Jump to content
DreiMalAli

Erken İslam ve Muhammed yaşadı/yaşamadı linkleri.

Recommended Posts

59 dakika önce, Bedevii yazdı:

 

Yanılıyorsunuz...

 

Hz Muhammed kusursuzdur. Bizzat yaşam pratiği, içerdiği kusursuzlukla bunun delilidir.

İyi de köleleri ve çok sayıda karı ve cariyeleri olan, çocukla evlenen bir insan nasıl kusursuz olabilir?

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
Bir saat önce, haci yazdı:

çok sayıda karı 

 

Peygamber efendimizin, kadın denilen o güzel ve cezbedici varlığa yoğun bir ilgi duymasının garip olan tarafı nedir, anlayamadım doğrusu.  Şahsen bende kadınların olmadığı, onların o tatlı ses tonlarının duyulmadığı, zarif tenlerine dokunulamadığı ve estetik vücutlarının görülemediği  bir dünyayı yaşanabilir bulmazdım.

 

Cemal Süreyya'nın bir şiirinde belirttiği gibi;

 

ama kadınlar, tanrım,

öyle sevdim ki onları,

gelecek sefer dünyaya kadın olarak gelirsem,

eşcinsel olurum.

 

 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
6 dakika önce, Bedevii yazdı:

Cemal Süreyya'nın bir şiirinde belirttiği gibi;

 

ama kadınlar, tanrım,

öyle sevdim ki onları,

gelecek sefer dünyaya kadın olarak gelirsem,

eşcinsel olurum.

 

 

 

Böyle bir şiiri var mı cemal süreyya'nın gerçekten?:)

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
On 13.10.2017 at 02:44, Bedevii yazdı:

Sınırlı olan insan aklının Peygamber Efendimiz gibi kusursuz ve yüce bir zatı kurgulayabilmesi mümkün değildir. Böylesi bir durum  insan aklının sınırlarını aşan bir duruma tekabül ettiği için ihtimal dahilinde değildir.

 

Ayrıca her anlamda kusursuz olan, içerdiği bilimsel mucizeler ile ilahi niteliği kanıtlanmış bulunan Kuran'ın bizatihi şahitliği, Peygamber efendimizin yaşadığına dair en önemli delil mahiyetini taşımaktadır. 

 

Velhasılı kelam, bu başlık altında dillendirilen iddialar her neresinden tutarsanız tutun elde kalan, Ateizmin, özellikle evrim teorisinin Adnan Hoca tarafından yürütülen bilimsel çalışmalar sonucu çürütülmesi ile içine düştüğü çıkmazdan kurtarılması için ortaya atılmış mesnetsiz ithamlar ve dikkate alınabilirlikten uzak varsayımlardır sadece...

 

Hahahaha...

 

Ttrollük müessesesinin hakkını veriyorsun vesselam.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
18 saat önce, Bedevii yazdı:

 

Hz Muhammed kusursuzdur. Bizzat yaşam pratiği, içerdiği kusursuzlukla bunun delilidir.

 

Forumdașların iletilerine(!) șunları da ekleyelim:

Ben Size " Hayatınızda kesinlikle yalan söylemișsinizdir." desem, kesinlikle yanılmıș olmam, ki bu herkes için geçerlidir.

Birbirimizi kandırmayalım lütfen. Sevdiğimiz ve peșinden gittiğimiz insanların, bu ve bașka noktada , kendimizden pek bir farkları yoktur.

Peygamberiniz hakkında istediğiniz kadar güzelleme yapabilirisiniz, ancak bu Sizi oyalamaktan bașka ișe yaramaz.

 

 

tarihinde kavak tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
19 saat önce, Bedevii yazdı:

 

Yanılıyorsunuz...

 

Hz Muhammed kusursuzdur. Bizzat yaşam pratiği, içerdiği kusursuzlukla bunun delilidir.

:lol:Enfal 65-66 okuyun lütfen. dötünü üç taşla silen peygamberin deyilm. ilk müslüma  peygamber kimdir? onuda öyren. arşa gitmeden önce:lol: pis kalbini yıkata moho  düldüle arşa giden muhmmed 50 vakit namzı  nasıl 5 vakite indirdi keedi becerisimi yoksa yardım eden biri varmıyıydı. arşa gitimdiyen muhmmede  bunu duyan ebu bekir ne demiş sence. matamatiyi bilmeye zaman kavarmını yanlış söyleyen allahmı muhmmedmi kile cariye edinen kusursuz peygamber muhmmed daha sayarımda bu kadar yeter

tarihinde güven tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
18 saat önce, haci yazdı:

Sevdiği için mi onları dövüyor.

 

Bunu da nereden çıkardınız...

 

Hz Aişe'nin rivayet ettiği ve İbni Mace'de geçen bir hadiste'de belirtildiği gibi Hz Peygamber, hiç bir hanımına tek bir tokat bile vurmamıştır.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Sitesi kapanmış olan linklerinizi archive.org'dan çıktılayın;

 

Sitesi kapanmış link örneği:

http://www.bilimselfelsefe.net/viewtopic.php?f=10&t=576

 

Archive.org çıktısı;

https://web.archive.org/web/20101213174505/http://www.bilimselfelsefe.net/viewtopic.php?f=10&t=576

tarihinde Jengaver tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Bu yazıyı https://www.bilimveyaratilisagaci.com/2020/03/226-bizans-misir-cin-ve-ermeni-kaynaklarinda-hz-muhammed-ve-erken-islam/ adresinden aldım.

