Jump to content

ahlaksızlık artar saçmalığı


Recommended Posts

müslüman biriyle konuşurken islamın saçmalığını açık bir şekilde gösterseniz bile iş 'ama insanlar islamdan çıkarsa ahlaksızlık artar' sözüyle bambaşka bir alana kayıyor.

karşınızdaki kişi ahlak=din bakışıyla büyümüş ve ateist=ahlaksızlık saçmalığıyla yoğrulmuş.

durumun tam tersi olduğunu hepimiz biliyoruz. ülkemizde mide bulandıran, baştan aşağı rezillik içeren, kimin eli kimin yırtık cebinde belli olmayan insanların hemen tamamının herhangi bir dine mensup olduğunu kabul etmeyen yoktur. sıbyancılık, babanın gelinine,kızına, dedenin torununa, çocuğun üvey annesine vs.....saldıran insanların sık sık tövbe ettiklerini bile duyarız.

hal böyleyken ateizm = ahlaksızlık algısı neden hala geniş bir kesime hakim durumdadır?

Link to post
Sitelerde Paylaş

Bizim kültürümüzde ahlak; ödül ve ceza ile öğretilir. Çocuk hata yaparsa dövülür, aşağılanır. Efendi durursa övülür, ödüllendirilir. Herkesin zihnindeki Tanrı da genellikle çocukluğunda ailesinden aldığı disiplinin içselleştirilmiş halidir. Freud'un fikri buydu ve bence doğru. Örneğin müslüman olduğu halde bazı aileler oldukça hoşgörülü. O ailelerde yetişen çocuklar da dini açıdan hoşgörülü oluyor. Allah affeder, Allah bilir gibi konuşurlar genellikle. Ceza ile, dayak ile yetişenler ise çok hoşgörüsüz olur. Allah'tan, cehennemden çok korkarlar ve herkesi de korkutmaya çalışırlar.

Maalesef ülkemizde ikinci tip çoğunlukta. Bu tip insanlar, insanların doğuştan kötü olduğuna ve adam etmek için korkutulmaları gerektiğine inanırlar. Aslında doğru. Eğer sen ahlakı korkutarak öğretirsen bir çocuğua, o çocukta bastırılmış duygular oluşur ve serbest bıraktığında herşeyi yapar. Aile serbest bıraktığında yapılanları görünce de, korkutmanın gerekliliğine daha fazla ikna olur. Bir kısır döngü yani.

Bu şekilde yetişen insanlar Allah korkusuna ihtiyaç duyacaktır. Herkesi kendiler gibi sandıkları için de Allah korkusunu yaymaya çalışacaklardır.

tarihinde Unholy tarafından düzenlendi
Link to post
Sitelerde Paylaş

Din suçları arttırır. Dinin etkili olduğu yerlerde, dinin daha az etkili olduğu yerlere göre daha fazla suç işlenmiştir. Bunun tersi olan bir istatistik mevcut değildir. Ateizm daha fazla suç işletse ne değişecekti? Hiçbir şey.

Link to post
Sitelerde Paylaş

Benim etrafımdan, ailemden , ordan burdan tanıdığım müslümanların istinasız tamamı dini motivasyonunu cehennem ve ölüm korkusundan alıyor. Gerçi kuranın hitap tarzına bakarsak doğru olanda bu. Ama bu foruma gelen müslümanların hiçbiri bu güne kadar bunu kabul etmedi. Hepsi cehennemi falan önemsemediklerini, allahı sevdikleri için aşkla ibadet ettiklerini idda ettiler. Sorun benim tanıdığım müslümanlarda mı yoksa burada yazan müslümanlar mı sallıyor? Sizce hangisi?

