Jump to content

BİG BANG'İN FİZİĞİ


Recommended Posts

Belirsizlik ile yasa kavramları birbirine zıt kavramlardır. Tıpkı maddedeki değişim ve dönüşümleri ifade ederken yaptığımız gibi.

Doğada her şey değişir. Değişmeyen bir şey varsa bu değişim ilkesidir. Gibi.

Demek istediğim; belirsizliğe yasa demek zaten baştan paradoksu kendi elimiz ve isteğimiz ile yaratmak demektir.

Belirsizlik ismi üstünde. Hiçbir kalıba sığmayan, ne olacağı belli olmayan, kafasına göre takılan, önceden öngörülemez, olacağına varan vs anlamlarında içi boş bir kavramdır. Hani şu dincilerin, "o zaman yokluğunu ispat edin" demesi gibi.

Halbuki yasa; Belli kriterlere göre belli davranışların sergilenmesi demektir. Suyun belli derecede kaynaması, demirin erimesi vs. gibi. Suyun boğması, ateşin yakması gibi.

Hep söylerim. Bizler madde davranış biçimlerinden yasa üretiriz. Bu yasalarla maddenin huyunu suyunu bilir ve tanımlarız.

Belirsizlik; maddenin huyunu suyunu bilmemek demektir. Mikro düzeydeki madde davranışlarına bakarak ve bu davranışlara bir neden bulamamaktır. Bu yetersizliğimizi yasa şekline getirerek problemden kurtulmak isteriz.

"her şey belirsizlik yasasına tabidir" veya "Olur böyle şeyler" tarzında bir yorum gibi.

Belirsizlik bize ilişkin bir yasadır. Bilemeyecek, hesap edemeyeceklerimizi içerir.

Bizleri, hatta bilimi ilgilendiren, bileceklerimiz ve hesap edebileceklerimiz olmalıdır.

Sevgiler.

Link to post
Sitelerde Paylaş
  • İleti 216
  • Created
  • Son yanıt

Top Posters In This Topic

Belirsizlik ile yasa kavramları birbirine zıt kavramlardır. Tıpkı maddedeki değişim ve dönüşümleri ifade ederken yaptığımız gibi.

Doğada her şey değişir. Değişmeyen bir şey varsa bu değişim ilkesidir. Gibi.

Demek istediğim; belirsizliğe yasa demek zaten baştan paradoksu kendi elimiz ve isteğimiz ile yaratmak demektir.

Belirsizlik ismi üstünde. Hiçbir kalıba sığmayan, ne olacağı belli olmayan, kafasına göre takılan, önceden öngörülemez, olacağına varan vs anlamlarında içi boş bir kavramdır. Hani şu dincilerin, "o zaman yokluğunu ispat edin" demesi gibi.

Halbuki yasa; Belli kriterlere göre belli davranışların sergilenmesi demektir. Suyun belli derecede kaynaması, demirin erimesi vs. gibi. Suyun boğması, ateşin yakması gibi.

Hep söylerim. Bizler madde davranış biçimlerinden yasa üretiriz. Bu yasalarla maddenin huyunu suyunu bilir ve tanımlarız.

Belirsizlik; maddenin huyunu suyunu bilmemek demektir. Mikro düzeydeki madde davranışlarına bakarak ve bu davranışlara bir neden bulamamaktır. Bu yetersizliğimizi yasa şekline getirerek problemden kurtulmak isteriz.

"her şey belirsizlik yasasına tabidir" veya "Olur böyle şeyler" tarzında bir yorum gibi.

Belirsizlik bize ilişkin bir yasadır. Bilemeyecek, hesap edemeyeceklerimizi içerir.

Bizleri, hatta bilimi ilgilendiren, bileceklerimiz ve hesap edebileceklerimiz olmalıdır.

Sevgiler.

Belirsizlik bizle ilgili değil sevgili Drekinci.

Doğa ile ilgili. Doğa bilemiyor. Sanki bilmek istemiyor.

Bizim için bilgisizlik vardır. Doğa için olan belirsizlik çok farklı bir ilkedir.

