Jump to content

Mantık 101


Recommended Posts

Peki, vurayım ciğerim, ama beni kim vursun?! :)

Bu hayatta, Astur'um, herkesin bir tokmakçısı bulunur yiğidim, dert etme!

Seninki de bir gün seni vurmadan evvel karşına çıkar, elini sıkar. "Merhaba" der.

Birinin seni vurmasını sağlaman çok kolay!

Bir yaran olacak, sonra o yarayı göstereceksin.

Caravaggio'nun şu tablosuna hastayım bak:

http://serendip.brynmawr.edu/sci_cult/courses/emotion/thomas.jpg

Sen Hz. İsa'nın onca kerametini/mucizesini gör, kalk yine de böyle bir şey yap. Havarilerinden biri he bu Thomas, Kuşkucu Thomas.

Demek ki neymiş: Birinin seni vurmasını istiyorsan önce onun sana yaklaşmasına izin vereceksin. Ya da atış menziline gireceksin. Temel kaidemiz bu!

Bizim akademide felsefe, edebiyat vs. ile birlikte Humanities'e dahil. Edebiyat da akademide diye ona da bilim diyecek halimiz yok ya? Gazetecilik, fine arts vs. bunların da akademide yeri var hem. Bence olan olmuş ciğerim, muhtariyet işi ziyadesi ile yerleşmiş. Gel başka uğraş bulalım.

Doğru diyon da felsefe ile gasteciliği aynı kefeye koymasaydın ya!

Onlar zanaat yahu! Felsefe ile aynı kompartman içinde olmalarına bakma. Akademiyi yönetenler cahilse Felsefenin bunda suçu ne!

Bilimin bilimi nasıl olacak onu da tasavvur etmekte zorlanıyorum. Meta felsefe 'felsefe nedir?' sorusunun yanıtını arıyor olabilir, bilimin bilimi ne arayacak? Bilim nedir sorusunu cevaplamaya uğraşan zaten bilim felsefesi değil mi? Bence felsefeyi daha fazla kırpmaları için mazeret vermeyelim bilgeliğe aşık olmayanlara.

Bu bilimin bilimine nasıl geldik bilmiyorum ama bilim felsefesi bilimin bilimi oluyor işte, felsefeye bilim dersek.

Bence her şeyin teorisini görmeye bizlerin ömrü vefa etmez. Kendimizi Walt Disney amca gibi dondurtsak mı ne yapsak?

Deli Astur, yiğidim, herşeyin teorisini geçmişte bile bulanlar olmuş.

Şaman ritüellerine baksana mesela! Babalar kendinden geçmiş.

Onun için geleceği beklemeye gerek yok olum.

Ama nasıl bulmuşlar valla ben de bilmiyorum.

İşte onun bir yolunu bulmak lazım.

Link to post
Sitelerde Paylaş
  • İleti 259
  • Created
  • Son yanıt

Top Posters In This Topic

işte şimdi ben burda ukalalık yapacağım haklı olarak,

kendinizce her şeyi çözdüğünüzü düşünüyorsunuz ama acayip biçimde yanılıyorsunuz.

en temel bilimsel deneyleri uygulamaya kalksanız kaçınız bunu gerçekleştirebilir

hep teorik ve daha öncekilerin elde ettiklerinin kabülü.süslü ve kimsenin anlamadığı kelimeler yerine

yalın ve anlaşılabilir olmak çok zor değil.

bilimsel anlayışın sonu yok.varacağı son bir limanda yok uygarlık yaratan kişiler onlarla bağlantılı halk yığınları

hep sanatçılar ve filozoflarla iç içe olmuş.bu günümüzdede halen sürmekte.

Link to post
Sitelerde Paylaş

Caravaggio'nun şu tablosuna hastayım bak:

http://serendip.brynmawr.edu/sci_cult/courses/emotion/thomas.jpg

Sen Hz. İsa'nın onca kerametini/mucizesini gör, kalk yine de böyle bir şey yap. Havarilerinden biri he bu Thomas, Kuşkucu Thomas.

Görmeden inanmada, kanıt istemeden güvenmede keramet var diyorsun yani. Şüpheciliğin mokunu çıkarırsan İsa da gel elini böğrüme sok der!