Link to post
Sitelerde Paylaş

Benim etrafımdan, ailemden , ordan burdan tanıdığım müslümanların istinasız tamamı dini motivasyonunu cehennem ve ölüm korkusundan alıyor. Gerçi kuranın hitap tarzına bakarsak doğru olanda bu. Ama bu foruma gelen müslümanların hiçbiri bu güne kadar bunu kabul etmedi. Hepsi cehennemi falan önemsemediklerini, allahı sevdikleri için aşkla ibadet ettiklerini idda ettiler. Sorun benim tanıdığım müslümanlarda mı yoksa burada yazan müslümanlar mı sallıyor? Sizce hangisi?

İnsan korktuğu bir şeyi sever mi? Buna psikoloijk açıdan bakmak lazım. Psikoloji de uzman arkadaşlar varsa yazsın. Bir insan çok korktuğu herhangi bir şeyi aynı zamanda çok sevebilir mi? Bana pek mantıklı gelmiyor. Bir kişiden korkuyorsam, gerçekten bana zarar verebileceğini düşünüyorsam onu sevmem.

İnsanların birşeyi çok sevdiği için günde beş vakit namaz kılıp, bir ay aç durup, Dünya'nın sayısız güzelliğinden mahrum kalması bana pek mantıklı gelmiyor. Ancak korktuğu için bunları yapar. Ya da bir menfaati olduğu için. Yani müslümanların müslümanlığının nedeni cennet ve/veya cehennem. Aşk falan palavra biraz.

Link to post
Sitelerde Paylaş

din kuralları ve tanrı korkusu ile yetiştirilen insan bir kötülük yaptığında bilir ki tanrı onu cezalandıracaktır. ama yine şunu bilir ki bir gün affedecek ve sonsuz cennetine alacaktır. yeter ki tanrının kollarına bıraksın kendini.

ateist bir insanın ise kendisini affedecek bir tanrısı yoktur. ateist yaptığı kötülüğün hesabını kendi vicdanına verir. tanrı sizi affedebilir, ya vicdanınız?

Link to post
Sitelerde Paylaş

İnsan korktuğu bir şeyi sever mi? Buna psikoloijk açıdan bakmak lazım. Psikoloji de uzman arkadaşlar varsa yazsın. Bir insan çok korktuğu herhangi bir şeyi aynı zamanda çok sevebilir mi? Bana pek mantıklı gelmiyor. Bir kişiden korkuyorsam, gerçekten bana zarar verebileceğini düşünüyorsam onu sevmem.

Seni insani zaafların yüzünden yakma ihtimali olan bir varlığı sevmek :blink: :blink: ? ))

Gerçeken gülünç bir idda

Link to post
Sitelerde Paylaş

Çünkü onlar "inanır" mantığıyla düşünüyorlar. Başka türlüsü mümkün değil.

Kötülük ya da ahlaksızlık yapmamızı engelleyen şey sadece bir Tanrı olabilir. Tanrıya inanmayan ve ondan korkmayan, cehenneme gitme endişesi de taşımayan insanı ahlaksızlık yapmaktan alıkoyacak hiçbir engel kalmayacağına göre, o insan ahlaksızlık yapacaktır. Olması gereken budur.

Tanrıya inanmıyor ve ondan hiç çekinmiyorsa, bütün iğrençlikleri yapmamak için bir neden kalmıyor.

"İç disiplin" dediğimiz şeyle tanışmamıştır bir inanır.

Unholy güzel yazmış aslında. Müslümanlar genelde aileleri tarafından baskı altında büyütüldükleri için iç disiplin geliştiremiyor olabilirler. Çünkü hep zorlalayıcı ve tehditkar bir dış disipline maruz kalmışlar. Bu insanlar allah korkusu denilen şeyi kaybettiklerinde gerçekten tehlikeli olabilirler aslında

Link to post
Sitelerde Paylaş

Benim etrafımdan, ailemden , ordan burdan tanıdığım müslümanların istinasız tamamı dini motivasyonunu cehennem ve ölüm korkusundan alıyor. Gerçi kuranın hitap tarzına bakarsak doğru olanda bu. Ama bu foruma gelen müslümanların hiçbiri bu güne kadar bunu kabul etmedi. Hepsi cehennemi falan önemsemediklerini, allahı sevdikleri için aşkla ibadet ettiklerini idda ettiler. Sorun benim tanıdığım müslümanlarda mı yoksa burada yazan müslümanlar mı sallıyor? Sizce hangisi?