Fizik kanunlarının evrenin her yerinde aynı olduklarını biliyoruz. Buna dayanarak belirsizliğin de kesin olmasını bekliyoruz.

Ama o zaman belirsizlik ilkesi, belirsizlik olmaktan çıkar.

Sen mantığını kullanarak böyle bir sonuca varıyorsun. Ama doğada insan mantığı işe yaramıyor. Çok yetersiz kalıyor.

Link to post
Sitelerde Paylaş

Daha önceki iletimde doğa nın ne olduğunu sormuştum. Hani big bang dan önceki yarım foton borç alan borcuna sadık kalmayıp evreni yaratan "doğa." Ne menem demiştim. Hakkında hiçbir şey söyleyemeyeceğimiz bir zaman ve mekana ilişkin ne söylesek uydurma ve palavra olur. Ne yazık ki böyle zaman ve mekan hakkında pek çok şey söyleme heveslileri de çok.

Şimdi de doğaya bilinç atfediyorsun. Bizim bilincimiz dışında doğanın bir şey bilmediğini, bilmek istemediğini söylüyorsun.

Canım doğada (bizden başka) bilinç mi var? Doğa zaten bilinçsiz. sanki birşeyler bilmek istiyor da bilemiyor.

Fizik kanunları da, madde olduğu yerde geçerlidir. Maddesiz yerde kanun manun un hükmü olmaz. Hani kağıt üzerinde kalan sosyal yasalar gibi. uygulayacak kimse yoksa kanun da yoktur.

"Doğada insan mantığı işe yaramıyor" insan mantığı ürünü değil mi?

İşe yaramayan insan mantığından. fizik yasaları, belirsizlik yasası, quantum yasaları nasıl çıkmış da yüzdeyüz eminmişsin gibi savunuyorsun.

Bu konuyu daha önceleri de tartışmıştık.

Sonucunu hatırlatayım.

Ne aradığını bilmediğin gibi nerede aradığını da bilmiyorsun.

Link to post
Sitelerde Paylaş
Hakkında hiçbir şey söyleyemeyeceğimiz bir zaman ve mekana ilişkin ne söylesek uydurma ve palavra olur.

Sevgili Drekinci siz de bilirsiniz ki bilimsel verilere göre yapılan spekülasyonlar uydurma ve palavra değidir. Victor Stenger'in Bigbang öncesine ilişkin spekülasyonunu Bilim Tanrıyı Buldu mu? adlı kitabından kısaltarak veriyorum:

Fizik ilkeleri temel düzeyde zamandaki bir simetriye işaret etmektedir vegeçmiş için geçerli olanın gelecek için de geçerli olduğunu öngörmektedir.

Zaman ve uzay, zaman ekseninin hem pozitif hemde negatif taraflarında bulunur.

Fiziğin hiçbir temel ilkesi zamandaki bir yönü diğer yöne karşı yeğlemez; zamanın tersinirliğini, kusursuz zaman simetrisini engellemez.

Öte yandan, eğer gerçekçi fizikçinin saatin tiktaklarının sayısı olan zamanın işlemsel tanımını kullanırsak, gerek geçmişte gerekse gelecekte zamanın sayılara dökülemeyen bir sonsuzluğunu eldeedebiliriz. Yani, hem geçmişte hem de gelecekte sonsuz olarak akan bir süreç olarak zamanı düşünebiliriz.

Zaman oku evrenin temel bir özelliği değildir;çok sayıda parçacığı içeren sistemler için geçerli olan istatistiksel bir kavramdır.

Atomik geçişler ve çekirdeğin bozunması gibi kuantum olguları öncel bir neden olmaksızın gerçekleşirler. Kuantum mekaniği, şu ana kadar, söz konusu nedenlerin varlığına ilişkin bir işaret sunamamıştır. Kuantum dünyasında,zamanın tersinirliği olgusu daha kabul edilebilir görünür. Öyle ki pek çok kuantum olgusu geriye doğru nedensellik sergiler; yani gelecek geçmişi etkiler.