Güzel resimmiş, genel kültür oldu bana da, sağolasın. Kızlara hava yaparım. :D

Demek ki neymiş: Birinin seni vurmasını istiyorsan önce onun sana yaklaşmasına izin vereceksin. Ya da atış menziline gireceksin. Temel kaidemiz bu!

Mantıklı.

Doğru diyon da felsefe ile gasteciliği aynı kefeye koymasaydın ya!

Onlar zanaat yahu! Felsefe ile aynı kompartman içinde olmalarına bakma. Akademiyi yönetenler cahilse Felsefenin bunda suçu ne!

Eheh, harbiden abartmışım.

Hoş, her şey zanaat olabilir. Ama her zanaat bir felsefe olamaz. Şimdi felsefeyi nereye koysak diye düşünüyorum, tepemize mi çıkarsak?

Bu bilimin bilimine nasıl geldik bilmiyorum ama bilim felsefesi bilimin bilimi oluyor işte, felsefeye bilim dersek.

Benim yüzümden geldik. Felsefenin felsefesi olur, ama bilimin bilimi olmaz dedim, hatta oradan felsefenin bilim olmadığı sonucuna vardım. Senin açılımın da ilginç.

Deli Astur, yiğidim, herşeyin teorisini geçmişte bile bulanlar olmuş.

Şaman ritüellerine baksana mesela! Babalar kendinden geçmiş.

Onun için geleceği beklemeye gerek yok olum.

Ama nasıl bulmuşlar valla ben de bilmiyorum.

İşte onun bir yolunu bulmak lazım.

Benim çok sevdiğim bir arkadaşım var, eleman Perulu, o anlattı şaman ritüeli olayını aslında bana. Ama burada anlatırsam atarlar, mimlendik bir kere. Benim forumda anlatırım.

Link to post
Sitelerde Paylaş

Ben şimdi en son okuduklarımdan sonra şunu yazmak istiyorum ve yazacağım :)

Soyut sembollerle (matematik) yaptığımız pozitif bilim ile soyut olan Tanrıyı bulamıyoruz haklı olarak. Çünkü soyut sembollerle (matematik) nesneleri bir araya getirerek doğayı ve evreni anlamlandırıyoruz ve farkına varıyoruz. Sanırım doğru anlamışım buraya kadar.

Dehri demiştiki, Tanrı hede hödödür bergüzar abla :)

Olabilir, demekki Tanrının varlığını anlamamız için henüz soyut bir sembol üretemedi insanlık.

Sevgiler...

Link to post
Sitelerde Paylaş

:lol: Arkadaş 2 kapak daha toplarsa benden tabak ya da bardak kazanacak. 3 kapak 1 bardak!

Bu tarz saçma argümanlar da kronoloji bilmeyenlere yönelik herhalde. Canlılar şartlara göre evriliyor, bu kanıtlı; ama ısrarla dünyanın canlılara uygun olacak şekilde düzenlendiği yalanı söyleniyor. Öyle olsa şu ana kadar yaşamış canlı türlerinin yüzde 99'unun nesli tükenmezdi.

Neresinden tutsan elinde kalan bu tarz zırvalara gereğinden fazla bile zaman ayırdığımızı düşünüyorum aslında.

Sevgili astur canlıların % 90 ı tükendi 99 ne 90 ne deme altında yazığımız başlık buna müsaade etmez:) ayrıca sayfayı gösteriğin linkten kopyalayıp almışım gibi davranma orayı zaten koyu harflerle boyadım ama güzel bir link arkadaşların incelemesini isterim. bir kere evrim iyince şunu da düşünmek gerekmez mi?

Mutasyonların yüzde 99’undan fazlası kesin olarak zararlıdır. Tesadüfi olaylardan da ancak böyle olması bek­lenir”

(H. J. Muller).

“Bütün bitki ve hayvanların ihtiyaçlarını karşılayacak uygun mutasyonların meydana geldiğine inanmak çok zordur. Ancak Dar­win Teorisi daha da fazlasını istemektedir. Tek bir bitki veya hayvan, binlerce uygun mutasyona gerek duymaktadır. Ancak böylece, arzu edilen mucizeler gerçekleşmiş olacaktır. Sonsuz ihtimalli hadiseler olmamazlık etmeyecektir. Hayal görmeyi yasaklayan bir kanun yok­tur, fakat ilmin buna müsamaha göstermemesi gerekir”

(P. Grasse).