Hatasız kul olmaz jadı.Ben de bir insanım ve hatalarım oluyor.Bilerek ya da bilmeyerek pek çok insanı üzebiliyorum.Farkettiğimde af diliyorum Allah'tan.Yaşadığım o vicdan azabı cehennem zaten.Yani ben Allah'tan af dilerken bir kere bile aklıma ölüp cehenneme gideceğim falan da gelmiyor.Ama Allah'tan korkarım.Ve siz inanmasanızda kimsenin hakkı kimsede kalmaz.

Allah kulunun ayıbını asla yüzüne vurmaz,acele de etmez.Ama hak yerini muhakkak bulur(Allahın cezamızı vermesi durumları yani :D )

Ateizmin artması demek ahlaksızlığın artması demek değil ayrıca.Dinsiz,inançsız bir insan da gayet ahlaklı olabilir.Bunun aksini düşünmek çok abes.Farkında olup olmamaktır tek fark.

Yaşa gitsin.İnsan ahlaklı olduktan sonra hiçbir sorun yok..

Link to post
Sitelerde Paylaş

Hatasız kul olmaz jadı.Ben de bir insanım ve hatalarım oluyor.Bilerek ya da bilmeyerek pek çok insanı üzebiliyorum.Farkettiğimde af diliyorum Allah'tan.Yaşadığım o vicdan azabı cehennem zaten.Yani ben Allah'tan af dilerken bir kere bile aklıma ölüp cehenneme gideceğim falan da gelmiyor.Ama Allah'tan korkarım.Ve siz inanmasanızda kimsenin hakkı kimsede kalmaz.

Allah kulunun ayıbını asla yüzüne vurmaz,acele de etmez.Ama hak yerini muhakkak bulur(Allahın cezamızı vermesi durumları yani :D )

Ateizmin artması demek ahlaksızlığın artması demek değil ayrıca.Dinsiz,inançsız bir insan da gayet ahlaklı olabilir.Bunun aksini düşünmek çok abes.Farkında olup olmamaktır tek fark.

Yaşa gitsin.İnsan ahlaklı olduktan sonra hiçbir sorun yok..

Sorun olduğunu idda etmedim. Ölümden ve akabinde gelecek işkencelerden korkan müslüman tanıdıklarım genel olarak çok iyi kalpli, günlük yaşam kavgası içinde yaşayıp giden, çocuklarını yetiştirmeye çalışan, kimseye bir zarar vermemiş böyle ömürlerini geçiren insanlardır. Ama dini motivasyonları korku, ölümden ve azap çekmekten çok korkuyorlar. Bu korku kesinlikle onların suçu değil bence

Link to post
Sitelerde Paylaş

Ahlaktan kastımızın iyilik olduğunu kabul edersek rahatlıkla şunu diyebiliriz ki, insanı ahlaksızlığa götüren şey dünyevi kaygıları ve hırslarıdır. Günümüzün yozlaşmış dinlerinin ahlak anlayışının da aslında fazlasıyla dünyevi olması elbette onu da gerçek ahlaktan uzaklaştırır. Oysa kendi ruhsal/iç zenginliğini keşfeden insan, gelip geçici dünya yaşamına hak ettiğinden fazla kıymet vermemeyi de bilir. İbadet de insanın kendi ruhsallığını keşfetmek üzere nefsini terbiye etmeye yaradığı sürece anlamlıdır, yoksa kıymeti kalmaz. Ahlaksızlık veya kötülük, dünya yaşamını fazla ciddiye almaktan, kendini bu yaşama kaptırmaktan doğar.

