Jump to content
Ateist Bakis

Evrim her türlü tanrı anlayışını yok eder...

Recommended Posts

bakın güzel kardeşim, edepsizlik işin neresinde.

çayı ortam ısısına göra sıcak olarak başlatırsanız, o çay biri tarafından ısıtılmış olur. yani biri tarafından ilk müdahale sözkonusudur. bu önyargınızın size dayatması değilse edepsizliktir.

yaşamın başlangıcında tanrı parmağı yoksa "uygun ortam" doğal ortamda oluşacak demektir. yani çay ortam sıcaklığındadır. ısınacaksa güneş olacaktır, soğuyacaksa güneş olmayacaktır. şimdi asgard arkadaşımızdan özür dilemezseniz bu da edpesizliktir.

>>>Benden deney istemiştiniz Tanrı hakkında..

Ben de sizden istedim, siz deneyi gözleme çevirdiniz.

Bana direk, akıl yürütme olmadan canlının cansızdan çıktığını kanıtlayan bir gözlem söyleyin lütfen? >>>

yazıyı hatırladınızmı? size ait

>>>Miller deneyi inorganik maddeden organik maddenin oluşabileceğini gösterir..

Ki o da tamamen doğal şartlar altında gerçekleşmemiştir. >>>

bu yazı da size ait. ben sizin deney istediğinizi sanmıştım. ama sanırım siz gözünüzün önünde bir canlı yaratmamızı istemişsiniz.

deneyin sonunda organik maddenin oluşabileceğini kabul etmişmisiniz? o halde size istediğinizi vermişim değilmi?

sizin örneğinizi göremiyorum iletiler arasında, yazmadınızmı yoksa?

işte bu da edepsizliktir.

deney doğal şartlar altında gerçekleşmemiştir diyorsunuz.

>>>Yapılan deneyde atmosfer olarak H2O, H2, CH4 ve NH3 kullanılmıştı Sonuç olarak deney düzeneğinde, çeşitli aminoasitler ve günümüzde yaşayan organizmalarda bulunan diğer organik bileşikler elde edildi>>>

yukarıdaki atmosfer şartlarının doğal olmadığı sonucunu nasıl ve nereden elde ettiniz. o bileşikte evren dışı bir madde mi var? ya da 4.2 milyar yıl önce gözlemci olarak oradamıydınız da gerçek atmosfere tanık oldunuz.

deneyi ve sonucunu işinize geldiği gibi eğip bükmeye çalışmak edepsizliktir.

son olarak bazı insanlar sizi ciddiye alıp cevaplar yazarken siz argümanlarınızı desteklemek için sürekli olarak ne ahlaki ne de bilimsel hiç bir değeri olmayan H.Y. linkleri veriyorsunuz ki....

bu en büyük edepsizliktir.

şu andan itibaren sizi ciddiye almaktan vazgeçiyorum.

başarılar dilerim.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Sizi anlıyorum bazen sanki canlının üremesini ,ince ayar verip düzenlemiş bir parmak görüyorsunuz değil mi?

Aslında o parmak doğal seçilimden başkası değil ama siz bunu göremiyorsunuz..çünkü teist ön yargılarınız sizi engelliyor.

Canlıların evrimleşmesi söz konusuysa tabi ki daha çok yavru üretme stratejisinde başarılı olanlar geçmişteki mücadeleyi kazanacaktır. Biz ise günümüzde bu konuda ilginç özellikleri kazanmış olanlarına tanıklık edeceğiz.

Ancak siz şöyle düşünüyorsunuz ,bu canlının amacı üremekse …ve başarılı üremek içinde çeşitli evrimsel yetenekleri varsa, Demek ki evrimin bir amacı var .O halde bu durum ileri aşamada bir programcıyı gerektirir …vs.

Hayvana bu özellik biri tarafından verilmediyse durduk yere bir canlı daha başarılı üremek için en uygun özellikleri icat etmeyi neden istesin? Değil mi?

Bu noktada konu canlılar neden üremeye çalşıyor? Sorusuna geliyor.

İlk canlılık kendi kopyasını yapan moleküllerle başladı Ve devamında ortaya çıkan her canlı da aslında kendini kopyalamaya çalışan bazı moleküllerin kullandığı birer bedenden ibarettir. O yüzden canlılar üremek için uğraştı ,uğraşıyor ve uğraşacak. Canlılar sadece kullanılıp atılan birer bedendir.İçimizde sürüp giden kimyasal reaksiyonlardır aslında canlı olan…

Burada bir ayarlayan ,düzenleyen,programlayan olduğuna dair en ufak bir kanıt yoktur.

Ortada sadece madde ve onun davranış şekilleri vardır.

Maddenin davranışları doğal seçilim tarafından çeşitli kalıplara döküldü .Böylece türler ve onlara ait özellikler ortaya çıktı.

Abiyogenezin deneyinin yapılması önceki iletimde bahsettiğim sebepler yüzünde mümkün değil.

Oysa deizm düşüncesidekiler hariç teistler için tanrı halen fonksiyon sahibi bir varlık olarak belirtiliyor.

O halde deney ile rahatlıkla gösterilmesi lazım.

Mesela bir deney düzeneğinde tanrısal etki çıkarıldığında deney gerçekleşmezken ,tanrısal etki ilave edildiğinde deneyin başarıyla sonuçlanması lazım.

Böylece maddenin haricinde bir varlığın ,yani tanrının var olduğunu bilelim

Ateistler hem mantık hem de bilimsel açıdan tesitlerden bir basamak üstteler. Aramızda ki fark bence bu.

Ateistler bilgiye dayanarak düşünmeye çalışırken , teistler her zaman olduğu gibi yan gelip yatıyorlar.

Siz beni malesef hiç anlamamışsınız, anladığınızı sanmışsınız.

Eğer anlamış olsaydınız canlının üreme, çoğalma isteğini salt erekselliğe bağlayıp beni yanıtlamazdınız.

İkinci yanlışınız, ateist ön yargılarınız sebebi ile görmediğiniz şey de şu, programın bugünden itibaren ileriye doğru işlediğini düşünmeniz.

Şimdi olayı safha safha geriye alalım;

Eğer biz bugün varsak bu bizden önce yaşanmış canlı çeşitliliğine bağlı değil mi?

Peki onlardan öncesi hangi etkene bağlı?

Devamlı bir önceki merhaleye doğru ilerleriz ve sonuçta ilk canlılara veya canlı vasfını verdiğimiz yapılara ulaşırız..

