Jump to content
Ateistforum

Mantık 101


Recommended Posts

burdan ötesi onun alanında benim için gaybdır bilinemez.

sadece fikir yürütebilirim.oda sadece beni bağlar.

"madde ile enerjiyi birbirine dönüştüren bilgi/bilinç tanrıdır" derken zaten fikir yürüttünüz. :)

Anlatamıyor muyum neyim.

Fikir yürütmek ancak mantık ilkeleri içinde kalarak mümkündür.

Tanrı'nın belirli özelliklerinin gaybi olması, tanrı'nın o sıfatlarının tanımsız oldugu anlamına gelmez.

Sonuçta bir varlık var ise belirli özellikleri var ise vardır biz bilelim yada bilmeyelim farketmez.

O özellikleri biz bilmesek bile bizim için gaybi olsa bile bu, o özelliklerin mantıkdışı, kendi içinde tutarsız bir küme oldugu anlamına gelmez.

Mantıkdışı özellikler diye birşey uydursak bile böyle "özellikler" konusunda fikir falan yürütemeyiz.

tarihinde Dehri tarafından düzenlendi
Link to post
Sitelerde Paylaş
  • İleti 259
  • Created
  • Son yanıt

Top Posters In This Topic

"madde ile enerjiyi birbirine dönüştüren bilgi/bilinç tanrıdır" derken zaten fikir yürüttünüz. :)

Anlatamıyor muyum neyim.

Fikir yürütmek ancak mantık ilkeleri içinde kalarak mümkündür.

Tanrı'nın belirli özelliklerinin gaybi olması, tanrı'nın o sıfatlarının tanımsız oldugu anlamına gelmez.

Sonuçta bir varlık var ise belirli özellikleri var ise vardır biz bilelim yada bilmeyelim farketmez.

O özellikleri biz bilmesek bile bizim için gaybi olsa bile bu, o özelliklerin mantıkdışı, kendi içinde tutarsız bir küme oldugu anlamına gelmez.

Mantıkdışı özellikler diye birşey uydursak bile böyle "özellikler" konusunda fikir falan yürütemeyiz.

madde ile enerjinin bir bilgi ile dönşmesi firkir midir ? yoksa kesin bir bilgi midir ?

tarihinde NOIR tarafından düzenlendi
Link to post
Sitelerde Paylaş

madde ile enerjinin bir bilgi ile dönşmesi firkir midir ? yoksa bilgi midir ?

Bir dönüşüm oldugu olgusal, fiziksel bir bilgidir ama bu dönüşümün bir "bilgi" ye dayanması, bu bilginin niteliğini nesnel biçimde ortaya koyamadıgımız sürece, böyle bir bilginin varlıgı kişisel bir fikirdir.

Böyle bir bilgi vardır demeniz mantıksal açıdan imkansız değildir. Önemli olan bu kabulü yaptıktan sonra diğer dediklerinizdir, diyeceklerinizdir.

tarihinde Dehri tarafından düzenlendi
Link to post
Sitelerde Paylaş

Tanrı'nın mantıki ifadesi benim benliğimin numerik olarak ifade edilmesi gibi bir şey değildir mesela.

Tanrı bizzat değil belki ama bissıfat mantık'tır. Belki bizzattır da...

Mantık, Tanrı'ya son derece yakın bir mevkidir.

Mantık; nutuk, intak kelimeleriyle aynı köktendir, ve konuşma, us gibi anlamlara gelir.

Yunanca logic (mantık) de logos (söz-yasa) ile aynı kökten gelir ki; "başlangıçta söz (logos) vardı" anlamındaki incil ayeti ve en azından hristiyan teolojisi de beni destekler. "Kalsiyum ve kalker destekler beni, yeraltı suları destekler/yırtılan ipek sesiyle (Bismillahirrahmanirrahim-Fuzuli'nin şerhi)"

Her konuşma, ifade edilmiş her söz mantıki değildir. Witgo'nun dediği gibi gündelik konuşmanın %90'ı saçmalıktır, safsatadır. Sizlerin çoğu da saçmalıktan, safsatadan başka bir şey üretmiyorsunuz. Ben de zaman zaman saçmalarım ama sizin kadar değil.

