Jump to content

BİLİNCİN KÖKENİ NEDİR ?


Recommended Posts

  • İleti 268
  • Created
  • Son yanıt

Top Posters In This Topic

Ancak bilinçte de doğadaki mekanizmalar geçerli.

Ancak o insan bilincini sürekli gelişecek diye öngördü.

Gelişmeyle de olumsuzluklar silinecek, yani ahlak olarak da bilgiyi baz alan bir ahlaka sahip olacak bir insan çıkacak diye bekliyordu.

Bu yanlış.

Evet yanlış.. Ama o Darwin'in doğal seleksiyonu açısından bakmamış bu mekanizmaya..Zamanla insan da istenen ve olması gereken bir değişim olarak bakmış..Kendini kurtarması ve düşüncelerini değiştirmesi,insan gibi insan olması için kendisini geliştirmesinin gerektiğini söylemiş bence..

Evrimin tüm mekanizmalarının tamamı bilinçler için de işliyor.

Bunun en birinci kanıtı tüm bilinçler çevre ile etkileşimde.

Evrim de çevre ile adaptasyon yönünde.

Yani ne kadar üstün düşünceler geliştirirsek geliştirelim, çevreden kaynaklanabilecek bir değişiklikle bilinçin altyapısında yani biyolojik yapıda (sinirler, beyin, hücreler vs ne kadar bağlantılı şey varsa)körleşme vb şeyler baş gösterince bilinç değişir. 500 tane körleşme yaşanırsa 20 bin yıldaki nesillerimizde, al sana ilkel bilinçli ayılar.

Ben bundan bahsediyorum.

Burası doğru

İşte dediğin gibi eğer zekiler,elitler değil ayılar çoğunlukta ve baskınsa ,güçlünün tanımı direk ; zeki, yetenekli değil de -çoğunlukta olan- olarak değişiyor. Yeni güçlü tanımına göre; hayatta kalan genin o yeni güçlü olması gayet normal. Aslında Niçe bilmeden ve tam Darwin kuramına vakıf olmadan reddetmesine karşın bir bakımdan da sosyal Darwin'izmi onaylıyor sayılır...

Bakınız; günümüzün zayıf olanlarının güçlü olana tahakkümü..Laikler ve dindarlar..AKP ,ıvır zıvır..

Neyse.. Konu daha fazla sapmasın.. Siz bilinci irdelemeye devam edin..

tarihinde placebo tarafından düzenlendi
Link to post
Sitelerde Paylaş

İnsanlığın kültür mirasının azımsanamayacak bir bölümünü bu gibi hastalara borçlu olması ne kadar ilginçtir.

Bilim ve yeni keşifler dahil çoğu kültür mirasını ve hemen herşeyi bu deliler hayatımıza taşır...Dahilikle delilik arasında çok ince bir çizgi var ...

Düşünsene! hangi normal insan evladı tutar da "ulan acaba uzay da neler oluyor? diye yola koyulur, araştırır, okur ve hayalleriyle birlikte sentezleyerek bilim de çığır açacak yeni buluşlar yapmaya kalkışır ve formüller geliştirir..Einstein'ı da anmış olalım arada..

Link to post
Sitelerde Paylaş

Dostoyevsky'den hiç bahsetmemişsin.

Kadınların koynundan ayrılıp kumar masalarına yönelen, geride kalan yaşamını roman yazmakla geçiren bir sefildir.

Ailesini de sefil etmiş ve ''Suç ve Ceza'' isimli eserinde kur'an'ı taklit eden bir eserden alıntılar yapmıştır.

Kendisi tanrısızdır.

tarihinde Zerdüşt tarafından düzenlendi
Link to post
Sitelerde Paylaş
  • 3 weeks later...

Bilinc; insanoglunun fenomenal degil; numenal yetilerinden, beynin dusunce ve davranis olarak bilissel, inancsal, ideolojik, bilimsel yansimasidir.

