Jump to content
Onur

Islam Seriati ve Demokrasi

Recommended Posts

Şapka giymediği için binlerce kişiyi asan bunlar, kendi zihniyetlerine aykırı beyanda bulkunanları istiklam mahkemelerinde süründüren bunlar, 1 gece Başbakan asan yine bunlar.. Sonra her kesimden farklı fikirleri hapislerde çürüten yine bunlar.. Hatta yıllardır bu ülkede Laiklik elden gidiyor, İrticai tehtid var diye sadece ZAN ile hüküm vererek insanları yargılayanlar yine bunlar..

Bu yazdığınız olaylar hep yalan-yanlış ve maksatlı islamist propagandalarıdır... Dinleyen islamistleri habire ağlatan İskilipli hikayesinin bile aslında gerçek olmadığını geçenlerde torunu çıkarak anlattı televizyonda... M. Kemal olmasaydı şu anda AB kapısında olan bir Türkiye değil ama belki Pakistan-İran tarzı ve kalitesinde bir devletimiz olacaktı ve çok mutsuz olacaktık... İyi ki bir M. Kemal'imiz var; yiyin için şükredin :unsure: ...

tarihinde Andromeda tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
Rejimler insan içindir; İnsan rejim için değil... Şeriat dediğiniz şey bir hukuk sistemidir; mevcut sistemlere göre üstünlüğü insanların sadece dünya sadetlerini değil, Ahiret sadetini de temin edecek esaslar içermesidir.. Kalan herşey insan ve toplum içindir.
Palavraya devam diyorsun yani. Neyse sen gormezden gelsen de senin gozune sokmaya devam edecegim. Ornek olarak verdigim Nisa-34´u demokratik hak ve ozgurlukler acisindan bir incele bakalim. Islam seriati demokratik miymis gorelim. Eger bu ayetin demokratik hak ve ozgurlukleri kisitlamadigini gostermeyi basarirsan, ikinci bir ayet daha yazacagim. Bekliyorum Fettoscu Mask efendi....

Erkekler, kadın üzerine idareci ve hakimdirler. Çünkü Allah birini (cihad, imamet, miras gibi işlerde) diğerinden üstün yaratmıştır. Bir de erkekler mallarından (aile fertlerine) harcamaktadırlar. İyi kadınlar, itaatkar olanlar ve Allah'ın korunmasını emrettiği şeyleri kocalarının bulunmadığı zamanlarda da koruyanlardır. Fenalık ve geçimsizliklerinden korktuğunuz kadınlara gelince: Önce kendilerine öğüt verin, yataklarından ayrılın. Bunlar da fayda vermezse dövün. Eğer size itaat ederlerse kendilerini incitmeye başka bir bahane aramayın. Çünkü Allah çok yücedir, çok büyüktür.

tarihinde Onur tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Tayyip Erdoğan'ın bir sözü vardı,

"Hem laik hem müslüman olunmaz, ya laik olacaksın, ya da müslüman."

Bu çok doğru bir söz, laiklik, demokrasi gibi sözlerin islam ile yanyana durması mümkün değil.

Zaten bu yüzden irtica tehlikesi var, etrafımda da gözlemlediğim kadarıyla, hem müslüman hem de laik olduğunu iddia edenlerin çoğu dinle pek alakası olmayan tatlı su müslümanları. :lol:

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Onur...

Bahsettiğin ayet; Aile hayatına bakar... Aile sadetini ve devamını sağlamak için erkeğin ve kadının aile içindeki görevlerini bildirir.. Toplumun geneli için değildir...

