Jump to content
Notamatik

Allah kelimesinin kökeni.

Recommended Posts

İslam dışı kesimler tarafından, Allah kelimesinin kökenine dair, "El-İlah" ve "Al-İlah" adlı Ay tanrısı adları ortaya atılmış ve Allah kelimesinin kökeninin bu olduğu söylenmiştir. Bunu ilk olarak kimin ortaya attığını bilmiyorum fakat bu yanlıştır. Tarihte hiç bir zaman "El-İlah" veya "Al-İlah" adında bir tanrı oluşmamış ve böyle bir ad ile herhangi bir tanrıya tapılmamıştır.

Bu iddiaya bir zamanlar ben de inanmıştım fakat iyice araştırdıktan sonra gördüm ki, bu içi boş bir idddiadır. İşin garip tarafı ise, bazı İslamcı yazarlar, bu iddiayı yutmuş ve buna karşı savunmaya geçmişlerdir. Ve "Al" ve "El" kelimelerinin Arapça'da, İngilizce'deki "the" artıkelinin karşılığı olduğunu, İlah kelimesinin ise, Arapça'da tanrı manasına geldiğini ve dolayısıyla Allah kelimesinin kökeninin bu olmasının normal olduğunu" söyleyerek yanlışın üstüne yalan katmışlardır. Bu da bize gösteriyor ki, bütün din alimleri, yanlış veya doğru bütün eleştirileri, uydurma ve yalan savunmalarla cevaplamaktadırlar. Zaten dinleri bu günlere kadar taşıyan ve ayakta durmasını sağlayanlar, şimdiye kadar sayıları milyonları bulan bu din tüccarları değil midir? Elbette malının kötülenmesine karşı çıkacak ki, müşterisi azalmasın.

Herşeyden evvel, Arapça'daki "El" ve "Al" ekleri İngilizcedeki "the" sözcüğünün karşılığı filan değildir. Eğer böyle olsaydı, Kuran denmez, "El Kuran" veya "Al Kuran" denirdi; tıpkı İngilizcede "the Quran" dendiği gibi.

İngilizcedeki "the" artikeli manasız bir sözcük değildir. Onun manası şunlardır: "şu bildiğimiz" , "hani şu malum" , "hani şu herkesin bildiği" .

Örnek olarak "on the table" dediğiniz zaman bunun manası "hani o masa var ya! İşte onun üstünde" cümlesidir. "On a table" derseniz, "bir masanın üstünde" anlamına gelir ve bu durumda o kişi o masanın hangi masa olduğunu bilmiyordur. Başına "the" koyduğunuz zaman, "şu bildiğimiz masa" , "hani şu malum masa" , "hani şu herkesin bildiği masa" olur. Başka bir örnekle, Hitap edilen kişi, bahsedilen kişiyi mutlaka tanıyorsa veya bahsedilen kişi insanların çoğunluğu tarafından tanınıyorsa, isminin başında the the kullanılır ki o isim bir başkası ile karıştırılmasın. Eğer "Al" ve "El" ekleri, the ile aynı anlamda artıkeller olsalardı, Muhammed için de "El-Muhammed" veya "Al-Muhammed" denmesi gerekirdi.

Al ve El sözcükleri Arapça filan değildir. Bunlar İbranice de vardır ve İbranice de değildir. Bu sözcükler Sümer ve Babil dillerinden İbranice ve Arapçaya girmiştir ve artıkel filan da değillerdir. Onların manası şudur: Tanrı.

Evet, "al" ve "el" kelimelerinin manası tanrı'dır. Örneğin Babil dilinde, "Ba-al" adlı tanrının adının manası; "Bağ tanrısı"dır". Babil'in meşhur asma bahçelerini korumakla görevli bağ tanrısıdır. Asıl adı ise "Bağ-Al" dır.

Bu al ve el kelimeleri Yahudilerin Babiller ve Sümerler ile olan yoğun teşviki mesaileri sırasında İbraniceye girmiştir. Ve normal olarak da, aslen Yahudi olan Araplara da, onların esas dili olan İbraniceden geçmiştir. Bu kelimeler hangi kelimelerin başlarına eklenmiştir? Başta ithal ettikleri tanrıların adları olmak üzere, Sümer ve Babilden aldıkları kutsal isimlerin bazılarının başlarına geçmiştir. Bunların çoğunluğu tanrı ve tanrıça adlarıdır.

Al ve el kelimeleri sadece tanrı manasına gelmez, aynı zamanda da yüce, ulu gibi manalara gelir. Hatta bu kelimeler, insan isimlerinin başlarına da takı olmuştur. Çünkü o dönemler, tanrılaştırılmış kutsal rahipler ve hükümdarlar çoktu.

Ara not: Şimdi kimileri yine Arapça düşünmekten kopamayarak; "Allah kelimesi İlah veya İlou kelimesinden türemiştir" diyecekler. Arapça düşünmekten kurtulamazlar çünkü Arapça yüzyıllardır millete dünyanın en eski ve en mükemmel dili olarak anlatılmıştır. Bu bir yalandır. Arapça tam aksine Dünyanın en yeni ve en ilkel dilidir. Çünkü İbranice dilinin dejenere olmuş halidir. (Bunu tartışmayalım çünkü tartıştık ve başlık konusu bu değil)

Biz burada Arapça'sından değil, Sümer, Babil, Akad gibi, Araplardan ve Arapça'dan binlerce yıl önceki dillerden bahsediyoruz.

Aşağıda, Sümer ve Babil'den ithal bazı tanrıların adlarını görüyorsunuz:

Al-Lat

Al-Uzza

Al-Menat

Al-Mah

Al-Qaum

Kıb-el-La

She-el-la(Şila veya Şi-el-la veya She-Al-lah olarak da okuyabilirsiniz)

Hub-al

Ba-al

Bu örnekler daha da çoğaltılabilir.

El ve Al kelimeleri, bu gün halen İbranice'de "tanrı" manasında kullanılmaktadır. http://en.wikipedia..../El_%28deity%29

Hatta El veya Al kelimesinin yanına hiç bir şey ilave edilmediğinde, "tanrıların babası" yani "baba tanrı" manasına gelmektedir. Zaten ki sadece İbranice'de değil, Sümerce, Akada'ca, Babil dilince ve eski mısır dillerinin bazılarında, al ve el kelimeleri tanrı manasındadır, hatta baş tanrı manasındadır. Francois Lenormant, "Chaldean magic and its origin and development" adlı kitabında, Al kelimesinin tanrı manasında olduğunu, hiç bir tartışmaya yer bırakmayacak şekilde detaylarıyla anlatıyor.

Allah kelimesindeki "Al" hecesini açıkladık. Şimdi geçelim "lah" hecesine. O hece aslında "lah" değil, "la" hecesidir. İbranice ve Arapçaya "lah" olarak girmiştir. Bazı diller, sonlarında H olan kelimeleri ithal ederken, onu konuşurken yuta yuta bir zaman sonra yok ederler. Arapça ve İbranice'de ise tam tersine, bazı kelimelerin sonlarına H harfi eklerler. Çünkü bu dillerde H harfi bir ayraç gibi kullanılarak, üstüne vurgu yapılarak kullanılır. Hata bazen agh gibi, gırtlaktan çıkarılarak iyice vurgulanır. Bu diller için boşuna yallah, fellah, vallah dili dememişler. Çünkü çok sayıda H harfi işitilmektedir.