Mantığı tam manasıyla idare edebilenin Tanrı'dan başka gidecek yeri yoktur hemşerim. Dilediğiniz kadar bıdı bıdı edin, bu böyle, n'apim.

İnsanların bir kısmı yeterince mantıklı davranamadıkları için safsataya dşer ve Tanrı'yı reddederler, diğer kısmı ise varılacak yerlerden, muammalardan ürküp geri vites yaparlar, bu nedenle safsataya gark olurlar.

Link to post
Sitelerde Paylaş
Mantığı tam manasıyla idare edebilenin Tanrı'dan başka gidecek yeri yoktur hemşerim. Dilediğiniz kadar bıdı bıdı edin, bu böyle, n'apim.

Alakası yok :)

Mantığın kaynağını tanrıya bağlamak, tanrıyı mantıgın dışında biryere taşımaktır. Çünkü tanrıda mantığın içinde ise, yani mantık ilkeleri onuda bağlıyorsa, kendisi mantığa kaynaklık edemez.

Mantık dışı bir varlık hakkında da herhangi bir çıkarım yapmak mümkün değildir.

Böyle bir ne idüğü belirsiz tanrıdan bir sonuca varabilmek mümkün değildir.

İstediği kadar bıdı bıdı etsin.

:)

Link to post
Sitelerde Paylaş

Alakası yok :)

Mantığın kaynağını tanrıya bağlamak, tanrıyı mantıgın dışında biryere taşımaktır. Çünkü tanrıda mantığın içinde ise, yani mantık ilkeleri onuda bağlıyorsa, kendisi mantığa kaynaklık edemez.

Mantık dışı bir varlık hakkında da herhangi bir çıkarım yapmak mümkün değildir.

Böyle bir ne idüğü belirsiz tanrıdan bir sonuca varabilmek mümkün değildir.

İstediği kadar bıdı bıdı etsin.

:)

Bak sen! Demek neymiş, kaynağı bir şeye bağlamak kaynağı o şeyine dışına çıkarırmış. :)

Daha iyi bir safsata örneği nasıl verilirdi bilmiyorum.

Bir şey bir şeye kaynak olunca (ki ben böyle bir şey de demedim) o şeyin dışına çıkıyormuş... Ehh az buz değil, sıkı saçmalama. Tebrik ederim. Ben senin daha büyük saçmalamalarını da hatırlıyorum. Bu ne ki sevgili kardeşim!

Link to post
Sitelerde Paylaş

Bak sen! Demek neymiş, kaynağı bir şeye bağlamak kaynağı o şeyine dışına çıkarırmış. :)

Daha iyi bir safsata örneği nasıl verilirdi bilmiyorum.

Bir şey bir şeye kaynak olunca (ki ben böyle bir şey de demedim) o şeyin dışına çıkıyormuş... Ehh az buz değil, sıkı saçmalama. Tebrik ederim. Ben senin daha büyük saçmalamalarını da hatırlıyorum. Bu ne ki sevgili kardeşim!

:)

Her zaman ki fuzuli yazılarından birisi

İsminle bu kadar özdeş olman güzel.

tarihinde Dehri tarafından düzenlendi
Link to post
Sitelerde Paylaş

"Mantığı tam manasıyla idare edebilenin Tanrı'dan başka gidecek yeri yoktur hemşerim. Dilediğiniz kadar bıdı bıdı edin, bu böyle, n'apim. "

Burdaki mantık ifadesininin yerine pratik akıl ifadesini koyacacak olursak daha yerinde olur.

Değil Suatbeyciğim. "Salt akıl" desen olurdu, o da belki.

Mantık'ın pratik akılla katiyyen ilgisi yoktur. Bu avamın algılayışıdır.

İnsanların büyük bölümü mantığı Dehri'nin yukarıda yaptığı gibi anlağın ürünü olarak algılar.

Halbuki evren dahi mantığın evrimi veya gelişimidir.

Kendine yabancılaşarak kendini tanıma sürecidir.

N'apalım. Hiç bir göz kendini göremez. Görmek için illa ki dışarıdan bakan bir göz (ayna) lazım.