 

Gerek Müslüman tarihçiler gerek batılı oryantalist tarihçiler Hz. Muhammed’in hayatını ve yazılı kaynakları didik didik incelemişler ve bu alanda binlerce eser yazmışlardır. Tarihi iyi bilen bu insanların Hz. Muhammed’in yaşadığından ve İslam’ı başlatıp kökleştirdiğinden ve kısa zamanda Arapların topraklarının genişlemesine ve İslam’ın aydınlığının yayılmasına vesile olan o ilk motivasyonu O’nun verdiğinden hiç şüphe etmezler. Şüphe etmeyen oryantalistlerin sayısı on binleri bulduğundan ve bu kişiler geneli oluşturduğundan dolayı bunlara örnek istenmez. Çünkü örnekler geneli göstermek için değil istisnaları göstermek içindir. İstisna olanlar ise çok az sayıda oryantalisttir ki Hz. Muhammed’in gerçekte yaşamış olmayabileceğini, çünkü Müslümanların ilk tarih kayıtlarını Peygamberin vefatından yüz yıl sonra yazmaya başladığını ve bu tarihleri hatta Hz. Muhammed’i bile uydurmuş olabileceklerini iddia ederler. Diğer oryantalistler tarafından komik bulunan bu iddia sahipleri istisnayı teşkil ettiği için örnek verelim, mesela Sven Kalisch. Yurdum ateistleri de boş durmamış bunların safsata ve yanıltmaca dolu makalelerinden alıntılar yaparak internette yayınlamışlar. Ortak iddiaları şu şekilde;

“İslam tarihini anlatan erken yazılı kaynaklar yoktur, ne erken Bizans kaynaklarında ne de başka herhangi bir kaynakta Muhammed’den bahsetmiyorlar. Bizans’ın ve diğer ülkelerin Hz. Muhammed’den bahsetmesi ise İslami kaynaklardan sonrasına denk geliyor. Dolayısıyla İslam tarihinden almış olabilirler ve hepsi uydurma olabilir”

Bu iddialarına karşılık onların kasıtlı olarak bahsetmedikleri en erken tarihi kaynakları bu yazıda hatırlatacağız. Fakat daha önce şunu ifade etmeliyiz ki İslam tarihi konusunda Müslüman olsun olmasın farklı ülkelerin çok hacimli kaynakları vardır. İslam kaynakları gerek Peygamberin hayatını ve gerek sonraki İslam devletlerini kronolojik olarak çok ayrıntısıyla bildirir. Köklü İslam geleneği ancak nesilden nesile aktarılarak gelebilir, tarihin bir yerinde Peygambersiz ortaya çıkıp kökleşemez.

Fakat ana sorumuz; Sistematik ilk İslam tarihçileri olan İbn İshak (ö. 768), Vakıdi (ö. 822), İbn Hişam (ö. 833), Taberi (ö. 922) gibi tarihçilerimiz henüz eserlerini ortaya koymadan önceki İslam dışı kaynaklarda Hz. Muhammed geçiyor muydu? Eğer Hz. Muhammed ve İslam’ın başlangıcı bizim İslam tarihçilerimiz tarafından yazılmaya başlamadan önce diğer dinlerin ve ülkelerin kaynaklarında geçiyorsa o halde Hz. Muhammed yaşadı mı yaşamadı mı sorusunun bir polemik çıkarmaktan başka amaç taşımadığı ortaya çıkacaktır. O halde Hz. Muhammed’den haber veren en erken kayıtları paylaşalım.

  1. British Library’da bulunan ve 635 yılında Thomas the Presbyter tarafından yazılan yazıtlara göre Romalılar ve Hz. Muhammed’in Arap ordusu 634 yılında savaştılar ve Araplar Romalıları yendi.[1] Tarihçiler bu savaşa Dathin savaşı diyor.[2] Bu belgelerde “Muhammed’in Arapları” diye açıkça Peygamberin ismi ve Bizanslıları mağlup edişleri belirtilmiştir.
  2. 665 yılında Hristiyanlar tarafından yazılan Maronit günlüklerinde de halife Muaviye’den ve Hz. Muhammed’den aşağıdaki ifadelerinde açıkça söz edilmektedir;[3, 4]

“Aynı yılın Temmuz ayında emirler ve birçok Arap toplandı ve Muaviye’ye sadakatlerini verdi. Sonra, egemenliğinin tüm köylerde ve şehirlerde kabul edilip kral ilan edilmesi gerektiği yönünde bir emir çıktı. Ayrıca altın ve gümüşü darp etti, ancak kabul edilmedi çünkü üzerinde haç yoktu. Dahası, Muaviye dünyadaki diğer krallar gibi bir taç giymedi. Tahtını Şam’a yerleştirdi ve Muhammed’in yerine geçmek istemedi.”

  1. 636 yılında yazılmış bir Suriye günlüğünde şikayet babında Muhammed’in ordusunun Bizans topraklarını işgal ettiği Galile’den Belh’e kadar her yeri ele geçirdikleri, askerleri öldürdükleri ve bir sonraki savaşın 636’da Gabitha’da olduğu yazar.[5] Gabitha, Yermük ırmağının yanındadır ve ünlü teolog Nöldeke bu savaşın tarihinin ve yerinin Yermük savaşının tarihine tam uymakta olduğunu söylemektedir.[4, 6]
  2. Muhammed’den bahseden diğer bir kitap ise “Short chronicle” diye tanınan kitaptır. Nöldeke ve daha birçok ünlü teolog bu kitabın 670-680 arasında yazıldığını teyid etmişlerdir.[7, 8] Bu kitap Suriye Ortodoks kilisesi tarafından yazılmıştır. Kitapta şu ifadeler geçer;

“Tanrı onlara karşı İsmail oğullarını gönderdi. Sayıları kumsaldaki kumlar kadar çoktu. Liderleri Muhammed’di. Ne duvarlar, ne kapılar, ne de kalkanlar onlara karşı dayanamadı. Tüm Pers imparatorluğunu ele geçirdiler. Yazdegerd (Son Pers kralı) onlara karşı sayısız ordu gönderdi fakat Araplar hepsini yok etti.”[8]