Einstein'in denklemleri, madde ve enerjiden yoksun ama sıfırdan farklı bir kozmolojik sabite sahip bir evren için yazıldığında, t=0 ın her iki yanında da üstel bir biçimde artan bir genişleme elde edilir. Buna göre t=0 diye adlandırdığımız başlangıç anı, evrenin olabildiğince küçük zamanıdır ve zaman ekseninin her iki yanı da başlangıç noktasından uzaklaşmayı gösteren bir oka sahiptir. Başlangıçtan önceki evrende bulunan bir gözlemcinin bakış açısına göre, onun kendi geleceği (artan entropinin yönü) bizim geçmişimize doğrudur.

Peki evrenin bu yolları birbirlerinin bir tür ayna görüntüleri gibi özdeş midir? Fizik bütünüyle determinist olmadığı sürece hayır, ki fiziğin böyle olmadığını biliyoruz. Her biri kendi yolu içinde ayrı evrenler.

Benim bu görüşüm salınan evren senaryosuyla karıştırılmamalıdır. O senaryoda evren negatif toplam enerjiye sahip olduğundan,sonunda büyük çökme ve ardında başlayan büyük patlamaya dayanıyordu. Salınım yapan evrende zaman oku yine aynı yönde ilerler.

Temelde bir bütün olarak evren, hiçbir yöne ve zaman okuna sahip olmaksızın, eksi sonsuzdan artı sonsuza doğru her yönden ilerleyen zaman simetrisine sahiptir. Aslında başlangıç kavramı, zaman simetrisine sahip bir evren için anlamsızdır. Öyle ise t=0 biricik bir zaman olmayıp, şişen büyük patlamanın başladığı, zaman eksenindeki herhangi bir bir noktayı gösterir.

t=0 ın çok yakını kuantum alanı olduğundan orada ne olduğunu anlayamayız. Çünkü kuantum mekaniği ile genel göreliliğin birleşmesinden oluşacak bir kuantum kütle çekimi kuramı henüz ortaya konulamamıştır. Oysaki ( şimdi de içinde olmak üzere) zaman eksenindeki her nokta böyle küçük bir zaman aralığı ile kuşatılmıştır. Genel görelilik bir kuantum kuramı olmayıp Planck zamanı ve Planck uzaklığında işlemez; kuantum kütle çekimi etkileri ise bu alanda önemlidir.

tarihinde osho tarafından düzenlendi
Link to post
Sitelerde Paylaş

Sevgili osho, alıntıladığın cümlem ile yazdıkların arasında bir bağıntı bulamadım.

Bilinmeyenlere, bilinenler üzerinden gidilir. Yani ayaklarını sağlam yerlere basarak ilerlenir. Ayakların hiçbir yere basılmadığı alanlar için söyledim ben o sözleri. Bilinmeyen alanlar için hayal gücü ile insanlar çok şey söyler. Biliyormuş gibi söyler. Ama ben onlara kulak asmam.

Şimdi senin iletilerinde de ayakları sağlam yere basanlar varsa. Bir diyeceğim yok. Tamamen hayali bir alan içinden bir şeyler söylüyorsan, ona da bir diyeceğim yok. İstediğin kadar söyle, ama benim gibilerin inanmasını bekleme.

Sevgiler.

Link to post
Sitelerde Paylaş

Sevgili Drekinci

Bu spekülasyonu ileri sürüşümün nedeni; bilimsel spekülasyonların diğer (uydurma ve palavra) spekülasyonlarla bir tutulmaması. Çünkü spekülasyon yapılmadan bilim yapılamaz. Hatta sadece spekülasyon yapmakla da olmaz bir bilim insanı yaptığı spekülasyona ciddi olarak inanması gerekir.

Einstein'in özel ve genel görelilik e ilişkin (Newton'un Kuramlarına ve o zamanki sağ duyuya aykırı olarak) kendi spekülayonuna sarsılmaz inancı olmasa idi o kadar yorucu ve uzun çalışmalara katlanamaz ve özel ve genel görelilik kuramını ortaya koyamazdı. Yukarıda astığım Stenger'in spekülasyonunun dayanağı Einstein'in Genel Görelilik Kuramı dır ve Bigbang öncesine açıklama getirmektedir. Dolayısıyla Bigbang öncesi hakkında bir şey söylenemez, palavra olur denilse bilim adına haksızlık edilmiş olur; ama tabii ki Bigbang öncesine ilişkin bütün (Stenger'inki de dahil) yorumlar bilimsel veriler göz önüne alınarak eleştirilebilir. fakat tekrar ediyorum Bigbang öncesi hakkında bir şey söylenemez, palavra olur denilse hem bilim adına haksızlık edilmiş olur, hem de bilimsel spekülasyonlara set çekmekle bilim en önemli teşvik kaynağından yoksun bırakılmış olur.

