Jump to content

Sınav Paradoksu


Recommended Posts

Ben gerekenleri yazdım zaten olaya bir bütün olarak bakamayarak kendinizi asıl siz sınırlama gayreti içindesiniz. Ve ayrıca televizyon medyasında konuşma ve tartışmaların hiç biri sizin yaptığınız üslup ile yapılmamaktadır. Kaldı ki kendinizi insanları aciz olmakla yargılıyorsunuz. Önce demokrasiyi barışı kendi içinizde bulun sonra hayvanlar aleminde arayın.

Bir de utanmadan , sıkılmadan cevap verdik , argüman sunduk diyorsunuz ya ben deli oluyorum.

Kardeşim Bergüzar'a da sordum yukarıda. O da anlamadan yazdığı için tartışma doğmadı. Sen de aynısını yapıyorsun.

Kedi köpek örneği ilen gelen bir adamla ben neyin tartışmasını yapayım Xislam cevabını da vermişken.

Beni nasıl sınava tutuyor yaratıcın anlamıyorum ki . Yani hem beni bu vasıflarda yaratacaksın , hem de niye bunu yaptın diye yakacaksın . Hem benim bu kötülükleri yapmama fırsat tanıyacaksın , hemde birçok seçeneğin varken beni cezalandıracaksın. Hem koskoca yaratıcı olacaksın , hem de insanları yakmak için yaratıp , olumsuz vasıflarına göre değer biçip , bunları kendin yaptığından bihaber hüküm koyacaksın . Yok kardeşim öyle .

Ya bir yaratıcı düşünün . Böyle bir yaratıcı olabilir mi ya ? Ya kardeşim sizin aklınızı anlamıyorum ben.Gerçekten anlamıyorum.

Hem benim uyarılara karşı kulak kabartmayacağımı bileceksin , hem de boş yere peygamber gönderip ardından benim kavmimi helak edeceksin . Yani peygamberi yollamadan helak etmekle , peygamberi yolladıktan sonra helak etmek arasında ne fark var ? Hiçbir fark yokken ben bunun sadece bahane olduğunu söylüyorsam bunun neresi yanlış ?

Sen şu soruma cevap ver :

Direk cennet ve cehenneme sevketmekle , sınav yapıp sevk etmek arasında , alim-i mutlak olan bir yaratıcı için ne farkı var ? Sen bunun cevabını ver bakalım bana . Sınav yapmadan direk cennet , cehenneme sevk etse ne fark olurdu ? Hiçbir fark

SAYGILAR

tarihinde Crafterman tarafından düzenlendi
Link to post
Sitelerde Paylaş
  • İleti 110
  • Created
  • Son yanıt

Top Posters In This Topic

Popular Days

Top Posters In This Topic

Sen şu soruma cevap ver :

Direk cennet ve cehenneme sevketmekle , sınav yapıp sevk etmek arasında , alim-i mutlak olan bir yaratıcı için ne fark var ? Sen bunun cevabını ver bakalım bana . Sınav yapmadan direk cennet , cehenneme sevk etse ne fark olurdu ? Hiçbir fark

SAYGILAR

Şimdi şuna fark var dersen çok güzel sorularım olacak.

"Fark var" dersen yandın "yok" dersen yine yandın nasıl yanacağına sen karar ver.

Link to post
Sitelerde Paylaş

Bizler neyin ne olduğunu senin hocalarının toplamından iyi biliyoruz.

Şimdi kıvırmayı bırakta yukarıdaki sorulara cevap ver, sonrada kendini bizlerin şevkatli kollarına bırak.

Korkma.

Şu gözünde ki at gözlüğünü çıkart sonra olaylara bak kendi cevabını bulursun, ben Allah ın avukatı rolünde değilim ama belli ki sizler şeytanın avukatısınız. Siz önce şu gerçeği görün, siz bir inançsızlığı savunmuyorsunuz siz nankörsünüz. Kuran da geçen şeytan sizsiniz , başkası değil. Müslümanların anlayamadığı nokta budur. İnsanlar seçimlerini zaten ruhlar aleminde yaptılar. Kimisi onu yaratan Allah a yüz çevirdi, kimiside biz seni unutmayız dediler de dünya hayatına dalıp gittiler. Belki dalıp gitmiş olanlar vardır diye foruma girdim fakat şüphesiz hiç biriniz unutmuş değilsiniz. Hepiniz onu bilipte inkar eden bunun bile farkında olmayan yaptığınız hataları ona sataşarak buna aşağılayarak çözebileceğini sanan ve azdıkça azan , eceli gelen köpek cami duvarına işer misali sağa sola saldıran birer zalimsiniz. Hiç bir şey yoktur ki yaratıcıyı bilmesin. Ama siz çok büyük bir yanlışlık içindesiniz. Allah varsa islam yoktur, islam varsa bile Allah diğer tanrılar arasında sırasını beklesin diyebilen ve kendi söylediğine kendini zorla inandıran zavallı birer robotsunuz. Siz inancınıza göre ölüp gideceksiniz ve toprağa bile gömülmek istemeyeceksiniz belkide, o zaman ne için burada savaşıp duruyorsunuz? Gidip eğlenin oynayın keyfinize bakın. Ama hayır sizin yaptığınız pislikten başka bir şey değildir şüphesiz siz insanları sınavların da başarısızlığa uğratma gayreti içine girmişsiniz. Önce kendinizi çözün ne uğruna savaştığınızı düşünün sonra gelin konuşalım. Her şeyi çözmüşsünüz her şeyi biliyorsunuz ve akıl noksanlığı ile yargıladığınız müslümanları burada doğru yola çekmeye çalışıyorsunuz. Bu dediklerinize siz inanıyor musunuz?

Link to post
Sitelerde Paylaş

Bir de utanmadan , sıkılmadan cevap verdik , argüman sunduk diyorsunuz ya ben deli oluyorum.

Kardeşim Bergüzar'a da sordum yukarıda. O da anlamadan yazdığı için tartışma doğmadı. Sen de aynısını yapıyorsun.

Kedi köpek örneği ilen gelen bir adamla ben neyin tartışmasını yapayım Xislam cevabını da vermişken.

Beni nasıl sınava tutuyor yaratıcın anlamıyorum ki . Yani hem beni bu vasıflarda yaratacaksın , hem de niye bunu yaptın diye yakacaksın . Hem benim bu kötülükleri yapmama fırsat tanıyacaksın , hemde birçok seçeneğin varken beni cezalandıracaksın. Hem koskoca yaratıcı olacaksın , hem de insanları yakmak için yaratıp , olumsuz vasıflarına göre değer biçip , bunları kendin yaptığından bihaber hüküm koyacaksın . Yok kardeşim öyle .

Ya bir yaratıcı düşünün . Böyle bir yaratıcı olabilir mi ya ? Ya kardeşim sizin aklınızı anlamıyorum ben.Gerçekten anlamıyorum.

Hem benim uyarılara karşı kulak kabartmayacağımı bileceksin , hem de boş yere peygamber gönderip ardından benim kavmimi helak edeceksin . Yani peygamberi yollamadan helak etmekle , peygamberi yolladıktan sonra helak etmek arasında ne fark var ? Hiçbir fark yokken ben bunun sadece bahane olduğunu söylüyorsam bunun neresi yanlış ?

Sen şu soruma cevap ver :

Direk cennet ve cehenneme sevketmekle , sınav yapıp sevk etmek arasında , alim-i mutlak olan bir yaratıcı için ne farkı var ? Sen bunun cevabını ver bakalım bana . Sınav yapmadan direk cennet , cehenneme sevk etse ne fark olurdu ? Hiçbir fark

SAYGILAR

Arkadaşım ilk yazımı oku sonra gel. Ben yazdım orada. Cehennem diye bir yer tam olarak sandığımız hayalini ettiğiniz yer değil. Ateş diye tanımlanan cehennem vicdan ateşidir. Sen birisine kötülük yaptığında günlerce ben bunu neden yaptım diye pişman olup yanmazmısın, fakat insanlar burada kötülük işlerler ama vicdanlarına kulaklarını tıkadıkları için bu ateş onları yaksa bile farkında olmazlar. Ama duyuların açıldığı net bir şekilde göründüğü kabirde sen bu vicdanın sesi ile yüz yüze kaldığında kendi ateşinle yanacaksın. Kimse seni cezalandırmıyor. Sen kendi mahkemeni kuruyorsun, sen kendi odununu götürüyorsun buradan. Ne zaman ki senin aydınlanmanı görev edilmiş vicdanına kulak verir yaptıklarının bilincine varıp hatalarını görürsen o zaman kurtuluşa erersin.