Allah kelimesinin esası "AL-La" dır. "EL-La" veya "EL-Le" de diyebilirsiniz. Çünkü sadece lehçe farkı yapmış olursunuz.

La hecesi ise dişilik ekidir. Sümer ve Babil kaynaklı bazı tanrıçaların ve hatta bayanların isimlerin sonlarına eklenir. Örnekler:

Sinder-el-la

Mu-Al-la

Raffe-el-la

Ley-la

Sühey-la

Gabri-el-la

Annabel-La

Şimdi "Al" ve "La" hecelerini toplayalım. Al+La=Tanrıça.

Üzüldünüz değil mi? Boşa gitti bunca namaz, bunca oruç, bunca Fellah korkusu? Hacı mısın? Hoca mısın? İmam mısın? Eyvah, ne olacak şimdi? Ya bu yazıyı müşterilerin okursa? Gitti paralar pullar, bağışlar, el ayak öpmeler. Haydi bakalım şimdiden başla kılıf üretmeye. Aynı "El-İlah" iddiasına uydurduğun yalanlar gibi, buna da yalanlar uydur, nasıl olsa mesleğin yalancılık. Ama telaşlanma, beyinleri daha bebekken yıkadığın için, senin cahilleştirdiğin müşterilerin benim bu yazdığım gerçeklere değil, senin yalanlarına inanmak için programlanmış. İşin o kadar da zor değil yani.

Devam edelim:

Nitekim bu "Ella" veya "Alla" sözcüğü, pek fazla kullanılmayan bir sözcük olsa bile halen İbranice'de manası "tanrıça" olarak kalmıştır:

El-La: אלה

Kaynak: http://en.wikipedia....Ella_%28name%29

"La ilahe il Allah" diyenler aslında "tanrıçadan başka tanrıça yoktur" diyorlar. Çünkü Al-Lah zaten üniversal dilde tanrıça demektir. "İlahe" ise Arapça'da tanrıça demektir. Kimileri "tanrıça" kelimesinin Arapça'da karşılığının "elahim" olduğu yalanını söylese de, elahim, İbranice'deki "Elohim" kelimesidir ve her iki dilde de "tanrılar" manasına gelmektedir. Bu cümledeki manasızlığın sebebi ise, Al-La kelimesinin Arapça'ya en az 500-600 yıl ara ile iki kere girmiş olmasıdır. İlk girişinde değişime uğradı ve sonra başka bir kelimeymiş gibi gibi tekrar girdi ve o dönemin Arapça'sına uygun olarak tekrar değişime uğradı.

"La ilahe il Allah". Yani bir değil iki kere tastikli tanrıça.

Yahudiler, tüm orta asya ve Anadolu'nun ana tanrıçası olan Kıb-El-Le'yi, Kab-Al-Lah olarak telahfus ederek tanrıları arasına kattılar. Fakat onu fazla önemsemediler. Çünkü Yahudilerde tanrı ve tanrıçadan bol bir şey yoktu.(*1)

Arapoğulları'nın Kıb-El-La'yı önemsemiş olması gayet doğaldı çünkü yeni kurulan milletler tek bir tanrı ile inşaa olur. Çünkü şimdilerde bile geçerli olduğu gibi, o zamanlar da birleştirici etki, tanrı ve din idi. Bu yüzden, doğal olarak çok tanrı üzerine bir millet kurmak, zorlu bir yönetim oluşturacağından imkansıza yakındır.

Al-la veya Al-lah Yahudiler ve şimdiki Araplarda farklı manalarda kullanılır. Çünkü aslen eski Yahudilerden bir soy olan Araplar, Sümerlilerin ana tanrıçası Kıb-El-La'yı ana tanrıça edinmişlerdi. Ana tanrıça edindikleri için ise, başındaki kıb hecesine gerek duymamışlardır. Çünkü Al-La veya El-La veya El-Le kelimesi, zaten tanrıça demekti. Fakat şimdiki Yahudiler olan Israiloğulları bunu yapmadılar çünkü onlar Kıb-El-La'yı ana tanrıça edinmediler. Zira onların tanrıları ve tanrıçaları çoktu. Diyebilirsiniz ki, "Arapların da tanrı ve tanrıçaları çoktu". Evet ama Kıb-El-La'yı ana tanrıça edindiklerinde, onun eş değerinde başka bir tanrı veya tanrıçaları yoktu. Diğer tanrı ve tanrıçaları daha geç dönemlerde ithal edilerek önem kazanmaya başladı. Kabe'de o dönemlerde baş put'un Allah olmasının sebebi budur. Çünkü o, Arap milleti ortaya çıktığında onların ilk tanrıçaları idi.

Allah da aslında Ay kökenli bir tanrıçaydı. Çünkü Mezapotamya ve anadolu'nun ay tanrıçası Kıbele(Kıble)'den devşirmedir. Daha sonraları ataerkil dinlerin etkisiyle melezleştirilerek cinsiyeti yok edildi. Özellikle İslamın gelişiyle tamamen erkek hüviyetine büründürüldü ve cinsiyeti de inkar edilmeye başlandı.

Allah(Kıble,Kıbele) neden Ay kökenlidir? Ay'ın manası nedir?

Bilinç insanoğlu'nun ortaya çıkışından çok sonra başladı. Ancak, bilinç başlar başlamaz aniden şimdiki seviyesinde ortaya çıkmadı. Dolayısı ile, insanoğlu yarı bilinçli, hatta az bilinçli dönemlerini de yaşadı. Yani, seviye bakımından, şimdiki hayvan ve insan arası birşeydi.

Kendinizi o dönemde doğmuş yarı bilinçli, zekası kıt bir insan olarak düşünün. Kendinizin hakkında hiç birşey bilmediğiniz bir gezegende buluyorsunuz. Böyle bir ortamda, o kıt zekanızla bile olsa, ilk gözlemlemeye çalışacağınız şeyler, yeryüzündeki canlılar ve gökyüzündeki yıldızlar, gezegenler olacaktır. Çünkü ilk dikkat çekecek olanlar bunlardır.

Yıldızlar taşlar gibi ölü değildi, onlar hereketliydi. Bir görünüp bir kayboluyorlardı. Bunların içinde en hareketli olanları Güneş ve Ay idi. Aynı zamanda da onların gözünde, gökyüzündekilerin en büyük olanlarıydı. İşte bu yüzden, yıldızlar canlı olmalıydı.

Hele ki; bazen yarım ay olup, şekilden şekile giren, bazen büyüyüp, bazen küçülen Ay, mutlaka canlı olmalıydı, Ayrıca Ay, hem ışık veriyor, hem de doğarak, batarak çok uzun bir mesafede hareket ediyordu. O mutlaka canlı olmalıydı. Pekiyi ya Güneş? O en koskoca olanı? Ne kadar ilginç bir şey o değil mi? Bazen ormanlar yanarken çıkan o sıcak ve sarı şeyden yayıyordu.(Alev)

Bu çok büyük bir etkinlik; koskoca dünyayı ısıtıyor, bitkileri yeşertiyordu. O da Ay gibi çok fazla hareket ediyordu. Evet evet, o mutlaka canlıdır. Canı ne zaman isterse o zaman ısıtıyor, bitkileri canı istediği zaman yeşertiyor. Kızdığı zaman, ormanlara o sarı ve sıcak şeyden gönderip yok ediyor.