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

İslam TESLİMİYET DEMEKTİR. Ama Bu Teslimiyet Fert ile ilgili bir durumdur Kanaat ve inancımca.İslami Değerler ise Yine kişinin kendi yaşamını ve onun iç dünyasını ilgilendirir. Kuran Ne bir İlim kitabıdır(İlmi ledün kastetmiyorum) ne bir Tarih ne HUKUK nede SİYASET. O İlahi bir Kitaptır. Yani Bir Hikmet kitabıdır.Kuranda belirtilen suçlarda manevidir. O zaman değil Kuran Hiç bir din kitabı Kanun yada Siyaset vazı olamaz vede olmamalıdırda. Bu yüzden Yaşar Nuri beye katılmam mümkün değildir.Maddi yaşam Maddi yaşamın kurallarına göre belirlenir. Şimdi AKP nin şayet Din kurallarına göre Toplum ve devlet idare etme gibi maksadı varsa başta açtırılmamalı yada bu kadar güçlenmesine izin verilmemeliydi.Ama bir gereçek daha var Kuranı Ve diğer İlahi kitapları şayet okuduğu gibi anlıyorsa insanlar bu okunan mantık dışı doğmalara sadece İnanacaksak; Bu gün inanmayıpta yarın inanabiliriz.Çünkü menfaatlerimiz gerektirebilir. Yada Ölüm korkusu karşısında kendimizi hayali bir dünya ile avutmak isteyebiliriz. İşte o yüzdende bu tür düşüncede olan insanlar çoğunluk hale geliyorlar.O zamanda Demokrasi gereği susmak zorunda kalıyoruz . Bu çoğunluğuda aman kardeşim senin inancına saygım gerçekten var ama nolur azınlığın haklarıda vardır Demokrasilerde. Benim şu Köprü altına takıldığım orada Hamsi yediğim Yerdeki Rakımı kaldırma diye boynumuzu bükmek zorunda kalıyoruz(Teşbihidir:))

tarihinde SAMSON tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
Bahsettiğin ayet; Aile hayatına bakar... Aile sadetini ve devamını sağlamak için erkeğin ve kadının aile içindeki görevlerini bildirir.. Toplumun geneli için değildir...
Yani diyorsun ki; ''Evet benim Tanri´m tarafindan gonderilen bu ayet kadinin demokratik hak ve ozgurluklerini bal gibi kisitlar''. Dogru anlamis miyim?

Peki, Allah erkeklere, kadinlari dovme ozgurlugunu tanirken, demokrasi de ayni ozgurlugu taniyor mu? Tanimiyor oyle degil mi? Demek ki demokrasi ile seriat bagdasmaz.

Sen simdi bu ayet icin yok aile saadeti, yok soyle, yok boyle desen ne cikar? Seriat hukukuna gore ben karimi dovebilir miyim, sen ondan haber ver. Biraz net konus da agzindan lafi kerpetenle almayalim....

tarihinde Onur tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Siyasal Islam eline firsat gectikce Demokrasi denen kavrami parcalamakla mesguldur.

Ama kuyruguna bastinmi da "DEMOKRASI" diyerek cigligi basar.

Bu da muslumanin siyeset arenasindaki dansozlugudur.

Bilimde, akilda, mantikta, hukukta, adalet anlayisinda, tarihte, sosyolojide, ahlakta dansozluk olur da, siyasette olmaz mi?

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Bir zamanlar demokrasiyi yani kucumseyenler SIKISTIKLARINDA demokrasi diye bagiriyorlar!

izleyin:

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

İslamiyetin 1500 sene önce kadına verdiği hak ve özgürlüğü bugünkü medeniyet henüz daha yakalıyamamış... Olaya hangi açıdan baktığınız önemli.. İslamiyette aile kutsaldır; Sadece bu dünyalık bir birliktelik değildir.. Ebedi bir beraberliktir..

Fıkıhta karını dövme hakkın filan yok... Ayetlere kıçınızdan mana uydurmayın, açın biraz fıkıh okuyun ...

Ayet kar-Koca arasındaki münasebet ile alakalıdır.. Ve ön şartları vardır... Dikkatli okuyun..

