıksal ispat ile, algılara dayalı kanıtlama farklı şeylerdir. Algılara dayalı olana a posteriori deniyor, bilimin yaptığı budur.

Bu anlamda, deicide'ın da dediği gibi, senin dinlerin Tanrı'sı için getirdiğin çürütme argümanlarının pek çoğu, a posteriori çabalardan ibarettir ve senin bu başlık altında Tanrı'nın varlığının çürütülmesi konusunda insanlardan istediğin türde bir mutlak ispat kategorisinde değildir.

Yani eğer burada tartıştığın kişiler için doğaüstü bir Tanrı fikrini çürütemiyorlar diyorsan, sen de getirdiğin söylemlerle dinlerin Tanrı'sını çürütememişsin demektir. Dinlerin Tanrı'sı doğa içi de olsa, doğa dışı da olsa geçerli bu. Çünkü senin dinlerin Tanrı'sını çürütmek için kullandığın argümanların önemli bir kısmı (her şeye kadirliğin yarattığı mantıksal sorunlar hariç diğerleri) algılara ve doğaya dayanıyor. Algılar ve doğa ile getirilen şeyler senin gözünde yeterli bir kanıtlama değilse eğer, dinlerin Tanrı'sı doğa içi de olsa, doğa dışı da olsa, senin kanıtlamaların da yetersiz ve güçsüz demektir.

Bir iddianın ispatı ya tümdengelimsel bir mantıksal ispat yoluyla olur (ki düşünebileceğimiz en güvenilir ispat şekli budur ve o bile mantık ilkelerine güvenebileceğimiz konusunda karşı tarafla hemfikir bir pozisyonda olmayı gerektirir ki geçmişten hatırlayacağın gibi konu Tanrı olunca insanlar mantıklarını bile reddedebiliyorlar), ya da bunun mümkün olmadığı durumlarda algılara ve bilimsel verilere dayalı ampirik bir kanıt olur. Ki bu tür bir kanıt/ispat ise mutlak bir ispat değildir. (Not: Yine kanıt ve ispatı yaklaşık olarak aynı anlamda kullanıyorum. Bunu bilerek yapıyorum. Matematiksel ve mantıksal ispatlar için genellikle "ispat" sözcüğünü kullanırken, diğer türler için bazen "ispat" bazen ise "kanıt" sözcüğünü kullanıyorum, umarım okuyanların kafası karışmaz).

Eğer algılara dayalı kanıtlamayı yeterli buluyorsan, o zaman arkadaşların doğa içinde Tanrı'nın izine rastlanmamasına dayalı ampirik yaklaşımlarını da geçerli görmeli ve mutlak ispat değilse de bir tür yaklaşık kanıt teşkil ettiğini kabul etmek durumundasın. Eğer bunun yeterli olmadığını düşünüyorsan, o zaman geçmişte teistler için getirdiğin kanıtların pek çoğunun da yeterli olmadığını kabul etmek zorundasın.

Link to post
Sitelerde Paylaş

Bir de entropi ve big bang'in evrenin başlangıcı olup olmadığı konusunda, bir süre önce bilim forumunda açtığım bir başlık vardı, onun link'ini buraya koymak istiyorum:

http://forum.ateizm2.org/index.php?showtopic=23604

Entropinin ikinci yasası sebebiyle big bang'den öncesinin mümkün olmadığı anlayışı günümüzdeki fizikçilerin tamamının ısrarlı olduğu bir bakış açısı sayılmaz artık. Belki bir 10 yıl önce bu biraz daha güvenle söylenebilirdi ama artık kozmolojide big bang öncesinden bahseden pek çok fikirlere rastlamak mümkün. Bunların bir örneğini yukarıdaki başlıkta vermiştim.

Bu başlık altındaki tartışma ile ilgili olarak kendi tavrımı, karışıklık yaratmaması için çok kısa olarak tekrar özetlemek istiyorum:

Doğaüstü bir Tanrı fikri, herkesi ikna edecek bir şekilde çürütülemez.

Bu konuda getirilecek kanıtlar, ancak maddeci dünya görüşüne sahip kişiler için geçerli görünebilir, ki onlar bile hemfikir olmakta zorlanabilirler.

Fakat doğa içinde kalan bir Tanrı için durum farklı.

Özellikle dinlerin Tanrı'sı için, pozitif ateist bir söylemin mümkün ve ikna edici olduğunu düşünüyorum.

Dinlerin Tanrı'sının doğaüstü bir Tanrı fikri ile bağdaşmayacağı gösterilebildiği ve karşı taraf buna ikna edilebildiği takdirde ise, pozitif ateizmin gerçekten de Tanrı'nın varlığını nispeten ikna edici bir biçimde çürütebileceğini düşünüyorum.

Link to post
Sitelerde Paylaş

Bir de doğaüstü mü, yoksa doğa dışı mı olduğu bile meçhul bir Tanrı fikri örneği getireyim.

Farzedin ki sicim teorisinin son hali olan M teorisi doğru olsun ve evren aslında 11 boyutlu olsun. Bizim bildiğimiz uzayzaman ise bu üst evrendeki bir 3 boyutlu "brane" olsun. (Bu teoriye aşina olanlar "brane" kavramını duymuşlardır muhtemelen).

