Jump to content
haci

Biyoloji Soruları....

Recommended Posts

>>> Doğal seçilim olmadan da evrim mümkündür...

Hacı, sus, bekle, yaz geliyor, git kumda oyna sen. Kendin ve herkes için en iyisi bu.

Doğal seleksiyon olmadan evrim mümkündür diyen biri ile evrim üzerine konuşmaktansa, bir solucan bulup onunla konuşmak daha doğru olacaktır. Belki o anlarda....

Doğal seleksiyon olmadan evrim olmaz hacı. İnsanın gerek genetik gerek seleksiyona dair müdahalesi arkadaşlarında söylediği gibi sadece doğal seleksiyonun bir türevi olacaktır, gene doğal seleksiyon içinde kalacaktır.

Geçmişte insanın evrimsel gelişimini sürükleyen faktörler, iklim, diğer canlılar (mikrop, leopar, av hayvanı falan vs.), doğal olaylar (toba süpervolkanı vs.) iken, bugün bu etmenlerin insan türüne etkisi minimum düzeyde kalmış, asıl etmen kendi eylemleri olmuş durumda. Yani, öyle muazzam bir adaptasyon sağlamış ki, dilediği an (biraz abartarak* burada) dilediği her ortamda yaşayabiliyor olmuş. Bu noktadan sonra başka faktörlerin insanı başka türlü adaptasyona zorlaması mümkün değil. Ancak, doğal süreçlerin insanın cevap veremeyeceği kadar yüksek hızda gelip genetik drifte sebep olarak türümüzü yok etmesi gene mümkün.

İşte "abartılan*" husus bu. Doğa şu anda türümüzü yok edebilir, buna muktedir, fakat türümüzü adaptasyona zorlayacak bir silahı yok artık. Atıyorum, kuyruk çıkarmamıza veya kanatlanmamıza sebep olabilecek bir durum mümkün değil. Zira zaten uçağımız var, zaten ip vs. kullanabiliyoruz, olmazsa robot icat ederiz olur biter. Diyelim iklim, soğuk, buz gibi, insanlar kıllansın mı? İyide insanın sobası var zaten. Efenim, kömür biterse? Nükleer santral ne işe yarar? Uranyum biterse? Denizden ısı çalar, güneş santrali kurar, ekvatordan alır her yere dağıtır. Yani insan kıllanmayı beklemez, beklemek ve öyle kurtulmak değil, mevcut "teknoloji" adaptasyonunu kullanacaktır ve zaten kullanmaktadır.

Mikro evrim bazında, geçmişte bir şeylerin döndüğü muhakkak. Örneğin Jacop-Creutzfeld hastalığına bağışıklık sağlayan bir gen tüm dünyada bir hayli yaygın. Bunun yamyamlıktan kaynaklanan durumdan ortaya çıkıyor olduğu düşünülür. Geçmişte yamyamlık bir hayli yaygınmış anlaşılan. Ne olacaktı, bu genin sıklığı giderek artacaktı. Nerde artacaktı, yamyamlık yapan okyanusya yerlilerinde örneğin. Fakat insan "durun yahu, insanı yerseniz hasta olursunuz" diyerek olayı durdurdu işte. Burada gidip gen teknolojisi filan yapması gerekmedi kısaca. Tek yaptığı, farkedilemeyeni farkedip önünü kesmek oldu.

Benzer pek çok olgu sözkonusu. Ve işin daha önemli tarafı, insan doğadaki bu adaptasyonunu günden güne daha çok artırıyor. Normalde canlılar bunu genetik yapılarıyla sağlarken, insan bunu aklıyla ürettiği destek araçları ile sağlıyor. En basit örneği, beynin kendi gelişimi. Bu koca beyin için, yüksek protein içeriği gerekiyor. Bunun en kestirme yolu ise et yemek. Fakat sindirim sistemimiz (sade işkembe değil bu olay, komple, dişler vs. dahil) et sindirmeye -hala- uygun değil. Daha insan ortaya çıkmadan önce, h.erectus vs. (belki daha eski) döneminde insan taş aletler yaparak eti sindirebileceği hale getirmeyi başarmış, ateşte pişirip bunu çok daha kolaylaştırmanın yolunu bulmuş oldu. Bu da beyin gelişiminin önünü açtı ve bugüne geldik.