Bu sözlerden hareketle, kendinde tanrısına kavuşamamış ve ''ben bedenim'' fikrini aşamamış kişilerin otomatik olarak ahlaksızlığa yöneleceğini iddia edemem elbette. Fakat bu kimselerin ahlakında bir sınır olacağı, örneğin yüksek fedakarlık gerektiren durumlarda bu fedakarlıktan kaçınıp bencilce ve dolayısıyla ahlaksızca davranacaklarını tahmin etmek güç değil. Zaten aksi halde tutarsız davranmış olurlar.

Kısacası, dinci veya ateist insanlar da ahlaklı olabilir ama nereye kadar? O sınır nedir? Bir sınır olduğu kesindir.

Kendini Tanrıda eriten ve böylece dünyayı da kendinde eriten bilge insanlar ise sınırsızca sevgi doludur.

''Ne olursan ol gel'' ya da ''Vurana diğer yanağını da dön'', ''Düşmanını bile sev'', ''En yüce buyruk şudur: Birbirinizi sevin'' diyecek seviyeye gelirler. Mükemmel ahlak işte bu noktada ortaya çıkar. İnsan Tanrıyı kendinde bulduğunda yüreği sevgiyle dolar çünkü ''Tanrı sevgidir.''

tarihinde Gnosis tarafından düzenlendi
Link to post
Sitelerde Paylaş

Ahlaktan kastımızın iyilik olduğunu kabul edersek rahatlıkla şunu diyebiliriz ki, insanı ahlaksızlığa götüren şey dünyevi kaygıları ve hırslarıdır. Günümüzün yozlaşmış dinlerinin ahlak anlayışının da aslında fazlasıyla dünyevi olması elbette onu da gerçek ahlaktan uzaklaştırır. Oysa kendi ruhsal/iç zenginliğini keşfeden insan, gelip geçici dünya yaşamına hak ettiğinden fazla kıymet vermemeyi de bilir. İbadet de insanın kendi ruhsallığını keşfetmek üzere nefsini terbiye etmeye yaradığı sürece anlamlıdır, yoksa kıymeti kalmaz. Ahlaksızlık veya kötülük, dünya yaamını fazla ciddiye almaktan, kendini bu yaşama kaptırmaktan doğar.

Bu sözlerden hareketle, kendinde tanrısına kavuşamamış ve ''ben bedenim'' fikrini aşamamış kişilerin otomatik olarak ahlaksızlığa yöneleceğini iddia edemem elbette. Fakat bu kimselerin ahlakında bir sınır olacağı, örneğin yüksek fedakarlık gerektiren durumlarda bu fedakarlıktan kaçınıp bencilce ve dolayısıyla ahlaksızca davranacaklarını tahmin etmek güç değil. Zaten aksi halde tutarsız davranmış olurlar.

Kısacası, dinci veya ateist insanlar da ahlaklı olabilir ama nereye kadar? O sınır nedir? Bir sınır olduğu kesindir.

Kendini Tanrıda eriten ve böylece dünyayı da kendinde eriten bilge insanlar ise sınırsızca sevgi doludur.

''Ne olursan ol gel'' ya da ''Vurana diğer yanağını da dön'', ''Düşmanını bile sev'', ''En yüce buyruk şudur: Birbirinizi sevin'' diyecek seviyeye gelirler. Mükemmel ahlak işte bu noktada ortaya çıkar. İnsan Tanrıyı kendinde bulduğunda yüreği sevgiyle dolar çünkü ''Tanrı sevgidir.''

Sevgili gnosis ne güzel yazmışsınız.Bu farkındalığı her zaman göremiyoruz değil mi ?

Hoş geldiniz :)

Link to post
Sitelerde Paylaş

Jadı,

Haksızlık etmemen lazım. Cehennem inancı insanları yapmak istedikleri kötülüklerden alı koymak yerine, istemedikleri kötülükleri din adına yapmalarını sağlar. Bu yüzden bu inancın kaybolması, insanların kitleler halinde kötülüğe yönelmelerinden ziyade, din adına yapılan kötülüklere daha fazla ortak olmamalarını sağlar. Bu da olumlu ve iyi birşeydir.