Link to post
Sitelerde Paylaş

Şu gözünde ki at gözlüğünü çıkart sonra olaylara bak kendi cevabını bulursun, ben Allah ın avukatı rolünde değilim ama belli ki sizler şeytanın avukatısınız. Siz önce şu gerçeği görün, siz bir inançsızlığı savunmuyorsunuz siz nankörsünüz. Kuran da geçen şeytan sizsiniz , başkası değil. Müslümanların anlayamadığı nokta budur. İnsanlar seçimlerini zaten ruhlar aleminde yaptılar. Kimisi onu yaratan Allah a yüz çevirdi, kimiside biz seni unutmayız dediler de dünya hayatına dalıp gittiler. Belki dalıp gitmiş olanlar vardır diye foruma girdim fakat şüphesiz hiç biriniz unutmuş değilsiniz. Hepiniz onu bilipte inkar eden bunun bile farkında olmayan yaptığınız hataları ona sataşarak buna aşağılayarak çözebileceğini sanan ve azdıkça azan , eceli gelen köpek cami duvarına işer misali sağa sola saldıran birer zalimsiniz. Hiç bir şey yoktur ki yaratıcıyı bilmesin. Ama siz çok büyük bir yanlışlık içindesiniz. Allah varsa islam yoktur, islam varsa bile Allah diğer tanrılar arasında sırasını beklesin diyebilen ve kendi söylediğine kendini zorla inandıran zavallı birer robotsunuz. Siz inancınıza göre ölüp gideceksiniz ve toprağa bile gömülmek istemeyeceksiniz belkide, o zaman ne için burada savaşıp duruyorsunuz? Gidip eğlenin oynayın keyfinize bakın. Ama hayır sizin yaptığınız pislikten başka bir şey değildir şüphesiz siz insanları sınavların da başarısızlığa uğratma gayreti içine girmişsiniz. Önce kendinizi çözün ne uğruna savaştığınızı düşünün sonra gelin konuşalım. Her şeyi çözmüşsünüz her şeyi biliyorsunuz ve akıl noksanlığı ile yargıladığınız müslümanları burada doğru yola çekmeye çalışıyorsunuz. Bu dediklerinize siz inanıyor musunuz?

Sana yukarıda kıvırmayı bırakta cevap ver dedim ama hala kıvranıyor ve kıvırıyorsun, neden cevap veremiyorum demiyorsun, böyle yapmakla "zaten cevabım yok olsa bu kadar şey yazana kadar cevap yazardım" dediğinin farkındamısın?

Adama ne soruyoruz o bize sen şeytansın, robotsun eceli gelen cami avlusuna işer falan diyor.

Birşeylere cevap vermek allahın avukatlığıysa neden başta cevap veriyorsun, sen allahın avukatımısın, bunlara cevap vermek allahın avukatlığı değilse neden ben allahın avukatı değilim diyorsun.

Burada anlaşılan şudur: işine geldiğinde cevap verilir ama şıkıştığında ben allahın avukatı değilimde...

Link to post
Sitelerde Paylaş

Arkadaşım ilk yazımı oku sonra gel. Ben yazdım orada. Cehennem diye bir yer tam olarak sandığımız hayalini ettiğiniz yer değil. Ateş diye tanımlanan cehennem vicdan ateşidir. Sen birisine kötülük yaptığında günlerce ben bunu neden yaptım diye pişman olup yanmazmısın, fakat insanlar burada kötülük işlerler ama vicdanlarına kulaklarını tıkadıkları için bu ateş onları yaksa bile farkında olmazlar. Ama duyuların açıldığı net bir şekilde göründüğü kabirde sen bu vicdanın sesi ile yüz yüze kaldığında kendi ateşinle yanacaksın. Kimse seni cezalandırmıyor. Sen kendi mahkemeni kuruyorsun, sen kendi odununu götürüyorsun buradan. Ne zaman ki senin aydınlanmanı görev edilmiş vicdanına kulak verir yaptıklarının bilincine varıp hatalarını görürsen o zaman kurtuluşa erersin.

Eeeeee bizim vicdanımızın yanmadığımı nerden çıkarttında bizi zalimlikle suçluyorsun ?

tarihinde Crafterman tarafından düzenlendi
Link to post
Sitelerde Paylaş

Sonucu belli olan sinav mi olur?

Gerzekler bunu dahi idrak edemiyorlar.

Ulan kara cahil bedevi huriler nuriler ile milletin aklini nasil almissa...

:lol:

tarihinde cigi tarafından düzenlendi
Link to post
Sitelerde Paylaş

Bir de utanmadan , sıkılmadan cevap verdik , argüman sunduk diyorsunuz ya ben deli oluyorum.

Kardeşim Bergüzar'a da sordum yukarıda. O da anlamadan yazdığı için tartışma doğmadı. Sen de aynısını yapıyorsun.

Kedi köpek örneği ilen gelen bir adamla ben neyin tartışmasını yapayım Xislam cevabını da vermişken.

Beni nasıl sınava tutuyor yaratıcın anlamıyorum ki . Yani hem beni bu vasıflarda yaratacaksın , hem de niye bunu yaptın diye yakacaksın . Hem benim bu kötülükleri yapmama fırsat tanıyacaksın , hemde birçok seçeneğin varken beni cezalandıracaksın. Hem koskoca yaratıcı olacaksın , hem de insanları yakmak için yaratıp , olumsuz vasıflarına göre değer biçip , bunları kendin yaptığından bihaber hüküm koyacaksın . Yok kardeşim öyle .

Ya bir yaratıcı düşünün . Böyle bir yaratıcı olabilir mi ya ? Ya kardeşim sizin aklınızı anlamıyorum ben.Gerçekten anlamıyorum.

Hem benim uyarılara karşı kulak kabartmayacağımı bileceksin , hem de boş yere peygamber gönderip ardından benim kavmimi helak edeceksin . Yani peygamberi yollamadan helak etmekle , peygamberi yolladıktan sonra helak etmek arasında ne fark var ? Hiçbir fark yokken ben bunun sadece bahane olduğunu söylüyorsam bunun neresi yanlış ?

Sen şu soruma cevap ver :

Direk cennet ve cehenneme sevketmekle , sınav yapıp sevk etmek arasında , alim-i mutlak olan bir yaratıcı için ne farkı var ? Sen bunun cevabını ver bakalım bana . Sınav yapmadan direk cennet , cehenneme sevk etse ne fark olurdu ? Hiçbir fark

SAYGILAR

Bu sınav senin kendi sınavındır kardeşim, senin bağlılık sınavın , sen çalıştığın iş yerinde bile patronun gözüne girmek için hiç bir şey yapmaz mısın? Düşün bir Allah var ve seni her şeyi o yarattı peki sorarım sana olaya çok geniş olarak bak, her şeyi yaratan bir varlık her şeyin gerçeğini bilmez mi? Seni senden iyi tanımaz mı? Onun için gizli veya bilemediği bir şey olur mu? Peki seni annen bile çok seviyorken , senin sevdiğin yemekleri yapma çabasında iken, sizin için en iyi olanı ben bilirim diyen Allah ı neden sorgulayıp durursunuz? Siz Allah a inanmıyorsunuz ki ben bu sorularınıza cevap vereyim. Melekler bile yeryüzünde bozgunculuk yapacak insanlar mı yaratacaksın dediğinde Allah onlara benim bildiğimi mi biliyorsunuz demedimi. Sen şimdi sorduğun soruları bir Allah yokmuş gibi soruyorsun, eğer bir Allah var ise ben onun bilmediklerini mi bileceğim. Allah a bir adım yaklaşırsan o sana iki adım yaklaşır, ondan bir adım uzaklaşırsan sende 2 adım uzaklaşır. Olaya cennet cehennem diye bakmak yanlış çünkü Kuran 1400 sene önce indirildi ve gerçekler net bir şekilde insanların dar görüşleri yüzünden açıklanmadı. Sen ilkokula giden bir çocuğa lise kitabını al oku diye verirsen aynı şu an sizin anlayamadığınız bir çok sorun bulacaktır. Olay bağlılıktır sevmek yada sevmemek, biz bunun sınavını yapıyoruz. Fakat sevginin bile hormonlardan oluştuğunu söyleyen sizlere ne anlatabilirim ki. Sorularınıza hiç bir zaman cevap veremem çünkü ancak kendiniz cevabı bulabilirsiniz.

Link to post
Sitelerde Paylaş

Bir de utanmadan , sıkılmadan cevap verdik , argüman sunduk diyorsunuz ya ben deli oluyorum.

Kardeşim Bergüzar'a da sordum yukarıda. O da anlamadan yazdığı için tartışma doğmadı. Sen de aynısını yapıyorsun.

Kedi köpek örneği ilen gelen bir adamla ben neyin tartışmasını yapayım Xislam cevabını da vermişken.

Beni nasıl sınava tutuyor yaratıcın anlamıyorum ki . Yani hem beni bu vasıflarda yaratacaksın , hem de niye bunu yaptın diye yakacaksın . Hem benim bu kötülükleri yapmama fırsat tanıyacaksın , hemde birçok seçeneğin varken beni cezalandıracaksın. Hem koskoca yaratıcı olacaksın , hem de insanları yakmak için yaratıp , olumsuz vasıflarına göre değer biçip , bunları kendin yaptığından bihaber hüküm koyacaksın . Yok kardeşim öyle .