Tanrı ise, tinsel bir varlık falan değil, etten kemikten, somut, fakat bizim "brane"imizle sınırlı olmayan, bu üst boyutlarda yaşayan bir varlık olsun. Dikkat edersenız bu Tanrı'nın sonsuz güçlü falan olması bile gerekmiyor bu durumda.

Ama bu tarz bir Tanrı fikri, içinde bulunduğumuz uzayzamana dair referanslarla çürütülemeyecek bir fikirdir.

En fazla ne denebilir? Bu 11 boyutlu evren fikri saçmalıktır, öyle birşey yok denebilir.

Evren ne görüyorsak ondan ibarettir denebilir. Elimizdeki kanıtlar bize bunun böyle olmadığını gösteriyor denebilir, vs.

Bu tür itirazlar tamamen yersiz olmaz. Hatta maddeci bir bakış açısından olaya yaklaşan pek çok kişiyi böyle bir Tanrı'nın olamayacağı konusunda ikna etmeye yeter.

Fakat dikkat edilirse, maddecilerin bile hepsini ikna etmeye yetmeyebilir.

Çünkü birileri çıkıp, üst boyutları yok farzeden anlayışı akvaryumdaki balığın akvaryum dışındaki dünyayı yok farzetmesine benzetebilir. Bunu dar kafalı bir bakış açısı gibi görüp sunması mümkün olur bu kişinin.

Sonuçta, DNA delillerinin mümkün olmadığı dönemde, parmak izine veya tanık ifadelerine, hatta suç itiraflarına dayalı kanıtlar yoluyla hüküm giyen mahkumlar vardı ve o dönemin koşulları ve hakimin önüne sunulmuş deliller çerçevesinde bu kişilerin suçu kanıtlanmış durumda idi.

Fakat aradan 10 yıl geçtikten sonra DNA testi denen yeni bir kanıt türü sayesinde aklanan eski suçluları arada bir duyarız hepimiz, değil mi?

Yani, elindeki imkanların ötesini görmemek, bazı durumlarda haksız olmakla eş anlamlıdır.

Fakat elindeki imkanlara göre yargıda bulunmak da bilimsel kafanın gereğidir.

Dolayısıyla, materyalist gerekçelerle bulunduğumuz uzayzamanın ötesini kabul etmemek ve bunu kısmi bir delil gibi görmek mümkündür. Ama bu delilin herkesi ikna etmesini beklemek de mümkün değildir.

İşte bu yüzden pozitif ateizmin her türlü Tanrı tanımına uygulanamayacağını, uygulanmaması gerektiğini söylemeye çalışıyorum sürekli.

Her türlü kanıtı herkes kabul etmiyor çünkü. Herkesin kafasındaki Tanrı kavramı da aynı değil.

Dinlerin kutsal kitaplarından çıkan Tanrı kavramı çürütülebilir olmasına rağmen, adına Tanrı denebilecek başka bazı uydurma kavramlar geliştirilebilir ve onların bir kısmını çürütmek mümkün olmayabilir.

Link to post
Sitelerde Paylaş

Sevgili mantik,

Bu -M teorisinde- bizimkinin üstündeki tüm diğer boyutlarda varolan herşey, aynı bizim evrende olduğu gibi, 'madde' olarak adlandırılabilir mi?

Hani bu maddi/gayri-maddi, doğal/doğaüstü tartışması açısından soruyorum.

tarihinde Kieslowskii tarafından düzenlendi
Link to post
Sitelerde Paylaş

Kieslowskii,

İşte bu sorduğun sorunun cevabından emin olmadığım için bahsettiğim Tanrı fikrinin doğa içi mi doğa dışı mı olduğunun bile belirsiz olduğunu söyledim.

Çünkü bizim bugün sahip olduğumuz ve hatta hayal edebildiğimiz her türlü imkanın ötesinde kalıyor böyle bir varlığın algılanabilirliği.

Ama gelecekte insanlığın neler öğrenebileceğini, o üst boyutlara (eğer varsalar) ulaşmanın bir yolunu bulup bulamayacaklarını bilmiyoruz.

Sonuçta, röntgen ışınları da ilk keşfedildiğinde o zamanın bilim dünyasını şoke etmişti, çünkü hiçkimsenin beklemediği birşeydi insan vücudunun içini gösteren bir resim fikri. Kimsenin hayal bile edemeyeceği birşeydi ve rastlantı eseri bulunmuştu.

İşte bu tür keşfin eğer varsa üst boyutlar için de mümkün olup olmayacağını kesin bir şekilde söyleyemeyiz.

Ancak elmizdeki veriler dahilinde, yaklaşık bir şekilde söyleyebiliriz.

Bu bir tür kanıttır da aynı zamanda, çünkü elimizde gözlem imkanları çerçevesinde algı dünyasının bize verdiği bilgilere göre bir sonuca ulaşıyoruz. Bilimsel bir kafa gereği böyle davranmamız normal. Ama mutlak anlamda bunun son söz olduğunu söyleyebilir miyiz, işte mesele budur.

Link to post
Sitelerde Paylaş

Kieslowskii,

İşte bu sorduğun sorunun cevabından emin olmadığım için bahsettiğim Tanrı fikrinin doğa içi mi doğa dışı mı olduğunun bile belirsiz olduğunu söyledim.