Bu kitapta Peygamberin ilk ortaya çıkışı ve yaşadığı birçok hadise anlatılmıştır.  İsmailoğullarının liderlerinin Muhammed olduğunu, Sasaniler’in Araplara yenilişi, Arapların Bizans topraklarına geçişleri ve bazı şehirleri aldıkları, artık Bizans ve Sasani topraklarına Arapların hükmetmeğe başladığı, Araplar’ın Suriye ve Filistini’de ele geçirdikleri ve Bizans imparatoru Herakliyus’un üzüntüden kısa süre sonra öldüğü de yazılmıştır.[8] Dikkat ediniz bu kitabın yazıldığı yıllar da diğer kitaplarınki gibi henüz müslümanların tarih yazımına başlamadığı yıllardır ve bu kitapların yazarları duyduklarını değil kendi devirlerinde gördükleri olayları yazmışlardır, anlattıkları olaylar kendi zamanlarının ve coğrafyalarının olaylarıdır. Devam edelim.

  1. 700’lü yıllarda yaşamış olan Shimon bar Yochai isimli Yahudi Rabbi’si “The Secrets of Rabbi” isimli kitabında İslam Peygamberinin Yahudilerin beklediği gerçek Mesiholduğunu yazar[9], kitabında şu ifadelere yer vermiştir:

“Kutsal olan BİR (Yehova) tarafından kutsanmış ölümlüden korkmayın. O sizi kötülüklerden kurtarmak için İsmail’in krallığını getiriyor. O’nun (Tanrı’nın) isteğine uygun olarak üzerlerine bir peygamber yetiştirecektir. Ve onlar için toprakları fethedecek. Ve gelip ihtişamla restore edecek. Esav’ın çocukları ile aralarında büyük düşmanlık olacak.”

“Onlara bir ruhun sahip olduğu çılgın bir peygamber yetiştirir ve toprağı onlar için fetheder.

Ve onlar gelip büyüklük içinde egemenliği ele geçiriyorlar.”

  1. Diğer bir belge de Ermeni kayıtlarında var. Bir ermeni keşişi olan Sebeos tarafından 660’lı yıllarda yazılan ve “The History of Sebeos” ismiyle tanınan eserde İslam’ın ilk yılları, İslam peygamberi, fetihler ve 656-661 yılları arasında müslümanlar arasında çıkan fitneler yazılmıştır.[9] 660’lı yıllarda yazdığı kitabında Hz. Muhammed’den Mahmet diye şöyle bahseder;

“Çöl yollarını aşarak [peygamber ve yoldaşları] Tachkastan’a, İsmail’in oğullarına gittiler, onları yardımlarına çağırdılar ve kutsal metinler yoluyla onlara akrabalık ilişkileri hakkında bilgi verdiler. Ancak ikincisi akrabalık ilişkilerinden ikna olmuş olsa da, kültleri birbirinden ayrıldığı için çok sayıda anlaşma konusunda birleşemiyorlardı.

O zaman, İsmail oğullarından ismi Mahmet olan ve bir tüccar olan belirli bir adam Tanrı’nın emriyle sanki onlara bir vaiz [ve] gerçeğin yolu olarak göründü. Onlara İbrahim’in Tanrısını tanımalarını öğretti, çünkü özellikle Musa’nın tarihi öğretilmiş ve bilgilendirilmişti. Şimdi komuta yüksekte olduğu için, tek bir düzende hepsi din birliği içinde bir araya geldi. Boş kültlerini terk ederek, babaları İbrahim’e görünen canlı Tanrı’ya döndüler. Mahmet onlar için yasa koydu: leş yememek, şarap içmemek, yalan konuşmamak ve zina etmemek. Dedi ki: ‘‘And olsun ki Tanrı bu toprakları sonsuza dek İbrahim’e ve zürriyetine vaat etti.”[10]

Muhammed ismi farklı yörelerde farklı telaffuz edilerek Mehemmed, Mehmed, Mahmed veya Mahmud olarak ta kullanılmaktadır. Türkçe’de kullanıldığı gibi bazı dillerde de sondaki D harfleri T harfine dönüşebilir.

  1. 634-640 yılları arasında Yunan Hristiyan doktrini üzerine yazılmış olan Doctrina Jacobiisimli kitapta ise yazar üç Yahudi ile olan diyaloğunu aktarır ve Filistin’den kaçan arkadaşının ona mektup yazdığını, mektubunda sözde bir peygamberin çıkmış olduğunu fakat Peygamberlerin kan dökmediği halde bu kişinin kan döktüğünü kılıçla fetihler yaptığını anlatmıştır.[11] Araplar’ın Filistine gelip Kayseya’yı aldıklarını (m.633) ve kendisinin de Filistin’den kaçtığını yazmıştır. Bu kitapta Hz. Muhammed’in ismi verilmese de bahsettiği Peygamberin Hz. Muhammed olduğu açıktır.[4, 9]
  2. Şam’lı Keşiş John’a ait yazıtlar: Yedinci yüzyılda yazılmış bu yazıtlarda Şamlı keşiş John, Muhammed Peygambere Deccal’in (anthichrist) habercisi demiştir.[12] Michael Bonner, böyle demesinin sebebini, Muhammed’in teslis inancıyla mücadele etmesi olduğunu yazmıştır.[13]
  3. Diğer bir yazar da Rabban Hormizd’dir (Ö. 670). Bugünkü İran’ın Kuzistan eyaletindendir. Bu yazar Mezopotamya’nın değişik yerlerini dolaşarak İslam’ın yayılışını bizzat görmüş ve İslam ve Arapların yayılışı hakkındaki izlenimlerini kayda geçirmiştir. [8, 14]
  4. Diğer bir yazar John bar Penkaye’dir. Kuzey batı Mezopotamya’da yaşamış, bir manastır rahibidir. “Book of the Salient Points” diye bilinen kitabı vardır. Bu kişi daha çok Araplar’ın kurduğu ilk islam devleti olan Emevi devletinin erken yıllarını 687 yılına kadar yazmıştır ve bir yerde Hz. Muhammed’den adıyla şöyle söz etmiştir:

“(Emeviler) başlangıçta eğitmenleri (tā’rā) olan Muḥammad’in geleneklerine (mašlmānūtā), yasalarına karşı zalimce davrandığı görülen herkese ölüm cezası verebilecek ölçüye geldiler.”[15]

Yine bir yerde de İslam Peygamberini REHBER “mehadyana” diye nitelendirmiştir.[8, 16]

  1. Odessa’lı Jacob (Jacob of Edessa) yedinci yüzyılın sonunda yani henüz Araplar’ın tarih yazımına başlamadığı dönemlerde Hz. Muhammed’den ve getirdiği dinden bahsetmiştir, günlüklerinde şu ifade geçer;

“Arapların ilk kralı Muhammed 7 yıl hüküm sürdü ve Ebubekir 2 yıl 7 ay hüküm sürdü”.[4, 17]

Muhammed ticari işler için Filistin ve Suriye’ye gitmiştir. [8, 18]

  1. İslam’ın erken yıllarına denk gelen İslam’ın başlangıcını veya yayılışını anlatan Bizans kayıtları yoktur, bunun yerine Bizans topraklarında yaşamış olan yukarıda bahsedilen tarihçilerin kendilerine ait erken kayıtlar vardır. Fakat daha sonraki yüzyıllarda Bizanslılar, Araplarla olan ve İslam Peygamberi Hz. Muhammed ile olan mücadelelerini kayda geçirmişlerdir. Örneğin sonraki Bizans kaynakları Hz. Muhammed’in ordusu ile Yermük savaşı yaptığını ve Bizans askerlerinin aşırı sıcaktan ve kum fırtınalarından olumsuz etkilendiğini detaylı anlatırlar.[19] Bizans kaynaklarının İslam’ın ilk yıllarındaki yayılışına ve topraklarını kaybedişine ait erken kayıtlar tutmamasının nedeni, o zamana kadar hiçbir siyasi ve askeri başarı öyküsü olmayan Arap kabilelerini hafife almaları ve kabullenememeleri olabilir.
  2. Müslümanlar Mısır’ı 642 yılında fethettiklerinde o tarihten itibaren devletteki gündelik işlerini papirüslere yazmışlardır ve devlet işlerini anlatan bu papirüslerden bugün çeşitli müzelerde vardır. Fethin olduğu ilk yıldaki papirüslerden itibaren incelendiğinde papirüslerin başına hep besmele (Bismillahirrahmanirrahim) konmuş başka bir Tanrı ismi hiç zikredilmemiştir. Bu durum da bu tarihlerde Arapların pagan inançlarından kopmuş olup tek Tanrı inancına geçmiş olduklarını gösterir. Devletin günlük işlerinin yazıldığı bu ilk dönem papirüslerinin bazılarında Kuran’dan ayetler de vardır.

Mesela 650 tarihli bir papirüste Urve Bin Tabit’in ölümünü bildirirken ihlas suresi yazılmıştır.[20, 21] Yine Filistin arkeoloji müzesinde bulunan 680 tarihli ve P. Nessana 77 kodlu papirüste “Allah ve  Rasulünün koruması altında” diye bir ifade vardır, burada da dolaylı olarak Hz. Muhammed’den bahs edilmiştir.

  1. Nikiou’lu john olarak bilinen Mısır’lı keşişin 700 tarihinde yazdığı tespit edilen günlüklerinde şu ifadeler geçer:[22]

“Sahte Hıristiyanların birçoğu kutsal Ortodoks inancını ve hayat veren vaftizi reddetti ve Müslümanların dinini, Tanrı’nın düşmanlarını kucakladı ve canavarın kötü doktrinini kabul etti, O Muḥammed’dir.”

Görüldüğü gibi diğer dinlerin büyükleri dinlerini muhafaza edebilmek için İslam’a ve Hz. Muhammed’e hakaret etme yoluna gitmişlerdir.

  1. Eski çin kaynaklarından Minshu kayıtlarına göre; “Tang Hanedanlığı Wu De döneminde (618-626), Muhammed, dört büyük erdemli insanı dinlerini yaymak için Çin’e gönderdi. Bunlardan birincisi Guangzhou’da, ikincisi Yangzhou’da, üçüncüsü ve dördüncüsü ise Quanzhou’da dini yaydı”. “Eski Tang Tarih Kayıtları”na göre ise; Müslümanlar 651 yılında halife Hz. Osman döneminde Çin’i ziyaret etmişlerdir. Bu ziyaret, halife Hz. Osman’ın Tang Gaozong (唐高宗) döneminde Çin’e elçi göndermesiyle gerçekleştirilmiştir. Bu bilgiyi Tang Hanedanlığı döneminde Du Huan (杜环) tarafından yazılan “Seyahat Notları (经行记)” adlı eserden öğrenmekteyiz. ([23] nolu kaynaktan aynen alıntı yapılmıştır.)
  2. Yine Kudüs’te 691 yılında inşası bitirilen Kubbet’üs Sahra’nın orjinal tavan taşlarına da yapıldığı tarihte La ilahe İllallah Muhammeden Rasulullah yazılmıştır.[24, 25] Yine yapıldığı tarihte yazılan bakır kitabesinde de Peygamberin Muhammed olduğu defalarca yazılmıştır[26, 27] ve bugün kubbedeki orjinal yazılar ve kitabenin aslı durmaktadır.
  3. British museum’da bulunan 696 yılına ait Emevi dönemi paraları üzerinde “La ilahe İllallah Muhamden Rasulullah” yazıları vardır.[28, 29]
  4. 702 yılında Sasani topraklarında basılan madeni parada ise fatiha suresi ve Muhammeden Rasulullah ifadeleri vardır.[30, 31]
  5. British Museum’da bulunan 685 tarihli madeni paranın üstünde Muhammeden Rasulullah diye yazıldır. [32, 33]
  6. Kahire müzesindeki 691 tarihli bir taş kitabede şu ifadeler geçer:

“Muhammed’in ölümünden sonra İslam kendilerinin üzerine kalan İslam halkı”[34, 35]

  1. Foroughi koleksiyonunda bulunan 691 tarihli madeni para üstünde Arapların yönetimi altındaki Sasanilerin alfabesiyle “Muhammed Rasulullah” ifadesi yazılıdır.
  2. British Museum’da ve başka koleksiyonlarda bulunan 692 tarihli madeni paralardan anlaşıldığına göre, Emeviler ele geçirilen Bizans topraklarında kullanılmak üzere Herakliyusun bastırdığı paraların aynısını bastırmışlar fakat paralardaki haç işaretlerini koymayıp paranın arkasına da Bismillah, La İlahe İllallah Muhammeden Rasulullah” yazdırmışlardır.[36, 37]

Dikkat edin bu tarihler henüz İslam tarihçilerinin tarih eserleri yazmaya başlamadıkları dönemlere aittir.

  1. Son kanıt olarak ta Birmingham Üniversitesinde bulunan ve en geç olarak Hz. Osman döneminde yazıldığı karbon testleriyle ispatlanan ve elimizdeki Kuran’ın aynısı olan Kuran nüshaları da İslam tarihçilerinin belirttiği tarihlerde Kuran’ın yazılmış ve çoğaltılıyor olduğunu ve dolayısıyla Hz. Muhammed’i ve İslam’ın başlangıcını ispat eder.

Hz. Muhammed yaşamadı iddialarını dillendiren Kalisch’e karşı yabancı uzmanların görüşlerine de bakalım. İslam uzmanı olan ve aynı zamanda, “Corpus Coranicum” projesinde çalışan sayın Angelika Neuwirth bu durumu şöyle ifade ediyor:

– NE YAZIK Kİ SAYIN KALİSCH, MUHAMMED’İN TARİHSEL KİŞİLİĞİ HAKKINDAKİ ŞÜPHELERİNİ ORTALIĞA YAYDI. OYSA BU TÜR ŞÜPHELERİNİ ,İYİ BİR TARİH ÇALIŞARAK, YOK EDEBİLİRDİ…. ŞÜPHELERİNİ, İKNA EDİCİ HERHANGİ BİR KAYNAĞI SUNMADAN VE BU TEZİNE HERHANGİ BİR KARŞI GÖRÜŞ KABUL ETMEDEN YAYMASI SADECE PROVOKASYONDUR.

İslam uzmanı ve “Corpus Coranicum”da yer alan Michael Marx, “Der Spiegel” dergisinde verdiği röportajda, bu tür tezleri öne sürenlerin, kaynak çalışmaları güçlü olmadığını şu sözlerle ifade etti:

– …ANCAK ANLAŞILDIĞI KADARIYLA KALİSCH’İN DE İÇİNDE BULUNDUĞU BİR GRUP AKADEMİSYEN, PROFESÖR KARL-HEİNZ OHLİG’İN TEZLERİNİ DESTEKLEMEYE KARAR VERMİŞ.  OHLİG BU TEZLERİNİN ÜÇ SENE ÖNCE KARANLIK BAŞLANGIÇLAR (DİE DUNKLEN ANFÄNGE) ADLI KİTABINDA YAYINLAMIŞTI. BURADA, KUR’AN’IN HIRİSTİYANLARA AİT BİR METNİN OLDUĞUNU VE HZ. MUHAMMED’İN YAŞAMAMIŞ OLABİLECEĞİNİ SAVUNUYOR. … OHLİG’İN PEYGAMBERİN YAŞAMADIĞI TEZİNİ SAVUNULAMAZ HALE GETİRECEK ORTADA ÇOK MİKTARDA KANIT VAR. 14. YÜZYILDA MÜSLÜMANLARLA HIRİSTİYANLAR ARASINDA YAPILAN POLEMİKLERDE BU KONUNUN GÜNDEME GELDİĞİNİ GÖRMÜYORUZ. HATTA İLK DÖNEM SÜRYANİ VE ARAMİ KAYNAKLARINDA PEYGAMBERİN YAŞADIĞI HAKKINDA BİRÇOK KANIT VAR. (Not bu yazıyı İngilizce olarak derginin sitesinden okuyabilirsiniz[38] Türkçe çevirisi ise şu makaleden alınmıştır [39])

Ek olarak; bir sitede çıkan bu konuyla alakalı bir yazıyı da kısaca muhatap alıp birkaç cevap verelim. Demiş ki Kubbe’tüs Sahra’nın tavanında İsa ile ilgili sözler yazılı. Bu da demekki bunu yaptıran Emeviler 691’de hristiyanlığa inanıyorlardı. Evvela bu çok bilgisizce bir iddia, çünkü oradaki yazılar İslam’ın Hristiyan inançlarına olan üstünlüğünü göstermek için yazılmıştır, bunun hakkında bir görüş ayrılığı yok.[40, 41] Kudüs’ü ele geçiren müslümanlar Yahudi ve Hristiyanların inançlarına dokunmamıştı, zorla müslüman yapmamışlardı, onlar da Kudüs’te hâla varlıklarını sürdürüyorlardı ve halife Abdulmelik bu kubbeye yazdığı yazılarla Hristiyanların inançlarının yanlış taraflarını onlara öğretmeyi amaçlıyordu. Yazdıkları tamamen Kuran’da geçen ayetlerden alınmıştır. Şöyle;

“Lütufkar ve merhametli Allah’ın adıyla , Allah’dan başka Tanrı yoktur, onun ortağı yoktur.