Ya bir yaratıcı düşünün . Böyle bir yaratıcı olabilir mi ya ? Ya kardeşim sizin aklınızı anlamıyorum ben.Gerçekten anlamıyorum.

Hem benim uyarılara karşı kulak kabartmayacağımı bileceksin , hem de boş yere peygamber gönderip ardından benim kavmimi helak edeceksin . Yani peygamberi yollamadan helak etmekle , peygamberi yolladıktan sonra helak etmek arasında ne fark var ? Hiçbir fark yokken ben bunun sadece bahane olduğunu söylüyorsam bunun neresi yanlış ?

Sen şu soruma cevap ver :

Direk cennet ve cehenneme sevketmekle , sınav yapıp sevk etmek arasında , alim-i mutlak olan bir yaratıcı için ne farkı var ? Sen bunun cevabını ver bakalım bana . Sınav yapmadan direk cennet , cehenneme sevk etse ne fark olurdu ? Hiçbir fark

SAYGILAR

Bu sınav senin kendi sınavındır kardeşim, senin bağlılık sınavın , sen çalıştığın iş yerinde bile patronun gözüne girmek için hiç bir şey yapmaz mısın? Düşün bir Allah var ve seni her şeyi o yarattı peki sorarım sana olaya çok geniş olarak bak, her şeyi yaratan bir varlık her şeyin gerçeğini bilmez mi? Seni senden iyi tanımaz mı? Onun için gizli veya bilemediği bir şey olur mu? Peki seni annen bile çok seviyorken , senin sevdiğin yemekleri yapma çabasında iken, sizin için en iyi olanı ben bilirim diyen Allah ı neden sorgulayıp durursunuz? Siz Allah a inanmıyorsunuz ki ben bu sorularınıza cevap vereyim. Melekler bile yeryüzünde bozgunculuk yapacak insanlar mı yaratacaksın dediğinde Allah onlara benim bildiğimi mi biliyorsunuz demedimi. Sen şimdi sorduğun soruları bir Allah yokmuş gibi soruyorsun, eğer bir Allah var ise ben onun bilmediklerini mi bileceğim. Allah a bir adım yaklaşırsan o sana iki adım yaklaşır, ondan bir adım uzaklaşırsan sende 2 adım uzaklaşır. Olaya cennet cehennem diye bakmak yanlış çünkü Kuran 1400 sene önce indirildi ve gerçekler net bir şekilde insanların dar görüşleri yüzünden açıklanmadı. Sen ilkokula giden bir çocuğa lise kitabını al oku diye verirsen aynı şu an sizin anlayamadığınız bir çok sorun bulacaktır. Olay bağlılıktır, sevmek yada sevmemek, biz bunun sınavını yapıyoruz.Her şeyi yaratan ve kendisinden başka bir şey olmayan Allah sadece bilinmeyi ve sevilmeyi istedi bu yüzden bağlılık testi yapıyor ve siz bu sınavda kendinizi sınıyorsunuz, eğer onu çok seviyor ve bağlı iseniz mantığınıza ve aklınıza yatanı değilde onun istediklerini yapmak zorundasınız ama akıl ve mantığınız ölçeğinde onu azda olsa severseniz kimse sizi cehenneme atmaz zaten cehennem yoktur. Düşünün bir maddi eşya için bile birbirimizi yiyoruz, birisine aşık olduğumuzda kalbimiz nasıl hopluyor, peki bunca güzelliği yaratan Allah varken neden hep başka şeyler peşinde koşarız veya bir cennet denilen bir mekan ararız. Allah ın yarattığı şeyler ondan daha mı güzelde biz maddeye verdiğimiz sevgiyi bile ona vermekten kokuyoruz. Bu noktayı iyi anlayın siz inkar mı ediyorsunuz yoksa gerçekten onu mu arıyorsunuz. Eğer gerçekten var ise bu sizi korkutur mu? Yoksa iyi mi olur? Bunları konuşurken siz hep Allah ı yok sayıyor ve ona göre bir değerlendirme yapıyorsunuz. Sorularınıza hiç bir zaman cevap veremem çünkü ancak kendiniz cevabı bulabilirsiniz. Çünkü bu sizin bağlılık sınavınız.

Link to post
Sitelerde Paylaş

Bir yazıya 3 kere yazı yazmış ama cevap yok.

Bu insanlarda düşünme kapasitesi yok hemde hiç yok.

Bu sınav senin kendi sınavındır kardeşim, senin bağlılık sınavın , sen çalıştığın iş yerinde bile patronun gözüne girmek için hiç bir şey yapmaz mısın?

Patron var bu allah nerede???

Şimdi iş yerine salağın bir gelse deseki bu iş yeri mallah adında birisine ait bu çooook zengin ve herşeyede gücü yeten bir adam.

Bu adam benide buraya genel müdür olarak atadı bundan sonra ben ne dersem o yapılacak bana karşı gelirseniz bu patron mallah sizi hem işten atacak hemde siz öldükten sonra korkunç işkenceler yapacak.

İşte bütün olayın bu, sen bu adama inanmış birisisin. Hatta bu adamdan dahada zavallısın çünki sen bunu söyleyenin bile görmedin be zavallı.

Herşey 1400 yıl önce yaşadığına inanılan bir adamın bir yaratıcı var benide elçisi yaptı bana itaat edin demesine dayanıyor.

Aşağıdaki anlatımımdaki çeşme, kainat manasındadır.

Çeşme başında köylüler bir yandan su doldururken, bir yandan da sohbet ederler:

-- İyi ki de köyümüzde bu çeşme varmış. Olmasa ne yapardık? Kim yapmış bu çeşmeyi acaba?

-- Çok eski tarihlerde Reşat bey adında biri varmış, o yapmış. Bizim akrabalar böyle anlatır.

-- Yok sen, yanlış biliyorsun, Leyla hanım diye biri varmış, o yaptırmış. Bizim akrabalar böyle anlatır.

-- İkiniz de yanlış biliyorsunuz, bu çeşmeyi bundan 500 yıl önce, Şinasi bey adında birisi yapmış. Bizim akrabalar böyle anlatır.

Bu tartışmalar, sürerken çeşmenin başına Recep adında bir köylü gelmiş.

-- Hoop, hoop bir dakka, napıyorsunuz yaa? Çekilin bakayım ordan, bu çeşmenin müdürü benim, benim kurallarıma göre su alabilirsiniz ancak.

-- Nassı yani?

-- Ne demek "Nasıı yani?" saygılı konuş çeşme müdürüyle. Bu çeşmeyi yapan, benim büyük büyük babamdır ve bana bıraktığı bir mektup var, size okuyayım:

"Eyyy Recep, yaptığım çeşme sana emanet. Çeşmeden su alanları uyar. Bu su benim onlara sağladığım bir nimettir. Suyumdan içsinler, faydalansınlar ve her gün en az 5 kere bana teşekkür etme amacıyla amuda kalkarak; "Bu çeşmenin sahibi yücelerin yücesi El-Hasanidir, Recep ise onun vekilidir." diyerek nankör olmadıklarını belli etsinler."

-- Sen bu mektubu nerden buldun? Niye şimdiye kadar bize söylemedin?

-- Dedemden kalan eski bir sandık vardı, sandık kırılınca kapağının arasından çıktı.

-- Mektubu senin yazmadığını nerden bilelim?

-- Mektubun içinde "bu mektubu Recep yazmadı" yazıyor.

-- Pekiyi mektubu yazanın senin büyük büyük baban olduğunu nerden biliyorsun?

-- Mektubun içinde, "bu mektubu El-Hasani yazdı" yazıyor.

-- Pekiyi bu çeşmeyi yapanın o olduğunu nerden bileceğiz?

-- Mektubun içinde bu çeşmeyi yapanın o olduğu yazıyor.

-- Başka ne yazıyor mektupta?

-- Bu mektup hangi torunumun eline geçmişse, çeşmenin müdürü odur yazıyor.

-- Başka?

-- Dur size sayayım:

** Çeşmenin müdürü, çeşmeye su almaya gelen kızların hepsini başlık parası vermeden düdükleyebilir.

** Bu çeşmenin sahibinin El-Hasani olduğuna inananlar akıllıdır, inamayanlar ise aşağılık, pisliktir. Fesatlıklarından dolayı inanmazlar.

** İnamayanlar nankördür, nankör oldukları için dünyaya her türlü kötülük yayabilirler. Bu yüzden onları yakaladığınız yerde öldürün. İnamayanların malları da size helaldir. İstediğiniz gibi yağmalayabilirsiniz. Ancak öldürmede çok da ileri gitmeyin, merhametli olun. Çünkü merhametsiz olup, hepsini öldürürseniz, onları köle gibi çalıştırma ve tecavüz etme fırsatını kaçırmış olursunuz.

-- Tecavüzcüler: Nee? "İnanmayanlara tecavüz etmek serbest hee?" ben inanıyorum.