Sanırım ben bu kısmı kaçırmışım işte, kusuruma bakma :)

Kolay gelsin.

Link to post
Sitelerde Paylaş
Evrendeki entropi zamanla artar,bu çok basit olarak entropinin başlangıçta çok düşük olduğu manasına gelir,

diyorum,el cevap geliyor???

Hayır öyle değil.

Neden öyle olmadıgını deicide yukarda anlatmış zaten.

dehri,

Entropi artıyor mu artmıyor mu???

Tabii ki artıyor!!

Artıyorsa geçmişte daha düşüktür bunun neyine itiraz ediyorsun???

Entropi zaman oku yönünde artar,bu ne demek??

Zaman arttıkça entropi artar,o halde başlangıçta entropi minimum olmalıdır.

Sen ne anlatıyorsun???

Neyi anlatmış deicide???

Deicide v. Stenger'in yazısını aktarmış,Penrose aynı pasajı alıp eleştiriyor.

Başlangıçta ısıl denge varmış evren genişlemiş sonra ne olmuş kütle çekim vs vs entropi minimum olmuş.

hayır öğle değil demek cevap değil,gel buyur anlat bir bildiğin varsa,bunun neyine itiraz ediyorsun anlamam,geçen de çıktın zamanın başlangıcı olmaz diye bir laf ettin ve kayboldun,nasıl olmaz zamanın başlangıcı????

tarihinde DEHA tarafından düzenlendi
Link to post
Sitelerde Paylaş
Maddenin yok olamayacağı, big bang öncesinde, sonrasında her yerde geçerli deha. Hatta, big bang öncesinde daha da geçerli. Çünkü, big bang öncesinde madde yoksa, big bang asla ve kata olamayacaktır zaten.

Kazma anibal,

madde ne demek???

maddenin hacmi kütlesi olur mu???

Olursa sana zaman ve uzay lazım,büyük patlama öncesinde uzay mı vardı denyo,yoksa zaman mı vardı???

Burada utanmadan kainat ezelidir diyorsun,senin neyini ciddiye alım,sen madde ne demek onu da bilmiyorsun,hayal dünyasında yaşıyorsun,evrim'in de belini kırdın yaratılışa çevirdin git iki gram bir şey öğren.

Link to post
Sitelerde Paylaş

>>> Burada utanmadan kainat ezelidir diyorsun,senin neyini ciddiye alım,sen madde ne demek onu da bilmiyorsun,hayal dünyasında yaşıyorsun,evrim'in de belini kırdın yaratılışa çevirdin git iki gram bir şey öğren.

Hala mı aynı sayıklamalar zavallı kalın kafamız?

Sen bize hala maddenin yok olabileceği bir durum gösterebilmiş değilsin.

Şimdi ne sayıklıyorsun: Asla ve kata ateş olamaz, kibrit + odun ile ateş yakılamaz, ateş için duman lazım duman, hani nerde duman?

Madde, singularity'den çıktığında, uzayı da zamanı da zaten var edecektir. Maddenin uzay veya zamana ihtiyacı yok Deha. Bu seninki nasıl bir kaz kafalılıksa?

Ve o *** salladığın "kainat ezelidir" lafınıda, yanlış anladığını göremeyecek kadar ******. Kaç defa söyleyeceğiz, kainat = madde ise, kainata ezeli dersin, zira madde ezelidir.

Zırlamayı vırlamayı kes, ve artık şu soruya bir cevap ver: Madde nasıl olurda ezeli olamaz? Hiç yok olamayan bir şey, nasıl olurda yok olmuş olabilir.

xxx.

tarihinde oguz tarafından düzenlendi
Sakin!
Link to post
Sitelerde Paylaş
Deha,

Yani deicide "mantıksal olarak olanaklılık" ifadesini felsefede ve mantıktaki teknik anlamı ile kullanıyor, günlük hayatta kullanılan bulanık anlamıyla değil. Günlük hayatta, kendisinin de ifade ettiği gibi "makul", "sağduyuya uygun" gibi bir anlamı olabilir bu ifadenin, ama teknik anlamıyla bu mantık yasalarına aykırı olup olmama ile ilgili bir ifadedir ve mantıksal çelişki yaratmayan birşey bu anlamda mantıksal olarak olanaklıdır. Yani dünyanın düz oluşu mantıksal açıdan olanaklıdır, fakat gözlemlerle uyuşmaz ve dış dünya gerçeğine uymaz, bu ayrı konu.

Mantık,

Mantıksal olanaklılık dediğiniz izafi bir kavramdır,ben felsefi terimleri bilmem ,sevmem ve kullanmam,fizik olarak olanaksız bir şeyin ne yapayım mantıksal olanaklılığını???

Dünya düzdür demek nasıl mantıksal olarak olanaklı olabilir????

Bütün bilimsel yasalara ters iken??

Fizik yaslarına aykırı olan bir şeyin mantık yaslarına uygun olması ne ifade eder???

Mantıksal ispat ile, algılara dayalı kanıtlama farklı şeylerdir. Algılara dayalı olana a posteriori deniyor, bilimin yaptığı budur.

Bu anlamda, deicide'ın da dediği gibi, senin dinlerin Tanrı'sı için getirdiğin çürütme argümanlarının pek çoğu, a posteriori çabalardan ibarettir ve senin bu başlık altında Tanrı'nın varlığının çürütülmesi konusunda insanlardan istediğin türde bir mutlak ispat kategorisinde değildir.

