Jump to content

Mantık 101


Recommended Posts

insan biraz mütevazi olur,bu ne kibir

görende sanacakki öyle yazılar yazıyorki onu okuyanlar dönüp bir daha okuyor

madem vaktin ve zamanın yok ne diye habire yazıyorsun.

değerli vaktimi senin gibi ciğeri beşpara etmez birine yanıt yazmakla harcadım

O öyledir manyet0, kendini aşmış, taşmış görür oysa hiç bir farkı yoktur.

Link to post
Sitelerde Paylaş
  • İleti 259
  • Created
  • Son yanıt

Top Posters In This Topic

(Victor J. Stenger, God: The Failed Hypothesis, s. 231-233)

Tanrı Hipotezine Destek Sağlayacak Varsayımsal (Hipotetik) Gözlemler

Tamamen doğal süreçlerin evreni oluşturmak için yetersiz olduğu kanıtlanabilirdi. Mesela evrenin ölçülen kütle yoğunluğu, evrenin tam da sıfır enerji (bunun hiçliğin enerjisi olduğunu varsayıyoruz) konumundan başlaması için gerekli olan değerde çıkmayabilirdi. Bu, evrenin oluşması için enerji korunumunun ihlal edilmesinin yani bir mucizenin gerekli olduğu anlamına gelirdi.

Tamamen doğal süreçlerin evrendeki düzeni oluşturmak için yetersiz olduğu kanıtlanabilirdi. Mesela evrenin genişlemediğini ve bir gök kubbe (İncil'de ifade edildiği gibi) olduğunu düşünün. Termodinamiğin 2. kanunu evrenin geçmişte hep olabilecek maksimum değerinden daha düşük entropiye sahip olmasını gerektirecekti. Bu durumda eğer evrenin bir başlangıcı varsa, bu başlangıç dışardan empoze edilmiş bir düzen olmalıydı. Evrenin başlangıcı olmasa bile yani geçmişte sonuza kadar gidiyor olsa bile yine de devamlı artan düzenin kaynağını açıklamamız gerekirdi.

[burada kullanılan "firmanent" kelimesi Kuran'daki "sema" yani gök ile aynı anlamdadır.]

Tamamen doğal süreçlerin Dünya'nın kompleks yapısını oluşturmak için yetersiz olduğu kanıtlanabilirdi. Mesela Dünya'nın yaşının evrim için çok kısa olduğu ortaya çıkabilirdi. Basit şüreçlerin kompleks yapılar oluşturamayabilirdi.

Evrimi yanlışlayan kanıtlar bulunabilirdi. Fosiller evrimle izah edilemeyecek şekilde tarihsel sıralanıştan yoksun olabilirdi. Canlıların tamamı aynı genetik şemaya dayanmayabilirdi. Geçiş türleri gözlemlenmeyebilirdi.

İnsan hafızası ve düşünceleri bilinen fiziksel süreçlerle mantıklı bir şekilde açıklanamayan deliller sunabilirdi. Bilim zihnin fiziksel olarak mantıklı bir şekilde açıklanamayan sıradışı güçlerinin varlığını belirleyebilirdi. Bilim sonraki yaşamla ilgili tatmin edici deliller ortaya çıkarabilirdi. Mesela öldüğü kesinleşmiş birinin bilmesi mümkün olmayan ve daha sonradan doğruluğu ortaya çıkan bazı bilgilerle birlikte yaşama dönebilirdi.

[bunun teolojik bir temeli olup olmaması önemli değil. Bunlar olabilecek ve olduğu takdirde Tanrı hipotezine destek sağlayacak şeylerdir.]

Vahiy ile elde edilen bilgilerin doğrulanmasıyla fiziksel olmayan bir haberleşme kanalının varlığı deneysel olarak onaylanmış olurdu. Mesela bir insan Tanrı'dan aldığı vahiy ile Dünya'nın sonunun tam tarihi öğrenebilir ve daha sonra bu olay gerçekleşebilir.

[burada anlatılmak istenen şey normal olarak sahip olunması mümkün olmayan bilgilerin vahiy ile elde edilmesinin Tanrı hipotezine destek sağlayacağıdır.]