Ama sosyolojik ve toplumsal manada Demokrasi ile kıyaslıyorsan;

Demokrasilerde özgürlük adı altında Kadın ve Kadın güzelliği ticari bir meta olarak kullanılmaktadır.. Demokrasi Kadının en fıtri vazifesi olan çocuk yetiştirmek ve aile sadetini temin etmek vazifesi yerine, olaya sadece maddi açıdan bakar.. Fıtraten nazik, nazenin, şefkate ve korunmaya ihtiyacı olan kadını adeta vahşi kapitelist düzenin düzücülerinin elinde oyuncak haline getirir... Bumudur demokrasiniz... Daha bir 1500 sene daha geçse yine İslamiyette ki aile, ve Adalet anlayışına yaklaşamazsınız.. Tabi bu kafayla giderseniz....

tarihinde Mask tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Oguz bey.....

Bu kainatın mutlak ve muhit bir yaradıcısı olduğunu inkar eden, ahireti inkar eden ve bu büyük hakikati göremeyen insanların; Elbette herşeye yalan gözlüğü ile bakmaları normaldir.. Çünki kendisini kandıran, herkesi kendisi gibi sanır.. Kendi yalanı içinde boğulduğundan, gerçeği ve hakikati göremez ve yalanlar.. Bu normaldir, seni anlıyorum..

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Siz pratikteki birkaç yanlış uygulama ile, islamın fıkıh anlayışını niye birbiri ile karıştırıyorsunuz ki.. O Ülkelerin şeriat adı altında kendi hukuk sistemleri vardır.. Çünki onlarda Şahlık sistemi mevcuttur... Şeriatta böyle bir şey yok.. Onların uygulamaları ne şeriattır, ne demokrasi.. Kendi hegomanyalarındaki bir yönetim şeklidir.. Tıpkı Kemalizm gibi bir şey..

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
""""Şapka giymediği için binlerce kişiyi asan bunlar, kendi zihniyetlerine aykırı beyanda bulkunanları istiklam mahkemelerinde süründüren bunlar, 1 gece Başbakan asan yine bunlar.. Sonra her kesimden farklı fikirleri hapislerde çürüten yine bunlar.. Hatta yıllardır bu ülkede Laiklik elden gidiyor, İrticai tehtid var diye sadece ZAN ile hüküm vererek insanları yargılayanlar yine bunlar..""""

Bu utanmazları takip ediyorsunuz değil mi? Nasıl da utamadan, sıkılmadan ve çekinmeden her türlü yalanı söylüyorlar görüyormusunuz? İşte AKP'nin de yaptığı bu, yalanlarla milleti uyutmak.. Utanmaz ahlaksızlar.. Utanmaz pespayeler..

Peki bunlar kim? Müslüman.. Neye inanıyorlar? İslam'a.. O halde ağızlarnda durmaksızın yalan çıkması doğal.. Biz bunları ve inandıkları dinin yalandan ibaret olduğunu, yalanın bunların genlerine işlemiş olduğu biliyoruz.. Bizim bilmemiz yetmiyor elbette.. O halde bunların yalancılığını durmaksızın söylemeli, herkese anlatmalıyız..

Durmak, yılmak, susmak yok..

Arabın antik sapıklıklarının ürünü olan bu pislikleri anlatmaya devam edeceğiz...

"Yunan ordusu hilafet ordusudur" diyen fetvanın altında M. Sabri efendi ile beraber imzası olan İskilipli M. Atıf efendi asılınca hemen "şapka giymediği için asıldı" diye bas bas bağırırlar ama... Adam bu fetva sonrası çok nefret toplamış, aslında fetvanın zorla imzalatıldığı da söyleniyor ama devrim zamanları böyle olaylar olur karışıklıkta... Uzun erimli neticeye bakmak gerekir ve uzun erimli neticemiz de elimizdeki bu cumhuriyettir, günahıyla sevabıyla...

İslamistlerin kendi kaynaklarından bir alıntı bu konuda aşağıdadır :

İŞGAL GÜNLERİ

Memleketin kara günleriydi...Payitahta (başkente) düşman çizmesi girmiş, vatan toprakları yüzyıllar sonra yeni bir haçlı işgaline maruz kalmıştı. Şairin dediği gibi “felek bi rahm (acımasız) , devran bir sükun. Dert çok, derman yok, düşman kavi (kuvvetli) , talih zebundu (acizdi) ”

İzmir’in işgali üzerine Teali-i İslam cemiyeti bir protesto beyannamesi neşretti.