O, o sarı şeylerden bizim üzerimize de gönderiyor. Demek ki bizi görüyor ve biliyor. O sarı ve sıcak şeyleriyle bazen bizi bunaltıyor, ceza veriyor, bazen ise soğuk kış aylarında bizi bunaltmadan ısıtıyor, üşümekten kurtarıyor. Evet, evet bütün bunları yapan, bizi tanımıyor olamaz, hele hele ölü hiç olamaz.

Ay da geceleri o sarı şeylerden gönderiyor ama onunkiler sıcak değil. Fakat bize yol gösteriyor. O ikisi neden hep buradalar? Neden başka yerlere gitmiyorlar? Gitseler bile geri geliyorlar? Neden bizlerle ve bizim Dünyamız ile bu kadar ilgileniyorlar? Yoksa burası onların mı? Güneşin o sarı şeylerden gönderdiği bitkiler, onun kendi bitkileri mi? O yüzden mi onları yeşertip yaşatıyor? Kendi bitkileri olduğu için mi? Ama bize de o sarı şeylerden gönderiyor? Bizimle de ilgileniyor. Yoksa biz de mi onunuz?

Onlar çok güçlü, hiç düşmanları yok. Şimdiye kadar onlardan daha güçlü bir şeyin onları kovaladığını veya avladığını görmedik.

Pekiyi ya yıldızlar? Onlarda da var o sarı şeylerden. Onlar kim? Olsa olsa o iki tane büyük şeyin çocukları olabilirler. Acaba bu iki şeyden hangisi dişi? Olsa olsa o geceleri çıkan dişi olabilir. Çünkü o daha küçük ve daha az güçlü. O büyük olanı ise çok büyük ve çok güçlü. O sarı şeylerden en çok onda var. Demek ki o da erkek olanı.

İlk bilinç başladığında, işte buna benzer, ilkel ama çok da mantıksız olmayan düşünceler ürettiler. Ve bunun neticesinde, Güneş ve Ay'ı efendileri olarak kabul edip, onlara tapınmaya başladılar. İnsanoğlunun ilk tapındığı şeyler, Güneş ve Ay'dır. Bütün diğer tanrılar bunlardan türemiştir. Çünkü doğaya gözle görülür bir biçimde en çok etki edebilen bu ikisi idi. Doğayı yönetiyorlardı.

Allah kelimesinin manasının tanrıça olduğunu anlattık. Pekiyi ama onun bir de simgesi olması gerekmiyor mu? Evet gerekiyor. Yukarıda ne demiştik? "İlk tanrılar Ay ve güneş idi" demiştik değil mi? Allah bir tanrıça olduğuna göre, onun simgesi ne olabilirdi? Elbette ki çoğu tanrıça figürlerinde olduğu gibi, onun da simgesi Ay olacaktı. Çünkü ilkel insanlardan başlamak üzere binlerce yıl güneş ve Ay'ı canlı sandılar, ve Ay'ın dişi, Güneş'in ise erkek olduğunu, yıldızların ise onların çocukları olduğunu düşündüler. İşte bu yüzden Allah'ın simgesi Ay'dır.

İşte size Allah'ın bir kaç simgesi:

post-2241-126308989089_thumb.jpg

post-2241-126308989948_thumb.jpg

post-2241-126308990871_thumb.jpg

Neden Allah'ın simgesi Ay'dır? Çünkü o bir Ay tanrıçasıdır da ondan. Tanrıçaların hepsi Ay kökenlidir. Tanrıların ise hepsi Güneş kökenlidir. İneğin boynuzları da Ay'ı simgeler. Çünkü iki boynuzu tek parça olarak düşündüğünüzde hilal şeklindedir. Bazı dinlerde ineğin kutsal olmasının sebebi de budur. Bazı simgelerde hem boynuz(Hilal olarak) hem de daire şeklinde dolunay birlikte verilir. Aşağıdakiler bazı tanrıçaların simgeleridir:

Tanrıça Hekate: Kıb-El-Le'nin bir başka devşirmesi:

post-2241-126309011574_thumb.jpg

Dolunay'ın üzerinde tanrıça Victoria:

post-2241-126309029311_thumb.jpg

Tanrıça selena: Boynuz/Hilal simgesi önünde poz veriyor:

post-2241-126309038989_thumb.jpg

Selena için Luna da deniyor.

Tanrıça Hator: Hilal içinde dolunay ile birlikte:

post-2241-12630908005_thumb.jpg

Hator tanrıçaların en eskilerindendir. O da Kıble gibi ana tanrıçadır.

Tanrıça Isis: Hilal içinde dolunay ile birlikte:

post-2241-126309065161_thumb.jpg

Mısır tanrıçası Tehuti, Yunan versiyonundaki adı: Thot. Hilal içinde dolunay ile birlikte:

post-2241-126309126754_thumb.jpg

Bu örnekler de daha da çoğaltılabilir. Yani Ay ile ilişkisi olanlar mutlaka tanrıçadır.

Şimdi aşağıdaki iki resimi inceleyip arada bir fark olup olmadığına bakmanızı isterim:

post-2241-126309142782_thumb.jpg

Yukarıdaki iki resimin birbirlerine benzerliğini gördünüz değil mi? Neye benziyor onlar?

Figur 1'deki resim tanrıça Şila'nın vajinası. Figür 2'deki resim ise, Allah'ın diğer putunu içinde barındıran metal kap.

Şimdi yukarıdaki figürlerin orijinallerini gösterelim:

post-2241-126309148337_thumb.jpg

Üstteki her iki put da doğumu, doğurmayı, hamileliği simgeliyor.

Fakat Allah putunun bir başka özelliği daha var. Çünkü o aynı zamanda da içinde yuvarlak bir kara taş barındırıyor.

O kara taş, Allah'ı simgeleyen diğer putdur. İslam öncesi putperest Araplar, aynen şimdiki müslümanların yaptıkları gibi, Allah putunun etrafında dönerek hac vazifelerini yerine getiriyorlardı. Ve aynen şimdiki gibi, orada şeytan taşlıyorlardı.

Şu aşağıdaki ise yunanlıların aşk tanrıçası Aphrodite'in kara taşı:

BlackStone.jpg

Kaynak: http://imca.repetti....A-Insights4.htm

Aşağıdaki ise, Ay tanrıçası Kıb-el-le'nin, yani gerçek Kıble'nin kara taşı:

post-2241-126309156255_thumb.jpg

Yukarıdaki resimdeki, kıble'nin elinde bulunan taş; mermerden yapıldığı için kara gözükmüyor fakat Ay tanrıçası Kıble'nin gerçekte öyle bir taşı vardı ve tıpkı Kabe'deki put gibi kara idi. Onun kara taşı kayıp yada çalındı. Söylentilere göre, Roma imparatorluğu zamanında, Roma şehrine götürüldü. Yine bir rivayete göre şu anda Vatikan'da saklanıyor. Hatta Kıbele'nin kara taşının çalınarak Kabe'ye götürüldüğü ve o kara taşın oradaki taş olduğu dahi söyleniyor. Fakat Kıble'nin kara taşı her nerede olursa olsun, onun bir kara taşı vardı.

http://en.wikipedia.org/wiki/Cybele

Kıbele inanırları, o kara taşın etrafında dönerek hac vazifelerini yerine getirirlerdi. O zamanki inanışa göre, Tanrıça Kıble ve tanrı Attis birbirlerine aşık oldular fakat kavuşamadılar. Bunun üzüntüsünden, tanrı Attis kendi cinsel organını keserek erkekliğini bitirdi ve bu sırada kan kaybından öldü. Kıbele yüzyıllar boyunca üzüntüsünden gözyaşı döktü. Bunun üzerine bazı dindar kişiler Kıbele ayinleri esnasında hüzünlenerek kendi cinsel organlarını kesme yoluyla mahtem tuttular. Bunu yapanlar, Kıbele rahipleri, yani gallos oldular ve saygı duyuldular. Ve sonunda Kıble'nin döktüğü göz yaşları tanrı Attis'i diriltti ve bu adet kalktı. İşte İslamdaki sunnetin kökeni de buradandır. Maksat Kıble'nin yas'ına ortak olmaktır.