Dini metinlerdeki mucizevi olayların ve anlatılan hikayelerin doğruluğunu gösteren fiziksel ve tarihsel deliller elde edilebilirdi.

Boşluğun mutlak olarak dengeli (stabil) olduğu ve böylece hiçbir şeyden ziyade birşeylerin varolması için bazı aksiyonların olması gerektiği ortaya çıkabilirdi. Evrenin insan yaşamı için çok uygun olduğu ve böylece insan yaşamı temel alınarak yaratılmış olması gerektiği sonucuna varılabilirdi. İnsanlar kıtalar arasında dolaşır gibi gezegenler arasında dolaşabiliyor ve diğer tüm gezegenlerde yaşam desteği için birşeye ihtiyaç duymaksınız yaşayabiliyor olabilirdi.

Doğa olayları nötral matematiksel kanunlardan ziyade bazı ahlaki kurallara uyuyor olabilirdi. Mesela yıldırımlar genelde kötü, ahlaksız insanları çarpıyor; kötü davranışlar sergileyen insanlar daha sık hasta oluyor; rahibeler uçak kazalarından sağ kurtuluyor olabilirdi.

İnananlar inanmayanlara göre daha yüksek ahlakı değerlere ve bazı diğer ölçülebilir üstün değerlere sahip olabilirdi. Mesela hapisler ateistlerle doluyken inananlar mutlu, refah içinde sevgi dolu aileleriyle yaşıyor olabilirdi.

Ama bunların hiçbiri olmadı. Tanrı hipotezi elimizdeki verilerle onaylanmadı. Aslında bu hipotez eldeki verilerle güçlü bir şekilde çelişmektedir.

Alıntı yaptığınız yazının ana temasına diyeceğim yok. Ancak, en başta büyük bir mantık ve kurgu hatası var. Bu hata tanrı kavramını bir hipotez olarak kabul etmekle yapılmış.

Tanrı fikri bir hipotez midir?

Hipotez; herhangi bir probleme eldeki araştırma ve gözlemler sonucu ortaya konulan geçici kurgunun adıdır. Tanrıyı bizlere bildiren hiçbir gözlem ve veri olmadığına göre tanrı fikrini bir hipotez saymak en başından büyük bir yanlışa düşmek olur.

Yukarıda yapılan tartışmaların anlamsızlığını ve demagoji üretmekte sergilenen zavallıca ukalalıkların böylesine ciddi bir dille ileri sürüldüğünü görünce son derece basit ve anlaşılır bir biçimde çürütülmesi olanaklı olan tanrı kavramının bir hipotez bile olmadığını belirtmeden geçemedim. Yukarıda felsefe yapmak adına yapılan ukalalıkların düşünmeye çalışan insanların uslamlama çabasını baltalayacağını düşünüyorum. Tek söylenmesi gereken tanrı kavramının bir dogma olduğu, asla ve kat'a bir hipotez olarak bile kabul edilemeyeği iken, herkes ne kadar bilgili ve sofistike bir düşünür olduğunu kanıtlamak istercesine adeta sap yiyip saman sçmış.

Bir diğer saçmalık da bilimin tanrıya var diyemeyeceği gibi yok da diyemez olduğunu dillendiren agnostik görüştür. Oysa, iddia, onun ortaya atanın kanıtlamakla yükümlü olduğu bir kavram üzerinde dönmektedir ve yokluğa kanıt istemekle de yine büyük bir mantık hatası yapılmaktadır. Çakma filozoflar saçmalamakta sınır tanımamaktadır...

Link to post
Sitelerde Paylaş

dostum, ilginç adamsın vesselam :)

Ovvv daha bu ne ki pehlivan,

Mesela Zola da has filozof BayTanbur ya da baySitar'dir büyük ihtimalle. :)

Daha hipotezin ne olduğunu bilmez. Tanımını bilse dahi onu yerli yerinde kullanamaz. Dawkins'i severler ama onun kullandığı bir deyimi bilmezler.

Atatürk'ten bayrak devralmış gençliğimiz bu haldedir işte.

Ne demişler:

Gör de bak zahidi kim sahib-i irşad olayım der

Dün mektebe varmış bugün üstad olayım der.