Link to post
Sitelerde Paylaş

Sevgili Drekinci

Bu spekülasyonu ileri sürüşümün nedeni; bilimsel spekülasyonların diğer (uydurma ve palavra) spekülasyonlarla bir tutulmaması. Çünkü spekülasyon yapılmadan bilim yapılamaz. Hatta sadece spekülasyon yapmakla da olmaz bir bilim insanı yaptığı spekülasyona ciddi olarak inanması gerekir.

Einstein'in özel ve genel görelilik e ilişkin (Newton'un Kuramlarına ve o zamanki sağ duyuya aykırı olarak) kendi spekülayonuna sarsılmaz inancı olmasa idi o kadar yorucu ve uzun çalışmalara katlanamaz ve özel ve genel görelilik kuramını ortaya koyamazdı. Yukarıda astığım Stenger'in spekülasyonunun dayanağı Einstein'in Genel Görelilik Kuramı dır ve Bigbang öncesine açıklama getirmektedir. Dolayısıyla Bigbang öncesi hakkında bir şey söylenemez, palavra olur denilse bilim adına haksızlık edilmiş olur; ama tabii ki Bigbang öncesine ilişkin bütün (Stenger'inki de dahil) yorumlar bilimsel veriler göz önüne alınarak eleştirilebilir. fakat tekrar ediyorum Bigbang öncesi hakkında bir şey söylenemez, palavra olur denilse hem bilim adına haksızlık edilmiş olur, hem de bilimsel spekülasyonlara set çekmekle bilim en önemli teşvik kaynağından yoksun bırakılmış olur.

Link to post
Sitelerde Paylaş

Bu arada Hacı arkadaşımızın anlattığı nedensiz kuantum dalgalanmasının evreni doğurduğuna ilişkin görüş, günümüz kozmologları arasındaki ortak görüştür. Şişme teorisi de Stenger de dahil birçok bilim insanlarınca benimsenen , yani bilimsel verilere dayanan ve tabii ki eksiklikleri olan bir teoridir.

Bunlar nasıl palavra ve uydurma olarak nitelendirilebilir.

Sevgiler

Link to post
Sitelerde Paylaş

Günümüz bilgisayarları. Belli bir program uyarınca, başlangıç verileri girildiğinde, sonraki zamanlar neler olabileceğini ortaya koyabiliyorlar. Evrenin bir noktadan enflasyon ile şiştiğini kabul ettikten sonra. Bu şişmeye uygun bir program hazırlayıp başlangıç verilerine de girdiğinizde planck zamanından günümüze kadar neler olabileceğini program ortaya koyabilir. Eğer günümüze uygun bir sonuç çıkmaz ise bu kez başlangıç verileri değiştirilebilir. vs vs.

Sevgiler.

Link to post
Sitelerde Paylaş

Dediğinizin bir benzerini zaten Stenger yapmış, buna itiraz yok

Evrenin bir noktadan enflasyon ile şiştiğini kabul ettikten sonra.

Kuantum dalgalanma ve şişme teorosi bilim dünyasınca kabul gören bir teoridir; sözdebilimcilerin içi boş idiaları gibi değildir; onlar gibi hafife alınmamalıdır; bilimsel tutarsızlığı varsa onlar gösterilmelidir; yani eleştirdiğim nokta bilim dünyasında yayınlanan bilimsel spekülasyonların sözdebilim gibi çok hafife alınması. Böyle bir tutumda olacağınıza inanmasam da forumu izleyen diğer insanlar adına düşüncelerimi dile getirdim.