-- Hırsızlar: Nee? Hırsızlık serbest hee? Ben de inanıyorum.

-- Evet serbest ama birbirinize karşı adaletli olun, merhametli olun, birbirinizin malını çalmayın, birbirinizin malına tecavüz etmeyin ki, sizi idare etmemde bana bir zorluk olmasın. İnanmayanlara istediğinizi yapabilirsiniz. Yalnız, çaldıklarınızın beşte biri büyük büyük babama ve bana aittir ona göre. Mektupda öyle yazıyor.

-- Diğerleri: Yahu git kardeşim işine, delimisin nesin? Bir de hırsızı arsızı üstümüze kışkırtıyorsun.

-- Deli mi? Bana kalan mektupda; benim deli olmadığım yazıyor. Eğer bana inanırsanız, hem aklınızı ispat etmiş olursunuz, hem nankör olmadığınızı belli edersiniz, hem de mallarınızı canlarınızı, karılarınızı ve kızlarınızı kurtarmış olursunuz.

-- Sana neden inanalım? Elindeki mektupdan başka hiç bir delilin yok.

-- Aaa ne demek hiçbir delilin yok. Olmaz olur mu hiç? Koskoca çeşmeyi görmüyormusunuz? Yalan mı yani o çeşmenin var olduğu?

Oluk yapılmış, yalak açılmış, tee dağların ötesinden kanal açılmış. Bütün bunlar kendi kendine mi oldu? Tesadüf mü bunların hepsi?

O çeşmeyi öylece gördüğünüz halde hala nasıl da inanmazsınız? Benim dedem yapmadıysa kim yaptı öyleyse?

-- Refika hanım yapmış, bizim akrabalar öyle anlatır.

-- Yok yaa! Nerde Refika hanımın mektubu? Nerde şahit? Nerde ispat?

-- Senin de ispatın yok ama.

-- Benim mektubum var.

-- Yalan atıyorsun, o mektubu sen yazdın.

-- Yok yaa! yalan atıyormuşum. Bak mektubun içinde benim yalan atmadığım yazıyor.

-- Onu da sen yazmışındır.

-- Bana bak, tepemi attırma, bu kadar insan salak mı da bana inanıyor? Bak, Ali, Veli, hasan, Hüseyin, hepsi inandı.

-- Onlar zaten hırsız, çeşme sayesinde hırsızlıklarını legalleştirmek istiyorlar.

-- Nee benim inananlarıma hırsız mı dedin? Ey bana inananlar, şu saygısızı benim için kim öldürecek? Şüphesiz ki kim öldürürse, inanmayanların kızlarını en çok o düdükleyecek, inanmayanların mallarından en çok o çalacak. Mektupda öyle yazıyor.

-- Hırsız: ben öldüreceğim.

-- Sapık: Hayır ben öldüreceğim.

-- İlk önce hırsız öldürmek istedi, haydi hırsız bitir şunun işini.

-- Hırsız: tamam hallettim.

-- Var mı başka inanmayan?

-- Ben inanıyorum.

-- Ben de.

-- Ben de.

-- Ben de.

-- Ben de.

-- Şu falanca inanmıyor.

-- Onu da gebertin.

-- Başka inamayan var mı?

-- Yok, yok yok, aman aman.

-- Heh şöyle yola gelin. Çocuklarınıza da böyle anlatacaksınız. "Bu çeşmeyi, E-hasani bey yaptırmıştır ve Recep de onun vekilidir" diyeceksiniz. Ben ölünce arkamdan başka vekil bırakacağım. Ganimetlerin beşte biri onun olacak.

Şimdi bu köyde inanmayan kalmadı. Ganimet tükendi. Büyük büyük babamın mektubunda, çevre köylerin çeşmelerini de onun yaptığı yazıyor. O Çeşmelerin de müdürü benim.

Şimdi işi gücü bırakın, hep beraber yandaki köylere gideceğiz. Ordaki çeşmeleri dedemin yaptığını ilan edeceğiz.

İtiraz ederlerse; (umarım ederler), ganimetimiz sağlam olur. Ganimetlerden hepinizin payı vardır.

Bu köydeki kazancınızdan size hayır gelmez, diğer köylerin ganimetleriyle şimdi kazandığınızın 10 katını kazanırsınız.

Haydiii, hucüüüüm.

-- Hoop, birader, sen niye katılmıyorsun savaşa?

-- Benim çoluk çocuğum var.

-- Nee? Demek sen inanmakta hala şüphelisin hee? Mektupda, "haklı davamız uğruna savaşa katılmayanları gebertin" yazıyor. Bitirin şunun işini.

-- Var mı başka gelmeyen?

-- Yok

-- Yok

-- Yok

Aradan yüzyıllar geçer.

-- Bu çeşmeyi El-Hasani bey yapmadıysa kim yaptı? Ne yani şimdi siz bu çeşme kendi kendine mi oldu sanıyorsunuz? Tesadüfen mi oluştu bu çeşme?

-- Sen nerden biliyorsun El-Hasani bey'in yaptığını?

-- Bu kadar insan salak mı ki inanıyor?

-- O insanlar görmüş mü çeşmeyi El-Hasani beyin yaptığını?

-- Görmemişler ama El-Hasani beyin, torunu Recep'e bıraktığı bir mektup var, orda öyle yazıyor.

-- Ya mektubu Recep kendi yazdıysa?

-- Yok kendi yazmamış, mektupda öyle yazıyor.

-- Pekiyi ya mektubu sonradan birisi değiştirmişse?

-- Yok, değiştirmemiş, "mektupda bu mektubu kimse değiştirmemiştir, değiştiremez" yazıyor.

-- Pekiyi sen şimdi ne istiyorsun?

-- Çeşmeyi El-Hasani beyin yaptığına inamanı istiyorum.

-- İnamazsam?

-- Bana cizye verirsin. Veya seni gebertirim, mektupda öyle yazıyor.

-- İnanırsam?

-- O zaman sen de bizdensin. Yalnız, inandığını ispat etmen için, her gün beş kez amuda kalkarak; "Bu çeşmeyi El-hasani bey yapmıştır ve Recep de onun vekilidir" diyeceksin.

-- Başka?

-- Çocuklarına da böyle anlatacaksın.

Aradan daha yüzyıllar geçer. Alenen hırsızlık dönemi kapanır.

-- Bu çeşmeyi Recep'in dedesi El-Hasani yapmıştır.

-- Eeee?

-- E'si M'si yok. Sen de buna inanacaksın.

-- İnamazsam?

-- İnamazsan inanma, bizde zorlama yok. Ama çocuğuna okulda zorla Hasani bey'in mektubunu okuturum. Onu Hasani bey'in geleneklerine göre yetiştiririm, günde beş kere kulelere çıkıp "en büyük hasani bey, başka büyük yok" diye bangır bangır bağırırım ve bütün bunların parasını da senin vergilerinden alırım.

-- mmm soygun hee?

-- Yok canım soygun olur mu? Sen de inanırsın olur biter.

-- İnanırsam?

-- Aklını ispatlarsın, saygıdeğer olursun.

-- İnandım.

-- Aferin. Şimdi beni iyi dinle. Benim bir TV kanalım var, orada Hasani beyin maceraları anlatılıyor. Sürekli o TV'yi izle, Hasani beyi öğrendikçe daha da şükredeceksin. Ordadaki reklamları iyi izle, alışverişlerini ona göre yap. Arasıra VCD satışlarımız var, sakın kaçırma.

Benim ayrıca Hasani beyin köyüne tur düzenleyen bir de seyahat firmam var. Hasani bey, mektubunda "benim köyümü ziyaret eden en namuslu insandır" demiş. Seni oraya en uygun fiatla götürürüm.

Ayrıca Hasani bey'in köyünün örf ve adetlerine göre giyinmen gerekiyor, yoksa namussuz olursun. Benim bir de konfeksiyon mağazam var, orayı da sık sık ziyaret et.

Ayrıca Hasani bey'in mektubunu anlatan kitapların satıldığı bir de kitap evim var. O kitapları da okuman lazım.

Bir de Hasani medyam var, sakına başka gazete okumayasın. Hasani bey'e destek olasın.

Hasani bey, iyilik yapanları çok sever. Benim "Keriz Dozeri" adında bir hayır derneğim var, bağışlarını oraya yap ki; Hasani beyin ruhuna gitsin.

Bir de benimle bağlantını hiç koparma, başka işyerleri de açabilirim.

Hee bir de kızım mızın var mı senin? Şööyle taze 12'lik filan? Varsa arasıra bana Kursa gönder, ona Hasani beyin bazı sırlarını uygulamalı olarak öğreteyim.

Yukarda anlattıklarım sadece bir örnekti.

Ama şimdi size gerçek olan bir şeyi anlatayım. Tekerleği kim icad etti? Kimi öyle der, kimi böyle der. Gerçeğini bilen var mı?