Bütün mesele, doğanın genetik süreçler ve seleksiyon mekanizmasından kaynaklanır. Hacı bazen gevelesede abes abes, öyle mutasyonlarla şapkadan çıkan tavşan gibi adaptasyon gerçekleşemez. Bu da her durumda gradient değişimi gerektirir ve pek çok nesli kapsar. Yani, bilinen evrimsel süreç, bir çok neslin gradient uyum sağlayabileceği şekilde çok yavaş gerçekleşen değişimlerle gerçekleşebilir. Ama insan şu anda bu gibi değişimleri genetik adaptasyon gerekmeden göğüsleyebilmektedir. Bu da açıkca insanın bundan sonra kendisi dışında kalan doğal etmenlerin değişimiyle bilinen evrimsel sürece uymayacağını gösterir.

Fakat elbette bu başka bir takım soruları gündeme getirmektedir: Şu anda normalde elenmesi gereken genler gen havuzunda yer alabilmektedir. Bu da varyasyonların çoğalmasıyla sonuçlanmakta, ilginç bir şekilde bunlar birleşip birikebilmektedir. Peki bunun sonucu ne olur? Bunun sonucu için bir şeyler söylemek, müneccimlik olur. Çünkü bu gibi bir sürecin etkileri test edilmiş yada gözlenmiş değildir. Fakat şu anda görülebilecek olan husus şudur: İnsan genlerle oynama kabiliyetini edinmiştir. Bu nedenle ilerde, çok değil 20 - 30 yıl içinde, ki aslında bugünden başladı zaten, insan sonraki nesillerinin genetik durumunu kendi belirleyecektir.

Bu nedenle gerek birikimsel mutasyonların akıbeti, gerek doğal seleksiyonu vs. düşününce, bunların bu noktadan itibaren ehemmiyetsiz olacağını görmek mümkündür. İnsan bir sonraki neslin (akabinde kendinin) genetik kodunu kendi belirleyecektir. Ki buna zaten şimdiden başlamıştır, ufak ufak..

>>> İnsan evriminin tek belirleyicisi bölgesel üreme hızıdır, daha hızlı üreyenlerin genleri kalacak, ve bu da seçilime tabi olmayacak.

Bu biraz hatalı bir öngörü. Hacı'nın bir sorusu vardı: "Dünya kaç kişiye yeter?" Artık çok üremek avantaj getirmiyor insana. Bu yüzden daha hızlı üreme olayı çok fazla sürmeden, bir kaç nesil sonra zaten yokolacak. Ortalama üreme oranı düşük ve hemen hemen aynı kalacak. Bunu görmek zor değil. Türkiye'de başbakan çıkıyor, "Üç çocuk" diyor ki, bu bile büyük bir emare. Normalde düzinelerle çocuk yapma imkanı vardır bir insanın. Fakat, okul, iş vs. derken geç evlilik, çocuk bakmanın külfeti vs. eklenince artık çok çocuk yapmak imkansız oluyor malum.

Şu anda dünya bir geçiş dönemi yaşıyor. Dinlerden, sürülerden vs. kopuş yaşıyoruz. Bu da homojen gerçekleşmiyor. Bu nedenle acayip şeyler olabiliyor. Bir vatandaş, bir sinema ödül törenindeki taciz vaziyetini göstermişti. Amanda ne rezillik falan.. Fakat oradaki gerçeği görmekten aciz kaldığı doğru. O noktada kadın, artık edilgen yapıdan çıkıp, bende varım diyebildiğini gösteriyor. Bu çoğalacak. Ve bu çok sürmeyecek.

İşte bu acayiplik örneğin, Avrupa'da üreme hızının geride kalmasının bir sebebi olarak ortaya çıktı. Ama bunun bir raya oturması pek fazla sürmez.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Hacı, sus, bekle, yaz geliyor, git kumda oyna sen. Kendin ve herkes için en iyisi bu.

Doğal seleksiyon olmadan evrim mümkündür diyen biri ile evrim üzerine konuşmaktansa, bir solucan bulup onunla konuşmak daha doğru olacaktır. Belki o anlarda....

Doğal seleksiyon olmadan evrim olmaz hacı. İnsanın gerek genetik gerek seleksiyona dair müdahalesi arkadaşlarında söylediği gibi sadece doğal seleksiyonun bir türevi olacaktır, gene doğal seleksiyon içinde kalacaktır.

Anibal.. Yetti artık bu senin saçmalığın... Bu sana yazacağım son cevap...