Sevgiler

Link to post
Sitelerde Paylaş

Günümüz bilgisayarları. Belli bir program uyarınca, başlangıç verileri girildiğinde, sonraki zamanlar neler olabileceğini ortaya koyabiliyorlar. Evrenin bir noktadan enflasyon ile şiştiğini kabul ettikten sonra. Bu şişmeye uygun bir program hazırlayıp başlangıç verilerine de girdiğinizde planck zamanından günümüze kadar neler olabileceğini program ortaya koyabilir. Eğer günümüze uygun bir sonuç çıkmaz ise bu kez başlangıç verileri değiştirilebilir. vs vs.

Sevgiler.

Sevgili Drekinci.

Bunlar zaten yapılmış. Yapılmadan geriye doğru gitmek ve Big Bang anının 10^-44 saniyesine ulaşmak mümkün değil.

Bütün bunlar bilimsel simülasyonla başarılıyor.

Ama onların hiçbirinin gerçekten vuku bulmuş olan bir olayı doğru olarak yansıtmadığını biliyoruz. Hatta bundan eminiz.

Doğru olmaları mümkün değil. Çünkü değişgenleri sonsuz..

Yine de bilimsel olarak kabul edilen simülasyonlar.. Bu aşamada bilimin onları kabul etmesinden başka çaresi yok.

Bilimin elinde değil.

Link to post
Sitelerde Paylaş
  • 5 months later...

Günümüz bilgisayarları. Belli bir program uyarınca, başlangıç verileri girildiğinde, sonraki zamanlar neler olabileceğini ortaya koyabiliyorlar. Evrenin bir noktadan enflasyon ile şiştiğini kabul ettikten sonra. Bu şişmeye uygun bir program hazırlayıp başlangıç verilerine de girdiğinizde planck zamanından günümüze kadar neler olabileceğini program ortaya koyabilir. Eğer günümüze uygun bir sonuç çıkmaz ise bu kez başlangıç verileri değiştirilebilir. vs vs.

Sevgiler.

Böyle tam bir simülasyon yok, hayal dahi edilemez.

Evrendeki atom altı parçacık sayısını bırakalım, atom sayısı kadar bile bilgi işleyecek bir sistem yok.

Başlangıç koşullarını bırak hoşuna gitmezse değiştirmeyi, ne olduğunu bilmediklerinden tekillik denir.

Ayrıca diyelimki bildin ve girdin, bilgisayarında evrendeki bütün parçacıkları simüle edebiliyor. Ne olacak, determinist bir evrenimiz yok nasılsa?

Her defasında farklı sonuçlar alacaksın.

Link to post
Sitelerde Paylaş
  • 1 month later...

hacı bir dediğin diğerini tutmuyor, sana ait 2 iletiyi asıyorum:

1. Big Bang basit bir patlama değildir. Çünkü biliyoruz ki her patlamada madde etrafa rastgele dağılır. Big Bang sırasında madde etrafa düzensiz ve rastgele bir şekilde dağılmamıştır. Aslında patlama aynı zamanda yaratılıştır. Var olan bir madde patlamamıştır. Genişleyerek patlayan false vacuum denen bir yalancı zerredir. Evren belki yoktan var olmamıştır ama, yok denecek kadar küçük ve önemsiz bir zerrenin genişlemesinden ortaya çıkmıştır. Ama bu basit, rastgele ve düzensiz bir patlama değildir. Big Bang son derece düzenli bir patlamadır.

2. Big Bang mevcut düzenin bozulduğu anı simgeliyor. Ondan önce entropi sıfır.

Ama Big Bang'den hemen sonra çok büyük bir düzensizlik ortaya çıkıyor.

Enerji maddeye dönüşüyor ama ısı enerjisi çok yüksek olduğundan o madde henüz atomlar şeklinde düzenli bir yapı arzetmiyor.

Bu süreç 300-500 bin yıl kadar sürüyor ve bu süre içinde evren giderek soğuyor.

Ve parçacıklar hidrojen, helyum, lityum ve berilyum atomları ve onların izotopları şeklinde organize olmaya başlayınca yen bir düzen ortaya çıkıyor.

Link to post
Sitelerde Paylaş

Koca bir kainat olan zerreye yok denecek kadar diye bir sıfat takmak akla mantığa ters bir şey.