Bilinc, numenal bir beynin hareket degeri olarak, insanoglu fenomenine algisal temelli yasam ve iliskilerinde yon verendir.

Bilimselolarak, cognitive (bilissel, farkindalik iceren) science, bilimin konusudur.

Bir kisi dogumdan itibaren bulundugu cografya ve toplumun bilgisi temelinde bir suru bilgilerle beslenir. Bu bilgilerin, inancsal etik, ideolojik, bilimsel kabulu ve uygulanmasi, savunulmasi ya da reddi ve karsi cikilmasi genelde ogrenileni verildigi gibi uygulama temelindedir.

Burada bilinc,kisinin kendisine verilen bu bilgileri kendi adina sorgulayarak, nedensellestirerek, inceleyerek ve irdeleyerek; ogrenmeden bilmeye tasimasi ve bu kendisine verilen degeri, yasam veiliskilerinde bilerek kullanmasi ya da karsi cikmasi, ya da kavram olarak ondan arinmasi temelindedir.

Ogrenilen bir kavramin yasam ve iliskide, bir inanc, ideoloji, bilimsel bir olgu v.s. olarak kisilik ve kimlik degeri haline getirilmesi ve bunun sorgulanarak kisi tarafindan bilmeye tasinmasi onun bilinc duzeyidir.

Bilinc, sadece epistemolojik olarak insanogluna ait bir numendir.

Burada bilinci, suur veya suurluluk ile karistirmamak gerekir.

Bir kisinin bilinci ne duzeyde ise, yasam ve iliskileri de o duzeydedir.

Bilinc sabit bir numen degildir, kisinin kendisini ve ogrendiklerini sorgulamasi ile, bilinci degisir, gelisir, yenilenir.

Mesela, bir teistte ateist bir bilinc yoktur.

Bir ateist teist bilincin ne oldugunu algiladigi ve bunu sorgulayarak bu bilinci kendine zararli gordugu, yada bu bilincten rahatsiz oldugu, ya da bu bilinci sorun olarak algiladigi icin, ateist olmustur.

Iste bu temelde, geneldeayni duzeydeki bilincler biribiriini anlayabilir. Bilinc farklarinin biribirini algilamasi ise, nerede ise imkansizdir.

Cunku bilinc, o konudaki aklin inancsal ya da ideolojik siniri demektir. Eger konu bu sinirin disinda ise, konunun aklin siniri disinda kalan bilincin dile getirdiklerini algilamasi zorlasir ve aklin siniri acabaya acik degilse de, akil kendi sinirini savunacagi icin, bu kendi sinir disi konuyu algilamasi pek olanakli degildir.

Sonucta her duzey bilinc, her konuya kendi duzey penceresinden ve o pencere sinirindan bakar.

Bilincin kokeni, bu temelde beyinin algisina ve bu alginin beyine ne gibi bir yon ve yontem vermesine baglidir.

Bilinc icinde bulundugu ideolojik, inancsal dogrusundan rahatsizlik duymuyor, zarar gormuyor ve bir sorun yasamiyorsa, ortada sorgulanacak bir sey olmadigindan; o bilinc sabitlesir. Taki sorgulayana kadar.

evrensel-insan

Link to post
Sitelerde Paylaş

Bizim burada tartıştığımız bilinç felsefenin değil, bilimin kapsamına giriyor.

Bilincin kökenini anlamaya ve yalnız insansal bilincin değil, genel olarak bilinç olgusunun evrende nasıl ortaya çıktığını evrimsel bir fenomen olarak açıklamaya çalışıyoruz.

Link to post
Sitelerde Paylaş

Bilinc bir fenomen degil; numendir ve cognitive science, bilissel bilimin bir konusudur.

Fenomenal tabani ise hem beyin hem de beyne yansiyan ve bu yansinin beynin algilamasi ve bu algi temelinde de yasam ve iliski surdurmesidir.

Yani, beyni olanin her turlu algisi temelindeki kendi yasam ve iliskisi icin, kurdugu iliskidir.