Not: Gerçek Kıble, gerçekten de sevilesi bir tanrı idi. Ve gelmiş geçmiş tüm tanrılar arasında hiç bir tanrı onun kadar sevilmemiştir. İnsanlık ona çok şey borçludur. Çünkü o erkekleştirilmiş sahte Kıble olan Allah ve benzeri tanrılar gibi savaşmayı ve kavgayı değil, sevmeyi aşıladı.

Tanrıça Kıbele'nin dininde çok fazla tapınak yoktur. Çünkü her nerede olurlarsa olsunlar, Kıble'ye yönelerek selama durmak vardır. Matthew Bunson'un "A dictionary of the Roman Empire" kitabında, bu rituellerin bir kısmını bulabilirsiniz.

Dua ederken elleri avuçları yukarı doğru açmanın kökeni de Ay tanrıçalarının dinlerindendir. Ay'ın ışığına nur denirdi. Avuçlar açık ve yukarıya bakacak şekilde dua edilirdi ki; avuçların içi Ay'dan gelen nur ile dolsun. Sonra da avuçlarda toplanan nur, yüze sürülür. Yani nur ile yüz yıkayıp, günahlardan arınmak.

Saygılar, sevgiler.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
Guest nitrocan

Yazıların her seferinde tüylerimi ürpertiyor yazıların :D Eline sağlık. Biraz araştırmam gerekecek bunları ama.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

demek allak kızmış..

dünyadaki hemcinslerini hiç korumamış gönderdiği kuranında..

madem kızsın, kadınların erkekler üzerinde bir derce üstünlüğü vardır falan deseydin ya abla..

birde utanmadan erkeklere dövdürüyorsun kadınları..

teessüf ederim allah teyze..

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

ilginç bir çalışma olmuş.

islamın bilinmeyen bir yüzü olduğu su götürmez bir gerçek. müslümanların pekçoğunun bu tür bağlantılardan haberdar olduğunu sanmıyorum. Bu çalışma o gerçeklere ışık tutan bilgiler içeriyor olabilir.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Uğraşıp uzun uzun yazmışsın Notamatik, teşekkür ederiz. Söylediklerin mantıklı. Ayın tanrıçayla ilişkilendirilmesinde kadınların regl döngüsünün ayın hareket zamanıyla uyuşmasının(28 gün) da payı olsa gerek. Zaten İslamda bir de ay takvimi var değil mi? O bile ay ile ilgili yani. Ayrıca yanlış bilmiyorsam, ''Şeytan taşlama'' sırasında taşlanan şey de bir penis sembolü. Bunun, kendini hadım eden Attis'le bir bağlantısı olabilir.

Ama kafama takılan bir soru var. Yanılmıyorsam bu forumda şimdi adını hatırlamadığım bir başlıkta, ''ekber'' kelimesinin eril, ''kübra'' kelimesinin ise dişil olduğunu okumuştum. Ve müslümanlıkta ''Allah-u ekber'' deniyor. Bu niteleme, Allah'ın erkek olduğunu göstermiyor mu?

Fakat ''La ilahe il allah'' denirken, ''Allahtan başka tanrıça yoktur'' demeleri, aslında Allahın da bir tanrıça olduğunu gösteriyor gibi. Fakat o zaman neden ekber kelimesini kullanıyorlar?

Öte yandan, al ve la kelimelerinden hareket ederek argümanını kurmuşsun. Fakat al kelimesinin eril bir tanrıyı anlatıyor ve la kelimesinin tanrıçayı anlatıyor olması, böylece al-la'nın da çift cinsiyetli bir tanrı olması söz konusu olamaz mı?

Son olarak da şunu söyleyeyim, içimde kalmasın, al kelimesi Arapça'daki il(''var'') kelimesinden, lah kelimesi de Arapça'daki la(''yok'') kelimesinden türemiş olup, Al-lah adının ''Var-Yok'' anlamına gelmesi de mümkün. Ezoterizmin, tanrının bilincini 'derin uyku' hali olarak kavramasını anlatmakta güzel bir niteleme olurdu doğrusu.

Kuran'ın ezoterik bir anlamı olduğunu iddia edenler de var. Belki onların inancına göre Allah hala Kibele'dir. Kim bilir...

tarihinde Freddie_ tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Herşey aklıma gelirdide "allah"'ın kökeninde kadın bir tanrıça olacağı aklıma gelmezdi.

Yazın çok güzel Nomatik, çok fazla birgi ve araştırma derleyip getirmişsin herzaman yaptığın gibi. Bir blok alıp bu yazılarını oraya koymalısın.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

"La ilahe il Allah" diyenler aslında "tanrıçadan başka tanrıça yoktur" diyorlar. Çünkü Al-Lah zaten üniversal dilde tanrıça demektir. "İlahe" ise Arapça'da tanrıça demektir. Kimileri "tanrıça" kelimesinin Arapça'da karşılığının "elahim" olduğu yalanını söylese de, elahim, İbranice'deki "Elohim" kelimesidir ve her iki dilde de "tanrılar" manasına gelmektedir. Bu cümledeki manasızlığın sebebi ise, Al-La kelimesinin Arapça'ya en az 500-600 yıl ara ile iki kere girmiş olmasıdır. İlk girişinde değişime uğradı ve sonra başka bir kelimeymiş gibi gibi tekrar girdi ve o dönemin Arapça'sına uygun olarak tekrar değişime uğradı.

"La ilahe il Allah". Yani bir değil iki kere tastikli tanrıça.

Değerli Notmatik Kardeş,

Gerçekten ilginç bir çalışma yapmışsın...

Allah razı olsun...

İlahiyat fakültesini de bitirmiş birisi olarak belirtmem gerekirse

La İlahe bağlamında geçen sözcük bizim Türkçe'deki dişi İlah manasındaki İlahe değil "İlah" tır....

Arapçadaki harekeyi kapalı te dediğimiz dişilik (müenneslik) te' si ile karıştırman

ortaya aşure çorbası gibi bir şey çıkarmış ki

az (ama çok az) Arapça ilmi bilenler senin tespitini

parmaklarını ısırarak okurlar...

Eğer bahsettiğin İlahe (yani Türkçedeki Tanrıça) Arapçada

nasıl yazılır dersen İlahe şeklinde değil İlahatun şeklinde

yazılır derdim... Keşke Arapça harflerle yazabilsem...

Neyse sen anlamasan da anlayan anlar....

Yani La İlahe derken burada ki İlahe İlah demektir....

İlahe demek değildir...

Dinlerarası etkileşimlere gelince beşeri dinler

ile İlahi dinlerarası benzerlikler birbirinin kopyası olduğunu

değil İnsanların İlahi referanslı dinlerden çalıntı

yaptığını gösteren bir durumdur ki tabii ki

dilerseniz tartışabiliriz....