Peki bu ilk canlı diyebileceğimiz yapılar için bir üreme isteği söz konusu mudur?

Yani hücre neden bölünmek "ister"?

İsteyip istememesi söz konusu değildir, dışarıdan yeterince enerji aldığında bölünmeye zorlanır, mecburdur..

İşte şimdi canlı bazında doğal seçilim başlar..

Çünkü adı üzerinde seçilim olabilmesi için çeşitlilik şarttır.

Ben canlıdan da bir adım önceye cansıza gidiyorum..

Şöyle bir örnekten gidelim; elinizdeki sert bir cisim örneğin bir taş parçasına vurursanız, vuruş enerjiniz yeterli ise taş parçalanır.

Tıpkı bir hücrenin bölündüğü gibi..

Taş parçaları da bölünen taşın küçük bir kopyasıdır..

Bunu şu açıdan anlatıyorum, burada sizin taşa vurmak istemeniz doğadaki erekselliğe işaret değildir.

Yapılar arasında enerji farklarının olması doğanın bir amaca hizmet ettiğinin net göstergesidir.

Bir taş parçası da bir hücre de dış çevreden enerji alacaklardır, bu kaçınılmaz..

Aradaki tek fark hücrenin organize taş parçasının organize olamamasıdır.

Çünkü enerji bir üst seviyeden bir alta seviyeye doğru aktarılır, bu kesin kuraldır, istisnası yoktur.

Tersi bir süreç için çevrime dahil olmayan bir enerji kaynağınız olmalıdır..Neyse..

Buraya kadar anlattıklarım olmaması imkansız olaylar, tıpkı daha alt seviyede atomun kararlı hale gelmek "istemesi" gibi..

Bu olaylarda maddenin bir şeyi istemesi ya da istememesi söz konusu değildir..

Madde zaten manüple edildikleri kuralar dahilinde harekete edecektir..

Yine uzatmayayım, madde eğer bu kurallar ile manüple edilirse, yeterli sürede, canlılığın oluşmaması gibi bir ihtimal yoktur.

Yani, eğer başka bir ihitimal olsaydı o zaman buna şans diyebilirdim.

Yani bir şey şans değilse, bu onun öyle olması istendiği için öyle olduğunu gösterir.

İşte burada "istenen" den "isteyene" isteyenden de adına Tanrı dediğimiz irade sahibi bir varlığa ulaşırız.

Burada ikinci sorunuz yani varlıktan Tanrısal etkiyi çıkarmak demek, örneğin maddenin çekim kuvvetini yok etmek demektir.

Nükleer kuvvetleri ve elektromanyetizmayı yok etmek demektir.

Zaten biz bu büyüklüklerin değişmediği için olan her şey oluyor diyoruz.

Örneğin kütle çekim kuvveti durduk yere, rastgele değişse idi biz burada bunları konuşuyor olamazdık.

Dolayısı ile bir deneyden Tanrı yı çekmek demek, O nun isteği önüne kendi isteğimizi geçirebiliyoruz demektir.

Eğer bu olsaydı zaten ben de Tanrı olurdum ve düzen bozulurdu.

Yani böyle bir deney mümkün değil, tıpkı sizin abiyogenez deneyinin mümkün olmadığı gibi.

Ateist ile teist farkına bu konu üzerinden gelecek olursak,

Ateistlerin mantık ve bilim olarak teistlerden üstün olması demek, sahip oldukları mantık ve bilime rağmen, abiyogenez şartlarını oluşturmamaları ama bunu ön yargıları yardımı ile bilinçsizliğe atfetmeleridir.

Aradaki fark sadece budur demek isterdim ama dahası da var fakat konumuz değil..

tarihinde thaless tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

:)

Tanrı nın varlığını gözle görmek isteyenler bilimsel ben değilim öyle mi?

Çayı güneşin altına koyunca ısınır öyle mi?

Siz önce benim ne söylediğimi anlamaya çalışın, sonra bana bilimin ne olduğunu öğretirsiniz..

Jön Ahmet makinesinden başlayın olayı çözmeye..

Diğer zırvalarla uğraşmak zaman kaybı sadece..

:)

Akıl götte olunca orandan anlarsın :)

Tanrının varlığını görmek isteyenlerin bilimsel olup olmaması ile ilgili birşey yazmadım nerenden uydurdun?

Evet ısınır!

Bilimin ne olduğunu bilmeden buralara gelip bilimden bahsetme zavallığını gösterme bir daha. Saçamalayacaksan başka yerde saçmala!

Muck! öptüm...

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Bakın şimdi, çayı ısıttınız ve bıraktınız..

Sizin artık bir şey yapmanıza gerek yok, çay enerjisini kendi kendine dış ortama verir..

Soğur..Ne zamana kadar?

Ortamla aynı sıcaklığa gelene kadar..

Fakat çayı tekrar ısıttığınız duruma getirmek için, artık çayın verdiği enerji miktarından daha fazlası gerekir..

Yani? Koyarım güneşin altına, ısnır mı? Isınır. Bitti. Soru soracaksan soruyu sormak istediğin konuyu anlayacaksın ilk önce, ilkokul düzeyi bilginle at koşturmaya çalışırsan saçmalamaktan ileri gidemezsin. Git entropi konsunda birşeyler okuyup geri gel ve sorunu doğru düzgün sor!

Anlayacağınız şekilde basitçe anlatayım:

Çayın ortama verdiği enerji 5 birim olsun..

Şimdi sizin çayı ilk haline getirmeniz için 5 birimlik enerjiye ihtiyacınız var öyle değil mi?

Peki bu 5 birimlik enerjiyi çaya verebilmek için hiç enerji harcamayak mısın?

Hani güneşte ısınır diyorsunuz ya..

ben bir enerji harcamayacağım. Güneş'ten gelen ısı ile ısınacak. Hayatında güneşe birşey bırakıp ısındığını farketmedin mi? dediğim gibi, soruyu doğru sor, tartışalım...

Ya ben ne anlatıyorum ki.. :)

Adam güneşte ısınır diyor...

Bütün millet keriz demi dünyanın parasını doğal gaza veriyor..

Neyse siz bakın işinize..

Ben bilmiyorum, cahilim..

Kusura bakmayın, edepsizliğim içinde özür dilerim..

Gerçekten de ne anlatıyorsun?

Güneş enerjisi duydun mu hiç, hani insanlar güneş enerjisi ile ısınıyor, elektrik üretiyor. :) Nerede büyüdün yeraltında mı?