Ama sadece konu suur olacak alinacaksa, yasama ve bunun paralelinde korunma, beslenme, ureme ve sosyallesme yetisidir.

Bu temelde bilincin kokeni dogumdur, dogani yasatandir.

Link to post
Sitelerde Paylaş
  • 2 weeks later...

Başlık zaman zaman konu dışına çıkartılsa da bilincin kavranması ve prosesiyle ilgili ilk yazı için sayın hacı'ya teşekkür ederim. Bilincin salt şuur olarak algılanmadığını da vurgulayanlar var.

Merak ettiğim, sizin, bilgilerin beyinde hangi alt departmanlarda nasıl depolandığıyla ilgili görüşleriniz.

saygılarımla

Link to post
Sitelerde Paylaş

Natan;

Oncelikle hosgeldin.

Bilinc konusuna her iki yonuyle daha detayli bakalim.

Bilincin ctetolojik yapisi,yani kokeni ve elde edilmis karakterlerinin gelisimi olarak ilki fenomenal, ikincisi de numenal yapisidir.

Bilincin fenomenal kokeni, beyin onun konektom ve norokimyasal yapisinin ona yansiyani algilamasi ve bu algiyi monolog olarak yansitmasidir.

Iste bu temelde beyni olan her canlidan bu ozellik kendi beyin yapisi temelinde, kendi algisi temelinde ve kendi monologu temelinde evrimin mutasyon ve dogal secilimine paralel olarak dogada yasam suren ve beyni olan turun bu tursel yasamindaki elde ettigi birikimi ve bir nesil sonrasina yaptigi aktarimidir.

Bu temelde bizlerin de birer uyesi oldugu insanoglu turunun beyni, yine bizlerin algisina gore canli ve beyinli turler arasinda en gelismisi ve yine bizlerce epistemolojik olarak alternatifsiz olanidir.

Bize tur olarak en yakin olan beyni gelismis canli, yine evrimsel olarak maymun tutudur.

Burayakadar konunun fenomenal yapisi gecerlidir.

Bilincin asil onemi onun numenal yani goruntu vermeyen yonudur. Bu da yine insanoglu basta ve epistemolojik olarak alternatifsizdir ve evrimsel siralama ile diger beyinli canlilar gelmektedir.

Burada en onemli konu, her tur kendi bunyesinde bir beyin ve bilince sahiptir ve ancak kendi turu bunyesinde algilar.

Insanoglu en gelismis tur olarak sadecekendisini degil, diger canli/cansiz varliklari da kendi algisiyle degerlendirmekte ve ortaya koymaktadir.

Buradaki en onemli konu, insanogluna ait bu algisal ortaya koyumun, basta cansizlar olma vasfiyla sadece insanoglu monologu oldugu ve ortak bir dialogun olmadigidir.

Tekrar bilincin numenal yapilandirilmisligina donersek, bu konu cognitive science, yani bilissel bilimin konusudur.

Iste bu bilimin degerlendirdigi bilinc, canlilarin yasam olarak ortaya koydugu suurdan farklidir.

Bu anlamdaki bilinc, bilissel ve farkindalikli olarak GELISEN, DEGISEN, YENILENEN bir bilinctir.

Yalniz ve maalesef, bu bilincin degismesi, yenilenmesi ve gelismesi; FENOMENAL YAPIDA DEGIL, NUMENAL YAPILANDIRILMISLIKTA MUMKUNDUR.

Bu da beyin sahibi kisinin, beynin kendi islevi disinda ona gozlem, sorgulama, nedenselleme, irdeleme, arastirma, v.s. temelli BEYNI DUSUNDURTMESI VE BEYNI KENDI ISLERLIGI DISINDA HAREKET ETTIRMESI VE YONLENDIRMESIDIR.

Konuyu fazla uzatmadan ve gelen yanitlarin devami temelinde birakarak bir ornekle noktalamak istiyorum.

Bu ornegi de sitenin konusunda verecegim.