Gerçeğini ben size söyleyeyim. Bizim ailede bir gelenek vardır. Bir tane taştan bir kutu vardır babadan oğula geçer. Baba kutuyu oğula teslim ederken, "bu kutuyu açan cehennemlik haindir" diyerek teslim eder. O yüzden nesilden nesile kimse açmamış.

Geçenlerde ben o kutuyu kırdım. Bir de baktım ki, içinde eski mısır dilinde birşeyler yazan, papirus bir kağıt var.

Kağıdı uzmanlara tercüme ettirdim.

İçinde aynen şöyle yazıyor: "Benim adım Teakrisus. Tekerleği ben icad ettim. Telif hakkımı ise, bu mektubu okuyan torunuma miras bırakıyorum".

Şimdi artık, tekerleği kimin icad ettiğini ve telif haklarının kime ait olduğunu öğrenmiş oldunuz.

Bu günden itibaren bana telif hakkı ödemeden, kimse tekerlekli vasıta kullanmasın, otobüslere, tranlere, hatta tekerleği olduğu için uçaklara bile binmesin. At arabaları, bebek arabaları, bisikletler, el arabası vs. bunları da kullanmayın.

Kullanan ahlaksızdır, zaten mektupda da öyle yazıyor.

Ne yani, tekerlek kendi kendine mi icad oldu? At'ın mı aklına geldi yükü arabaya yüklemek? Tekerleğin var olduğunu inkar mı ediyorsunuz?

Tekerleği bana mektubu ulaştıran büyük büyük büyük dedem Teakrisus icad etmediyse kim etti? Var mı kanıtı olan? Var mı elinde mektubu olan?

Benimkinden sonra ortaya çıkan mektuplar geçersizdir ona göre. Benim mektupda öyle yazıyor.

Not: Yazi üyelerimizden Notamatik adlı kullanıcıya aittir.

Düşün bir Allah var

Hem düşün diyor (ÇÜÜÜÜÜŞ yani) hemde bir allah var diyor, gülermisin ağlarmısın acırmısın ne yaparsın.

Görüldüğü gibi vaaz var cevap yok.

Link to post
Sitelerde Paylaş

Hz. Musa (a.s) ilahî adaleti sormustu Rabbine.. Allah (c.c) Musa'ya bir misâl ile ilahî adaleti gösterdi..

Musa (a.s) bir yerden hadiseleri gözleyecekti.. Bir çesme vardi ve oraya su içmek için bir süvari geldi.. Kendi ve ati su içtiler ve süvari burada para kesesini düsürdü, farkina varmadi gitti..

Daha sonra çesme basina bir çocuk geldi ve su içerken keseyi görüp aldi ve gitti..

Bu sirada süvari düsürdügü keseyi fark edip çesme basina döndü.. O sirada çesmeden bir âmâ sahis su içmekte idi..

Süvari bu adama kesesini sordu.. Adam bilmedigini söyledigi halde süvari inanmadi ve adami öldürdü..

Musa (a.s) saskindi ve olaylarin iç yüzünü herseyi bilen Allah'a sordu..

Cevap ilahî adaleti anlatiyordu:

Süvarinin babasini kendisi henüz küçük bir çocuk iken bu âmâ sahis öldürmüstü.. Süvarinin kaybettigi kesenin içindeki miktar ise süvarinin (keseyi alan) çocugun babasina olan borcu kadardi tami tamina..

Ben bu menkibeyi yazan arkadaşa sormak istiyorum:

Bu ve buna benzer menkibelerde anlatılan şeylere inanmak için çok çaba harcıyormusunuz.

Bu olayın günümüzde geçtiğini varsayalım ve musanın yerinde de siz olun Bu durumda ne yaparsınız çünkü bir cinayete şahit oldunuz.

Aşagıdakilerden hangisini yaparsınız.

A-allahın işine karışılmaz bir hikmeti vardır derim

B-polise haber veririm.

Link to post
Sitelerde Paylaş

Cevap istiyor muş, gülerim senin yaklaşımına bütün cevap doğada, bilim adamları en azından bir cevap arıyor ama gerçeklerde arıyor siz ise kendi uydurduğunuz sorularla boğuşup duruyorsunuz. Sen bir aynaya bak al sana bir cevap , her gün kendinde bir kusur mu görüyorsun aynaya baktığında yoksa çok mu mükemmelim diyorsun. Senin görmen, duyman, yemek yerken haz alman, iki ayak üstünde yürümen. 2 ayak üstünde koşan bir robot sanırım henüz yapılmadı ama insan nasıl oluyorsa koşuyor zıplıyor merdivenlerden atlıyor doğru bunların hepsinin bilisel açıklaması var çünkü zaten fiziksel evren düşünerek ibret alalım diye sebeplere bağlanmıştır. Tamam inanmıyorsun bu senin seçimin ama hiç mi düşünmedin bunları? Hiç mi aklında şüphe yoktur bir yaratıcı olabileceğine dair? Ben yaratmadım ki dünyayı neden soruları bize sorup duruyorsunuz. Senin var mı kanıtın bir yaratıcı olmadığına dair? Görmemek veya ispatlayamamak bir kanıt değildir çünkü görmediğin ve ispatlamadığın bir şey yok anlamına gelmez sadece henüz bilmediğin anlamına gelir. Yapılan her icat gerçeğin bir kötü kopyasıdır görmezmisin, uçaklar kuşları gördükten sonra yapışmıştır, lamba eğer güneş olmasaydı akla gelirmiydi, peki haberleşme cihazları? Bir insanın çok uzaklardaki birisi ile bağlantı halinde olabileceğini biliyor musun? Bir bilgisayarın her geçen gün beyine benzetmeye çalıştıkları ortada. Su neden hiç bitmiyor hep devir daim oluyor, neden buharlaşan su uzaya kaçıp gitmiyor, neden yerçekimi ayı kafanın üstüne düşür müyor? Neden çekirdekteki protonlar aynı kutuplu oldukları halde birbirini iterek zincirleme her şey yok olmuyor, neden güneş bizi yakıp kavurmuyor? Neden durup dururken ölmüyorsun da vücudun kendisini tamir edip duruyor? Neden güneşe baktığımızda göz bebeklerimiz otomatik küçülüyor? Neden bir meteor taşı atmosfere girdiğinde parçalanarak bize zarar veremiyor? Neden dünya çok hızlı döndüğü halde sen bunu hiç hissedemiyorsun? Neden bu yazdıklarımı okurken beynin işlem yapıyorken bir bilgisayar gibi bir kez bile çökmüyor ve reset gerekmiyor? Neden bu hafıza dolmuyor yeter artık bilgi alımı bitmiştir usb bellek takınız demiyor? Bu soruların ve aklıma gelmeyen bir çok sorunun cevabını sende beklemiyorum çünkü benim sana bir şey öğretemeyeceğim gibi sende bana bir şey öğretemezsin. Bu soruların bilimsel açıklaması olabilir zaten bilim dahi Allahın yüceliğinin bir parçasıdır. Peki bilimsel açıklaması olan bu olayların bizlerin yaşaması için görevlerini görmezmisin oynadıkları rolü görmezmisin peki nice deliller yarattıkta umulur ki ibret alırsınız ayetini görmezmisin. Yoksa gerçekten hiç mi düşünmedin, yani inanmamak adına olur da kafa bu çark ederim diyerekten hep görmezden mi gelirsin.