Bre zındık insanın evriminin doğal seçilime tabi olmaması demek, doğal olmayan seçilime tabi olması demektir.

Bilim ve teknoloji dedik ya adına.

Senin bu kafasızlığın yüzünden bıktım bu konuları tartışmaktan..

Bir daha sana tek kelime ile bile cevap vermeyeceğim.

Benim için yoksun artık..

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Hacı hala aynı teranedesin:

>>> Bilim ve teknoloji dedik ya adına.

Bilim ve teknolojide yeterince doğaldır, o da bir başka tür doğal seleksiyondur sadece.

Ama senin teranen bu değil, teranen, olayın içinden işine gelen bu kısmı çekip çıkarıp, diğer tarafını görmemen.

Ben kime anlatıyorum ki? Boş ver, yaz geliyor, sana şundan yollarım bir tane, huzura kavuşursun:

caillou-kum-kovasi.jpg

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

zigot oluşumu sırasında zigotun kromozom sayısı 2n dışında bişey gelme ihtimali varmıdır? varsa bu canlıların dış görünüşü neye benzer ucube yaratık filan mı? yoksa bunların hiçbiri olmazda döllenme gerçekleşmez mi?

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

>>> zigot oluşumu sırasında zigotun kromozom sayısı 2n dışında bişey gelme ihtimali varmıdır?

Vardır ve sık sıkta olur.

>>> varsa bu canlıların dış görünüşü neye benzer ucube yaratık filan mı? yoksa bunların hiçbiri olmazda döllenme gerçekleşmez mi?

Bunun nasıl olacağı canlısına, eksilen/fazla olan kromozoma vs.bağlı olarak değişir. Her büyük çaplı mutasyon gibi buda kötücüldür çoğu zaman, fakat çoğu zamandan geriye kalan çok çok az zamanda gerçekleşen benzer durumlar nötr veya faydalıda olabilir.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Dünyada kaç canlı türü olduğu kesin olarak bilinmiyor.

Ama en azından 6 milyon tür var.. Bu sayı çok artabilir.

Soru kaç tür olduğu değil.

Neden bu kadar çok canlı türü olduğu..

Dünyada neden çok sayıda canlı türü vardır?

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Dünyada neden çok sayıda canlı türü vardır?

1) Çünkü dünyada çok sayıda yaşam alanı vardır . Bunlara bağlı olarak çok sayıda ihtiyaçların çok farklı şekillerde karşılanması olanağı vardır

2) Çünkü çoğu zaman bir türün hayatta kalma şansı diğer başka bir yada birkaç türe bağlı olabilir . Türleşme yaşanırken diğer türlerin doğadaki yaşam alanı destek olarak görülebilir .

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

1) Çünkü dünyada çok sayıda yaşam alanı vardır . Bunlara bağlı olarak çok sayıda ihtiyaçların çok farklı şekillerde karşılanması olanağı vardır

2) Çünkü çoğu zaman bir türün hayatta kalma şansı diğer başka bir yada birkaç türe bağlı olabilir . Türleşme yaşanırken diğer türlerin doğadaki yaşam alanı destek olarak görülebilir .

1. Aynı yaşam alanlarında bile farklı türler yaşıyor.

Amazon ormanlarında her birkaç km karede farklı bir eko sistemi var.

Bu teori neden tür sayısının bu kadar çok olduğunu açıklamıyor.

2. Bu görüş doğru ama, bunun türleşmenin çokluğundan sorumlu olduğunu açıklamaz.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

>>> 1. Aynı yaşam alanlarında bile farklı türler yaşıyor.

İzolasyonun kalktığı ilk an için bu durum geçerli olsada, uzun dönemde, en fazla bir kaç nesilden sonra bu geçerli değildir hacı.

>>> Amazon ormanlarında her birkaç km karede farklı bir eko sistemi var.

Bam telide burası. Her birkaç metrede farklı bir ekosistem var ve her bir kaç m. ötede daha farklısı. Gerçi amazon fındığı o kadar ufak bir şey değil. Ama nerdeyse her amazon fındığının tepesinde ayrı bir ekosistem mevcut. Ve bunlar birbiriyle karışmaz. Yani her bir fındık ağacı, ayrı bir yaşam alanı oluşturur. O alandaki diyelim bir kelebek türü, öbüründe olmaz.