Selametle kal...

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Dinlerarası etkileşimlere gelince beşeri dinler

ile İlahi dinlerarası benzerlikler birbirinin kopyası olduğunu

değil İnsanların İlahi referanslı dinlerden çalıntı

yaptığını gösteren bir durumdur ki tabii ki

Pagan dinleri, semavi dinlerden daha önce vardı ve daha eskiydi. Zamansal olarak, sonra ortaya çıkan din kendinden öncekinden çalıntı yapabilir; daha önce var olan pagan inançların, daha sonra ortaya çıkacak olan islamdan çalıntı yapması mantıksal olarak mümkün değil. İslam paganizmden türemiştir. Zira islam yokken paganizm vardı.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Freddie dikkat et az biraz murekkep yalamis biri var bu sefer karsinda sana verecegi cevap Ademden beri islamin oldugu olacaktir dogal olarak baska dinleri kuranlarda islamdan referans alacaktir biliyorsun butun insanlar musluman olarak dogar (!) gibi bir sey buda.

Bu yazinin guncellenmesi iyi olmus bazi eksik bildiklerimi anlamama yardimci oldu bu baglamda hureyreye tesekkur etmek lazim. Arapcaya hakimiyetide ayri bir olay ama Turkceye hakimiyeti nasil onu da merak ettim zaman icinde bir kelimenin esas anlami unutulup baska anlamlara gelebilir mi? Eski turkcede silah (kilic, bicak, vs) manasinda ya da yararli bir sey anlaminda, aslen yarmak fiilinden gelen kelime bugun hangi organi tanimlamak icin kullaniliyor. Diller statik midir?

Birde Notamik Tehuti, Yunan versiyonundaki adı: Thor demissin ama Yunan mitolojisinde Thor isminin gectigini hatirlamiyorum Iskandinav mitolojisinde simsek tanrisi olan bir Thor var ama Odin'in oglu.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Freddie, yazdıklarını okuyup "var-yok" meselesini söyleyecektim ama sen yazmışsın.

Evet, Al:eril, La:dişil denebilir.

Bi ism Allah el Rahman el Rahim

Rahman: eril, babacan

Rahim: dişil, anaç

"Eril ve dişil olan Allah'ın ismi ile" Yani Allah'ın ismi eril ve dişil.

Bir de sonda bir de H harfi var. O da "Hu" denilen, yaratmadan önceki hali.(Dervişlerin Hu'su). O cinsiyetsizdir; Kim'dir. İngilizce "who" gibi. (Madem Sindrella'dan örnek verildi, biz de ilk ortak dillere dayalı ortak sesleri belirteceğiz)

Eril ve dişil'in yanında, La: yok demek iken

Al: "var" anlamının yanında "bütün, hepsi" anlamında. İngilizce "All" gibi.

Elif harfi aynı zamanda 1 rakamı'dır. "0" rakamı NUN harfi olan nokta. ama arapça ve akraba eski dillerde YOK anlamına gelen La asıl sıfır, nokta bile değil olarak düşünülebilir.

tarihinde puppetularz tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Pagan dinleri, semavi dinlerden daha önce vardı ve daha eskiydi. Zamansal olarak, sonra ortaya çıkan din kendinden öncekinden çalıntı yapabilir; daha önce var olan pagan inançların, daha sonra ortaya çıkacak olan islamdan çalıntı yapması mantıksal olarak mümkün değil. İslam paganizmden türemiştir. Zira islam yokken paganizm vardı.

Değerli Fredy Kardeş,

Makul üslubun beni sevindirdi...(Çünkü sağlıklı tartışmada öncelikli olarak üslup (biçem) gelir...)

Yukarıdaki ifadelerin düz mantıkla bakıldığında doğru gibi gözükse de ciddi sapmalar var gibi geliyor bana...

Şu açıdan: Pagan Dinler bir bütün değil...Belirli bir başlangıç tarihi de mevcut değil...

Bir çoğu semavi dinlerden sonra değişikliğe de uğramış olabilir hatta uğrayanlar var...

Keza birçoğu semavi dinlerden sonra ortaya çıkmıştır...Semavi dinlerin tarihini de çok yakın olarak algılama lütfen....

İslam Paganizmden türemiştir cümlen çok keskin bir ifade....

İslam'ın bahsettiğin dinlerle bazı konularda benzerlik göstermesi ise apayrı bir durum....

Yani İslam'ın , İslam'dan önceki bir dinle bazı evreleri itibariyle benzeşmezi İslam'ın o dinden türediğinin

kanıtı olamaz (sence de değildir, yani tek başına bu analiz yeterli değildir demek istiyorum)

NOT: İçimde bir taraf senin İslam'a yakın olduğunu bir zamanlar O dinle hemhal olduğunu söylüyor...

Umarım yanılmıyorumdur...

Cenab-ı Allah yardımcın olsun...

Selametle kal...

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Freddie dikkat et az biraz murekkep yalamis biri var bu sefer karsinda sana verecegi cevap Ademden beri islamin oldugu olacaktir dogal olarak baska dinleri kuranlarda islamdan referans alacaktir biliyorsun butun insanlar musluman olarak dogar (!) gibi bir sey buda.

Bu yazinin guncellenmesi iyi olmus bazi eksik bildiklerimi anlamama yardimci oldu bu baglamda hureyreye tesekkur etmek lazim. Arapcaya hakimiyetide ayri bir olay ama Turkceye hakimiyeti nasil onu da merak ettim zaman icinde bir kelimenin esas anlami unutulup baska anlamlara gelebilir mi? Eski turkcede silah (kilic, bicak, vs) manasinda ya da yararli bir sey anlaminda, aslen yarmak fiilinden gelen kelime bugun hangi organi tanimlamak icin kullaniliyor. Diller statik midir?

Birde Notamik Tehuti, Yunan versiyonundaki adı: Thor demissin ama Yunan mitolojisinde Thor isminin gectigini hatirlamiyorum Iskandinav mitolojisinde simsek tanrisi olan bir Thor var ama Odin'in oglu.

Değerli Ashyles Kardeş,

Kusura bakma ,

Senin tatlı iğneni geç farkettim (Çok sert batırmadığındandır (!)belki de) erken haberim

olsa ilk senle yazışırdım bugün...

Kendi halimizde dinle ilgili çalışmalar yapıyoruz işte....

Çoğunuzdan farklı olarak bir yaratıcıya inanıyorum...

Ama sen de takdir edersin ki İslam'a yönelik (yahut başka dinler diyelim)

eleştiriler makul olmalı....

Değil mi ama....

Selam ve saygılar sunuyorum....

Selametle kal...

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

NOTAMATIK: "Herşeyden evvel, Arapça'daki "El" ve "Al" ekleri İngilizcedeki "the" sözcüğünün karşılığı filan değildir. Eğer böyle olsaydı, Kuran denmez, "El Kuran" veya "Al Kuran" denirdi; tıpkı İngilizcede "the Quran" dendiği gibi."

Böylesine uzun bir yazı ile desteklenmek istenen iddialar ne uydurma bir varsayım üzerine kurulmuştur. Kuran'da Kuran kelimesi birçok ayette El-Quran, yani The Quran olarak geçer.