Cin olmadan adam çarpmaya kalkan düşük voltajlı yaratıklardır bunlar. Cirmlerine aldırmaksızın...

Bunlarla bir arada yaşamak durumundayız işte.

Metinlerinin içeriği bomboştur. Sen bunu görebilecek durumda olan bir kaç forum üyesinden birisin. Ne demek istediğimi anlarsın. Metinlerinden yalnızca acemice kustukları öfkeleri anlaşılabilir sadece. Öfke gösterisinin bile incelikli yolları vardır ama bunlar onları da bilmezler.

Bunların ifade edebilecekleri doğru dürüst bir fikirleri yoktur.

Zaten üretilmiş olan klişlerle hayatlarını geçirir dururlar.

Fikir ve dava adamı havasında gezerler, kendilerini çok ciddiye alırlar; sonra kalkar "fuzuli" mahlaslı birine fuzuli olduğunu anlatmaya çalışırlar. :)))

Buraya fazla takılmasam da bunları tanımak çok kolay.

Süper güçlerim olduğundan değil yani!:)))

Bunların hepsi engellidir bende. Okumam metinlerini. Yesinler kendilerini.

Bunlara sinirlenmiyorum da artık. Cezai ehliyetleri yok ulan bir kere bunların. :)

Bir fıkıh kaidesidir: Dinin tekliflerine, emirlerine muhatab olabilmek için iki şartı haiz olmak gerekir:

1-)Akil olmak: aklı başında olmak

2-)Baliğ olmak: buluğa ermiş olmak

Bunların aklı başında değil ki. Bunlara şiddet uygulamak/cevap vermek bile caiz değil.

Konuşsun konuşsun dursunlar.

Bunlar da forumun kötü delileri işte. Bir de iyi/tatlı deliler var. Onlar ayrı. Onları tenzih ederim. Mesela Hacı. Harbi delidir. Tatlı deli ama.

Mesela Karun...

Link to post
Sitelerde Paylaş

Yanlış tanımlardan yanlış sonuçlar çıkar.

TANIM:

"Varsayım veya hipotez, bilimsel yöntemde olaylar arasında ilişkiler kurmak ve olayları bir nedene bağlamak üzere tasarlanan ve geçerli sayılan bir önermedir.

Terim eski Latince "önermek" anlamına gelen "hipotithenai" kelimesinden köken almaktadır. Bilimsel bir hipotez farklı kişilerce ve bilimsel yöntemlerle sınanabilmelidir. Hipotezler genellikle geçmiş gözlemlere veya bilimsel teorilerden yapılan çıkarsamalara dayanır. İstatistiki hipotez; tarafsızlık hipotezi, farksızlık hipotezi, sıfır hipotezi. Bu kavrama göre varsayılan değişkenler arasında farklılık yoktur. Bu tür hipotez bilimsel araştırmalarda yan tutmamanın gereğidir. Araştırma hipotezi; farklılık hipotezi, alternatif hipotez. Araştırmada daha önceki bilgilerin veya gözlemlerin doğruluğunu saptamak üzere oluşturulan, değişkenler arasında önemli ilişki olduğunu varsayan ifadelerdir. Hipotezler bilimsel yöntemlerle sınanıp geçerliliği değerlendirilir.Hipotez bir çok alanda kullanılır.Örnek:bir prolemin çözülmemişse,problemin sonlarında o problem doğruluğa ulaşmamışsa yada gerçeklere dayalı gözlemler kurulmasında hipoztez kulanılır."

Şimdi bu bilgiler ışığında, tanrı kavramını bir hipotez olarak nasıl değerlendirebilirsiniz, buyrun yapın da biz de görelim.

Kolay gele.

Link to post
Sitelerde Paylaş

Hipotez yerine "varsayım" dersek sanırım her şey anlaşılır.

Tanrı varsayımı. Dawkins'in kitabında geçiyor.

Sanırım forum tarihinde ilk defa wikipedia'dan kaynak veriyorum.

Aha:

http://en.wikipedia.org/wiki/The_God_Delusion

"The God hypothesis:

This becomes an important theme in the book, which he calls the God Hypothesis.[15] He maintains that this idea of God is a valid hypothesis, having effects in the physical universe, and like any other hypothesis can be tested and falsified.[16]

...