Bilincin bu temelde iki duzeyi vardir. KULLANILAN BILINC BILINC DUZEYI ELDE EDILMIS BILINC.

Mesela bir teist, teist bilinc duzeyini kullanmakta, onu sahiplenmekte, sabitlemekte, savunmakta, korumakta ve ondan huzurlu bir sekilde onunla birlikte yasam surmektedir.

Ama,eger bu teist TEIST BILINC DUZEYINI ELDE ETMISSE, bu bilinc alti ya da bilerek olabilir, iste o zaman insan ve insanlik adina ondan rahatsizlikduyar ve hatta zarar gorur.

Iste bu beyni yeni bir bilinc kullanimina tasir. Bu da antiteist duzeyidir, ve bu zincir kisinin bilincalti ve/veya bilerek ve farkina vararak kendinin rahatsizligi v.s. temelinde tekrar degisime ugrar.

Iste bilincteki bu degisim ve gelisim, tamamen kisinin beynini beynin kendi disindaki islevi disinda dusundurtmesiyle paralel ve ayni zamanda kah bilinc alti zorlamasi, kah bilerek kendisinin rahatsizligi, zarar gormesi algisi ile paralel, kisaca KISININ KENDI KULLANDIGI DUZEYI KENDISINE SORUN YAPMASI ILE PARALEL bir degisim, gelisim ve yenilenim gosterir.

Bu surekli suregelen bir surectir, ya rahatlik duraganligindadir ve savunmadadir, ya karsi cikis duraganligindadir ve saldiridadir,ya da sorgulama hareketliliginde ve beynini dusundurtme durumundadir.

Bu her halukarde, her ideoloji, inanc ve degerde ve her duzeydedir.

Iste bilincin, kah bilincalti zorlamasinin BILINCSIZ VE FARKINDA OLMADAN degisime yonlenen rahatsizligi, kah BILINCLI VE FARKINDA OLARAK SORGULANAN rahatsizligi bilinci degistirir, gelistirir ve yeniler.

Yalniz, eger rahatsizligin zorlamasi bilincalti ise ve kisi degisime hazir degilse, beyin bunu kisiye gosterir ve kisi hazir olmadigini algilar, ya da degisim bilincsiz gerceklesmisse, kisi eski bilincine geri donebilir.

Iste beyinde dogumdan itibaren alinmis kah disaridan verilen, kah kisinin kendi kendine verdigi her turlu icerik ve konudaki degerin kisinin yasam ve iliskilerindeki rolu,onun bilinci ile paraleldir.

Isin en aci ve istenmeyen yonu de, mesela teist duzeyi kullanan bir bilincin, ateist ya da antiteist,ya da nonteist bir bilinc duzeyini algilayamamis olmasidir. Cunku ortada rahatsizlik ve sorgulama yoktur, sadece kullanim, savunu ve koruma vardir.

Oyuzden antiteist bir icerik, teist savunuda geri teper,nonteist bir icerik ya algilanmaz,ya soru isareti birakir.

Bu karsitlik bilinci ise aklin bilinc siniridir. Eger herhangibir icerik bu sinirin disinda ise ve kisi kendi bilincini savunu, koruma ve kullanma ve hatta baskasina iletme durumunda ise, o bilinc disi bir icerik algilanamaz ama en azindan bir acaba ve soru dogurabilir ve kisiyi kendi bilinc savunu duzeyinden rahatsiz edebilir.

Iste butun bunlarin temelinde, insanoglunun her turlu zihinsel degisimi,gelisimi ve yenilenimi ve bu degisimin, bilime ve teknige olan katkisi ve zihniyet degisimi ile gelen yeni yapilanmalar, sistemler ve duzenler ve de bilginin surekli suregelen gelisimi, bilincalti zorlamasindan ziyade, kisinin kendi duzeyini sorun algisi temelinde kendisinin bilerek sorgulamasi ve bunu aliskanlik haline getirmesidir.

Sonucta bir bilinc duzeyinden digerine degisim, bir son ve nokta degil; bir virguldur.