Link to post
Sitelerde Paylaş

Geleceksiniz bir tartışmaya

Mantığı tam manasıyla idare edebilenin Tanrı'dan başka gidecek yeri yoktur hemşerim. Dilediğiniz kadar bıdı bıdı edin, bu böyle, n'apim

diye bir safsata ortaya ortaya atacaksınız.

Hiç bir gerekçe öne sürmeden üfüreceksiniz.

Sonrada safsata kılavuzlugu yapacaksınız

:lol:

Fuzuli hiç değişmiyorsun

Giymişsin üstüne sufi bir kişilik "eserim, gürlerim, boş atar dolu tutarım" diyorsun.

Sen git parklarda otur birilerinin sana gelip öte alemlerden haber getirmesini bekle.

Anlarsın ya.

O işi iyi yaparsın.

tarihinde Dehri tarafından düzenlendi
Link to post
Sitelerde Paylaş

:)

Her zaman ki fuzuli yazılarından birisi

İsminle bu kadar özdeş olman güzel.

Heyecan yapma yavrucum. -ki'lerin ne zaman ayrı yazılıp ne zaman üleştirileceğini bile unutursun böyle, heyecan yaparsan. Bir de bilmem kaçıncı saftoriksin, kendine Fuzuli diyen birine fuzuli göndermesi yaparak onu küçük düşüreceğini sanan. Umumiyetle heyecana kapılanların yaptığı bir şeydir bu.

Ben senin alanında (Fizik) bile zaman zaman çok feci saçmaladığını yakinen bildiğim için; felsefi bir meselede gevelemeni sana çok görmüyorum gerçi.

Link to post
Sitelerde Paylaş

"Mantığın kaynağını tanrıya bağlamak, tanrıyı mantıgın dışında biryere taşımaktır. Çünkü tanrıda mantığın içinde ise, yani mantık ilkeleri onuda bağlıyorsa, kendisi mantığa kaynaklık edemez."

Dehri, mantık okumuşsun, ilkeleri de biliyorsun ama uygulamıyorsun. Tanrı'nın hem mantığın kaynağı olması hem de mantık ilkelerinin Tanrı'yı dahi bağlıyor olması pekala mümkün. Karşındaki öyle bir Tanrı tanımı yapar ki, az önce söylediklerin sözkonusu Tanrı tanımına mantıksal olarak karşı çıkacak güçte değildir artık.

Sözgelimi, evren demek Tanrı olmamak demektir. Tanrı olmamak ise, Tanrıyla aranda epistemik bir mesafenin olması demektir, ki bu mesafe de yeryüzündeki kötülüğün kaynağıdır. Tanrı sonsuz rahmeti nedeniyle kötülüğü istemeyecek, yani yaratmayı istemeyecektir. Oysa Tanrı aynı zamanda kâmildir, üstündür ve kemalini göstermek yani yaratmak isteyecektir. Çünkü "iyilik ve kemal yayılmak ister". İşte evren, Tanrı'nın tabiatından fışkıran bir görünümdür. Mantık ilkeleri de Tanrı tarafından yazılmış bir program değil, bizzat Tanrı'nın doğasından fışkıran yasalardır.

Bunlar benim teolojik görüşlerim değil, ama senin yukardaki iddianı askıda bırakacak bir tanım. Dolayısıyla Tanrı mantığın kaynağı olabilir.

Link to post
Sitelerde Paylaş

Geleceksiniz bir tartışmaya

diye bir safsata ortaya ortaya atacaksınız.

Hiç bir gerekçe öne sürmeden üfüreceksiniz.

Sonrada safsata kılavuzlugu yapacaksınız

:lol:

Fuzuli hiç değişmiyorsun

Giymişsin üstüne sufi bir kişilik "eserim, gürlerim, boş atar dolu tutarım" diyorsun.

Sen git parklarda otur birilerinin sana gelip öte alemlerden haber getirmesini bekle.

Anlarsın ya.

O işi iyi yaparsın.

Ben daha hangi işleri acaip iyi yaparım bir bilsen Dehri, dehşete kapılırsın.

Şu bana yazdıklarına bak...Sufi, parkta oturacak, öte alemden haber getirecek birilerini bekleyecek, anlar ya o işi iyi yapar... Bunların hepsi ne denli zor bir durumda olduğunu ortaya koyuyor. Çünkü bunların hiç biri sana yazdığım şeylerden çıkmaz.