He writes that one of the greatest challenges to the human intellect has been to explain "how the complex, improbable design in the universe arises", and suggests that there are two competing explanations:

A hypothesis involving a designer, that is, a complex being to account for the complexity that we see.

A hypothesis, with supporting theories, that explains how, from simple origins and principles, something more complex can emerge."

Sonracığıma beğen beğenme teoloji de bir sosyal bilimdir; felsefe de öyle! Ve sosyal bilimler nedensellik ilişkileri ile falan ilgilenir. Her iki branşta da hipotez diye bir müessese vardır. Varsayımda bulunmayı yasaklayan veya sadece doğa bilimlerine bu ayrıcalığı tanıyan bir bilimsellik anlayışı mı olurmuş kardeşim! Ne günlere kaldık.

Kaldı ki hipotez kelimesi Antik Yunana kadar takip edilebilir. Yani "deney"in, "bilimselliğin" olmadığı bir döneme değin...

Bilmem daha başka bir şey yazmaya hacet var mı!

Bence kalmadı.

tarihinde Fuzûlî tarafından düzenlendi
Link to post
Sitelerde Paylaş

Evet, R. Dawkins hipotez terimi ile tam olarak "varsayım"ı kastetmiş, burası açık.

Ve çünkü; hipotez varsayımdan öte ve bilimsel/teknik bir terimdir. Araştırma ve gözlem olmaksızın bilimsel bir hipotezden söz edilemez. Sözcüğün Latince aslında "varsayım" anlamına gelmesi ve henüz bilimsel yöntem ve kıstasların mevcut olmadığı çağlardan günümüze ulaşmış olması, hipotezin güncel tanımının salt nedenselliğe dayalı olarak kurulabilecek varsayım olamayacağı gerçeğine gölge düşürmüyor. Ayrıca, bunu kabul etsek bile, tanrı varsayımını temellendirebilecek hiçbir nedenselliğe yine de sahip olamayız.

Dawkins'in hipotez terimini kullanmasının başkaca nedenleri de var. Bir kitap yazıyorsunuz; sofistike bir dil kullanmak ve uslamlamalarınızı okurun gözünde mümkün mertebe derinleştirmek, bir safsata olduğunu biliyor olmanıza karşın, çürüttüğünüz düşünceyi önemsemek ve ciddiye almak durumundasınız. Hem sonra Dawkins önemli bir düşünür olabilir, ama yazdıklarının her hecesini gözü kapalı doğru kabul etmek elbette olanaklı değildir.

Sosyal bilimlerin ne kadar bilim oldukları ise ayrı bir tartışma konusu. Ama, şu kadarını söylemeliyim ki "science" esae olarak fen bilimleri anlamına gelir; "human scinces" ya da "social sciences" terimlerindeki science ise anlam kaymasına uğramıştır ve beşeri bilgilerin bilimsel bir gözle değerlendirilmesine işaret etmek üzere bunlara sosyal bilimler denilmiştir. Kısacası, bu adlandırma, bu inceleme alanlarının müspet bilim olduklarına delalet etmez. Tarihe bir bilim diyebilir miyiz? Tarihin kanunlar, kuramları ya da hipotezleri var mıdır? Neyse başlığın dışına çıkmayalım en iyisi...

Link to post
Sitelerde Paylaş

Sosyal bilimler de bilimdir, doğa bilimleri ile farklı özelliklere sahipler diye bu gerçek değişmez. Felsefe ise bilim değildir.

Kısmen psikoloji bilim kabul edilebilir. Bunun dışında kalanlar sadece birer araştırma/inceleme alanıdır; bilim değildir! Altını çizerek ve kim bilir kaçıncı kez tekrar ediyorum bunu...

3 sene önce bu konuda çok değerli ve oldukça güncel akademik bir araştırma çevirmiştim. Zamanım olur da arşivimden bulup çıkabilirsem ayrı bir başlık açıp bu yazıyı asacağım. Bu incelemenin yazarı ünlü bir sosyolog ve sosyolojinin niçin bir bilim olmadığını kesin bir biçimde ortaya koyuyor; akademik tartışmalardan alıntılar veriyor ve görüşlerini adeta tescil ediyor...