Bu konuyu nedense kimse anlamıyor pek. Hatta bazı kozmologlar bile. Ha, kitap filan yazan sağlam adamlardan bahsetmiyorum, ihtisası kozmolog olanlardan bahsediyorum.

big bang öncesi tekillik. Bu tekillik nerde var olur, olabilir? buna gösterilebilecek en iyi örnek kara deliklerdir. Kara deliğin merkezi de aynı şekilde tekillik demektir.

Eğer orada bir şey yoksa, yokluksa o, o zaman karadelik hiç bir şeyi çekip yutamaz. Olmayan şeyin çekim kuvveti de olmaz. Fakat o noktanın hacmi sıfırdır, yok mudur yani?

Big bang öncesi için bir öngörüde bulunmak mümkün ama, bunu delillendirmek olası değil. Bazıları denize düşmüş yılan gibi false vacuum'a sarılıyor ve bunu bir gerçeklik gibi sunuyor, zaten abes olan bu. False vacuum olayı olabilir, mümkündür ama yeterli ve kesin açıklama değildir.

1950'lerin bilgisini toplarsan, önüne big bang çıkar. Ama 2000'lerin bilgisini eklersen, buna kainatın çapı, kara madde ve kara enerji dahil, maalesef olay big banga ulaşmaz.

Şu an sorunlar var ortada. Kainat fazla büyük. Kırmızıya kayma uzaklaşma demek olmayabilir. Kainatın homojenliği olması gerektiği gibi değil. Kara madde denen bir muamma var, bu varken big bang gerçekleşemez. Kara enerji denen bir muamma daha var, bu varkende big bang önce tekillik hali gerçekleşemez.

Yani, kara enerji olmasaydı, kainat bir tekillk haline gelebilirdi. Ama kara enerji bunu imkansız kılar.

Kara madde olmasaydı, o tekillik patlayıp kainat olabilirdi, ama kara madde varsa o patlama asla gerçekleşemez.

Bunlar ortadayken, gidip false vacuum gibi daha uçuk meseleleri ortaya getirmek, bir egzersiz olarak çok iyi ama gerçeği bulmak adına, bilim adına yeterli bir şey değil.

Mesela, iki kainat düşün, boyutları farklı düzlemler halinde ve çarpışarak içiçe geçtiklerini düşün. Boyutların birleştiği nokta, bizim kainatımız olabilir. bizim genişleme dediğimiz ve bunu körükleyen kara enerji, o iki farklı kainatın hareketinin ta kendisi olabilir. Kara madde dediğimiz şeyse, bilffil farklı bir boyutta olup göremediğimiz diğer kainatın ta kendisi olabilir.

Olabilir, olabilir, spekülasyon sadece. Ama big bangta artık -maalesef- bir spekülasyon halinde.

Link to post
Sitelerde Paylaş

Big Bang günümüzde evrenin varlığını açıklayan en bilimsel teoridir.

Yerine yeni bir teori geliştirilememiştir.

Big Bang'i reddetmek bilimi reddetmekle özdeştir.

Bir teori başka bir teori ile yer değiştirerek yok edilir.

Henüz Big Bang'i yok edecek bir babayiğit ortaya çıkmamıştır.

Link to post
Sitelerde Paylaş

bu bilgi için teşekkürler sevgili hacı.

felsefenin yetmediği yerleri fizik çok güzel açıklıyor.

Bilim neden sorusuna cevap veremez.En fazla nasıl sorusuna cevap verir. Çünkü bu felsefenin alanıdır.

Dolayı ile felsefenin yetmediği yerleri fizik açıklıyor demek doğru bir tespit değildir

Link to post
Sitelerde Paylaş

@hacı

Paralel evrenlerin birbirleri ile çarpışarak yeni bir evren oluşturması , yani evrenimizin diğer evrenlerin çarpışması ile meydana gelen big bang ile oluşması bu anlatılan falsevacuum olayının neresinde ?

Paralel evrenlerin olduğu artık bütün bilim dünyasında kabul edilen bir olgu.Ve evrenimizin paralel evrenlerden meydana geldiği de söyleniyor .

Tam olarak anlayamadığım için soruyorum.