1922 yılı Ramazan ayında Saray’daki Huzur derslerine muhatap olarak katıldı. Huzur dersleri Ramazan aylarında, Saray’da padişah huzurunda yapılan ve seçkin bazı alimlerle saray erkanının katıldığı ilmi sohbetlerdi. Huzurda doğrudan ders veren alimlere “mukarrrer” ders veren hocalara soru tevcih eden (yönelten) , ve kendisine soru sorulursa cevap veren hoca efendilere ise “muhatap” denirdi. Bu gelenek 1922 yılında son bulmuştu.

Bu sıralar Atıf hocanın Alemdar ve Mahfil’de yazıları yayınlandı. Bu arada şunu da belirtelim; Alemdar Gazetesinde 11 Nisan 1920’de Mustafa Kemal Paşa hakkındaki idam kararı yayınlanmıştı. Atıf Hocanın idamında burada yazı yazmasının etkisi var mıdır, bilemiyoruz.

Fakat tam bu sıralar cereyan eden bir başka hadise hocanın idam edilmesinde mühim bir amil (sebep) olmuştur. İstanbul hükümeti Anadolu’daki Kuvva-i Milliye (milli kuvvetler) hareketine karşı halkın teveccühünü (yönelişini) kırmak için bir fetva yayınlamış, ama Anadolu ulemasının (alimlerinin) karşı fetvası bunu boşa çıkarmıştı. Bunun üzerine Şeyhülislam Mustafa Sabri efendinin marifetiyle Teali-i İslam cemiyeti namına yazılmış ve bastırılmış bir beyanname zorla Teali-i İslam cemiyeti idare heyetine imzalatılmaya çalışılmıştı. Ama Atıf Hoca ve Tahir-ül Mevlevi’nin şiddetle karşı koymaları üzerine de mühürsüz olarak Yunan uçaklarınca Anadolu’ya atıldı. Buna karşın, o zamanın Vakit gazetesinde Atıf Hoca tekzibname (yalanlama) yayınladıysa da, Ankara İstiklal mahkemesi zabıtlarında okuduğumuza göre, bu beyanname Hocaefendi’ye karşı güdülen kinin mühim bir amili (sebebi) olarak zihinlerde kaldı. (Geniş bilgi için Tahir-ül Mevlevi’nin hatıralarının 73 ila 81. sayfalarına bakılabilir.)

CUMHURİYET DÖNEMİ YAZILARI

Atıf Efendi, Cumhuriyetin ilk yıllarındaki yazılarında, Frenkleşme (batılılaşma) illetine (hastalığına) tutulmuş Cenab Şahabeddin, Ömer Rıza Doğrul, Süleyman Nazif gibi zatlarla çeşitli mevzularda kalem münakaşalarına girişti. Yazılarını ve eserlerini incelediğimizde onun Şark (doğu) ve Garb’da (batıda) yazılan eserlere vukufu (haberdar) rahatlıkla anlaşılmaktadır. Yalnız şunu da hatırlatalım ki, merhum hocamız bazen muhataplarına çok sert bir üslup kullanmıştır. Mesela meşhur İslam seyyahı ve alimi Abdürreşit İbrahim hakkındaki “Bir Müçtehid Taslağının Dalalet Ve İdlali (sapkınlığı ve azgınlığı)” adlı yazısında olduğu gibi…

O, Ehl-i sünnet vel cemaat düşüncesinin yılmaz bir müdafaacısı ve kalesi idi. Tabii bu özelliği, onun İbn-i Teymiyye’den alıntılar yapmasına engel teşkil etmiyordu. Ona göre güzel bir fikir kimden gelirse gelsin alınır ve sahip çıkılırdı.