Bir tek cahilliğin konusunda haklısın

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Siz beni malesef hiç anlamamışsınız, anladığınızı sanmışsınız.

Eğer anlamış olsaydınız canlının üreme, çoğalma isteğini salt erekselliğe bağlayıp beni yanıtlamazdınız.

Baştan beri bir şeyi ortaya tıp sonrasında çark ediyorsunuz.

Siz şöyle yazmadınız mı? ‘’ evrim fikri kullanarak sistem, hayat kısacası canlı programlanabilir.’’ deyip şu linkleri vermediniz mi?. http://evrimianlamak.org/e/B2b:kakapo / / http://akillitasarim...ji-ve-telenomi/

Şimdi sizin o iletinizden başka şey anlaşılması mümkün değil ki ,doğal olarak bende yazdığım sonucu çıkardım. Ama siz ‘beni anlamadın diyerek ‘ yine çark ediyorsunuz.

Sizin temel eksiğiniz ne ateizm nede evrim konusunda yeterli bilgi sahibi olmadan ,çıkıp ateistlere ahkam kesmeye kalkmanız.

İkinci yanlışınız, ateist ön yargılarınız sebebi ile görmediğiniz şey de şu, programın bugünden itibaren ileriye doğru işlediğini düşünmeniz.

Şimdi olayı safha safha geriye alalım;

Eğer biz bugün varsak bu bizden önce yaşanmış canlı çeşitliliğine bağlı değil mi?

Peki onlardan öncesi hangi etkene bağlı?

Devamlı bir önceki merhaleye doğru ilerleriz ve sonuçta ilk canlılara veya canlı vasfını verdiğimiz yapılara ulaşırız..

Peki bu ilk canlı diyebileceğimiz yapılar için bir üreme isteği söz konusu mudur?

Yani hücre neden bölünmek "ister"? İsteyip istememesi söz konusu değildir, dışarıdan yeterince enerji aldığında bölünmeye zorlanır, mecburdur..

Canlılığı anlamaktan uzak bilimdışı bir düşünceye sahipsiniz. Hücre dışarıdan enerji aldığı için bölünmez. Hücrenin içindeki kimyasal süreçler kendi kopyasını yapmak için kurulmuş bir saat gibi bilinçsiz hareket eder. Kendi kopyasını yapmak için hücre madde ve enerjiye ihtiyaç duyar.Ve hücre bu kimyasal süreçleri başarabilmek için dışarıdan enerji alır.

Ben canlıdan da bir adım önceye cansıza gidiyorum..

Şöyle bir örnekten gidelim; elinizdeki sert bir cisim örneğin bir taş parçasına vurursanız, vuruş enerjiniz yeterli ise taş parçalanır.

Tıpkı bir hücrenin bölündüğü gibi..

Taş parçaları da bölünen taşın küçük bir kopyasıdır..

Yapılar arasında enerji farklarının olması doğanın bir amaca hizmet ettiğinin net göstergesidir.

Hücreler kendilerinin tıpa tıp kopyasını yapmak için çalışırlar. Dışarıdan enerji aldığı için ‘lan bana bir enerji geldi ben bir bölüneyim …‘’demezler.

Enerji yükleyip taşı kırdığınızda ise parçaların hiçbiri ilk taşın kopyası değildir. Bu iki olay arasındaki benzerlik yuvarlak bir taşın yuvarlanmasıyla Mercedes bir arabanın yolda gitmesi kadar uzaktır.

Sonra devamında çıkardığınız sonuç ise ‘’balık kavağa çıkamıyor demek ki doğa bir amaca hizmet ediyor ‘’ düşüncesi kadar akıl,mantık ve bilgiden yoksun bir iddiadır.

Enerji farklarının bir şeye hizmet için olduğunu da nereden çıkarıyorsunuz.?

‘’ hizmet etmek’’ için bir bilinç gerekir .Enerji farkları bir bilincin düzenlemesine ihtiyaç kalmadan da oluşabilir. Ve hiçbir şeye hizmet etmek amacı da olmayabilir.

Kafanızdan uydurduğunuz ön yargıları,sanki onlar doğada varmış gibi doğaya onları giydirmeye çalışmayın

Yani bir şey şans değilse, bu onun öyle olması istendiği için öyle olduğunu gösterir.

İşte burada "istenen" den "isteyene" isteyenden de adına Tanrı dediğimiz irade sahibi bir varlığa ulaşırız.

Mesela milli piyango çekilişinde bütün biletler satıldıysa büyük ikramiye mutlaka birine çıkacak demektir.

Peki ikramiyenin kime çıkacağı belli midir.?

O halde burada bilinçli bir iradeden söz edemeyiz.

Senin yaptığın ‘kaos’a tanrı demekten başka bir şey değil.

Ateistleri köşeye sıkıştıran çok mantıklı şeyler söylediğini kabul etmemizi bizden beklemezsin umarım..

Burada ikinci sorunuz yani varlıktan Tanrısal etkiyi çıkarmak demek, örneğin maddenin çekim kuvvetini yok etmek demektir.

Nükleer kuvvetleri ve elektromanyetizmayı yok etmek demektir.

Zaten biz bu büyüklüklerin değişmediği için olan her şey oluyor diyoruz.

Yani siz aslında materyalistsiniz ama maddeyi allayıp pullayıp bize tanrı diye kakalamaya çalışıyorsunuz.???

Eğer tanrısal etki bu kuvvetlerden izole edilemiyorsa tanrı diye bir şey yok demektir.

Ateizm senin sandığında çok daha derin arkadaş…

gerçi teist kafasıyla takdir etmenizi beklemiyorum .

tarihinde BA'AL tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Sizi anlıyorum bazen sanki canlının üremesini ,ince ayar verip düzenlemiş bir parmak görüyorsunuz değil mi?

Aslında o parmak doğal seçilimden başkası değil ama siz bunu göremiyorsunuz..çünkü teist ön yargılarınız sizi engelliyor.

Kendi adıma mini br cevap vereyim...

İlk kıvılcımı bir şeyin çakması gerekiyor...

Biz buna tanrı diyoruz, bu tanrının el kol kesen namaz öğreten kainatı 6 günde yaratan tanrı olduğunu iddia etmiyoruz...