Link to post
Sitelerde Paylaş

@hacı

Paralel evrenlerin birbirleri ile çarpışarak yeni bir evren oluşturması , yani evrenimizin diğer evrenlerin çarpışması ile meydana gelen big bang ile oluşması bu anlatılan falsevacuum olayının neresinde ?

Paralel evrenlerin olduğu artık bütün bilim dünyasında kabul edilen bir olgu.Ve evrenimizin paralel evrenlerden meydana geldiği de söyleniyor .

Tam olarak anlayamadığım için soruyorum.

Paralel evrenlerin kabul edildiği falan yok.

Bu bir iddia.. Ortaya atıldıktan sonra üzerinde tartışılıyor ve bir süre sonra gerçekmiş gibi bir durum ortaya çıkıyor.

Yok öyle şey. Paralel evrenler bir fantezi.

Ama eğer varlarsa, nasıl ortaya çıktıklarını sorabilirsiniz. Mantıklı bir soru.

Evrenin bir yalancı parçacığın false vacuum olması ile ortaya çıktığı iddia ediliyor.

İki evrenin paralel olması için onun ikiye bölünmesi gerekiyor. Bu nasıl olur bilmiyorum.

Aynı yalancı parçacık genişlerken ikiye bölünmek zorunda. Bir yarı bir evreni oluşturuyor, diğer yarı diğer evreni.

Bu konuda hiçbir yazı okumadım. Yepyeni bir alan..

Fena bir soru değil aslında. Cevabını bilmiyorum. Paralel evrenleri açıklamadan önce bunun bir açıklamasını yapmak gerekiyor.

Link to post
Sitelerde Paylaş

Paralel evrenlerin kabul edildiği falan yok.

Bu bir iddia.. Ortaya atıldıktan sonra üzerinde tartışılıyor ve bir süre sonra gerçekmiş gibi bir durum ortaya çıkıyor.

Yok öyle şey. Paralel evrenler bir fantezi.

Ama eğer varlarsa, nasıl ortaya çıktıklarını sorabilirsiniz. Mantıklı bir soru.

Evrenin bir yalancı parçacığın false vacuum olması ile ortaya çıktığı iddia ediliyor.

İki evrenin paralel olması için onun ikiye bölünmesi gerekiyor. Bu nasıl olur bilmiyorum.

Aynı yalancı parçacık genişlerken ikiye bölünmek zorunda. Bir yarı bir evreni oluşturuyor, diğer yarı diğer evreni.

Bu konuda hiçbir yazı okumadım. Yepyeni bir alan..

Fena bir soru değil aslında. Cevabını bilmiyorum. Paralel evrenleri açıklamadan önce bunun bir açıklamasını yapmak gerekiyor.

Paralel evrenler olmasa da , başka evrenlerin de olabileceğini sizde söylemişsiniz. Diğer evrenlerinde bir birleri ile etkileşimi söz konusu olamaz mı ?

http://www.youtube.com/watch?v=36odIjUJUSA

Bu video'da paralel evrenler ile bigbang'in sürekli olarak meydana gelen bir şey olduğundan bahsediyor.Yani evrenler bir birleri ile çarpışarak yeni bir evren meydana getiriyorlar ve M teorisi içinde çok uygun olduklarını söylüyorlar. Bende bu videoyu izledikten sonra merak ettim biraz araştırayım dedim ama çok karışık gerçekten bir türlü taşları yerine oturtamadım.

Yine de teşekkürler. Belki ben farklı kaynaklar bulursam tekrar yazarım buraya

tarihinde hectortr tarafından düzenlendi
Link to post
Sitelerde Paylaş

Tartışmaya katıl

You can post now and register later. If you have an account, sign in now to post with your account.

Misafir
Bu konuyu yanıtla

×   Yapıştırdığınız içerik biçimlendirme içeriyor.   Biçimlendirmeyi Temizle

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Your previous content has been restored.   Clear editor

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

Yükleniyor ...
  • Konuyu Görüntüleyenler   0 kullanıcı

    Sayfayı görüntüleyen kayıtlı kullanıcı bulunmuyor.


×
×
  • Yeni Oluştur...