“Altmış yıldır dünyanın dört bir yanındaki genetikçiler, evrimi ispat için meyve sinekleri yetiştiriyorlar. Ama hâlâ bir türün, hatta tek bir enzimin bile ortaya çıkışını gözleyemediler (G. Taylor)

ara form olayı da var sonra değil mi?Şimdi iki tür arası bir geçiş formu olacaksa bu yaratık timsah olarak yatıp kuş olarak uyanamayacaksa ki böyle bir şey olmaz evrimciler tarafından çooook emin olunan geçiş olayı mümkün değil.

NEden mi? evvela mutasyondur ya evrime sebep olan. yani bir tür diğer türe geçerken illa ki mutasyona uğrayacak ya, işte bu olurken bunun mantığı yok yani mutasyon mekanizmasının mantığı yok bu mekanizma % 99 tahribe yönelik.Yani akıl ve şuur gerektiren bir dna dizilimini bozmaya yarayan bir eylem. Bu anlamda kafa tası hep iki göz iki kulak bir burun ve belli bir beyin beşiği barındırır. Bu bir kuraldır ve kural varsa kural koyucu da vardır. burnu korteks te göz biri çene altı iğer kulak arkasında bir kfa tası yok. Şimdi mutasyonun bir aklı olmadığı için tesadüfen bunu yapması gerekirdi.

onlar yaşamaz diyelim Peki eller ve ayaklar 5 parmaklı ya bunların 5 parmaklı olmasının evrimsel bir açıklaması yok. Yani 4 + 1 ki bu bir baş parmak 4ü ne bedel güçte. SEbep? kavrama ve kullanma açısından en mükemmeli bu. Şimdi bunun böyle olduğunu biz biliyoruz. hakikaten 5 parmak çok iyi. Bunu ben düşünerek anlıyorum kullandığım için bunun böyle olduğunu fark ediyorum mantıklıyım aklım ve gözüm var. ancak şu noktada anlaşalım mutasyonun ve evrim mekanizmalarının aklı gözü ve mantığğı yok. Doğal seçilimlar yoluyla zayıfların ölmesini düşündüğümüz de 20 parmaklı bir elin yaşamasını engelleyecek bir şey yok evrim açısından. bu ne yaprak koparmaya manidir ne de toprak kazmaya. 15 bacaklı olmamıza engel bir şey yok. 20 parmakllı ellerinin üstünde tuhaf bağlantılı kemikli canlı yok fosiller arasında. kaval kemiğinden parmak çıkmasının bir engeli yok mutasyon açısından hatta bilakis istediği bu çünkü tesadüfi ve dna şifresini bozduğundan dolayı saçma şekllerin çıkması mutasyon gereği. ve bu canlı yaşar dediğim gibi acaip bir yaratığa benzer 20 elli göbeğinden çıkan parmaklı ve eklemsiz uzun burunlu kulağının birisi fil diğeri tilki kulağı kadar uzun olan bir canlı solunum yaptığı ve sindirimi çalıştığı sürece yaşar. bu acaip yaratığın oluşmayacağını mutasyon söylemiyor evrimin olmadığını gösteriği için evrimciler söylüyor ama mantık olarak olabilirliğine bir engel yok.Bu tuhaf değil de şu tuhaf , darvin yılanların ayaklarıa olduğunu ama onu kullanmadıkları için o organların güdükleştiğini ve artık sürünerek hayata deva ettiklerini söyler. allah aşkına biraz mantıklı olalım ya kim ayakları varken onu kullanmaz ve öyle bir anlaşma yapılır ki bu canlılar arasında nesiller booyu kimse bu kuralı bozmaz ve ayaklar çekilir canlı sürünmeye başlar. Bunu felçli birine söylesek darvine ne der bilemiyorum Sakat doğan varlıklar Allah daha iyisini yapamadığı için sakat değiller hasta varlıklar da Allah sağlıklı yaşatamadığı için hasta değiller ancak bu dünyanın cennet olmadığı imtihan meydanı olduğu unutulmamalı sağlıklı ve hayattta hiç doktora gitmediğiyle övünen ve aman Allahım bu ne güzellik dedirten canlıların varlığı bize bunu var eden hepsini böyle var etmeye gücü yetendir dedirtir.