Selam,

Edip

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Notamatik güzel bir çalışma yapmış ama ben de bir düzeltme yapmak isterim.

el-ilah tezi müslüman olmayanlara ait değil. Tamamen müslümanlara ait bir iddia.

Fahreddin Razi'nin yazdığına göre Allah sözcüğünün kökeni; Küfeli alimlere göre ilah'tır.

Basralılara göre ise Lah'tır. (Razi, tefsir, c.1,s.163)

İlah'ın başına yüceltmek maksadıyla elif ile lam konmuş, el-ilah olmuş.

El-ilah dile ağır geldiğinden ilah'taki hemze (i) kaldırılmış, ve biraraya gelen iki lam birbirinin içine geçirilmiş (idğam), böylece "Allah" sözcüğü meydana gelmiş.

Basralılara göre ise lah'ın başına elif ve lam getirilmiş ve idğam sonucu Allah sözcüğü oluşmuş.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Arapçada definite articel var mı yok mu şimdi? Neyin olup neyin olmadığı bu kadar belirsiz bir dil yoktur heralde

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Kuranda Allah yerine geçen kelimeyi El İlah olarak tercüme eden biri vardı.. Aradım ama bulamadım.. Ciddi bir Kuran tercümesi yapmıştı.. Maalesef bulamadım..

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Değerli Fredy Kardeş,

Makul üslubun beni sevindirdi...(Çünkü sağlıklı tartışmada öncelikli olarak üslup (biçem) gelir...)

...............

Keza birçoğu semavi dinlerden sonra ortaya çıkmıştır...Semavi dinlerin tarihini de çok yakın olarak algılama lütfen....

İslam Paganizmden türemiştir cümlen çok keskin bir ifade....

İslam'ın bahsettiğin dinlerle bazı konularda benzerlik göstermesi ise apayrı bir durum....

Yani İslam'ın , İslam'dan önceki bir dinle bazı evreleri itibariyle benzeşmezi İslam'ın o dinden türediğinin

kanıtı olamaz (sence de değildir, yani tek başına bu analiz yeterli değildir demek istiyorum)

NOT: İçimde bir taraf senin İslam'a yakın olduğunu bir zamanlar O dinle hemhal olduğunu söylüyor...

Umarım yanılmıyorumdur...

Merhaba, üslubum çoğunlukla makuldür, seninki de makul. Ben de sevindim.

Semavi dinlerin tarihini Musa ile başlatırım, ki dinler tarihi düşünüldüğünde yine de erken bir tarihtir bu. Musa'dan çok önce pek çok pagan inanç vardı. Semavi dinlerin Musa'dan da önce var olduğu yönündeki teist iddiaların ise tarihsel kanıtları yok bildiğim kadarıyla. Sadece imana dayanıyor. Benim ise imanım yok; kanıt yoksa iddiayı ciddiye almam.

İslam'ın paganizmden türediği yönündeki ifadem, olsa olsa, İslam'ın tanrının vahyi olduğu iddiası kadar keskindir. :)

İslam'ın ''bazı evreleri itibariyle benzeştiği'' din bir semavi din değil, Arap paganizmi ama. Bu nokta önemli. Örneğin, namaz ve Kabe'yi tavaf türünden ibadetler Arap paganizminden geçmedir. Keza Allah kelimesi bile Arap paganlarının kullandığı bir kelime. Öte yandan İslam'ın kendinden önceki semavi dinlerle bir bağlantısı yok. İslam'ın ne dili, ne ibadetleri ne de tanrısı kendinden öncekilere benziyor. İslam'ın dua etme şeklinden tanrısının adına, cennet vaadinin içeriğine kadar pek çok farklılık var. Yani İslam'ın semavi dinlerle bağının da pek zayıf olduğunu düşünüyorum.

Geçmişte İslam'la ''hemhal'' idim, doğru. 19 yaşıma kadar inançlı bir müslümandım. Fakat beş senedir ateistim ve İslam'a hiçbir sempatim yok. Semavi dinlerin, yanlış olmalarının yanı sıra, insanlığın gelişimi önünde engel olduklarını da düşünüyorum.

Sevgiler...

tarihinde Freddie_ tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Kuranda Allah yerine geçen kelimeyi El İlah olarak tercüme eden biri vardı.. Aradım ama bulamadım.. Ciddi bir Kuran tercümesi yapmıştı.. Maalesef bulamadım..

Eskiden ''kuranoku'' diye bir site vardı. Hala var mı bilmiyorum. Oradaki mealde Allah yerine el-ilah deniyordu.

Sanırım artık o site yok. Az önce google'den biraz aradım ama bulamadım.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Eskiden ''kuranoku'' diye bir site vardı. Hala var mı bilmiyorum. Oradaki mealde Allah yerine el-ilah deniyordu.

Sanırım artık o site yok. Az önce google'den biraz aradım ama bulamadım.

Eminim öyle bir çevirisi olan yer vardı ama bulamıyorum.. Birden kendimi  George Orwell in yazdığı 1984 isimli romanda buldum.. Şok!! 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

el kelimesinin tanrı anlamına geldiğini okumuştum biryerlerde. Tevratın da birçok yerinde Yahve ile birlikte Elohim de geçebiliyor. Bana bu tez El-ilah tezinden daha mantıklı geldi. El-lah ya da el-loh-im in benzerlikleri bir tesadüf olamaz...

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

el kelimesinin tanrı anlamına geldiğini okumuştum biryerlerde. Tevratın da birçok yerinde Yahve ile birlikte Elohim de geçebiliyor. Bana bu tez El-ilah tezinden daha mantıklı geldi. El-lah ya da el-loh-im in benzerlikleri bir tesadüf olamaz...

,Arapça ile İbranicenin kardeş olduğu düşünülürse tesadüf kelimesi abes kaçar.. 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

La İlahe bağlamında geçen sözcük bizim Türkçe'deki dişi İlah manasındaki İlahe değil "İlah" tır....

Arkadaşım, Türkçe'de "dişi İlah" diye bir kelime yoktur. Sizi o ilahiyat fakultesinde Araplaştırıken, Türkçe'yi unutturmuşlar. Senin demek istediğin şeyin Türkçe'deki karşılığı "tanrıça"dır, "dişi ilah" değil.

Türkçe'de "İlahe" diye bir kelime de yoktur.

Yani La İlahe derken burada ki İlahe İlah demektir....

Eğer "la ilahe" derken, ilah demek olsaydı, "la ilah" derdiniz, "la ilahe" değil.

Ayrıca, "la ilah" deseydiniz bile, bir şey değişmeyecekti. O yüzden itirazların boşuna. Çünkü, "İlah" da tanrıça demektir.

Sebebini aşağıdaki diğer cevaplarımda okursun bir zahmet.

beşeri dinler

ile İlahi dinlerarası benzerlikler birbirinin kopyası olduğunu

değil İnsanların İlahi referanslı dinlerden çalıntı

yaptığını gösteren bir durumdur ki tabii ki

Buna da Fredie cevabını vermiş. Din okuyacağına, biraz bilimsel tarih okusan, arkeolojiye göz atsan iyi edersin.

Böylesine uzun bir yazı ile desteklenmek istenen iddialar ne uydurma bir varsayım üzerine kurulmuştur. Kuran'da Kuran kelimesi birçok ayette El-Quran, yani The Quran olarak geçer.