Sorun yaşam alanı ve izolasyonların bir minnacık meyve sineğinin sırtı kadar küçük olabilmesidir. Daha küçük ve daha çok sayıdaki izolasyonda, tür sayısının yükselmesini sağlamaktadır.

Türlerin çokluğu, izolasoynların çokluğunu gösterir aslında sadece.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Evet.. İzolasyonların sayısı çoktur. Bu nedenlerden birisidir ama en önemlisi değildir.

Tek başına bu gözlem bile evrimin temel mekanizmalarına ışık tutar.

Nedir evrimin temel mekanizması..

Kısaca mutasyon+doğal seçilimdir.

Mutasyon rastgeledir.

Tür sayısının çokluğu mutasyonun rastgele olduğunun en veciz kanıtıdır.

Ortaya çıkan rastgele mutasyonlar, ortamda yaşayan diğer canlılar dahil, çeşitli ve değişebilen koşullar tarafından sürekli bir denetim altındadırlar.

Bu kendini doğal baskılar şeklinde manifest eder ve tür sayısının artmasından sorumlu olan mekanizmaları tetikler.

Tür sayısının çokluğu temel olarak mutasyonların rastgele olduklarının kanıtıdır.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

>>> Tür sayısının çokluğu temel olarak mutasyonların rastgele olduklarının kanıtıdır.

Bu yanlış bir çıkarım olur hacı. Tür sayısının çokluğu mutasyonların rastgeleliğini göstermez. Bu mutasyonlar rasgele değildir demek anlamına gelmez elbette. Sadece, tür sayısının çokluğuna bakarak mutasyonların rasgele olduğunu söylemek güçtür. Çünkü belki rasgele olmayan bir süreç bu mutasyonları belirliyorda olabilir.

Mutasyonların rasgeleliği için bakılması gereken yer mutasyonların kendisidir. Her hangi bir anda varolan mutasyonlar eğer rasgele dağılım gösteriyorsa, bu mutasyonların rasgeleliğini gösterir ki bakınca zaten böyledir.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

>>> Tür sayısının çokluğu temel olarak mutasyonların rastgele olduklarının kanıtıdır.

Bu yanlış bir çıkarım olur hacı. Tür sayısının çokluğu mutasyonların rastgeleliğini göstermez. Bu mutasyonlar rasgele değildir demek anlamına gelmez elbette. Sadece, tür sayısının çokluğuna bakarak mutasyonların rasgele olduğunu söylemek güçtür. Çünkü belki rasgele olmayan bir süreç bu mutasyonları belirliyorda olabilir. Mutasyonların rasgeleliği için bakılması gereken yer mutasyonların kendisidir. Her hangi bir anda varolan mutasyonlar eğer rasgele dağılım gösteriyorsa, bu mutasyonların rasgeleliğini gösterir ki bakınca zaten böyledir.

Yani mutasyonların spesifik bir nedeni olabilir diyorsun.

Mutasyonların ne olduklarını biliyoruz.

Rastgele olmayan süreçlerin mutasyonlara neden olmadıklarını da biliyoruz.

Rastgele bir sürecin kendisi rastgele ise, nedeni de rastgeledir.

Şöyle düşünelim:

Amazon ormalarına gidelim ve eko sistemlerini inceleyelim.

Neden bu kadar farklı canlı türü var?

Nedenlerini biliyoruz. Rastgele mutasyonlar ve onları seçen doğal seçilim.

Hızla koşan bir canlıyı da seçiyor doğa, tembel hayvanı da..

Büyüğü de seçiyor, küçüğü de.

Renkliyi de seçiyor, renksizi de.

Akıllıyı da seçiyor, akılsızı da..

Bunları seçen bir mekanizma bilinçli olamaz. Bir amacı olamaz. Bir tasarımcının eseri olamaz.

Designer i olamaz.

Eğer dediğin gibi mutasyonların rastgele olmayan neden veya nedenleri olsaydı, türlerin çokluğunu mutasyonlarla açıklamak mümkün olmayabilirdi.

O zaman mutasyonlara neden olan ve rastgele olmayan nedenler tür sayısından sorumlu olacaklardı.

Eğer mutasyon nedeni olarak kozmik radyasyonu gösteriyorsan buna katılırım.

Kozmik radyasyon gerçekten rastgele bir süreçtir ve genlerin mutasyonlarına neden olabilir.

O zaman tür sayısının nedenini ona bağlamamız mantıksız olmaz.