Link to post
Sitelerde Paylaş

Cevap istiyor muş, gülerim senin yaklaşımına bütün cevap doğada, bilim adamları en azından bir cevap arıyor ama gerçeklerde arıyor siz ise kendi uydurduğunuz sorularla boğuşup duruyorsunuz. Sen bir aynaya bak al sana bir cevap , her gün kendinde bir kusur mu görüyorsun aynaya baktığında yoksa çok mu mükemmelim diyorsun. Senin görmen, duyman, yemek yerken haz alman, iki ayak üstünde yürümen. 2 ayak üstünde koşan bir robot sanırım henüz yapılmadı ama insan nasıl oluyorsa koşuyor zıplıyor merdivenlerden atlıyor doğru bunların hepsinin bilisel açıklaması var çünkü zaten fiziksel evren düşünerek ibret alalım diye sebeplere bağlanmıştır. Tamam inanmıyorsun bu senin seçimin ama hiç mi düşünmedin bunları? Hiç mi aklında şüphe yoktur bir yaratıcı olabileceğine dair? Ben yaratmadım ki dünyayı neden soruları bize sorup duruyorsunuz. Senin var mı kanıtın bir yaratıcı olmadığına dair? Görmemek veya ispatlayamamak bir kanıt değildir çünkü görmediğin ve ispatlamadığın bir şey yok anlamına gelmez sadece henüz bilmediğin anlamına gelir. Yapılan her icat gerçeğin bir kötü kopyasıdır görmezmisin, uçaklar kuşları gördükten sonra yapışmıştır, lamba eğer güneş olmasaydı akla gelirmiydi, peki haberleşme cihazları? Bir insanın çok uzaklardaki birisi ile bağlantı halinde olabileceğini biliyor musun? Bir bilgisayarın her geçen gün beyine benzetmeye çalıştıkları ortada. Su neden hiç bitmiyor hep devir daim oluyor, neden buharlaşan su uzaya kaçıp gitmiyor, neden yerçekimi ayı kafanın üstüne düşür müyor? Neden çekirdekteki protonlar aynı kutuplu oldukları halde birbirini iterek zincirleme her şey yok olmuyor, neden güneş bizi yakıp kavurmuyor? Neden durup dururken ölmüyorsun da vücudun kendisini tamir edip duruyor? Neden güneşe baktığımızda göz bebeklerimiz otomatik küçülüyor? Neden bir meteor taşı atmosfere girdiğinde parçalanarak bize zarar veremiyor? Neden dünya çok hızlı döndüğü halde sen bunu hiç hissedemiyorsun? Neden bu yazdıklarımı okurken beynin işlem yapıyorken bir bilgisayar gibi bir kez bile çökmüyor ve reset gerekmiyor? Neden bu hafıza dolmuyor yeter artık bilgi alımı bitmiştir usb bellek takınız demiyor? Bu soruların ve aklıma gelmeyen bir çok sorunun cevabını sende beklemiyorum çünkü benim sana bir şey öğretemeyeceğim gibi sende bana bir şey öğretemezsin. Bu soruların bilimsel açıklaması olabilir zaten bilim dahi Allahın yüceliğinin bir parçasıdır. Peki bilimsel açıklaması olan bu olayların bizlerin yaşaması için görevlerini görmezmisin oynadıkları rolü görmezmisin peki nice deliller yarattıkta umulur ki ibret alırsınız ayetini görmezmisin. Yoksa gerçekten hiç mi düşünmedin, yani inanmamak adına olur da kafa bu çark ederim diyerekten hep görmezden mi gelirsin.

İslam böyledir adamı senin gibi dansöz yapar, istenilen küçücük cevaplardır ve bu soruları 3 yaşında çocuk bile anlar ama müslüman anlayamaz çünki anlarsa müslüman değil insan olur.

Cevap vermek yerine şunu kim yaptı bunu kim yaptı diye vaaz verir.

Senin burada konuşmaya ne bilgin ne zekan kısacası kapasiten yok. He amacın bazı sahtekar ateistler gibi böyle konuşarak islamı ve müslümanları küçük göstermekse bu yaptığın hiç etik değil.

Link to post
Sitelerde Paylaş

Tanri kotu bir durumu yaratamaz

hayir yaratir iyi ozelliklerimizi gosterebilmemiz icin

kendin cevabini vermissin zaten neyi tartisiyosun yada nerenle ve nasil dusunuyorsun..

Haklısınız Tanrı kötü bir durumu yaratmaz.

Çünkü Tanrı sonsuz güç iken aynı zamandada hikmetlidir.

Nedir hikmet?

Bütün olumlu/faydalı/ahlaklı/iyi iş ve oluşlardır.

Bundan dolayı Tanrı mutlak güçtür. Herşeye gücü yettiği halde kendi kendini sınırlama kabiliyetide olduğundan çünkü.

Kontrolsüz güç ise güç değildir.

Kendini hikmet ile sınırlaması ise onun Tanrılığının olmazsa olmaz gereğidir.

Burada bir arkadaş yazmış ben popomu terlete terlete kazanıyorum. Ona sormak lazım şimdi?

Sen bu dünyaya gelmeden önce ne gibi bir iyi eylemin varki Tanrı seni bir afrikalı gibi sınav aracı kılmadı? Halbuki kendisinde bulunan şartlar ile afrikalının şartları eşit olmadığından açığı kapatması insandan beklenmiştir ama onlar topu her zamanki gibi Tanrıya atarlar.

Ve yine aynı bakışa sahip insanlar kendilerinden daha iyi özellikte, daha üstün insanlarda dünyada var olduğunu bile bile onlarıda aynı Tanrının yarattığını düşünmek durumunda kalarak iyi ve cömertde bir Tanrı bu Tanrı aynı zamanda diyemezler.

Varsa yoksa zalim Tanrı, adaletsiz Tanrı vs vs vs.

Tanrı asla bu dünyada ben adaleti tesis ettim demez. Adalet tek bir yerdedir. Ahirette, yani sonradadır ve mutlak hakim kendisidir orada.

Burada ise özgür irade devreye sokulduğundan ve sınav süreci olduğundan adaleti insandan beklemektedir.

Burada adalet olmadığı için sonrasında insanın zerre kadar söz hakkının olmadığı bir adalet sistemi kurulmuştur zaten.

Burada adalet olsa idi ne ilahi mesaj olurdu, nede elçi. Bunlara hiç ihtiyaç olmayacağından gündeme bile gelmesi söz konusu olamazdı zaten.

Angelina Jolie'ye bakıp vay be evrim ne harikalar yaratmış derler.

Afrikadaki cılız kadına bakıp Tanrının muhteşem tasarımı muhahaha diye nara atarlar.

Bunların kendi argümanlarına bile sadaketleri yokki. Ne yapacaksınız daha başka?

Geriye söyleyecek tek lafları kalıyor. Zırcahil. Hadi anca gidersin tarzı şeyler.

Olsun, ben hakarete alışkınım ama artık bu kötü sözleri okumaktan ar eder hale geldim sadece ama onlar yazmaktan ar edemediler bir türlü.

Ne yapalım, kader. :)

tarihinde BERGÜZAR006 tarafından düzenlendi
Link to post
Sitelerde Paylaş

Yav gözlerime inanamıyorum yani gerçektende düşüncesizliğin bu kadarı olur.

Yani çüüüüüüş birde bu kişi ne yazdığını anlamıyorsun demişti.

Haklısınız Tanrı kötü bir durumu yaratmaz.

Adam yaratmaz dememiş "yaratamaz" demiş üstelik bu alıtıladığın yazıdada böyle, okumayıdamı unuttun?

Bunu anlamaktan aciz birisinin bizim yazdıklarımızı anlamasını boş verin okuması bile mucize.

Çünkü Tanrı sonsuz güç iken aynı zamandada hikmetlidir.

Nedir hikmet?

Bütün olumlu/faydalı/ahlaklı/iyi iş ve oluşlardır.

Kötülüğü kim yaratıyor başka allahmı?

Bundan dolayı Tanrı mutlak güçtür. Herşeye gücü yettiği halde kendi kendini sınırlama kabiliyetide olduğundan çünkü.

Gülmem bitince yazacağım.

Kontrolsüz güç ise güç değildir.

Güç güçtür sen kontrol edemiyorsun diye o güç olmaktan çıkmaz müslüman.

Kontrolsüz güç kontrolsüz güçtür, yani yine güçtür.

Kendini hikmet ile sınırlaması ise onun Tanrılığının olmazsa olmaz gereğidir.

Demek tanrının olmazasa olmazlarıda var haaaaayayaya hhhahhayay.

Burada bir arkadaş yazmış ben popomu terlete terlete kazanıyorum. Ona sormak lazım şimdi?

Sen bu dünyaya gelmeden önce ne gibi bir iyi eylemin varki Tanrı seni bir afrikalı gibi sınav aracı kılmadı?

İnanın bir insan olarak buna cevap yazmaya utanıyorum.

Be zavallı o sınav aracı olan kişi doğmadan önce ne gibi kötü bir eğlem yaptı diye sana birisi sorsa ne cevap vereceksin?

Yine başlayacaksın herzaman yaptığın gibi kıvırmaya veya bana hakaret ediyorsun diyerek saptırmaya.

Link to post
Sitelerde Paylaş

Sen öncelikle şunu anla diğer dinlerde Tanrıyı anlatır ama sen kendine bir düşmen seçmişsin bu yüzden seninle tartışmam yersiz aslında. Ben sana Allah diyorum sen Allahı bul inan sonra müslüman olmayı seçersin. Ama bana Kuran daki şeytanı oynama.

"Sence bir insanın çok büyük acılar çekeceğini bile bile yaratmak nedir, üstelik bu yaratanın sonsuz seçeneği varken?"

Bunun zaten Kuran da cevabı var ama sana gerçeği anlatırsam burada kimse anlamaz. İnsan acıyı ve azabı ruhu çekmez , acıyı ve çileyi beyin çeker insanın nefsi çeker. Kuran da şu ayet vardır, Ben ruhumdan üfürdüm, bedene büründü ve kendisini beden sandı. Sen şimdi aslında olmadığın bir şeyin parçasısın. Bir ata binmişsin araç olarak ama kendini at sanıyorsun. O atı süren sensin ve elinde dizginler var. Bedenin acı çekmesi sadece bir hayaldir, rüyada iken acı çektiğini çoğu kez görürsün fakat aslında hiç bir acı çekmezsin. Yapılan çile ve ızdırap senin bedenine olan bir hal olup hükümsüz ve geçici bir hayaldir. Dün çektiğin ızdırabın bugüne çıkıyor mu? Dün elini kestiğinde çok acıdı ise bugün hani nerede bu acı. Bunu çok derin anlamda bilmekle beraber anlatmam çok zor anlatamam bilmediğim anlamına gelmez çünkü ben şuan kendimi kurtarmakla görevliyim ancak Allah lütuf ihsan ederde bildiklerimi dile getirebilirsem anlatabilirim. Fakat sana sorsam yaşadığın mutluluğu çektiği acıyı bana dile getir desem bildiğin yaşadığın halde bile bana anlatman ve benim anlamam çok zordur.