Zaten eğer cehennem inancının yitirilişinin insanları kötülüğe iteceğini düşünüyorsanız, kurmuş olduğunuz bu sitenin faydadan çok zarar getirdiğini de kabul etmelisiniz değil mi? :)

tarihinde Gnosis tarafından düzenlendi
Link to post
Sitelerde Paylaş

Vurana diğer yanağımızı dönmek ''uklalalık'' ama karşılık verip bir tane de ben patlatırsam o zaman ''alçak gönüllü'' mü oluyorum? İlginç bir düşünme biçimin varmış doğrusu.

''Tanrı olma'' isteğim var evet. Fakat bu istek, benden bu dünyadan vazgeçmemi de bekliyor. Bu yüzden ukalalık yok burada. Tanrıyla bir olmak fazlasıyla zor çünkü. Ancak kendi benliğini, egosunu, nefsini terbiye edebilmiş insanların yapabileceği birşey. Benim inancımda Tanrı herşeye egemen olan bir kral gibi düşünülmüyor; aksine, dünyayı ve maddeyi varedenin Tanrı değil ikincil bir varlık olduğuna inanıyoruz. Bu yüzden ''Tanrıyla birlikte olmak'', bize dünyevi hiçbir fayda vermiyor, çünkü kendimizi dünyadan kurtarmamızı, hatta 'kendilik' fikrini aşmamızı gerektiriyor ama bu durum çelişik biçimde insana huzur ve güven de veriyor.

Eski bir gnostik öğretmenin dediği gibi, ''Bu yolda birinciler sonuncu ve sonuncular da birinci olacak. Canını kurtarmak isteyen onu kaybedecek, bu yolda canını yitiren ise onu kazanacak.'' Nefsini çarmıhtan kaçıran sonunda onu yitirecek, ama kendi elleriyle kendini çarmıha çakanlar üç gün sonra mesih gibi dirilecek ve yaşama kavuşacak.

tarihinde Gnosis tarafından düzenlendi
Link to post
Sitelerde Paylaş

bence dinsel ahlak ile bilimsel ahlakın karıştırılmaması gerekir..

dinsel ahlaka bende inanmam, ve dinsiz ahlaksızdırım daima...

ama bilimsel ahlak, bireyin ve toplumun refahı için uyulması gerekilen kurallardır, buna herkes uyacak, yoksa huzur ve güven ortamı bozulur.

tabi neyin dinsel neyin bilimsel ahlak olduğu tartışmaya açılmalıdır,

dinsel ahlak dinin emrettiği ve gereği olmayan lüzumsuz ahlak yasalarıdır, hatta bazen bu yasalar bilimsel ahlak tarafından ahlaksızlık olarak nitelendirilebilir.

bilimsel ahlaksa temeli akla dayanan , sorgulayıcı , test edici ve çözümleyici fikirlerden ortaya çıkmış basit kurallardır, dinsel ahlak tarafından ahlaksızlık olarak nitelendirilebilmektedir.

şahsen benim uyduğum temel ahlak arasında örneğin cinsel ahlakı ele alalım..bilime göre bu ahlak türü ancak ensest pedofili taciz ve tecavüz (karşıdakini zorlamak) le sınırlıdır, ve yapılmaması gereken, unsurlar bunlardır.

dinsel ahlaka göre ise, bunların bir bölümü çiğnenir (muhammedin pedofili olusu, amca dayı ve hala çocuklarının evlenebilmesinin normal kabul edilmesi vs.) ve başka gereksiz bölümler eklenir, örneğin nikahsız seksin tabu olması gibi, bu da lüzumsuzdur ve çiğnenmelidir bana göre. şayet bunun altında hiç bir ussal sebep bulamazsınız, ancak durumu kurtarmaya çabalamaktan öteye gitmez bu girişim.

yani ahlak olgusu böyledir,

ve toplumda din kalktığında güven ortamının bozulmaması için ahlak bir eğitim haline getirilmelidir, çocuklar küçük yaşlardan itibaren bilimsel ahlaka göre yetiştirilmeli ve bilimsel dünya görüşünün öne çıkardığı ahlak yasaları bilinçlere yerleştirilmelidir, din ise aşağılanmalı ve geçmişte insanlığa neler getirdiği gösterilmelidir.