Yani anlayacağın mutasyonlar veya mutasyonlara neden olan genetik değişiklikler tür sayısının bu kadar çok olmasından ve zamanla daha da çoğalmasından sorumludur.

Dikkat edilirse tür sayısı Kambriyen'den beri hızla artmaktadır.

Arada bir canlıların yüzde 90'ı veya çoğu tükenmekte ve yerlerini hemen başka canlı türleri almaktadır.

Bu süreç dünya yok oluncaya kadar devam edecektir.

Bu arada tür sayısının bu inanılmaz çokluğunu açıklayan başka mekanizmalar varsa bilmek isteriz.

Ama mantıklı olsun. Delilleri olsun..

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Özet olarak şunu söyleyebilirim.

Eğer mutasyonlar yeni türlerin ortaya çıkmasından sorumlu iseler, tür sayısının çokluğundan da sorumlu olmalıdırlar.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

>>> Yani mutasyonların spesifik bir nedeni olabilir diyorsun. Mutasyonların ne olduklarını biliyoruz. Rastgele olmayan süreçlerin mutasyonlara neden olmadıklarını da biliyoruz. Rastgele bir sürecin kendisi rastgele ise, nedeni de rastgeledir.

Kavram kargaşasına düşüyorsun hacı.

Mutasyonlar rasgeledir -> 2 + 2 = 4

Şimdi bu kadar farklı ve çok tür olması bunu ispatlar -> 2 ila X'in toplamın Y olması nedeniyle Y'nin A dereceden kökünün 4 olması bunu ispatlar.

Belki böyle anlamışsındır. Senin mutasyonların rasgeleliğini bu şekilde gösteremeyecek olman mutasyonların rasgele olmadıkları demek değildir.

>>> Eğer mutasyonlar yeni türlerin ortaya çıkmasından sorumlu iseler, tür sayısının çokluğundan da sorumlu olmalıdırlar.

Tabi bu çıkarımda yanlış. Zira mutasyonların görülme/oluşma sıklıkları ile türleşme uyumlu değil. Yani atıyorum 100 nesilde 10 bin mutasyon ortaya çıkıyorsa, 10 bin mutasyonda 1 tür ortaya çıkıyor. Bu hesaba göre 300 nesil sonra 30 bin mutasyon ve 3 tür olması gerekirken, bazen 5 bazen 2 tür görüyoruz. Mutasyon oranları ile türleşme oranı arasında bir bağıntı göremiyoruz. Bu sebeple mutasyonların yeni türler ortaya çıkmasından sorumlu olduklarını söylemek mümkün değil.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
Tabi bu çıkarımda yanlış. Zira mutasyonların görülme/oluşma sıklıkları ile türleşme uyumlu değil. Yani atıyorum 100 nesilde 10 bin mutasyon ortaya çıkıyorsa, 10 bin mutasyonda 1 tür ortaya çıkıyor. Bu hesaba göre 300 nesil sonra 30 bin mutasyon ve 3 tür olması gerekirken, bazen 5 bazen 2 tür görüyoruz. Mutasyon oranları ile türleşme oranı arasında bir bağıntı göremiyoruz. Bu sebeple mutasyonların yeni türler ortaya çıkmasından sorumlu olduklarını söylemek mümkün değil.

Sevgili Anibal.

Senin hatanın nedenini buldum.

Mantığın doğru ama mutasyonların rastgele olmasının tür sayısını açıklamadığını düşünmen hatalı.

Senin de değindiğin gibi her mutasyon bire bir yeni bir türün ortaya çıkması anlamına gelmiyor.

Bu absürd bir iddia olur..

Olay tümüyle rastgele.

Çünkü hem mutasyonların ortaya çıkışı rastgele, hem de onların genoma olan etksi rastgele.

Bilindiği üzere genomun yüzde 90'dan fazlası junk dna... O halde mutasyonların o kadar oranı junk dna ile ilgili.

Geride kalan yüzde 10'dan az mutasyon genleri tutuyor.

Ayrıca genlerin de çoğu zaten yeni bir türün habercisi falan değil.

Yani olay tümüyle ve oldukça karmaşık olarak rastgele. Bir düzeni yok.

Hesaplanamaz. Bir formülle ifade edilemez.

İşte senin hatan burada..

Olayı formüle etmeye çalışman hata..

Öyle bir formül yapılamaz.