Sadece ona ilk kıvılcımı çaktığı için tanrı diyoruz ve onu arıyoruz... izini sürüyoruz... herkes kadar biz de onu merak ediyoruz... neden ne zaman nasıl v.s. sorularını geçtik... kim sorusuna geldik...

bu benden daha aciz bir tetikleyici de olabilir, ama onu istiyorum...

tek fark var aramızda, aynı patikadan ilerliyoruz ama ben kim odaklı ilerlerken sen nasıl odaklı ilerliyorsun, ama patikanın sonunda bizi bekleyen bilgiyi arıyoruz...

ha küçük bir not ;) yan gelip yatmıyorum :)

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Baştan beri bir şeyi ortaya tıp sonrasında çark ediyorsunuz.

Siz şöyle yazmadınız mı? evrim fikri kullanarak sistem, hayat kısacası canlı programlanabilir. deyip şu linkleri vermediniz mi?. http://evrimianlamak.org/e/B2b:kakapo / / http://akillitasarim...ji-ve-telenomi/

Şimdi sizin o iletinizden başka şey anlaşılması mümkün değil ki ,doğal olarak bende yazdığım sonucu çıkardım. Ama siz beni anlamadın diyerek yine çark ediyorsunuz.

Bakın işte bu da anlayamadığınızın tescili..

O linklerden bundan başka sonuç çıkmaz ki diyerek sizden başka şekilde sonuç çıkarılamayacağını söyleyip, diğer yorumların hemen önün kesiyorsunuz..

Ama böyle devam edeceksek ben de edebilirim..

Siz abiyogenez deneyi yapılmıştır dediniz..

Sonra deney gözlem oldu..

En sonunda da bu mümkün değil dediniz..,Bunlar yorum değil, direkt sizin söyledikleriniz..

Yalan mı?

Ama ben gemisini kurtaran kaptan modunda egolarımın peşinden gitmeyeyim..

Şimdi ben size linklerden ne anlaşılması gerektiğini tekrardan bir kaç örnek cümle ile anlatayım..

Eğer evrim mekanizması ile canlılık popülasyonu veya herhangi bir şey programlanabiliyorsa, evrim olgusu artık ereksellik fikrinden soyutlanamaz..

Çünkü ben bu olguyu kullanarak, kendi "isteğim" doğrultusunda bir şeyleri "olmasını istediğim" gibi yaptım..

Yani eğer sonra olmasını istediğim şeyin kesinliğini hesaplayabiliyorsam, evrim kestirilebilir değil kesinlik arz eden sonuçlar veriyor demektir.

Öyle ise evrim kestirilemez sonuçlar değil kesinlik arz eden sonuçlar verir..

Canlılığın ortaya çıkması ve çeşitlenmesi gibi..

Kesinlik kelimesinin girdiği kavram dünyasında artık şans, tesadüf kelimelerinin yerini artık istenç ve irade alır..

Doğalı ve doğrusu budur..

Siz evrenin en kesin sonuçlarını veren olasılık kurallarında takılıp duruyorsunuz, aslında olasılığında belli kurallar dahilinde, istenilen sonucu vermesi içn işlediğini göremiyorsunuz..

Sizin temel eksiğiniz ne ateizm nede evrim konusunda yeterli bilgi sahibi olmadan ,çıkıp ateistlere ahkam kesmeye kalkmanız.

Canlılığı anlamaktan uzak bilimdışı bir düşünceye sahipsiniz. Hücre dışarıdan enerji aldığı için bölünmez. Hücrenin içindeki kimyasal süreçler kendi kopyasını yapmak için kurulmuş bir saat gibi bilinçsiz hareket eder. Kendi kopyasını yapmak için hücre madde ve enerjiye ihtiyaç duyar.Ve hücre bu kimyasal süreçleri başarabilmek için dışarıdan enerji alır.

İlk cümleler sizin düşünceleriniz ama sonrasında kendi kendinizi yalanlıyorsunuz.

Kurulmuş bir saat gibi diyorsunuz, saat niçin kurulur diye bir soruyu kendinize soramıyorsunuz..

Bu ön yargılarınıza esir oluşunuzu net bir şekilde gösteriyor..

Hücreler kendilerinin tıpa tıp kopyasını yapmak için çalışırlar. Dışarıdan enerji aldığı için lan bana bir enerji geldi ben bir bölüneyim demezler.

Dediğini diyen mi oldu?

Gaipten vahyler alıyorsunuz sonra ben söylemiş gibi cevaplıyorsunuz..

Evet, hücreler böyle bir şey demezler, diyemezler çünkü yeterli miktarda enerji aldıklarında bölünmeye mecburdurlar..

Enerji yükleyip taşı kırdığınızda ise parçaların hiçbiri ilk taşın kopyası değildir. Bu iki olay arasındaki benzerlik yuvarlak bir taşın yuvarlanmasıyla Mercedes bir arabanın yolda gitmesi kadar uzaktır.

Sonra devamında çıkardığınız sonuç ise balık kavağa çıkamıyor demek ki doğa bir amaca hizmet ediyor düşüncesi kadar akıl,mantık ve bilgiden yoksun bir iddiadır.

Kırılan taşlar birbirinin kopyasıdır..

Kırın bir taş inceleyin, parçalar da taştır..

Yoksa onlar bir maden midir?

Aynı zamanda balık kavağa da çıkar..

Yaşam denizlerden karaya doğru ilerlemiştir..

Dolayısı ile balık yeterli süre verildiğinde balık kavağa da çıkar, gökyüzünü de dahası çıkmıştır..

Enerji farklarının bir şeye hizmet için olduğunu da nereden çıkarıyorsunuz.?

hizmet etmek için bir bilinç gerekir .Enerji farkları bir bilincin düzenlemesine ihtiyaç kalmadan da oluşabilir. Ve hiçbir şeye hizmet etmek amacı da olmayabilir.

Etmiyor mu?

Bakın ilk prokaryotlardan bugün kü halimize geldik..

Ben gözlemlerle konuşuyorum siz ise hayallerinizle..

Bizi biz yapan evrendeki enerji farklarıdır..

Öyle ise bu enerji farkları bir amaca yönelik vardır.

Eğer olmasaydı biz olmazdık..

Artık bizim olmama ihtimalimiz yok..

Eğer öyle bir ihtimal olsaydı şu an burada olmazdık..

Dolayısı ile ortaya çıkışımız bir zorunluluktur..

Bir şey zorunluluk ise o şey şans o-la-maz..

Evrensel bazda enerji farkları kendiliğinden ortaya çı-ka-maz.

Çünkü enerji değişim oranı yani deltaE=0(sıfırdır)

Eğer bunu sıfırdan farklı bir değer yaparsanız bu sisteme sistem dışından enerji verildiğinin kanıtıdır.