Bu arada, Dawkins'in tanrı önermesini geçerli bir hipotez kabul etmesi, bu hatanın vehametinden zerre kaybettirmiyor. Kendince ateizme farklı bir bakış açısı getirmek istemiş ve bilinçli ya da bilinçsiz olarak büyük bir kavram kargaşası yaratmış. Onun şöhretine kapılan dahi arkadaşlarımıza da epeyce malzeme çıkarmış...

Link to post
Sitelerde Paylaş

Zola,

sana verdiğim linki iyi oku. 2 asırlık "müspet ve müspet olmayan" ilimler ayrımıyla iş görmeye kalkarsan böyle olur. Medreseler dönemindeki maarife bir tepkidir bu ayrım.

Matematik de müspet ilim değildir; ancak hipotezlerin babaları vardır orada.

Şu bilim kelimesinin anlam kayması konusunda söylediklerin felaket.

Ama yazının sonunda başlığın çığrından çıktığına yönelik vurgun, "meseleyi daha fazla uzatmak istemiyorum, üzerime gelme biraz sıkıştım" feryadı gibi geldi. Ben de pek ilişmeyeyim sana.

ama human sciences, daha güncel tabirle humanities alanlarında, fen ilim adamları ve bilim felsefecileri arasında böyle test edilebilirlik ilkeleri falan belirleyici kriterler olmaktan çıkmış durumda.

Astur ciğerim. Felsefe niye bilim olmuyor lem?

Ben felsefeyi formel bilimlerin içine sokalım derim. Çok büyük bir hareket bu yaptığım he!

Gel beni kırma ciğerim.

Science kelimesi bilmekten geliyor. Felsefe de bilme sevgisi.

Biri aşık biri maşuk. Gel sen sevenleri ayırma, zalimlerden olma Astur. :)

Yahu Astur hadi bunlar bilmiyor. İki bin sene evvel bilim ve felsefe gibi bir ayrım yoğ idi. Bilimler mücmel ve muhtasar idi. Bu nedenle hem sosyal bilimler, hem felsefe, hem fen bilimleri alanında tek bir kişinin vukufiyeti (aristo gibi) mümkün idi. Ama sonradan bilgi arttıkça her alanın kendine ait sınırları genişledi, alanlar kendi içine kapandı. Şimdi şimdi de yeniden ilişkileniyorlar.

Sen ve ben bu cihana gelene dek bu böyle idi.

Şimdi sen ve ben varız; bütün bilgiyi yeniden bir araya toplayacağız.

Biz ukalayız çünkü de mi lem Astur!

Konuşsana yavrucuğum. evet öyle, desene!

Link to post
Sitelerde Paylaş

"Zola,

sana verdiğim linki iyi oku. 2 asırlık "müspet ve müspet olmayan" ilimler ayrımıyla iş görmeye kalkarsan böyle olur. Medreseler dönemindeki maarife bir tepkidir bu ayrım.

Matematik de müspet ilim değildir; ancak hipotezlerin babaları vardır orada."

Matematik bilimin temelidir! Şaka mı yapıyorsun sen?

Matematik düşünebileceğin en müspet şeydir hem de. Gülsem mi ağlasam mı şaşırdım inan...

"Şu bilim kelimesinin anlam kayması konusunda söylediklerin felaket."

Tanımlarla ve kıstaslarla düşünmeyi bir ilke olarak benimsemediğin sürece felaketlerle boğuşmaktan kurtulamazsın.

"Ama yazının sonunda başlığın çığrından çıktığına yönelik vurgun, "meseleyi daha fazla uzatmak istemiyorum, üzerime gelme biraz sıkıştım" feryadı gibi geldi. Ben de pek ilişmeyeyim sana."

Çok garip... Sana bu mesaj gaipten gelmiş gibi. Gerçekten de neden böyle yorumladın acaba sen bu yazdığımı. Sen tanımları oturt önce, sonra gel istediğin kadar tartışırız, zaman olsun yeter ki..