Link to post
Sitelerde Paylaş

Jadı,

Haksızlık etmemen lazım. Cehennem inancı insanları yapmak istedikleri kötülüklerden alı koymak yerine, istemedikleri kötülükleri din adına yapmalarını sağlar. Bu yüzden bu inancın kaybolması, insanların kitleler halinde kötülüğe yönelmelerinden ziyade, din adına yapılan kötülüklere daha fazla ortak olmamalarını sağlar. Bu da olumlu ve iyi birşeydir.

Zaten eğer cehennem inancının yitirilişinin insanları kötülüğe iteceğini düşünüyorsanız, kurmuş olduğunuz bu sitenin faydadan çok zarar getirdiğini de kabul etmelisiniz değil mi? :)

Ben hiç böyle bişey düşünmemiştim aslında ama forumda yazan müslümanların çoğu devamlı olarak allah korkuları olmasa her türlü sapıklığı yapacaklarını(ensest dahil) söyleyip islamın bu yüzden çok iyi olduğunu gündeme getiriyorlar. Bu söylemlerin çok fazla olması benim de acaba doğru mu söylüyorlar diye düşünmeme sebep oldu. Büyük ihtimalle doğru söylüyorlar, zaten allahtan korktukları halde her kötülüğü yapan yine müslümanlar değil mi? Tövbe denilen bişey olduktan sonra belli bir noktaya kadar şiddetle terbiye edilmiş, korkularla büyümüş insanlar fırsatını bulduğunda yapıcağını yapıyor

Link to post
Sitelerde Paylaş

Ben henüz bana vurana diğer yanağımı dönecek seviyede değilim, ama bu seviyedeki insanların bunu karşılarındakini 'ezmek' amacıyla yapmadıkları kanısındayım. Fakat bu davranışın ders vermek ve karşısındakini yaptığı hatadan ötürü utandırarak bir daha yapmamasını sağlamak çabasını içerdiği söylenebilir. Bunda olumsuz bir taraf göremiyorum. Bunun adı 'ezmek' değil, iyilik ederek örnek olmak olsa gerek.

Şiddete şiddetle karşılık vermek taraftarı değilim. Kötülüğe kötülükle karşılık verince toplamda iki kötülük oluyor ve kazanan da yine kötülük oluyor çünkü. Oysa ateş ateşle sönüdürülmez demişler. Biri bize vurduğunda biz hala ''Ben tokada maruz kalan bedenim'' fikrindeysek ve maruz kaldığımız tokat egomuzu sarsmışsa, yani hala egoist isek, o zaman karşılık veririz; ama Tanrı gibi meseleye birbirini yaralayan iki çocuk görüyormuş gibi 'dışarıdan' bakabilirsek, o zaman karşılık vermez ve en azından bir çocuğunun düzgün davrandığını gösterip Tanrıyı mutlu ederiz. Yetkinleşme sonunda kendimizi Tanrıda birleştirmiş olduğumuz için aslında o sırada kendimizi mutlu etmekteyizdir. İsa'yı çarmıha gerenler kazandıklarını sanıyorlardı örneğin, oysa İsa bedeni aşalı çok olmuştu ve ruhu çarmıha germek mümkün değildi. Bu yüzden çarmıhtaki kendi bedenini, onu oraya asanlar gibi gülümseyerek seyretti. Biri bize tokat atabilir, hatta biri bizi çarmıha çakabilir, ama karşılık vermemek gerekir. Aksi halde hem bunu yapandan farkımız kalmaz ve haklılığımızı yitiririz hem de kaygılandığımız beden zaten bir gün toprak olup gidecektir ve biz beden değiliz.