Kafanızdan uydurduğunuz ön yargıları,sanki onlar doğada varmış gibi doğaya onları giydirmeye çalışmayın

Mesela milli piyango çekilişinde bütün biletler satıldıysa büyük ikramiye mutlaka birine çıkacak demektir.

Peki ikramiyenin kime çıkacağı belli midir.?

O halde burada bilinçli bir iradeden söz edemeyiz.

Senin yaptığın kaosa tanrı demekten başka bir şey değil.

Ateistleri köşeye sıkıştıran çok mantıklı şeyler söylediğini kabul etmemizi bizden beklemezsin umarım..

Ben de sizin için aynı şeyleri düşünüyorum diyemeyeceğim, çünkü siz gözlem dahi yapmıyorsunuz..

Bu nasıl bir mantık ki?

Bütün biletler satıldıktan sonra büyük ikramiyenin kesinlikle çıkacağını siz bilinçsizce mi söylüyorsunuz?

Bütün biletler satıldıktan sonra artık şansa yer yoktur, gözüken o ki bütün biletler satılmış.

Aslında burada şans görecedir, çıkan kişi şanslıdır diğer ikramiye çıkmayan bütün kişiler de şansızdır denilir..

Peki büyük ikramiye çıkan öldürülecek olsa ne olacaktı, şansız diğerleri şanslı olacaktı..

Dolayısı ile burada şans, tesadüf yoktur, doğada da yoktur.

Şans-şansızlık tamamıyle insanların uydurduğu kavramlardır..

Piyongo biletinin kime çıkacağını bilmek ile ereksellik arasında nasıl bir ilgi var?

Hiç bir ilgisi yok..

İlgisi olmasını gerektiğini düşünüyorsun sadece..

Ama ikramiyenin kesin olarak birine çıkacak olması ikramiyenin kesinlikle verilmek istenmesi amacı ile birebir alakalı..

Yani anlayabilmen iççin açayım biraz daha;

Elinde zar var, bu zarı attığımda 1,2,3,4,5 ve 6 gelirse buraya yazacağım dersen bu senin buraya yazmak istediğini gösterir..

İstemiş olman iradeni, iraden de bilinci betimler..

Çünkü bu saydığın rakamlardan herhangi birinin gelmesi zorunludur..

Tıpkı bizim varlığımız gibi..

Anlayabildin mi?

Senin yaptığında Tanrı ya kaos demektir..

Gerçi kaosu da -anlamını bilmediğin bir manada kullanıyorsun- belirsizlik desen anlayacağım da..Neyse..

Benim ateistleri köşeye sıkıştırmak gibi çocukça bir niyetim yok..

Neyi düşünüyorsam onu söylüyorum, böyle bir şey aklımın ucundan bile geçmedi..

Sizin neden geçiyor ki?

Yani siz aslında materyalistsiniz ama maddeyi allayıp pullayıp bize tanrı diye kakalamaya çalışıyorsunuz.???

Eğer tanrısal etki bu kuvvetlerden izole edilemiyorsa tanrı diye bir şey yok demektir.

Ateizm senin sandığında çok daha derin arkadaş

gerçi teist kafasıyla takdir etmenizi beklemiyorum .

Metaryalist değilim de metarealistim..

Maddenin madde olabilmesi için bir takım kurallar tarafından manüple edildiğini görmemek için, ateizmin derinliklerinde vurgun yiyerek sarhoş olmam lazım..

Malesef öyle değilim ama siz öylesiniz..

Değişimeyen tek şeyin kural diye nitelendirdiğimiz evrensel olgular olduğunu, bunların değişken olsalar zaten kural olamayacağını göremiyorsunuz..

Tüm değişimin kurallar dahilinde olduğunu görüp bunlara bilinçsiz tesadüfi süreçler demek için kalın ön yargı duvarlarının arkasında olmak lazım..

Tahlilim budur, taktirim bu duvarları aşabilenleredir.

Gerçi sizin kendinizden başka kimsenin taktirine ihtiyacınız yok.

Buradan öyle gözüküyor..

Son olarak eğer Tanrısal etki tüm süreçlerden izole edilebiliyor olsa idi o zaman Tanrı diye bir şey yoktur..

Öyle olabilseydi benim istemim Tanrı iradesinin önüne geçerdi ve Tanrı ben olurdum..

Dolayısı ile Tanrı lar çoğalır ve varlık kalmazdı..

Bu sebeple Tanrı vardır ve tektir..

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Bakın işte bu da anlayamadığınızın tescili..

O linklerden bundan başka sonuç çıkmaz ki diyerek sizden başka şekilde sonuç çıkarılamayacağını söyleyip, diğer yorumların hemen önün kesiyorsunuz..

Ama böyle devam edeceksek ben de edebilirim..

Siz abiyogenez deneyi yapılmıştır dediniz..

Sonra deney gözlem oldu..

En sonunda da bu mümkün değil dediniz..,

Bunlar yorum değil, direkt sizin söyledikleriniz..

Yalan mı?

Şimdi doğru söylemiyorsun.

İlkönce, ben tanrının bu işleri yaptığına dair deney istedim

Sense abiyogenez için deney istedin.Abiyogenez bu şekilde ortaya atıldı.

Ben de ‘dünyada canlılık var fakat yaratıcısına dair hiçbir delil yok. En azından ateistlerin elinde bu gözlem var . Teistlerde o da yok.’’ dedim.

Gerekirse o iletileri toplar buraya sererim.

canlılık popülasyonu veya herhangi bir şey programlanabiliyorsa, evrim olgusu artık ereksellik fikrinden soyutlanamaz...

O linklerde bahsedilen durumu evrime göre programlayan kim?

Cevap; İnsan…

Bir grup Yeni Zelandalı ve yanlış hatırlamıyorsam bir taneside İspanyol olan bilim insanları…

Bu insanlar o canlıya bir özellik kazandırmadılar. O canlı bu özelliğine evrimi sırasında doğal seçilim sayesinde zaten kazanmıştı.

İnsanların yaptığı sadece doğayı okuyup ona göre hareket etmektir.

o bilim adamları o kuş ,mesela solungaç kazandırabilirler mi?

Siz bu örneği maksadından taşırıp evrimi programlanabilir bir şey olarak göstermeye çalışmakla nasıl bir yanlış içinde olduğunuzu anlamıyor musunuz?

O örnekte programlanan canlının evrimi değil …

Başarılı üremesi için evrimsel yeteneklerine uygun tedbirlerin alınmasıdır.

Çünkü ben bu olguyu kullanarak, kendi "isteğim" doğrultusunda bir şeyleri "olmasını istediğim" gibi yaptım..