Bunu ben de söyledim hatta labaoratuvarda deney tüpünde bunu yapamam dedim,ancak anlaşılmayan ben bir toplamdan bahsediyorum binlerce çelişkiyi ve bilimle uygunsuzluğu yanyana koyduğumda bu yekün teşkil eder mutlak çürümese de pratik olarak çürür,karşı tarafın iddiaları geçersiz hale gelir,bu forumun tarihine bakarsanız ben uygulamalı olarak bunları yaptım benden başka yapan da görmedim,buradan ne teistler geldi geçti,dün astığım link bile ateistsavar denen denyo ile yapılan tartışmalar da bunun kanıtıdır,yakın tarihte EY 'i gördük bunların hiç biri burada başarılı olamadı,ben dinlerden bahsediyorsam her 3 dinide iyi inceledim özellikle Kuranı nerede ise ezbere bilirim,böyle olmazsa dinlerin karşısında duramazsın.

Yani eğer burada tartıştığın kişiler için doğaüstü bir Tanrı fikrini çürütemiyorlar diyorsan, sen de getirdiğin söylemlerle dinlerin Tanrı'sını çürütememişsin demektir. Dinlerin Tanrı'sı doğa içi de olsa, doğa dışı da olsa geçerli bu. Çünkü senin dinlerin Tanrı'sını çürütmek için kullandığın argümanların önemli bir kısmı (her şeye kadirliğin yarattığı mantıksal sorunlar hariç diğerleri) algılara ve doğaya dayanıyor. Algılar ve doğa ile getirilen şeyler senin gözünde yeterli bir kanıtlama değilse eğer, dinlerin Tanrı'sı doğa içi de olsa, doğa dışı da olsa, senin kanıtlamaların da yetersiz ve güçsüz demektir.

Bunlar aynı şey değil,bir Tanrı'nın varlığı yokluğu ispatlanamaz,görüldüğü gibi bunu 7 sene önce de söylüyorum,17 sene önce de.

Hal böyle iken ben nasıl kalkarım da kendimin çürüttüğünü iddia ederim???

Benim İddiam Dinlerin fasarya olduğunu göstererek onların tanrılarının var olmadığının somut ispatı olmasa da pratik ispatıdır,çünkü bunların kitapları var referansları var oralardan yola çıkarak bunu yapabilirim,yaptım da yine yaparım,denemesi de bedavadır,neden bunu söylüyorum çünkü ben onların referanslarını çok iyi biliyorum.

kanıtların algılara ve doğaya bağlı olduğundan söz ediyorsun ama ben günlerdir diyorum ki big bang öncesinde ne algı çalışır ne doğa,nasıl olur da benim oradan hüküm çıkarmamı beklersiniz????

Kim bana Big bang öncesinde kanıt getirebilir???

İkisi aynı şey mi???

Bir iddianın ispatı ya tümdengelimsel bir mantıksal ispat yoluyla olur (ki düşünebileceğimiz en güvenilir ispat şekli budur ve o bile mantık ilkelerine güvenebileceğimiz konusunda karşı tarafla hemfikir bir pozisyonda olmayı gerektirir ki geçmişten hatırlayacağın gibi konu Tanrı olunca insanlar mantıklarını bile reddedebiliyorlar), ya da bunun mümkün olmadığı durumlarda algılara ve bilimsel verilere dayalı ampirik bir kanıt olur. Ki bu tür bir kanıt/ispat ise mutlak bir ispat değildir. (Not: Yine kanıt ve ispatı yaklaşık olarak aynı anlamda kullanıyorum. Bunu bilerek yapıyorum. Matematiksel ve mantıksal ispatlar için genellikle "ispat" sözcüğünü kullanırken, diğer türler için bazen "ispat" bazen ise "kanıt" sözcüğünü kullanıyorum, umarım okuyanların kafası karışmaz).

Bunların hepsi geçici ve izafi şeyler,DNA testi ,öncesi ve sonrası aynı olayın mantıksal ispatı değişir.

Ben felsefik veya mantıkı ispat derdinde değilim,ben bilim ile hareket etmeye çalışıyorum ben big bang ötesine geçemiyorum ve orada neler olduğunu bilmiyorum ve bu yüzden bir Tanrı vardır demiyorum,sadece elimde bir tanrı'nın olmadığını bilimsel olarak ispat imkanı yok diyorum.

Kimse kusura bakmasın felsefik ve mantıksal ispatlar konusunda Feynman'ın feylezofların çevremizde anlamadığımız bir dilden aptal aptal konuştuklarını ve onları ti'ye aldığı makalesini hatırlatırım,ben felsefeden anlamam anuk subuk konuşma ve terimlerle işim olmaz,

örnek kainat ezelidir diyen adama evren genişliyor veya Termodinamik buna müsaade etmez diye itiraz ederim aptal felsefik terimlerle değil.

Maalesef Bilim'in en yüksek referans kaynağı olması gerektiği ilkesini yerleştiremedik.

Hayatta en hakiki murşit ilimdir.