O verir yaşamı ve o öldürür, o her şeye gücü yetendir.

Övülmesi gereken , Allah’ın hizmetçisi ve onun elçisidir.

Allah ve melekleri Peygambere rahmet diliyorlar.

Ey ehl-I kitap kararınızda yanlış olmayın ve Allah hakkında sadece doğruyu söyleyin çünkü İsa Mesih , Meryem’in oğlu, Allah’ın elçisidir, onun Meryem’e yerleştirdiği kelimesidir.

Allah’a ve elçisine inanın ve üç demeyin (teslis inancının reddi ) bunu bırakın , çünkü Allah birdir , övgüler ona, nasıl çocuk sahibi olsun ki, gökteki ve yerdeki her şey onundur.

Mesih Allah’ın hizmetçisi olmaktan gocunmayacaktır, Allah’a yakın olan meleklerdir.

Rab , elçin Meryem oğlu İsa’yı kutsa, doğduğu günde , öldüğü günde , yeniden dirileceği günde sağlık, refah ona.”

Bu yazıttaki her söz Kuran ayetleridir. Örneğin, son cümle meryem 15 ayetidir. Tekrar edelim Kubbet’üs Sahra İslam’ın diğer dinlere üstünlüğünü göstermek için ihtişamlı yapılmış ve özellikle Hristiyanların teslisi reddetmeleri gerektiğini belirtmek için ilgili ayetler kubbeye işlenmişlerdir. Üstelik 16. maddede belirttiğimiz gibi bu tavan taşlarında ve bakır kitabesinde “La ilahe İllallah Muhammeden Rasulullah” lafzı zaten açıkça yazılıdır ama bundan bahsetmeyip polemik oluşturmak için sadece İsa’dan bahsedildiği yerleri vermişler.

Kısaca bunlar ve daha sonraki sayısız kaynak Hz. Muhammed’in hayatını detaylı bir şekilde anlatır. Oryantalistler dahi Hz. Muhammed’in yaşadığından şüphe duymazlar. Bu tür iddiaları ortaya atan insanlar kaynaklardan haberleri yok veya sadece polemik çıkarma endişesi taşımaktadırlar.

Not: Hz. Muhammed’in savaş kurallarında kılıçsız kasaba halklarının öldürülmesi kesinlikle yasaklanmıştır. O devirde Bizans, Sasani veya diğer devletlerin böyle bir hassasiyeti olmadığı halde Hz. Muhammed böyle birşeyi yasaklamış ve müslümanlar masum kasaba sakinlerine dokunmamışlardır.[42]