Iste tum butun bunlarin isiginda, cognitive science; insanoglunun ve her turlu numenal gelisiminin bilim, bilgi ve farkindalik olarak temelini teskil eder.

Bu da bilincin gelisiminin, evrimselden ziyade, kisi eliyle devrimsel yani bilerek sorgulama algisidir.

Iste,numenal degisim; zaten kisinin dusunce ve davranis yasam ve iliski degisimi ve kisaca kisinin degisimi demektir.

Eger yanit gelirse, konunun her bir kismi dahadetayli tartisilabilir ve gelistirilebilir.

Link to post
Sitelerde Paylaş

bilinç bilmekten gelir...

bil inç...

burdaki inç ingiliz uzunluk ölçüsü birimi değildir sanırım...

bilmek nedir...

bil...

hadi bil bakalım...

bilgi var bide...

bilgi varlıklarla ilişkilidir...

cansız varlıkların bilinci olabilir mi...

bilgisayar cansız ama sanki bir şeyleri biliyor gibi...

çok büyük sayıda kitaplara sığan bilgileri çok küçülen ve giderek de daha da küçülecek olan alanlara sığdırabiliyoruz....

belki ileri de kuarklara da her şeyin bilgisi yüklenebilecektir...

kuarklar bilinçli olmasa kendi özelliklerini nasıl gösterebiliyorlar...

Link to post
Sitelerde Paylaş

Bilincin kökeninden çok bilincin fonksiyonunu merak ediyorum. İnsanın yaşam fonksiyonları bilince mi bağlıdır? Uykuda ve baygın haldeyken yaşamsal fonksiyonlarımız çalışıyor da ondan sordum. Uyku ve bayılma halinde olduğu gibi bilinç olmadan gülme-ağlama gibi yaşamsal fonksiyonları(?) da yerine getirebilir miyiz?

tarihinde darbeci tarafından düzenlendi
Link to post
Sitelerde Paylaş

Bilincin kökeninden çok bilincin fonksiyonunu merak ediyorum. İnsanın yaşam fonksiyonları bilince mi bağlıdır? Uykuda ve baygın haldeyken yaşamsal fonksiyonlarımız çalışıyor da ondan sordum. Uyku ve bayılma halinde olduğu gibi bilinç olmadan gülme-ağlama gibi yaşamsal fonksiyonları(?) da yerine getirebilir miyiz?

Yaşam fonksiyonları ile bilincin en ufak bir alakası yoktur.

Komada da olsanız, yaşam fonksiyonlarınız devam eder.

Komatöz hamile kadılar aylarca komada kalsalar bile zamanında doğururlar.

Yıllarca komada kalsalar da komatöz çocuklar büyürler..

Bilinçle yaşam fonksiyonlarınızdan hiçbirini etkileyemezsiniz.

Link to post
Sitelerde Paylaş

O halde bilinç fizik ötesi birşeydir diyebilir miyiz? zaten bilincin fizik kanunlarına bağımlılığı yoktur. Eğer bilinç yaşamsal fonksiyonların kaynağı değilse o halde bilinç neye göre gelip gidiyor? Eğer yaşam fonksiyonlarıyla bilincin alakası yoksa yaşamsal fonksiyonları sonlanmış bir bedenin bilinci olabilir mi? Eğer tüm ölümler bilinçten bağımsız olarak sadece yaşamsal fonksiyonları yerine getiren organların çalışmaz hale gelmesine bağlıysa, neden ölmüş insanlar hasarları giderilerek diriltilemiyorlar?

tarihinde darbeci tarafından düzenlendi
Link to post
Sitelerde Paylaş

O halde bilinç fizik ötesi birşeydir diyebilir miyiz? zaten bilincin fizik kanunlarına bağımlılığı yoktur. Eğer bilinç yaşamsal fonksiyonların kaynağı değilse o halde bilinç neye göre gelip gidiyor? Eğer yaşam fonksiyonlarıyla bilincin alakası yoksa yaşamsal fonksiyonları sonlanmış bir bedenin bilinci olabilir mi? Eğer tüm ölümler bilinçten bağımsız olarak sadece yaşamsal fonksiyonları yerine getiren organların çalışmaz hale gelmesine bağlıysa, neden ölmüş insanlar hasarları giderilerek diriltilemiyorlar?