Eğer algılara dayalı kanıtlamayı yeterli buluyorsan, o zaman arkadaşların doğa içinde Tanrı'nın izine rastlanmamasına dayalı ampirik yaklaşımlarını da geçerli görmeli ve mutlak ispat değilse de bir tür yaklaşık kanıt teşkil ettiğini kabul etmek durumundasın. Eğer bunun yeterli olmadığını düşünüyorsan, o zaman geçmişte teistler için getirdiğin kanıtların pek çoğunun da yeterli olmadığını kabul etmek zorundasın.

Geçmişte teistler için getirdiğim kanıtlar uçmadı duruyor,ben onları reddetmek için yeterli kanıta sahip değilsem,neden ateistim????

O zaman teist olurdum?????

Sen demedin mi bizi ikna etseler biz de teist oluruz,evet ben de aynı şeyi söyledim ikna eden çıksa neden kabul etmiyeyim???

Demek ki bizim kanıtlarımız kuvvetli ve yeterli.

Yine aynı şey, bazı arkadaşlar kanıtları 'gaip' ten getiriryor,ben oraya ulaşamıyorum.

Link to post
Sitelerde Paylaş
Bir de entropi ve big bang'in evrenin başlangıcı olup olmadığı konusunda, bir süre önce bilim forumunda açtığım bir başlık vardı, onun link'ini buraya koymak istiyorum:

http://forum.ateizm2...showtopic=23604

Entropinin ikinci yasası sebebiyle big bang'den öncesinin mümkün olmadığı anlayışı günümüzdeki fizikçilerin tamamının ısrarlı olduğu bir bakış açısı sayılmaz artık. Belki bir 10 yıl önce bu biraz daha güvenle söylenebilirdi ama artık kozmolojide big bang öncesinden bahseden pek çok fikirlere rastlamak mümkün. Bunların bir örneğini yukarıdaki başlıkta vermiştim.

Mantık,

Termodinamiğin ikinci yasası uyarınca evren ezeli olamaz, ve de zaten evren genişliyor hızı belli,çapı belli hubble sabitini alırsın 15 evrenin yaşı ortada,senin astığın yazı aşşağıda bu yazıda benim söylediklerimi geçersiz kılan ne var???

Deicide'de benzer bir yazı ile geldi,o da benim söylediğimi geçersiz kılmaz.

Aşşağıdaki yazıda açılır kapanır evren diyor,farzedelim böyle bu tanrı'nın olmadığını ispatlamaz.Çünkü tanrı böyle bir model yapmış ve 999 dönüş planlamış olabilir.Yaw Evrenin sonsuz kadar genişlemeyeceği,çökeceği ispat edildi de benim mi haberim yok,daha evren'in büzüleceği düşük ihtimalken açılır kapanır evren modellemek ne kadar anlamlı????

Bunun dışında bu tip modellere onlarca itiraz var,her big bang de aynı enerjiyi nereden bulacağını merak ediyorum ve her big bang birbirinin aynısı nasıl olacak???Çünkü başlangıç enerjisindeki çok küçük bir fark,atıyorum evrenin daha madde oluşmadan çökmesine yol açabilir vs vs,

Burada entropi konusunda bir açıklama zaten yok,ama böyle bir kuram öne sürmek bence abesle iştigal bunu nasıl ispatlayabilir?????

Big bang'in iki tane kapı gibi kanıtı var,

1.Evrenin genişlemesi

2.Kozmik fon ışınımı

Bu modellerine nasıl kanıt bulacaklar???

Big Bang aleyhine düşünceler gittikçe güçleniyor.

Big Bang ve onun devamı olan Inflation teorisi her ne kadar halen evrenin kökeni ile ilgili kozmolojideki yerleşik teori olma özelliğini koruyor olsa da, son birkaç onyılda fizikte, astronomide ve kozmolojide meydana gelen gelişmeler, bu teorinin aleyhine olan delilleri gittikçe arttırıyor. Ayrıca mevcut gözlemleri aynı başarı ile açıklayan bazı alternatif teoriler de ortaya çıkmış durumda.

Multiverse teorileri ve String teorisinden çıkan brane çarpışma teorisi gibi alternatiflerden bahsetmiyorum. Bunlar her ne kadar ana alternatifler arasında olsa da, test edilebilirlik sorunları olduğundan, benim gözümde bunlar henüz Big Bang kadar değerli değil.

String teorisine dayalı olarak ilk olarak Steinhardt ve Turok tarafından ortaya konmuş ve Big Bang'i üst boyutlarda meydana gelen iki brane'in çarpışması olarak modelleyen teorinin, String teorisinin alt yapısını ve evren tasvirini gerektirmeyen, yani String teorisine dayanmayan bir versiyonu da geliştirilmiş durumda.

Bu model bir 'cyclic' (döngüsel) evren modeli. Bu modelde Big Bang evrenin, maddenin ve zamanın başlangıcı değil, geçmişte defalarca meydana gelmiş Big Bang'lerden sadece sonuncusu. Eski döngüsel evren modelinden farklı bir model bu. Eski model çoktan popülerliğini yitirmiş durumda. Fakat bu model, son gelişmeleri ve son 10 yılın en önemli astronomi bulgularından biri olan evrenin genişleme hızının artıyor oluşu ve bununla bağlantılı olarak 'kara enerji' gibi bulguları da içinde barındıran, hatta bu tür bulguları modelin en önemli unsurları arasına sokan bir model. Ayrıca da Big Bang'in şu anda açıkladığı tüm gözlemleri aynı başarıyla açıklıyor.