Yani eğer sonra olmasını istediğim şeyin kesinliğini hesaplayabiliyorsam, evrim kestirilebilir değil kesinlik arz eden sonuçlar veriyor demektir..

Öyle ise evrim kestirilemez sonuçlar değil kesinlik arz eden sonuçlar verir..

Canlılığın ortaya çıkması ve çeşitlenmesi gibi..

Kesinlik kelimesinin girdiği kavram dünyasında artık şans, tesadüf kelimelerinin yerini artık istenç ve irade alır..

Doğalı ve doğrusu budur

Doğal olan ,bir olaya yanlış yerden bakmaya başlayanın, yanlış sonuçlara ulaşmasının kaçınılmaz olmasıdır.

Tıpkı sizin yukarda yaptığınız gibi …

İlk cümleler sizin düşünceleriniz ama sonrasında kendi kendinizi yalanlıyorsunuz.

Kurulmuş bir saat gibi diyorsunuz, saat niçin kurulur diye bir soruyu kendinize soramıyorsunuz..

Daha önce bir iletide entropiye girmek istediğinde yazmıştım.

Canlıda belli bir düzen oluşunun bedeli evrendeki toplam entropiye düzensizlik olarak eklenmiştir diye…

Yani evrendeki ‘düzensizlik ‘ yani 'kaos' bizim saatçimiz oluyor.

Kırılan taşlar birbirinin kopyasıdır..

Kırın bir taş inceleyin, parçalar da taştır..

Yoksa onlar bir maden midir?

Aynı zamanda balık kavağa da

çıkar..

Yaşam denizlerden karaya doğru ilerlemiştir..

Dolayısı ile balık yeterli süre verildiğinde balık kavağa da çıkar, gökyüzünü de dahası çıkmıştır..

‘’demek kırılan taşlar biribirinin kopyasıdır öyle mi?’’

Size aynı mı görünüyorlar?.Acilen bir göz doktoruna gitmenizi tavsiye etmek başka bir cevap yazamayacağım.

birde ‘’yeterli zaman verilince balık kavağa da çıkar ‘’ demişsiniz

o halde sizin tanrınız zaman ve tesadüf mü oluyor?

ateist argumanlarını kullanarak teizmi savunmak gerçekten çok zekice.

ne söyleyeceğimi bilemiyor çaresiz kalıyorum.

zira biz bunları teistlere karşı söylüyorduk.

Ben gözlemlerle konuşuyorum siz ise hayallerinizle..

Bizi biz yapan evrendeki enerji farklarıdır..

Öyle ise bu enerji farkları bir amaca yönelik vardır.

İşte senin kasıtlı olarak bir türlü anlamak istemediğin şeyde burada yatıyor.

bu farkların bir amaca yönelik olduğunu nereden çıkarıyorsun.???

‘’bu farklar olmasaydı biz ortaya çıkmazdık ..demek ki bu farkların amacı bizi ortaya çıkarmakmış…’’

gibi bir düşüncede bilim yoktur….hatta bilgi kırıntısı bile yoktur.

Bu düşünce açık şekilde doğmadır .Ön yargıdır.

Böyle dayanaktan uzak sallamalarla olmuyor bu işler.

Tekrar soruyorum sen bu farkların bir amaca hizmet etmek için olduğunu neye dayanarak söylüyorsun?

Bu nasıl bir mantık ki?

Bütün biletler satıldıktan sonra büyük ikramiyenin kesinlikle çıkacağını siz bilinçsizce mi söylüyorsunuz?

Burada bilincin devreye girmesi yok.Nasıl göremiyorsun.?

Bütün biletler satıldıysa ikramiye mutlaka birine çıkacaktır.

Bir bilincin takdir etmesi ,istemesi ,irade etmesi yok bu olayda….

Olayın doğasının kendi içinden mecburen ortaya çıkardığı bir durum var.

Varoluşumuz tanrıya dayanarak değil yokluğun imkansızlığına dayanarak varoldu, varoluyor ve var olmayada devam edecek…çünkü imkansız olan ‘varlık’ değil ‘yokluk’tur

Bunun için bir bilinçli bir yaratıcıya ihtiyaç gerekmediği gibi..zaten insan olarak çevremize baktığımızda doğada bilinçli bir yaratıcıda göremiyoruz.

Piyongo biletinin kime çıkacağını bilmek ile ereksellik arasında nasıl bir ilgi var?

Hiç bir ilgisi yok..

İlgisi olmasını gerektiğini düşünüyorsun sadece..

Ama ikramiyenin kesin olarak birine çıkacak olması ikramiyenin kesinlikle verilmek istenmesi amacı ile birebir alakalı.. Yani anlayabilmen iççin açayım

biraz daha;

Elinde zar var, bu zarı attığımda 1,2,3,4,5 ve 6 gelirse buraya yazacağım dersen bu senin buraya yazmak istediğini gösterir..

İstemiş olman iradeni, iraden de bilinci betimler..

Çünkü bu saydığın rakamlardan herhangi birinin gelmesi zorunludur..

Tıpkı bizim varlığımız gibi..

Anlayabildin mi?

Birde şu ukala tavırların yok mu? Çok sabırlı kişiyi bile çileden çıkaracak cinsten bir fodulluk sergiliyorsun.:)

Kendini uyanık zanneden arkadaşım ….

Sizin piyango idaresi ,yani tanrınız piyango düzenleyecek kadar bilinç irade sahibi ve fakat piyangonun kime çıkacağını kendisi özellikle seçerek,isteyerek tespit edemeyecek kadar yetersiz ise yine teizmin hayali tanrısı yok olur gider.

Ortada sadece evren piyangosu kalır.

Piyangonun konusu evren olunca ortada bir piyango idaresi görülmüyor ..bilinemiyor,tespit edilemiyor.

zaten sorunda bu???

Maddenin madde olabilmesi için bir takım kurallar tarafından manüple edildiğini görmemek için ateizmin derinliklerinde vurgun yiyerek sarhoş olmam lazım..

Malesef öyle değilim ama siz öylesiniz..

Bak bak bak …..:)

Senin yaptığında Tanrı ya kaos demektir..

Gerçi kaosu da -anlamını bilmediğin bir manada kullanıyorsun- belirsizlik desen anlayacağım da..Neyse..

Bu evrenin fizik yasaları tesadüfen mi? böyle denk gelmiştir yoksa özel bir ayarlamanın sonucu mudur? bunu bilebiliyor musun?