Hee bu arada vre kara cahil, yüzün kızarır mı bilmem ama mantık ile ilgili söylediklerim Spinoza'dan Hegel'e bütün bir felsefe tarihinin zirvelerindeki isimlerin söylediği şeylere koşut.

Oturup sana onları mı anlatayım şimdi. Git çalış biraz.

Senin bir şeyi anlamak gibi bir derdin mi var ki yapayım bunu.

Ben burada sıkıştığında bütün felsefeciler saçmalıyor diyenleri de gördüm. :) Şimdi o biçareler, akıl fukaraları beni safsata ortaya atmakla suçlasa ne gam pehlivan! "Bozar mı sandın" bu iddialar beni.

Link to post
Sitelerde Paylaş

Değil Suatbeyciğim. "Salt akıl" desen olurdu, o da belki.

Mantık'ın pratik akılla katiyyen ilgisi yoktur. Bu avamın algılayışıdır.

İnsanların büyük bölümü mantığı Dehri'nin yukarıda yaptığı gibi anlağın ürünü olarak algılar.

Halbuki evren dahi mantığın evrimi veya gelişimidir.

Kendine yabancılaşarak kendini tanıma sürecidir.

N'apalım. Hiç bir göz kendini göremez. Görmek için illa ki dışarıdan bakan bir göz (ayna) lazım.

Fuzuli,

Saf akılla hareket ederseniz, değil Tanrı'yı kendi varlığınızı dahi kabul etmemeye mecbur olursunuz. Bu da hoş olmaz değil mi?

Pratik akıl, nörosciencetan arkeolojiye, fizikten evrimsel biyolojiye kadar birçok bilimin temel metodudur. Ayrıca dinin dili de pratik akıl üzerine kuruludur. İnsan tutarlı olmak istiyorsa, pratik akla başvurmalıdır.

Link to post
Sitelerde Paylaş

Değil Suatbeyciğim. "Salt akıl" desen olurdu, o da belki.

Mantık'ın pratik akılla katiyyen ilgisi yoktur. Bu avamın algılayışıdır.

İnsanların büyük bölümü mantığı Dehri'nin yukarıda yaptığı gibi anlağın ürünü olarak algılar.

Halbuki evren dahi mantığın evrimi veya gelişimidir.

Kendine yabancılaşarak kendini tanıma sürecidir.

N'apalım. Hiç bir göz kendini göremez. Görmek için illa ki dışarıdan bakan bir göz (ayna) lazım.

sonun başlangıcına bakıştan mı söz ediyorsnuz?

tanrı geriyemi bakıyor bizimle ?

Link to post
Sitelerde Paylaş

Fuzuli,

Saf akılla hareket ederseniz, değil Tanrı'yı kendi varlığınızı dahi kabul etmemeye mecbur olursunuz. Bu da hoş olmaz değil mi?

Pratik akıl, nörosciencetan arkeolojiye, fizikten evrimsel biyolojiye kadar birçok bilimin temel metodudur. Ayrıca dinin dili de pratik akıl üzerine kuruludur. İnsan tutarlı olmak istiyorsa, pratik akla başvurmalıdır.

O halde tutarlıyım.

Zaten kendi varlığımı redde çalışıyorum Suatbeyciğim. Salt akıl nihilizme neden yol açsın onu anlayamadım. Ben bilmekten korkanlardan (nihilist) değilim. Salt akılla da olmam. Ama şunu da söylemek lazım ki bir nihilist diğer bütün ateist ve agnostik zamazingolardan daha kıymetlidir. İndimde mutlak kafir (nihilist) mutlak müslüman gibi bir şeydir. Ancak kendine nihilist diyen zırtapozların hiç birinin aslında nihilist olmadıklarını da unutmamak gerekir.

Sana Fuzuli Baba versin cevabı:

öyle ser-mestem ki idrâk etmezem dünyâ nedir

ben kimem sâki olan kimdir mey-i sahbâ nedir

.....

hikmet-i dünyâ vü mâfîhâ bilen ârif değil

ârif oldur bilmeye dünyâ vü mâfîhâ nedir

Diyor ki bold kısımda, dünya ve içindekilerin hikmetini bilen arif (bilge) değildir. Bilge odur ki: dünya ve içindekilerin ne menem şeyler olduğunu bile bilmez.