Benim en beğendiğim yönü ise, üst boyutlar, başka evrenler ve String teorisi gibi henüz yeterli dayanağı olmayan spekülatif fikirlere dayanmıyor oluşu.

Big Bang teorisinin sorunları malum. En önemlileri, genel reletivitenin big bang koşullarına uygulanamaması, evrendeki bazı gözlemlerin big bang ile açıklanabilmesi için teoriyi kompleksleştiren bazı eklerin sonradan yapılmak zorunda kalınması (örneğin big bang'in hemen ardından gerçekleşen ve evrenin kısa bir süre için ışık hızını aşan hızlarda genişlemesini şart koşan değişiklikler, ki bunlar olmadan maddenin evrendeki üniform dağılımı açıklanamıyor), ayrıca bir türlü bulunamayan fakat mevcut teori açısından gerekli olan 'kara madde' problemi ve en son olarak da evrenin son 10 yılda gözlenen bir özelliği olan genişleme hızının artışı ve bununla bağlantılı 'kara enerji' problemi. Tüm bu sorunlar pek çok ciddi kozmolog ve fizikçinin Big Bang teorisine olan güvenlerini sarsmakta bir süredir.

Bu sebeple Stenhardt ve Turok, başlangıçta String teorisine dayalı olarak geliştirdikleri Big Bang'e alternatif teorilerinin String teorisinden bağımsız bir versiyonunu geliştirmiş durumdalar.

Bu bir 'cyclic' (döngüsel) bir evren modeli. Bu modele göre evren sınırsız ve sürekli genişleme ve soğuma dönemleri geçirmekte. Bu dönemler birer 'big bang' (büyük patlama) ile başlayıp, 'big crunch' (büyük çökme) ile bitiyor. 13.7 milyar yıl önce gerçekleşen olay sadece bu patlamaların sonuncusu. Bu modele göre, çekim ve diğer enerji biçimleri Big Bang sırasında yeni madde ve ışımaya dönüşür ve yeni bir genişleme ve soğuma dönemi başlar. Bu patlamalar geçmişte periyodik bir biçimde greçekleştiği gibi, gelecekte de periyodik olarak gerçekleşmeye devam edecek. Evrendeki büyük ölçekli yapıların oluşumu ise bu modele göre big bang'den önce gerçekleşen yavaş ve çok uzun bir daralma döneminin ürünü.

Bundan sonraki trilyon yıl içinde gerçekleşecek olaylar da bir sonraki döngü için büyük ölçekli yapıları ortaya çıkartacak.

Her ne kadar bu model mevcut Inflation/Big Bang modelinden çok farklı olsa da, Steinhardt ve Turok'a göre bu teori de mevcut tüm gözlemleri aynı netlikle açıklayabilmekte.

Evrenle ilgili şimdiye kadarki gözlemlerimizi iki teori de aynı başarıyla açıklamasına rağmen, başlangıçtaki çekim dalgaları ve maddenin küçük ölçekteki istatistiksel dağılımı ile ilgili iki teori birbirinden farklı öngörülerde bulunuyorlar. Önümüzdeki 10 yıl içinde yapılacak bazı gözlemlerle, hangi teorinin gözlemleri daha iyi açıkladığı daha iyi anlaşılacak.

Bu modele göre, son 'bang'den hemen sonra evrendeki sıcaklık güneşin merkezindeki sıcaklığın 10 üzeri 20 katı kadardı. Bu sıcaklıkta madde elektronlara, protonlara, hatta kuarklara ayrışmaktadır. Fakat bu sıcaklık yine de geleneksel Big Bang modelinde sözü edilen sıcaklıklara göre çok daha yüksektir. Sonraki 9 milyar yıl boyunca evren genişlemekte ve soğumaktadır. Bu arada da bu parçacıklar bir araya gelerek atomları, molekülleri, hatta gezegenleri, yıldızları ve galaksileri oluşturmaktadır.

Bu noktada, yani son patlamadan yaklaşık 9 milyar yıl sonra, evrendeki madde yoğunluğu öyle bir değere düşmektedir ki, yeni bir tür enerji kendini göstermeye başlamaktadır. Bu "kara enerji" madde veya enerjinin daha tanıdık biçimleri gibi davranmamaktadır. Maddenin ve enerjinin bilinen türleri gravitasyonel açıdan birbirlerini çeken biçimlerdir. "Kara enerji" ise gravitasyonel açıdan kendi benzerini iten bir biçimdir. Madde yoğunluğu yeterince düştükten sonra, kara enerjinin sebep olduğu itme, normal maddenin sebep olduğu çekmeye göre daha dominant hale gelmiştir ve bu da bugün gördüğümüz evrenin genişleme hızının artışını açıklamaktadır.

Kara enerji meselesi ile ilgili olarak, buraya kadarki kısmın geleneksel Big Bang'den çok farkı yok gibi gözükse de, arada ciddi bir fark bulunmaktadır. Big Bang teorisi, kara enerji kavramını, evrenin genişleme hızının artışına dair gözlemleri açıklayabilmek için mecburen ve sonradan işin içine katmak zorunda kalmıştır. Bu modelde ise kara enerji modelin önemli ve ayrılmaz bir parçasıdır. Bu modelde kara enerji evreni doğal ve verimli bir biçimde basit, üniform ve ilk zamanlardakine benzer bir biçime dönüştürmekte ve bu şekilde yeni döngünün hazırlığını yapmaktadır.