Edip bey, sen de benim yazımın sadece girişini okumuşsun. O ilk iki paragrafı atlayarak yazımı bir oku bakalım o dediğin varsayım üzerine mi kurulu benim yazım. Ben yukarıdaki yazımda belirttim. El veya Al, sadece tanrı anlamına gelmez, aynı zamanda da yüce, ulu manasına gelir dedim.

Sen şimdi "el" kelimesi için İngilizce'deki "the" ile aynıdır mı diyorsun? The ile aynı ise, Şeytan için de "El Şeytan" veya "El İblis" şeklinde geçer mi? İngilizce'de "the satan" olarak geçer de, o bakımdan sordum.

Pekiyi ya sana, Kuran'ın İngilizce tercümesinde "the" olup da, Arapçasında "El" veya "Al" olmayan yüzlerce ayet gösterirsem ne yapacaksın?

Ben şimdiki Arapça'da artıkel olarak "el" veya "al" kullanılmaz demiyorum. Fakat İngilizcedeki the artıkeli ile tıpatıp aynı değildir diyorum.

Sen şimdi diyorsun ki; "Allah kelimesi El-ilah kelimesinden türemiştir". Sonradan başındaki artıkel ile birleşmiş, adı Allah olmuş öyle mi? Pekiyi madem ki Arapçada hala el ve al artıkelleri var, o halde sizin şu anda, "Al Allah" veya "El Allah" demeniz gerekmiyor mu? Tıpkı İngilizce'deki "the God" gibi?

Fakat, bunlara cevap bile vermen gerekmiyor çünkü, Allah kelimesi "al ilah" kelimesinden türemiş olsaydı dahi, benim iddiam çürümez daha da pekişir. Yani, benim konumu çürütmesi bir yana, daha da sağlamlaştırır. Neden mi? Çünkü "İlah" da tanrıça demektir de ondan.

Sen şimdi Arapça'sına bakar, "hayır değil" dersin. Ben de sana tekrar derim ki; "Daha dünkü dil olan Arapça'ya bakmayacaksın. Sümer dillerine, Babil dillerine, Akad dillerine bakacaksın. Millad'dan en az 2000 yıl geriye gideceksin. İlah kelimesinin kökü oradadır, Arapça'da değil."

Tekrarlıyorum:

İlah=Ella

Ella=tanrıça

El=tanrı

Yani, senin o the dediğin "el"i unut, sonraki el'e, yani ilah kelimesine gel. Sonra oradan 2000 yıl geriye doğru git. Kökü orada onu.

Kanıt mı? İlk iletimi oku. Bir sürü kanıt gösterdim. En önemli kanıtı, "ella" kelimesinin hala İbranice'de "tanrıça" manasında kullanılması. (Aslen Babilce'dir) Ve "El" veya "al" kelimelerinin de hala İbranice'de tanrı manasında kullanılması. Sadece bunlar değil, iletimi bir oku. El ilah kelimesi beni destekler, seni değil.

Babil'den çıkışı: Ella=Tanrıça

İbranice'ye girişi: Ella=Tanrıça

Halen İbranice'de: Ella=Tanrıça

İbranice'de dönüşümü: Eloh=Tanrıça(Diğer bir sözcük)

Uğraşıp uzun uzun yazmışsın Notamatik, teşekkür ederiz. Söylediklerin mantıklı. Ayın tanrıçayla ilişkilendirilmesinde kadınların regl döngüsünün ayın hareket zamanıyla uyuşmasının(28 gün) da payı olsa gerek. Zaten İslamda bir de ay takvimi var değil mi? O bile ay ile ilgili yani. Ayrıca yanlış bilmiyorsam, ''Şeytan taşlama'' sırasında taşlanan şey de bir penis sembolü. Bunun, kendini hadım eden Attis'le bir bağlantısı olabilir.

Şeytan taşlamanın Attis ile ilgisini bilmiyorum ama diğer söylediklerinle ilgisi var sevgili Fredie. Aslında yazacak daha o kadar çok kanıt vardı ki, hepsine değinemedim. Çünkü zaten uzun oldu, daha da uzun olsaydı kimse okumazdı. Mesela bir de spiral olayı var ki evlere şenlik. Ama hepsine birden sıra gelmiyor malesef. Daha sırada Şeytanın kim olduğu, aslen nereli olduğu var. Azrail efendinin kim olduğu var. Azrail'in şu anda dünyada yaşayan capacanlı bir oğlu var mesela. Bunların hepsini yazacağım ama malesef vakit yok. Ama ilavede bulunduğun için çok teşekür ederim ve zekanı da kutlarım.

Ama kafama takılan bir soru var. Yanılmıyorsam bu forumda şimdi adını hatırlamadığım bir başlıkta, ''ekber'' kelimesinin eril, ''kübra'' kelimesinin ise dişil olduğunu okumuştum. Ve müslümanlıkta ''Allah-u ekber'' deniyor. Bu niteleme, Allah'ın erkek olduğunu göstermiyor mu?

Fakat ''La ilahe il allah'' denirken, ''Allahtan başka tanrıça yoktur'' demeleri, aslında Allahın da bir tanrıça olduğunu gösteriyor gibi. Fakat o zaman neden ekber kelimesini kullanıyorlar?

Kim hangi kelimeyi kullandığını biliyor mu ki sevgili Fredie? Türkçe'de öyle isimler var ki; manası "o.rospu" anlamına geliyor. Ama bilmediği için çocuğuna o ismi takıyor. Ekber kelimesi de öyle. Kıble'in erkekleştirilmesi, tabii ki, yüzyıllar içinde gerçekleşti. Bu yüzden, onun aslen bayan olduğunu bilmeyen sonraki Araplar'ın ekber demeye başlaması normaldir. Kıble'yi erkekleştiren İslam değildir. Ameliyat daha önceleri başladı, İslam son hamleyi yaptı. Sanırım bu ameliyat 200 yıl kadar sürdü.

Son olarak da şunu söyleyeyim, içimde kalmasın, al kelimesi Arapça'daki il(''var'') kelimesinden, lah kelimesi de Arapça'daki

Değil sevgili Fredie,

Allah kelimesinde al Arapça alfabade Elif harfi ile başlar. İbranice de ise Alef olarak geçer. Antik yunanca'da Alpha olarak geçer.

Biraz kökten alacağım ama kusuruma bakma çünkü sana cevap yazıyorum ama sen biliyor olsan bile bilmeyenleri de düşünüp yazmak zorundayım.

Alhabe kelimesinin kökeni yunanca AlphaBeta kelimesinden gelir. Beta latin alhabesindeki B'dir.

Alpha ise yine latin alhabemizdeki A'dır. Alpha inek demektir.

Neden öyle olduğunu anlamak için hiyeroglif alhabe zamanına kadar gitmek gerekir.

Hiyoroglif alhabe insanların kullandığı ilk alhabedir. Hiyeroglif alhabeden çivi yazıları çıktı, çivi yazılarından ise şu anda kullandığımız alhabeler çıktı.

Hiyeroglif alhabede hece yoktur. Harfler ve semboller de yoktur, sadece resimler vardır. Her resimin bir manası vardır. Resimler yan yana geldiğinde yanındaki resim ile birlikte farklı manalar oluştururlar. Fakat resim çizmek sembol çizmekten daha zor olduğu için, zamanla o resimler basitleşe basitleşe en sonunda sembol haline geldirler. Yani harf oldular. Harf olduktan sonra resim oldukları zamandaki manalarını kaybettiler, ama yanayana geldiklerinde heceleri oluşturmaya başladılar. Elif; yani Alef, yani Alpha'nın manasının inek olduğunu söylemiştik. İnek şu evrimlerle A harfi haline geldi:

post-2241-126343118295_thumb.gif

Neden inek meselesine gelince; bunun sebebi tanrıça Hator'dur. O; bilinen en eski tanrıçadır. Miladdan 4000 yıl öncesine kadar gider. Bütün tanrıçalar gibi, o'nun da sembolü Ay'dır. İneğin boynuzları hilal şeklindir. Dolayısıyla Ay'ı simgeler.