Sonunda tür sayısının çokluğunu açıklayacak elinde mutasyonlardan başka birşey kalmıyor..

Varsa açıkla..

Aynı çevrede binlerce eko sistemini bize nasıl açıklayabilirsin?

Mantıklı ve kabul edilebilir bir alternatif görüşü çok merak ediyorum.

Bu soru herkese yönelik. Başka düşüncesiolan var mı?

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Hacı nedenlerini hep amazon ormanlarına bağlıyorsun . Ve bu ormanın özelliğinin fazla yağış aldığı , bu nedenle bitki faunasının çeşitli olduğunu ve bu nedenle de hayvan türlerinin çeşitli olduğunu bilerek neden dünyada birçok canlı türü var sorusunu yalnızca rastgele oluşan mutasyonlara bağlıyorsun .

Yukarıda soruna yanıt olarak yazdığım iki nedeni açayım ;

1) Çünkü dünyada çok sayıda yaşam alanı vardır . Bunlara bağlı olarak çok sayıda ihtiyaçların çok farklı şekillerde karşılanması olanağı vardır

Dünyada en fazla canlı türünün yaşadığı amazon ormanlarını ele alalım . Bu bölge ekvatoral bir bölge olduğu için oldukça fazla yağış alır . Tatlı su kaynakları bakımından zengindir . Amazon nehri dünyadaki en fazla debiye sahip nehriydi sanırım . Birçok bitki türü bulunur . Buna bağlı olarak ta bir çok hayvan türü yaşar burada . Çünkü doğal şartlar elverişlidir . Bir türün neslini devam ettirmesi için gerekli kaynaklar yeterlidir . Üstün olan hayatta kalır kuralının en esnek olduğu bölgedir . Çünkü türleşmenin oluşabilmesi için diğer bir türün tok olmasına gerek yoktur . Jeolojik ve meteorolojik çeşitlilik beraberinde bitki çeşitliliğini getirir . Bitki çeşitliliğide beraberinde hayvan çeşitliliğini getirir . Bunların en fazla bir araya geldiği bölgede amazon ormanlarıdır .

2) Çünkü çoğu zaman bir türün hayatta kalma şansı diğer başka bir yada birkaç türe bağlı olabilir . Türleşme yaşanırken diğer türlerin doğadaki yaşam alanı destek olarak görülebilir .

Yine yukarıda da açıkladığım gibi hayatta kalma mücadelesinde diğer bir türü saf dışı bırakma ihtiyacı amazonda , diğer bölgelere oranla daha azdır .

Bu zorunlululuk yani hayatta kalma mücadelesi yerini daha çok başka türlerin birbirleriyle etkileşiminin ne kadar fazla olup olmamasına bırakmıştır .

Mesela çölleri ele alalım . Burada ki çeşitlilik neden diğer yağışlı bölgelere oranla daha azdır ? Rastgele mutasyonların işleyişi burada etkisiz mi kalıyor yoksa ? Yoksa canlılar için gerekli yaşam alanları burada kısıtlı olduğu için mi çeşitlilik ve buna bağlı olarak canlı sayısı azdır ?

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Ayrıca aynı çevreden anladığın yalnızca gür ağaçlar ve gürül gürül akan tatlı sular mı yoksa ?

Hayır öyle de değil . Örneğin bir bitki türünün yalnızca bir hayvan türünü karşılıyor olması anlaşılmayı kolaycca sağlayabilir sanırım .

Örn pandalar . en fazla hatta tek yediği besin kaynağı bambu yapraklarıdır . Yine başka bir tür vardı adını hatırlayamadım yalnızca okaliptus yaprakları ile besleniyordu . İşte bunlar çevredir . CAnlı türlerinin birbirleriyle oluşan etkileşimleri ve birbirlerinden ne derece yararlandıklarıdır .

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Everest kardeşim:

Çöller spesifik ortamlar. Kutuplar da öyle. Amazon da öyle.

Amazonu örnek almamın nedeni aynı doğal koşullara sahip olmasına rağmen o ortamda tür sayısının çok olması.

Burada doğal koşullar deyince iklim anlaşıyor.

Ama ortamda yaşayan diğer türleri de elbette yabana atmıyoruz.

Onların da doğal seleksiyona önemli ölçüde katkısı var.

Ama onlar yeni türlerin ortaya çıkması için gerekli mekanizmayı sağlamıyor.