KAYNAKLAR

  1. W. Wright, Catalogue Of Syriac Manuscripts In The British Museum Acquired Since The Year 1838, 1872, Part III, Printed by order of the Trustees: London, No. DCCCCXIII, pp. 1040-1041.
  2. A. Palmer (with contributions from S. P. Brock and R. G. Hoyland), The Seventh Century In The West-Syrian Chronicles Including Two Seventh-Century Syriac Apocalyptic Texts, 1993, op. cit., p. 19, note 119; Also see R. G. Hoyland, Seeing Islam As Others Saw It: A Survey And Evaluation Of Christian, Jewish And Zoroastrian Writings On Early Islam, 1997, op. cit., p. 120, note 14.
  3. R. G. Hoyland, Seeing Islam As Others Saw It: A Survey And Evaluation Of Christian, Jewish And Zoroastrian Writings On Early Islam, 1997, op. cit., p. 136. Also see, A. Palmer (with contributions from S. P. Brock and R. G. Hoyland), The Seventh Century In The West-Syrian Chronicles Including Two Seventh-Century Syriac Apocalyptic Texts, 1993, op. cit., p. 32; M. P. Penn, When Christians First Met Muslims – A Sourcebook Of The Earliest Syriac Writings On Islam, 2015, op. cit., p. 58.
  4. https://www.islamic-awareness.org/history/islam/inscriptions/earlysaw.
  5. W. Wright, Catalogue Of Syriac Manuscripts In The British Museum Acquired Since The Year 1838, 1870, Part I, Printed by order of the Trustees: London, No. XCIV, pp. 65-66. This book has been recently republished in 2002 by Gorgias Press.
  6. Th. Nöldeke, “Zur Geschichte Der Araber Im 1, Jahrh. d.H. Aus Syrischen Quellen”, Zeitschrift Der Deutschen Morgenländischen Gesellschaft, 1876, op. cit., pp. 79-82.
  7. Theodor Noldeke, “Die von Guidi herausgegebene syrische Chronik, ubersetzt und commentiert,” in Sitojmgsberichte der kaiserlichen Akdemie der Wissenschc^n, phil -hist. KJ. 128, 9 (Vienna: 1893), p. 3.
  8. Al-Ka’bi, N. (2016). A Short Chronicle on the End of the Sasanian Empire and Early Islam. 590-660 AD. Gorgias Press.
  9. Boras, L.B., ” A prophet has appeared Coming with the Saracens”. The non-Islamic testimonies on the prophet and the Islamic conquest of Egypt in the 7th-8th centuries. 2017.
  10. Sebeos, Chronicle, 134, translation in R. Hoyland, Sebeos, The Jews 89.
  11. Doctrina Jacobi, V. 16.19, for the translation, Sean Anthony, Muhammad the Keys, 246.
  12. John of Damascus. Liber de Haeresibus. PG 94:764; trans. D. J. Sahas, John of Damascus on (1972), !33. On the authenticity of Chap. 100/101. sec ibid.. 60-66.
  13. Bonner, Michael, ed. Arab-Byzantine relations in early Islamic times. Routledge, 2017.
  14. The Histories of Rabban Hormis^d the Persian and Rabban Bar-ltdtd, ed. and tr., E. A. Wallis Budge (London, 1902), vol. 1, pp. 3—50.
  15. S. P. Brock, “North Mesopotamia In The Late Seventh Century Book XV Of John Bar Penkāyē’s Riš Millē”, Jerusalem Studies In Arabic And Islam, 1987, op. cit., p. 61.
  16. See S. Brock, “North Mesopotamia in the Late Seventh Century: Book XV ofJohn Bar Penkaye’s Rish MeRc,” JSAI9 (1987); repr. In idem. Studies, II, pp. 51-75.
  17. A. Palmer (with contributions from S. P. Brock and R. G. Hoyland), The Seventh Century In The West-Syrian Chronicles Including Two Seventh-Century Syriac Apocalyptic Texts, 1993, op. cit., p. 37 and p. 38.
  18. E ^ Brooks, “Chronicon Jacobi Edesseni,” in E. W. Brooks, I. Guidi, I. -B. Chabot, Chronica minora, vol. Ill, CSCO 5/Syr. 5 (Paris, 1905), p. 326.
  19. Haldon, J. (1993). Byzantium and the Early Islamic Conquests, Sayfa 130. By Walter E. Kaegi. Pp. xiii+ 313 incl. 5 maps and 2 plates. Cambridge: Cambridge University Press, 1992.£ 45.0 521 41172 6. The Journal of Ecclesiastical History, 44(4), 749-750.
  20. C. Schefer, “Aboul Hassan Aly El Herewy: Indications Sur Les Lieux De Pelèrinage”, Archives De L’Orient Latin, 1881, Volume 1, pp. 587-592. sayfa590’da.
  21. https://www.islamic-awareness.org/history/islam/inscriptions/urwa.html.
  22. R. G. Hoyland, Seeing Islam As Others Saw It: A Survey And Evaluation Of Christian, Jewish And Zoroastrian Writings On Early Islam, 1997, op. cit., p. 156.
  23. Ceylan, E. (2016). ÇİN KAYNAKLARINA GÖRE İSLAMİYET’İN ÇİN’E GİRİŞİ. Current Research in Social Sciences, 2(2), 27-36.
  24. C. Kessler, “ʿAbd al-Malik’s Inscription In The Dome Of The Rock: A Reconsideration”, 1970, Journal Of The Royal Asiatic Society, pp. 2-14.
  25. https://www.islamic-awareness.org/history/islam/inscriptions/dotr.
  26. M. van Berchem, Matériaux Pour Un Corpus Inscriptionum Arabicarum, 1920, Tome 2 / 3, Mémoires publiés par les membres de l’Institut Français d’archéologie orientale du Caire, Imprimerie de l’Institut français d’archéologie orientale: Le Caire, Plate XI; The inscription was also reproduced by Adolf Grohmann in Arabische Paläographie II: Das Schriftwesen. Die Lapidarschrift, 1971, Österreichische Akademie der Wissenschaften Philosophisch – Historische Klasse: Denkschriften 94/2. Hermann Böhlaus Nachf.: Wein, Plate XII.
  27. https://www.islamic-awareness.org/history/islam/inscriptions/copper.html.
  28. J. Walker, A Catalogue Of The Muhammadan Coins In The British Museum, 1956, Volume II – Arab-Byzantine and Post-Reform Umayyad Coins, British Museum: London, pp. liii-lxx, p. 84, 104.
  29. https://www.islamic-awareness.org/history/islam/coins/drachm6.
  30. R. Gyselen, Arab-Sasanian Copper Coinage, 2009, Veröffentlichungen Der Numismatischen Kommission – Band 34, Verlag der Österreichischen Akademie der Wissenschaften: Wein (Austria), pp. 98, 100, 153 and Plate 8.
  31. https://www.islamic-awareness.org/history/islam/coins/fals3.
  32. J. Walker, A Catalogue Of The Muhammadan Coins In The British Museum, 1941, Volume I – Arab-Sassanian Coins, British Museum: London, p. 97.
  33. https://www.islamic-awareness.org/history/islam/coins/drachm1.
  34. https://www.islamic-awareness.org/history/islam/inscriptions/abasa.html.
  35. H. M. El-Hawary, “The Second Oldest Islamic Monument Known Dated AH 71 (AD 691) From The Time Of The Omayyad Calif ‘Abd el-Malik Ibn Marwan”, Journal Of The Royal Asiatic Society, 1932, p. 289.
  36. M. L. Bates, “History, Geography And Numismatics In The First Century Of Islamic Coinage”, Revue Suisse De Numismatique, 1986, Volume 65, pp. 243-250.
  37. M. L. Bates, “History, Geography And Numismatics In The First Century Of Islamic Coinage”, Revue Suisse De Numismatique, 1986, op. cit., p. 243; C. Floss, Arab-Byzantine Coins: An Introduction, With A Catalogue Of The Dumberton Oaks Collection, 2008, Dumberton Oaks Byzantine Collection Publications – 12, Harvard University Press, p. 65.
  38. https://www.spiegel.de/international/germany/dispute-among-islam-scholars-did-muhammad-ever-really-live-a-579052.html.
  39. https://www.turkishnews.com/tr/content/2011/09/25/bizans-kaynaklarinda-hz-muhammed/.
  40. https://www.britannica.com/topic/Dome-of-the-Rock.
  41. Kessler, C. (1970). ‘Abd Al-Malik’s Inscription in the Dome of the Rock: A Reconsideration. Journal of the Royal Asiatic Society of Great Britain & Ireland, 102(1), 2-14. doi:10.1017/S0035869X00127947.
  42. Bakara, 205; Buhârî, Tefsîr 33. Habeşistan’da, muhacirlerin sözcüsü Hz. Cafer’in
    Necâşî huzurunda cahiliyye döneminde yapılanlarla ilgili olarak söyledikleri için bk.
    Ahmed b. Hanbel, 
    Müsned, V, 291; İbn Hişam, es-Sîretü’n-nebeviyye, I, 359-360.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

- Okumayan, okumasını bilmeyen veya okuduğunu anlamayan aptallar için

- bilgisi olmayan, fikir üretemeyen, düşüncelerini başkalarına düşündürenler için

- ve düşünce asalaklığını dahi yaşam tarzı etmiş olan geri zekalı Arap yalakaları için yukardaki iletimi tekrar edeyim:

 

Sevgiler

 

Alıntı

  

Bu başlığın amacı beş iletide belirtildiği halde, hala başlığı amacı dışında kullanan hakkında düşüncelerim.