Big Bang teorisinde kara enerji evrenin bundan sonraki tarihinde baskın güç olacak ve uzayı boş bir çöplük alanına çevirecektir. Bu modelde ise kara enerji kararsızdır ve döngünün sonuna doğru çok yüksek basınçlı bir enerji biçimine doğru değişime uğrayacak ve evrenin çok yavaş bir biçimde büzülmesine sebep olacaktır.

Bu yüksek basınçlı enerjiyle dolu yavaşça daralan evren iki önemli etki üretecek. Birincisi, bu daralma sürecinde uzay gittikçe düz bir hal alacak ki bu bir bang'den hemen sonraki o koşulların oluşumunu hazırlayacak, ikincisi, bu yüksek basınçlı enerjideki kuantum dalgalanmaları hem büzülme hızında hem de yeni madde ve radyasyonun evrenin değişik bölgelerini doldurma süresinde değişikliklere sebep olacak. Bu iki etki, bir arada patlamadan hemen sonraki o düz evreni ortaya çıkaracak. Bu düz evrenden sadece iki tür sapma olacak, birincisi kozmik arkaplan radyasyonunda gözlenen türde küçük sıcaklık varyasyonları, ikincisi ise madde yoğunluğunda küçük varyasyonlar, aynen günümüzde gözlenen galaksilerin dağılımı gibi.

Dolayısıyla, tüm mevcut gözlemler de bu modelde açıklanabilmekte.

Modelin benim ilgimi çeken tarafı, başlangıçta String teorisi ve üst boyutlardaki brane çarpışmaları, vs gibi fikirlerden esinlenerek ortaya konulmuş fikirlere dayanmasına rağmen, şu anki haliyle bu fikirleri, hatta String teorisinin doğruluğunu bile gerektirmemesi.

Bu yüzden bu teoriden bahsedip forum takipçilerine tanıtmakta fayda olacağını düşündüm.

Kaynak: Astronomy magazine, Nisan 2009 sayısı

Link to post
Sitelerde Paylaş
Bu başlık altındaki tartışma ile ilgili olarak kendi tavrımı, karışıklık yaratmaması için çok kısa olarak tekrar özetlemek istiyorum:

Doğaüstü bir Tanrı fikri, herkesi ikna edecek bir şekilde çürütülemez.

Bu konuda getirilecek kanıtlar, ancak maddeci dünya görüşüne sahip kişiler için geçerli görünebilir, ki onlar bile hemfikir olmakta zorlanabilirler.

Fakat doğa içinde kalan bir Tanrı için durum farklı.

Özellikle dinlerin Tanrı'sı için, pozitif ateist bir söylemin mümkün ve ikna edici olduğunu düşünüyorum.

Dinlerin Tanrı'sının doğaüstü bir Tanrı fikri ile bağdaşmayacağı gösterilebildiği ve karşı taraf buna ikna edilebildiği takdirde ise, pozitif ateizmin gerçekten de Tanrı'nın varlığını nispeten ikna edici bir biçimde çürütebileceğini düşünüyorum.

Bunları sayfalardır söylüyorum zaten,bir imza da bu söylemin altına atayım da ,ne dediğimi hala anlamayanlar belki anlar.

İşte bu yüzden pozitif ateizmin her türlü Tanrı tanımına uygulanamayacağını, uygulanmaması gerektiğini söylemeye çalışıyorum sürekli.

Her türlü kanıtı herkes kabul etmiyor çünkü. Herkesin kafasındaki Tanrı kavramı da aynı değil.

Dinlerin kutsal kitaplarından çıkan Tanrı kavramı çürütülebilir olmasına rağmen, adına Tanrı denebilecek başka bazı uydurma kavramlar geliştirilebilir ve onların bir kısmını çürütmek mümkün olmayabilir.

Bir imza da buraya atalım.

Link to post
Sitelerde Paylaş
Sen bize hala maddenin yok olabileceği bir durum gösterebilmiş değilsin.

Big bang öncesinde zaman ve uzay yok,ben nasıl olur da oraya gider sana ispat getiririm???

Sende maddenin ezeli olduğunu ispatlayamadın.

Bize enformasyon gelmeyen bir yer hakkında ben yorum yapamam,iddia makamı sensin,kainat ezeli dedin,madde ezeli dedin zart zurt oldu.

Madde, singularity'den çıktığında, uzayı da zamanı da zaten var edecektir. Maddenin uzay veya zamana ihtiyacı yok Deha. Bu seninki nasıl bir kaz kafalılıksa?

hayda,yaw tıfıl sen big bang den önce uzay da var zaman da var demiyormuydun,Nesrin topkapıyı da geçtin be şimdi de madde uzay zamanı var edecek diyorsun iyi de denyo madde kütlesi ve hacmi olan bir şey değil mi,uzay yoksa nerde bu hacim ve kütle???

maddenin uzay ve zamana ihtiyacı yok diyorsun,neden maddeye tapmıyorsun???