ilk sürüngenden ya da bırak sürüngeni ilk akciğerli canlı oluşurken nasıl bir oluşum izledi deri solunumu yetiyordu da neden akciğere ihtiyyaç duydu. Yunuslar diğer balıklar gibi oksijeni suda erimiş bir vaziyette buluyor du da ,neden akciğer de oluştu da iki de bir balinbalarla yukarı çıkıp nefes alıyorlar. nefes almak bir türlü olabiliyorken 2 türlü solunum yapıyorlar. Evrim açısından bakarsak aklı olduğunu bile varsayalım nefes alıyor abi bırak şimdi ayaklara çalışalım demesi lazımken kalıp yapılmış ona mum basılmış ve kalıptan çıkmış gibi dna kalıbından çıkıyor varlıklar ve milyonlarca sene evvelkileri fotokopi gibi aynı. Bana ara form nasıl olur diye soruyorsunuz. Ara form evrimin öngörmediği olmaz denemez.

Çünkü evrim kendince ara form uyuruyor ve her uydurduğu bizzat evrimci dergiler tarafından değilmiş denerek özür dileniyor bunu yazdım belki 20 tane sahtekarlık yaptılar sebebi ne sence? o kadar çok olsaydı birilerini ara form bunlar dyerek inandırdıkları gibi kendileri de onların ara form olduğuna inansalar ve evrime inananları bunlar evrimin öngörmediği şeyleri istiyorlar diyerek demagojiye sokmasalar dı ara form yapmaya gayret etmezler ve defalarca ortaya çıkıp özür dilemezlerdi.

eğeer akciğeri olmayan canlılardan gelen akciğerli canlılar varsa sayı doğrusu üzerinde 0 ve 1 arası evrim başlangıcı ve bitişi anlamında o.5 noktasında tamamen iki canlı özellikleri gösteren fosiller olması lazım. Yani yarı akciğer. Solunum sistemlerinin çok değişmeiğini söylediğini hatırlatarak nasıl oldu o zaman bu akciğer bir anda bu şekle geldi. 1) deriden solunum varsa canlıyı akciğere zorlayan bir şey yok. Çünkü NŞA da aynı mekan da deriden soluyan da yaşıyor akciğerden soluyan da. akciğer olacaksa bu aşama aşama olmaz çünkü atar ve toplar damar aynı anda olmazsa solunum durur ve canlı zaten yaşayamaz 2)

ASlında Allahın varlığına delil yok diyen arkadaşlara bakıyorum sen şimdi bunu da dersin derken Allahın varlığını öyle bir ispatlıyorlar ki belki benim aklı ma öyle bir şey gelmemişti bile. MEsela bir arkadaşım Şöyle bir şey söylemişti.

VArlık var olmadan önce belli bir hesap yapılmış ki biz şimdi kepler kanunlarıyla bode kanunuyla vb. kanunlarla varlığı soyutluyor yani matematiksel hesaplarla ifade ediyoruz. Eğer belli bir plan ve hesap olmasaydı biz kanunlara hesap ve ölçüyle ulaşamazdık. Çünkü tesadüfler kanunlarla açıklanamaz.

"Biz herşeyi belli bir hesap ve ölçü ile yarattık." (KAMER SURESİ)

Demek ki inkarın bir mantığı yok insan öyle olduğuna inanmasa bile inkar edebilir ki PEygamberimizin (SAV) ve diğer Peygamberlerin (ASM) mucizelerine sahit olupta inanmayan insanlar bize bunu gösteriyor. Doğru söylediği belli ancak inanmıyorum mantığı işte imtihan da bu noktada. Ancak Allahın varlığını süper açıklamış . Çünkü Allah yaratmadı demek tesadüfen oldu demektir ki picassonun tablosu nasıl içinde sanatla tablo önünde picasso dursada durmasa da tablo sanatı sanatçısını picassoyu gösterir. Öyle de evren sanatı mükemmel işleyişi ve mekanizmasıyla onu kuran bir Sanatkarı tasarlayıp yaratanı ve işleyişini devam ettirenini gösterir.