Siz mantığınız ilerisini göremediğinz için bu gibi kavramar yanlış geliyor fakat ben bunların ilmini bildiğim için bana yanlış gelmiyor. Elbette bende bu soruları kendimce çok düşündüm ve çok isyan ettim fakat bir bilgiyi anlamaktan ziyade o bilgiye ulaşmak gerekiyor. Yaşadıkça anlayabiliriz ve bilincimiz ilerledikçe. Allah her şeye gücü yeten ise şunu söylemem yanlış olmayacaktır sanırım, Allah ta bir insan şeklinde vücuda girerek insan gibi yaşayabilir ve hatta acı çekebilir. Allah çile çekiyor ise Allah ın kötü bir patronu oynadığını bana söyleyemezsin. Allah senin yaşadıklarını sevinçlerini mutluluklarını görür ve hakkı ile bilir, peki bunları bilir ve görürse o zaman yaşadığın duygulardan ayrımıdır? Nitekim şah damarımızdan daha yakın olan Allah bu duyguları bizimle yaşar. Peki her an acı çekilen bir dünyayı Allah neden yaratıpta bu ızdıraba ortak oluyor? Çünkü yaşadığımız acılar hem hayali olup hemde geçicidir, kıymetsizdir. Allah her şeyi çift olarak bir bütün yaratmıştır. Neden mutluluk varda ızdırap olmasın. Ahiret hayatı bunlardan çok farklıdır mutlulukta ızdırapta orada yoktur. Bu duygular insan bedeninin beyninin bir yanılsamasıdır. Acı olmasaydı mutlulukta olmazdı, mutluluk olmasaydı acıda olmazdı. Eksi olmasaydı artı olmazdı ve her ikisinin bütünü olan tekillikte olmazdı. İnsan ruhu derince BENNNNNNN diyen bir varoluştur, o duygulardan uzak ve bağımsızdır sadece bir güneş gibi ışık saçar ve BENNNNNNNN der. Bir ruh yaratıcısını tanımak için dünyaya iner. Çünkü orada çoğul hiç bir şey yoktur bir bütünlük vardır. Bu dünyada mananın yansıması ve ayrılık vardır. Ayrılık olmak zorundadır çünkü karanlıktan habersiz olan aydınlık kendisini bilmekten uzaktır. Her şey bu yüzden çift olarak yaratılmıştır. Dişi olmasa idi erkeklik ne işe yarardı. Bu yüzden bizler için mutluluktan başka bir şey olmasaydı gene mutlu olma kavramını bilemeyecek ve kıymetini anlayamayacaktık.

"Kime durduğu yerden yiyecek geliyor görmüyormusun canlılar yaşamak için biribirini yiyor?"

Böyle kastettiysem her halde aç mideni yemeği pompalıyorum demedim. İnanmamak adına her şeyi inkar etmeyin. Toprak gibi bir örtüden rengarenk meyveler çıkmıyor mu? Onu yiyorsun sonra gidip çıkarıyorsun tekrar toprağa karışıp ekinlere besin olup tekrar önüne gelmiyor mu? Canlılar birbirlerini yiyorlar evet, ama başta belirtmiştim gerçek özümüz olan ruhumuza bu şeyler dokunmaz, yediğimiz her şeyde bir manevi getiri vardır. Nasıl insan bu dünyada kesesini açarak onu doldurmaya çalışıyorsa, birde manevi kesesi vardır asıl amaç onu doldurmaktır. Bu bilgeliktir bu irfan bilgisidir. Ruh bu bilgi ile daha da büyür ve güzelleşir daha çok BENNNNNNNNNNNNNN demenin bilincine varır. Sen nasıl bir meyve yediğinde o aslında sendeki bilgiye bilgi katıyorsa bir aslanda bir ceylanı yediğinde onun bilgisini alarak kendi maddi ve manevi kesesini doldurur. Bir ceylan veya başka yaratık bu öğrenme katına istediği kadar tekrar gelebilir ve ölüm o canlı için son bulmak değil sadece mekan değiştirmektir bu yüzden ceylan öldü diye arkasından ağlamam.

Bir kediye yiyecek verdin diye "bana hergün teşekkür edecek ve hen an bana yağ çekeceksin, yoksa sana sonsuza dek işkence yaparım" demek nasıl bir davranıştır?

Kısacası ikide birde sana şunu verdim bunu verdim demek nasıl bir davranıştır???

Evet kedileri çok severim fakat onlar bana yüz çevirdiğinde de sevgimi hiç eksik etmedim, ancak benim sevgimi kendilerinden esirgediler. Kediye bana yüz çevirdi diye işkence etmem kaldı ki onu yaratan bir Allah ın ona işkence edeceğine inanan bir müslüman kendisini kandırır. Her şeyi yaratan Allah tır, biz ondan koptuğumuz için onu her zaman ararız fakat yanlış yerlerde ararız ve bu yüzden mutluluğu hiç yakalayamayız. Hep gözümüz bir şeyler arar ne aradığını bile bilmeden farkında olmadan. Bir bebeği annesinden ayırdığınız zaman ağlamaya sızlamaya başlar çünkü annesinde oluşmuştur orası onun yuvasıdır ve ondan koparsa bu onun için büyük bir işkencedir. Şuan emin olun bizler çok büyük bir ızdırap içindeyiz bu ızdırap bütün güzelliklerin kaynağı olan mükemmel yaratıcıdan koptuğumuz içindir. Allah bizleri bu dünyadan yüz çevirerek ızdıraptan kurtulmamızı istiyorsa ve bunu anlamamız içinde gözümüzü korkutuyorsa bırakın da bu kadarını da yaptığı için kötü olmasın. Muhakkak Ahiret hayatı sizler için daha hayırlıdır ayetine bakınız.

Ayna:

Soruların cevabını vermeye çalıştım fakat Allah a inanmamak için direten sizler için eminim şuan tekrar cevaplarımı yalanlayarak başka sorular arama derdine düşeceksiniz.

tarihinde orgone tarafından düzenlendi
Link to post
Sitelerde Paylaş

Herşey zıttıyla bilinir. Beyaz siyahla, aydınlık karanlıkla, sevgi nefretle..

Seni seviyorum...

Diyelimki haklisin.

Bu durumda sinava tutulanlar ve sinava tutulmayanlar diye ayrilmakta gerekir. Bizler sinava tutulmayanlarmi oluyoruz? Sevinin o zaman. Bizleri sizleri sinav edebimek icin yaratmis. Keh kehhhh gülecegim yoktu.

Konu süper bir konu. Herkes ayni olsaydi sinava gerek kalmayacakti. Birde heseyi bilen allah sinavin sonucunu bize pardon size ispat etme geregi duyuyor.

Hey allah müslümanlar seninle gurur duyoyor iyiki onlarin sinavi icin bizi yaratmissin. Ya bizleri sinav etmek icin onlari yaratmis olsaydin? Halinize sühredin müslümanlar...

SAYGILAR

Link to post
Sitelerde Paylaş

Sen öncelikle şunu anla diğer dinlerde Tanrıyı anlatır ama sen kendine bir düşmen seçmişsin bu yüzden seninle tartışmam yersiz aslında. Ben sana Allah diyorum sen Allahı bul inan sonra müslüman olmayı seçersin. Ama bana Kuran daki şeytanı oynama.

Diğer dinlerde tanrıyı anlatıyorsa ne diye boyuna din geliyor?

Neden kuranda allaha kurana muhammede inanmayanların cennete gidemeyecekleri söyleniyor???

"Sence bir insanın çok büyük acılar çekeceğini bile bile yaratmak nedir, üstelik bu yaratanın sonsuz seçeneği varken?"

Bunun zaten Kuran da cevabı var ama sana gerçeği anlatırsam burada kimse anlamaz. İnsan acıyı ve azabı ruhu çekmez , acıyı ve çileyi beyin çeker insanın nefsi çeker. Kuran da şu ayet vardır, Ben ruhumdan üfürdüm, bedene büründü ve kendisini beden sandı. Sen şimdi aslında olmadığın bir şeyin parçasısın. Bir ata binmişsin araç olarak ama kendini at sanıyorsun. O atı süren sensin ve elinde dizginler var. Bedenin acı çekmesi sadece bir hayaldir, rüyada iken acı çektiğini çoğu kez görürsün fakat aslında hiç bir acı çekmezsin. Yapılan çile ve ızdırap senin bedenine olan bir hal olup hükümsüz ve geçici bir hayaldir. Dün çektiğin ızdırabın bugüne çıkıyor mu? Dün elini kestiğinde çok acıdı ise bugün hani nerede bu acı. Bunu çok derin anlamda bilmekle beraber anlatmam çok zor anlatamam bilmediğim anlamına gelmez çünkü ben şuan kendimi kurtarmakla görevliyim ancak Allah lütuf ihsan ederde bildiklerimi dile getirebilirsem anlatabilirim. Fakat sana sorsam yaşadığın mutluluğu çektiği acıyı bana dile getir desem bildiğin yaşadığın halde bile bana anlatman ve benim anlamam çok zordur.