Doğaüstü olmuş senin madde!!

ben öyle madde bulsam hemen taparım ,mesela cinlerin de uzay ve zamana ihtiyacı yok deel mi???

Ve o kıçından salladığın "kainat ezelidir" lafınıda, yanlış anladığını göremeyecek kadar angut, salak ve gerzeksin. Kaç defa söyleyeceğiz, kainat = madde ise, kainata ezeli dersin, zira madde ezelidir.

Kıvır kıvır bir de yandan kıvır,ulan yazdıkların ortada değil mi hamşo,kainat ezelidir,kainatın olmadığı bir an gösteremezsin diye Asena mı yazdı burada utanmaz.Şimdi de kainat eşittir madde diyor,denyo bir de tutmuş madde ezelidir diyo,nerden biliyon ezeli olduğunu ezeliyete mi baktın???

Zırlamayı vırlamayı kes, ve artık şu soruya bir cevap ver: Madde nasıl olurda ezeli olamaz? Hiç yok olamayan bir şey, nasıl olurda yok olmuş olabilir.

Buna cevap vermediğin sürece, topsun, nonoşsun, dönmesin Deha. Ve ben öyle olanlara cevap filan vermem. Eğer öyle değilsen, buyur, bir cevap ver madem, görelim..

ben big bangin ötesini bilmem bir şeyin ezeli olduğunu da ispat edemezsin,iddia makamı sensin ispatı sen yapacaksın,big bang ten önce madde de olsa,döngüsel evren de olsa bunlar tanrı fikrini dışlıyamıyor ben bunu biliyorum bir de senin pis ve kompleksli bir cahil cühela olduğunu.

Bilimden bir habersin görüldüğü gibi,gelene geçene ana avrat düz giderek ateistlik yaptığını sanıyorsun,maalesef bu siteden onlarca yüzlerce değerli adam kaçtı,ortalık böyle soytarılara kaldı,hala bir tane Mantık,bir tane Deicide var en az yirmi olmalıydı ama maalesef anibal gibi zevzekler sarmış ortalığı hayatta en hakiki mürşit ilimdir.

Link to post
Sitelerde Paylaş

Ve o *** salladığın "kainat ezelidir" lafınıda, yanlış anladığını göremeyecek kadar ******. Kaç defa söyleyeceğiz, kainat = madde ise, kainata ezeli dersin, zira madde ezelidir.

Buna cevap vermediğin sürece, *** Deha. Ve ben öyle olanlara cevap filan vermem. Eğer öyle değilsen, buyur, bir cevap ver madem, görelim..

Bu seviyesiz şahsiyet ile daha fazla muhatap olmanın anlamı yok,bu başlık altında söyleyeceklerimi söyledim umarım seviyenin yükselmesine ve bilimsel tavrın yerleşmesine katkı sağlar,bu tip anlamsız ve seviyesiz polemikler ,başlığın şişip özellikle Mantık'ın yazılarının ve diğer bir takım değerli yazıların arada kaybolmasına veya gözden kaçmasına yol açacaktır.Başka bir başlıkta ileride,belki ateizmin tanımı ve kategorizasyonu hakkında tartışmalar,beyin fırtınaları yapılabilir.

Link to post
Sitelerde Paylaş

>>> hayda,yaw tıfıl sen big bang den önce uzay da var zaman da var demiyormuydun,Nesrin topkapıyı da geçtin be şimdi de madde uzay zamanı var edecek diyorsun iyi de denyo madde kütlesi ve hacmi olan bir şey değil mi,uzay yoksa nerde bu hacim ve kütle???

Hala aynı laflar mı?

Big bangtan önce uzay zaman vs. hepsi var demiyoruz nonoşların en topu olan kaz kafalı.

Madde varsa, o uzayı, zamanı mekanı vs. hepsini var eder zaten diyoruz. Hala lafı kafana göre çarpıtıp duruyorsun..

Ve sen hala, big bangtan önce madde yoksa, nasıl olupta big bangın olabileceğini söyleyebilmiş değilsin.

>>> Kıvır kıvır bir de yandan kıvır,ulan yazdıkların ortada değil mi hamşo,kainat ezelidir,kainatın olmadığı bir an gösteremezsin diye Asena mı yazdı burada utanmaz

Utanmaz arsız yalancı!

368. Posttan beri "Anibal sayfalarca evrenin ezeli olduğunu ,kendi kendine varolduğunu,kainatın olmadığı bir zaman olamayacağını iddia etti" diye zırlıyorsun. Nerde nasıl iddia etmişim ben bunları? Arsız *** olduğun kadar, adi bir yalancısın da..

Ben nerde bunu demişim, bir göster bakalım, ****..

Sen böyle ***laflar etmeye çıkmasan, bizde sana bu hakettiğin lafları etmeyiz zaten,

tarihinde oguz tarafından düzenlendi
Her ne olursa olsun ifadelere dikkat etmelisiniz. Kimseye işte hak ettiğin laf diye giydiremezsiniz.
Link to post
Sitelerde Paylaş
Misafir
Bu konu kapalıdır ama konuya cevap yazmaya yetkiniz var görünüyor.
  • Konuyu Görüntüleyenler   0 kullanıcı

    Sayfayı görüntüleyen kayıtlı kullanıcı bulunmuyor.

×
×
  • Yeni Oluştur...