1: Mesela... Bunlar okumasını bilmiyorlar.

 

Okumasını bilmeyen süslümanlara bu başlığın amacını tekrar hatırlayım:

On 28.11.2009 at 23:36, DreiMalAli yazdı:

Bu başlığın amacı, konuyla ilgilenenler için Erken İslam ve Muhammed yaşadı/yaşamadı tartışmaları hakkında bilgileri (leyhte ve aleyhte) bir araya getirmektir. Şimdiye dek açılan tartışma başlıkları, kaynak kitapları, kaynak makaleleri, röportajları, medya haberlerini vs. bir başlık altında toplamaya çalıştım.

Umarım arkadaşlar da gözlerine ilişen linkleri buraya asarlar.

Sevgiler

 

2: Mesela... Bunlar okuğunu anlamıyorlar.

 

Okuduğunu anlamayan müslümallara bu başlığın amacını tekrar hatırlayım:

On 04.04.2010 at 16:17, DreiMalAli yazdı:

Başlığın ilk iletisinde yazdığı halde, okuma ve okuduğunu anlama sıkıntsı çeken katılımcılar için bu başlığın amacını tekrar hatırlatayım:



Bu başlık bir bibliyografya görevi görmektedir.

Ne tek heceli iletilerle beyin fırtınaları yarattığını zanneden sivrizekalıların mekanıdır, ne de her konuya hemen hemen aynı kelimelerle maydonoz olanların piknik sahasıdır ne de bir tartışma başlığıdır.

Konuyla ilgisi olmayan iletilerin (bu ileti de dahi) moderatör arkadaşlar tarafından silinmesi ricasıyla...

Sevgiler

 

3: Mesela... Bunlar bir arap dinine inanmaya başladıkalarından beri ahlaka ihtiyaç duymayan yaratıklardır.

 

Arap dinindan başka şeyi gözü görmeyen ahlaksızlara bu başlığın amacını tekrar hatırlayım:

On 05.04.2010 at 11:10, IFeelGood yazdı:

Bu konu iğneleniyor.

DreiMalAli'nin uyarı ve ricasını dikkate alalım ve başlığı amacı dışında kullanmayalım lütfen.

Tartışmak veya soru sormak isteyen arkadaşlar, sorunun veya karşı çıkışlarının içeriğine uygun bir konu başlığı mutlaka bulacaklardır. Hepsi yukarıda tek tek belirtilmiş, linkler de verilmiş. Oralardan devam edilebilir.

 

4: Mesela... Bunlar girdiği yeri pisleyenler familyasının bireylerdir.

 

Girdiği her yeri pisleyen arap yalakalarına bu başlığın amacını tekrar hatırlayım:

On 09.04.2010 at 19:06, xislam yazdı:

Bu konu tartışma amaçlı açılmış bir konu değildir.

Konuya konulacak linkler
- Erken İslam'ın bir Hritiyan mezhebinin uzantısı olduğu tezini (leyhte veya aleyhte) direkman olarak içerecek
ya da
- Muhammed'in yaşadığı/yaşamadığı tartışmasını direkman içerecek
veya
- Erken İslan konusunda direkman ve sadece arkeolojik bilgi verecek.
ve
- Sadece link verilecek. Link için bir-iki cümlelik kısa bir açıklama olabilir.


Konuyla ilgilenen linke bakar zaten. Alıntı yapmak, tartışmaya sunmak isteyenler için başlıkta zaten yeteri kadar konu linki mevcut. Alıntılarını ve tartışmalarını uygun konu başlıklarına taşabilirsiniz.

 

5: Mesela... Bunlar beyin yerine kalp kaslarını kullanan insan müsveddeleridir.

 

Beynini ancak porselen dükkanına giren fil kadar kullanabilen geri zekalılara bu başlığın amacını tekrar hatırlayım:

On 16.06.2012 at 22:37, DreiMalAli yazdı:

Sevgili quaeritur nubes.

Bir kaç sefer belirtildiği gibi, bu başlığın amacı fikir beyanı, tartışma veya soru sorma başlığı değil.



Sevgiler

 

Böylece başlığın amacını okumasını bilmeyen, okuduğunu anlamayan, uzaktan Kuran kumandalı olduğundan beyin yerine kalp kaslarını kullanan, ahlaksız, arap yalakası pisliklere tekrar hatırlarmış olayım!

 

Moderatör arkadaşlardan rica: Başlığın amacı dışında bütün iletileri lütfen silin!

...

 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Tartışmaya katıl

You can post now and register later. If you have an account, sign in now to post with your account.

Misafir
Bu konuyu yanıtla

×   Yapıştırdığınız içerik biçimlendirme içeriyor.   Biçimlendirmeyi Temizle

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Your previous content has been restored.   Clear editor

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

Yükleniyor ...

  • Konuyu Görüntüleyenler   0 kullanıcı

    Sayfayı görüntüleyen kayıtlı kullanıcı bulunmuyor.

×
×
  • Yeni Oluştur...