Bu evreninin dışında başka başka fizik yasalarına sahip başka evrenlerin doğup belki içlerinde canlılık oluşturamadan yok olup gitmediği ne malum????

Sen hangi bilgiye dayanarak böyle olmadığını söyleyebilirsin.?

Belkide fokurdayan sonsuz tane evrenden tesadüfen fizik yasaları uygun gelmiş olanında biz ortaya çıkmış olamaz mıyız?

Eğer durum böyleyse tam bir kaosun içindeyiz demektir.

Hal böyleyken birde sanki bilmediğin şeylerin farkındaymışsın gibi ‘’ben bilmediklerime dayanarak tanrı vardır diyorum’’ diye yazabiliyorsun.

Peki bu haline ne diyelim teizm sarhoşluğu mu?

Son olarak eğer Tanrısal etki tüm süreçlerden izole edilebiliyor olsa idi o zaman Tanrı diye bir şey yoktur..

Öyle olabilseydi benim istemim Tanrı iradesinin önüne geçerdi ve Tanrı ben olurdum.. Dolayısı ile Tanrı lar çoğalır ve varlık kalmazdı..

Bu sebeple Tanrı vardır ve tektir..

Tanrıların çoğalması varlığı niye yok etsin ki? İşte dayanaktan yoksun bir ön yargı daha…

Madem tanrısal etki kütleçekim kuvvetinden, elektromanyetizmadan ,maddenin davranışlarından izole edilip ayrıştırılamaz diyorsun..

O zaman sen bu evrenin bir parçası olduğuna göre sende tanrı olmuş olmuyor musun??

Haaa ben tanrı değilim diyorsan demek ki,

Tanrı yoktur!!!

Eğer tanrıyım diyorsan göster kendini..

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Şimdi doğru söylemiyorsun.

İlkönce, ben tanrının bu işleri yaptığına dair deney istedim

Sense abiyogenez için deney istedin.Abiyogenez bu şekilde ortaya atıldı.

Ben de dünyada canlılık var fakat yaratıcısına dair hiçbir delil yok. En azından ateistlerin elinde bu gözlem var . Teistlerde o da yok. dedim.

Gerekirse o iletileri toplar buraya sererim.

Serin , gösterin bakalım, kim neyi nasıl demiş?

Evrim teoriside ,abiyogenezde doğal seçilim yasasına uyarak gerçekleşmiştir.

Bunu ben mi söyledim?

Gerçekleştiyse göster kardeşim..

O linklerde bahsedilen durumu evrime göre programlayan kim?

Cevap; İnsan

Bir grup Yeni Zelandalı ve yanlış hatırlamıyorsam bir taneside İspanyol olan bilim insanları

Bu insanlar o canlıya bir özellik kazandırmadılar. O canlı bu özelliğine evrimi sırasında doğal seçilim sayesinde zaten kazanmıştı.

İnsanların yaptığı sadece doğayı okuyup ona göre hareket etmektir.

Doğayı okuyup ona göre programlama yapılabiliyormuş demek ki..

Tabi burada doğa dediğimiz evrim olgusunun bizzat kendisi.

Bu durumda ne oluyor?

Bu durumda evrim, aslında tamamen rassal kestirilemeyen sonuçlar üretmiyor.

Aksine kestirilebilirden de öte kesin sonuçlar üretiyor..

Yani öyle şans mans yok olay içinde..

Bir olay şans değilse o olay bir iradeye bağlıdır.

Bunun başka alternatifi yoktur..

o bilim adamları o kuş ,mesela solungaç kazandırabilirler mi?

Siz bu örneği maksadından taşırıp evrimi programlanabilir bir şey olarak göstermeye çalışmakla nasıl bir yanlış içinde olduğunuzu anlamıyor musunuz?

O örnekte programlanan canlının evrimi değil

Başarılı üremesi için evrimsel yeteneklerine uygun tedbirlerin alınmasıdır.

Kardeşim siz ne diyorsunuz yahu?

Daha kaç kere anlatmam gerekecek?

Siz neyi iddia ediyorsunuz?

O bilim adamlarının kuşa solungaç kazandıramayacağını söylerken, solungaçları akciğere dönüşterinin bilinçsiz süreçler olduğunu söylüyorsunuz..

Buradaki mantığınız, sadece kişisel anlamda kendinizi haklı görebilmek için kurulduğundan tamamen yanlış..

Kuşa solungaç takalım dedik mi ki bunları söylüyorsunuz?

Dediğim şudur; canlılık sularda başladı ise solungaç ciğere dönüşmüştür..

Bu zorunludur ki olmuştur..

Eğer bir şey zorunlu ise o şey zorunlu olması için programlanmıştır.

Eğer bir rastgelelik olsaydı bir zorunluluktan söz edemezdik..

Doğal olan ,bir olaya yanlış yerden bakmaya başlayanın, yanlış sonuçlara ulaşmasının kaçınılmaz olmasıdır.

Tıpkı sizin yukarda yaptığınız gibi

Doğal olan her şey belli bir plana uymak zorundadır..

Örneğin evrime..

Çünkü doğa her an değişmek zorundadır..

Daha önce bir iletide entropiye girmek istediğinde yazmıştım.

Canlıda belli bir düzen oluşunun bedeli evrendeki toplam entropiye düzensizlik olarak eklenmiştir diye

Yani evrendeki düzensizlik yani 'kaos' bizim saatçimiz oluyor.

Entropiye ben değil sen girmek isteğinde, bu kavramın evrim fenomeni ile birlikte sonuç çıkarmak için kullanılamıyacağını söyledim.

Evet canlı bir taraftan organize olarak entropiyi azaltır ama toplam entropiyi arttırır, bu kavramla ilgisi bu kadardır.

Çünkü canlı açık bir sistemdir, çevresi ile enerji alışverişi yapar.

Ne kaosu kardeşim?

Evren kaos maos değildir, sadece kaotiktir..

Kaosun düzen üretmesi kaçınılmazdır..

Biz sadece bu düzene bakıp Tanrı var demiyoruz ki?

Burada benim dediğim, saatçi veya kaos, her ne ise, sonuçlarının zorunlu olduğu...

Tekrar edeyim, bir şey zorunlu ise orada şans, tesadüf yoktur.

Gerisini sonra yazarım ama yazmaya da pek gerek yok gibi..

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Evrim teoriside ,abiyogenezde doğal seçilim yasasına uyarak gerçekleşmiştir.

Bunu ben mi söyledim?

Gerçekleştiyse göster kardeşim..