SEvgiler...

Link to post
Sitelerde Paylaş

Ben ürettim, "T~"

Napayım şimdi ben bu sembolü?

Bağrına bas. :)

Tabiki onu demek istemediğimi biliyorsun.

Bak burada matematik ile ilgili bir sürü şey yazdılar. Yani nesneleri doğrulamaya yarayan bir dil, alfabe gibi bişey matematik. Ben bunu anlıyorum ve sanırım doğru anlıyorum.

Ama Tanrı kavramına nesne diyemiyoruz, soyutun alanında çünkü.

Soyutla somutun buluşmasına biz pozitif bilim diyoruz sanırım.

Ama soyutu soyutla nasıl buluştururuz, bunu bilmiyorum yani.

Link to post
Sitelerde Paylaş

Bağrına bas. :)

Tabiki onu demek istemediğimi biliyorsun.

Bak burada matematik ile ilgili bir sürü şey yazdılar. Yani nesneleri doğrulamaya yarayan bir dil, alfabe gibi bişey matematik. Ben bunu anlıyorum ve sanırım doğru anlıyorum.

Ama Tanrı kavramına nesne diyemiyoruz, soyutun alanında çünkü.

Soyutla somutun buluşmasına biz pozitif bilim diyoruz sanırım.

Ama soyutu soyutla nasıl buluştururuz, bunu bilmiyorum yani.

Berguzar boş boş konuşma allahını seversen.

Otur kenardan oku bari.

Mantık, matematik, pozitif bilim vs bunlar seni aşar.

Hor gorme değil bu yanlış anlama ama valla aşar.

Sen hiç girme bu konulara.

Sosyal mesajlar ver foruma sen.

tarihinde kenzo tarafından düzenlendi
Link to post
Sitelerde Paylaş

Bağrına bas. :)

Tabiki onu demek istemediğimi biliyorsun.

Bak burada matematik ile ilgili bir sürü şey yazdılar. Yani nesneleri doğrulamaya yarayan bir dil, alfabe gibi bişey matematik. Ben bunu anlıyorum ve sanırım doğru anlıyorum.

Ama Tanrı kavramına nesne diyemiyoruz, soyutun alanında çünkü.

Soyutla somutun buluşmasına biz pozitif bilim diyoruz sanırım.

Ama soyutu soyutla nasıl buluştururuz, bunu bilmiyorum yani.

Pozitif bilim tanımın son derece isabetli Bergüzarcığım.

Gayet iyi akıl yürütüyorsun.

Yalnız şu var: matematik nesneleri doğrulamaya yaramaz. Matematik, fenomenlerin/olguların, ya da daha dar anlamıyla tabiat olaylarının diyelim, sayılabilir olma özelliklerinin ifadesidir.

Biz, zihnimizin ürünü olan matematiksel modellerle bu olaylara yaklaşınca çeşitli kantitatif sonuçlar elde ediyoruz. Ve bu sonuçlardan yararlanarak da mesela teknoloji geliştiriyoruz.

Soyutu soyutla nasıl buluştururuz demişsin. İşte matematik soyutun (insan aklı) soyutla (rakamlarla) buluşmasıdır.

Yine felsefe de bir anlamıyla soyut ve soyutun buluşmasına örnek teşkil edebilir.

Tanrıya soyut demen konusunda çekincelerim var, ama ayrı bir mesele.

Link to post
Sitelerde Paylaş

Soyutu soyutla nasıl buluştururuz demişsin. İşte matematik soyutun (insan aklı) soyutla (rakamlarla) buluşmasıdır.

Yine felsefe de bir anlamıyla soyut ve soyutun buluşmasına örnek teşkil edebilir.

Siz insan aklı dediğiniz şeyi soyut mu zannediyorsunuz?

Yoksa siz kendisini ruh zannedenlerden misiniz?

Link to post
Sitelerde Paylaş

Siz insan aklı dediğiniz şeyi soyut mu zannediyorsunuz?

Yoksa siz kendisini ruh zannedenlerden misiniz?