Yeni türlerin ortaya çıkması için gerekli yegane mekanizma mutasayonlar.

Mutasyon olmadan, çevre nasıl olursa olsun, yeni bir canlı ortaya çıkamaz.

Dünyayı bir bütün olarak ele almalıyız.

Koşulları spesifik olan yerler var elbette.

Ama dünyayı bir bütün olarak düşünürsek, tür sayının çokluğunu mutasyonlardan daha iyi açıklayan başka bir mekanizmanın olmadığını görürüz.

Varsa bilelim. Benim aklıma gelmiyor.. Başka bir mekanizmayı düşünemiyorum.

Senin nedenlerini yanlış kabul etmiyorum.

Sadece sorunun yanıtı değil onlar.. Başka soruların yanıtı.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Birde analojiyi deneyelim .

Rastgele oluşan mutasyonları çakmak , çevreyi de kuru çalılardan oluşan bir alan olarak tanımlarsak hacı , en sık olan çalıların bulunduğu alanda daha fazla alev oluşur . Daha seyrek çalıların bulunduğu alanda ise daha az alev oluşur . Türleşmeye de bu şekilde bakıyorum ben .

Ayrıca dünyayı bir bütün olarak kabul edemeyiz . Çünkü seninde belirttiğin gibi dünyada spesifik ortamlar vardır . Ve bu ortamlar oldukça fazladır .

yine gözlemlerimize dayanarak bu spesifik ortamların bazı özelliklerine dayanarak bazı canlı türlerinin gelişmekte olduğunu görürüz .

Mutasyonların etkisini yok sayamayız tabi ancak doğal ortamların özelliklerini de belirlemeden ve etkilerine değinmeden bu soruyu açıklayamayız gibime geliyor .

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Mutasyonların önemi bilinene kadar dünyada neden bu kadar çok tür olduğu bilinemezdi.

Bunu Darwin bilemezdi.

Bunu tek başına doğal seçilimle açıklamak mümkün değildir.

Ayrıca bunu çevre ile de açıklamak mümkün değildir.

Eninde sonunda mutasyonlarla veya temel genetik değişikliklerle açıklamak zorunluğu vardır.

Darwin mutasyon kavramını bilmediği için bu sorunun yanıtını bilemezdi.

Darwin yalnız mevcut bir türün farklılaşacağını biliyordu.

O türün atasının neden var olduğunu da aynı mekanizma ile açıklıyordu.

Descent with modification...

Ama neyin, nereden, nasıl indiğini bilmiyordu. Bilemezdi de..

Darwin zamanında bilinenler çok azdı.

Canlı türünün aşırı çokluğuna Kambriyen patlaması denen ilginç olayın da katkıda bulunduğunu düşünebiliriz.

Kambriyen patlaması filum sayısının çoğalması ile sonlanmıştır.

O filumlar içinde yeni türlerin ortaya çıkmasından mutasyonlar sorumludur.

Ama yeni filumların ortaya çıkması için mutasyonlar yeterli olabilirler mi?

Kambriyen'den önce kaç canlı türü (filum) olduğu kesin olarak bilinmiyor.

Ama çok az olduğu tahmin ediliyor. Belki birkaç filum vardı..

Onların saysı 34'e veya o civarda bir sayıya yükseldi.

Bunun kesin nedeni bilinmiyor. Bu konuda çeşitli spekülasyonlar var.

Ama mutasyonların bu süreçte rolü olsa bile onların çok özel olması gerekiyor.

Filumların ortaya çıkması son derece olağanüstü bir süreç.

O kadar olağanüstü ki, Kambriyen'den bu yana geçen yaklaşık 540 milyon yıl içinde belki bir kaç yeni filum ortaya çıkmıştır. O da şüpheli..

Ama mevcut filumlardan kolaylıkla yüzmilyonlarca yeni tür ortaya çıkmıştır. Biz onları mutasyonla açıklıyoruz.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Tartışmaya katıl

You can post now and register later. If you have an account, sign in now to post with your account.

Misafir
Bu konuyu yanıtla

×   Yapıştırdığınız içerik biçimlendirme içeriyor.   Biçimlendirmeyi Temizle

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Your previous content has been restored.   Clear editor

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

Yükleniyor ...

  • Konuyu Görüntüleyenler   0 kullanıcı

    Sayfayı görüntüleyen kayıtlı kullanıcı bulunmuyor.

×
×
  • Yeni Oluştur...