Özelikle modernist düşüncelerin Osmanlı ülkesinin saçaklarını sardığı bir zamanda engin bilgisiyle bunlara karşı dimdik durdu. Şimdilerde memlekette cirit atan bir grup modernist, oryantalist (doğu bilimci) mütercimi, ilmilik yaparak meşhur olmak isteyen zavallılar o zaman da vardı. Ama karşılarında Atıf Hoca ve emsali çetin ceviz ulemayı bulmuşlardı. Beyan-ül Hak dergisinde bir yazısında Atıf Hoca bunlar hakkında şunları yazıyordu:

“Vakıa şimdiye kadar İslam dini aleyhinde hasımlar (düşmanlar) tarafından hücumlar olmuş ve bu konuda pek çok küfür ve hezeyanlar neşredilmiş ise de, ulema-i kiram hazeratı (saygın alimler) ilmi satvetleri (ezici ilmi güçleri) ile hepsini red ve iptal etmişlerdir. Son zamanda ise bir taraftan maddeciler, tabiatçılar, farmasonlar gibi İslam dininin en şiddetli düşmanları tarafından ilahi nurun mahvına çalışılıyor. Diğer taraftan İslamiyet kisvesi altında türlü türlü küfür, hezeyan ve fesatlıklarla İslam dininin yıkılmasına çalışılıyor.

Zamanımızdan ikinci zümreden olmak üzere bir takım müçtehid, istinbat (Bir mes'eleyi derin tetkik neticesinde kaynaklarından güçlükle anlamak.) melekesine malik imişler gibi içtihada yeltenmek ve hatta bütün Ehl-i sünnetçe Allah katında umum (bütün) Ümmet-i Muhammed’den efdaliyetleri (daha faziletli olmaları) müsellem (herkesçe kabul edilmiş) olan şeyhayn hazeratına(Hz. Ebubekir ve Ömer) dil uzatmak, dört imam gibi müçtehidin-i kiram (şerefli) ve fukaha-i izamı (Büyük hukuk alimleri) hatalı bulmak ve tahkir etmek (aşağılamak) , esası bütün müçtehidlerce kabul olunan dini meseleleri inkar etmek cüretinde bulunan dalalet ve idlal erbabının Müslümanları zehirlemekte olduğu maalesef görülmektedir. Nitekim bunlardan evvel birisinin de hakkında nass varit olan (hakkında ayet ve hadis ile hüküm verilmiş) kurban meselesinde içtihad hülyasında bulunduğu malumdur.”(Not: Hatırlanacağı gibi günümüz Türkiye’sinde de sözüm ona bir profesör böyle bir iddiayı önümüze sunmuştu; Tavuktan kurban olabilir diye…)

1923 yılında yayınladığı “Tesettür-ü Şer’i” (dini örtünme) ve 1924’de neşrettiği “Din-i İslam’da Men-i Müskirat” (islamda içki yasağı) adlı eserleri ile “Atıf Efendi Kütüphanesi Neşriyatından” adıyla yeni bir serinin telifine başladı. Bu seriyi 10 sene içerisinde 50 kitaba ulaştırma azmindeydi. Üçüncü eser “Frenk Mukallitliği -batı taklitçiliği- ve Şapka”dır. Dikkat edilirse, üç eser de devrin idaresini rahatsız edecek cinstendir ve devam etmesine meydan verilmemiştir.

Bu da başka bir kaynakta bulduğum yazı:

Atıf efendiden ve Süleyman Nazif'ten söz edince malesef zurnanın zırt dediği noktaya gelmiş bulunuyoruz... eee... Artık palavralara bir son verip okuyan genç arkadaşlara biraz da gerçeklerden söz etmenin zamanı geldi..