Diyemeyiz.. Öyle saçma şey olmaz.

Bilinç fizik ötesi değil elbette. Çünkü fiziksel ve kimyasal süreçlere bağlı olarak ortaya çıkıyor.

Bilinç farkında olmak demek. Ya da farkında olduğunun farkında olmak.

Bilinç kontrol etmek değil.

Yaşam fonksiyonları kontrol ediliyor.. Çeşitli düzeylerde kontrollar var. Bazıları sinirsel, diğerleri hormonal ve yerel.. Reflekslere bağlı...

O kontrolun bilincinde olmak demek onları denetlemek demek değildir.

Zaten çoğunun bilincine bile varamıyoruz.

Yaşam fonksiyonlarının hepsi, istemli gibi görünenler dahil, aslında otomatik davranışlardır.

Ölüleri diriltememenin nedeni, kalbin durmasından hemen sonra kan dolaşımı olmadığınndan dokuların irreversible olarak zedelenmeleri..

Dokular kansızlığa belli bir süre dayanıyorlar. Bu süre her doku için değişik.

Beyin için en fazla beş dakika. Hatta daha da az.

Link to post
Sitelerde Paylaş

Darbeci;

O halde bilinç fizik ötesi birşeydir diyebilir miyiz?-darbeci-

Maalesef Turkiye toplumu genelde bilimsel anlamdahenuz dil konusunu isleyemediginden, bazi kavramlarin da farklari ve algilanmalari mumkun olamamaktadir.

Birincisi, bilinc fenomenal (yani bes duyuya yansiyan) bir olgu degil, numenal (bes duyuya yansimayan beynin fonksiyonlari) bir olgudur.

Ayrica consciousness olarak algilanan suur ve bilincin, iki ana farki ve islevi vardir.

Bunlardan biri awareness, yani farkin farkina varmak ve farkindalik; digeri cognition, yani bilissellik bilginin ne oldugunun bilinmesidir.

Soyle bir ornek verirsek, yemek yemek bir suurluluk ve bilinc islevidir.

Ne yediginin farkinda olmak ve ne yedigini bilmek farkindalik islevidir.

Ne yedigini, neden yedigini, nasil yedigini v.s. bilmek ise bilisselliktir.

Yani, bir bebek suurlu olarak yemek yer, fakat hem ne yediginin farkinda degildir, hem de neden ve nasil yedigini bilmez. Cunku henuz ogrenmemistir.

Bilgi, ogrenildikce vardir. Yalniz her ogrenilen bilgi, ogrenen acisindan farkindalik ve bilissellik degildir.

Yani kisi, ogrendigini sadece uygulamaktadir. Neyi uyguladiginin farkinda olmayabilir ve neden ve nasil uyguladiginin da bilisselligine erismemistir.

Iste bu temeldeki bilinc, OGRENILENIN FARKINDALIGA VE BILISSELLIGE, KISACA BILMEYE TASINMASIDIR.

Mesela bir kisi isci olabilir, ama isci oldugunun farkindaligi ve bilisselligi farkli bir seydir.

Bir kisi teist/ateist olabilir, fakat; teist/ateist oldugunun farkindaligi ve bilisselligi farkli bir seydir.

Yani her teist/ateist olan o bilinc ve farkindaliktadegildir.

Teizmi/ateizmi ogrenmis, fakat bilmeye tasiyamamistir.

Dolayisiyle suurlulugun, henuz ogrenilmediyse ve bilmeye kisi tarafindan sorgulanarak tasinmadiysa, farkindaligi ve bilisselligi yoktur.