Sen dalga mı geçiyorsun benimle. Akıl hiç soyut olur mu canım!

Sizi say'ıyla mı veriyorlar lan bana!:)

Ben ruh değilim. Ben kendim bizzat hayaletim! Öyle zannedenlerdenim yani!

Link to post
Sitelerde Paylaş

Berguzar boş boş konuşma allahını seversen.

Otur kenardan oku bari.

Mantık, matematik, pozitif bilim vs bunlar seni aşar.

Hor gorme değil bu yanlış anlama ama valla aşar.

Sen hiç girme bu konulara.

Sosyal mesajlar ver foruma sen.

Yahu kenzo, burası forummu nazi toplama kampımı bilemiyorum bazen :)

Akıl yürütme konusunda ille bütün bilimleri köküne kadar bilmek mi gerekiyor? Bizimde var biraz mürekkep yutmuşluğumuz, bak anlıyoruz işte ne güzel. Fikirlerimizi de beyan edelim müsaade edinde.

Üstelik sana göre boş konuşuyorum, başkalarına boş gelmeyebilir.

Hoş birine dolu gelip gelmemesi de önemli değil. Anladığım kadarıyla bilgimi, herkes kadar burada paylaşmaya, aklıma takılanları sormaya çalışıyorum ve öğrenmenin/bilmenin peşindeyim. Hem merak etme, bilmediğimi bilmiyorum diyecek kadar safım.

Pozitif bilim tanımın son derece isabetli Bergüzarcığım.

Gayet iyi akıl yürütüyorsun.

Yalnız şu var: matematik nesneleri doğrulamaya yaramaz. Matematik, fenomenlerin/olguların, ya da daha dar anlamıyla tabiat olaylarının diyelim, sayılabilir olma özelliklerinin ifadesidir.

Biz, zihnimizin ürünü olan matematiksel modellerle bu olaylara yaklaşınca çeşitli kantitatif sonuçlar elde ediyoruz. Ve bu sonuçlardan yararlanarak da mesela teknoloji geliştiriyoruz.

Soyutu soyutla nasıl buluştururuz demişsin. İşte matematik soyutun (insan aklı) soyutla (rakamlarla) buluşmasıdır.

Yine felsefe de bir anlamıyla soyut ve soyutun buluşmasına örnek teşkil edebilir.

Tanrıya soyut demen konusunda çekincelerim var, ama ayrı bir mesele.

Fuzuli gurban,

Evet, matematik nesneleri doğrulamaya yaramaz, biz ne verirsek onlara, onlarda onu verir bize sanırım.

Buradaki ateist arkadaşlar Tanrıyı sürekli nesneleştirdikleri için ben Tanrıya soyut diyorum. Gerçi Tanrının mahiyeti konusunda kimse fikir sahibi olamaz diye düşünüyorum. En azından bu dünya algısı ile. Yani bir insan neye benzer deyince bunu tariflemek mümkün, ama bu soru Tanrı için sorulamaz. Bu yüzden soyut diyorum yani.

Gerçi sen çok akıllı bir gurbansın, şıppadanak anlıyorsun beni.

Çok çok selam ederim...

Sen dalga mı geçiyorsun benimle. Akıl hiç soyut olur mu canım!

Sizi say'ıyla mı veriyorlar lan bana!:)

Ben ruh değilim. Ben kendim bizzat hayaletim! Öyle zannedenlerdenim yani!

Hazalçiçek,

Fuzuli (bence) demişki, yani hayalet derken.

Yokluğumun değilde hiçliğimin farkındayım diyor kısaca.

Link to post
Sitelerde Paylaş

A. Einstein'ın görelilik kuramının dolaysız sonucu olarak ortaya çıkan bilim tanımındaki çatlağı, bilim felsefesini "yanlışlanabilirlik" kıstası ile yeniden tanımlayan K. Popper'ın bu zarif ve derin anlayışını birkaç cümleyle özetlemek, bu engin düşünceye büyük saygısızlık olur.