Aşağıdaki gördüğünüz, Ay tanrıçası Hator'un putudur. Hilal şeklindeki boynuzların içinde dolunay simgeleniyor:

post-2241-126343124663_thumb.jpg

Tabii ki bu, Elif harfinin inek manasına gelmesi, Allah'ın tanrıça olduğunun ayrıca bir başka delili daha değil. Çünkü tanrı manasına gelen Al kelimesinin de kökü yine, Elif, Alef, Alpha. Fakat alhabelerin en baş köşesine tanrılar yerine tanrıçaların yerleşmesi, o dönemlerde tanrıçaların öneminin ne kadar büyük olduğunu gösteriyor. C harfi de dişidir, o da hilaldir.

R harfi ise Rah'dır, o da güneş manasındadır. Mısır'ın güneş tanrısı Rah'dan gelir.

Yazın çok güzel Nomatik, çok fazla birgi ve araştırma derleyip getirmişsin herzaman yaptığın gibi. Bir blok alıp bu yazılarını oraya koymalısın.

Sevgili cadaloz,

İnternete girmek için çok az vakit bulabiliyorum. Blog açarsam ilgilenemem, yazılarım internette kaybolur gider. Ama blog'u olan arkadaşlar alıp bloglarına koyarlarsa çok sevinirim. Yazıları kendilerine göre editleyebilirler, katılmadıkları yerleri değiştirebilirler, yani yazılarım her türlü herkesindir. Mecbur kalırlarsa kaynak göstersinler ama kaynak göstermeye de gerek yoktur. Çünkü benim yazılarımı kim benimsiyor ve anlıyorsa, o yazı artık beden çıkmıştır ve onun da fikirleridir.

Birde Notamik Tehuti, Yunan versiyonundaki adı: Thor demissin ama Yunan mitolojisinde Thor isminin gectigini hatirlamiyorum Iskandinav mitolojisinde simsek tanrisi olan bir Thor var ama Odin'in oglu.

A canım benim, çok teşekkür ederim uyarın için. Benim elerim biraz irice, klavyem ise küçük. Yanyana olduğu için, T harfine basarken R harfine de basmışım o çıkmış. O aslında "Thot" olacaktı. Thoth da olur. Moderatör arkadaşlardan biri düzeltebilirse çok memnun olacağım. Önemli çünkü. Tekrar teşekkürler.

Notamatik güzel bir çalışma yapmış ama ben de bir düzeltme yapmak isterim.

el-ilah tezi müslüman olmayanlara ait değil. Tamamen müslümanlara ait bir iddia.

Sana da teşekkürler, değerli Pante'm. Ben o iddiayı hep İslam karşıtlarınınn sitelerinde görünce, islam sitelerinde de onlara cevapları öyle görünce, İslam dışı kimselerin iddiası sanıyordum. Ama böylesi daha iyi oldu.

Neyin olup neyin olmadığı bu kadar belirsiz bir dil yoktur heralde

Var sevgili Cadaloz,

Aramca var. Sırf halkları aldatmak için bu dili uydurdular. Kimi milletlerde, kimi zamanlar halk'ın Aramca konuşması serbest oldu ama çoğu zaman, çoğu milletlerde halkın Aramca konuşması yasak idi. Dolayısı ile neyin olup olmadığı hiçmi hiç belli değildi. Aramca'yı ancak rahipler, soylular, üst düzey memurlar ve hükümdarlar konuşabiliyordu.

Bunların sebebi ne biliyor musun? Halk anlamasın da din konusunda bazıları o zamanın hacı hocalarına muhtaç kalsın. Matta İncili de Aramca yazılmıştı. Sebep; halk anlamasın. Atatürk Kuran'ı Türkçe'ye çevirtirken de karşı çıktı bu hacı hocalar. Sebep: halk anlamasın. Anlamasın ki; gelsin ona sorsun. Ona sorsun ki; o halkın gözünde yücelsin. yücelsin ki, cepler para dolsun. Anlamasın ki; kimse çıkıp "şu kutsal dediğiniz kitapda şöyle saçma bir şey yazıyor" diyemesin. Dese bile, "sen anlamıyorsun, falanca'da aslında o kelime falanca manaya geliyor" diye palavraları sallayabilsin. Şimdi ne oldu? İncil her dile, Kuran Türkçeye çevrildi. Çevrilince evrildi. Evrilmek zorunda kaldı. Artık "falanca kelime falanca manaya geliyor, sen anlamazsın" palavralarından biraz olsun vaz geçmek zorunda kaldılar. Onun yerine "Orada edebiyat var, sen anlamazsın" palavraları başladı.

Bu arada, Allah Kuran'da müslümanların ilk Kıblesinin Kudus'deki mescid sanıyor ama yanılıyor. Müslümanların ilk kıblesi gerçek Kıble idi. Çünkü İslamdan çok çok önce de aynı şekilde gerçek Kıble'ye yöneliyorlardı. Yön aynı yön olduğu için zamanla Kıble'lerini başka bir şey sandılar. (Kıble'nin erkekleştirme döneminde). Halbuki, Allah Kudüs'ün arkasına baksa esas kendi eski tapınağını görecekti, ama o bunu bilemezdi. Çünkü taşlar tarihi bilgileri pek bilemezler. Buyrun Arapların gerçek Kıblesi; Put yazan yer tam Kabe:

post-2241-126343133002_thumb.jpg

Dolasısıyla Dünya'daki hemen hemen bütün camilerin Kıblesi yanlış. Fakat yine de, müslümanların en övündükleri, 6 minareli Sultanahmed camisinin kıblesi doğru hiç olmazsa. Bu da Sultanahmed camisinin kıblesi:

post-2241-126343134083_thumb.jpg

Bu caminin Kıble'si Kabe'den oha denecek kadar uzakta. Hemen hemen arada 1000 kilometre fark var. Ama gerçek Kıble'yi milimi milimine tutturmuş. Sanırım o caminin yapıldığı yerde, bir Kıble tapınağı vardı, ona bakarak aynı temel üzerine kurdular. Yada o zamanki eski balıkçılardan bir tanesine Kıbleyi sormuş olabilirler. Çünkü İstanbulda, hala bir çok balıkçı, Kıbleyi sorduğunda, Kabe yerine gerçek Kıbleyi gösterir.

Hepinize Saygılar, sevgiler ve yanıt yazan tüm arkadaşlar çok teşekkürler.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Hesap oluşturun veya yorum yazmak için oturum açın

Yorum yapmak için üye olmanız gerekiyor

Hesap oluştur

Hesap oluşturmak ve bize katılmak çok kolay.

Hesap Oluştur

Giriş yap

Zaten bir hesabınız var mı? Buradan giriş yapın.

Giriş Yap

  • Konuyu Görüntüleyenler   0 kullanıcı

    Sayfayı görüntüleyen kayıtlı kullanıcı bulunmuyor.

×