"ama human sciences, daha güncel tabirle humanities alanlarında, fen ilim adamları ve bilim felsefecileri arasında böyle test edilebilirlik ilkeleri falan belirleyici kriterler olmaktan çıkmış durumda"

Ben de sana en güncel haliyle bu tür bir kriter modifikasyonu olmadığını, tersine felsefe ve sosyal bilimlerin bilim sayılmadığını söylüyorum. Örneğin; genel kabul gören en sağlam kıstas sınanabilirliktir.

Kafadan sıkmıyorum ben bunları, ciddi tanımlar üzerinden konuşuyorum. Biraz daha dikkatli okumalısın yazdıklarımı.

tarihinde Zola tarafından düzenlendi
Link to post
Sitelerde Paylaş

Hee, bu da güzelmiş:

*matematik müspet bilim.

*müspet bilimin en önemli özelliği sınanabilir olmak

Geçen gün 7 ile 353'ü Cern'deki laboratuardan içeri kolkola girerken görmüşler komşi, duydun mu!

Rakamların doğada karşılıkları yoktur.

Sınamak için konu ettiğin nesnelerinin somut olması lazımdır.

Rakamlar ise senin deyiminle "düşünebileceğin" en soyut şeylerdir.

Buna rağmen matematikte hipotezler vardır.

Git kime istersen sor: matematik müspet ilim falan değildir. Formeldir.

Yeter ama. Her iletinde çam deviriyorsun. Akşama kadar yazışsak aynı inatçılığın yüzünden vahim hatalarına devam edeceksin. hata yapman mesele değil de inatçılık büyük problem. İletişim kurmamızı engelliyor.

Uğraşamam.

tarihinde Fuzûlî tarafından düzenlendi
Link to post
Sitelerde Paylaş

Hee, bu da güzelmiş:

*matematik müspet bilim.

*müspet bilimin en önemli özelliği sınanabilir olmak

Geçen gün 7 ile 353'ü Cern'deki laboratuardan içeri kolkola girerken görmüşler komşi, duydun mu!

Rakamların doğada karşılıkları yoktur.

Sınamak için konu ettiğin nesnelerinin somut olması lazımdır.

Rakamlar ise senin deyiminle "düşünebileceğin" en soyut şeylerdir.

Buna rağmen matematikte hipotezler vardır.

Git kime istersen sor: matematik müspet ilim falan değildir. Formeldir.

Yeter ama. Her iletinde çam deviriyorsun. Akşama kadar yazışsak aynı inatçılığın yüzünden vahim hatalarına devam edeceksin. hata yapman mesele değil de inatçılık büyük problem. İletişim kurmamızı engelliyor.

Uğraşamam.

Ben bir matematikçiyim. Matematikte sınama işleminin adı sağlamadır. Matematik, sana hayal edebileceğin en kesin sonuçları veren, salt mantık üzerine kurulu ve ispata dayalı (müspet) bir bilimdir. Biz matematikte tanımsız ve ispatsız tek bir adım dahi atmayız. Öğren bunları.

Benimle değil kendinle uğraşırsan belki bir şeyler öğrenebilirsin.

Link to post
Sitelerde Paylaş

Ben bir matematikçiyim. Matematikte sınama işleminin adı sağlamadır. Matematik, sana hayal edebileceğin en kesin sonuçları veren, salt mantık üzerine kurulu ve ispata dayalı (müspet) bir bilimdir. Biz matematikte tanımsız ve ispatsız tek bir adım dahi atmayız. Öğren bunları.

Benimle değil kendinle uğraşırsan belki bir şeyler öğrenebilirsin.

Sen sınamaktan ispatı anlıyorsan Popper'ın neden bilimsel bilginin kriteri olarak "falsifiability" kavramını ortaya attığını bir düşün bakalım. Niye doğrulanabilirlik dememiş Popper?

Biraz internette arama yap eminim bana hak verirsin. İspat başka, test edilebilirlik, sınama başka şey...

Yolun yol değil. Yanlış yoldasın.

Matematik ve geometride ispat yapılabiliyor oluşu, bu bilimleri pozitif yapmaz. Allah aşkına rakamlar soyuttur diyorum. Neyi test ediyorsun. Test, deney dedin mi laboratuar, saha çalışması akla gelir. Senin başından beri ıskaladığın şey bu:

Her bilim pozitif olmak zorundadır.