Bununla birlikte, Popper'ın yanlışlanabilirlik kıstasının, sınanabilirliği asla dışarmadığı ve ancak onun mütemmim cüz'ü olması şartıyla anlam kazandığı çekincesizce belirtilmelidir. Ve ek olarak, Popper'ın liberalizminin, sosyal bilimleri bilim statüsüne oturtabilme anlamında yürüttüğü uslamlamaların sonucunda bunun olanaksızlığını açıkta itiraf etmesi ve bu meyanda tarihsel determinizmi akılcı bir biçimde çürütmesi üzerine kurulu olduğunu; bu gerçek karşında onun totaliter rejimlerin ateşli bir aleyhtarı haline geldiğini de açıkça söylemek gerekir.

Yine önemle belirtilmesi gereken bir başka husus da; aşağıda verdiğim linkteki doyurucu yazıda da altı çizildiği üzere, yanlışlanabilirlik ilkesinden, hiçbir önermenin ya da teorinin çürütülemeyeceği sonucuna varılamayacağıdır. Popper, bu ince kıstasıyla, bir kuramın geçerlilik kapsamını onun açıklayabileceği olaylar kümesini sınırlı tutarak ve tümevarımı temel alan eski bilim felsefesini çürüterek tesis ederken, bir tek gözlem ya da deneyin tüm kuramı çürütmeye yeterli olduğunu da teslim eder. Ama, o bunu yaparken, deneysel bilgi ile yalanlanan kuramın modifiye edilerek onarılabilecek olduğunu da ihmal etmez. Buna göre, gerçeği tam olarak yansıtabilecek biçimde modifiye edilmek suretiyle kuramlar mükemmele yaklaşılar; ancak asla mutlak olamazlar! Bu sonuç, Popper'ın, tanrının varolabileceği varsayımına ölümcül bir darbe vurduğunu da açıkça ortaya koyar. Bilimsel olanla bilimsel olmayan arasındaki kritik çizgiyi çizerken, Popper, dogmaların geçerli önermelerden ayırtedilmesinde izlenmesini önerdiği prosedürde, kendisinden önceki kriterleri daha da sıkılaştırmış ve daha sofistike bir sisteme oturtmuştur.

http://plato.stanford.edu/entries/popper/

Link to post
Sitelerde Paylaş

A. Einstein'ın görelilik kuramının dolaysız sonucu olarak ortaya çıkan bilim tanımındaki çatlağı, bilim felsefesini "yanlışlanabilirlik" kıstası ile yeniden tanımlayan K. Popper'ın bu zarif ve derin anlayışını birkaç cümleyle özetlemek, bu engin düşünceye büyük saygısızlık olur.

Bununla birlikte, Popper'ın yanlışlanabilirlik kıstasının, sınanabilirliği asla dışarmadığı ve ancak onun mütemmim cüz'ü olması şartıyla anlam kazandığı çekincesizce belirtilmelidir. Ve ek olarak, Popper'ın liberalizminin, sosyal bilimleri bilim statüsüne oturtabilme anlamında yürüttüğü uslamlamaların sonucunda bunun olanaksızlığını açıkta itiraf etmesi ve bu meyanda tarihsel determinizmi akılcı bir biçimde çürütmesi üzerine kurulu olduğunu; bu gerçek karşında onun totaliter rejimlerin ateşli bir aleyhtarı haline geldiğini de açıkça söylemek gerekir.

Yine önemle belirtilmesi gereken bir başka husus da; aşağıda verdiğim linkteki doyurucu yazıda da altı çizildiği üzere, yanlışlanabilirlik ilkesinden, hiçbir önermenin ya da teorinin çürütülemeyeceği sonucuna varılamayacağıdır. Popper, bu ince kıstasıyla, bir kuramın geçerlilik kapsamını onun açıklayabileceği olaylar kümesini sınırlı tutarak ve tümevarımı temel alan eski bilim felsefesini çürüterek tesis ederken, bir tek gözlem ya da deneyin tüm kuramı çürütmeye yeterli olduğunu da teslim eder. Ama, o bunu yaparken, deneysel bilgi ile yalanlanan kuramın modifiye edilerek onarılabilecek olduğunu da ihmal etmez. Buna göre, gerçeği tam olarak yansıtabilecek biçimde modifiye edilmek suretiyle kuramlar mükemmele yaklaşılar; ancak asla mutlak olamazlar! Bu sonuç, Popper'ın, tanrının varolabileceği varsayımına ölümcül bir darbe vurduğunu da açıkça ortaya koyar. Bilimsel olanla bilimsel olmayan arasındaki kritik çizgiyi çizerken, Popper, dogmaların geçerli önermelerden ayırtedilmesinde izlenmesini önerdiği prosedürde, kendisinden önceki kriterleri daha da sıkılaştırmış ve daha sofistike bir sisteme oturtmuştur.