Tanrıyla birleşmek bize üstünlük hissi veya ayrıcalık hissi vermez, çünkü egomuzu bırakmayı, benliğimizi aşmayı gerektirir. Üstünlük ve ayrıcalık gibi hisler ise egoya ve benliğe ilişkindir değil mi? Paranoid şizofren olanlar da(HY gibi), kendilerini Tanrıyla ilişkilendirirler ama bunu egolarını tatmin etmek, kendilerini yüceltmek için yaparlar. Bize ise 'alçaldıkça' 'yüceliriz'. Bir önceki iletimde de aktarmıştım, ''Birinciler sonuncu, sonuncular birinci olacak''.

Link to post
Sitelerde Paylaş

Ben henüz bana vurana diğer yanağımı dönecek seviyede değilim, ama bu seviyedeki insanların bunu karşılarındakini 'ezmek' amacıyla yapmadıkları kanısındayım. Fakat bu davranışın ders vermek ve karşısındakini yaptığı hatadan ötürü utandırarak bir daha yapmamasını sağlamak çabasını içerdiği söylenebilir. Bunda olumsuz bir taraf göremiyorum. Bunun adı 'ezmek' değil, iyilik ederek örnek olmak olsa gerek.

Şiddete şiddetle karşılık vermek taraftarı değilim. Kötülüğe kötülükle karşılık verince toplamda iki kötülük oluyor ve kazanan da yine kötülük oluyor çünkü. Oysa ateş ateşle sönüdürülmez demişler. Biri bize vurduğunda biz hala ''Ben tokada maruz kalan bedenim'' fikrindeysek ve maruz kaldığımız tokat egomuzu sarsmışsa, yani hala egoist isek, o zaman karşılık veririz; ama Tanrı gibi meseleye birbirini yaralayan iki çocuk görüyormuş gibi 'dışarıdan' bakabilirsek, o zaman karşılık vermez ve en azından bir çocuğunun düzgün davrandığını gösterip Tanrıyı mutlu ederiz. Yetkinleşme sonunda kendimizi Tanrıda birleştirmiş olduğumuz için aslında o sırada kendimizi mutlu etmekteyizdir. İsa'yı çarmıha gerenler kazandıklarını sanıyorlardı örneğin, oysa İsa bedeni aşalı çok olmuştu ve ruhu çarmıha germek mümkün değildi. Bu yüzden çarmıhtaki kendi bedenini, onu oraya asanlar gibi gülümseyerek seyretti. Biri bize tokat atabilir, hatta biri bizi çarmıha çakabilir, ama karşılık vermemek gerekir. Aksi halde hem bunu yapandan farkımız kalmaz ve haklılığımızı yitiririz hem de kaygılandığımız beden zaten bir gün toprak olup gidecektir ve biz beden değiliz.

Tanrıyla birleşmek bize üstünlük hissi veya ayrıcalık hissi vermez, çünkü egomuzu bırakmayı, benliğimizi aşmayı gerektirir. Üstünlük ve ayrıcalık gibi hisler ise egoya ve benliğe ilişkindir değil mi? Paranoid şizofren olanlar da(HY gibi), kendilerini Tanrıyla ilişkilendirirler ama bunu egolarını tatmin etmek, kendilerini yüceltmek için yaparlar. Bize ise 'alçaldıkça' 'yüceliriz'. Bir önceki iletimde de aktarmıştım, ''Birinciler sonuncu, sonuncular birinci olacak''.

Kısacası Allahın ahlakıyla ahlaklanmak diyebiliriz.Peki özgür irade konusunda ne düşünüyorsunuz ?Bu derece pasifize bir tanrı profili ile insan yapıp ettiklerinde özgürdür diyenlerdensiniz sanırım.

Link to post
Sitelerde Paylaş
Engelli gençle ilişkiye giren 20 kişi tutuklandı

Balıkesir'de, zihinsel engelli bir gence para ve cep telefonu vaad ederek cinsel ilişkiye girdiği iddia edilen MHP İlçe Başkanı Engin Yörük de dahil 20 kişi tutuklandı.