Matematik bilimdir.

O halde matematik pozitif olmak zorundadır.

İyi ama değil işte. N'apim. Tutarsızsın. Tutarlı olmak için ya her bilim pozitif olmak zorunda değil diyeceksin ya da matematiğin bir bilim olmadığını söyleyeceksin.

Sen seç! Bana fark yapmaz.

Nasıl olsa her halükarda yanlış üzeresin. :)

Matematiğin pozitif olmadığını sana bir link ile bile gösteririm. Ama istiyorum ki şu inatçılığın iyice ortaya çıksın.

Bak başlığın konusuna da yeniden dokunduk. endişlenmene de hacet kalmadı.

Mantık idi değil mi konumuz! İyi. Hadi bakalım.

Biraz izan ve bu konuda bilgi sahibi olanlar şu anda dediklerine gülümsüyorlardır.

Bana güven.

tarihinde Fuzûlî tarafından düzenlendi
Link to post
Sitelerde Paylaş

"Matematiğin pozitif olmadığını sana bir link ile bile gösteririm. Ama istiyorum ki şu inatçılığın iyice ortaya çıksın."

Evet görelim şu linki o halde. Adresini yazıver madem böyle yüce bir link var, değil mi ama..

"Sen sınamaktan ispatı anlıyorsan Popper'ın neden bilimsel bilginin kriteri olarak "falsifiability" kavramını ortaya attığını bir düşün bakalım. Niye doğrulanabilirlik dememiş Popper?"

Matematik doğrulanabilir değil mi diyorsun yani? Ve sana değil de bana gülecekler :)

Matematik neden pozitif bilim değildir?

Pozitif bilim olması için önkoşulların nelerdir?

Tanımları ortaya koy önce.

"Bak başlığın konusuna da yeniden dokunduk. endişlenmene de hacet kalmadı.

Mantık idi değil mi konumuz! İyi. Hadi bakalım."

Endişe mi seziyorsun bende? Tek endişem zaman kaybından kaçınmak, başka ne gibi bir endişem olsun.

" ...Bana güven."

Matematiği bilimden saymayan bir kafaya güvenmek ha?

Tengri korusun!

tarihinde Zola tarafından düzenlendi
Link to post
Sitelerde Paylaş

Hee canım hee...

Matematik pozitif bilimdir. Hatta en pozitif bilimdir.

Matematikte sınama, deney mümkündür. Sayıların içine konulabileceği deney tüpleri, kaynatılabileceği beherler vardır.

Ben hatamı kabul ediyorum. N'apim. Kibir yaptım bir ton laf söyledim sana. Kusura bakma.

Şimdi herkes bana gülüyordur.

Ama Einstein'ın bir lafı var bildin mi emmoglu!

Sen haklısın davanda, tamam... ama yine de şunu bi düşün:

"Matematik ilkeleri gerçeği açıklıyorsa kat'i değildir. Eğer ilkeler kat'iyse gerçekle alakaları yoktur."

Gördün mü Dehri koç.

Herkesle yazışmamam bundan.

İnsanın insana laf anlatması, Lo'ya lo dedirtmesi ne zordur!

Ukalalıktan değil yani.

Bu anlayışa sahip insanlarla iletişim kurmak mümkün değil, nerede kaldı tartışmak!

Link to post
Sitelerde Paylaş
Hee canım hee...

Matematik pozitif bilimdir. Hatta en pozitif bilimdir.

Tabii ki pozitifir, matematik salt mantıktır; en kesin şeydir diyorum sana. Matematik bilgimiz olmasa fizik, kimya vb diğer pozitif bilimlerde arpa boyu yol alabilir miydik? Bilimi temeli matematiktir. Bunu görebilmen için başka nasıl iletişim yöntemi denemek gerek?

Matematikte sınama, deney mümkündür. Sayıların içine konulabileceği deney tüpleri, kaynatılabileceği beherler vardır.