Ayrica, acknowledge, herhangibir seyi bilincli, bilissel ve farkinda olarak bilmektir. Yani kavramaktir.(anlamak degil), bunun da karsiligi comprehension, cognizance, perception temeli algilamaktir.

Algilama icin, bilinc, bilissellik, farkindalik temelli kavramak gerekir. Yani anlamanin dogrulugu/yanlisligi degil. Verildigi gibi yorumsuz almak ve ne verdigini bilerek, bilincli ve farkinda olarak vermek.

Link to post
Sitelerde Paylaş
  • 4 months later...

Eski bilim teknik makalelerinin arşivinin bulunduğu bir yer buldum. Gözlerinize inananmayacaksınız.

Şimdilerde Darwin'e sansür uygulayan Bilim Teknik dergisi bir zamanlar her sayısında evrimle ilgili makaleler çıkarıyormuş.

Bilincin kökeni hakkında merak içinde olanlar şu makaleyi okumalılar.

Bu makalede dilin, sosyalleşmenin, soyut düşüncenin, sanatın ve dillerin kökenine değinilmiş :http://www.biyolojiegitim.yyu.edu.tr/mahmutevrim/bdbegp2001.pdf

Bu makale de konuşmanın nasıl evrimleştiğini anlatıyor. Bilinç ve dil gelişimleri arasında ilişki var. http://kozmopolitaydinlar.wordpress.com/2011/06/30/nasil-konustuk/

Link to post
Sitelerde Paylaş

Freand

Biz bilincin kökeni derken sorunun başlangıcına değiniyor, çok ilkel şekli ile ilgileniyoruz.

Bilinçin atom ve moleküllerin birbirlerini tanımalarından kaynak aldığını kurguluyoruz.

Yani bilincin temel mekanizmasına değiniyoruz.

Senin quote ettiğin makaleler çok sonraki duruma değiniyor.

Ve evet.. çok doğru. Dilin evrimi ile bilinç arasında entrikalı bir ilişki var.

Link to post
Sitelerde Paylaş

Freand

Biz bilincin kökeni derken sorunun başlangıcına değiniyor, çok ilkel şekli ile ilgileniyoruz.

Bilinçin atom ve moleküllerin birbirlerini tanımalarından kaynak aldığını kurguluyoruz.

Yani bilincin temel mekanizmasına değiniyoruz.

Senin quote ettiğin makaleler çok sonraki duruma değiniyor.

Ve evet.. çok doğru. Dilin evrimi ile bilinç arasında entrikalı bir ilişki var.

Biliyorum Hacı ama bunları buraya bilerek koydum. Bu 2 sayfaya düşmüş bir başlıktı.

Müslüman üyeler veya imanı yeni zayıflayan kişiler bilincin nasıl evrimleştiğini sorup duruyor. Olasılıksız falan diye sayıklıyorlar.

İnsanın farkındalığının evrimle oluşamayacağına dair atılan iftiralar var. İnsan bilincine yönelik makaleleri koymamın sebebi buydu.

tarihinde freand tarafından düzenlendi
Link to post
Sitelerde Paylaş

Bilincin Kaynağı, Allah’ın Yarattığı Ruhtur.

Peki, senin beynini çıkarırsak da sen ruhla düşünürsün herhalde. Matematik problemlerini bile ruh kullanarak çözersin yani.

Beyin yalan zaten. Düşünceler de kalpte. Beyin işe yaramaz bir et parçası yani. Nöron hücresi falan da yok. Doktorlar sallıyor.:D

Link to post
Sitelerde Paylaş

Tartışmaya katıl

You can post now and register later. If you have an account, sign in now to post with your account.

Misafir
Bu konuyu yanıtla

×   Yapıştırdığınız içerik biçimlendirme içeriyor.   Biçimlendirmeyi Temizle

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Your previous content has been restored.   Clear editor

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

Yükleniyor ...
  • Konuyu Görüntüleyenler   0 kullanıcı

    Sayfayı görüntüleyen kayıtlı kullanıcı bulunmuyor.


×
×
  • Yeni Oluştur...