http://plato.stanford.edu/entries/popper/

Şimdi ben şöyle bir varsayımda bulunsam:

Bilim Tanrının eylemleridir, insan bilim yapmaz, Tanrının bu eylemlerini eldeki verilerle bilmeye/anlamaya yönelik çıkarsamalar yapar desem. Ama bilimin kendisi Tanrının eylemidir desem, bunun içindirki bilimsel argümanlarla Tanrıyı aramak ölmüş bir bedene 1500 engelli koşturmakla eşdeğer bir argümandır desem bu mantıksız olur mu?

Ve yukarıdaki tanımdan sonra bu benim söylediğim varsayımda Tanrının olma ihtimaline ölümcül darbe nasıl vurulur?

Selamlar.

Link to post
Sitelerde Paylaş

Sen daha bilimin ne oldugunu bilmiyorsun ki berguzar.

Dediğim gibi hep booş boş konuşuyorsun.

Sağdan soldan duyma terimlerle fikir geliştirmeye çalışıyorsun.

Bilim bilgi edinmede bir metottur.

İnsan bilim yapmazda ne demek?

Allahını seversen herşeye atlama yaw

Link to post
Sitelerde Paylaş

Sen daha bilimin ne oldugunu bilmiyorsun ki berguzar.

Dediğim gibi hep booş boş konuşuyorsun.

Sağdan soldan duyma terimlerle fikir geliştirmeye çalışıyorsun.

Bilim bilgi edinmede bir metottur.

İnsan bilim yapmazda ne demek?

Allahını seversen herşeye atlama yaw

Ay sen cübbeli gibi ne taktın yav bana. Bikerem ikinizde tipim diiiilsiniz :D

Bilim bilgi edinme metodu demişsin, e bende buna benzer birşey diyorum işte. Bilim Tanrının eylemleridir ve insan bilgi edinme yolu ile (ancak eldeki sınırlı verilerle)bu eylemlere ulaşmaya çalışır. Bilime ulaşamaz, bilim nedir onu bulmaya çalışır yani.

İnsan bilim yapamaz, bilim yapılmıştır. İnsan bunun ne olduğuna ulaşmaya çalışır. Buda bilim değil anca öğrenmedir.

Yerçekimi kanunu bilimsel bir tanımdır ama bunu insan yapmamıştır. Bu kanun zaten vardı ve insan bunu açığa çıkarmıştır, yani öğrenmiştir.

Dolu dolu konuşmam demek, seni onaylamam demek. Benden bu tarz bir talebin olması için bana mantıklı bir sebep söylesene.

Vazgeçin artık, sen daha şunu bilmiyorsun, senin kafan basmaz vs söylemlerden. Çünkü sadece kendinize ayıp ediyorsunuz, kimseye değil.

Link to post
Sitelerde Paylaş
İnsan bilim yapamaz, bilim yapılmıştır. İnsan bunun ne olduğuna ulaşmaya çalışır. Buda bilim değil anca öğrenmedir.

Bak hala saçmalıyor. Bilim zaten öğrenmedir.

Yaratıcı bilim yapmaz berguzar. Bilim başka birşeydir

Yaratıcı (varsa eğer) keyfekeder yaratır, yaratırken bilim falan yapmaz.

Bilim deneysel/kuramsal bilgi edinme metodudur.

Saçmalak marifet değil berguzar ama sürekli saçmalamak için çabalıyorsun.

Hani diyorum gözönünde olayım diye sırf yazmış olmak için mi yazıyorsun acaba? :lol:

tarihinde kenzo tarafından düzenlendi
Link to post
Sitelerde Paylaş
  • Konuyu Görüntüleyenler   0 kullanıcı

    Sayfayı görüntüleyen kayıtlı kullanıcı bulunmuyor.


×
×
  • Yeni Oluştur...