Link to post
Sitelerde Paylaş

O halde tutarlıyım.

Zaten kendi varlığımı redde çalışıyorum Suatbeyciğim. Salt akıl nihilizme neden yol açsın onu anlayamadım. Ben bilmekten korkanlardan (nihilist) değilim. Salt akılla da olmam. Ama şunu da söylemek lazım ki bir nihilist diğer bütün ateist ve agnostik zamazingolardan daha kıymetlidir. İndimde mutlak kafir (nihilist) mutlak müslüman gibi bir şeydir. Ancak kendine nihilist diyen zırtapozların hiç birinin aslında nihilist olmadıklarını da unutmamak gerekir.

Sana Fuzuli Baba versin cevabı:

öyle ser-mestem ki idrâk etmezem dünyâ nedir

ben kimem sâki olan kimdir mey-i sahbâ nedir

.....

hikmet-i dünyâ vü mâfîhâ bilen ârif değil

ârif oldur bilmeye dünyâ vü mâfîhâ nedir

Diyor ki bold kısımda, dünya ve içindekilerin hikmetini bilen arif (bilge) değildir. Bilge odur ki: dünya ve içindekilerin ne menem şeyler olduğunu bile bilmez.

daha iyi anlatamazdın fuzuli üstad :)

Link to post
Sitelerde Paylaş

O halde tutarlıyım.

Zaten kendi varlığımı redde çalışıyorum Suatbeyciğim. Salt akıl nihilizme neden yol açsın onu anlayamadım. Ben bilmekten korkanlardan (nihilist) değilim. Salt akılla da olmam. Ama şunu da söylemek lazım ki bir nihilist diğer bütün ateist ve agnostik zamazingolardan daha kıymetlidir. İndimde mutlak kafir (nihilist) mutlak müslüman gibi bir şeydir. Ancak kendine nihilist diyen zırtapozların hiç birinin aslında nihilist olmadıklarını da unutmamak gerekir.

Sana Fuzuli Baba versin cevabı:

öyle ser-mestem ki idrâk etmezem dünyâ nedir

ben kimem sâki olan kimdir mey-i sahbâ nedir

.....

hikmet-i dünyâ vü mâfîhâ bilen ârif değil

ârif oldur bilmeye dünyâ vü mâfîhâ nedir

Diyor ki bold kısımda, dünya ve içindekilerin hikmetini bilen arif (bilge) değildir. Bilge odur ki: dünya ve içindekilerin ne menem şeyler olduğunu bile bilmez.

Fuzuli,

Klasik olacak ama farklı dünyaların insanıyız. Bunda da bir problem görmüyorum açıkçası, herkes kendi meşrebince yaşar, sonuçta varacağımız yer aynı değil mi?

Saf akıl meselesine gelince, size de Said Baba versin bu konuda cevabı :

İ’lem Eyyühel-Aziz! Bir bürhan ile elde edilen netice-i tevhidi bazı insanlar isti'zam ile dar zihinlerine sıkıştıramazlar veya bozuk hayalleri tahammül edemez. Bu hale karşı o kat'î, sahih bürhanı reddetmek üzere “Bu neticeyi, bu kadar azametiyle şu bürhan (onu) intac edemez.” diye bahaneler ile kabul etmez(saf akılcıları kastediyor). O miskin bilmez mi ki, neticenin kayyumu İmandır. Bürhan, ancak onu görmek için bir menfezdir veya bir süpürge gibi o neticeye konan vehimleri süpürür. Maahaza bürhan bir değildir, bin değildir. Zerrat-ı âlem adedince bürhanlar vardır.

Link to post
Sitelerde Paylaş

Tartışmaya katıl

You can post now and register later. If you have an account, sign in now to post with your account.

Misafir
Bu konuyu yanıtla

×   Yapıştırdığınız içerik biçimlendirme içeriyor.   Biçimlendirmeyi Temizle

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Your previous content has been restored.   Clear editor

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

Yükleniyor ...
  • Konuyu Görüntüleyenler   0 kullanıcı

    Sayfayı görüntüleyen kayıtlı kullanıcı bulunmuyor.


×
×
  • Yeni Oluştur...