Olay, Dursunbey ilçesindeki bir kahvehanede garsonluk yapan 22 yaşındaki zihinsel engelli H.Y.'nin başından geçenleri bir esnafa anlatmasıyla ortaya çıktı.

Hemen polise başvuran esnaf, H.Y.'nin kendisine, "Bazıları benimle cinsel ilişkiye girdi. Ama vaad ettikleri cep telefonunu almadılar ve parayı da vermediler" dediğini anlattı.

Bunun üzerine harekete geçen polis, 3 kişiyi suçüstü yakaladı. Gözaltına alınan bu kişilerin ifadeleri doğrultusunda 17 kişi daha yakalandı.

MHP ilçe başkanı da var

Aralarında MHP İlçe Başkanı Engin Yörük, eski muhtar ve tanınmış esnafın da bulunduğu 20 kişi, bugün çıkarıldıkları mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi.

Dursunbey Kaymakamı İbrahim Küçük, "Ne yazık ki olay doğru. Bir insanlık suçu işlenmiş. Ancak ilçemizin isminin böyle bir olayla anılmasını istemiyoruz" dedi.

22 yaşındaki engelli ise sağlık kontrolünden geçirildikten sonra adliyede korumaya alındı.

--------------------------------------------------------------------------------

ŞİZOFREN GENÇ KIZA DA TECAVÜZ!..

Zonguldak'ın Kozlu Beldesi'nde babasından kaçan şizofreni hastası 24 yaşındaki kıza, yardım etme bahanesiyle evine götürüp tecavüz ettiği iddiasıyla tutuksuz yargılanan 30 yaşındaki Mustafa Karagöz, 17.5 yıl hapis cezasına çarptırıldı.

Olay, 2007'nin Ağustos ayında Semra A.'nın belde merkezinde ailesiyle birlikte oturduğu evin sokağında meydana geldi. İddiaya göre gece 23.00 sıralarında sokaktan geçen Mustafa Karagöz, şizofreni hastası olan S.A. ve babası 60 yaşındaki Aşkı A.'yı tartışırken gördü. S.A., babasının elinden kurtularak kaçmaya başladı.

Bu sırada Karagöz, kızının peşinden gitmek isteyen Aşkı A.'ya elindeki bira şişesini atarak, "Kızı rahat bırak" diye tehdit etti. Daha sonra koşarak S.A.'ya yetişen Karagöz, kalacak yeri olmadığını söyleyen genç kızı evine götürdü. Mustafa Karagöz, S.A. ile evinde 3 gün boyunca ilişkiye girdi. Baba Aşkı A.'nın polise şikayeti üzerine S.A.'yı serbest bırakan Mustafa Karagöz hakkında, Zonguldak 1'inci Ağır Ceza Mahkemesi'nde dava açıldı.

Tutuksuz geldi, cezaevine girdi

Dün görülen karar duruşmasında, tutuksuz yargılanan Mustafa Karagöz ve iki tarafın avukatları hazır bulundu. Duruşmada, Adli Tıp Kurumu'ndan gelen, S.A.'nın akli dengesinin bozuk olduğu, tecavüz sonrası da ruh sağlığının bozulduğu yönündeki raporlar okundu.

Mahkeme heyeti, raporlar ışığında sanığı, 'Kendini koruyamayacak durumda olan kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, tehdit ve tecavüz' suçlarından 17.5 yıl hapis cezasına çarptırdı. Mustafa Karagöz, mahkeme çıkışında polis tarafından kelepçelenerek, Zonguldak M Tipi Kapalı Cezaevi'ne gönderildi.

Kaynak: cnnturk.com

Bunları yapan da mı ateist? Ahlaksızlık dinle doğru orantılı ama dinsizlikle ters orantılı bu tabloya göre.

Link to post
Sitelerde Paylaş
  • Konuyu Görüntüleyenler   0 kullanıcı

    Sayfayı görüntüleyen kayıtlı kullanıcı bulunmuyor.

×
×
  • Yeni Oluştur...