Kurtuluş Savaşı'nın ilk dönemlerinde, Kuvayi Milliyecilere karşı geniş bir aleyhte propaganda başlatıldı. Hatta İngilizler Ankarada toplanacak Millet Meclisine gidecek milletvekillerinin bolşevik olduklarını iddia ettiler.Buna padişah ve çevresi de katıldı. Başta Mustafa Kemal olmak üzere bütün önde gelenler üzerine idam fermanı hazırlandı. Milliyetçilere karşı yeni dernekler kuruldu. Bugün o derneklerin hepsini lanetle anıyoruz. Bunlardan biri de Tealiyi İslam cemiyetidir. Bu cemiyetten niye söz ettiğimi bir kaç cümle sonra anlayacaksınız. Bu cemiyetin yayınladığı bildirilerden birine göz atalım: ''...Yunan ordusunun halifenin ordusu sayılması gerektiği hiç de zararlı bi topluluk olmadığı, asıl kafaları koparılması gereken mahlukatın Ankarada bulunduğu...'' Bu bilgi Yunan uçakları tarafından Türk askerlerine atıldı. Derneğin kuruluşu sırasında başkanı (hain) M.Sabri Efendi ikinci başkanı ise İskilipli Atıf efendidir.... Büyük zaferden sonra M.Sabri Efendi Türkiyeden kaçar, iskilipli Atıf efendi ise eski ve yeni çeşitli olaylardan dolayı 1926 yılında idam edilir.(Ergun Aybars,istiklal mahkemeleri s.415-416) Bazı yazarlar, savcı 3 seneden 15 seneye kadar hapis cezası verilmesini istediği halde Atıf efendi hakkında idam cezası verilmesini haksız ve ağır buluyorlar.

1923-1927 arasında bir rejim mahkemesi olarak çalışan 3 istiklal mahkemesinde ''şapka olayını vesile ve istismar ederek halkı isyana kışkırtmak ve isyana katılmak'' suçundan, Atıf efendi dahil verdiği idam kararlarının toplam sayısının 27'dir. Aczimendi lideri Müslüm Gündüz'e bakarsanız istiklal mahkemeleri şapka giymeyen 500.000 kişiyi idam etmiştir. ( ilk nüfus sayımında Türkiye nüfusu 13 milyondur, nüfusun yüzde 5 i gitmiş şapka yüzünden yuh artık) Hasan Hüseyin Ceylan ise (at kafadan bilgi yarışmasına katkı sağlamaktan kendini alamamış) 57 kişinin idam edildiğini öne sürer. Hiç kimse 'sırf islami düşünüş ve yaşayışından dolayı darağacında sallandırılmış, kurşunlanmış değildir, hiç kimse şapka giymedi diye idam edilmiş değildir' zaten şapka kanununda da diğer kanunlarda da böyle bir müeyyide yoktur.Üstelik şapka giyme zorunluluğu devlet memurları içindir. Vatandaş için değil. (Türban gibi. Devlet memuru türban takamaz ama sokakta gezen vatandaş takabilir)

tarihinde Andromeda tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
Şapka giymediği için binlerce kişiyi asan bunlar, kendi zihniyetlerine aykırı beyanda bulkunanları istiklam mahkemelerinde süründüren bunlar, 1 gece Başbakan asan yine bunlar.. Sonra her kesimden farklı fikirleri hapislerde çürüten yine bunlar.. Hatta yıllardır bu ülkede Laiklik elden gidiyor, İrticai tehtid var diye sadece ZAN ile hüküm vererek insanları yargılayanlar yine bunlar..

Kıyafet kanununa muhalefetten asılan kişi sayısı tüm ülkede toplam 27'dir...

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
İslamiyetin 1500 sene önce kadına verdiği hak ve özgürlüğü bugünkü medeniyet henüz daha yakalıyamamış... Olaya hangi açıdan baktığınız önemli..

Kadini ortuyle bezle kapatip kocasina emir kulu yapmak, uzerine getirilen kumalarla onurunu gurunu yerlere sermek, fiziki siddet ile terbiye etmek kadini yuceltiyorsa, bunlar kadinin hak ve ozgurlugu oluyorsa, o zaman Afganistan kadini dunyanin en ozgur en onurlu gururlu kadinidir.

Sen olaya at gozlugunden bakarsan hep .....

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Oguz kıvamındaki bazı arkaşarlar için soruyorum...