Dikkat edilirse o cümlede abiyogenezin deneyini yaptık /yapabiliyoruz demiyorum..

utanmadan bunu çarpıtmaya nasıl kalktın hayret?

işte o cümlenin olduğu iletiyle beraber tartışma nasıl gerçekleşti dakika dakika görelim.

Evrim teoriside ,abiyogenezde doğal seçilim yasasına uyarak gerçekleşmiştir....

....

siz bu işleri tanrının yaptığını nasıl ispatlıyorsunuz?

ortaya deneyinizi koyun sonra devam ederiz.

Farkındalığının farkında olan insan, akıllı ve bilinçli insanlar bir araya gelip, sistemden enerji almadan bir sinek yapsınlar, bunu göstersinler, deneyini yapsınlar, o dakka ateistim..

Siz görmeden, ispatlanmadan neye iman ediyorsunuz?

Açıklama adı altındaki yorumlara mı?

Evet, deneyi görelim sonra konuşalım...

:)

deney yoksa bile bir gözleme şahitlik ediyoruz.

dünyada canlılık var. fakat onu yaratan bir yaratıcı gözlenmiyor.

teistlerin elinde ne gözlem ne deney var.

1- Evrim niçin Tanrıyı (Allah ı değil, o daha sonra) yok eder?

2- Deney ile gözlem arasındaki fark nedir, deney sonuçları gözlem değil midir?

2- Deney ile gözlem arasındaki fark nedir, deney sonuçları gözlem değil midir?

deneyler tekrarlanabilir olaylardır.

ancak her gözlemin mutlaka laboratuvarda tekrarlanabilir olması gerekmez.

mesela olay geçmiş bir zamanda olmuştur ,geriye gidip koşulları tam olarak bilemeyeceğiniz için tekrarını sağlamanız mümkün olmayabilir.

laboratuvarda günümüzde bir canlı yaratsanız bile , ilkel dünya koşullarında canlılığın ortaya ilk defa böyle çıktığını tam olarak bilemezsiniz.

entropiyi kim önce ortaya atmış ona bakalım,

Yani aslında ilk başta kimyasal evrime bakılmalı, o da entropisiz olmaz..

Thaless lütfen devam etme battıkça batıyorsun.

Maddenin canlılık kazanacak şekilde düzene girmesi entropiye ters gibi gözükmedir ama aslında olayın bir püf noktası var.

canlılığı oluşturacak maddeler düzene girdikçe çevrelerindeki entropiyi arttırdılar.

yani kendilerinin kazanması gereken entropiyi çevreye yüklediler.

evrende toplam entropi artışı ihlal edilmedi.

her düzen bir kaosa sebep olur.

veya kaos daha alt seviye düzenleri oluşturur.

baktın ki olmayacak hızla çark ettin.

Yani anlayacağınız total entropiyi canlıların azalttığını söylemedim, söylemiyorum..

Bu şekilde mahçup olmanı istememiştim ama beni mecbur bıraktın.

Thaless lütfen devam etmeyelim ,cevap veremediğin halde saçmalamaya devam ediyorsun.

Her sabrında bir sınırı var.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Birde şu var bazen bazı kafalar yeteri kadar bunu alğılayamadığı için bilimle din çelişmez bilimin konusu ayrı inançların konusu ayrı diyoruz.

İnsanların bazı şeyleri kavrayabilmesi için belkide böyl bir geçiş yapmak lazım.

Oysaki şu anki geldiğimiz bilgi birikimli noktada bilim olsada veya bilim olmasada tanrı hayal dünyasının bir eseridir.

Bilim olmayan güzükmeyen bir şeyi zaten ölçemez.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Güle güle...

Tartışabiliriz sanmıştım ama yanılmışım.

Konu çoğu zaman olduğu gibi sen-ben ve kutsal ego davasına döndü.

Zaten baştan belliydi.

Neyse..Ben çark ettim :)

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Evrim, herşeye mudahil, yoktan vareden tanrı inançlarıyla büyük çelişki içindedir, evet.

Ancak müslümanlar bu savunmalarını, öyle ateizme yakın kişilere dayanarak filan yapmıyorlar.

Mevlana gibi bir örnek var mesela... Evrimi kabul eden, birçok müslüman bilim ve felsefe adamı bulunuyor.

Evrim şüpheye düşürür ama yetmez. dindeki çelişki ve mantıksızlıklara girmeden, bu sorunu çözmek çok zor.

Bunun için de en çok ihtiyacımız olan şey, ülkede bir düşünce özgürlüğü oluşması.

Peki düşünce özgürlüğü için ne yapmak gerekli...? birlik halinde ortak bir fikir mucadelesi yapmak gerekli..

Artık neyi kastettiğimi anlamışsınızdır. her başlıkta, aynı konuya girmeyelim.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Herkesin bilimsel gerçekleri kabul etmesini istiyor muyuz, istemiyor muyuz..? önce buna bir karar vermek lazım.

Müslümanlar, bilime ne kadar saygı duyarsa, o kadar dinden uzaklaşmaya başlar.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Mevlana dediğiniz Celalettin denen adam mistik uyuşuğun tekidir. Bu gerinin evrimi benimsediği gibi koskoca bir yalanı söylerken iğne ucu kadar da olsa bir dayanağınızın olması gerekir. Kulaktan dolma efsaneleri fikir zannediyor, bir de bunun üzerine iddia kuruyorsunuz. Boş işlerin boş gezeni olmak böyle bir şey işte...

Yalan bari söylemeyin de küçülmeyin iyice. Celalettin denen, sizin mevlana dediğiniz, nerde evrimi anlatmış? Hangi ifadesiyle?

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Ben bu konuya katılmıyorum. Teist tanrıları evrimle yok edilebilir ama non teistlerin tanrıları farklı.onları daha bilimsel ve farklı yöntemlerlede ele almak gerekiyor .

Non teistlerin kendi tanrilari bile evrim geçiriyor. Gerisini siz düşünün :D

tarihinde ateistdusunce tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Tartışmaya katıl

You can post now and register later. If you have an account, sign in now to post with your account.

Misafir
Bu konuyu yanıtla

×   Yapıştırdığınız içerik biçimlendirme içeriyor.   Biçimlendirmeyi Temizle

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Your previous content has been restored.   Clear editor

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

Yükleniyor ...

  • Konuyu Görüntüleyenler   0 kullanıcı

    Sayfayı görüntüleyen kayıtlı kullanıcı bulunmuyor.

×
×
  • Yeni Oluştur...