Siz mantığınız ilerisini göremediğinz için bu gibi kavramar yanlış geliyor fakat ben bunların ilmini bildiğim için bana yanlış gelmiyor. Elbette bende bu soruları kendimce çok düşündüm ve çok isyan ettim fakat bir bilgiyi anlamaktan ziyade o bilgiye ulaşmak gerekiyor. Yaşadıkça anlayabiliriz ve bilincimiz ilerledikçe. Allah her şeye gücü yeten ise şunu söylemem yanlış olmayacaktır sanırım, Allah ta bir insan şeklinde vücuda girerek insan gibi yaşayabilir ve hatta acı çekebilir. Allah çile çekiyor ise Allah ın kötü bir patronu oynadığını bana söyleyemezsin. Allah senin yaşadıklarını sevinçlerini mutluluklarını görür ve hakkı ile bilir, peki bunları bilir ve görürse o zaman yaşadığın duygulardan ayrımıdır? Nitekim şah damarımızdan daha yakın olan Allah bu duyguları bizimle yaşar. Peki her an acı çekilen bir dünyayı Allah neden yaratıpta bu ızdıraba ortak oluyor? Çünkü yaşadığımız acılar hem hayali olup hemde geçicidir, kıymetsizdir. Allah her şeyi çift olarak bir bütün yaratmıştır. Neden mutluluk varda ızdırap olmasın. Ahiret hayatı bunlardan çok farklıdır mutlulukta ızdırapta orada yoktur. Bu duygular insan bedeninin beyninin bir yanılsamasıdır. Acı olmasaydı mutlulukta olmazdı, mutluluk olmasaydı acıda olmazdı. Eksi olmasaydı artı olmazdı ve her ikisinin bütünü olan tekillikte olmazdı. İnsan ruhu derince BENNNNNNN diyen bir varoluştur, o duygulardan uzak ve bağımsızdır sadece bir güneş gibi ışık saçar ve BENNNNNNNN der. Bir ruh yaratıcısını tanımak için dünyaya iner. Çünkü orada çoğul hiç bir şey yoktur bir bütünlük vardır. Bu dünyada mananın yansıması ve ayrılık vardır. Ayrılık olmak zorundadır çünkü karanlıktan habersiz olan aydınlık kendisini bilmekten uzaktır. Her şey bu yüzden çift olarak yaratılmıştır. Dişi olmasa idi erkeklik ne işe yarardı. Bu yüzden bizler için mutluluktan başka bir şey olmasaydı gene mutlu olma kavramını bilemeyecek ve kıymetini anlayamayacaktık.

Yav arkadaşım sen kesin müslümanları aptal durumuna düşürmek için salakça konuşan ahlaksız bir ateistsin.

Sana sorum şu: "Sence bir insanın çok büyük acılar çekeceğini bile bile yaratmak nedir, üstelik bu yaratanın sonsuz seçeneği varken?"

Sen kalkmış acı vardır ama onu ruhumuz duymaz allahta bizimle acı çeker gibi şeyler ile zırvalamışsın aslında buna zırva demek bile yanlış.

Yani soru hala duruyor: "Sence bir insanın çok büyük acılar çekeceğini bile bile yaratmak nedir, üstelik bu yaratanın sonsuz seçeneği varken?"

"Kime durduğu yerden yiyecek geliyor görmüyormusun canlılar yaşamak için biribirini yiyor?"

Böyle kastettiysem her halde aç mideni yemeği pompalıyorum demedim. İnanmamak adına her şeyi inkar etmeyin. Toprak gibi bir örtüden rengarenk meyveler çıkmıyor mu? Onu yiyorsun sonra gidip çıkarıyorsun tekrar toprağa karışıp ekinlere besin olup tekrar önüne gelmiyor mu? Canlılar birbirlerini yiyorlar evet, ama başta belirtmiştim gerçek özümüz olan ruhumuza bu şeyler dokunmaz, yediğimiz her şeyde bir manevi getiri vardır. Nasıl insan bu dünyada kesesini açarak onu doldurmaya çalışıyorsa, birde manevi kesesi vardır asıl amaç onu doldurmaktır. Bu bilgeliktir bu irfan bilgisidir. Ruh bu bilgi ile daha da büyür ve güzelleşir daha çok BENNNNNNNNNNNNNN demenin bilincine varır. Sen nasıl bir meyve yediğinde o aslında sendeki bilgiye bilgi katıyorsa bir aslanda bir ceylanı yediğinde onun bilgisini alarak kendi maddi ve manevi kesesini doldurur. Bir ceylan veya başka yaratık bu öğrenme katına istediği kadar tekrar gelebilir ve ölüm o canlı için son bulmak değil sadece mekan değiştirmektir bu yüzden ceylan öldü diye arkasından ağlamam.

Buna gerçekten bir insan olarak yorum yazmaya utanıyorum.,

Sizlerde okuyun ve ibret alın islam insanları ne hale getiriyor.

Evet kedileri çok severim fakat onlar bana yüz çevirdiğinde de sevgimi hiç eksik etmedim,

Sende islam allahının ahlakı yokta ondan.

ancak benim sevgimi kendilerinden esirgediler. Kediye bana yüz çevirdi diye işkence etmem

Ama islamın allahı kendisine inanmayanlara işkence yapacağını söylüyor sen ise tam tersini, yani inandığına karşısın ama yine inanıyorsun yav sizler delimisiniz?

kaldı ki onu yaratan bir Allah ın ona işkence edeceğine inanan bir müslüman kendisini kandırır.

Bak buraya tapındığı allahın kitabı denilen kurandan bir kaç cehennem ayeti getiririm utanırsım diyeceğim ama içinde utanma olsa zaten böyle olmazdın.

Her şeyi yaratan Allah tır, biz ondan koptuğumuz için onu her zaman ararız fakat yanlış yerlerde ararız ve bu yüzden mutluluğu hiç yakalayamayız. Hep gözümüz bir şeyler arar ne aradığını bile bilmeden farkında olmadan. Bir bebeği annesinden ayırdığınız zaman ağlamaya sızlamaya başlar çünkü annesinde oluşmuştur orası onun yuvasıdır ve ondan koparsa bu onun için büyük bir işkencedir. Şuan emin olun bizler çok büyük bir ızdırap içindeyiz bu ızdırap bütün güzelliklerin kaynağı olan mükemmel yaratıcıdan koptuğumuz içindir. Allah bizleri bu dünyadan yüz çevirerek ızdıraptan kurtulmamızı istiyorsa ve bunu anlamamız içinde gözümüzü korkutuyorsa bırakın da bu kadarını da yaptığı için kötü olmasın. Muhakkak Ahiret hayatı sizler için daha hayırlıdır ayetine bakınız.

Soru şu:Bir kediye yiyecek verdin diye "bana hergün teşekkür edecek ve hen an bana yağ çekeceksin, yoksa sana sonsuza dek işkence yaparım" demek nasıl bir davranıştır?

Kısacası ikide birde sana şunu verdim bunu verdim demek nasıl bir davranıştır???

Senin cevabın ise: gözümüzü korkutuyorsa bırakın da bu kadarını da yaptığı için kötü olmasın. Muhakkak Ahiret hayatı sizler için daha hayırlıdır ayetine bakınız.

Bu nasıl bir davranış demişim bırakta kötü olmasın demişsin şimdi bu cevapmı?

Ayna:

Soruların cevabını vermeye çalıştım fakat Allah a inanmamak için direten sizler için eminim şuan tekrar cevaplarımı yalanlayarak başka sorular arama derdine düşeceksiniz.

Hiç bir cevap vermedin veremezsin eğer cevap vermeye çalışsaydın ve verseydin yanmıştın.

Dediğim gibi senin bunları anlayacak bilgin zekan yani kapasiten yok.

Link to post
Sitelerde Paylaş

Tartışmaya katıl

You can post now and register later. If you have an account, sign in now to post with your account.

Misafir
Bu konuyu yanıtla

×   Yapıştırdığınız içerik biçimlendirme içeriyor.   Biçimlendirmeyi Temizle

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Your previous content has been restored.   Clear editor

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

Yükleniyor ...
  • Konuyu Görüntüleyenler   0 kullanıcı

    Sayfayı görüntüleyen kayıtlı kullanıcı bulunmuyor.


×
×
  • Yeni Oluştur...