Siz sıkıştığınız zaman saldırmadan, hakaret etmeden, havlamadan yapamıyormusunuz..? Fikire, fikir ile karşı koymak yerinde neden olayı hemen kişisel saldırı ve hakaret boyutuna taşıyorsunuz..? Elinize bi bok geçtiğini mi sanıyorsunuz..? Herkesi aynı seviyesizlğiniz içine mi çekmek istiyorsunuz..? Akıl yaşınızla alakalı bir durum mu bu, yoksa karekteriniz le mi alakalı...

İnançsızlığınız ile alakalı olduğunu sanmıyorum.. Çünki dügünce tartışmayı becerenleriniz çoğunlukta... Tamam her toplumda, cemaatte, cemiyette böyle çürük elmalar bulunur; ama zararı ya kendinedir, yada içinde bulunduğu topluma..

Söylediğin ifadelerdeki boşlukları çıkartırsak, Yalan söylediğimi iddia ediyorsun.... Dayanağın nedir..?

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

be mask bize bedevinin dinini itekleyeceksin ama yiyecek kim..

islamda 1400 sene evvel kadına ne hakkı verildi bir yaz istersen...

çocukları koynuna alan bediviler kime ne hakkı verecek""" ayatullah humeyni ne demiş bakın"""" adlı başlığa git de bak .. kadına kıza çocuğa ne haklar verilmiş.. neler reva görülmüş...

aşagıdaki son satırı yorumsuz olarak ve ekleme ilave yapmadan yazıyorum..

----abdülhamit kadınlarından biri hasta olduğu zaman doktorlara kadınlarını elletmezdi..kadınlarına kalın cilbablarını giydirip

doktorun karşısına oturtur ve bakarak muayene etmesini isterdi..nazikeda başkadın efendi abdülhamit ile evlendiğinde 12 yaşında idi----...nokta..

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Sn. Andromeda...

Şapka meselesi ile ilgili; Necip Fazıl'ın SOn Devrin Mazlumları adlı kitabını denk gelirse okuyunuz....

27 sayısı çok ama çok indirgenmiş bir rakam olmakla birlikte; Şapka giymediği için 2 kişi bile idam edilse; Bu, Bu zülmü yapanları mazur göstermez... Tarih sayfalarına geçmiş bir utanç tablosudur bu.. Bu gün aynı zül Türban için yapılmaktadır..

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

FreeWill..

Örtünmek islamın tavsiyelerinden birisidir... Bunu yapmayan kafir olmadığı gibi, yapan da cennetlik diye birşey yok.. Örtünmek Kadın için fıtri dir.. Bu fıtrattaki kadınlar örtünmeyi tercih ediyor.. Olmıyanlar örtünmüyor.. Bu tamamen kişisel bir tercihtir.. Sistemin bir zorunluluğu değildir...

maldini..

Elbette kabul etmek zorunda değilsin.. Çünki ilk başta da belirttiğim gibi bu bakış açısı ile ilgili bir durum.. Eğer Allah veAhiret inancı yoksa; Şeriatın bazı hükümleri gereksizdir... Olaya sadece Dünya açısından bakarsan işin şekli değişir.. Ama şeriatın esas gayesi; İnsanların Ebedi Hayatlarını da muhafaza altına almaktır... Siz bu açıdan bakmadığınızda elbette çoğu hüküm manasız ve itici gelecektir..

Sonra şeriat diğer hukuk sistemleri gibi bir sistemdir.. Zaman ile inklişafa tabidir...

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Tartışmaya katıl

You can post now and register later. If you have an account, sign in now to post with your account.

Misafir
Bu konuyu yanıtla

×   Yapıştırdığınız içerik biçimlendirme içeriyor.   Biçimlendirmeyi Temizle

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Your previous content has been restored.   Clear editor

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

Yükleniyor ...

  • Konuyu Görüntüleyenler   0 kullanıcı

    Sayfayı görüntüleyen kayıtlı kullanıcı bulunmuyor.

×
×
  • Yeni Oluştur...