Bak emmoğlu, iyi dinle lütfen. Bilimsel bilgimizin tümü zaten soyuttur. Doğayı ve olguları, mantıksal ilişki ekseninde soyutlama gücümüz sayesinde anlayabiliriz. Sen sırf soyut diyerek matematiği ispata dayalı bir bilim saymadığın halde, matematik kavramlarla anladırabildiğimiz ve kanıtlamak için yine matematiğe başvurduğumuz fizik bilgisini nasıl pozitif ilan edebiliyorsun? Sayıları laboratuara sokamıyoruz, onları kaynatamıyoruz da; ama bize ifade ettiklerinin doğruluğunu kesin olarak ölçebiliyoruz, sınayabiliyoruz ve böylelikle anlayabiliyoruz. Aynı biçimde, doğada kol kola girmiş harfler, kelimeler ya da E=mc2 gibi formüller de göremiyoruz. Bunların tümü de bizim soyut bilgimizin ürünleri çünkü. Tarihe ismini yazdırmış büyük fizikçilerin aynı zamanda birer matematikçi de olması sana ne söyler?

Mantıktır matematik! Mantıktan öteye köy var mı Fuzuli?

Ama Einstein'ın bir lafı var bildin mi emmoglu!

Sen haklısın davanda, tamam... ama yine de şunu bi düşün:

"Matematik ilkeleri gerçeği açıklıyorsa kat'i değildir. Eğer ilkeler kat'iyse gerçekle alakaları yoktur."

Bana kat'i olan ve olmayan matematik ilkelerinden örnekler verebilir misin? Söz gelimi; bana bir üçgenin iç açıları toplamının 180 derece olmayacağı ya da ln(x)'in türevinin (tanımlı olduğu şatlarda) 1/x'e eşit olmayacağı bir durum gösterebilir misin? Matematik aksiyomlarının katiyet taşımadığını mı ileri sürüyorsun?

Yukarıdaki sözde, Eisntein'in matematiksel olgulardan söz etmediğini düşünüyorum. Ben bu sözüyle Einstein'in fiziksel evrenin, matematiksel modellerle yüzde yüz örtüşür biçimde açıklanamayacağını ifade etmek istediğini düşünüyorum. Ayrıca, sözün geçtiği bağlamı görebilmek için arama da yaptım, ne yazık ki nette Einstein'ın bu sözüne rastlayamadım. Mümkünse özgün metnin tamamını alıntılayabilir misin? Ya da internette bildiğin bir adres varsa (İngilizce aslı daha çok makbule geçer) yazabilir misin?

Gördün mü Dehri koç.

Herkesle yazışmamam bundan.

İnsanın insana laf anlatması, Lo'ya lo dedirtmesi ne zordur!

Ukalalıktan değil yani.

Bu anlayışa sahip insanlarla iletişim kurmak mümkün değil, nerede kaldı tartışmak!

Acele etme bakalım. Baltayı defalarca taşa vurdun hemşehrim.

Ama sen gel yargıya varmakta acele etme.

Ver kaynakları, linkleri değerlendirelim, senin bunlara inanmana nelerin vesile ve esin olduğunu hep birlikte görelim.

tarihinde Zola tarafından düzenlendi
Link to post
Sitelerde Paylaş

Matematik pozitif bilim değildir. Matematik fizik, kimya, biyoloji ile özdeş değildir.

Matematik aksiyomlar üzerinden mantıksal çıkarımlarla sonuçlar türetmektir.

Doğa bilimleri matematiği kullanır, hatta sosyal bilimlerde kullanır ama bu matematiği pozitif bilim yapmaz.

Matematik bir dil'dir.

Hiç kimse matematiğin pozitif bilim oldugunu iddia etmemiştir, en azından ben duymadım

Diyen varsa nerde demiş, niye demiş merak ettim

Link to post
Sitelerde Paylaş

Tartışmaya katıl

You can post now and register later. If you have an account, sign in now to post with your account.

Misafir
Bu konuyu yanıtla

×   Yapıştırdığınız içerik biçimlendirme içeriyor.   Biçimlendirmeyi Temizle

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Your previous content has been restored.   Clear editor

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

Yükleniyor ...
  • Konuyu Görüntüleyenler   0 kullanıcı

    Sayfayı görüntüleyen kayıtlı kullanıcı bulunmuyor.


×
×
  • Yeni Oluştur...